ol antag uzun künün tünün bir altı mıŋ yıl yaş yaşap emgek emgenürler.. üç adrı şişlerig tevip kozlug oylarda südrüyürler temirlig örtlüg yalınlıg kürin temirlig kozlarıg ülüglegeli ayurlar..
Maitrisimit Nom Bitig (Hami) · Mai.Tek.084.47–52 ·
metinde göster ·
Ve bu kapunun atebe-i ulyâsı üzre mihrâb-misâl mermerden
oyma
mukarnas mebrûmlar içre ser-nigûn mermerden lâle-i ibret-nümûnlar ve sanâyi‘ât- …
Ve bu kapunun atebe-i ulyâsı üzre mihrâb-misâl mermerden oyma mukarnas mebrûmlar içre ser-nigûn mermerden lâle-i ibret-nümûnlar ve sanâyi‘ât-ı gûnâ-gûnları yine mermerden zencîr ile musanna‘ âvîzeler var, ilm-i Cemşîd-i çeberşebîr'den haberdâr olan bilür.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 44b ·
metinde göster ·
… erdir, tahtırevânlar üzre dükkânların zer [ü] zîver ile tezyîn edüp ve gûnâ-gûn
oyma
kâğızlar ile münakkaş şem‘-i aselleri zeyn edüp ve cümle bunlar dahi pür-silâh …
Esnâf-ı tâcirân-ı şem‘-i asel: Dükkân 55, neferât yüz, bunlar cümle müslimlerdir, tahtırevânlar üzre dükkânların zer [ü] zîver ile tezyîn edüp ve gûnâ-gûn oyma kâğızlar ile münakkaş şem‘-i aselleri zeyn edüp ve cümle bunlar dahi pür-silâh olup ziynet-i kerr ü fer ile mûmcubaşı ve şem‘hâne nâzırı ve emîni, küheylân atlar üzre rikâb rikâbe ubûr ederler. Ammâ bu mîrî şem‘hâne emîni ve nâzırı cümle mûmculara hâkimdir. Ne kadar balmûmu dökülse bu emînin mührüyle memhûrlanup fürûht olur. İçine yağ ve çam sakızı koyamazlar, hîle ederlerse tecrîm edüp haklarından gelir mazbût esnâfdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 168a ·
metinde göster ·
… arda olan hendese üzre atabeleri zîh zîh pervâzlı ve hurde tasarruflu taşlardan
oyma
dollâb ve kilvî ve medüne ve raf sergenler var kim şimdiki asrın üstâdları ana …
Hikmet-i Hudâ anlara cemî‘i kûh-ı seng-i hârâlar musahhar imiş kim Van kayaların peynir gibi oyup mağaralar etmişlerdir kim her gâra bin aded asker-i çapur girse gâ’ib olur. Hücre hücre kâ‘a kâ‘a dîvânhâneler var kim anlarda olan hendese üzre atabeleri zîh zîh pervâzlı ve hurde tasarruflu taşlardan oyma dollâb ve kilvî ve medüne ve raf sergenler var kim şimdiki asrın üstâdları ana bir tîşe urmada âcizlerdir. Ve cümle mün‘im ve maldâr kavm imişler kim kubbe ve tavân yerlerine ve kemerlerine varak altunu gûyâ elleriyle sığamışlar. Böyle gâr-ı münakkaş ibret-nümûn bir diyârda yokdur. İllâ Şâm yoluyla hacc-ı şerîfe giderken Hazret-i Sâlih'e kayadan bi-emrillah köçeğiyle deve çıkdığı Nâka kayası kurbünde Hazret-i Hûd şehri ki hâlâ yere geçmiş kayalardır. Ol kayalarda dahi Van kayası mağaraları gibi gâr-ı garîbler vardır. Ammâ bu Van'ın gârları anlardan büyükdür ve musanna‘dır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 249a ·
metinde göster ·
… ğ imiş. Hatta bir Kelâm-ı izzet ve bir kitâb-ı Gülistân ve bir kitâb-ı Bustân'ı
oyma
etmiş kim hakkâ ki sihr-i i‘câz mertebesi idi.
