ve kömür döküp Duna Değirmenleri'nden ve Bunarhisârdan ve Çekmece göllerinden s …
Ve Yıldırım Hân Nigebolı'yı ve Feth-i İslâm'ı feth edüp nehr-i Tuna'nın İslâmbol'a cereyân etdüği esnâ-yı kelâmda yâd olup Demirkapu'dan saman ve kömür döküp Duna Değirmenleri'nden ve Bunarhisârdan ve Çekmece göllerinden saman ve kömür çıkduğu Tuhfe nâm tevârîhde mastûrdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 11b ·
metinde göster ·
… n ve kömür döküp Duna Değirmenleri'nden ve Bunarhisârdan ve Çekmece göllerinden
saman
ve kömür çıkduğu Tuhfe nâm tevârîhde mastûrdur.
Ve Yıldırım Hân Nigebolı'yı ve Feth-i İslâm'ı feth edüp nehr-i Tuna'nın İslâmbol'a cereyân etdüği esnâ-yı kelâmda yâd olup Demirkapu'dan saman ve kömür döküp Duna Değirmenleri'nden ve Bunarhisârdan ve Çekmece göllerinden saman ve kömür çıkduğu Tuhfe nâm tevârîhde mastûrdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 11b ·
metinde göster ·
… nak, Yıldırım Hân Keşiş Dağı'nda bir ayn vardır, cereyân edüp gâyib olur, andan
saman
döküp bu mahalden saman zâhir olduğiçün Samanlı Kaynak derler. Andan Şeker Kayn …
Cümleden âb-ı hayât-ı Bunarbaşı'dır kim Cebel-i Ruhbân'ın dâmeninde niçe yerde kayalardan pâk sâfî ve beyâz ve rakîk âb-ı nâb çıkup şehr-i Bursa'ya müstevlî olur. Ve Sünderlibaşı ve Çatalkaynakbaşı ve Kepizbaşı ve Naşideresibaşı ve Sobranbaşı ve Ardıçlıbaşı ve Harsudbaşı ve Billur Kaynağı ve Samanlı Kaynak, Yıldırım Hân Keşiş Dağı'nda bir ayn vardır, cereyân edüp gâyib olur, andan saman döküp bu mahalden saman zâhir olduğiçün Samanlı Kaynak derler. Andan Şeker Kaynağı ve Selâm Kayası Kaynağı ve Kral Kaynağı ve Murâd Dede Kaynağı, ve'l-hâsıl on yedi aded kaynağ-ı azîmler vardır kim mâh-ı Temmûz'da bunların birine benî Âdem elin sokup üç taş çıkarmağa kâdir değildir, tâ bu mertebe mâ-i bâridlerdir. Lâkin mürûr-ı eyyâm ile su yolları bozulup zâlim suyolcuları giceyle su yollarına at fışkısı döküp rahnedâr olan yerleri fışkı ile kapanup su cereyân eder. Ammâ elbette suların lezzeti ve levni müteğayyir olur. Ammâ rûz-ı rûşende fışkı dökmek ihtimâlleri yokdur kim hâkim haklarından gelir. Ammâ sâhib-i tab‘ olan kimesneler mezkûr on yedi kaynaklardan ve niçe yüz pâk çeşmelerden su getirüp nûş edüp safâ ederler. El-hâsıl Bursa demek, sudan ibâret bir kelâmdır. (---)(---)(---)(---)(---)(---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 226b ·
metinde göster ·
… Dağı'nda bir ayn vardır, cereyân edüp gâyib olur, andan saman döküp bu mahalden
saman
zâhir olduğiçün Samanlı Kaynak derler. Andan Şeker Kaynağı ve Selâm Kayası Kayn …
