… mezkûr yetîmlere pâk libâslar geydirüp çeng [u] çağâna ve hây-hû ile ma‘sûmları
sünnet
etdirüp birer üstâda ve hocaya veyâhûd bir vüzerâ ve a‘yâna hidmete verirdi. Bu …
Ve Keçeli Dede: Geysûdâr Mehemmed Efendi halîfelerinden Mevlevî külâhı ve bol yenli kebe cübbe ve ayağına na‘lın geyüp elinde münakkaş keçesiyle a‘yân-ı kibârı devrân edüp keçesine altun ve guruş doldurup ol dahi kırkar ve ellişer yetîmleri cem‘ edüp mâl-ı firâvân bezl edüp mezkûr yetîmlere pâk libâslar geydirüp çeng [u] çağâna ve hây-hû ile ma‘sûmları sünnet etdirüp birer üstâda ve hocaya veyâhûd bir vüzerâ ve a‘yâna hidmete verirdi. Bu hüsn-i hâl ile bir dervîş âdem idi. Bağdâd fethi haberi geldiği gün Ramazân-ı şerîfde merhûm olup Necâtî Beğ mezâristânında defn olundu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 114a ·
metinde göster ·
… a‘ kimesneleri vardır. Çoğu Arapça deyüp bâğbânlık ederler. Ve gûnâ-gûn ehl-i
sünnet
esbâbı geyerler. Ekseriyyâ halkı Anatolu tarafındadır. Ammâ nebtîz şehir oğlanl …
Ve bu şehrin ahâlîsi gâyet ehl-i zevkdir. Ve sulehâdan ehl-i hâl [ve] sâhib-i vera‘ kimesneleri vardır. Çoğu Arapça deyüp bâğbânlık ederler. Ve gûnâ-gûn ehl-i sünnet esbâbı geyerler. Ekseriyyâ halkı Anatolu tarafındadır. Ammâ nebtîz şehir oğlanları vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 135a ·
metinde göster ·
ve'l-cemâ‘at kimesnelerin geydüği hırkalar, Arapça hadîs[i] üzre yenlerin kıs …
Ve hırkanın 148b alâmeti sâhib-i sülûk olan ehl-i sünnet ve'l-cemâ‘at kimesnelerin geydüği hırkalar, Arapça hadîs[i] üzre yenlerin kısa eylemekdir kim elimi alâyık-ı dünyâdan çekdim, demekdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 148a–148b ·
metinde göster ·
Ve hınnâ derseniz tâ’ife-i nisvâna ve şeyh-i şiyâbların ak sakallarına
sünnet
ise levadân kökün havânda döğüp su ile hamîr edüp saça ve sakala dürtülse gâyet …
Ve hınnâ derseniz tâ’ife-i nisvâna ve şeyh-i şiyâbların ak sakallarına sünnet ise levadân kökün havânda döğüp su ile hamîr edüp saça ve sakala dürtülse gâyet la’l-gûn kırmızı olup rîş [u] geysûda olan kehleyi helâk edüp gird [ü] gubârdan pâk eder. Bu kerre sizin hınnânıza dahi ihtiyâc yokdur" deyüp kassâblar Mısır bâzergânlarının metâ‘larına böyle mu‘âraza edince hemân Mısır tüccârları eyitdi:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 165b ·
metinde göster ·
Ammâ sünnet edicilerin pîri Ebü'l-havâkîn Muhammed'in hâtûnu Râbi‘a binti Abdullâh ibn Mes‘ûd'{dur}, duhter-i pâkîze-ahterlerin masdarı ortasındaki kırmızı dilçik nâm lahm-ı zâ’idi kesüp sünnet ederdi. Hazret-i İbrâhîm hâtûnu olan (---) Ana Hâcer Ana'ya gazab edüp ol lahmı kesüp sünnet edüp ol asırdan berü bintânları sünnet etmek Arabistân'a mahsûsdur. Hâlâ Mısır'da Hazarî derler bir gûne kavm vardır, kız sünnetleri gecesinde azîm şâdumânlar ederler. Nisvân tâ’ifesine bu sünnetin fâ’idesi oldur kim vaz‘-ı haml etdikde âsân vech ile doğururmuş.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 198a ·
metinde göster ·
ederdi. Hazret-i İbrâhîm hâtûnu olan (---) Ana Hâcer Ana'ya gazab edüp ol lahmı …
Ammâ sünnet edicilerin pîri Ebü'l-havâkîn Muhammed'in hâtûnu Râbi‘a binti Abdullâh ibn Mes‘ûd'{dur}, duhter-i pâkîze-ahterlerin masdarı ortasındaki kırmızı dilçik nâm lahm-ı zâ’idi kesüp sünnet ederdi. Hazret-i İbrâhîm hâtûnu olan (---) Ana Hâcer Ana'ya gazab edüp ol lahmı kesüp sünnet edüp ol asırdan berü bintânları sünnet etmek Arabistân'a mahsûsdur. Hâlâ Mısır'da Hazarî derler bir gûne kavm vardır, kız sünnetleri gecesinde azîm şâdumânlar ederler. Nisvân tâ’ifesine bu sünnetin fâ’idesi oldur kim vaz‘-ı haml etdikde âsân vech ile doğururmuş.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 198a ·
metinde göster ·
… . Hazret-i İbrâhîm hâtûnu olan (---) Ana Hâcer Ana'ya gazab edüp ol lahmı kesüp
sünnet
edüp ol asırdan berü bintânları sünnet etmek Arabistân'a mahsûsdur. Hâlâ Mısır' …
Ammâ sünnet edicilerin pîri Ebü'l-havâkîn Muhammed'in hâtûnu Râbi‘a binti Abdullâh ibn Mes‘ûd'{dur}, duhter-i pâkîze-ahterlerin masdarı ortasındaki kırmızı dilçik nâm lahm-ı zâ’idi kesüp sünnet ederdi. Hazret-i İbrâhîm hâtûnu olan (---) Ana Hâcer Ana'ya gazab edüp ol lahmı kesüp sünnet edüp ol asırdan berü bintânları sünnet etmek Arabistân'a mahsûsdur. Hâlâ Mısır'da Hazarî derler bir gûne kavm vardır, kız sünnetleri gecesinde azîm şâdumânlar ederler. Nisvân tâ’ifesine bu sünnetin fâ’idesi oldur kim vaz‘-ı haml etdikde âsân vech ile doğururmuş.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 198a ·
metinde göster ·
… a Hâcer Ana'ya gazab edüp ol lahmı kesüp sünnet edüp ol asırdan berü bintânları
sünnet
etmek Arabistân'a mahsûsdur. Hâlâ Mısır'da Hazarî derler bir gûne kavm vardır, …
Ammâ sünnet edicilerin pîri Ebü'l-havâkîn Muhammed'in hâtûnu Râbi‘a binti Abdullâh ibn Mes‘ûd'{dur}, duhter-i pâkîze-ahterlerin masdarı ortasındaki kırmızı dilçik nâm lahm-ı zâ’idi kesüp sünnet ederdi. Hazret-i İbrâhîm hâtûnu olan (---) Ana Hâcer Ana'ya gazab edüp ol lahmı kesüp sünnet edüp ol asırdan berü bintânları sünnet etmek Arabistân'a mahsûsdur. Hâlâ Mısır'da Hazarî derler bir gûne kavm vardır, kız sünnetleri gecesinde azîm şâdumânlar ederler. Nisvân tâ’ifesine bu sünnetin fâ’idesi oldur kim vaz‘-ı haml etdikde âsân vech ile doğururmuş.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 198a ·