Ve hatt-ı ta‘lîkde vâzı‘u'l-asl Emîr Alî Tebrîzî ve İmâdu'l-Hüseynî ve Muhammed Rızâ et-Tebrîzî ve Kutbeddîn Muhammed ve Kutbeddîn-i Yezdî ve Şâh Mahmûd ve Hasan Şâmlu ve Muizzeddîn Muhammed el-Hüseynî ve Ahmed el-Hasanî min telâmîzi İmâdu'l-Hüseynî ve hatt-ı Şeref Hân min ecdâd-ı hân-ı âlîşân-ı münhezim Abdâl Hân ve hatt-ı Şâh-ı şâhân ve hatt-ı Büreyde-i Fahrî el-Bursevî, bu Fahrî'nin dahi oymalı hatları bu günde ne görülmüşdür ve ne görülecekdir kim Cenâb-ı Rabbü'l-izzet buna bir kuvvet-i basar vermiş kim gûyâ çeşmi şeb-çerâğ imiş. Hatta bir Kelâm-ı izzet ve bir kitâb-ı Gülistân ve bir kitâb-ı Bustân'ı oyma etmiş kim hakkâ ki sihr-i i‘câz mertebesi idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 275b ·
metinde göster ·
… e perri ve şâhaları kırılup zemîne indikden sonra hurd olup bir ağaçdan üç aded
oyma
yek pâre gemiler yapup en kalın yeri dibidir, andan bin yük alma alır. Ve niçe …
Bu serhadlerde kırıntı derler. Nemse ve Alaman'da tabur derler. Erdel'de ve Leh'de ve Eflâk ve Boğdan'd[a] becene derler, ammâ bu Zirinoğlu kırıntısı tâ nehr-i Drava'dan tâ nehr-i Sava'ya varınca, ya‘nî şimâlden kıble cânibine üç günlük yol kırıntı etmiş kim(?) ve hâlâ her sene tecdîd edüp aslâ ne kal‘aya benzer ve ne tabur handakına benzer ve kırıntı içre olan sıradaki(?) evc-i âsumâna ser çekmiş ağaçları kesmeyüp yerli ağaçlar kalup hıyâbân ormanistân olmuş, devlet-i mühmelleri sekiz yüz yıldan berü beher sene niçe kerre yüz bin kâfir cem‘ olup niçe kerre yüz bin ve sad kerre hezâr dıraht-ı bâlâları kırup sene-i mâzîde kırılmış dıraht üstlerine dağlar gibi yığdıklarından bu diyârda kırıntı derler. Hakîkatü'l-hâl kırıntıdır. Balta ile kırıntı olmadır, ammâ bu kırıntı olan yerlerin iç yüzünde ve taşrasında Osmânlı hâkinde abdâlâne ağaç kökü bile komamışdır. Belki mesâff cengi ola mülâhazasıyla cümle bir top menzili sahrâ-yı çemenzârdır ve Cenâb-ı Kibriyâ bu diyârlara verdiği atf-ı râyı(?) ve hâk-i pâk-i amber-pâke verdiği şecere-i müntehâları bir diyârda görmedim. İllâ Bosna şehrine [bir] konak karîb yer Ravna dağında ve nehr-i Tuna'nın başı olan Alman dağında görmüşüm, ammâ bu Zirin vilâyetinin ağaçları kalınlığı ve âlîliği eflâke ser çeküp zemîne sâye salmışdır. şundan ma‘lûm-ı sa‘âdet ola kim bir dırahtı teberdârlar kesüp bâl ve perri ve şâhaları kırılup zemîne indikden sonra hurd olup bir ağaçdan üç aded oyma yek pâre gemiler yapup en kalın yeri dibidir, andan bin yük alma alır. Ve niçe âdemler metâ‘larıyla binüp Belgrad'a gelirler. Gören yârân-ı bâ-safâlar[a] hafî değildir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 160a ·
metinde göster ·
… kaplama ve eğeği ve kaburgalı gemiler ola. Yok hâşâ hemân 160b tekne gibi içi
oyma
gemiler bunun emsâli nehr-i Sava üzre niçe bin keştîler var.