Cümleden âb-ı hayât-ı Bunarbaşı'dır kim Cebel-i Ruhbân'ın dâmeninde niçe yerde kayalardan pâk sâfî ve beyâz ve rakîk âb-ı nâb çıkup şehr-i Bursa'ya müstevlî olur. Ve Sünderlibaşı ve Çatalkaynakbaşı ve Kepizbaşı ve Naşideresibaşı ve Sobranbaşı ve Ardıçlıbaşı ve Harsudbaşı ve Billur Kaynağı ve Samanlı Kaynak, Yıldırım Hân Keşiş Dağı'nda bir ayn vardır, cereyân edüp gâyib olur, andan saman döküp bu mahalden saman zâhir olduğiçün Samanlı Kaynak derler. Andan Şeker Kaynağı ve Selâm Kayası Kaynağı ve Kral Kaynağı ve Murâd Dede Kaynağı, ve'l-hâsıl on yedi aded kaynağ-ı azîmler vardır kim mâh-ı Temmûz'da bunların birine benî Âdem elin sokup üç taş çıkarmağa kâdir değildir, tâ bu mertebe mâ-i bâridlerdir. Lâkin mürûr-ı eyyâm ile su yolları bozulup zâlim suyolcuları giceyle su yollarına at fışkısı döküp rahnedâr olan yerleri fışkı ile kapanup su cereyân eder. Ammâ elbette suların lezzeti ve levni müteğayyir olur. Ammâ rûz-ı rûşende fışkı dökmek ihtimâlleri yokdur kim hâkim haklarından gelir. Ammâ sâhib-i tab‘ olan kimesneler mezkûr on yedi kaynaklardan ve niçe yüz pâk çeşmelerden su getirüp nûş edüp safâ ederler. El-hâsıl Bursa demek, sudan ibâret bir kelâmdır. (---)(---)(---)(---)(---)(---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 226b ·
metinde göster ·
dahi çok olur. Leb-i deryâda kal‘asın harâb edüp ancak yüz elli hâneli bâğlı ve …
Evsâf-ı kal‘a-i Samanlı : Sene (---) târîhinde Osmân Gâzî fethidir, be-dest-i Samanlıoğlu. Anınçün Samanlı derler. Bi-emrillah saman dahi çok olur. Leb-i deryâda kal‘asın harâb edüp ancak yüz elli hâneli bâğlı ve bâğçeli ma‘mûr kasabadır. Bir câmi‘i ve üç mescidi ve bir kaç esvâk-ı muhtasarı vardır. Yalova nâhiyesidir. Bunun dahi hevâsı sakîldir. Bundan yine gemiye süvâr olup yigirmi milde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 244b ·
metinde göster ·
… met-i Hudâ bu hakîr câmi‘in minâresine çıkam derken bir çuval arpa ve bir garar
saman
bulup atlarım ıyd-ı adhâ etdi. Bu kurâ halkı dahi şâhsevenlerdir. Ammâ câmi‘i S …
Menzil-i karye-i Hasan Badrak: Bu Malatıyye hudûdunda iki yüz hâneli ve bir câmi‘li ve bir hânlı ma‘mûr karyedir. Ammâ şiddet-i şitâ olmağile askerin tekâlîfine tahammül edemeyeceklerini bilüp {ehl-i beled} evlerin mâllarıyla bırağup dağlara firâr etmişlerdi. Cümle asâkir-i Melek Ahmed Paşa bunda hayli zahmet çeküp atlar sabahdan aç kaldılar. Hikmet-i Hudâ bu hakîr câmi‘in minâresine çıkam derken bir çuval arpa ve bir garar saman bulup atlarım ıyd-ı adhâ etdi. Bu kurâ halkı dahi şâhsevenlerdir. Ammâ câmi‘i Sultân Uzun Hasan'ın olmak ile Hasan Badrık derler. Türkman mâbeyninde Sultân Hasan'a Badrık lakab komuşlardır. Zîrâ sene (---) târîhinde Tercân sahrâsında Uzun Hasan Ebü'l-feth Sultân Mehemmed Hân Gâzî ile ceng-i azîm edüp iki kerre yüz bin âdemi dendân-ı tîğ-ı Mehemmed Hân'dan geçüp yüz bini esîr-i pây-beste olup hatta oğlu Ya‘kûb Şâh da esîr oldu. Uzun Hasan Şâh-ı gümrâh yetmiş âdem ile firâr edüp cânib-i Âzerbaycân'da halâs edüp inhidâmına târîhdir:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 192b ·
metinde göster ·
Hamd-i Hudâ Bitlis şehrinde her gün binüp kar söküp atları yarandırup saman vermeyüp cürd etdiğimizden atlarımız dizgin-be-dizgin müşvâr-be-müşvâr işleyüp ra‘d-vâr şakıyup kaçardık.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 14a ·