metinde göster ·
Ezîn-cânib bu sünnetciyân dahi seyishâneler üzre dükkânların gûnâ-gûn
sünnet
usturalarıyla zeyn edüp ba‘zı gulâmları dükkânlarında def u kudüm ile sünnet ed …
Ezîn-cânib bu sünnetciyân dahi seyishâneler üzre dükkânların gûnâ-gûn sünnet usturalarıyla zeyn edüp ba‘zı gulâmları dükkânlarında def u kudüm ile sünnet eder şeklinde ubûr ederler. (---)(---)(---)(---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 198a ·
metinde göster ·
… ûn sünnet usturalarıyla zeyn edüp ba‘zı gulâmları dükkânlarında def u kudüm ile
sünnet
eder şeklinde ubûr ederler. (---)(---)(---)(---)
Ezîn-cânib bu sünnetciyân dahi seyishâneler üzre dükkânların gûnâ-gûn sünnet usturalarıyla zeyn edüp ba‘zı gulâmları dükkânlarında def u kudüm ile sünnet eder şeklinde ubûr ederler. (---)(---)(---)(---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 198a ·
metinde göster ·
… i Tarabefzûn, Yahûdîleri aslâ sevmezler. Zîrâ gâyet mü’min ve muvahhid ve ehl-i
sünnet
ve'l-cemâ‘at, halîm ve selîm âdemlerdir. Hak cümlesinden râzî ola.
Şehr-i Tarabefzûn'da Yahûdî kavmi olmamasının aslı oldur kim Selîm Hân-ı Evvel hâkim iken iki birâder-i kihter [u] mihter bu şehr içre gâib olur. Cümle hükkâm ve âhâlî-i vilâyet cidd u cehd edüp bulmada âciz-mânde olup ferâğat eder. Âhir mürûr-ı eyyâm ile bir gün bâzâr-ı muhabbetde bir mücellâ kırmızı ve bir musaykal sarı sahtiyân satılır. Ne hoş sahtiyân olur deyü elden ele girerken bir ârif-i billah dervîşin eline girüp sahtiyâna nazar ederken görse kim sahtiyânın gerdeninde bir gûne rumûz-ı künûz-ı hatt-ı acîbe tahrîr olunmuş. Ammâ hat idüğü nâ-ma‘lûm, ancak im‘ân-ı nazar ile nazar eden bilir. Netîce-i merâm, bu dervîş bu sahtiyânları alup dikkat-i tâm ile takayyüd edüp hâh [u] nâ-hâh kırâ’at eder: "Ey bizim ahvâlimize vâkıf olmak isteyen, yigirmi senedir debbâğ Yahûdîler elinde zîr-zemînlerde mahpus olup rızâullâh ve rızâ-i Resûlullah bizi halâs edüp tâ ki acâ’ibât göresiz" deyü sahtiyânlar üzre tahrîr olunmuş. Hemân dervîş-i gayûr dâmen-dermiyân edüp doğru Şehzâde Selîm huzûruna varup hatt-ı merkûmu tilâvet etdükde cümle asker pür-silâh olup Debbağhâne kapusundan taşra çıkup cümle debbâğ Yahûdî kârhânelerin basup tahrîr olunan mağarada mezkûr karındaşları bulurlar. Görseler kim iki pençe-i âfitâb mazlûmların arkalarında derilerini yüzüp birbirine arka arka yapışdırup debbağlık işlerler. Biri ser-i kârda ayağ üzre oldukda o biri arkasında yüklü arkası üzre durur. Altındaki birâderi işinden fâriğ olunca arkasındaki işler. Bu gûne azâb-ı elîm ile bunları bulup niçe yüz Mehemmed isimli ma‘sûmları dahi katl edüp niçeleri esîr-i pâ-beste ve dil-haste çâker-i efkende-misâl hizmet ederler. Bu hâl-i pür-melâli ahâlî-i Tarabefzûn görüp nefîr-i âmm ile kal‘a kapuların kapayup cemî‘î Yahûdîleri avretleri ve beşikde ve kundakdaki oğlanlarıyla katl-i âm edüp şehri tathîr etdiler. Ol asırdan berü ellerinde hatt-ı şerîfleri olup çufudları gördükleri yirde katl ederler. Anınçün Tarabefzûn'da Yahûdî yokdur. Ba‘zı Yahûdîye "Tarabuzun'a varsana" dediklerinde "Başına gelsin" derler. Ehl-i Tarabefzûn, Yahûdîleri aslâ sevmezler. Zîrâ gâyet mü’min ve muvahhid ve ehl-i sünnet ve'l-cemâ‘at, halîm ve selîm âdemlerdir. Hak cümlesinden râzî ola.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 253b ·
metinde göster ·
… sâhîb-i ma‘rifet ehl-i ilm u fâzıl ve âlim u fâzıl cânlar vardır. Cümlesi ehl-i
sünnet
ve'l-cemâ‘at mü’min ve muvahhid cânlardır. Evkât-ı hamselerin mescidlerinde edâ …
Yedinci tâbûtu Dobruca krallığından İslâm ile müşerref etdüğü Alî Muhtâr bir tâbût alup bu maksad [u] merâmımız olan Keliğra kayalarında Ejderha mağarasında defn edüp Keliğra kayası nâmıyla iştihâr bulmuş kaya olmağıla Keliğra Sultân derler. Lisân-ı Latînde Keliğra ejder-i heft-sere derler. Fesahat-ı lisân-ı Latin'dir. Anınçün yedi kralda medfûn olup âsitâne-i sa‘âdetleri vardır. Üçü Âl-i Osmân hükmünde ulu âsitânelerdir. Ve her diyârda birer ismiyle müsemmâdır. Ammâ Rûm'da Baba Sultân ve Sarı Saltık Sultân ve Keliğra Sultân derler. Ammâ kâfiristân-ı Hıristiyânistân'da İsvet-i Nikola derler. Cemî‘î millet-i Mesîhiyye gâyet mu‘tekidlerdir. Hâlâ cemî‘î dervîşânları def ve kudûmler çalarak alem-i peykerlerin açarak dîb-i Frengistân'da gezüp pâdişâhâne zevk u safâ edüp tatyîb-i hâtırlarıyla cümle nasârâ mukayyed olup nezerât ve sadakalar ihsânlar edüp beleğan-mâ-belağ mâl-i firâvânlar ile yine âsitânelerine gelirler. Ammâ bu bizim deryâdan halâs olup âsitânesinde mihmân olduğumuz Tekye-i Keliğra Sultân, Karadeniz kenarında evc-i âsumâne ser çekmiş bir burundur kim fil hortumu gibi deryâya uzanmışdır. İslâmbol'dan Kara Hırmeni ve Köstence ve Kili câniblerin özleyen gemiler bu Keliğra kayalarını özleyüp gelir. Yüz elli mil yerden nümâyân âsmâne peyveste olmuş kûh-ı bülendlerdir. Deryâ aşırı karşu şark cânibinde Anadolu tarafında Sinop Burnu bu Keliğra kayalarına