Ve bu dırahtın vasatından andan küçük gemi yaparlar. Andan yukarusuna çırnık gemisi derler. Yine iki yüz aded âdem metâ‘ları biner. Bu mezkûr gemilerde egser ve tahta kaplama ve eğeği ve kaburgalı gemiler ola. Yok hâşâ hemân 160b tekne gibi içi oyma gemiler bunun emsâli nehr-i Sava üzre niçe bin keştîler var.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 160a–160b ·
metinde göster ·
… rî-i Bursavî oymasıdır kim bizzât Fahrî ana mânend hayâlî kâğıdda mikrâsla eyle
oyma
oymağa kâdir değildir.
Ve yine bu deyrin mihrâb-ı münharifi yesârında sîm ü zer ile müzeyyen minber-misâl bir kürsî-i ibret-nümâ-yı vâcibü's-seyr binâ etmişler kim nişîmen-i batârıka olmak üzre hakkâk-ı üstâdân-ı selef yekpâre moran ve billûr ile inşâ olunup her cânib-i erba‘ası Leh diyârının Daniska iskelesinden gelmiş kehribâr-ı hâlis-i asfar ile bezenilmiş maksûre-i ibret-nümûndur. Ve her şebekesi gûyâ Fahrî-i Bursavî oymasıdır kim bizzât Fahrî ana mânend hayâlî kâğıdda mikrâsla eyle oyma oymağa kâdir değildir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 14a ·
metinde göster ·
bir çâh-ı mâsı var kim çâh-ı gayyâdan nişân verir. Hîn-i muhâsarada bu kuyudan …
Bu kal‘a içre yine seng-i hârâdan oyma bir çâh-ı mâsı var kim çâh-ı gayyâdan nişân verir. Hîn-i muhâsarada bu kuyudan dollâblar ile âb-ı nâbı çekilüp def‘-i atşân ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 123a ·
metinde göster ·
… kim gören âdemin aklı hayretde kalır, zîrâ cümle kârı Fahrî oyması gibi şebeke
oyma
saçakdır. Ve bu soffanın kıble dîvârı serâpâ nakş-ı bûkalemûn-ı kalem-i Bihzâd …
Minberi ve mihrâbı ve câmları ve revzenleri ve mü’ezzinân mahfili hâs ve beyâz mermerden Fahrî oyması-misâl müşebbek kârlı binâlardır kim her biri birer gûne sihr-i halâl mertebesi tasarruflar var ve taşra soffada dörd aded beyâz billûr-misâl mermer sütûnlar üzre üç aded kubbe-i âlîdir ve bu soffa üzre cemâ‘at-i kesîreye kar ve yağmur serpmesin içün çam direklerin yigirmi adedin ale't-tertîb dizüp ilm-i hendese üzre haşebden bir gûne sundurma saçak etmiş ve gûnâ-gûn medîneler ve gilviler ve turalar ve mukarnazlar etmiş kim gören âdemin aklı hayretde kalır, zîrâ cümle kârı Fahrî oyması gibi şebeke oyma saçakdır. Ve bu soffanın kıble dîvârı serâpâ nakş-ı bûkalemûn-ı kalem-i Bihzâd u Mânî ve Şâhkulı nakşı ola.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 146b ·
metinde göster ·
… n ve mefreşli ve fürûşlu ve yüklük sergili ve bacalı ve musanna‘ ocaklı kayadan
oyma
soffa soffa mağâralar var kim gûyâ henüz Ferhâd-ı Kûhken tîşesinden çıkmış gâr- …
