ḳabışalım tėmiş ötü[ken](...) -m tėmiş (...)[toḳu?]z [ya]ŋı[ḳa] sü yorıdım .
o
/u .. totoḳ başın çik tapa bıŋa ı<d>tım işi yėr tapa az ar ı<d>tım kör tėdim ḳır …
ḳabışalım tėmiş ötü[ken](...) -m tėmiş (...)[toḳu?]z [ya]ŋı[ḳa] sü yorıdım . o/u .. totoḳ başın çik tapa bıŋa ı<d>tım işi yėr tapa az ar ı<d>tım kör tėdim ḳırḳız ḳanı kögmen irinte
/uḳ/ḳo/u ... b‘ .... y . r ..., anta . [ya]na ... ı/i .... s m -de tuġın .. tılı …
ı/i ... o/uḳ/ḳo/u ... b‘ .... y . r ..., anta . [ya]na ... ı/i .... s m -de tuġın .. tılıg ....s ḳabışıp m ... in bir otuzḳa ben .. o/u . k'r .... -miş ö/ür . [ü]ç o[tuz]ḳa anta sançdım yarış aġulıg ara yit? başınt<a> ara?
… ... ı/i .... s m -de tuġın .. tılıg .... / s ḳabışıp m ... in bir otuzḳa ben ..
o
/u . k'r .... -miş ö/ür . [ü]ç o[tuz]ḳa anta sançdım yarış aġulıg ara yit? başın …
ı/i ... o/uḳ/ḳo/u ... b‘ .... y . r ..., anta . [ya]na ... ı/i .... s m -de tuġın .. tılıg ....s ḳabışıp m ... in bir otuzḳa ben .. o/u . k'r .... -miş ö/ür . [ü]ç o[tuz]ḳa anta sançdım yarış aġulıg ara yit? başınt<a> ara?
:t t(e)ŋrig yetmiş tümen bere süŋü teg kılıp ş(i)mnu başın süŋü başın[ta] tükell …
ol ok o:t t(e)ŋrig yetmiş tümen bere süŋü teg kılıp ş(i)mnu başın süŋü başın[ta] tükellig bolup ol m(e)ŋigü tirig öz kertü yolka orukka ögrünçün tegiŋ kim sizler anı üçün okıtmış boltuŋuzlar
:t kurug otuŋug köyür-gürçe t(a)kı k(a)ltı balak suv içre yüzerçe k(a)ltı urug e …
k(a)ltı o:t kurug otuŋug köyür-gürçe t(a)kı k(a)ltı balak suv içre yüzerçe k(a)ltı urug evin yöpük yėrde örerçe ançulayuma az yek etöz içre inçe küçlüg bolur
Manichaica I-III · T II D 173d-359–365 ·
metinde göster ·
amarıları öŋre ajunta beg işi bolup er at kul küŋleri--niŋ aş ton yėgü içgülerin istiler o layıg kılınç küçinte amtı bu kentü bögrelerin aġır yükçe eŋinlerinte yüde örtenü yala yorıyurlar..
Maitrisimit Nom Bitig (Hami) · Mai.Tek.075.53–58 ·
metinde göster ·
… umas nerse üze ol ḳaçan kim ıḍsa anı keldürmes bir eḍgülük nek tüz bolur mu ol
o
1 kim fermanlasa könilik ol köni yol üze ol
76 toḳıdı taŋrı bir mesel iki er birle ikide biri aġın ol umas nerse üze ol ḳaçan kim ıḍsa anı keldürmes bir eḍgülük nek tüz bolur mu ol o1 kim fermanlasa könilik ol köni yol üze ol
Bânî-i sâbi‘: Binâ-yı şehr-i Makdon hakkında cemî‘i müvverrihân-ı mütekaddimîn tahrîrleri üzre İslâmbol sûrunun ve Ayasofya binâsının keyfiyyet-i binâsı bu yüzden tafsîl [ü] beyân ederler kim yedinci 10b kerrede ta‘mîr [ü] termîm eden Ebü'l-beşer Hazret-i Âdem Safî aleyhi's-selâm vech-i arza hübût etdükden sonra beş bin elli iki sene mürûr etdükde Yanko ibn Mâdyân'ın nebîresinden Vezendon nâm bir pâdişâh-ı zîşân zuhûr edüp cihâna ferr ü şevket salup cemî‘i memâlik-i Rûm'a ve bilâd-ı Frengistân ve Kızılelma'ya ve diyâr-ı Alman'a ve Karaman ve Yûnâniyan'a ve Bahr-i Rûm içre ve Ummân [u] Okyûnûs'da olan cümle cezâyirâta ve sâhil-i bahreynde olan bi'l-cümle memâlik-i mahrûse kılâ‘lara hükmü câri olup bi't-tamâm mülûk-i âfâk fermânına râm oldukdan sonra şehr-i Makdon'a gelüp gördü kim dedesi Yanko'nun binâ etdüği o şehr-i kadîm harâb [ü] yebâb olmuş, hemân sâ‘at Makdon'da meks edüp cemî‘i hukemâ ve kehene ve âsafları ile meşveret edüp cümle memâlik zabtı içün İslâmbol'u tahtgâh edinmek içün binâsına şürû‘ etdükde rû-yı arzda fermân-beri olan pâdişâhlara haber gönderüp her