mukâbildir. İkisi mâbeyni (---) mildir. Küşâde hevâda Keliğra'dan Sinop dağları Sinop'dan Keliğra dağları seçilir. Ammâ gâyet küşâde hevâ ister. Bu Keliğra kayasının tâ burnunda Keliğra Saltık Sultân bir mağara içinde medfûndur kim ejderhânın gâr-ı karârı idi. Ve yine bu mahalde tekyesi âsitâne-i azîmdir kim ibtidâ bânîsi Dobruca Alî Muhtar binâ etmişdir. Azîzin ağaç kılıcı ve sapanı ve def ve kudûmü ve alemi ve sancağ u bayrakları durur. Ve âsitânesinde müte‘addid hücreleri ve yaz meydânı ve kış meydânlarının cânib-i erba‘asında pâk u pâkîze kurbân postlarıyla döşenmiş her post üzre birer sâhîb-i ma‘rifet ehl-i ilm u fâzıl ve âlim u fâzıl cânlar vardır. Cümlesi ehl-i sünnet ve'l-cemâ‘at mü’min ve muvahhid cânlardır. Evkât-ı hamselerin mescidlerinde edâ eder sâhib-i tertîblerdir. Yüzden mütecâviz âşıkân-ı sâdıkânlardır. Hatta hakîrden sekiz ay Hıfz kırâ’ati üzre 267b Kur’ân-ı Azîm tilâvet etdiler. Bu âsitânenin ve türbe-i pür-envârın revzenleri cümle deryâya nâzırdır. Ve görmeğe muhtâc ibret-nümâ bir matbah-ı Keykâvûs'u vardır. Mu‘allak bir kubbe-misâl dûd-keş bacası vardır. Şeb [u] rûz ale'd-devâm âteş üzre ni‘meti hâzırdır. Âyende vü revendeye ni‘meti mebzûldur. Hayrât [u] akârâtı olmayup pârsâ-yı Muhammedî ile geçinir bir alây fakr [ü] fâka erenleridir. Ve işbâzlarında pây-bürehne ve ser-bürehne cevallâkî zeber-dest tüvâna zivinleri var kim her biri aşk-ı ilâhî ile suhte olup pute-i kâlde hâl sâhibi olmuşlar, böyle bir âsitâne-i kübrâdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 267a–267b ·
metinde göster ·
… uzu gibi meler halîm ve selîm ve halûk, terk-i tecrîd ve ârif-i billah ve ehl-i
sünnet
ve'l-cemâ‘a musallî abdullahları vardır. Hulâsa-i kelâm çok seyâhatimiz yokdur …
Koyun Baba lakabıyla mülakkab olmalarının sebeb-i künyesi: Hacı Bektâş-ı Velî ile Horâsân'dan tâ Rûm'a gelince şeb [u] rûz yigirmi dörd sâ‘atde birer kerre koyun gibi melermiş kim aslâ sâ‘at-i hareketinden tehallüf etmeyüp her melemesi evkât-ı hamseyi ayân u beyân edermiş. Bundan gayrı niçe bin menâkıbı vardır. Ve cümle Bektâşiyân beyne'l-halk mezmûmlardır, ammâ bu Koyun Baba fukarâları koyun, kuzu gibi meler halîm ve selîm ve halûk, terk-i tecrîd ve ârif-i billah ve ehl-i sünnet ve'l-cemâ‘a musallî abdullahları vardır. Hulâsa-i kelâm çok seyâhatimiz yokdur derler. Ammâ Rûm u Arab u Acem'de böyle âsitâne-i azîm yokdur. Ve cisr başında,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 280a ·
metinde göster ·
ve'l-cemâ‘at mü’min ve muvahhid kişiler olmağıla evkât-ı hamseden mâ‘adâ her câ …
Ve aşağı kal‘ada Halîl Ağa Câmi‘i: Kâr-ı kadîm, cemâ‘at-ı kesîreye mâlik bir müferrah câmi‘-i dilküşâdır. Ahâlî-i vilâyeti Ehl-i Sünnet ve'l-cemâ‘at mü’min ve muvahhid kişiler olmağıla evkât-ı hamseden mâ‘adâ her câmi‘de ders-i Kur’ân ve ulûm-ı kesîr-i edyân tilâvet olunur. (---)(---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 321b ·
metinde göster ·
… â-gûn ile ganîmat ederler. Ve ahâlî-i Ardahân cümle mü’min ve muvahhid ve ehl-i
sünnet
ve'l-cemâ‘at, garîb-dost, sulehâ kimesnelerdir. Ekserî zirâ‘at ile kifâflanırla …
Mâ‘adâ mesâcidlerdir. İmâret-i dârü'l-it‘âm ve medrese ve dârü'l-kelâm yokdur. Lâkin mekteb-i dâru's-sıbyânları vardır. Ve (---) mikdârı esvâk-ı muhtasarı vardır. Câbecâ hâncağızları vardır. Ammâ âb [u] hevâsı burûdet üzre olmağıla bâğ u bâğçeleri yokdur. Ammâ meyvesi Tortum'dan ve kal‘a-i Açaris'den gelüp bu şehri müsmirrât-ı gûnâ-gûn ile ganîmat ederler. Ve ahâlî-i Ardahân cümle mü’min ve muvahhid ve ehl-i sünnet ve'l-cemâ‘at, garîb-dost, sulehâ kimesnelerdir. Ekserî zirâ‘at ile kifâflanırlar. Bir fırkası tüccâr-ı berdir. Ve dağlarında latîf güğem meyvesi olur. Bu kal‘a, Erzurûm'un şimâlinde beş merhale yerdir. Ve Ardahân'dan Kargabâzâr'ın geçüp Kars bir konakdır, andan yine cânib-i garba meyyâl kâh sengistân ve kâh çengelistân u âbâdân reh-i râstlar ile nebâtât [u] giyâhât [ve] sebzezârları temâşâ ederek (---) sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 322b ·
metinde göster ·
… pusu var. Cümle sekiz yüz hâne-i fukarâlardır. Ağniyâları nâdirdir. Lâkin ehl-i
sünnet
ve'l-cemâ‘at Nakşibendî tarîkinde dindâr kimesnelerdir. Câmi‘leri ve hammâmı ve …
Evsâf-ı kal‘a-i Mamrevân: Gürcî melikleri binâsıdır ve Lala Kara Mustafâ Paşa fethidir. Mâ-tekaddem sancak beği tahtı idi. Hâlâ yine Erzurûm eyâletinde sancak beği tahtıdır. Beğinin hâssı 203.000, ze‘âmet ve timarı (---)(---)(---) vardır. Çeribaşı ve alaybeğisi var. Beğinin cebelüleriyle cümle bin beş yüz asker olur. Yüz elli akçe kazâdır. Dizdârı ve azeb ağası ve neferâtları vardır. Kal‘ası (---) üzre şekl-i murabba‘ Şeddâdî binâdır. 323a Dâiren-mâdâr cirmi ma‘lûmum değildir. Ve kıbleye nâzır bir kapusu var. Cümle sekiz yüz hâne-i fukarâlardır. Ağniyâları nâdirdir. Lâkin ehl-i sünnet ve'l-cemâ‘at Nakşibendî tarîkinde dindâr kimesnelerdir. Câmi‘leri ve hammâmı ve hânı ve esvâk-ı muhtasarı vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 322b–323a ·
metinde göster ·
… riyyâ bu şehr halkının çoğu Tirevîlerden münteşir olmuşlardır. Hâlâ gayet ehl-i
sünnet
ve'l-cemâ‘at musallî âdemleri var.