metinde göster ·
… Tuna'dan geldiği muhakkakdır kim Çelebi Sultân Mehemmed, Tuna Demirkapusu'ndan
saman
ve kömür döküp bu Yenehisâr'dan ve Devne değirmenlerinden kömür akmışdır. Anıni …
Kostantin tekrûru binâsıdır. Kal‘ası bir yalçın kaya üzre şekl-i muhammes şeddadî bir küçük kal‘adır. İçinde âbâdânı yokdur. Sene 769 târîhinde Sultân Murâd-ı Evvel, ya‘nî Gâzî Hudâvendigâr Rûm keferesi elinden cebren ve kahren feth edüp ol zamândan berü kal‘ası harâb-âbâddır. Kal‘asının kayalarından bir âb-ı hayât kaynak suyu çıkar kim gûyâ şarâb-ı kevserdir. Tuna'dan geldiği muhakkakdır kim Çelebi Sultân Mehemmed, Tuna Demirkapusu'ndan saman ve kömür döküp bu Yenehisâr'dan ve Devne değirmenlerinden kömür akmışdır. Anıniçün bu kasabaya Bunarhisâr dahi derler. Câmi‘i ve bir küçük hammâmı ve mesâcidleri ve mükellef müte‘addid hânları ve birkaç dükkânları ve bâğları ve bâğçeleri vardır. Kırkkilise sancağı hükmünde (---)(---) niyâbetdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 27b ·
metinde göster ·
… de Yergöğü kal‘asın Eflâk hâkinde binâ ederken nehr-i Tuna'nın Demirkapusu'ndan
saman
ve kömür döküp bu Devne değirmenlerinden ve Yenehisâr'dan ve Çekmece göllerinde …
Menzil-i Devne Değirmenleri: Bir dereli ve depeli yerlerde bî-hisâb değirmenlerdir kim biri birinden suları cereyân edüp âsiyâblardır. Cemî‘i Dobruca ve Deliorman halkı bu değirmenlere muhtâclardır ve her bir değirmen birer ze‘âmetden yahşıdır. Cemî‘i a‘yân-ı vilâyetin ve nısf paşazâdelerin Devne değirmenleri vardır. Sayf [u] şitâda âb-ı hayât suyu cârîdir. Hattâ Çelebi Sultân Mehemmed ibn Yıldırım Hân Ruscuk mukâbelesinde Yergöğü kal‘asın Eflâk hâkinde binâ ederken nehr-i Tuna'nın Demirkapusu'ndan saman ve kömür döküp bu Devne değirmenlerinden ve Yenehisâr'dan ve Çekmece göllerinden saman ve kömür çıkdığı müsbetdir. Anıniçün bu Devne değirmenlerinin suyu dâ’imdir. Bu Devne fezâsında Melek Paşa efendimizle meks edüp ale's-sabâh huzûr-ı paşada edâ-yı salât-ı fecri tamâm edüp hakîr Yâsin-i şerîfi tilâvet etdikden sonra,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 29a ·
metinde göster ·
… e kömür döküp bu Devne değirmenlerinden ve Yenehisâr'dan ve Çekmece göllerinden
saman
ve kömür çıkdığı müsbetdir. Anıniçün bu Devne değirmenlerinin suyu dâ’imdir. Bu …
Menzil-i Devne Değirmenleri: Bir dereli ve depeli yerlerde bî-hisâb değirmenlerdir kim biri birinden suları cereyân edüp âsiyâblardır. Cemî‘i Dobruca ve Deliorman halkı bu değirmenlere muhtâclardır ve her bir değirmen birer ze‘âmetden yahşıdır. Cemî‘i a‘yân-ı vilâyetin ve nısf paşazâdelerin Devne değirmenleri vardır. Sayf [u] şitâda âb-ı hayât suyu cârîdir. Hattâ Çelebi Sultân Mehemmed ibn Yıldırım Hân Ruscuk mukâbelesinde Yergöğü kal‘asın Eflâk hâkinde binâ ederken nehr-i Tuna'nın Demirkapusu'ndan saman ve kömür döküp bu Devne değirmenlerinden ve Yenehisâr'dan ve Çekmece göllerinden saman ve kömür çıkdığı müsbetdir. Anıniçün bu Devne değirmenlerinin suyu dâ’imdir. Bu Devne fezâsında Melek Paşa efendimizle meks edüp ale's-sabâh huzûr-ı paşada edâ-yı salât-ı fecri tamâm edüp hakîr Yâsin-i şerîfi tilâvet etdikden sonra,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 29a ·
