… rî Sultân asrında Kertbay, hâkim-i Haleb iken bu süd mecurundan bi-emrillâh süd
taşup
câmi‘den taşra çıkup iç kal‘adan aşağı handaka cereyân edüp tâ Selîm Hân, Haleb …
Hattâ Gavrî Sultân asrında Kertbay, hâkim-i Haleb iken bu süd mecurundan bi-emrillâh süd taşup câmi‘den taşra çıkup iç kal‘adan aşağı handaka cereyân edüp tâ Selîm Hân, Haleb kal‘asın feth etmeyince süd cereyân edüp dinmemişdir. Ammâ Hazret asrında bu peynircilerin pîri Zeyd-i Kayserî'dir, Enes ibn Mâlik belin bağladı. Kabri Muveylah'dadır. Bu hıref dahi silâhlarıyla hâzır-bâş güzer ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 167b ·
metinde göster ·
… oldu anda mevcûd / Bu duran suyu çekmese o yine / Olup deryâ yürür idi sefîne /
Taşar
hengâm-ı gülde o serâser / Olur nef‘inde her mahlûk beraber / Suvarır bâğ u bus …
Cemî‘an zâid olan mâ’-i cârîAkup buldu kemâl üzre karârıZevâid su varup bir çaya akdıKi menfez oluben hep suyu çekdiBu asr içre denildi ana çün RûdZevâyid sular oldu anda mevcûdBu duran suyu çekmese o yineOlup deryâ yürür idi sefîneTaşar hengâm-ı gülde o serâserOlur nef‘inde her mahlûk beraberSuvarır bâğ u bustân ehl-i dihkânRefâhiyyet bulur insân [u] hayvânMedîne vakfına bâ’is çü budurSebeb vakf olmağa budur bu sudurAnın ismiyle Harkil idi evvelHerak dimek olurdu iy mükemmel
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 18a ·
metinde göster ·
… z-ı azîm deryâ içinde bir kulle-i âlînin tâ zirve-i a‘lâsında coşkun bahr-misâl
taşup
kullenin cânib-i yakîninde havâle bir kûh-ı bâlâ yokdur kim bu âb-ı hayât andan …
Hâssa-i sânî: Girüp nûş eden hummâ-yı rub‘dan ve hummâ-yı muhrikden halâs olur. Hikmet bu kim bu havz-ı azîm deryâ içinde bir kulle-i âlînin tâ zirve-i a‘lâsında coşkun bahr-misâl taşup kullenin cânib-i yakîninde havâle bir kûh-ı bâlâ yokdur kim bu âb-ı hayât andan gele. Temâşâgâhdır kim Hacc-ı Şerîfe gitdiğimizde cild-i (---) bunun dahi evsâfı mufassal tahrîr olunmuşdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 38b ·
metinde göster ·
… Eğer eyle olsa bu iki nehir Bağdâd'ı gark ederdi, ammâ ba‘zı sene Şattü'l-Arab
taşup
Bağdâd'ın cisr kapusundan içeri gelir. Melek Ahmed Paşa efendimiz Bağdâd valisi …
Zirâ Arz-ı Mukaddese içre cereyân eden bu nehr-i Furât ve nehr-i Âsî'den gayri nehr-i azîm yokdur. Mâ‘adâsı Bikâ‘ Ovası içre uyûn-ı câriyeciklerdir ve Ayn-i Zerka ve Berka ve nehr-i Ceyhân ve nehr-i Seyhân ve nehrü'l-Kelb (---)(---)(---)(---)(---)(---) Arz-ı Mukaddes içre anlar dahi enhâr-ı sağîrelerdir, ammâ cümleden bu deryâ-misâl olup Birecik'den beher sene niçe bin tulumdan kelek ta‘bîr etdikleri gemiler ile cemî‘i memâlik-i mahrûse tüccârları mâl-â-mâl kelekleri