… e medfûndur. Bu kubbe içinde bir câm top içre üstâd mikrâs ile cezîre-i Sakız'ı
oyup
ol câm top içre nice komuşdur akıl perişân olur, ibret-nümâdır.
Andan Süleymân Hân desterecibaşısı eş-Şeyh Abdullâh kabri ziyâretgâhdır. Ve Meyyitkapusu kurbünde Kırklar Mezârı. Ve Mu‘abbir İbrâhîm Efendi. Ve Gâzî Piyâle Paşa bir kubbe-i pür-envâr içre câmi‘inin mihrâbı önünde medfûndur. Bu kubbe içinde bir câm top içre üstâd mikrâs ile cezîre-i Sakız'ı oyup ol câm top içre nice komuşdur akıl perişân olur, ibret-nümâdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 127b ·
metinde göster ·
… e sergen ve raflar ve medineleri peynir oyar gibi taşı murâd [u] merâmları üzre
oyup
münakkaş büyûtler etmişdir. Her hâneye bin âdem girse gâ’ib olur. Ammâ zahirde …
Menzîl-i karye-i Koçu Baba: Bu dahi Kal‘acık kazâsında iki yüz hâneli Etrâk evleridir. Ammâ âşkârede aslâ evleri yokdur. Cümle yer altında hücre hücre ahûrlı ve matbahlı ve kâ‘alı ve müsâfirhâneli tırkaz evlerdir. Bu mahalle Keskiniçi derler, gâyet âbâdân yerdir. Ammâ cümle evleri zîr-i zemîndedir. Ancak birer dûd-keş bacaları vardır. Damlarının üstleri çayır, çemenzâr, lâlezâr yerlerdir. Şiddet-i şitâsı vefret üzre olmak ile hâne-i zîbâları kemîn-i zemîndedir. Ammâ bi-emr-i Hudâ bir gûne yumuşak beyâz kesme taşdan hücreleri var kim gûya kireç ile sıvanmış hânelerdir. Gûnâ-gûn dollâblar ve sergen ve raflar ve medineleri peynir oyar gibi taşı murâd [u] merâmları üzre oyup münakkaş büyûtler etmişdir. Her hâneye bin âdem girse gâ’ib olur. Ammâ zahirde âsâr-ı binâdan bir şey yokdur. Bu karyede,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 352b ·
metinde göster ·
… ât-ı eş‘âr tahrîr ederler ve niçeler kâğıda ebyât-ı münâsibleri mıkrâs-ı lâ ile
oyup
elmalar üzre yapışdırup ol elmalar dırahtında iken kisb-i hevâdan tarâvet buldu …
Bu Malatıyye'nin yedi tevir elması İzmit şehrinde misket elması ve ferik elmasından lezîz ve âbdâr Hudâyî mümessek elması olur ammâ Kefe diyârının Sudak elması kadar iri değildir. Ancak otuz kırk dirhem gelir. Lâkin Cenâb-ı Perverdigâr bu Malatıyye elmalarına bir gûne renk vermişdir kim kırmızısı, kırmızı-sarısı ve yeşili ve gayrı elvânları cümle sun‘-ı Hudâdır kim asla bir renge müşâbehetleri yokdur. Hatta bir hânede beş on aded elma olsa râyiha-i tayyibesinden âdemin dimâğı mu‘attar olur. (...)(...) misl-i tüffâh ve billahi i‘tasam (...) ibâreti bu Malatıyye {elması} hakkında ola. Hatta bu Malatıyye zurefâları ve nâzenîn havâtinleri bu elmalar dırahtında iken şem‘-i asel ile bu elmalara ebyât-ı eş‘âr tahrîr ederler ve niçeler kâğıda ebyât-ı münâsibleri mıkrâs-ı lâ ile oyup elmalar üzre yapışdırup ol elmalar dırahtında iken kisb-i hevâdan tarâvet buldukda ve kamerin te’sîrinden rengâmîz hâsıl edüp elma kemâlin buldukça mezkûr kâğıdların ve şem‘-i asellerin altından al ve beyâz ve sarı hüsn-i hatlı beytler hâsıl olur kim her biri gûyâ birer sihr-i mübîndir. Bu elmaları ba‘dehû vilâyet vilâyet a‘yân [u] kibârlara ve bizzât pâdişâhlara hedâyâ götürürler. Bu dahi bir diyâra mahsûs değildir. Ve yedi gûne ayvası olur, danesi birer vukiyye gelir, ammâ papa ayvası ve ekmek ayvası gâyet âbdâr ve lezîzdir ve müşk-i anber-i hâmdan ziyâde râyiha-i tayyibesi var.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 195b ·
metinde göster ·
… anlara cemî‘i kûh-ı seng-i hârâlar musahhar imiş kim Van kayaların peynir gibi
oyup
mağaralar etmişlerdir kim her gâra bin aded asker-i çapur girse gâ’ib olur. Hüc …
Hikmet-i Hudâ anlara cemî‘i kûh-ı seng-i hârâlar musahhar imiş kim Van kayaların peynir gibi oyup mağaralar etmişlerdir kim her gâra bin aded asker-i çapur girse gâ’ib olur. Hücre hücre kâ‘a kâ‘a dîvânhâneler var kim anlarda olan hendese üzre atabeleri zîh zîh pervâzlı ve hurde tasarruflu taşlardan oyma dollâb ve kilvî ve medüne ve raf sergenler var kim şimdiki asrın üstâdları ana bir tîşe urmada âcizlerdir. Ve cümle mün‘im ve maldâr kavm imişler kim kubbe ve tavân yerlerine ve kemerlerine varak altunu gûyâ elleriyle sığamışlar. Böyle gâr-ı münakkaş ibret-nümûn bir diyârda yokdur. İllâ Şâm yoluyla hacc-ı şerîfe giderken Hazret-i Sâlih'e kayadan bi-emrillah köçeğiyle deve çıkdığı Nâka kayası kurbünde Hazret-i Hûd şehri ki hâlâ yere geçmiş kayalardır. Ol kayalarda dahi Van kayası mağaraları gibi gâr-ı garîbler vardır. Ammâ bu Van'ın gârları anlardan büyükdür ve musanna‘dır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 249a ·
metinde göster ·
… işân verir. Cümle üç kat mağaralardır kim Âd kavmi bu kayaları şem‘-i asel gibi
oyup
gâr-ı yetîmânlar inşâ etmişler kim vasfında cihân mühendisleri âcizdir.