Eşkâl-i kal‘a-i Bâyburd: Bir yalçın püşte-i âlî üzre şekl-i muhammes Şeddâdî binâ bir serâmed-i ra‘nâ iç hisârı vardır. Der-i dîvârının kaddi kırk zirâ‘-ı melikîdir. Yalçın kaya üzre olmağıla cânib-i muhammesinde handakı yokdur. Ve derûn-i iç hisârda cümle üç yüz hâne kâr-ı kadîmler vardır. Lâkin çârsû-yı bâzâr ve hân ve hammâm yokdur. Ve iki kapusu vardır. Biri cânib-i şarka, bâğçeler tarafına küşâde üç kat cedîd kavî bâb-ı hadîdlerdir. Ve biri dahi cânib-i garba nâzır Nevbethane kapusudır. Andan aşağı şehre nüzûl olur. Bu kal‘a cümle (---) burc-ı metînlerdir. Ve cümle dendân-ı bedendir ve dâiren-mâdâr cirmi (---) adımdır. Ve Nevbethane kapusundan aşağı şehr cümle binden mütecâviz toprak örtülü hânedânlardır. Bu şehr içre cümle on tokuz mahalle-i müslimîn ve yedi mahalle-i Ermeni, ammâ Yahûdî ve Çingâne tâ’ifeleri yokdur. Lâkin leb-i deryâ üç menzil karîb olmağıla Urum keferesi çokdur. Ahâlî-i vilâyetin çoğu Ekrâd u Türkmândır, ammâ Ebü'l-feth feth etdikden sonra Tire şehrinden üç bin âdem bu şehre nefy edüp tavattun etmişlerdir kim ekseriyyâ bu şehr halkının çoğu Tirevîlerden münteşir olmuşlardır. Hâlâ gayet ehl-i sünnet ve'l-cemâ‘at musallî âdemleri var.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 327b ·
metinde göster ·
… urup bahr hotaslarıyla ol küheylân üzre süvâr olup başında kırmızı mukaddeminin
sünnet
üzre taylasân-ı Muhammedî'sin sarkıdup kendü vücûdu gök demire müstağrak olup b …
Kal‘a-yı Tortum: Şehrine dâhil olurken cümle guzât-ı müslimînin ellerinde ikişer üçer zencirler ile bağlı Gönye'ye istîlâ eden Kazak-ı Aklar ve Mikril kâfirleri şikeste ve beste ubûr edüp cemî‘î a‘yân-ı Tortum istikbâl-i Seydî Ahmed Paşa'ya çıkup şâhrâhın yemîn [u] yesârında kat ender kat sağîr u kibâr "Gazânız mübârek ola" deyü hayr du‘â ederlerdi. Bu tertîb üzre cemî‘î guzât-ı muvahhidîn mâl-ı ganâ’imleriyle ubûr ederek Gâzî Seydî Ahmed Paşa, Sâm u Nerimân-vâr ser-i sa‘âdetine Defterdârzâde Mehemmed Paşa'nın gönderdiği cığa telleri ve ablak otâğa sokup tapan divine atına altı pâre âlât-ı polâd-ı Nahşivânî yancığı urup bahr hotaslarıyla ol küheylân üzre süvâr olup başında kırmızı mukaddeminin sünnet üzre taylasân-ı Muhammedî'sin sarkıdup kendü vücûdu gök demire müstağrak olup budluklar ve uyluklar ile gûyâ kendüleri ejder-i heft-ser-misâl mehâbet ve salâbet üzre yemin ü yesârına selâm vererek güzer etdükçe tarafeynde olan ibâdullah "Aleyke avnullah ey gâzî, seyfullah" deyü hayr du‘alar ederlerdi. Bu mahalde kal‘adan dahi "safâ geldin" topları atılup şehr-i Tortum-ı Dağıstânı güm güm gürleyüp alay-ı azîm ile Seydî Paşa sarâyına dâhil olup sâ’ir guzât-ı müslimîn ile Bâkî Paşa ve Ketağaç Paşa ve sekiz sancak beğleri askerleriyle hâricinde üç gün meks edüp ve dördüncü günü cümle cüyûş ile,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 333a ·
metinde göster ·
… olunur. Hayli zekî ve reşîd ve necîb, zî-akl ü zî-fehm sulahâ-yı ümmetden ehl-i
sünnet
ve'l-cemâ‘et, musallî, ehl-ı ırz ve ehl-i hâl, halûk ve halîm ü selîm âdemleri …
Ve kırk sekiz mahallede kırk sekiz mekteb-i tıflân-ı ebced-hânı vardır. Lâkin dârü'l-kurrâ ve dârü'l-hadîs ve dârü'l-it‘âm imâretleri yokdur. Ammâ ulemâ ve sulehâ ve talebeleri çok olmağıla her câmi‘de ve her mesâcidde hasbî ders âmilleri vardır. Gûnâ-gûn fünûnlar tilâvet olunur. Hayli zekî ve reşîd ve necîb, zî-akl ü zî-fehm sulahâ-yı ümmetden ehl-i sünnet ve'l-cemâ‘et, musallî, ehl-ı ırz ve ehl-i hâl, halûk ve halîm ü selîm âdemleri vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 341b ·
metinde göster ·
… a sâkin olduğundan hâlâ âsitâne-i Bektâşiyân'dır kim iki yüzden mütecâviz ehl-i
sünnet
ve'l-cemâ‘at pâ-bürehne ve serbürehne erbâb-ı ma‘ârifden ârif-i billah fakr-ı f …
