… m(a)nıs-t(a)nt(a)kı kiç(i)g di<n>t(a)r burua guru (ė)ş(i)d[ip] iç(i)m(i)z isig
s(a)ŋun
itaçuk üçün bitid(i)m.
b(a)rs yıl (ė)kinti (a)y bėş yig(i)rmikė t(a)ygünt(a)n m(a)nıs-t(a)nt(a)kı kiç(i)g di<n>t(a)r burua guru (ė)ş(i)d[ip] iç(i)m(i)z isig s(a)ŋun itaçuk üçün bitid(i)m.
… rı kişilerni küç ḳılmaḳları birle ḳoḍmadı anıŋ üze tek teprenigli yoḳ kim kiḍin
salar
olarnı atanmış öḍke tegi ḳaçan kim kelse öḍleri kiterü ḳalmaslar bir öḍ ap yime …
61 eger tutsa taŋrı kişilerni küç ḳılmaḳları birle ḳoḍmadı anıŋ üze tek teprenigli yoḳ kim kiḍin salar olarnı atanmış öḍke tegi ḳaçan kim kelse öḍleri kiterü ḳalmaslar bir öḍ ap yime aşnurlar
sen kimni kim tilese sen olardın sıġındurur sen saŋa kimni tilese sen kimni til …
51 kiḍin salar sen kimni kim tilese sen olardın sıġındurur sen saŋa kimni tilese sen kimni tilese sen andın kim seçse sen yime yazuḳ yoḳ seniŋ üze ol yaḳınraḳ kim yarusa olarnıŋ közleri ḳaḍġurmasunlar yime ḫoşnud bolsunlar anı kim bėrdiŋ olarḳa olarnıŋ ḳamuġları ol taŋrı bilür ol kim köŋülleriŋiz içinde erür taŋrı bilgen keçürgen
… n adı körülöiş erdükin初所言諸aŋbaşlayu söz-lemek üz-e kim tėp bililmemiş-ke tėgüçi
sa
üz-e negü körgidür-i.
inçip bu şasdr yindem erür üçün tŋri burḫan yrlıḳamış anın amtı yükünmiş erür tŋri burḫan-ḳa yükünmemiş erür adın tüz-ün -ler-ke bu tört türlüg yörüg-ler üz-e anın kim tėgüçi sav üz-e uḳıdur burḫan adı körülöiş erdükin初所言諸aŋbaşlayu söz-lemek üz-e kim tėp bililmemiş-ke tėgüçi sa üz-e negü körgidür-i.
ujik-te sıġar üç türlüg yörüg-ler aŋ’ilki söz -leyür bar tėp二söz-leyür bir tek …
ḳaltı bu uġur üçün niz-vanı-lar-ḳa tayaḳ bolġalı yme ök uyur üçün adın aḳıġ-lıġ nom-lar-ḳa tayaḳ bolġalı anın adamış ol aḳıġ-lıġ tėp ḳaltı enetkek-çe 娑薩播s-a-sirava tėp tėyür munı söz-leyür aḳıġ-lıġ tėp s-a ujik-te sıġar üç türlüg yörüg-ler aŋ’ilki söz -leyür bar tėp二söz-leyür bir tek tėp三 -ünç söz-leyür oḫşadı tėp.