Ve bu harâb olan varoş deresinin iki tarafında olan evce ser çekmiş kayalarda kat-ender-kat şâhnişîn ve mefreşli ve fürûşlu ve yüklük sergili ve bacalı ve musanna‘ ocaklı kayadan oyma soffa soffa mağâralar var kim gûyâ henüz Ferhâd-ı Kûhken tîşesinden çıkmış gâr-ı yetîmânlardır kim gören benî âdem engüşt ber-dehen edüp vâlih [ü] hayrân kalır. Ammâ bi-emrillâhi te‘âlâ ol zamân âdemlerine seng-i hârâlar musahhar etmiş kim bu kayaları peynir oyar gibi oyup sarâylar ve dûdehâne ve dîvânhâneler etmişler. Andan ma‘lûmdur kim zamân-ı kadîmde bu İnkirmân şehr-i azîm imiş. Hâlâ yine bu mağâraların hadd [ü] hasrın Cenâb-ı Bârî bilür. Anıniçün bu şehre İnkirmân derler. Lisân-ı Tatar'da in mağâraya derler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 120b ·
metinde göster ·
… yumuşak taşdan mebnî câmi‘ ve minâre-i kadîmdir. Ammâ bu câmi‘in yine ol taşdan
oyma
bir mihrâb-ı nakş-ı bûkalemûn-ı ibret-nümûnu var kim âdemin aklı hayrân olur. G …
Ve cümle iki cum‘a kılınur biri kal‘anın maşrık tarafında deryâ kenârında Sultân Bâyezîd-i Velî câmi‘i, taş kubbeli ve taş minâreli (...) taşı gibi bir yumuşak taşdan mebnî câmi‘ ve minâre-i kadîmdir. Ammâ bu câmi‘in yine ol taşdan oyma bir mihrâb-ı nakş-ı bûkalemûn-ı ibret-nümûnu var kim âdemin aklı hayrân olur. Gûyâ Sivas eyâletinde Keskin içinde Şeyh Şâmî hazretlerinin câmi‘i mihrâbı gibi bir musanna‘ mihrâbdır. 136a Ammâ bu câmi‘in kubbe-i âlîleri üstünün kireçleri mürûr-ı eyyâm ile fenâ bulmuş. Âye[t]: Arapça nassı üzre ta‘mîr ü termîme muhtâc câmi‘-i selâtîndir. Arapça
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 135b–136a ·
metinde göster ·
… ‘dir kim büyük kıble kapusu kanadları eyle hurde nakş-ı bûkalemûn-ı ibret-nümûn
oyma
islimi ve şükûfe-i gûnâ-gûnlar oyulmuşdur kim hezârfen Ressâm Bursalı Fahrî Çel …
Andan Kı[b]le kapusu câmi‘i: Kurşumsuzdur, ammâ gâyet musanna‘ câmi‘dir kim büyük kıble kapusu kanadları eyle hurde nakş-ı bûkalemûn-ı ibret-nümûn oyma islimi ve şükûfe-i gûnâ-gûnlar oyulmuşdur kim hezârfen Ressâm Bursalı Fahrî Çelebi kâğızdan eyle oymalar oymağa kâdir değildir. Hudâya ayândır kim erbâb-ı ma‘rifet olan bilir, bu bâb-ı mu‘allâda ol kadar şîrîn kâr kalemkârlık ma‘rifeti var kim gûyâ sihr-i helâldir. Gerçi Ciniviz levhasına oyulmuşdur, ammâ bu günde eyle musanna‘ dervezeyi çeşm-i benî âdem görmemişdir. Hattâ bu kapu üzre târîhi budur:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 140b ·
metinde göster ·
… r târı şeb-i târdan nişân verirmiş ve her hâllerinin her dânesi hâl-i Hâşimîden
oy
verirmiş. Hakkâk desti değmemiş ve dâmenine aslâ hâr ilişmemiş bir mehtâb-sıfat …
Andan yıldız cânibinde, ya‘nî demirkazık yıldızı tarafında olan pencereden içeri bakup bir pençe-i âfitâb melek-manzar ve perî-peyker ve bir dürr-i nâ-şüküfte bir duhter-i pâkîze-ahter bânû-veş 178a ve hûr-veş bir kız oturur kim hüsn-i cemâli bir mertebede imiş kim geysûlarının her târı şeb-i târdan nişân verirmiş ve her hâllerinin her dânesi hâl-i Hâşimîden oy verirmiş. Hakkâk desti değmemiş ve dâmenine aslâ hâr ilişmemiş bir mehtâb-sıfat bânû otururmuş görünüp bu hûrî peykeri görenin aklı perîşân olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 177b–178a ·