Bu eşkâlde olup bu sıfat ile muttasıf olan seng-i hârânın aşağısından kâmil üç sâ‘atde devr olunur. Sahrâ-i âlînin içi kat-ender-kat altı yüz aded gâr-ı azîmlerdir kim her biri birer kârbânsarâydan nişân verir. Cümle üç kat mağaralardır kim Âd kavmi bu kayaları şem‘-i asel gibi oyup gâr-ı yetîmânlar inşâ etmişler kim vasfında cihân mühendisleri âcizdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 251a ·
metinde göster ·
bir münakkaş İznik çanağını ayağından dîvâra yapışdırmışlar, ammâ gâyet üstâd i …
Ve bu hattın üst yanında bir taşı oyup bir münakkaş İznik çanağını ayağından dîvâra yapışdırmışlar, ammâ gâyet üstâd işi, içi mâvi nakş-i bukalemûn çanağ-ı nîlgûndur. Ve bu demir kapu arasında yukaru kemerde bir demir kafes asılıdır kim hîn-i ma‘rekede bu kafesi koyverüp kapu önüne siper ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 37b ·
metinde göster ·
… medîneler edüp ol seng-i hârâları gûyâ kalem-tırâş ile alçı oyar gibi münakkaş
oyup
gûyâ Nakkaş Fahrî gibi kâğızbürlük edüp her tasarrufların sihr-i i‘câz edüp atl …
Cümle rûy-ı dîvârı seng-i tırâş ile mebnî ve mücellâ ve musaykal ahcârât-ı hârâlar ile inşâ olunup her taşında olan letâfet ve zerâfetdeki tasarrufları bir diyârda temâşâ etdiğimiz kılâ‘ların birinde yokdur. Hattâ üstâd-ı mühendisîn var makdûrun sarf edüp arz-ı ma‘rifet sarf etdiğin ayân ü beyân etmekiçün ol bennâ-yı bânî rûy-ı dîvâra ve pâk-i tâb-ı devâreye eyle tasarruflar, eyle zıhlar ve gilviler ve medîneler edüp ol seng-i hârâları gûyâ kalem-tırâş ile alçı oyar gibi münakkaş oyup gûyâ Nakkaş Fahrî gibi kâğızbürlük edüp her tasarrufların sihr-i i‘câz edüp atlas-ı felekde eyle bir kârgirlik mermer-bürlüğü bir mi‘mâr-ı selef etmemişdir. Meğer Atina şehrinde Eflâtûn İlahî dershânesi kim hâlâ Ebü'l-feth câmi‘idir, eyle tasarruflar meğer bu câmi‘de ola. Ve'l-hâsıl bu kal‘a-i Üsküb şehrin vasatında şekl-i muhammes şeddadî binâ-yı mukavves kal‘a-i bâlâdır kim cânib [u] etrâfında dîvârlarının kaddi kâmil elli zirâ‘-ı âlîdir ve cümle yetmiş aded ebrâc-ı kavîler ile ârâste ve iki bin aded dendân-ı bedenler ile pîrâste olmuş rabât-ı müzeyyendir ve cânib-i kıbleye mekşûf üç kat demir kapuları var kim her bâb-ı mu‘allâların mâbeynlerinde nigehbânlar ile 170a mâl-â-mâl olduğundan mâ‘adâ her bâb arasında rûy-ı dîvârda gûnâ-gûn âlet-i silâhlar ile yemîn ü yesâr dîvârları bezenmişdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 169b–170a ·
metinde göster ·
… ayaklarından gümüş eğseriler ile haça mıhlamışlar. Bir garâ’ib ü acâ’ib taşdan
oyup
vücûd-ı Îsâ ceseden tasvîr etmişler, ya‘nî kâğızda tasvîr olunmuş gibi değildir …
Ve cemî‘i sokakları şatranc nakşı tarh olunmuş serâpâ kaldırım döşelidir. Ve her köşede gûnâ-gûn eşkâl-i garîbe vü acîbe tasvîr olunmuş tılsımâtlar. Hattâ bir tılsımât cin kapusunın yanına karîb bir küçük kal‘a kapusu dahi var, bu kapudan taşra bir adım ba‘îd bir serâmed küçük kubbe altında bilâ-teşbîh Hazret-i Îsâ'yı bir haça gerüp ellerinden ve ayaklarından gümüş eğseriler ile haça mıhlamışlar. Bir garâ’ib ü acâ’ib taşdan oyup vücûd-ı Îsâ ceseden tasvîr etmişler, ya‘nî kâğızda tasvîr olunmuş gibi değildir, hemân kalıb-ı benî Âdem gibi bir timsâldir kim kaddi hâlâ benî Âdem kadlerinin üçü kadar vardır. Üstâd-ı nakkâş sâhib-i suver buna bir tîşe urup eyle bir mermer-bürlük san‘atın icrâ etmiş kim gûyâ haça mıhladıkları zahminden bir bükâ-âlûd çehresi göstermiş kim gûyâ bir sihr-i füsûndur. Ve bir kec-gerdân ve bir kec-nigâh gösterüp gûyâ dîde-i nergislerinden çekîde çekîde katarât-ı nem katre-i yem akar gibi göstermiş. San‘at-ı mutalsam budur kim bu sûret-i Îsâ evâil-i a‘sâr kelimât edüp herkese nice olup olacağın ve âhir demde nice öleceğin söyleyüp gözünden yaşlar cereyân edüp ellerinden ve ayaklarından eğseri zahmı yerlerinden kanlar cereyân edermiş.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 29b ·
metinde göster ·