metinde göster ·
… ltânım, Devlet-i Âl-i Osmân ne güne kaldı kim Köpürlü gibi bir miskîn iki öküze
saman
vermeğe kâdir olmayan âdem sadrıa‘zam oldu" deyince hemân,
Mühürdâr Osmân Ağa eydir: "Göre sultânım, Devlet-i Âl-i Osmân ne güne kaldı kim Köpürlü gibi bir miskîn iki öküze saman vermeğe kâdir olmayan âdem sadrıa‘zam oldu" deyince hemân,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 31b ·
metinde göster ·
… turfa acâ’ib ü garâ’ib ibret-nümâdır. Ve bir ibret dahi bu şehirde karı ve buzu
saman
içine koyup mahzenlerde hıfz ederler. Ba‘dehû mâh-ı Temmuz'un şiddet-i hârında …
Sitâyiş-i ibret-nümâ-yı âbâdân: Bu mezkûr cisirlerden yukar[ı] Mevlevîhâne kurbunda nehr-i Milaçka üzre bir bend-i azîm binâ vardır kim 130a bu şehrin cemî‘i odun kesenleri nehr-i Milaçka başında olan kûh-ı bî-sütûnlardaki ormanlarda dıraht-ı müntehâları kesüp odun ederler ve herkes kesdüğü odunlarına birer gûne kesik kertik kesüp kertikden nişân edüp herkes odunların nehr-i Milaçka'ya atar. Ba‘dehû cümle keraste ve hatablar su ile cereyân ederek mezkûr bend başında karâr edince odun sâhibleri gelüp birbirlerinin kertiklerine bakup odunlarına ipler takup evlerinde yakup zevk ederler. Bir turfa acâ’ib ü garâ’ib ibret-nümâdır. Ve bir ibret dahi bu şehirde karı ve buzu saman içine koyup mahzenlerde hıfz ederler. Ba‘dehû mâh-ı Temmuz'un şiddet-i hârında billûr gibi buzları vişne hoşâblarına koyup buz pâreli hoşâb yerler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 129b–130a ·
metinde göster ·
… ne hareket edüp müşkil-küşâlik etmek içün re‘âyâ vü berâyâya bu kadar bin çuval
saman
ve talaş ve halaş ve kömür gönderüp Bunarhisâr'a ve Çekmecelere ulaklar gönderü …
Hattâ Tuna'nın taşışına bu gârlardan "Tuna suları gibi bulanık sular Bınarhisâr'da ve Yenehisâr'[da] akar" deyü Çelebi Sultân Mehemmed'e bu Demirkapu ahvâllerin umûr-dîde ve kâr-âzmûde pîr-i fânîler bu gûne hikâyât u rivâyât u dirâyât etdiklerinde hemân Sultân Mehemmed-i âkıl âkılâne hareket edüp müşkil-küşâlik etmek içün re‘âyâ vü berâyâya bu kadar bin çuval saman ve talaş ve halaş ve kömür gönderüp Bunarhisâr'a ve Çekmecelere ulaklar gönderüp beri tarafda bu kadar bin çuval saman ve kömürü Demirkapu'dan duhûl eden nehr-i Tuna'ya döküp üç gün iki gecede Duna ve Bınarhisâr ve Yenehisâr ve Çekmece halîclerinden kömür ve saman cereyân etmeğe başlayup Mehemmed Hân-ı Evvel'e haberler gelüp andan ma‘lûm-ı sa‘âdetleri olur kim Çekmeceler ve Bınarhisâr ve Duna suları nehr-i Tuna'dandır deyü evkâfnâmelerinde musarrahdır, ve's-selâm.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 42b ·
metinde göster ·