Ba‘dehû sene (---) târîhinde Horâsân'dan yedi yüz Horâsân erenleriyle Hacı Bektâş-ı Velî ceddimiz Türk-i Türkân Hoca Ahmed-i Yesevî hazretlerinden Rûm'a gelmek içün me’zûn olup doğru bu âsitâne-i Seyyid Battâl Gâzî'ye gelüp niçe zamân anda ikâmet edüp Bursa'dan Orhân Gâzî Hacı Bektâş-ı Velî'yi görmeğe bu Seydî Battâl âsitânesine gelüp Bektâş-ı Velî ile müşerref olup Bektâş-ı Velî ricâsıyla bu âsitâne-i Battâl'ı Koca Orhân Gâzî eyle imâr edüp gûyâ bir kal‘a-i metîn edüp bin aded hâne halkın iskân etdirüp şehr imâr eder. Hacı Bektâş-ı Velî dahi halîfelerinden Pîrce Sultân'ı yetmiş fukarasıyla tekye-nişîn edüp anda sâkin olduğundan hâlâ âsitâne-i Bektâşiyân'dır kim iki yüzden mütecâviz ehl-i sünnet ve'l-cemâ‘at pâ-bürehne ve serbürehne erbâb-ı ma‘ârifden ârif-i billah fakr-ı fâka erenlerinden "fenâ fillah", "lâ cübbete ve lâ sivallah"dan niçe halûk ve halîm ü selîm cânları vardır kim (...) velev kâne kâfiren mazmûnu üzre bây u gedâya ve hâs [u] âma ve pîr [u] cüvânın cemî‘i âyende vü revendegânına bir baş ile bin cân ile derûn-ı dilden hizmet edüp mihmândârlık ederler ve her bir dervîş-i dil-rîşânların kimi Fârisî-hân ve kimi urefîhân ve kimi musanna‘ kaşıklar ve çevgân u pâlehenkler ve gûnâ-gûn sihr-i i’câz şeyler îcâd edüp hırka-bahâ içün âyende vü revendelere hedâyâ verîrler ve her bir fukarâ bu âsitânede birer işe me’mûrlardır. İbtidâsı meydân ferrâşlığından pâye kat‘ ederek kubbe-i azîzde türbedâr olur. Ba‘dehû şeyh-i azîz olup şeb [u] rûz âsitâne-i sa‘âdetde ber-karâr olup müstecâbü'd-da‘ve kimesne olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 7b ·
metinde göster ·
… l'dir. Cümle şehir halkı Halîl-sıfat mahbûbü'l-kulûb mü’min u muvahhid ve ehl-i
sünnet
ve'l-cemâ‘at müttakî âdemlerdir.
Ve mine'l-bedâyi‘-i âsâr-ı te’sîrü'z-zulm: Menâkıb-ı azîmdir kim vâkıf-ı esrârız, bu hakîr elli altı târîhinde âlem-i seyâhâtde bu şehr-i himâye-i Halîlü'r-rahmân Urfa'ya geldiğimizde Tarabefzûnî Ketenci Ömer Paşazâde Bâkî Paşa bu şehre hâkim idi. Sarâyında mihmân olup subh u mesâ kendüsiyle hüsn-i ülfet ederdik. Bir gün Hazret-i Halîlü'r-rahmân evkâfın teftîş ve tefahhus etmek cür’et edüp halka sûret-i hâkdan görünüp niçe yerlerin ta‘mîr u termîm eder şeklinde celb-i mâl tahsîline düşdü. Ol gice vâkı‘asına bir pîr girüp gâyet kaddi âlî elinde bir asâsı var, dilinde "yâ Kahhâr" ismiyle zikrullah ederek gelüp paşanın pîş-tahtası üzre pençe buyurdusunu alup elindeki asâ ile paşayı döğe döğe tamâm edüp "Benim evkâfıma niçün vaz‘-ı yed etmek istersin?" derken hemân Bâkî Paşa cân havliyle hâbdan bîdâr olup evkâf-ı Halîlullâh'ı yoklamadan fârig olup ale's-sabâh aklı başından gitmiş. Bu vâkı‘ayı imâmına ve hakîre ta‘bîr etdirdikde "Hayr ola sultânım. Fukarâ-yı Halîl'e sadaka ve kurbânlar gönderüp rûhlar içün hatm-ı şerîfler tilâvet etdirin" dedim. Hakîkatü'l-hâl paşa eylece edüp âsitânesine yüz sürüp her şeyden tâ’ib u tâhir oldu. İmdi şehr-i Urfa himâye-i Halîlullâh'da böyle bir nazargâh-ı Halîl'dir. Cümle şehir halkı Halîl-sıfat mahbûbü'l-kulûb mü’min u muvahhid ve ehl-i sünnet ve'l-cemâ‘at müttakî âdemlerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 57a ·
metinde göster ·
… ri diyâra gider. Ve cümle re‘âyâ vü berâyâsı gâyet rençber kavmdirler. Ve ehl-i
sünnet
ve sâhib-i vera‘ sulehâ-yı ümmetden garîb-dostlardır. Cümle ehl-i tevhîd ve ehl …
Memdûh-ı dîğer: Dağlarında onar zirâ‘ tavîl ve ikişer zirâ‘ arîz kalın latîf levhaları olur kim bu diyâra mahsûsdur. İskelesi Akçaşark İzmit'dir. Arabalar ile kerâste ve tahtaları iskelelere gelüp andan gemiyle İslâmbol'a ve gayri diyâra gider. Ve cümle re‘âyâ vü berâyâsı gâyet rençber kavmdirler. Ve ehl-i sünnet ve sâhib-i vera‘ sulehâ-yı ümmetden garîb-dostlardır. Cümle ehl-i tevhîd ve ehl-i salât âdemlerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 95b ·
metinde göster ·
… ammâ sâhib-i ısyânları azdır. Şûrîze cânları pür-nâzdır. Ve cemî‘i halkı ehl-i
sünnet
ve'l-cemâ‘at müdâvim-i namâzdır. Ganîmet şehir olduğundan cemî‘i müsâfirîne ri‘ …
Andan bu şehrin zenâneleri yassı başlı olup elvân çuka ferrâce ve beyâz Karova abası ferrâce giyerler. Gâyet sâliha ve mestûre ve mü’eddebe nisvânları var ammâ sâhib-i ısyânları azdır. Şûrîze cânları pür-nâzdır. Ve cemî‘i halkı ehl-i sünnet ve'l-cemâ‘at müdâvim-i namâzdır. Ganîmet şehir olduğundan cemî‘i müsâfirîne ri‘âyet edüp misâfirîne da‘vet edüp ikrâm-ı it‘âm ederler. Halîm ü selîm ve halûk u sâhib-i tab‘ yârândan âlüfte ü âşüfte erbâb-ı ma‘ârifi çokdur. İklîm-i hâmisin âharı vasatında vâkı‘ olmağıla şiddet-i şîtâsı şedîd olur. Ammâ cümle halkı tendürüstdür. Atvel-i nehârî (---)(---) ve arz-ı beledî ilm-i usturlab üzre (---)(---)(---)(---)(---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 120a ·