Bu ılıca suyuna üstâd-ı kadîm-i selef bir tarîk ile kayaları
oyup
bir gûne bend-i kârîz inşâ etmiş kim Mihadi Laslo Kral zamânından berü ilâ-hâze …
Bu ılıca suyuna üstâd-ı kadîm-i selef bir tarîk ile kayaları oyup bir gûne bend-i kârîz inşâ etmiş kim Mihadi Laslo Kral zamânından berü ilâ-hâze'l-ân iki yüz altmış yıldan berü bu ılıca suyunun evveli ma‘lûm değildir. Hattâ Süleymân Hân'dan berü bu kal‘a dest-i İslâm'da durup bu ılıca suyu yolu tathîr olunmayup ve menba‘-ı âb-ı nâbı bilinmeyüp hâlâ durur. Üstâd-ı selef bu uyûn-ı hârra-yı kârhâne içre olan çarh-ı âsiyâba uğradup cümle çarhları bu ılıca suyu çevirüp gayri yoldan Tuna'ya rîzân olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 96b ·
metinde göster ·
El-hâsıl hemân bir kûh-ı azîmin ortasın delüp ve himmetü'r-ricâl ile
oyup
bir kal‘a etmişler. Hele makdûr-ı beşer değil bir kal‘adır kim dîvârı üstünden …
El-hâsıl hemân bir kûh-ı azîmin ortasın delüp ve himmetü'r-ricâl ile oyup bir kal‘a etmişler. Hele makdûr-ı beşer değil bir kal‘adır kim dîvârı üstünden cirmi dâ’iren-mâdâr on bin adımdır, zîrâ dîvâr üzre tabyadan tabyaya eğri büğrü yürünmek ile on bin adımda kal‘ayı dolaşdım, ammâ taşra handak kenârıyla doğru doğruya altı bin aded hatvedir. Ve bu dîvârların altı dâ’iren-mâdâr sokak sokak yollardır ve üzerleri dağlar gibi yığılı toprakdır. Anıniçün bu kal‘aya lağım kâr etmedi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 130b ·
metinde göster ·
asker-i İslâm kal‘aya mûr mâra sarılır gibi kayalara sarılmağa başladı ve üç ta …
Ve bu mahallerden kayaları oyup asker-i İslâm kal‘aya mûr mâra sarılır gibi kayalara sarılmağa başladı ve üç tarafdan kal‘a altına lağımlar işledi, ammâ darebât-ı topdan kal‘anın ol Şeddâdî ve metîn hâ’itleri peftere gibi havâya perrân olup yürüyüş etmeğe müstevfâ gedikleri nümâyân oldu, ammâ hemân küffâr-ı hîlekâr ol ân kal‘anın münhedim olan yerlerine dizme direkler dizüp içlerin esbâb [u] eskâl ve partal ve sartallarıyla doldurup yine cenge meşgûl oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 134b ·
metinde göster ·
… adan tâ aşağı nehr-i Yadra'ya enince yalçın kanara kayayı Ferhâdî külüngler ile
oyup
makdûr-ı beşer değil bir kâr-ı Ferhâd'dır kim andan beş yüz ayak kaya nerdübân …
Kal‘a içinde Ebü'l-feth'in bir küçük câmi‘i ve dizdâr ve kethudâ ve imâm ve mü’ezzin ve kapucu evleri ve bir anbârı ve bir cebehânesi ve beş aded şâhî topları ve dizdârı ve yigirmi sekiz aded mevcûd neferâtları vardır. Âsâr-ı binâdan gayri şey yokdur, ammâ bu kal‘adan tâ aşağı nehr-i Yadra'ya enince yalçın kanara kayayı Ferhâdî külüngler ile oyup makdûr-ı beşer değil bir kâr-ı Ferhâd'dır kim andan beş yüz ayak kaya nerdübân ile aşağı suya enüp nehr-i Yadra'dan su alınır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 168b ·
metinde göster ·
yollar edüp iki yanına korkuluklar etmişler. Ol muhâtara yolları 2 sâ‘atde geçü …
Ve bu varoşdan aşağı nehr-i Yadra üzre Bahşi alaybeği bir göz bir Şeddâdî nev-binâ bir kantara-i ra‘nâ etmiş kim hâzâ hayrât-ı azîmdir. Ve nehr-i Yadra bu cisre karîb nehr-i Drin'e karışır. Andan nehr-i Drin kenârında kayaları oyup yollar edüp iki yanına korkuluklar etmişler. Ol muhâtara yolları 2 sâ‘atde geçüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 168b ·
metinde göster ·
… dur, ammâ üstâd-ı kadîm bu iç kal‘anın Tuna cânibinde bir kaya-yı seng-i hârâyı
oyup
aşağı Tuna nehrine enecek bir su yolu etmiş vâcibü'l-iberdir, ammâ hâlâ suları …
Ve derûn-ı hisârda yetmiş mikdârı şindire tahta örtülü evleri ve Süleymân Hân'ın bir küçük câmi‘i ve gılâl anbârları ve cebehâneleri ve yedi aded metîn kulleleri ve dendân-ı bedenleri vardır. Gayri hân ve hammâm ve çârsû-yı bâzârları yokdur, ammâ üstâd-ı kadîm bu iç kal‘anın Tuna cânibinde bir kaya-yı seng-i hârâyı oyup aşağı Tuna nehrine enecek bir su yolu etmiş vâcibü'l-iberdir, ammâ hâlâ suları sarnıçlardır kim bârân-ı rahmetden cem‘ olur. Lâkin yine her bâr sakkâ bârgîrleriyle a‘yân-ı kibâr aşağı Tuna'dan taşıyup nûş ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 28b ·
