… k yawuz kelür olarḳa eger tegse sizke bir yawuzluḳ şad bolurlar anıŋ birle eger
serse
sizler sakınsa sizler ziyan ḳılmaz sizke olarnıŋ alları nerse. ol taŋrı ol kim …
120 eger tegse sizke bir eḍgülük yawuz kelür olarḳa eger tegse sizke bir yawuzluḳ şad bolurlar anıŋ birle eger serse sizler sakınsa sizler ziyan ḳılmaz sizke olarnıŋ alları nerse. ol taŋrı ol kim ḳılurlar ḳapsayu bilgen
… anıŋ yarımı azad tişiler üze ḳındın ol aŋar ol kim ḳorḳsa yazuḳdın sizdin eger
serse
sizler yaḫşı sizke ol taŋrı örtgen yarlıḳaġan ol
25 kimnüŋ kim yaraġı bolmasa sizdin artuḳluḳḳa nikah ḳılmaḳḳa azad müʾmine uraġutlarnı yime andın kim erklendi eligleriŋiz yinçke ḳızlarıŋızdın müʾmineler ol taŋrı bilgen ol imanıŋıznı amarıŋız amarıdın nikah ḳılıŋ olarnı iḍileri desturı birle bėriŋler olarḳa terlerini eḍgülük birle küḍezgenler zina ḳılmaġanlar yime tutmaġlılar örtügli oynaş yana ḳaçan beglig bolsalar eger keldürseler bir yawuz iş anlar üze ol kim anıŋ yarımı azad tişiler üze ḳındın ol aŋar ol kim ḳorḳsa yazuḳdın sizdin eger serse sizler yaḫşı sizke ol taŋrı örtgen yarlıḳaġan ol
bütünlükin yer taŋrıḳa ol miras bėrür anı kimke tilese ḳullarındın iş soŋı eḍgü …
128 aydı musa boḍnıḳa: yari tileŋler taŋrıdın seriŋler bütünlükin yer taŋrıḳa ol miras bėrür anı kimke tilese ḳullarındın iş soŋı eḍgülüki saḳnuḳlarḳa ol
… ve bu meniŋ ḳarındaşım ol çın-oḳ sipas urdı taŋrı biziŋ üze ol kim saḳınsa hem
serse
ol taŋrı zayiʿ ḳılmaz eḍgü işliglerniŋ yanutın
90 aydılar: sen mü sen yusuf aydı: men yusuf men ve bu meniŋ ḳarındaşım ol çın-oḳ sipas urdı taŋrı biziŋ üze ol kim saḳınsa hem serse ol taŋrı zayiʿ ḳılmaz eḍgü işliglerniŋ yanutın
… nı tathîr etdüğü bir azîm serdâbdır. Miyâh-ı Tebrîz ve kanavât [u] kariz ile bu
serd-i
âb Serdâb mahallesinden cereyân eder. Mahalle-i Çârminâre ve mahalle-i Mırmır v …
Der-sitâyiş-i mahallât-ı büldân: {Evvelâ bu diyârda mahalleye derveze derler. Cümle bin altmış derveze ta‘bîr olunur. Evvelâ derveze-i Dımışkiyye ve derveze-i Pul-bâğ, "pul", köprüye derler, ya‘nî Köprü mahallesi derler, derveze-i Sîncânân ve derveze-i Verdiçûk ve derveze-i Şütürbân ve derveze-i Rîk, hân sarâyı bu mahallededir, ve derveze-i Hıyâbân ve Tebrîz'in şimâlinde derveze-i Sürhâb ve dervaze-i Emîre Kız} ve Serdâb mahallesi, Özdemirzâde Osmân Paşa serdâbını tathîr etdüğü bir azîm serdâbdır. Miyâh-ı Tebrîz ve kanavât [u] kariz ile bu serd-i âb Serdâb mahallesinden cereyân eder. Mahalle-i Çârminâre ve mahalle-i Mırmır ve mahalle-i derveze-i Ser[ay].