… e ve bizden gayrı Aşere-i Mübeşşere ile gelüp sabâh namâzının sünnetin edâ edüp
sana
kâmet eyle deyü işâret buyururlar; sen dahi savt-ı a‘lâ ile ikâmet-i tekbîr edü …
"Azak câniblerinde cüyûş-ı muvahhidînden Tatar-ı sabâ-reftâr askeri muztaribü'l-hâl olmağile Hazret'in himâyesinde olan bu İslâmbol'a gelüp andan Tatar Hân'a imdâda gideriz. Şimdi Hazret-i Risâlet dahi imâm Hasan ve imâm Hüseyin ve on iki imâmlar ile ve bizden gayrı Aşere-i Mübeşşere ile gelüp sabâh namâzının sünnetin edâ edüp sana kâmet eyle deyü işâret buyururlar; sen dahi savt-ı a‘lâ ile ikâmet-i tekbîr edüp ba‘de's-selâm Âyetü'l-kürsî'yi tilâvet eyle, Bilâl Sübhanallâh desin, sen Elhamdü lillâh, Bilâl Allâhu ekber desin, sen âmîn âmîn de. Ve cümle cema‘ât ale'l-umûm tevhîd ederiz. Ba‘dehu sen Ve salli alâ cemî‘i'l-enbiyâi ve'l-mürselîn ve'l-hamdü lillâhi rabbi'l-âlemîn deyüp kalk, hemân mihrâbda Hazret-i Risâlet otururken dest-i şerîfin bûs edüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 7a ·
metinde göster ·
… ürü sehm [ü] kavs ile gazâ eyle ve Allâh'ın hıfz [u] emânında ol ve müjde olsun
sana
bu meclisde ne kadar ervâh ile görüşüp dest-i şerîflerin bûs etdinse cümlesini …
"Yürü sehm [ü] kavs ile gazâ eyle ve Allâh'ın hıfz [u] emânında ol ve müjde olsun sana bu meclisde ne kadar ervâh ile görüşüp dest-i şerîflerin bûs etdinse cümlesini ziyâret etmek müyesser olup seyyâh-ı âlem ve ferîd-i âdem olursun. Ammâ geşt [ü] güzâr etdüğin memâlik-i mahrûseleri ve kılâ‘-ı büldânları ve âsâr-ı acîbe ve garîbeleri ve her diyârın memdûhât, sanâyi‘ât, me’kûlât [ü] meşrûbâtını ve arz-ı beledi ve tûl-ı nehârların tahrîr edüp bir âsâr-ı garîbe eyle. Ve benim silâhımla amel edüp dünyâ ve âhiret oğlum ol. Tarîk-i hakkı elden koma, gıll [u] gışdan berî ol, nân u nemek hakkın gözle, yâr-ı sâdık ol, yaramazlarla yâr olma, eyilerden eylik öğren" deyü va‘z [u] bendler edüp ve alnım bûs edüp Ahî Çelebi câmi‘inden taşra çıkup gitdiler. Hakîr mebhût olup hâb-ı râhatdan bîdâr olup;
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 7b ·
metinde göster ·
"Yâ Kostantîn, sen ol ma‘sûmlara merhamet edüp bu cüzâm derdin çekmek bana yeğ gelir deyü kan dökmeği irtikâb etmeyüp ehl-i maraz olmağı irtikâb etdin. İmdi Allâhu Ta‘âlâ dahi sana rahm edüp bu marazdan halâs oldun" deyüp Hazret-i Îsâ Kostantîn'in cümle endâmın dest-i şerîfiyle sığayup eydir:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 13b ·
metinde göster ·
… bin gûne edviyeler ile mu‘âlece etdük, aslâ ilâc pezîr olmadı. Âhir bildik kim
sana
derûn-ı dilden ve cân [u] gönülden du‘â lâzımdır, âhir bunu tedbîr eyledik kim …
"Pâdişâhım, cemî‘i diyârın Bokrât ve Sokrât ve Restetâlîs ve Câlinûs ve Eflâtûn mertebesinde olan hukemâları kıralıma niçe yüz bin gûne edviyeler ile mu‘âlece etdük, aslâ ilâc pezîr olmadı. Âhir bildik kim sana derûn-ı dilden ve cân [u] gönülden du‘â lâzımdır, âhir bunu tedbîr eyledik kim ma‘sûmların kanına giresin, ma‘sûmları cem‘ edüp cellâdlar katl edecek mahalde cümle ma‘sûmların vâlideynlerine pes ü perdeden haber etdük, anlar dahi hâzır olup vâveylâ vü vâveledâ deyü feryâd etdüklerinde kıralım merhamet edüp cümle ma‘sûmları âzâd etdüğinizde du‘âları müstecâb olup anlara rahm etdüğinden Hırıstos dahi sana merhamet edüp şifâ verdi" deyü hekîm-i hâzik kelâm-ı cevâb verdikde Kostantîn ol hekîm-i sâhib-kelâmı afv edüp azâd etdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 13b ·
