… zâşt ez ân belki gird-geh-i meh / Hâhîki bedânî şi‘r u Şeyh Vefâ-râ / Der(?) Yâ
Rab
şeyh rahmeten ilâ rabbihi, / Sene (---).
Ân şem‘-fürûz-ı harem-i ka‘be-i esrârBe-güzâşt ez ân belki gird-geh-i mehHâhîki bedânî şi‘r u Şeyh Vefâ-râDer(?) Yâ Rab şeyh rahmeten ilâ rabbihi,Sene (---).
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 106b ·
metinde göster ·
ola. Hakkâ ki ey serdengeçdi dilencisin kim üç yıldan berü beni sen söyletdin. …
"Aşkına meşk ma‘şûk Rab ola. Hakkâ ki ey serdengeçdi dilencisin kim üç yıldan berü beni sen söyletdin. Sırr-ı Huda sende kalsın kim parmağındaki hâtemin sec‘ine, ‘mahzen-i esrâr-ı Hudâ Evliyâ’ deyü bu mührü yaz" deyü, nutuk buyurdular. Ve,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 299a ·
metinde göster ·
… ] üzre bir kanadın koyup ve bir kanadı yelken gibi edüp hadd [ü] hasrın Cenâb-ı
Rab
bilir ol kadar bıldırcın kuşları bu iç Manya dağlarına gelüp dağ u taş bıldırcı …
Ve bunlarda aslâ müselmân esîrleri yokdur, zîrâ kendülerinin dahi yiyecekleri olmayup esîrlere ne yedirsinler. Cemî‘i Frengistân kefereleri dahi bunlardan korkarlar. Ammâ hikmet-i Rabbü'l-âlemîn bunlar dahi mahlûk-ı Hudâ olmağın 336b bunların dağlarında bir habbe ve bir dâne hâsıl olmadığından ol Perverdigâr Allâh bu kavme yılda bir kerre mâh-ı Temmûz'da d[er]yâ ile uça uça ve der[yâ] üzre bir kanadın koyup ve bir kanadı yelken gibi edüp hadd [ü] hasrın Cenâb-ı Rab bilir ol kadar bıldırcın kuşları bu iç Manya dağlarına gelüp dağ u taş bıldırcın tuyûrundan görünmeyüp cümle on bin aded iç Manya kefereleri avret oğlanlarıyla bu dağlara düşüp cümle bıldırcınları ağ kepçeler ile sayd edüp başların koparup tüğleri ve içleriyle kayalardaki sarnıç çukurları içre tuzlayup bırağırlar ve üstlerine iri iri taşlar koyup kaparlar, kâmil beş altı ay tuz içre salamura olup vakt-i şitâda beş altı ay kuş turşusu ile Rabbü'l-ibâd bu kulların perveriş edüp dahi gayri vilâyete kuş turşu[s]u satarlar. Gâyet semîn ve lezîz ve latîf kuş turşusu olur kim kırk gün kırk gece deryâdan bu kavme böyle mâ’ide-misâl gûyâ tuyûr-ı sülvân gelir. Arapça
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 336a–336b ·
metinde göster ·
! Bu kavim bana îmân getirmezler. Bunları kahr eyle, yâhûd beni bu âsîlerden hal …
"Yâ Rab! Bu kavim bana îmân getirmezler. Bunları kahr eyle, yâhûd beni bu âsîlerden halâs edüp yedi deryâ seyâhatin nasîb eyle" deyü du‘âsı hedef-i icâbetde vâkı‘ olup bu Sayda şehrindeki makâmında gemiye süvâr olup bi-emri'llâh Yûnus Nebî'yi deryâya ilkâ edüp Cenâb-ı Bârî yedi deryâyı balık karnında seyâhat etdirüp kırkıncı gün ki yevm-i Âşûrâ idi, cümle balıklar Yûnus balığına hücûm edüp anların hücûmundan emr-i Hakk ile balık bu mahalle gelüp çıkdı.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y192a ·