… üp Bunarhisâr'a ve Çekmecelere ulaklar gönderüp beri tarafda bu kadar bin çuval
saman
ve kömürü Demirkapu'dan duhûl eden nehr-i Tuna'ya döküp üç gün iki gecede Duna …
Hattâ Tuna'nın taşışına bu gârlardan "Tuna suları gibi bulanık sular Bınarhisâr'da ve Yenehisâr'[da] akar" deyü Çelebi Sultân Mehemmed'e bu Demirkapu ahvâllerin umûr-dîde ve kâr-âzmûde pîr-i fânîler bu gûne hikâyât u rivâyât u dirâyât etdiklerinde hemân Sultân Mehemmed-i âkıl âkılâne hareket edüp müşkil-küşâlik etmek içün re‘âyâ vü berâyâya bu kadar bin çuval saman ve talaş ve halaş ve kömür gönderüp Bunarhisâr'a ve Çekmecelere ulaklar gönderüp beri tarafda bu kadar bin çuval saman ve kömürü Demirkapu'dan duhûl eden nehr-i Tuna'ya döküp üç gün iki gecede Duna ve Bınarhisâr ve Yenehisâr ve Çekmece halîclerinden kömür ve saman cereyân etmeğe başlayup Mehemmed Hân-ı Evvel'e haberler gelüp andan ma‘lûm-ı sa‘âdetleri olur kim Çekmeceler ve Bınarhisâr ve Duna suları nehr-i Tuna'dandır deyü evkâfnâmelerinde musarrahdır, ve's-selâm.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 42b ·
metinde göster ·
Hattâ Tuna'nın taşışına bu gârlardan "Tuna suları gibi bulanık sular Bınarhisâr'da ve Yenehisâr'[da] akar" deyü Çelebi Sultân Mehemmed'e bu Demirkapu ahvâllerin umûr-dîde ve kâr-âzmûde pîr-i fânîler bu gûne hikâyât u rivâyât u dirâyât etdiklerinde hemân Sultân Mehemmed-i âkıl âkılâne hareket edüp müşkil-küşâlik etmek içün re‘âyâ vü berâyâya bu kadar bin çuval saman ve talaş ve halaş ve kömür gönderüp Bunarhisâr'a ve Çekmecelere ulaklar gönderüp beri tarafda bu kadar bin çuval saman ve kömürü Demirkapu'dan duhûl eden nehr-i Tuna'ya döküp üç gün iki gecede Duna ve Bınarhisâr ve Yenehisâr ve Çekmece halîclerinden kömür ve saman cereyân etmeğe başlayup Mehemmed Hân-ı Evvel'e haberler gelüp andan ma‘lûm-ı sa‘âdetleri olur kim Çekmeceler ve Bınarhisâr ve Duna suları nehr-i Tuna'dandır deyü evkâfnâmelerinde musarrahdır, ve's-selâm.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 42b ·
metinde göster ·
… n ve biber ve unumuz ve buğdayımız ve sâ’ir zahâ’irlerimizden mâ‘adâ atlarımıza
saman
ve odun ve arpa getirmeği der-uhde edüp hakîre bir at ve bir seyishâne pîşkeş v …
Bu şehr-i Pojagacığı tamâm seyr [ü] temâşâ edüp mahkeme-i şer‘a varup kışla emirlerimizi kadı efendiye kırâ’at etdirüp sicill-i şer‘-i Resûl-i mübîne emr-i şerîfimiz kayd olunup a‘yân-ı vilâyet kışla köyümüzün zahîre bahâsıyçün ve ücret-i kadem-i şer‘îmiz içün hakîre üç yüz aded Sivilye guruş ve on aded hüddâmlarıma yigirmişer guruş verüp her ay başında onar araba pirincimiz ve bal ve yağ ve şem‘-i aselimiz ve darçın ve biber ve unumuz ve buğdayımız ve sâ’ir zahâ’irlerimizden mâ‘adâ atlarımıza saman ve odun ve arpa getirmeği der-uhde edüp hakîre bir at ve bir seyishâne pîşkeş verüp yine atları ehl-i kurâya emânet verüp ba‘dehu cümle ehl-i beled ile ve a‘yân-ı Pojagacık ile vedâlaşup kışla köyümüzden yarar kulağızlar alup gayri yollar ile sayd [u] şikâr ederek ve niçe kılâ‘ u kasabâtları temâşâ ederek,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI mük. 137b ·
metinde göster ·
Yedi yıldır bir Tatar yiğidin sihr ile hımâr edüp bir köşe-i küncde durup 82a
saman
ve otluk yer. Ekmek dahi verseler yer, dâ’imâ benî âdem ile ihtilât etmeyüp ağz …
Yedi yıldır bir Tatar yiğidin sihr ile hımâr edüp bir köşe-i küncde durup 82a saman ve otluk yer. Ekmek dahi verseler yer, dâ’imâ benî âdem ile ihtilât etmeyüp ağzından salyarı akup âdeme aları aları bakup şeb [ü] rûz summün bükmün durur. Kâhîce hâtırına vatan-ı aslîsi gelüp eşek gibi segâh makâmında Acem kerrenâyı gibi anırdıkda sadâsın istimâ‘ eden âdemlerin zehresi çâk olur. Hakîrin dahi ciğeri hûn olup Hudâ halâs ede demeden gayri çâremiz olmadı, ammâ yine ne kâra koşsalar işler, ammâ nutuk yokdur. Bir mahbûb mirza yiğitdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 81b–82a ·
metinde göster ·
… . Aslâ arpa vermezler, ammâ sefere at bağladıkları zamân kırk elli gün atlarına
saman
ve otluk vermeyüp şeb [ü] rûz at başlarından arpa ile dolu torbaları eksik deği …
Garâ’ib bunda kim atlarının yemi ve yiyecekleri ve tîmârları yokdur. Hemân atdan endikleri gibi atların sahrâlara bir oğlanları ile salıverirler. Anlar birkaç kerre yuvarlanup avnar ve oynaşup otlamağa başlar. Eğer kış seferi ise atları karı eşüp altında olan otları, ya‘nî kurumuş bıldırdan kalan otları kar altlarında bulup yerler. Aslâ arpa vermezler, ammâ sefere at bağladıkları zamân kırk elli gün atlarına saman ve otluk vermeyüp şeb [ü] rûz at başlarından arpa ile dolu torbaları eksik değildir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 125b ·
metinde göster ·
çöpü örtülü fukarâ evleridir. Ve bu nehirlerin ikisi dahi Kuryeleş köylerinden …
Der-beyân-ı varoş-ı Julad: Cümle iki yüz aded saman çöpü örtülü fukarâ evleridir. Ve bu nehirlerin ikisi dahi Kuryeleş köylerinden gelüp bu kal‘a ile varoş mâbeyninden ubûr edüp ve iki sâ‘at şarka gidüp kal‘a-i Kardik kurbundan geçüp Ergiri kal‘ası sahrâsından cereyân edüp Ergiri nehrine mahlût olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 353b ·
metinde göster ·
… ğısında nehr-i Yenice kenârında yüz elli aded kiremitli ve ba‘zıları kayağan ve
saman
örtülü fukarâ evleri va[r]. Câ-be-câ müşebbek bostânları ve bâğçecikleri var. V …
Der-ta‘rîf-i varoş-ı Kardik: Kal‘anın aşağısında nehr-i Yenice kenârında yüz elli aded kiremitli ve ba‘zıları kayağan ve saman örtülü fukarâ evleri va[r]. Câ-be-câ müşebbek bostânları ve bâğçecikleri var. Ve bir küçük minâreli ve kiremit örtülü câmi‘i var. Çârsû-yı bâzârı ve hân u hammâmı yokdur. Cümle Ergiri kal‘asına muhtâclardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 353b ·
metinde göster ·
… ve Kamberî âhûrlu ve gâvân ve câmûsân ve bağalân ve çemenderân âhûrlu âhûrlu ve
saman
ve şa‘îr ve sâ’ir levâzımât mahâzinler ile ârâste olmuş âsâr-ı binâlardır.