metinde göster ·
Paşa eydür: "{Evliyâm! Varacağın} diyâr-ı Acem'dir. Ferzend-i rindi çokdur, dînleri yokdur. Zemmâm u nemmâm ve fassâl u feddâh şu‘arâları çokdur. Seni imtihân ederler. Basîret üzre olup şer‘-i Resûl-i mübîni elden komayup anları ilzâm ide gör ve dâ’imâ salâh-ı hâli ve zühd [ü] takvâyı ve ehl-i sünnet [ve'l-]cemâ‘ati elden komayup evkât-ı hamseye sünnet-i Resûl üzre müdâvemet eyle ve ırz [u] nâmûsunla olup tevâbi‘ [u] levâhıkını zabt [u] rabt etmeğe mukayyed ol. Ve bizim bayraklardan yetmiş seksen aded tüfeng-endâz sekban ve sarıcalardan pür-silâh yiğitler götür." deyü bu gûne niçe yüz va‘z u nasîhatler etdikde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 285a ·
metinde göster ·
… ve yeşil ve sarı ve kırmızı boyalı sakallı âdemlerdir kim cümle dîndâr ve ehl-i
sünnet
ve'l-cemâ‘at Şâfi‘îyyü'l-mezheb mü’min ü muvahhid âdemlerdir. Mâbeynlerinde bir …
Ahvâl-i gâzîyân-ı Mahmûdî: Sene 955 târîhinde Sultân Süleymân'a itâ‘at edüp Tebrîz ve Nahşevân ve Revân seferlerinde hizmet-i vâfireleri sebkat etmeğile ülkeleri kendülere ber-vech-i te’bîd yurdluk ve ocaklık deyü hükûmet verilmişdir. Hâlâ Van eyâletinde tabl [u] alem sâhibi ocak beğidir. Hâlâ hâkimü'l-vakti İbrâhîm Beğ'dir. Ülkesi tahrîr olunup kânûn-ı Süleymân {Hân} üzre timâr u ze‘âmetleri vardır. Beğinin hâssı kendi diyârının ebvâb-ı mahsûlâtıdır. Ol takrîb ile Van vâlîsiyle sefer eşerler, ammâ alâybeği, çeribaşı ve dizdârı ve kethudâyeri ve serdârı yokdur. Ammâ Âsitâne tarafından yüz elli akçe kadısı vardır. Ve bu kavm-i Mahmûdî cümle sekiz bin asker olur. Ammâ kerrât ile Acem şâhına karşu komuşlardır. Gâyet şecî‘ ve yarar ve bahâdır şehbâz gâzîlerdir. Cümle al ve yeşil ve sarı ve kırmızı boyalı sakallı âdemlerdir kim cümle dîndâr ve ehl-i sünnet ve'l-cemâ‘at Şâfi‘îyyü'l-mezheb mü’min ü muvahhid âdemlerdir. Mâbeynlerinde bir âdemin kizbi zâhir olsa, "Sen kezzâbsın!" deyü ol âdemi nefy-i beled, azl-i ebed ederler. Evlâd [ü] ıyâlin dahi redd ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 286a ·
metinde göster ·
… rfen ve tekmîl-i fünûn etmiş {zû-fünûn} mü’min ü muvahhid cânlardır, ammâ Ehl-i
Sünnet
değillerdir. Ve içlerinde asla teberrâîleri yokdur. Matbah-ı Keykâvûs'unda seks …
Bir âsitâne-i azîm olduğu şundan ma‘lûm-ı sa‘âdet ola kim üç yüz aded pâ-bürehne ve ser-bürehne Zırtıl ve Cavvelâkî ve Kalenderî ve Vâhidî ve Yesevî ve Fahrî ve Bozdoğanî dervîş-i dilrîşânları var kim her biri birer bâğın güli ve hıyâbânın sünbüli hezârfen ve tekmîl-i fünûn etmiş {zû-fünûn} mü’min ü muvahhid cânlardır, ammâ Ehl-i Sünnet değillerdir. Ve içlerinde asla teberrâîleri yokdur. Matbah-ı Keykâvûs'unda seksen fakr-ı pâ-bürehne aşbâzları var kim her biri birer pâdişâha lâyıh aşbâz-ı şehbâzlardır. Rûz-merre merreteyn âyende vü revendegâna pilav ve çobra ve herse ve nân-ı bî-imtinânları mebzûldur. Fakîr hânı bu âsitâneye getirüp ziyâret etdikde "Ahdim olsun bu girdâb-ı berzahdan halâs olursam bir altun kandîl düzdürem." deyü va‘d eyledi. Hakkâ ki ol âsitânede niçe bin aded musanna‘ maslûbât-ı âvîzeler var kim her biri birer şâhın ve birer hânın yâdigârıdır. İmâretinde Tahmas Şâh'ın bir kazganı var. İçine beş ayak nerdübân ile inilir. Ve yevm-i âşûrada içine otuz sığır koyup tabh edüp fukarâya bezl ederler. Hakîr bu âsitâne-i makâm-ı Rızâ'ya kendi hüsn-i rızâmla bu zerd rûyimi sürdükde hâtıra bu ebyât hutûr edüp rûy-ı dîvâra kalem-i sehvimle tahrîr etdim. Beyt:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 300a ·
metinde göster ·
Sene 941 târîhinde bizzât Sultân Süleymân Hân aleyhi'r-rahmeti ve'r-rıdvân hazretlerinin binâ-yı müteberrikesidir. Hattâ mukaddemâ Kızılbaş Bağdâd'a istîlâ etmezden mukaddem kal‘a-i Bağdâd Sünnniyândan Uzun Hasan-ı Bayındırî destinde iken ol asırda İmâm-ı A‘zam'ın bir Sünnî türbedârının vâkı‘asına İmâm-ı hümâm girüp "Benim kabrim üzre sandûkamı filân mahaldeki mezâra koy kim anda azâb-ı nâra müstahak bir kefere medfûndur" dedikde türbedâr hâbdan bîdâr olup İmâmın ta‘lîmi gibi eder. Meğer ol asırda İmâmın kabr-i münevveresinde kıbâb u hübâb u tekellüfden bir şey yok imiş. Ancak kendüleri el-Melikü'l-Mansûr-ı Devvânıkî nâm pâdişâhın mahpeshânesinde hasta iken vasiyyet edüp kazâ kabûl etmediğiyçün hapisde {80 yaşında} merhûm olup halîfeleri kendüyi sünnet üzre defn ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 343b ·