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 299b ·
metinde göster ·
… k el-azametullah deyü cân-ı {azîzlerinden} bîzâr olup âlem-i hayretde kalup bir
serd-i
rîh-ı ıanâ ve bir sarsar-ı bâd-ı fenâ zâhir oldu kim nüzûl eden berf-i nâre ne …
{Der-beyân-ı şitâ-yı âlâm-ı şedâ’id-i Direklibel}: Hikmet-i Hudâ bi-emri Hudâ bir dipi ve boran dahi kopdu kim tâ sabâha dek beş karış kar yağdı. Ba‘de'l-fecr borular çalınup "göç"dür deyü haber olunca herkes boruzânlara cereb-i (?) şîrinler çalup ale's-sabâh olunca cümle yiğitlere eğer Hazînedâr Alî Ağa ve Kethüdâ Boşnak Alî Kethüdâ va‘de-i kerîmeler eyleyüp ne hâl ise cümle bâr [u] bengâhları devvâbâtlara tahmîl eyleyüp hâh-nâ-hâh bâr-ı belâ-yı azîmler ile dipi ve boran ve şebe çekerek Direklibel nâm mahalle geldikde hevâya yine bir gûne teğayyür-i tâm gelüp bir mertebe şitâ-yı elîm ve bir selc-i azîm nâzil oldu kim cümle halk el-azametullah deyü cân-ı {azîzlerinden} bîzâr olup âlem-i hayretde kalup bir serd-i rîh-ı ıanâ ve bir sarsar-ı bâd-ı fenâ zâhir oldu kim nüzûl eden berf-i nâre ne devâb, ne ünâs, belki hannâs u sevvâs bile tahammül edemeyüp ne karara ârâmgâh ve ne yol belli ve ne bedraka-i râh ve ne şa‘îr ü ne giyâh, ancak zâhirde müşâhede olunan halk hayâtda zann olunurdu, ammâ cümlesi meyyit-i müteharrîk idi. Direklibel nâm mahallin beli ve deşt [u] kûhu berf-i İlâh ile memlû idi. Paşa niçe cür’et sâhibi yiğitlere ve niçe ehl-i beled kulağuzlara ihsân [u] in‘âmlar edüp ayaklarına at kılından ve kazıldan örülmüş paçılalar giyüp kar üzre yol aramağa gitdiler. Vasf-ı pâçile oldur kim: Kürdistân'da ve Acem diyârında kar çok yağsa kalbur gibi bir çemberdir, içini at kılı kazılıyla pâbuç gibi örüp ol çemberi ayaklarına giyüp kar üzre yürürler. Şâhidî hazretleri
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 349a ·
metinde göster ·
… dan hücreleri var kim gûya kireç ile sıvanmış hânelerdir. Gûnâ-gûn dollâblar ve
sergen
ve raflar ve medineleri peynir oyar gibi taşı murâd [u] merâmları üzre oyup mün …
Menzîl-i karye-i Koçu Baba: Bu dahi Kal‘acık kazâsında iki yüz hâneli Etrâk evleridir. Ammâ âşkârede aslâ evleri yokdur. Cümle yer altında hücre hücre ahûrlı ve matbahlı ve kâ‘alı ve müsâfirhâneli tırkaz evlerdir. Bu mahalle Keskiniçi derler, gâyet âbâdân yerdir. Ammâ cümle evleri zîr-i zemîndedir. Ancak birer dûd-keş bacaları vardır. Damlarının üstleri çayır, çemenzâr, lâlezâr yerlerdir. Şiddet-i şitâsı vefret üzre olmak ile hâne-i zîbâları kemîn-i zemîndedir. Ammâ bi-emr-i Hudâ bir gûne yumuşak beyâz kesme taşdan hücreleri var kim gûya kireç ile sıvanmış hânelerdir. Gûnâ-gûn dollâblar ve sergen ve raflar ve medineleri peynir oyar gibi taşı murâd [u] merâmları üzre oyup münakkaş büyûtler etmişdir. Her hâneye bin âdem girse gâ’ib olur. Ammâ zahirde âsâr-ı binâdan bir şey yokdur. Bu karyede,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 352b ·
metinde göster ·
… îh pervâzlı ve hurde tasarruflu taşlardan oyma dollâb ve kilvî ve medüne ve raf
sergenler
var kim şimdiki asrın üstâdları ana bir tîşe urmada âcizlerdir. Ve cümle mün‘im …