metinde göster ·
… dem elleri ve ayakları ve davul ve boru ve gûnâ-gûn cebehâne tasvîrlerin taşdan
oyup
hâlâ kapu üzre durur gâyet musanna‘ sûretlerdir. Ve bu kapunun iç yüzünde sol c …
Bu kal‘anın batı tarafına ancak bir kapusu vardır, ammâ üç kat kavî bâb-ı hadîdlerdir. Ve kapu üzre taşdan üstâd-ı mermer-bür sığır başları oymuş kim gûyâ zî-rûhdur. Ve bu sûretlerin iki yanında âdem elleri ve ayakları ve davul ve boru ve gûnâ-gûn cebehâne tasvîrlerin taşdan oyup hâlâ kapu üzre durur gâyet musanna‘ sûretlerdir. Ve bu kapunun iç yüzünde sol cânibinde bir kulle üzre sâ‘at kullesi var, çanının sadâsı bir konak yerde istimâ‘ olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 86a ·
metinde göster ·
… na temel bırağup binâ edenin karındaşi Yanvan Kral bu kayaların Tuna kenârların
oyup
iki araba geçer vâsi‘ oyulmuş kayadan kesme yollar etmiş kim kûh-ı Bî-sütûn'u v …
Küffâr zamânı bu iki kal‘adan birbirlerine Tuna üzre kat-ender-kat âdem kolu kalınlığı demir zencîrleri karşu karşuya bağlayup bir gemi değil bir çırnık bile geçemezmiş. Hâlâ zencîrlerin dollâb yerleri iki tarafdaki kayalarda zâhir ü bâhirdir. Ve bu iki yanındaki kayaları Yanko ibn Madyan ki ibtidâ İslâmbol kal‘asına temel bırağup binâ edenin karındaşi Yanvan Kral bu kayaların Tuna kenârların oyup iki araba geçer vâsi‘ oyulmuş kayadan kesme yollar etmiş kim kûh-ı Bî-sütûn'u ve Amasiyye şehri kayaların kesen Ferhâd-ı kûhken kesmeğe kâdir değil azîm enli kesme yollardır kim makdûr-ı beşer değildir. Hâlâ Tuna gemilerinin rübbân keştîbânları kalın palamar ipler ile gemileri bu kesme kayaların yolunda kuvvet-i renc-i anâ ile çekerler, zîrâ bu mahallin dar boğazından nehr-i Tuna yokuş aşağı yıldırım gibi cereyân etdiğine göz ermez. El-hâsıl bu kayaları Ferhâd dahi kesmeğe kâdir değil ibret-nümâ bir dar ve mehîb boğazdır kim cemî‘i leşker bu teng mahalden ubûr etdikde mellâh-ı rübbân-ı keştîbânların feryâd u figânlarından bu dağlar kubbe-i âsumân gibi güm güm gürleyü sadâ verir, ibret-nümâ-yı temâşâgâhdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 95b ·
metinde göster ·
… zamân âdemlerine seng-i hârâlar musahhar etmiş kim bu kayaları peynir oyar gibi
oyup
sarâylar ve dûdehâne ve dîvânhâneler etmişler. Andan ma‘lûmdur kim zamân-ı kadî …
Ve bu harâb olan varoş deresinin iki tarafında olan evce ser çekmiş kayalarda kat-ender-kat şâhnişîn ve mefreşli ve fürûşlu ve yüklük sergili ve bacalı ve musanna‘ ocaklı kayadan oyma soffa soffa mağâralar var kim gûyâ henüz Ferhâd-ı Kûhken tîşesinden çıkmış gâr-ı yetîmânlardır kim gören benî âdem engüşt ber-dehen edüp vâlih [ü] hayrân kalır. Ammâ bi-emrillâhi te‘âlâ ol zamân âdemlerine seng-i hârâlar musahhar etmiş kim bu kayaları peynir oyar gibi oyup sarâylar ve dûdehâne ve dîvânhâneler etmişler. Andan ma‘lûmdur kim zamân-ı kadîmde bu İnkirmân şehr-i azîm imiş. Hâlâ yine bu mağâraların hadd [ü] hasrın Cenâb-ı Bârî bilür. Anıniçün bu şehre İnkirmân derler. Lisân-ı Tatar'da in mağâraya derler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 120b ·
metinde göster ·
… toprağı yığın yığın etmezler. İri meşe ve pelîd ağaçlarını sandık gibi içlerini
oyup
ölülerin koyup ağzını muhkem berk edüp sandûkun başı ve ayağı ucuna birer delik …
Ve bu kavim gayri Çerkes gibi ölülerini yere gömüp toprağı yığın yığın etmezler. İri meşe ve pelîd ağaçlarını sandık gibi içlerini oyup ölülerin koyup ağzını muhkem berk edüp sandûkun başı ve ayağı ucuna birer delik delüp ulu ağaçların dalları arasına bu sandûku ağaca sarup sarmalayup mıhlayup korlar. Ba‘dehu ol deliklerden bal arıları girüp bal yaparlar. Bilürler kim ölüleri cennetlikdir. Eğer arılar bal yapmazsa "Vay ölümüz cehennemlikdir" deyü ağlaşırlar. Ve gâyet müte’ellim olup ol ölünün rûhiyçün beş on domuz boğazlayup kabaklara üleşdirirler. Ve zu‘m-ı bâtıllarınca mürdeleri başı ucundaki delikden cenneti temâşâ ede ve ayağı ucundaki delikden cehennemi seyr edüp azâbı anınla def‘ ola.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 155a ·