metinde göster ·
! Sana emânet verdim" deyü gitdi. Der-akab Cibrîl-i Emîn nâzil olup Hazret-i İbr …
"Yâ Rab! Sana emânet verdim" deyü gitdi. Der-akab Cibrîl-i Emîn nâzil olup Hazret-i İbrâhîm'in mübârek parmağın ağzına koyup emmeğe başlayup vâlidesi lebeninden ziyâde safâ etdi. Vâlidesi dahi gâhî-be-gâhi gelüp süd verirdi ve görüp giderdi. Hâlâ ma‘sûmlar parmağın emmek Hazret-i Halîl'den kalmışdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y230a ·
metinde göster ·
! Bu ne hâldir? Beni bu vâdîde Y 383b ümmetimle kırk gündür sergerdân hâl-i pe …
"Yâ Rab! Bu ne hâldir? Beni bu vâdîde Y 383b ümmetimle kırk gündür sergerdân hâl-i perîşân ile gezerim. Bu ne hâldir?" deyü arzuhâl edince Cenâb-ı Bârî'den nidâ geldi kim,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y383a–Y383b ·
metinde göster ·
yekfî derler. Zîrâ yigirmi dörd arşın bu cebellere geldikde Mısır'ın içinde Dem …
Ammâ Mısırlı elhamdü lillâhi yekfî yâ Rab yekfî derler. Zîrâ yigirmi dörd arşın bu cebellere geldikde Mısır'ın içinde Demirkapu derler bir kal‘a kapusu var, tâ Mısır'ın ma‘mûr [u] âbâdân yeridir, anda Nîl kapu eşiğinden zâhir olmağa başlar. Allâhümme âfinâ yigirmi beş yigirmi altı arşın gelse Mısır'ı Nîl gark eder.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y147a ·
metinde göster ·
… kavmi bu Mısır'da mevcûd olup Mısır sebebiyle bu kadar mahlûk-ı Hudâ'yı Cenâb-ı
Rab
besler. Anıniçün Ümmü Dünyâ derler.
Ve Mısır'a Ümmü Dünyâ dediklerinin aslı budur ki cemî‘i dünyâda olan ecnâs-ı mahlûkât ve yetmiş iki millet ve yüz kırk lisân kelimât eden halk ve mezâhib-i erba‘a kavmi bu Mısır'da mevcûd olup Mısır sebebiyle bu kadar mahlûk-ı Hudâ'yı Cenâb-ı Rab besler. Anıniçün Ümmü Dünyâ derler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y228a ·
metinde göster ·
… lâl kahve otu otladığın istimâ‘ edüp hazret Cenâb-ı İzzet'den ricâ eder kim "Yâ
Rab
, Şeyh Şâzilî kuluna ihsân etdüğin kahve otu gibi bana dahi bir ot ihsân et, anı …
Hâssa-i sâdis, hikmet-i Hallâk-ı âlem: Bu gâsûl otu hâsıl olan kurâ ki beledü'r-Ruveyhib'dir, anda eş-Şeyh Seyyid Îsâ hazretleri bir kubbe-i âlîde medfûndur. Yemen'de Şeyh Şâzilî hazretleri ile hem-asır imişler. Bu Şeyh Îsâ Şâzilî hazretlerinin helâl-i zülâl kahve otu otladığın istimâ‘ edüp hazret Cenâb-ı İzzet'den ricâ eder kim "Yâ Rab, Şeyh Şâzilî kuluna ihsân etdüğin kahve otu gibi bana dahi bir ot ihsân et, anınla def‘-i cû‘ edüp kuvâ-yı beden ile sana ibâdet edeyim" deyü ricâ eder. Derhâl du‘âsı müstecâb olup bu sahrâ-yı ferah-fezâ gâsûl otiyle mâl-â-mâl olup şükûfesiyle lâlezâr olur. Hâlâ şükûfesinin râyihasından âdemin demâğı mu‘attar olur. Ba‘dehu Şeyh Îsâ kâmil yüz sene bu gâsûl otun tenâvül edüp def‘-i cû‘ edüp yüz sene dahi mu‘ammer olur. Mukaddemâ yüz beş sene dahi mu‘ammer olmuşdu. Cümle müddet-i ömürleri iki yüz beş sene olup Sultân Berkûk ile Tarabulus-ı Şâm fethinde bile olup ba‘de'l-feth maskat-ı re’si olan bu beled-i Ruveyhib'de merhûm olup üzerine Sultân Berkûk bir kubbe-i âlî bir tekye mînâ-yı kâlî inşâ etmişdir. Hâlâ iki yüzden mütecâviz fukarâları vardır, cümle bu gâsûlü mâ’ide teresi gibi yerler. Ve demet demet kurudup el değirmenden çeküp un edüp hamîr edüp ekmek ederler, gâyet lezîz nân-ı hoşiki olur. Hakîr teberrüken tenâvül edüp def‘-i cû‘ edüp Hakk'a hamd [ü] senâ etdim.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y313a ·
metinde göster ·
… Ve bu hânlar ma‘mûr vekâlelerdir, ammâ kârgîr binâlar değildir. Ve yigirmi iki
rab
ta‘bîr ederler müte’ehhil olur fukarâ odalarıdır, kırk elli hücre bir hândadır, …
Ve cümle on sekiz vekâle-i ma‘mûru vardır. Evvelâ Emir Dilâver hânı ve Emir Mustafâ hânı ve Mahmûdiyye hânı ve Kenâniyye hânı ve Emîr Ahmed hânı ve Avret hânı ve Mâlikî hânı ve İbn Yâsîn hânı ve eş-şeyh Q 297bP 294b Abdülvahhâb hânı ve Müselmânî hânı ve Kadı Nasreddîn hânı ve Kadı Ahmed hânı ve Nîl hânı ve Kaffâsîn hânı ve Haşeb hânı ve İbn Huteybe hânı. Ve bu hânlar ma‘mûr vekâlelerdir, ammâ kârgîr binâlar değildir. Ve yigirmi iki rab ta‘bîr ederler müte’ehhil olur fukarâ odalarıdır, kırk elli hücre bir hândadır, ana bu diyârda rab derler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y353b ·
metinde göster ·
… müte’ehhil olur fukarâ odalarıdır, kırk elli hücre bir hândadır, ana bu diyârda
rab
derler.
Ve cümle on sekiz vekâle-i ma‘mûru vardır. Evvelâ Emir Dilâver hânı ve Emir Mustafâ hânı ve Mahmûdiyye hânı ve Kenâniyye hânı ve Emîr Ahmed hânı ve Avret hânı ve Mâlikî hânı ve İbn Yâsîn hânı ve eş-şeyh Q 297bP 294b Abdülvahhâb hânı ve Müselmânî hânı ve Kadı Nasreddîn hânı ve Kadı Ahmed hânı ve Nîl hânı ve Kaffâsîn hânı ve Haşeb hânı ve İbn Huteybe hânı. Ve bu hânlar ma‘mûr vekâlelerdir, ammâ kârgîr binâlar değildir. Ve yigirmi iki rab ta‘bîr ederler müte’ehhil olur fukarâ odalarıdır, kırk elli hücre bir hândadır, ana bu diyârda rab derler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y353b ·
metinde göster ·
bu otaġ kimüŋ ola didi ḫaberi yoḳ ki alaçaġı ala gözlü ḳızuŋ otaġı olsa gerek b …
yā rab bu otaġ kimüŋ ola didi ḫaberi yoḳ ki alaçaġı ala gözlü ḳızuŋ otaġı olsa gerek bu otaġuŋ üzerine varmaġa edeblendi ayıtdı ne olur-ise olsun hele men avumı alayın didi