zî-kıymet metâ‘ları ve atları ve sâ’ir havâ’icleriyle yükledüp Erzurûm kal‘asına, Ca‘ber'e Rakka'ya ve Derûğına ve cümle yük boşadup ba‘de 3 günde Bağdâd taşrasına Kuşlar kal‘asına ve kal‘a-i (---)(---) dibinde Bağdâd'a karîb olmağıla bender-i iskele andan metâ‘ların çıkarup Bağdâd'a gelir. Kaçan kim Şatt-ı Dicle ve bu nehr-i Furât tuğyân ile cereyân etse iki nehr-i azîm fezâ-yı Bağdâd'da birbirine mahlût olur, ammâ nâdir vâki‘ olur. Eğer eyle olsa bu iki nehir Bağdâd'ı gark ederdi, ammâ ba‘zı sene Şattü'l-Arab taşup Bağdâd'ın cisr kapusundan içeri gelir. Melek Ahmed Paşa efendimiz Bağdâd valisi iken Şatt tuğyân edüp Murâd Hân asrında lağım ve meterîs yerlerinden girüp kal‘anın niçe yerlerin harâb eder, ammâ Hazret-i Abdülkâdir el-Cîlânî bu nehreyn-i mübârekeyne "Yâ mübârekler birer birer çûş ederek gelin!" deyü nutk-ı dürer-bârları olandan berü bir sene Şatt ve bir sâl nehr-i Furât tuğyân üzre cereyân edüp deşt-i Kerbelâ'yı reyy ederek ve Düceylân hafrini saky-i leb-ber-leb edüp (---)(---)(---)(---)(---)(---) inüp Kurna kal‘ası köşesinde Şatt ve nehr-i Furât birbirine Kurna dibinde munsab olup üç konak aşağı Basra'da Şattü'l-Arab derler, deryâ-misâl olup Hindistân'dan Basra'ya niçe gemiler ve niçe gurâb-ı Hindistân gelür. Ve Basra önünde medd [u] cezir derler, bahr-i Muhît vakt-ı seherde Şattü'l-Arab'ı gerü reddedüp Basra önünde su acı olur. Ba‘de'z-zuhr bahr-i Ummân gerüye gidüp Şattü'l-Arab gâlib olup Basra önünde su âb-ı hayât olur. İlâ mâşâallah Basra önünde bu Şattü'l-Arab'ın hâli budur, ve's-selâm.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 54a ·
metinde göster ·
… edüp üç ayda Kıbtî hesâbı üzre bunun gurresinde Nîl kesiminde üç ay deryâ olup
taşar
ve sâ’ir zaman nısıf mil bir âb-ı hayâtdır. Ammâ Ceyhûn ve Seyhûn küçük enhârla …
{Manzara-i nehr-i Cayık}: Ba‘dehû nehr-i Edil'den küçük nehr-i azîm Cayık'dır. Bu dahi Moskov diyârında Kozak ve Heşdek müselmânları içinden cereyân edüp bu dahi bahr-i Harez'e rîzân olur. Bu nehirden küçük, bu Uruscuk önünde evsâfın tahrîr edeceğimiz nehr-i azîm Tuna'dır. Andan küçük Basra ve Kurna önünde Şattü'l-Arab'dır. Amma tuğyânı mahallinde meşhûrdur. Andan küçük, Mısır'da nehr-i Nîl'dir. Ammâ yılda bir kerre tuğyân edüp üç ayda Kıbtî hesâbı üzre bunun gurresinde Nîl kesiminde üç ay deryâ olup taşar ve sâ’ir zaman nısıf mil bir âb-ı hayâtdır. Ammâ Ceyhûn ve Seyhûn küçük enhârlarmış, hakîr görmedim. Allahümme yessir...Ammâ
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 115a ·
metinde göster ·
… a‘âlâ bu Basra altında medd [ü] cezimde ya‘nî nehr-i Şatt vakt (---) tuğyân ile
taşup
iki menzil yer kal‘a-i Kurna'ya yakın varır.