Hikmet-i Hudâ anlara cemî‘i kûh-ı seng-i hârâlar musahhar imiş kim Van kayaların peynir gibi oyup mağaralar etmişlerdir kim her gâra bin aded asker-i çapur girse gâ’ib olur. Hücre hücre kâ‘a kâ‘a dîvânhâneler var kim anlarda olan hendese üzre atabeleri zîh zîh pervâzlı ve hurde tasarruflu taşlardan oyma dollâb ve kilvî ve medüne ve raf sergenler var kim şimdiki asrın üstâdları ana bir tîşe urmada âcizlerdir. Ve cümle mün‘im ve maldâr kavm imişler kim kubbe ve tavân yerlerine ve kemerlerine varak altunu gûyâ elleriyle sığamışlar. Böyle gâr-ı münakkaş ibret-nümûn bir diyârda yokdur. İllâ Şâm yoluyla hacc-ı şerîfe giderken Hazret-i Sâlih'e kayadan bi-emrillah köçeğiyle deve çıkdığı Nâka kayası kurbünde Hazret-i Hûd şehri ki hâlâ yere geçmiş kayalardır. Ol kayalarda dahi Van kayası mağaraları gibi gâr-ı garîbler vardır. Ammâ bu Van'ın gârları anlardan büyükdür ve musanna‘dır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 249a ·
metinde göster ·
… öşedi kim görenler hezâr ahsen-i pesend etdiler. Andan bir zer-ender-zer pişkîr
serdi
ve bir leğen ibrik-i fağfûrî kim sâfî mücevher idi. Paşa dest-i şerîflerin gasl …
Şehr-i Bitlîs'den taraf üç yüz aded âdemler nümâyân olup her birinin başlarında birer kâse ve tabak-ı fağfûrî ve mertebânî-i gûnâ-gûn kâr-ı Gavrî Sultân ve elli mikdârı sîm-i hâlisden sahûnlar ve mâ‘adâsı bakır âvânî sahûnlar ammâ cümle müzehheb ü mutallâ sahûnlar kim mülûk-i selef asrında amel olunmuş sahûnları yine Amber Ağa, paşa huzûruna koyup "Hanım Sultân efendimiz sultânım hazretlerine selâm edüp tahte'l-fütûr gönderdiler." deyü Amber Ağa huzûr-ı paşada dilîrâne dâmenin der-miyân edüp kemerine bir zerdûz peştemâli bend kılup ibtidâ zerdûz destehân-ı kâr-ı Isfahân döşedi kim görenler hezâr ahsen-i pesend etdiler. Andan bir zer-ender-zer pişkîr serdi ve bir leğen ibrik-i fağfûrî kim sâfî mücevher idi. Paşa dest-i şerîflerin gasl edüp der-ân paşanın huzûruna cümle fağfûrî mertebânîlerin kapakların açdıklarında azamet-i Hudâ ud u amber ü müşk ile tabh olmuş ni‘met-i nefîselerin râyiha-i tayyibesi Paşa'nın otağı içinde olanların dimâğların mu‘attar etdi. Hudâ'ya ayândır kim üç yüz aded sahûn u fağfûrî vü mertebânîlerin içinde olan ta‘âm-ı mümessekler cümle birer gûne et‘ıme-i nefîseler idi. Hatta yigirmi elvân pilav ve vezde büryân ve meza‘fer pilav ve kükü pilav ve çelav pilav ve avşıla pilav ve hoşek pilav-ı düvezdeh-büryân ve amber pilav ve gülnar pilav ve sarımsak pilav ve mâverd pilav ve gübeybe pilav ve bâdâm pilav ve sanavber pilav ve dûd pilav (---)(---)(---)(---)(---)(---)(---) misilli pilavların birisi dahi birbirine müşâbeheti yok idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 278b ·
metinde göster ·
… edâra gâyet telâş el verüp reng-i rûyu zerd-âlûd olup kehribâ-vâr olup bir âh-ı
serd-i
ciğer-sûz çekdi kim hakîr andan bir nakş-ı bukalemûn anladım. Hemân dem hazîned …