metinde göster ·
"Pâdişâhım, cemî‘i diyârın Bokrât ve Sokrât ve Restetâlîs ve Câlinûs ve Eflâtûn mertebesinde olan hukemâları kıralıma niçe yüz bin gûne edviyeler ile mu‘âlece etdük, aslâ ilâc pezîr olmadı. Âhir bildik kim sana derûn-ı dilden ve cân [u] gönülden du‘â lâzımdır, âhir bunu tedbîr eyledik kim ma‘sûmların kanına giresin, ma‘sûmları cem‘ edüp cellâdlar katl edecek mahalde cümle ma‘sûmların vâlideynlerine pes ü perdeden haber etdük, anlar dahi hâzır olup vâveylâ vü vâveledâ deyü feryâd etdüklerinde kıralım merhamet edüp cümle ma‘sûmları âzâd etdüğinizde du‘âları müstecâb olup anlara rahm etdüğinden Hırıstos dahi sana merhamet edüp şifâ verdi" deyü hekîm-i hâzik kelâm-ı cevâb verdikde Kostantîn ol hekîm-i sâhib-kelâmı afv edüp azâd etdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 13b ·
metinde göster ·
"Beğim sen elem çekme; bu kal‘anın fâtihi sen olasın deyü âlem-i şehzâdeliğinde
sana
tebşîr etmişdik, lâkin bi-emri Hudâ Cenâb-ı İzzet'in bu gazâda müstetir işleri …
"Beğim sen elem çekme; bu kal‘anın fâtihi sen olasın deyü âlem-i şehzâdeliğinde sana tebşîr etmişdik, lâkin bi-emri Hudâ Cenâb-ı İzzet'in bu gazâda müstetir işleri vardır. Derûn-ı kal‘ada Şeyh Maksûd halîfelerinden Yâvedûd ismine mazhar 26a düşmüş mecâzibûndan bir cân vardır. Tâ ol merhûm olmayınca bu kal‘a feth olmak ihtimâli yokdur. Ammâ elli günden merhûm olur" deyü kal‘anın fethini sâ‘at ve derîce ve dakîkasıyla vakit ta‘yîn eyleyüp bilâhire keşf-i râz eyleyüp hemân;
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 25b–26a ·
metinde göster ·
… n-misâl galtân olup fenâ bulmaya. Ta‘mîr etmek benden feth etmek senden ola. Ve
sana
bir minâre yeri inşâ edüp anda du‘â etdim. Hemân fethine bezl-i ihtimâm eyle" d …
"Pâdişâhım metânet üzre eyle pâyeler binâ etdim ki âhir zamânda Hallâc-ı Mansûr yay çillesi önünde Ayasofya kubbesi top [u] çevgân-misâl galtân olup fenâ bulmaya. Ta‘mîr etmek benden feth etmek senden ola. Ve sana bir minâre yeri inşâ edüp anda du‘â etdim. Hemân fethine bezl-i ihtimâm eyle" deyince cümle huzzâr-ı meclis Fâtiha-i ümmü'l-kitâb kırâ’at etdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 36a ·
metinde göster ·
… ile eteğimden ayrılmadın. Ammâ seni bir pîre götürürüm, içeri girüp selâm verüp
sana
dediğim köşede kırk gün çille-i merdân çeküp otur, ammâ anda olan kimesnelerin …
"Ey tâlib, gerçi âşık-ı sâdıksın ammâ dahi feleğin germ [ü] serdin çekmeyüp nâ-puhtesin, seni bir kaç kerre tecrübe içün itâb [ü] şitâb edüp kulûbuna 38a dokundum, ammâ yine benden rû-gerdân olmayup i‘tikâd-ı tâm ile eteğimden ayrılmadın. Ammâ seni bir pîre götürürüm, içeri girüp selâm verüp sana dediğim köşede kırk gün çille-i merdân çeküp otur, ammâ anda olan kimesnelerin bir fi‘line karışmayup sümmün bükmün durup aslâ dünyâ kelâmın etme,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 37b–38a ·