Andan kalyonlar ve gurablar ve karakalar ve barçalar ve filipotlar ve gûnâ-gûn gemiler ile Cidde benderine ve Habeş'e ve Yemen ü Aden'e ve Lahsa ü Hindistân'a gidilir bahr-i Ummân'dır. Ammâ nehr-i Şattu'l-Arab bi-emrillahi Ta‘âlâ bu Basra altında medd [ü] cezimde ya‘nî nehr-i Şatt vakt (---) tuğyân ile taşup iki menzil yer kal‘a-i Kurna'ya yakın varır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 362a ·
metinde göster ·
… deryâ-yı Şatt'a kum üzre kalırlar. Ertesi yine vakt (---) oldukda Şattu'l-Arab
taşup
med oldukda cümle gemiler kum üstünden kalkup bahr-i Şatt üzre şinâverlik ederl …
Andan vakt oldukda yine Şatt çekilüp niçe Hindistân gemileri Basra önünde ve dahi aşağıda Mühennâvî kal‘ası dibine niçe gemiler deryâ-yı Şatt'a kum üzre kalırlar. Ertesi yine vakt (---) oldukda Şattu'l-Arab taşup med oldukda cümle gemiler kum üstünden kalkup bahr-i Şatt üzre şinâverlik ederler. Bi-emrillahi Ta‘âlâ ilâ mâşâallah Basra önünde nehr-i Şatt'ın hâli kâh medd ü kâh cezimdir. Ve şehr-i Basra içre bu nehr-i Şatt'dan müteferrika olmuş bir tur‘a vardır. İsmine efvâh-ı nâsda,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 362a ·
metinde göster ·
… hûn u Seyhûn u Nil gibi deryâ olup Necef deryâsı yine buhayre-i azîm olup andan
taşup
Şâm'ın Ka‘be çöllerini ve Mekke ve Medîne yollarına cereyân ederek Ka‘be çölist …
Bu cisrin karşu tarafındaki mahalle (---)(---) derler, yine Cizre hükmündedir. Ve bu cisir başına karîb kelek gemileri yanaşır iskeledir ve niçe kerre Şatt nehri tuğyân ile gelse Cisir kapusundan içeri nehr-i Dicle şehre girüp şâhrâhları gark eder ammâ her bâr nehr-i Şat taşkın ve coşkun gelmez gâyet tuğyân ile gelse şehri gark eder. Ammâ ilm-i nücûmda ve ilm-i cifirde üstâd-ı kâmillerin tahrîri üzre şehr-i Cizre'yi ve kal‘a-i Bağdâd ve kal‘a-i Kurna ve kal‘a-i Basra'yı Şattu'l-Arab gark edüp nehr-i Şatt ve nehr-i Furât seyl-i Ceyhûn u Seyhûn u Nil gibi deryâ olup Necef deryâsı yine buhayre-i azîm olup andan taşup Şâm'ın Ka‘be çöllerini ve Mekke ve Medîne yollarına cereyân ederek Ka‘be çölistânı nehr-i Furât ile çengelistân ve ormanistân olup benî Âdem ile imâr olup nehr-i Furât Süveys deryâsına cereyân ide deyü tahrîr etmişler. Ve ol asırda bu şehr-i Cizre harâb kalup Küfürzamân kal‘ası Medâyin-i Irâk misilli bir sevâd-ı mu‘azzam ola demişler. Lâ-ya‘lemü'l-gaybe illallah.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 385b ·
metinde göster ·
… şerîf'de âb-ı Selvân gibi nerdübân ile inilir bir âb-ı hayâtdır. Ve ba‘zı zamân
taşar
taşra bâğlara dökülür. Ba‘zı marîzler bu aynda çimüp bi-emrillâh şifâ bulur. Ke …
