… kin mesih meryem oġlı ʿisa taŋrınıŋ yalavaçı anıŋ sözi kemişti anı meryemḳa hem
ruh
andın bitiŋler taŋrıḳa hem yalavaçlarıŋa aymaŋlar üç tėp yıġlıŋ yaḫşı sizke büt …
171 ey bitig boḍnı haddin keçmeŋ diniŋiz içinde aymaŋlar taŋrı üze meger sezanı bütünlükin mesih meryem oġlı ʿisa taŋrınıŋ yalavaçı anıŋ sözi kemişti anı meryemḳa hem ruh andın bitiŋler taŋrıḳa hem yalavaçlarıŋa aymaŋlar üç tėp yıġlıŋ yaḫşı sizke bütünlükin taŋrı bir taŋrı arıġ ol bolmaḳdın aŋar ʿayal aŋar ol kim kökler içinde aŋa ol kim yer içinde tap ol taŋrı erklig
yarlıġımız birle bilmez erdiŋ nė ol bitig nė ol iman ançası bar ḳıldımız anı nu …
52 mundaġuḳ yarlıġ ıḍtımız saŋa ruhnı yarlıġımız birle bilmez erdiŋ nė ol bitig nė ol iman ançası bar ḳıldımız anı nur köndürür men köni yol[ḳa] kimni tilese-miz ḳullarımızdın hem sen köndrür sen köni yolḳa
Sitâyiş-i me’kûlât [u] meşrûbât: Evvelâ beyâz ve hâs ekmeği ve çöreği ve böreği ve bâğlarında hezârî nâm bir gûne elma'sı olur kim ve râhin ruh râhin mesel-i tüffâh-misâli bu elma hakkındadır. Lezzetde gûyâ İslâmbol kurbunda Kocaeli sancağında misket elması gibi râyiha-i tayyibeli bir müdevver tüffâhdır. Dâ’imâ tenâvül eden cemî‘i emrâz-ı muhtelifeden felâh bulur. El-hâsıl rub‘-ı meskûnda nazîri yokdur ve hadîkalarında Agırbinik üzümü Şâm'ın Zeynî üzümünden ter ü lezîz engûrdür.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 83a ·
metinde göster ·
… l ol, ammâ ibâdullâh[a] zulm [ü] ta‘addî etme ve ulemâ-yı Mısır'a ri‘âyet eyle,
ruh
ruh’ deyü işâret etdi. Hemân kabr-i şerîfden ‘Destûr yâ Selîm, Y 44a destûr’ …
‘Yâ Selîm! Ben mütekeffilim. Var işine meşgûl ol, ammâ ibâdullâh[a] zulm [ü] ta‘addî etme ve ulemâ-yı Mısır'a ri‘âyet eyle, ruh ruh’ deyü işâret etdi. Hemân kabr-i şerîfden ‘Destûr yâ Selîm, Y 44a destûr’ sadâsı gelüp Selîm Dede hamd-i Hudâ edüp Mısır huccâcıyla kırk günde Mısır'a gelüp Karâfe-i kübrâda Meymendî tekyesinde mihmân olup ol gün Ebussu‘ûd-ı Cârihî [ve] Merzûk-ı Kifâfî hazretlerine varup buluşduğumuz gibi Dede Selîm selâm verdikde hemân Ebussu‘ûd-ı Cârihî
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y43b–Y44a ·
metinde göster ·
… , ammâ ibâdullâh[a] zulm [ü] ta‘addî etme ve ulemâ-yı Mısır'a ri‘âyet eyle, ruh
ruh
’ deyü işâret etdi. Hemân kabr-i şerîfden ‘Destûr yâ Selîm, Y 44a destûr’ sadâ …
‘Yâ Selîm! Ben mütekeffilim. Var işine meşgûl ol, ammâ ibâdullâh[a] zulm [ü] ta‘addî etme ve ulemâ-yı Mısır'a ri‘âyet eyle, ruh ruh’ deyü işâret etdi. Hemân kabr-i şerîfden ‘Destûr yâ Selîm, Y 44a destûr’ sadâsı gelüp Selîm Dede hamd-i Hudâ edüp Mısır huccâcıyla kırk günde Mısır'a gelüp Karâfe-i kübrâda Meymendî tekyesinde mihmân olup ol gün Ebussu‘ûd-ı Cârihî [ve] Merzûk-ı Kifâfî hazretlerine varup buluşduğumuz gibi Dede Selîm selâm verdikde hemân Ebussu‘ûd-ı Cârihî
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y43b–Y44a ·
metinde göster ·
a‘cil ilâ bilâdi'r-Rûm’ deyü keşf etdiler. Ve Merzûk-ı Kifâfî dahi böyle keşf e …
‘Ve aleykümü's-selâm, yâ sâhibe Resûlillâh ve yâ hâkime'l-Haremeyni'ş-şerîfeyn, yâ hakeme'l-Mısır, selâmetek yâ Selîm selâmetek, ruh a‘cil ilâ bilâdi'r-Rûm’ deyü keşf etdiler. Ve Merzûk-ı Kifâfî dahi böyle keşf edüp Türkçe fasîh bilirdi:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y44a ·
metinde göster ·
iclis alâ tahtı ebûk’ dediler ve ‘Biz seni Mısır'a çağırdığımız zamân gel’ dedi …
"Âlem-i seyâhatde Mısır'a Halîmî ile vardığımızda Ebussu‘ûd-ı Cârihî ve Merzûk-ı Kifâfî hazretleri keşf edüp ‘Yâ Selîm ruh iclis alâ tahtı ebûk’ dediler ve ‘Biz seni Mısır'a çağırdığımız zamân gel’ dediler idi. Hâlâ ol istimâ‘ etdiğ[in]iz sadâlar anların kelâm-ı dürerbârlarıdır. Tîz Mısır tedârikin görün" buyurdular.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y46a ·
metinde göster ·
ile'r-Rûm bi's-selâme yâ imâm" deyüp ol mahalde yine çöküp oturdu kim kırk yedi …
"Yâ imâme'l-vezîr el-vezîr, ünzül ünzül bi'l-acele ile'l-Mısır, ruh ile'r-Rûm bi's-selâme yâ imâm" deyüp ol mahalde yine çöküp oturdu kim kırk yedi senedir ol amûd dibinde sâkindir. Bu kelâmı istimâ‘ eden:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y222b ·
metinde göster ·
" derse yine yılan gider. Çağırduğı yılan ismin bilmeyüp gayrı yılan gelse ol ge …
Hikmet bu kim her yılanın bir ismi var. Kankısına "Gel" derse gelüp yılancının üstüne sıçrayup omuzuna çıkup koynuna girüp çıkar, "Ruh" derse yine yılan gider. Çağırduğı yılan ismin bilmeyüp gayrı yılan gelse ol gelen yılanı dutup bir sarı mefret yılan vardır, ol ismin bilmeyen yılanı anın üstüne atınca büyük yılan ol ismin bilmeyen yılana sarılup yuvarlanır, derhâl fakîr ismin bilmeyen yılan bîcân olup kalır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y291b ·
metinde göster ·