metinde göster ·
… ğ hükmündedir. Ulu aşîret sâhibidir kim on bin tüfeng-endâza mâlikdir. Ve Ehl-i
sünnet
ve'l-cemâ‘atdan olup huzûr-ı Hakk'a sâlikdir. Dâ’imâ Derbend-i Mâşa'dan Acem ha …
Evsâf-ı kal‘a-i Şamük: Enûşirvân-ı âdil asrında Büzürcimihr'in karındaşı Şamük nâm bir pehlivân-ı benâm imâret-i tamâm etdiğiyçün kal‘a-i Şamük derler. Hâk-i Şehrezûl'da yoldan ba‘îd bir püşte üzre şekl-i müseddes hâk ile mebnî bir kal‘a-i kavîdir ammâ küçükdür. Hâkimi ber-vech-i ocaklık Ekrâd beğlerinin eşbehi aşâ’ir-i Sarılı'dan Haydar Beğ bunda hâkimdir. Kal‘asının nökeri ve dizdârı ve cebehânesi cümle Haydar Beğ hükmündedir. Ulu aşîret sâhibidir kim on bin tüfeng-endâza mâlikdir. Ve Ehl-i sünnet ve'l-cemâ‘atdan olup huzûr-ı Hakk'a sâlikdir. Dâ’imâ Derbend-i Mâşa'dan Acem haddine geçüp Sultâniyye kal‘asın Sencer şehrin ve Zengân şehrin urup Hemedân ve Dergezîn'e varınca diyâr-ı Acem'i talava vurur bir Haydar-ı Kerrâr Sarılı'dır ve cümle aşîretleri dahi Sünnî gâzîlerdir. Ve şehri cümle iki {bin} hâne-i müfîd ü muhtasardır. Câmi‘i ve hânı ve hammâmı ve çârsû-yı bâzârı vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 372a ·
metinde göster ·
… e görseler katl ederler. Hâsıl-ı kelâm gâyetü'l-gâye mü’min ü muvahhid ve ehl-i
sünnet
ve'l-cemâ‘a Şâfi‘îyyü'l-mezheb pâk ü pâkîze dâmen mücâhid fî-sebîlillah kimesne …
Bî-medh-i kenîse-i râhibân-ı Mıkdısiyân: Cümle (---) aded deyr-i bıtrîk u kıssîs u derdergân-ı ruhbânândır. Ammâ Fireng ve Urum ve Kıbtî (---) kenîseleri yokdur. Lâkin kendileri ticâret ile gelüp giderler, sâkin olamazlar. Zîrâ bu diyârda Fireng'i ve kelbi ve Urum'u berâber dutup aslâ sevmezler ve kelb olan yere ve millet-i Nasârâ olan yere bu kavm-i İmâdiyye girmezler. Ve küffâr ile ve Kızılbaş ile asla bey‘ [ü] şirâ etmezler. Cümle re‘âyâları Ya‘kûbî ve Celüvî Ermenîlerdir. Harâc-güzâr olduklarından şehirlerde kadîm a‘sârlardan berü deyrleri vardır. Ve yaylak dağlarında Yezîdî ve Haltî ve Çekvânî ve Papirî kavmi Kürdleri vardır. Anlar köpeğe meyl-i muhabbet edüp kelb-perest olduklarıyçün İmâdiyye kavmi ol Yezîdîleri şehirde görseler katl ederler. Hâsıl-ı kelâm gâyetü'l-gâye mü’min ü muvahhid ve ehl-i sünnet ve'l-cemâ‘a Şâfi‘îyyü'l-mezheb pâk ü pâkîze dâmen mücâhid fî-sebîlillah kimesnelerdir. (---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 380a ·
metinde göster ·
… bâzârında altmış iki aded şeytâna racemât taşların atarlar kim İsmâ‘îl Nebî'den
sünnet
kalmışdır. Anınçün hâlâ şeytânın sağ gözü kördür ve kankı sûrete girmeğe murâd …
Ve kendüsü dahi kuş sıfatlıdır ve kanatları omuzu başındadır ve kuyruğu ardında tüğlü ve ucu tırnaklı ve elleri ve ayakları dahi kuş minkârı gibi tırnaklıdır. Ba‘zılar arslan tırnaklıdır demişler. Ve başı ve kolları ve uylukları âdem gibidir ammâ kim kulakları fil kulağı gibidir. Kelimâtında kâf ve fâ ve jâ hurûfu çokdur ve savtı avret sadâlıdır. Hâlâ bir gözü kördür kim Hazret-i İbrâhîm İsmâ‘îl'i kurbân etmeğe götürürken "İsmâ‘îl'e gitme" deyü vesvese ederken Şehzâde İsmâ‘îl Nebî Mekke'de Minâ bâzârında bir taş ile urup İblîs'in gözün çıkardı. Hâlâ cümle huccâc ol zamândan berü Minâ bâzârında altmış iki aded şeytâna racemât taşların atarlar kim İsmâ‘îl Nebî'den sünnet kalmışdır. Anınçün hâlâ şeytânın sağ gözü kördür ve kankı sûrete girmeğe murâd edinse ol ân ol hey’ete temessül edüp ber-hevâ tayerân edüp murâd edindiği kimesnelere vesvese eder ve avreti dahi kendi sûretindedir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 395b ·
metinde göster ·
… erinden zerre kadar hareket etmeyüp dahi ziyâde ayağın uzadup durdu. Hasan Paşa
sünnet
üzre selâm verüp Çavuşbaşı'nın yanına oturup,
Bu çavuşbaşı, Hasan Paşa'yı görüp aslâ yerinden zerre kadar hareket etmeyüp dahi ziyâde ayağın uzadup durdu. Hasan Paşa sünnet üzre selâm verüp Çavuşbaşı'nın yanına oturup,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 7a ·
metinde göster ·
… â’ib sivri sivri uzun taşlar ile alâmetleri var ve halkı cümle musallî ve ehl-i
sünnet
ve'l-cemâ‘at ehl-i zevk âdemlerdir. Câ-be-câ mahbûb u mahbûbeleri de olur.