Mesîregâh-ı ziyâretgâh-ı Kereniç: Kuds-i şerîf'de âb-ı Selvân gibi nerdübân ile inilir bir âb-ı hayâtdır. Ve ba‘zı zamân taşar taşra bâğlara dökülür. Ba‘zı marîzler bu aynda çimüp bi-emrillâh şifâ bulur. Kereniç nâmıyla meşhûr-ı âfâk bir âb-ı nâbdır, ammâ hakkâ ki Ayn-ı Selvân ta‘mındadır. Bu mahalde olan bâğlarda cümle yârân-ı bâ-safâlar cem‘ olup zevk u safâlar ederler. Andan,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 24a ·
metinde göster ·
… ûz'da gûyâ buz pâresidir. Un değirmen[i] yürüdür bir gür sudur. Havz-ı kebîrden
taşup
şehirden aşağı bâğ u besâtînleri reviş edüp bir konak aşağı cereyân ederek nehr …
Bu kasabanın tâ vasatında çârsû başında bir ibret-nümâ ayn-ı azîmi kayadan çıkup bir havz-ı azîme perrân olup sâ‘ikasından âdeme dehşet hâsıl olur. Sâf ve beyâz billûr-misâl bir âb-ı sâfîdir mâh-ı Temmûz'da gûyâ buz pâresidir. Un değirmen[i] yürüdür bir gür sudur. Havz-ı kebîrden taşup şehirden aşağı bâğ u besâtînleri reviş edüp bir konak aşağı cereyân ederek nehr-i Yene ile bir olup Ergene köprüsünden geçüp nehr-i Tunca'ya ve Arda ve Meriç ile cümle bir olup Akdeniz sâhilinde Enez kal‘ası dibinde Bahr-i Sefîd'e munsabb olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 42a ·
metinde göster ·
Ve nehr-i Yadra bahâr eyyâmında dağların karı söküldükde deryâ gibi
taşar
. Bu nehrin yemîn ü yesârındaki hânlara gidüp gelmek içün bu nehir üzre bir göz …
Ve nehr-i Yadra bahâr eyyâmında dağların karı söküldükde deryâ gibi taşar. Bu nehrin yemîn ü yesârındaki hânlara gidüp gelmek içün bu nehir üzre bir göz bir cisr-i azîm binâ etmişler kim İslâmbol'da Çekmece-i Kebîr cisrinin gözü kadar vâsi‘ ve arîz cisr-i kebîrdir, ammâ alçakdır ve iki tara[fı] sâfî bâğ u bâğçedir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 168a ·
metinde göster ·
… ola. Anıniçün bu taşlar sebebiyle niçe gemiler helâk olur. Ammâ kaçan kim Tuna
taşup
tuğyân üzre gelüp aksa mezkûr taşlar suya gark olup cümle gemiler selâmetle geç …
Evvelâ bu Demirkapu nâm yerde cereyân eden nehr-i Tuna'nın içinde sıra sıra hammâm kubbesi kadar iri taşlar vardır. Hattâ nehr-i Tuna mâh-ı Temmûz'da az olduğu mahalde da‘vâ-yı mer[d] ile şehbâz ve merdâne fetâ yiğitler taşdan taşa sıçrayup pertâb ederek beriden öteye ve öteden beri cânibe dek geçmek mümkindir. Lâkin her zamân ol büyük taşlar görünmez, meğer Tuna pek tenezzülde ola. Anıniçün bu taşlar sebebiyle niçe gemiler helâk olur. Ammâ kaçan kim Tuna taşup tuğyân üzre gelüp aksa mezkûr taşlar suya gark olup cümle gemiler selâmetle geçmeğe başlar, ammâ yine havf ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 96a ·
metinde göster ·
… karsız. Ve illâ zerre kadar bir şey alırsanız kapular kapanup Kızlar Algan suyu
taşup
topuz ile duran tuç âdem sizi ura ura hurd u hamîr haşhâş eder" dedikde tokuz k …
"Biz çok girdik. Eğer siz de girüp seyr [ü] temâşâ edüp sıhhat ile gerüye çıkam derseniz içerde yığılı olan mâl-ı cevâhirden bir şey almazsanız temâşâ edüp selâmet çıkarsız. Ve illâ zerre kadar bir şey alırsanız kapular kapanup Kızlar Algan suyu taşup topuz ile duran tuç âdem sizi ura ura hurd u hamîr haşhâş eder" dedikde tokuz kişi yemîn billâh etdik kim,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 153b ·