metinde göster ·
bundan ni‘met müyesser olur mu?" der. Ân-ı sâ‘at mürûr edüp hemân karşu tarafda …
"Sabr eyle bu gün görelim sana bundan ni‘met müyesser olur mu?" der. Ân-ı sâ‘at mürûr edüp hemân karşu tarafda bir âdem önündeki kılıcı alup bir küçük âdem oğlanı zâhir olunca ol âdem kılıç ile zâhir olan şahsın başın kat‘ eder. Hemân Gülâbî Ağa, "Cânım ol âdemi niçün öldürdü?" deyü su’âl etdükde yeniçeri,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 38a ·
metinde göster ·
demedim mi kırk gün sabr eyle" deyü tenbîh eder. Hemân yeniçerinin önündeki taş …
"Bire ben sana demedim mi kırk gün sabr eyle" deyü tenbîh eder. Hemân yeniçerinin önündeki taşt içre olan su cûş [u] hurûşa gelüp leğen içinde iki küçücük gemiler zâhir olup gark olma sadedinde iken geminin birin yeniçeri direğinden yapışup yelkenine "Üf" deyüp telattum-ı mevtden halâs olup giderler. Öbür gemi temevvüc-i mâdan gark olma mahallinde iken içinde olan ibâdullâh "Ya Allâh" deyü feryâd [ü] figânları evce peyveste olup hemân yeniçeri şeyhin izniyle geminin direğinden basup gemiyi gark edince içinde olan bu kadar mahlûk-ı Hudâ kimi gark olup kimi halâs olurken yeniçeri kimisin gark eder.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 38a ·
metinde göster ·
… iktizâ-yı şer‘ ol idi kim huzûr-ı şer‘de müdde‘în ile berâber olaydın. Anıniçün
sana
ta‘zîm etmedik. Şimdi sana ta‘zîm farz mesâbesindedir" deyü seccâde üzre teklîf …
"Pâdişâhım şer‘-i şerîfe hoş geldin, ol mahalde da‘vâcın var idi, iktizâ-yı şer‘ ol idi kim huzûr-ı şer‘de müdde‘în ile berâber olaydın. Anıniçün sana ta‘zîm etmedik. Şimdi sana ta‘zîm farz mesâbesindedir" deyü seccâde üzre teklîf etdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 41a ·
metinde göster ·
… uzûr-ı şer‘de müdde‘în ile berâber olaydın. Anıniçün sana ta‘zîm etmedik. Şimdi
sana
ta‘zîm farz mesâbesindedir" deyü seccâde üzre teklîf etdiler.
"Pâdişâhım şer‘-i şerîfe hoş geldin, ol mahalde da‘vâcın var idi, iktizâ-yı şer‘ ol idi kim huzûr-ı şer‘de müdde‘în ile berâber olaydın. Anıniçün sana ta‘zîm etmedik. Şimdi sana ta‘zîm farz mesâbesindedir" deyü seccâde üzre teklîf etdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 41a ·
metinde göster ·
bir câmi‘ inşâ etdim ki devr-i kıyâmetde Hallâc-ı Mansûr gelüp vech-i arzda ola …
"Pâdişâhım sana bir câmi‘ inşâ etdim ki devr-i kıyâmetde Hallâc-ı Mansûr gelüp vech-i arzda olan mekâlîd-i cibâl-i kûh-ı demâvendleri hallâc kemânından pembe-misâl atdıkda bu câmi‘in kubbesi Mansûr'un yayı çillesi önünde çevgân topu gibi galtân ola" deyü câmi‘in bu mertebe metânetin medh eder.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 45b ·
metinde göster ·
müyesser olursa tâ bu mahalden İslâmbol'a on bir sâ‘at menzildir. Kîseleri uç u …
"Pâdişâhım eğer bu hayrât-ı azîm sana müyesser olursa tâ bu mahalden İslâmbol'a on bir sâ‘at menzildir. Kîseleri uç uca 46a dizüp bu kadar mâl-ı firâvân sarf ederseniz bu hayrât size nasîb olur. Ve illâ bu hayrâta bir mülûk kâdir değildir. Şâfî haber budur pâdişâhım" deyince hemân Süleymân Hân:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 45b–46a ·
metinde göster ·