metinde göster ·
… kubbecik üzre oturup halka va‘z u nasîhat edermiş. Etrâfı eyle hûrde mermerden
oyma
müşebbek gilvi ve medîne ve fürûş kafesler vardır. Ve cümle kemerciklerin uçlar …
Bu mezkûr altı aded sütûncuklar üzre altı aded hûrde musanna‘ kemerciklerdir. Ve her kemerciklerin uçları bir yere gelüp bir küçük kubbecik olmuşdur. Eflâtûn-ı ilâhî ol kubbecik üzre oturup halka va‘z u nasîhat edermiş. Etrâfı eyle hûrde mermerden oyma müşebbek gilvi ve medîne ve fürûş kafesler vardır. Ve cümle kemerciklerin uçları bir yere gelüp bir küçük kubbecik olmuşdu. Ol kubbeciğin tâ ortasında köpük gibi bir beyâz mermerden bir kille-i Tebrîz tasvîr olunmuşdur kim bu dahi bir sihr-i i‘câz mermerden bir san‘at-ı temâşâdır. Ve bu kürsînin tâ ortasındaki etrâf-ı erba‘ası sâfî servi ağacından oyulmuş parmaklıklardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 252a ·
metinde göster ·
… tâk-ı nüh-tâkdır. Ve havz-ı pâkinin etrâfı musanna‘ Fahrî oyması gibi müşebbek
oyma
mermer kafeslerdir.
Ve haremi sol tarafında vâki‘ olup bir müdevver havzı ve etrâfında Hanefî muslukları üzre sekiz aded sütûn-ı nahîflerin kemerlerinde bir müdevver ve musanna‘ kurşum örtülü kubbesi var kim bu dahi gûyâ bir kubbe-i nîlgûn tâk-ı nüh-tâkdır. Ve havz-ı pâkinin etrâfı musanna‘ Fahrî oyması gibi müşebbek oyma mermer kafeslerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 313b ·
metinde göster ·
… e iki yerde acı suları vardır ammâ zarûretde içilir. Ve niçe yerlerinde kayadan
oyma
su sarnıçları var kim cümle bârân-ı rahmet anlarda cem‘ olup kâhîce âb-ı hayât …
Ve iki yerde acı suları vardır ammâ zarûretde içilir. Ve niçe yerlerinde kayadan oyma su sarnıçları var kim cümle bârân-ı rahmet anlarda cem‘ olup kâhîce âb-ı hayât suları dahi bulunur, ammâ limanlarında gâyet latîf tekir balıkları olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 329b ·
metinde göster ·
… m su kullesi var, tâ suyun içinde binâ olunmuşdur, tâ Çekebeni kayaları içinden
oyma
yolları var kim yukaru kal‘adan aşağı su kullesine enince bin altmış ayak kesme …
Ve bu kal‘a içinde cümle yetmiş seksen mikdârı kiremit örtülü sehel ma‘mûr evlerdir. Mâ‘adâ hemân bir şâhrâh üzre cümle seksen aded vâsi‘ dükkânlardır kim bir yoldur, gayri tarîk-i âmm yokdur, zîrâ bir tarafı kal‘anın Çekebeni kayalarıdır ve bir tarafı kal‘a altından cereyân eden nehr-i (---) dir. Ammâ üstâd-ı Ferhâd-ı kûhken bu aşağı kal‘adan ve yukaru kal‘anın Çekebeni kayalarından oyup kesme kaya nerdübânlar ile bir minâre kaddi kal‘a dîvârı su kenârı olmak ile kal‘a temelin su döğer. Ba‘zı yerlerinden suya ener, yetmiş seksen kademe taş nerdübânlar ile enilüp Kazancılar çârsûsu kapusu dibinde bir azîm su kullesi var, tâ suyun içinde binâ olunmuşdur, tâ Çekebeni kayaları içinden oyma yolları var kim yukaru kal‘adan aşağı su kullesine enince bin