Dîvârlı pâdişâhâne sarây-ı azîm misâlli kasr-ı gûnâ-gûnlu ve şâhnişîn ve kâ‘alı ve matbah-ı Keykâvuslu ve niçe kilâr hücreli ve gûnâ-gûn meydân-ı müzeyyenli ve mihmânhâneli ve müte‘addid ıstabl-ı anteri ve Kamberî âhûrlu ve gâvân ve câmûsân ve bağalân ve çemenderân âhûrlu âhûrlu ve saman ve şa‘îr ve sâ’ir levâzımât mahâzinler ile ârâste olmuş âsâr-ı binâlardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 378a ·
metinde göster ·
… başında deryâ içre kaynayup çıkar. Selef pâdişâhları sahrâda gâyib olan sulara
saman
ve kömür döküp bu liman kaynaklarından hurûc edüp çıkdığı muhakkakdır.
Ve iki yüzden mütecâviz çeşmeleri var. Cümle suyu nehr-i Düden'den gelür. Nehr-i Düden bu şehrin yıldız ile şark mâbeyninde Donanma ta‘bîr etdikleri yollardan gelüp tâ Düden dağlarından tulû‘ edüp bu şehre gelince birkaç kol olmuşdur. Bir kolun selef pâdişâhları yalçın kayaları ve sa‘b yolları kesüp Adalya kal‘asına getirmişler. Bir kaç kolu dahi Manavgat nâhiyesine giderken taş binâ cisirler ile ubûr olunup ol mahalde deryâya mahlût olur. Ve bir kolu dahi Adalya kurbunda kayalar mâbeyninde gâyib olup Adalya kal‘asının limanı kenârlarında leb-i deryâda azîm kaynaklar vardır. Ve ba‘zı kaynakları iskele başında deryâ içre kaynayup çıkar. Selef pâdişâhları sahrâda gâyib olan sulara saman ve kömür döküp bu liman kaynaklarından hurûc edüp çıkdığı muhakkakdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y136a ·
metinde göster ·
… zre beyâz çörek ve börek ve matbûh tavuk ve kuzu ve yoğurd ve kaymak ve arpa ve
saman
ile huccâcı ganîmet ederler, gâyet ma‘mûr karyedir. Ve halkı gâyet mün‘imdir. Ç …
Menzil-i karye-i Kisve: Bir kayalı dere kenârında bâğ u bâğçeli ve iki yüz toprak örtülü Arab hâneleridir. (---) evkâfıdır. İki câmi‘i ve bir mescidi ve bir hammâmı ve bir hânı var. Cümle sağîr ü kebîri ve pence-i âfitabe mahbûbları, râh-ı huccâc üzre beyâz çörek ve börek ve matbûh tavuk ve kuzu ve yoğurd ve kaymak ve arpa ve saman ile huccâcı ganîmet ederler, gâyet ma‘mûr karyedir. Ve halkı gâyet mün‘imdir. Çoğu şütürbândır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y258a ·
metinde göster ·
… yet edüp zencîre uruldu. Ve bir âdem bir huccâcın devesin serîka edüp bir hânda
saman
içinde deveyi pinhân etmiş. Bulunup ba‘de's-sübût paşa anın boynun urdu. Cümle …
Ve bu şehrin halkı gâyet âsîlerdir. Beş âdemden ahâlî-i vilâyet şikâyet edüp zencîre uruldu. Ve bir âdem bir huccâcın devesin serîka edüp bir hânda saman içinde deveyi pinhân etmiş. Bulunup ba‘de's-sübût paşa anın boynun urdu. Cümle ehl-i beled havf u haşyete düşüp dağlardan develerin getirüp iki bin deve mikdârı huccâca ucuz kirâları ile tâ Ulâ'ya Y 266b on konak yer götürmek şartıyla develerin verüp huccâca hidmet etdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y266a–Y266b ·
metinde göster ·
… edâyâ verüp cümle pâybend ve kösdek ve çul ve tobra ve cümle atlara ve develere
saman
imrahorun boynunadır. Ammâ senede paşaya iki yüz at gelir, her at başına birer …