diyârın ilm-i hendesede üstâd-ı kâmil mi‘mâr ve ummâl ve bennâlarından on kerre yüz bin âdem cem‘ olup tâli‘-i imâreti seretân olsun deyü tenbîh edüp Edirnekapusu cânibinde bir rasad peydâ edüp bir mîl minâre üzre bir nâkûs ihdâs edüp âmâde idi. Sa‘d sâ‘at oldukda ol çanı çalup cemî‘i bennâlar ellerinde olan taş ve kireçleri zemîne bırağup esâs etmeğe muntazır dururlardı. Hikmet-i Hudâ bir leylek bir yılanı şikâr edüp ber-hevâ âşiyânına getirirken ol yılan leylek murgunun minkârından rehâ bulup hikmet-i Rabbânî mezkûr rasad çanının üzerine yılan düşünce çan çalınup cemî‘i ummâllar ellerinde olan hacerâtları ve cibs-i Horasânîleri zemîne bırağup tarfetü'l-ayn içre esâs-ı sûr bir zirâ‘-ı melikî zemînden âlî oldu. Cemî‘i müneccimîn ve kehhânîn
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 10a–10b ·
metinde göster ·
… Yûnânı ve lisân-ı Latini anlardım. Ve hakîr Simyon'a Şâhidî Lügatı'n okudurdum.
O
bize Aleksandıra ya‘nî İskender-i Zülkarneyn Târîhi'n okudurdu. İskender Târîhi …
Bu hakîr-i pür-taksîrin dükkânlarında zergerlik eder kefere Simyon, Yanvan Târîhi'n okudukca istimâ‘ edüp hâtır-nişânımız idi. Zîrâ anlar ile âlem-i sabâvetden beri ülfetimiz sebebiyle ve reşîd ü necîb olmamız cihetiyle fesâhat [ü] belâğat üzre lisân-ı Yûnânı ve lisân-ı Latini anlardım. Ve hakîr Simyon'a Şâhidî Lügatı'n okudurdum. O bize Aleksandıra ya‘nî İskender-i Zülkarneyn Târîhi'n okudurdu. İskender Târîhi'nde dahi Rûm kayâsıralarının ecdâdı Amlâk'a ve Sâm'a ve Hazret-i Nûh'a müntehîdir ve's-selâm.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 23a ·
metinde göster ·
"Bu Evliyâ'nın okuduğu murabba‘ı benim nedîmim Mûsâ garîbim içün etmişdim.
O
Mûsâ benim nedîm-i hâsım ve yâr-ı gâr-ı gam-güsârım idi. Bir kaç sene mukaddem …
"Bu Evliyâ'nın okuduğu murabba‘ı benim nedîmim Mûsâ garîbim içün etmişdim. O Mûsâ benim nedîm-i hâsım ve yâr-ı gâr-ı gam-güsârım idi. Bir kaç sene mukaddem bir gün ol nâ-resîde mazlûmı Receb Paşa lalama gönderdim. Ol dahi zorba eşkıyâlara ığmâz-ı {ayn} edüp katl etdiler ve leşin Atmeydânı'na atdılar. Bu murabba‘ı anın hakkında mersiye olmak üzre etmiş idim. Hele görsen idi ey Mîrgûne Hân böyle zarîf, nüktedân ve necîb ü reşîd tîz-fehm sâhib-i iz‘ân bir hidmetkâr-ı mahbûb-ı cihâna ilâ-hâze'l-ân mâlik olmadım. Bî-günâh eyle mazlûmu zâlimler şehîd etdiler" deyince bu cevâba karşılık Mîr dahi germiyyet-i keyf ile,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 70b ·
metinde göster ·
… etse ol minârenin zirve-i a‘lâsından öte tarafda zemîne cirid nüzûl edince bir
o
kadar menzil dahi gidüp ihtimâldir Tavukbâzârı'nda Dikilitaş'a düşerdi. Hakkâ k …
Ve bundan mâ‘adâ ilm-i hendese üzre hisâb olunsa ol cirid minâre depesindeki gurâba isâbet etmeyüp ubûr etse ol minârenin zirve-i a‘lâsından öte tarafda zemîne cirid nüzûl edince bir o kadar menzil dahi gidüp ihtimâldir Tavukbâzârı'nda Dikilitaş'a düşerdi. Hakkâ ki dilberâne bâzû-yı tüvânâ idmânıdır kim mu‘cize mertebesidir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 72b ·
metinde göster ·
kân-ı sıdk u safâ / Râh-ı Hakka kılup hazîne fedâ / Kıldı bu çeşme-i latîfi bin …
Ser-hâzin Ağa-yı âlîşânMustafâ nâm o kân-ı sıdk u safâRâh-ı Hakka kılup hazîne fedâKıldı bu çeşme-i latîfi binâDedi târîhini Fedâyî anınSelsebîl oldu bu behişt-me’vâ.Sene (---).