altmış ayak kesme taş nerdübânlardır kim hîn-i muhâsarada bu kayalar içindeki yollardan su taşıyup mahsûr olanlar aslâ suya zarûret çekmezler. Ve bu yolları düşmanlar dahi görmezler, ammâ Kazancılar çârsûsu kayalarından aşağı su yolları alçakdır, ammâ bu yolları dahi düşmanlar göremezler. Ve bu aşağı kal‘ada olan dükkânlar cümle kazancılar ve câ-be-câ mutâflardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 358a ·
metinde göster ·
… bâlâ yerinde bir küçük kemer altında beyâz mermer-i hâmdan Kaydefâ'nın ceseden
oyma
bir sûreti var. Âdem gördükde zî-rûh zann edüp hayrân kalır. Ve ne cânibe gitse …
Ammâ hâlâ bu mezkûr yukaru kal‘anın garba nâzır bir demir kanatlı kavî bâbı vardır. Ol kapuya taşradan içeri girecek mahalde sağ tarafdaki kullenin iki âdem kaddi bâlâ yerinde bir küçük kemer altında beyâz mermer-i hâmdan Kaydefâ'nın ceseden oyma bir sûreti var. Âdem gördükde zî-rûh zann edüp hayrân kalır. Ve ne cânibe gitsen ol cânibe nazar eder görünür. Tebessüm etsen eyle nümâyândır. Bükâ eder şekilli olsan ol dahi bükâ âlûd müşâhede olunur, garîb temâşâdır. Lâkin gerdânından aşağı vücûdu yokdur. Hemân gerdânında halhâlı ve çehre-i la‘lgûnu ve gûşlarında menkûşu ve serinde mergûle geysûsu ve mükahhal marâlî ve gazâlî gözleri ile tasvîr olunmuş bir perî-peyker çehre-i münevverdir. Ammâ rûh yokdur. Beyt:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y44a ·
metinde göster ·
… ili ile Mekke-i Mükerreme'ye doğrudur. Ol ecilden Beytü'l-hazen'in dahi kayadan
oyma
mihrâbı Kudüs'e müteveccihdir.
Evvelâ âsitâne-i makâm-ı Hazret-i Ya‘kûb, Hazret-i Yûsuf'un firâkından kapanup uzlet-nişîn olduğu Gâr-ı Beytü'l-hazen kal‘anın cenûbî tarafında azîm mağâralardır. Ve içinde bir mescidi var, ammâ binâ ile değildir. Mihrâbı Kudüs-i şerîfe doğrudur, ammâ iklîm hisâbı üzre yine Ka‘be-i şerîfe doğrudur. Zîrâ bu Sıfed'den Kâ‘be'ye giden kimesne rah-i müstakîm Kudüs'e vara. Andan Mısır Akabesi'ne, andan Bahr-i Kulzüm sâhili ile Mekke-i Mükerreme'ye doğrudur. Ol ecilden Beytü'l-hazen'in dahi kayadan oyma mihrâbı Kudüs'e müteveccihdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y200a ·
metinde göster ·
… binâ edüp iki çift öküz tâ ka‘rdan suyu dollâblar ile çeküp bu mahalde kayadan
oyma
bir havz-ı azîme dolar. Andan yukaru orta tabakada dahi ke'l-evvel kuyunun bir …
Andan üstâd-ı kâmil bu kuyuyu üç tabaka etmiş. Tabaka-i sifli altmış kulaç edüp kuyunun bir cânibin mağârâlar kesüp anda çarhlar binâ edüp iki çift öküz tâ ka‘rdan suyu dollâblar ile çeküp bu mahalde kayadan oyma bir havz-ı azîme dolar. Andan yukaru orta tabakada dahi ke'l-evvel kuyunun bir cânibin gârlar edüp gûnâ-gûn dollâblar ile yine dörd çift sığırlar aşağıki havuzdan suyu çeküp ikinci tabakadaki havuza döker. Andan yukarı yine dörd çift sığırlar dollâblar ile seksen kulac kalın halfa ipidir, ikinci tabakadan suyu sığırlarla çeküp üçüncü tabakadaki havuza dökdürüp şehre tevzî‘ olup yeniçeri ocağına ve Tavâşî Süleymân Paşa hammâmına ve çeşmelere ve ba‘zı evlere gider.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y85a ·