metinde göster ·
Ve bu Ten kenârınca aslâ handak yokdur. 184b Hattâ nehr-i Ten tuğyân üzre
taşup
gelse bu mezkûrûn dörd aded kal‘a kapularından içeri su girüp taşra dükkânları …
Ve bu Ten kenârınca aslâ handak yokdur. 184b Hattâ nehr-i Ten tuğyân üzre taşup gelse bu mezkûrûn dörd aded kal‘a kapularından içeri su girüp taşra dükkânları ve bozahâneleri ve gümrükhâneleri gark eder. Anıniçün bu taraf dükkânlarının niçeleri kazıklar üzre müfîd ü muhtasar binâ olunmuşdur. Hattâ hîn-i fetihde bu kal‘ayı Serdâr Cüvânkapucubaşı nâm Mehemmed Paşa-yı hümâm ta‘mîr ü termîm etdikde ale'l-acele binâ edüp bu Ten nehri tarafı toprak ile binâ olunup ancak taşlar araları kireç ile derz olunmuşdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 184a–184b ·
metinde göster ·
… bu nehir Karlıkova dağlarından gelüp iki nehir bir olup ve şehrin havzlarından
taşup
cereyân eden sular dahi buna karışup bunlar cereyân ederek kal‘a-i Kavala kurbu …
vedâ‘laşup cânib-i garba giderken hemân şehre karîb nehr-i Turkohor'u atlarımızla geçüp bu nehir şehir ensesindeki Pirnaz dağından gelüp andan nehr-i Ispançe'yi dahi geçüp bu nehir Karlıkova dağlarından gelüp iki nehir bir olup ve şehrin havzlarından taşup cereyân eden sular dahi buna karışup bunlar cereyân ederek kal‘a-i Kavala kurbunda Akdeniz'e munsab olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 218a ·
metinde göster ·
… e döşeli kaldırımlıdır. Her köşe başında cereyân eden çeşmesârların mâ-i hayâtı
taşup
çârsû-yı bâzârın sokaklarının yemîn ü yesârında sular akup bâzâr-ı hüsn içre ve …
Evvelâ bu şehr-i azîmin cemî‘i şâhrâhları yan yana üçer ve dörder araba sığar vâsi‘ tarîk-i âmların cümlesi iri ve beyâz taşlar ile döşeli kaldırımlıdır. Her köşe başında cereyân eden çeşmesârların mâ-i hayâtı taşup çârsû-yı bâzârın sokaklarının yemîn ü yesârında sular akup bâzâr-ı hüsn içre ve ba‘zı şâhrâhlarda ve niçe meydânlarda gûnâ-gûn dıraht-ı müntehâlar ve bîd-i ser-nigûnlar ve üzüm asmaları ve serv-i serâmedler ile hıyâbân-ı Acem-misâl olmuş bir sâyedâr şehr-i müzeyyen dâr-ı diyârdır kim diyâr-ı Rûmeli'nde deyyâr mânendi yokdur, ammâ ekseriyyâ kâfiristânın Donkarkız ve Danimarka ve Lonçat ve Amıstırdam ve Kaşa nâm şehirler[i] böyle eşcârât-ı gûnâ-gûnlar ile müzeyyen şehr-i ma‘mûrelerdir, ammâ Siroz İslâm şehirlerinde gâyet müzeyyen belde-i mu‘azzamadır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 221a ·
metinde göster ·
… perveri var kim her uyûnu lülelerinden âdem bâzûsu kalınlığı cereyân edüp andan
taşup
aşağı Tabahâne ibret-nümâ çârsûsuna gider gâyet lezîz ve nâfi‘ âb-ı nâbdır. Bu …