metinde göster ·
… atlarıyla atların ve develerin gözlerin kapayup seğirtmeğe komayup iki gözlerin
oyup
çıkarup amânı ve kuvvetin kesüp hâh nâ-hâh atı ve dombayı ve her ne ise yeyüp k …
Ve bu sahrâ-yı Edil'de olan karçığa ya‘nî doğan ve toykun ve sunkur ve albay va lâçîn ve bödene ve topalken ve kırgı ve küykenek nâm yırtıcı doğan gibi şâhin kuşlar bu dünyâda yokdur. Hattâ kaz kadar beşer onar kerre tülemiş toykun ve sunkur nâm doğanlar var kim yaban atın ve yaban devesi ve yaban dombayların alup yer. Eğer su’âl olunursa bir kuş bir atı ve bir deveyi ve câmûsu nice alup yer derse eyle yaranup tülemişdir kim gözleri kırmızı mercân gibi olup kendüye gıdâ olacak mertebe bir şikâr bulmayıcak hemân yaban atı ve devesine hücûm edüp ibtidâ atı sağrısından nâhunlayup ya‘nî tırnak urup arkasın yere yere atın başına konup kanatlarıyla atların ve develerin gözlerin kapayup seğirtmeğe komayup iki gözlerin oyup çıkarup amânı ve kuvvetin kesüp hâh nâ-hâh atı ve dombayı ve her ne ise yeyüp kasığından yırtup yer, ka[r]nı doyup pervâz urdukda sâ’ir kurdlar ve tilki ve çakallar ve gayri hayvânâtlar at leşlerin yemeğe başlarlar. Ammâ bu toykun ve sunkur nâm kuşlar ayu ve kurd ve tilki ve çakala ve arslana sunmazlar, zîrâ anlar yırtıcı mahlûklardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 190a ·
metinde göster ·
… üp Feylekos Hak[î]m kızının {mezârı} üstüne koyup üstâd-ı mermer-bür bu mermeri
oyup
bir kubbe-i musanna‘ etmiş kim vâcibü's-seyrdir. Hâlâ şimdiki hâlde bu taşı on …
İbret-nümâ-yı acîbe: Mezkûr havz-ı azîmin kurbunda bir çâr-kûşe hammâm kubbesi-misâl bir beyâz mermer yekpâre kubbe vardır. Bir pehlivân ol taşı arkasına alup dağdan bu mahalle getirüp Feylekos Hak[î]m kızının {mezârı} üstüne koyup üstâd-ı mermer-bür bu mermeri oyup bir kubbe-i musanna‘ etmiş kim vâcibü's-seyrdir. Hâlâ şimdiki hâlde bu taşı on bin âdem bir yere gelse durduğu yerden hareket etdirmeğe kâdir değildir, ammâ evâ’il-i a‘sârda bir pehlivân kaldırmış. Hâlâ ol mermer kubbe üzre lisân-ı Yûnânca Feylekos Hakîm kızı ismini ve bu taşı getiren pehlivânın ismini yazup pehlivân ismi Amlâka'dır demiş. Dahi bu mahalde niçe bin aded yekpâre mermerden sandûka mezârlar var ve niçe bin ibret-nümâ-yı âsârlar var. Eğer mâ-vaka‘ı üzre bu harâbistânı tahrîr eylesek tazyî‘-i evkât mükerrer olur. Andan yine cânib-i garba gidüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 217a ·
metinde göster ·
Karahisârî tarzı tahrîr etdim, ammâ inşâallâh istankö[y] cezîresindeki çınâr-ı …
Zîrâ bu hakîr bu mesîregâhda dahi bir âsârımız olsun içün sapanlarla(?) bu servin bir nihâline urûc edüp nevregân tilsiman ile "Seyyâh-ı âlem Evliyâ rûhiyçün el-fâtiha" deyü servin kabuğun oyup Karahisârî tarzı tahrîr etdim, ammâ inşâallâh istankö[y] cezîresindeki çınâr-ı müntehâ-yı ibret-nümâya kazdığımdan bu a‘lâ olup inkırâzu'd-devrân mü’ebbed olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 261b ·
metinde göster ·
Yollar üzre niçe ümmet-i Muhammed'in pençe-i âfitâb gulâmlarının leşleri yollar üzre ve niçe ümmet-i Muhammed yiğitleri beller üzre meyyitleri yatır ve niçe bin atlar ve katırlar ve develer harbendesiz ve sârbân seyissiz serserî dağlarda gezüp niçe yüz yiğitler dahi mecrûhan uryân u giryân ve büryân u nâlân sergerdân olup dağlarda gezer. Hattâ birkaç pençe-i âfitâb gulâmların edebde dübürlerin bıçağ ile oyup dağlarda amân deyüp gezer ve niçe gulâm-ı nev-civânları katl edüp zekerin kesüp edebde dübürlerine sokup yüz[ü] koyu yatırlar. Ve niçe bin harar ve sepet sandûklar bomboş ormanlar içre yatırlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 282a ·