metinde göster ·
… meyvedârdır. Ve mihrâbı tarz-ı kadîm binâdır. Ammâ minberi bir gûne Arabî hurde
oyma
haşeb ve levha-i müzehheb minberdir. Kapusu üzre yine tahtadan oyulmuş celî hat …
Ve câmi‘in kıble kapusundan taşra câmi‘den ba‘îd üç tabaka çâr-gûşe bir minâresi var, tula-binâdır, ammâ üstâd-ı bennâ aceb san‘at sarf edüp yed-i tûlâsın ayân edüp ızhâr-ı ma‘rifet etmişdir. Bu câmi‘in haremi ortasında bir nâbıka şeceri var, gâyet köhne dırahtdır, ammâ acâyib meyvedârdır. Ve mihrâbı tarz-ı kadîm binâdır. Ammâ minberi bir gûne Arabî hurde oyma haşeb ve levha-i müzehheb minberdir. Kapusu üzre yine tahtadan oyulmuş celî hat ile tahrîr olunan, târîh:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y305b ·
metinde göster ·
haşeb ve levhadır, ammâ Fahrî oyması-misâl kitâbe ve rûmîler ve islimîler ve zü …
Ve minberi Arabî oyma haşeb ve levhadır, ammâ Fahrî oyması-misâl kitâbe ve rûmîler ve islimîler ve zülf-i çînler ve dalkırma oymalar var kim çeşm-i merdüm hîrelenir. Bu mertebede üstâd-ı kâmil var makdûrun sarf etmiş. Ba‘zı ressâmlar andan san‘at serîka ederler. İbret-nümâ minber-i peyemberdir. Ve bu minber kapusu üzre yine levha üzre oyma hatt ile bu târîh yazılmışdır:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y306a ·
metinde göster ·
… rler. İbret-nümâ minber-i peyemberdir. Ve bu minber kapusu üzre yine levha üzre
oyma
hatt ile bu târîh yazılmışdır:
Ve minberi Arabî oyma haşeb ve levhadır, ammâ Fahrî oyması-misâl kitâbe ve rûmîler ve islimîler ve zülf-i çînler ve dalkırma oymalar var kim çeşm-i merdüm hîrelenir. Bu mertebede üstâd-ı kâmil var makdûrun sarf etmiş. Ba‘zı ressâmlar andan san‘at serîka ederler. İbret-nümâ minber-i peyemberdir. Ve bu minber kapusu üzre yine levha üzre oyma hatt ile bu târîh yazılmışdır:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y306a ·
metinde göster ·
… ereleri Nîl'e nâzırdır. Mihrâbı bir köşeye münharif vâki‘ olup minberi musanna‘
oyma
haşebdir.
Hazret-i Ömer câmi‘i: Zîrâ bu şehri Hazret-i Ömer hilâfetinde Amr ibnü'l-Âs Kıbtî destinden feth edüp Hazret-i Ömer içün bu câmi‘i inşâ edüp ibâdetgâh-ı kadîmdir. Lâkin ferâ‘ineler asrında deyr imiş. Nîl kenârında Y 364b bir âlî sed üzre vâki‘ olmuş bir mesîregâh câmi‘-i rûşendir. Tûlü toksan adımdır, arzı altmış adımdır. Ve derûn-ı câmi‘de cümle amelî ve gayrı mermer sütûn ve pâyeler elli iki adeddir. Ve ortası harem yeri küşâdedir. Üç kapusu ve bir alçak minâresi ve kemerler üzre münakkaş tavanlı ve cümle pençereleri Nîl'e nâzırdır. Mihrâbı bir köşeye münharif vâki‘ olup minberi musanna‘ oyma haşebdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y364a–Y364b ·
metinde göster ·