"Vallâhi Seydî Ahmed Paşa efendimden gelirim. Ol dahi işte Alî Paşa efendime gelmededir." dediğimde hazînedâr, Seydî Ahmed Paşa'nın akrabâ vü aşîretinden idi. Hemân hazînedâr elindeki su kepâzesi yayı çekmeğe iktidârı kalmayup bî-tâb u bî-mecâl kaldı ve hazînedâra gâyet telâş el verüp reng-i rûyu zerd-âlûd olup kehribâ-vâr olup bir âh-ı serd-i ciğer-sûz çekdi kim hakîr andan bir nakş-ı bukalemûn anladım. Hemân dem hazînedâr cümle iç ağaları çadırların devr edüp cümle iç ağaların paşanın yanına gönderdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 185a ·
metinde göster ·
… lamalar ve çuka sıkma kopçalı çakşırlar ve teybend harîr kuşaklar ve ökçesi bir
sere
yüksek kubâdî pâypûşlar ve başlarına cümle cümle beyâz çukadan semmûr kalpaklar …
Der-kıyâfet-i kabâ-yı merd-i meydân: Cümle halkı serhadli esvâbı gibi göğsü ve yenleri gümüş düğmeli çukadan kısacık dolamalar ve çuka sıkma kopçalı çakşırlar ve teybend harîr kuşaklar ve ökçesi bir sere yüksek kubâdî pâypûşlar ve başlarına cümle cümle beyâz çukadan semmûr kalpaklar geyüp kuşanup pür-silâh kortela kılıç ve şeştüper ve şiş ile gezer bir alay gâzîlerdir, ammâ cemî‘i serhad halkı mâbeyninde bu Peçoy halkı besbellidir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 68b ·
metinde göster ·
… bu seferde Kırım'a gelişim rûz-ı menhûs imiş. Ayrılık günlerin görünce bir âh-ı
serd-i
kebûd(?) çeküp eyitdim:
"Baka kişiler, yigirmi yedi yıl evvel bir vâkı‘a gördüm idi. Dağıstân pâdişâhının eteğin kaldırup başımı eteği altına sokup ‘Dahil pâdişâhım’ dedim. Ol zamân bu düşümü Evliyâ Çelebi'ye eyitdim idi. O da ‘Belki pâdişâhım Dağıstân pâdişâhı üzre gidesiz’ dedi. Şimdi işte ol düş bu günkü gün zuhûr ediyor. Ben Kumuk şâhına gidüp başımı hırkaya çeküp şimden gerü bu sinn-i sâlimde bana ne tâc ve ne raht u baht u taht lâzım değildir" deyüp hazînesin açup meğer birkaç gece evvel yüz hurc yükü götürmede yenli ve bahâda ağır şeyleri bırağup büyük oğlu Ahmed Geray Sultân'ı bırağup Selîm Geray Sultân [ve] Ivaz Geray ve Cânbeh Geray ve Mübârek Geray nâm oğullarını alup üç yüz aded yarar koşkol atlı askeri âmâde edüp Çufud kal‘asından esîri olan Şeremet Ban kâfiri demirden çıkarup anı dahi bir ata bindirüp dest ber-kafâ kayd [u] bend edüp ol dahi hâzır oldukda hemân hakîr gördüm kim bu seferde Kırım'a gelişim rûz-ı menhûs imiş. Ayrılık günlerin görünce bir âh-ı serd-i kebûd(?) çeküp eyitdim:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 144a ·
metinde göster ·
yazılan gelir. Üç yıl meterisde 301a durup bu kadar kerre yüz bin guzât-ı müs …
"Hemân bu kal‘aya yürüyüş edelim. Emir Hudâ'nın, sere yazılan gelir. Üç yıl meterisde 301a durup bu kadar kerre yüz bin guzât-ı müslimîn kırıldığın kim görmüşdür. Hemân dal kılıç olup kal‘a içine girüp feth [ü] fütûh olup cümle ibâdullâh azâb-ı elîmden halâs olsunlar. Birkaç kerre yürüyüşler edüp kal‘a içine girüp bu kadar bin baş ve diller aldıkda ağalarımız ve çavuşlarımız ağızlarımızdan kılıç ile bizi urup yürüyüş etmeğe komayup cümle gâzîlerimiz gerüye dönderdiler" deyü böyle gûnâ-gûn güft gûlar olmadan hâlî değil idi. Bir gün yine cümle üç bin aded sipâh serdengeçdileri gulû edüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 300b–301a ·
metinde göster ·