Ve cümle 22 aded âb-ı hayât çeşmesârları vardır. Cümleden çârsû içinde hânlar önünde dörd gözlü çeşme-i ayn-ı zülâl-i cân-perveri var kim her uyûnu lülelerinden âdem bâzûsu kalınlığı cereyân edüp andan taşup aşağı Tabahâne ibret-nümâ çârsûsuna gider gâyet lezîz ve nâfi‘ âb-ı nâbdır. Bu çeşmesâr üzre sâhibü'l-hayrât bir kasr-ı âlî inşâ edüp cemî‘i ehl-i sefer garîbü'd-diyâr kimesneler anda cem‘ olup görüşüp bilişirler, bir mecma‘u'l-irfân kasr-ı zîbâdır. Dahi cümle çeşmesârların âb-ı revânları cümle Gâzî yaylasından gelir. Lâkin bu şehre göre suyu azdır. Mürûr-ı eyyâm ile yolları rahnedâr olmuşdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 230b ·
metinde göster ·
… çinden böyle âb-ı hayât bu kulle-i âlînin tâ zirve-i a‘lâsında coşkun bahr gibi
taşup
kullenin cânib-i erba‘asından deryâya dökülüp mahlût olur. Garâ’ib bu kim bu ku …
Hikmet bu kim bu deryâ içinden böyle âb-ı hayât bu kulle-i âlînin tâ zirve-i a‘lâsında coşkun bahr gibi taşup kullenin cânib-i erba‘asından deryâya dökülüp mahlût olur. Garâ’ib bu kim bu kullenin yakınında havâle bir kûh-ı bâlâ yokdur kim bu uyûn andan gele, aceb hikmetdir. Hattâ Ma‘ânoğlu âsî iken
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y195b ·
metinde göster ·
… ‘ada sâkin olan ihtiyârlar nakl etdiler kim "Bir kaç kerre biliriz nehr-i Murâd
taşup
bu sahrâyı deryâ edüp tâ bu kal‘a dibine geldi" deyü hikâye eylediler ve sahîhd …
Ve bu kal‘ada sâkin olan ihtiyârlar nakl etdiler kim "Bir kaç kerre biliriz nehr-i Murâd taşup bu sahrâyı deryâ edüp tâ bu kal‘a dibine geldi" deyü hikâye eylediler ve sahîhdir. Hattâ hakîr şâm'da iken Mevâl Urbânın urmak içün yedi bin askerle kal‘a-i Ane ve kal‘a-i Selme üzre dörd gün ılgar edüp nehr-i Murâd kenârında Urbânı basup nehb [ü] gâret etdik. Nehr-i Murâd ise Bağdâd'a karîbdir. Bu Haydar kal‘asına gelmesi sahîhdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y268b ·
metinde göster ·
… kenârındaki mescidin dîvârı dibinden bürke-i azîme dâhil olup deryâ olur. Andan
taşup
bürkenin cânib-i garbîsindeki besâtînlere müstevlî olup rey eder.
Bu kal‘anın cânib-i garbında bir bürke-i azîm vardır kim içinde kadırga gezse yerim dar demez, eyle bir vâsi‘ bürkedir. Dâ’iren-mâdâr cirmi altı yüz adımdır. Hac yolunda böyle bir bürke-i azîm yokdur. Güzelce Bürke ismiyle müsemmâ buhayre-misâl bir bürkedir. Sâ’ir bürkeler gibi suyu dollâblar ile yâhûd bârân-ı rahmet ile değildir. Kal‘a cânibinde hurmâlık içinden berü Ayn-ı Zerka gelüp bürke kenârındaki mescidin dîvârı dibinden bürke-i azîme dâhil olup deryâ olur. Andan taşup bürkenin cânib-i garbîsindeki besâtînlere müstevlî olup rey eder.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y308b ·
metinde göster ·
… r, tılısmdır derler. Ve ba‘zı erbâb-ı ma‘ârifler Nîl tâ ol minâre zirvesine dek
taşup
Mısır gark olması alâmetidir, derler. Hele garîb temâşâdır.