Ve paşa imrahoruna senevî dörd yüz kîse hâsıl olup çayır ziyâfetinde paşaya üç kîse ve üç tavâşî ve bir müzeyyen at ve iki sâfinâtü'l-ciyâd atlar hedâyâ verüp cümle pâybend ve kösdek ve çul ve tobra ve cümle atlara ve develere saman imrahorun boynunadır. Ammâ senede paşaya iki yüz at gelir, her at başına birer çuka ve kumâş ve destâr hâliye alır. (---)(---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y219a ·
metinde göster ·
Ba‘dehu derisine saman doldurup akrabâları cümle esbâbların ve âlât-ı harblerin getirüp na‘ş-ı murdâr postun geydirüp kuşadup atlar üzre lâşe-i murdârların bindirüp ellerine mızrakların, bellerine seyf-i miczem akvelerin takup ellerine dizginlerin verüp akrabâları yanları sıra seyis ü kavvâs-vâr hizmet edüp atların yederek Menûf'dan böyle kaç aşkıyâ buğ olduysa alay-ı azîm ile kâşif talî‘a-i asker olup köslerin çalarak bu kadar baş ve dil ve buğlar ile dîvân-ı Mısır'da paşa huzûruna varup kâşif ağa ve sâ’ir gâzîler hil‘at-ı pâdişâhî ve terakkî ve ihsânlar ile behremend olup ba‘dehu lâşelerin Rûmeli meydânına bırağup sâ’ir kelleler zemînde galtân olur. Buğ ta‘bîr etdüklerinin aslı budur. Bununla tefâhür kesb ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y283a ·
metinde göster ·
… irce hâkimine kellelerin birer mızrak üzre sancup bir kaçın buğ edüp derilerine
saman
doldurup alaylar ile Circe'ye götürdüler. Kâşif hakîre mâl-ı Urbândan üç kısrak …
Derhâl kâşif esîr olan Urbânın ikisin dârışed önünde kazığa urdu, mâ‘adâsın Circe hâkimine kellelerin birer mızrak üzre sancup bir kaçın buğ edüp derilerine saman doldurup alaylar ile Circe'ye götürdüler. Kâşif hakîre mâl-ı Urbândan üç kısrak ve bir hecîn in‘âm edüp hakîr kelleler ile ma‘an Circe'ye revâne olduk. Andan bir malaka yer gidüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y371a ·
metinde göster ·
ve kömür döküp Q 348bP 342b altı sâ‘atde saman ve kömür bahr-i Yûsuf'a gel …
Ve Elvâhât vilâyetinin cemî‘i uyûnları tahte'l-arzdan bu buhayreye gelüp mahlût olur derler. Hattâ Sultân Muhammed-i Ekrâd bu Elvâhât uyûnları buhayre-i Yûsuf'a munsab olduğun istimâ‘ edüp Elvâh'da gâyib olan nehre saman ve kömür döküp Q 348bP 342b altı sâ‘atde saman ve kömür bahr-i Yûsuf'a gelüp mahlût olduğu Usûlü'l-bihâr nâmında bir tevârîhde merkûmdur. Böyle âb-ı zülâller mahlût olurken bahr-i Yûsuf zakkûm-vâr acıdır. Ammâ mâhîleri gâyetü'l-gâye lezîzdir ve aslâ balık râyihası yok bir mukavvî semekelerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y450b ·
metinde göster ·
… p Elvâh'da gâyib olan nehre saman ve kömür döküp Q 348bP 342b altı sâ‘atde
saman
ve kömür bahr-i Yûsuf'a gelüp mahlût olduğu Usûlü'l-bihâr nâmında bir tevârîhde …
Ve Elvâhât vilâyetinin cemî‘i uyûnları tahte'l-arzdan bu buhayreye gelüp mahlût olur derler. Hattâ Sultân Muhammed-i Ekrâd bu Elvâhât uyûnları buhayre-i Yûsuf'a munsab olduğun istimâ‘ edüp Elvâh'da gâyib olan nehre saman ve kömür döküp Q 348bP 342b altı sâ‘atde saman ve kömür bahr-i Yûsuf'a gelüp mahlût olduğu Usûlü'l-bihâr nâmında bir tevârîhde merkûmdur. Böyle âb-ı zülâller mahlût olurken bahr-i Yûsuf zakkûm-vâr acıdır. Ammâ mâhîleri gâyetü'l-gâye lezîzdir ve aslâ balık râyihası yok bir mukavvî semekelerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y450b ·
metinde göster ·