Ve cümle evleri kiremitlidir. şehri bir bayır dibine vâki‘ olmuş, kıble tarafı sâfî bâğ u bâğçeli kurâlarla müzeyyendir. Ve kıble tarafında mezâristânı acâ’ib sivri sivri uzun taşlar ile alâmetleri var ve halkı cümle musallî ve ehl-i sünnet ve'l-cemâ‘at ehl-i zevk âdemlerdir. Câ-be-câ mahbûb u mahbûbeleri de olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 28a ·
metinde göster ·
… Mum söndüren" ve "şâh pabucundan su içen" derler, ammâ görmedim. Bir alay ehl-i
sünnet
ve'l-cemâ‘at âdemlerdir kim kendi kâr [u] kisblerinde bir alay fukarâlardır. Cü …
Evvelâ karye-i Çayırlı. Yüz evli ve bir câmi‘li Çıtak kavmi köyüdür. Andan Güllü köy. Anda bir kan keşfinden 31b kırk bin akçe ve yüz aded koyun alup bir gece mihmân olduk. Bu nâhiye kurâlarına Deliorman derler, Silisre nâhiyeleridir. Ahâlîsi içün "şâhseven" ve "Mum söndüren" ve "şâh pabucundan su içen" derler, ammâ görmedim. Bir alay ehl-i sünnet ve'l-cemâ‘at âdemlerdir kim kendi kâr [u] kisblerinde bir alay fukarâlardır. Cümle kurâları meşe ve pelîd ve ahlad armudu ormanlarında olmak ile Deliorman vilâyeti derler, yüz altmış pâre kurâlardır. Andan yine cânib-i şimâle bir günde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 31a–31b ·
metinde göster ·
… ir vaktin kazâya komayup evkât-ı hamsesin vakt-i evvelde edâ-yı farz edüp ehl-i
sünnet
ve'l-cemâ‘at bir dindâr hâmî-i dîn-i mübîn idi. Ve ekseriyyâ ömrü savm-ı Dâvûd …
El-hâsıl bu Melek efendimiz hakkâ ki melek haslet olup cemî‘i evkâtı hayr [u] hasenât ile geçerdi. Ve sefer ve hazerde bir vaktin kazâya komayup evkât-ı hamsesin vakt-i evvelde edâ-yı farz edüp ehl-i sünnet ve'l-cemâ‘at bir dindâr hâmî-i dîn-i mübîn idi. Ve ekseriyyâ ömrü savm-ı Dâvûd ile geçüp cemî‘i zamânda lisânından sikem sikem lafzı çıkmayup pek gazab-âlûd oldukda "Hay nâmerd" ve "Hay hayâsız" der idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 33b ·
metinde göster ·
… -ı İrem'den nişân verir bir azîm âsitâne-i Bektaşiyândır kim pâk u pâkîze ehl-i
sünnet
ve'l-cemâ‘a[t] hâl sâhibi erbâb-ı ma‘ârif dervîş-i dil-rîşleri vardır.
Bu kal‘a hâricinde Tımışvâr yolu üzre tekye-i Yağmur Baba. Cânib-i erba‘ası bâğ-ı İrem'den nişân verir bir azîm âsitâne-i Bektaşiyândır kim pâk u pâkîze ehl-i sünnet ve'l-cemâ‘a[t] hâl sâhibi erbâb-ı ma‘ârif dervîş-i dil-rîşleri vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 120b ·
metinde göster ·
Medresesi ve dârü'l-kurrâ ve dârü'l-hadîsi yokdur, ammâ bir mektebi var, zîrâ müselmânı gâyet azdır. Olanları da kavm-i haylâzdır. Lisânları Urûm lehcesi üzre olup "varmisik, gelmisik, o bizim afendimisdir, ya niçi bize gelememişsiz, hasretiniz anmisik, belkim bize gelmemiş deyü çok bakmisik" deyü bu gûne kelimât ederler, ammâ gâyet ehl-i tab‘ geçinüp fodul ve ehl-i zevk âdemlerdir, ammâ ehl-i sünnet ve'l-cemâ‘atden geçinir âdemlerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 178a ·
metinde göster ·
… iryân ü nâlân ve biryân olmağı ihtiyâr edüp evkât-ı hamseleriyle mukayyed ehl-i
sünnet
ve'l-cemâ‘at bir alay âşıkân-ı sâdıkân-ı Rûm cânlardır, ey cânımın cânı ve ey ö …
Mazmûnunca her biri bu felek-i kec-reftâr-ı gerdûn-ı devvârın germ ü serdin çeküp terk ü tecrîd ihtiyâr etmişler kim, kimi mîr ve kimi emîr ve kimi mîr-i mîrân ve kimi tâ’ife-i kuzâtdan olup, âhir fânî dünyânın ahvâline vâkıf olup cümle raht ü baht u dârât [u] ihtişâmdan geçüp "Bir dost ve bir post" deyüp Memi şâh Sultân matbahında sûhte olup giryân ü nâlân ve biryân olmağı ihtiyâr edüp evkât-ı hamseleriyle mukayyed ehl-i sünnet ve'l-cemâ‘at bir alay âşıkân-ı sâdıkân-ı Rûm cânlardır, ey cânımın cânı ve ey ömrümün varı eyliğim îmânım.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 180b ·
metinde göster ·
üzre sûr-ı zifâf olup sene 1072 Ramazân'ında Melek Ahmed Paşa efendimiz Fâtıma …
On günden sonra Ramazân-ı şerîfin onuncu gün sünnet üzre sûr-ı zifâf olup sene 1072 Ramazân'ında Melek Ahmed Paşa efendimiz Fâtıma Sultân binti Sultân Ahmed Hân'ı izdivâclarında münderic edüp leyle-i zifâfda cümle Melek Ahmed Paşalı Fâtıma Sultân'ın Ebû Ensârî kapusundaki sarây[ın]da tâ sabâha dak cân sohbetleri etdik. Vakt-i şâfi‘î kim oldu Melek Ahmed Paşa efendimiz yine ke'l-evvel esbâbıyla gazab-âlûd taşraya çıkup gözleri tas-ı pür-hûna dönmüş.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 43a ·
metinde göster ·
… i bir bayır üzre bir ma‘mûr u âbâdân tekye-i fukarâ-yı Bektaşiyân'dır. Ve Ehl-i
sünnet
ve'l-cemâ‘at fukarâ-yı erbâb-ı ma‘ârifi gâyet çokdur. Cümlesi çete ve potura ve …
Tekye-i Bektaşî Hazret-i Eş-şeyh Gül Baba'dır. Kal‘a-i Budin'in Horos kapusu hâricinde Velî Beğ ılıcası kurbunda bir bâğ-ı İreme-zât misilli bir bayır üzre bir ma‘mûr u âbâdân tekye-i fukarâ-yı Bektaşiyân'dır. Ve Ehl-i sünnet ve'l-cemâ‘at fukarâ-yı erbâb-ı ma‘ârifi gâyet çokdur. Cümlesi çete ve potura ve gazâya giden gâzîlerin bir alay sulehâ-yı ümmetden fakr [u] fâka erenleridir. Ve kış meydânlarında ve yaz meydânlarında gûnâ-gûn altun-misâl çerâğlar ve şem‘dânlar ve kandîldânlar ve buhûrdân ve gülâbdânlar ile ârâste ve gûnâ-gûn cihâz-ı fakr ile, ya‘nî zerdeste ve tabl u kudûm ve zîl ü pâlheng ve keşkül ü teberler ile pîrâste olmuş bir âsitânedir. Ve her erbâb-ı ma‘ârif olan seyyâhân-ı berr ü bihârân bu âsitânenin rûy-ı dîvârına birer gûne hüsn-i hat ile âsârlar ebyât-ı eş‘ârlar tahrîr etmişler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 86a ·
metinde göster ·