Ta‘bîr ü tavsîf ile olmaz, görmeğe muhtâcdır. Ve cümle minârelerden âlîdir. Ve tâ zirve-i a‘lâsında alem yerine bir gûne bakırdan gemi gibi alemi vardır, tılısmdır derler. Ve ba‘zı erbâb-ı ma‘ârifler Nîl tâ ol minâre zirvesine dek taşup Mısır gark olması alâmetidir, derler. Hele garîb temâşâdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y92a ·
metinde göster ·
… n biri biri üzre dörder beşer kat kurşum kazanları Y 118b vardır, birbirinden
taşup
hammâm içine cereyân eder. Anıniçün dâ’imâ ıssıdır. Ammâ Rûm'da ısıcak su hazîn …
Ve suları aslâ sovumak bilmez, şeb [ü] rûz germâb durur. Zîrâ her hammâmın biri biri üzre dörder beşer kat kurşum kazanları Y 118b vardır, birbirinden taşup hammâm içine cereyân eder. Anıniçün dâ’imâ ıssıdır. Ammâ Rûm'da ısıcak su hazînesi ve sovuk su hazînesi başkadır ve anların kazanı bakırdır. Ammâ Mısır'ın beşer altışar kazanı cümle kurşumdur. Aceb temâşâdır, bir diyâra mahsûs değildir, vâcibü's-seyr akla muhâlif bir san‘atdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y118a–Y118b ·
metinde göster ·
… seneden mukaddem ve mu’ahhar taşmaz, ebette âdetullâh üzre ol Tût-ı Kıbtî günü
taşar
. Ammâ az gelmesi ve çok gelmesi ale't-tertîb değildir, Cenâb-ı Bârî'nin kabza-i …
Nîl-i mübârekin gelmesi aceb hikmetullâhdır kim bir sene bir seneden mukaddem ve mu’ahhar taşmaz, ebette âdetullâh üzre ol Tût-ı Kıbtî günü taşar. Ammâ az gelmesi ve çok gelmesi ale't-tertîb değildir, Cenâb-ı Bârî'nin kabza-i kudretindedir. Ve bu kerâmât-ı aliyye Hazret-i Ömer'den kaldı, derler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y147b ·
metinde göster ·
… îl kırk günlük dahi ziyâde gelüp ol emr-i Ömer ve âyet-i şerîfe berekâtiyle Nîl
taşup
cümle ahâlî-i Mısır şâd [u] handân oldular.
Hemân Hazret-i Amr, Hazret-i Ömer'in nâmesin tilâvet edüp a‘yân-ı kibâr-ı Mısır ile hâlâ Ümmü'l-kıyâs olan nâm mahalle gelüp Nîl'e Hazret-i Ömer'in selâmın teblîğ edüp der-akab hatt-ı Ömer'i Amr Nîl'e ilkâ edince azamet-i Hudâ Nîl-i mübâreke ol hatt-ı mübârek düşünce Nîl deryâ-misâl cûş-ı hurûşa gelüp altmış günden berü cereyân etmeyen Nîl kırk günlük dahi ziyâde gelüp ol emr-i Ömer ve âyet-i şerîfe berekâtiyle Nîl taşup cümle ahâlî-i Mısır şâd [u] handân oldular.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y148a ·
metinde göster ·
… kîr seyâhat edüp ayne'l-yakîn hâsıl etdiğim tahrîr eyledim. Ve bu Nîl-i mübârek
taşup
cemî‘i Mısır vilâyetinde yedi bin halîc ve on bir bin tur‘a vardır. İnşâallâh a …