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 96a ·
metinde göster ·
… cılar câmi‘ine hatîb olup bir gün vakt-i zuhr ezânın, iktizâ hasebiyle minâreye
o
örf izâfetiyle çıkup ezân-ı mâhûr okurken hemân bir caylak murgı âşiyânından pe …
Ba‘dehu devlet-i Sultân Mustafâ Hân'da Kazancılar câmi‘ine hatîb olup bir gün vakt-i zuhr ezânın, iktizâ hasebiyle minâreye o örf izâfetiyle çıkup ezân-ı mâhûr okurken hemân bir caylak murgı âşiyânından pervâz urup Zâkirî Efendi'nin başından ol imâmesin kapup minârenin tâ zirve-i a‘lâsında alem üzre koyup alem üzre bir alem olup halk-ı âlem temâşâ ederlerdi. Kâmil bir hafta durup pâdişâh ma‘lûmu olup Zâkirî Efendi huzûr-ı Mustafâ Hân'a varup sergüzeşt-i destârın nakl edüp ol gece mevlûd-ı şerîf ve niçe ilâhiyyât ve zikr-i tesbîh tilâvet 112a edüp Mustafâ Hân bunlara bir kîse altun ihsân etdükde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 111b–112a ·
metinde göster ·
kim / Şîr-dildir Esedullâh denildi ana nâm / Çün tamâm oldu bu câmi‘ dedi hâtif …
Ser-i bevvâb-ı derî pâdişeh-ı âlem o kimŞîr-dildir Esedullâh denildi ana nâmÇün tamâm oldu bu câmi‘ dedi hâtif târîhCâmi‘-i hâs olup oldu bu câ-yı ubbâd.Sene 1000.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 123b ·
metinde göster ·
… eş taşıdır. 131a Gayrı taş ol âteş-i Nemrûd'a tahammül etmek ihtimâli yokdur.
O
cezîreye mahsûs hacer-i sebiz-gûndur. Bu ocağın altı boşdur ve üzeri kubbedir. …
Evsâf-ı furun-ı tuç: Bu furun mezkûr kârhâne içre iki yerde binâ olunmuş kubbe furunlardır kim cânib-i erba‘ası (---) cezîresinde hâsıl olur âteş taşıdır. 131a Gayrı taş ol âteş-i Nemrûd'a tahammül etmek ihtimâli yokdur. O cezîreye mahsûs hacer-i sebiz-gûndur. Bu ocağın altı boşdur ve üzeri kubbedir. Bu kubbelerin içine kırkar ellişer bin kantâr bakırı ve mâye içün kadîm-i eyyâmda binâ olunmuş pârelenen top kırıkların yerleşdirüp kubbelerden taşra alarkada niçe bin kantâr kalay hâzır ederler. Kâtibleri dahi ne kadar bakır ve ne kadar kalay hâzır olduğu deftere kayd olur. Zîrâ bakırına göre top kâlıbları hâzır ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 130b–131a ·
metinde göster ·
… lar üzre kat-ender-kat bin altmış aded hâneleri ve teferrücgâh yalıları vardır.
O
câmi‘i ve on bir mesâcidi ve yedi mekteb-i sıbyânı ve bir hammâmı ve iki yüz dü …
Ammâ taşra varoş şehri leb-i deryâda bir zıyk yerde daracık bâğsız ve bâğçesiz kayalar üzre kat-ender-kat bin altmış aded hâneleri ve teferrücgâh yalıları vardır. O câmi‘i ve on bir mesâcidi ve yedi mekteb-i sıbyânı ve bir hammâmı ve iki yüz dükkânı ve bir tekye-i Durmuş Dedesi var.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 137a ·
metinde göster ·
Hikmet bu kim bir âdem na‘şı deryâda üç gün durup sonra zâhir olur. Bunlar gark olmadan İslâmbol'dan o şiddet-i akındıyı kesüp Kandîlli bâğçesine varalar, aceb hikmetdir. (---) Hân ve gayrı cân bu hâli görüp gırîv [u] feryâd edüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 137a ·
metinde göster ·
… âl olup bir yalakdan darı malakı yiyüp aslâ ikrâh etmezler. Ammâ ne fermân etse
o
kelb ol ân iş bitirir, âdemi atından endirir, isterse pür-silâh şecî‘ [u] bahâd …
Hattâ Engürü'de tiftik keçisi köpekleri var kim beşer altışar yüz guruşa alındığın biliriz. Çobanların bu kelbler bürâderleridir kim hem-sifâl olup bir yalakdan darı malakı yiyüp aslâ ikrâh etmezler. Ammâ ne fermân etse o kelb ol ân iş bitirir, âdemi atından endirir, isterse pür-silâh şecî‘ [u] bahâdır yiğit olsun.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 168b ·
metinde göster ·