metinde göster ·
… âd-ı Ferhâd-ı kûhken bu aşağı kal‘adan ve yukaru kal‘anın Çekebeni kayalarından
oyup
kesme kaya nerdübânlar ile bir minâre kaddi kal‘a dîvârı su kenârı olmak ile ka …
Ve bu kal‘a içinde cümle yetmiş seksen mikdârı kiremit örtülü sehel ma‘mûr evlerdir. Mâ‘adâ hemân bir şâhrâh üzre cümle seksen aded vâsi‘ dükkânlardır kim bir yoldur, gayri tarîk-i âmm yokdur, zîrâ bir tarafı kal‘anın Çekebeni kayalarıdır ve bir tarafı kal‘a altından cereyân eden nehr-i (---) dir. Ammâ üstâd-ı Ferhâd-ı kûhken bu aşağı kal‘adan ve yukaru kal‘anın Çekebeni kayalarından oyup kesme kaya nerdübânlar ile bir minâre kaddi kal‘a dîvârı su kenârı olmak ile kal‘a temelin su döğer. Ba‘zı yerlerinden suya ener, yetmiş seksen kademe taş nerdübânlar ile enilüp Kazancılar çârsûsu kapusu dibinde bir azîm su kullesi var, tâ suyun içinde binâ olunmuşdur, tâ Çekebeni kayaları içinden oyma yolları var kim yukaru kal‘adan aşağı su kullesine enince bin altmış ayak kesme taş nerdübânlardır kim hîn-i muhâsarada bu kayalar içindeki yollardan su taşıyup mahsûr olanlar aslâ suya zarûret çekmezler. Ve bu yolları düşmanlar dahi görmezler, ammâ Kazancılar çârsûsu kayalarından aşağı su yolları alçakdır, ammâ bu yolları dahi düşmanlar göremezler. Ve bu aşağı kal‘ada olan dükkânlar cümle kazancılar ve câ-be-câ mutâflardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 358a ·
metinde göster ·
deyü nevregân ve tilsiman demirleri ile elifleri birer arşın
oyup
tahrîr etdik. İnşâallâh ol hat şerha verüp mü’ebbed durur. Gören yârân-ı bâ-saf …
deyü nevregân ve tilsiman demirleri ile elifleri birer arşın oyup tahrîr etdik. İnşâallâh ol hat şerha verüp mü’ebbed durur. Gören yârân-ı bâ-safâya muhtefî değildir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y106a ·
metinde göster ·
… -i Muhammed esîr var imiş. Zindân içre ba‘zı kayalarda mürekkeb ile ve kayaları
oyup
tahrîr etmişler kim,
Ve mezkûr tokuz tabyanın büyüğü zindân tabyasıdır, zîrâ kal‘anın cenûbunda bir köşesine vâki‘ olup bir sedd-i Kahkahâ'dır. Ve içi yedi ve sekiz kat çâh-ı gayyâ ve ka‘r-ı cahîm zindândır. Mâ-tekaddem on iki binden mütecâviz ümmet-i Muhammed esîr var imiş. Zindân içre ba‘zı kayalarda mürekkeb ile ve kayaları oyup tahrîr etmişler kim,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y114a ·
metinde göster ·
… enleri ve nerdübânları ve gilvi ve rafları eyle seng-i hârâdan peynir oyar gibi
oyup
hurde rûmî ve islimî ve şükûfeler ile müzeyyen edüp nakş-ı bûkalemûn etmiş. Hâl …
Ve bu kayalar altında niçe yüz mağâralar var kim herbirine im‘ân-ı nazar ile nigerân etsen dîde-i bînâ hîrelenüp âdem vâlih [ü] hayrân kalur. Meselâ ol mağâraların kapularının cânib-i erba‘ası ve revzenleri ve nerdübânları ve gilvi ve rafları eyle seng-i hârâdan peynir oyar gibi oyup hurde rûmî ve islimî ve şükûfeler ile müzeyyen edüp nakş-ı bûkalemûn etmiş. Hâlâ üstâd mühendis destinden henüz çıkmış hurde münakkaşdır. Azamet-i Hudâ zamân-ı kadîmde dahi şîvekârlık şîrînkârlık ve üstâd mi‘mârlık var imiş. El-hâsıl ma‘mûr şehr-i azîm imiş. Ammâ hâlâ leb-i deryâda bir küçük kasabadır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y126b ·
metinde göster ·
… gâyet metîn kantaradır. Bir gözü Cübeyle tarafındadır ki ol tarafda bir kayayı
oyup
çâr-kûşe bir mermer üzre cisrin târîhi sene seb‘i miedir ki Sultân Kalavân binâ …
Ve bu nehrü'l-Kelb üzre üç Y 189b göz Cisrü'l-Kelb gâyet metîn kantaradır. Bir gözü Cübeyle tarafındadır ki ol tarafda bir kayayı oyup çâr-kûşe bir mermer üzre cisrin târîhi sene seb‘i miedir ki Sultân Kalavân binâsıdır. Cisri ubûr etdükde ol kûh-ı Bîsütûn-ı nehrü'l-Kelb kenârında Ferhâdî külünkler ile kûhkenler Ferhâd-vâr oyup bir şâhrâh etmişler ammâ ubûr eden benî âdem aşağıda cereyân eden Nehrü'l-kelb'e nazar etse aklı gider. Bu hâl ile yalçın kayalar içre evce çıkup Kelb akabesi derler bir muhâtara yerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y189a–Y189b ·
metinde göster ·
… h-ı Bîsütûn-ı nehrü'l-Kelb kenârında Ferhâdî külünkler ile kûhkenler Ferhâd-vâr
oyup
bir şâhrâh etmişler ammâ ubûr eden benî âdem aşağıda cereyân eden Nehrü'l-kelb' …
Ve bu nehrü'l-Kelb üzre üç Y 189b göz Cisrü'l-Kelb gâyet metîn kantaradır. Bir gözü Cübeyle tarafındadır ki ol tarafda bir kayayı oyup çâr-kûşe bir mermer üzre cisrin târîhi sene seb‘i miedir ki Sultân Kalavân binâsıdır. Cisri ubûr etdükde ol kûh-ı Bîsütûn-ı nehrü'l-Kelb kenârında Ferhâdî külünkler ile kûhkenler Ferhâd-vâr oyup bir şâhrâh etmişler ammâ ubûr eden benî âdem aşağıda cereyân eden Nehrü'l-kelb'e nazar etse aklı gider. Bu hâl ile yalçın kayalar içre evce çıkup Kelb akabesi derler bir muhâtara yerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y189a–Y189b ·
metinde göster ·
… iş bir kızıl yalçın kaya üzre bir dîdebân kullesi var ve kayaları Âd ibn şeddâd
oyup
, kal‘a-i Kahkah-ı Arab derler Yed-i Kudret ile binâ olunmuş bir kal‘adır. Dîvâr …
Ammâ hâlâ yine Âl-i Osmân tahrîrinde Sıfet hâkidir. Ve bu mahalde buhayreden ba‘îd bir top menzili bu gölün garbında evc-i semâya ser çekmiş bir kızıl yalçın kaya üzre bir dîdebân kullesi var ve kayaları Âd ibn şeddâd oyup, kal‘a-i Kahkah-ı Arab derler Yed-i Kudret ile binâ olunmuş bir kal‘adır. Dîvârdan bir alâmet yokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y201b ·
metinde göster ·
… rdur. Gerçi Lefke şehri ayvası kadar iri değildir, ammâ gâyet lezîzdir. Göbeğin
oyup
içine mastaki sakızı koyup nerm hâkister içre bişirüp isti‘mâl etsen kuvvet-i b …
Ve ayvası dahi meşhûrdur. Gerçi Lefke şehri ayvası kadar iri değildir, ammâ gâyet lezîzdir. Göbeğin oyup içine mastaki sakızı koyup nerm hâkister içre bişirüp isti‘mâl etsen kuvvet-i basarı ziyâde edüp tabî‘atı mu‘tedil eder.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y251b ·
metinde göster ·
… mmâ hikmet-i Hudâ her bir hânedânın kayası başka başka yaradılmış. Herkes birin
oyup
vatan edinmiş. Ve her birinin mâbeyninden yol geçer kumsal yollardır. Bu râhlar …
Âd ve Semûd kavmine seng-i hârâlar bi-emrillâh müsahhar imiş kim böyle seng-i hârâları kalem tırâş ile peynir keser gibi kesüp mezkûr gârların der-i dîvârlarına ve revzen ü tâklarına ol kadar emek sarf edüp hûrdegîrlik etmişler kim gûyâ hıtâyî kâğıdda Fahrî oyması gibi nükûş-ı garîbe oymuşlardır. Ammâ hikmet-i Hudâ her bir hânedânın kayası başka başka yaradılmış. Herkes birin oyup vatan edinmiş. Ve her birinin mâbeyninden yol geçer kumsal yollardır. Bu râhlara nâzır kat-ender-kat hücreler ve gûnâ-gûn maksûreler vardır. Ve dîvânhâne ve zîr-i zemînler var kim her birine biner ikişer biner benî âdem sığar. Ol çölistânın şiddet-i hârında içine dâhil olduğumuzda gûyâ Bağdâd-ı behişt-âbâd Y 272a serdâblarına girmişe döndük. Ve gûnâ-gûn kapular oymuşlar kim kapunun cânib-i erba‘aları kat-ender-kat zıh-ender-zıh hurde rûmî ve eslimî ve şükûfeler ile ârâste atebelerdir kim hâlâ asrımızın üstâd mermer-bürleri tîşe ve nevregân ve tilismân urmağa kâdir değillerdir. Meğer diyâr-ı Rûm'da Atina şehrinde Sultân Mehemmed câmi‘indeki mermerlerin musanna‘âtı ola.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y271b–Y272a ·
metinde göster ·
… dahi bir çöl sığırın sayd edüp bir kaç atlı üzerine vardık. Ol sığırın gözlerin
oyup
tenâvül ederdi. Bir kurşum atup hatâ edüp ol murg-ı zeyrek hevâya münkalib olup …
Ve bir ukkâb dahi bir çöl sığırın sayd edüp bir kaç atlı üzerine vardık. Ol sığırın gözlerin oyup tenâvül ederdi. Bir kurşum atup hatâ edüp ol murg-ı zeyrek hevâya münkalib olup âhir hakîrin huddâmları sığırı boğazlayup cümle huddâm-ı hacıyân birer pâre etin alup tarfetü'l-ayn içre üstühânları kaldı.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y381b ·
metinde göster ·
Âl-i Türkmân'dan yedi pâdişâhı bir günde azl edüp ba‘zısının gözlerin
oyup
köşe başlarında sâ’illik etdiler. Yedisi dahi bu câmi‘in mihrâbı önünde medfûnd …
Âl-i Türkmân'dan yedi pâdişâhı bir günde azl edüp ba‘zısının gözlerin oyup köşe başlarında sâ’illik etdiler. Yedisi dahi bu câmi‘in mihrâbı önünde medfûndurlar. Anıniçün bu câmi‘e Seb‘ Selâtîn câmi‘i derler. Ve Sultân Çakmak dahi yedi aded pâdişâhlar mâbeyninde medfûndur. Ve kıbleye Y 99a nâzır ancak bir kapusu var. Bu kapunun iki tarafında mermer üzre celî hat ile târîhi budur:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y98b–Y99a ·
metinde göster ·
… işmeli rûmîler ve islimîler ve sadberk güller ve elvân elvân dalkırma şükûfeler
oyup
arz-ı ma‘rifet etmişdir kim cümle ressâm ve ehl-i ma‘ârif temâşâsına hayrân olu …
Ve mihrâbında olan sadefkârî san‘atı bir diyârda yokdur, temâşâ edenin çeşm-i ibreti hîrelenüp âdem engüşt ber-dehen eder. Ve minberi sindiyân ve santa ve ceviz ve servi levhalarındandır, âdemin dimağı mu‘attar olur. Ve üstâd ressâm bu minbere ol kadar himmet sarf edüp gûnâ-gûn kitâbe ve mutahhıllar Y 322b içre pîç-ender-pîç kirişmeli rûmîler ve islimîler ve sadberk güller ve elvân elvân dalkırma şükûfeler oyup arz-ı ma‘rifet etmişdir kim cümle ressâm ve ehl-i ma‘ârif temâşâsına hayrân olur. Sihr-i i‘câz bir minber-i serâmeddir. Ve bu minberin kapusu üzre Kûfî Hafza hattiyle halkârî Arapça âyeti tahrîr olunmuşdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y322a–Y322b ·
metinde göster ·
… irâm medfûn olduğu târîhleri ile müsbetdir. Sandûkalarının kenârında haşeb üzre
oyup
celî hat ile bu târîh mektûbdur:
Bu Dimyât'ın câmi‘leri Reşîd'den çok selâtîn câmi‘leri vardır. Ve zâviyeleri dahi çokdur. Cümle zâviyelerden cemâ‘at-ı kesîreye mâlik çârsû içinde zâviye-i Erba‘în. Bu mescide mescid-i Atebânî dahi derler. Tâ Hazret-i Ömer fethinde binâ olunmuşdur. Zâviyeye girdikde sağ tarafda kırk Sahâbe-i kirâm medfûn olduğu târîhleri ile müsbetdir. Sandûkalarının kenârında haşeb üzre oyup celî hat ile bu târîh mektûbdur:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y347a ·
metinde göster ·
… ezâr ahsend kim kırmızı sommâkî sengîn taşı kendülere musahhar edüp peynir gibi
oyup
münakkaş edüp bu mertebe san‘atlar icrâ ederlermiş. Zehî san‘at-ı kâmil. Sad ke …
Bu dahi sihr-âsâr-ı sahîh ibret-nümâ temâşâdır. Ve bu sahrânın cânib-i erba‘ası böyle temâşâgâhlardır kim Âd ibn Şeddâd ve kavm-i Semûd ve Cân bin Cân kavminin alâyimât u garâyibâtları var kim ilme'l-yakîn ve ayne'l-yakîn ve hakka'l-yakîn hâsıl etdiğimiz üzre cümle temâşâ etdiklerimiz tahrîr eylesek bir müdevven olur. Ammâ ol asırların kavmine hezâr ahsend kim kırmızı sommâkî sengîn taşı kendülere musahhar edüp peynir gibi oyup münakkaş edüp bu mertebe san‘atlar icrâ ederlermiş. Zehî san‘at-ı kâmil. Sad kez ve lek bârekellâh.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y429a ·
metinde göster ·
Fîl-pîçenin yanına vardık. Zâlim ukkâb bu fîl yavrusunun gözlerin
oyup
bir hayli yerinden yemiş. Ol dahi cân havli ile ol fezâda serserî gezüp kaldı. …
Fîl-pîçenin yanına vardık. Zâlim ukkâb bu fîl yavrusunun gözlerin oyup bir hayli yerinden yemiş. Ol dahi cân havli ile ol fezâda serserî gezüp kaldı. Ve biz yine azm-ı râh etdik. Bir mesâfe alarka olunca hemân ukkâb semâdan süzülüp fîlin yavrusun minkârına alup bî-pâk havâya çıkarup yere bırakdı ve fîl yavrusu pâre pâre olup üzerine meks edüp tenâvül etmeğe başladı. Anı ubûr edüp vakt-i gurûbda,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y433a ·
metinde göster ·
Ve meyyitlerin zemîne defn etmezler, elbette bir taşı
oyup
yâhûd bir mağârâda defn edüp kadîd ederler. Kehfler içre niçe bin yıllık kadîde …
Ve meyyitlerin zemîne defn etmezler, elbette bir taşı oyup yâhûd bir mağârâda defn edüp kadîd ederler. Kehfler içre niçe bin yıllık kadîde na‘şları vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y442b ·
metinde göster ·