Ammâ hakîr seyâhat edüp ayne'l-yakîn hâsıl etdiğim tahrîr eyledim. Ve bu Nîl-i mübârek taşup cemî‘i Mısır vilâyetinde yedi bin halîc ve on bir bin tur‘a vardır. İnşâallâh anlar dahi herbiri mahallile inşâ olunur. Mezkûr tur‘alardan Nîl cereyân edüp arâzî-i Mısır ray olmak ile zirâ‘at olunur. Yohsa iklîm-i Mısır'da yağmur yağmaz, ancak yılda bir kerre ve iki kerre bârân-ı rahmet nâzil olur. Nîl-i mübârek taşmasa el-ıyâzü billâh kaht [u] galâ olur. Anıniçün bu Nîl kesimine i‘tibâr edüp sürûr [u] şâdumânîler ederler. Yohsa Mısır pek cezîre yerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y157b ·
metinde göster ·
Mısır diyârında Cebelü'l-Ahzar'da bir gûne alaca taş olur, ol taşı her kankı etmek furununa kosalar, etmek hamuru taşup fırından taşra çıkarmış, ammâ hakîr görmedim. Lâkin Mağrib huccâcların hakîr İbrâhîm Paşa fermânıyla tahrîre gitdiğimde Hûş-ı Îsâ şehrinde Behîce ve Hınâdî Urbânları nakl etdi. Y 235b Ve hâlâ bizim İzzeddîn'de de vardır, deyü nakl etdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y235a–Y235b ·
metinde göster ·
… rşın çıkup mâl-ı pâdişâhî çıkar. Eğer maslûb kuş dörd bulunsa Nîl yigirmi arşın
taşup
cemî‘i ümenâ ve mültezimîn ganî olurlar. Ve eğer minkârından maslûb kuş beş bul …
Ve eğer bir kuş berdâr olmuş bulunsa sehl ganîmet olur. İki kuş bulunsa re‘âyânın tohmu ancak çıkar. Üç bulunsa ganîmet olup Nîl-i mübârek on altı arşın çıkup mâl-ı pâdişâhî çıkar. Eğer maslûb kuş dörd bulunsa Nîl yigirmi arşın taşup cemî‘i ümenâ ve mültezimîn ganî olurlar. Ve eğer minkârından maslûb kuş beş bulunsa Nîl yigirmi iki arşın taşup cümle re‘âyâ vü berâyâ bay olur. Eğer kuş altı bulunsa Nîl yigirmi altı zirâ‘ gelüp eyle ganîmet olur kim hubûbâtları Arapça olup cümle re‘âyâ ve ümerâ ve keşşâf ve mültezimîn curunlarından {ya‘nî hırmen} mahsûlâtların kaldırmağa âciz olalar, deyü mücerreb. İ‘tikâd-ı fellâhîn-i Sa‘îd böyledir ve yine bi-emrillâh eyle olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y370b ·
metinde göster ·
… ganî olurlar. Ve eğer minkârından maslûb kuş beş bulunsa Nîl yigirmi iki arşın
taşup
cümle re‘âyâ vü berâyâ bay olur. Eğer kuş altı bulunsa Nîl yigirmi altı zirâ‘ g …
Ve eğer bir kuş berdâr olmuş bulunsa sehl ganîmet olur. İki kuş bulunsa re‘âyânın tohmu ancak çıkar. Üç bulunsa ganîmet olup Nîl-i mübârek on altı arşın çıkup mâl-ı pâdişâhî çıkar. Eğer maslûb kuş dörd bulunsa Nîl yigirmi arşın taşup cemî‘i ümenâ ve mültezimîn ganî olurlar. Ve eğer minkârından maslûb kuş beş bulunsa Nîl yigirmi iki arşın taşup cümle re‘âyâ vü berâyâ bay olur. Eğer kuş altı bulunsa Nîl yigirmi altı zirâ‘ gelüp eyle ganîmet olur kim hubûbâtları Arapça olup cümle re‘âyâ ve ümerâ ve keşşâf ve mültezimîn curunlarından {ya‘nî hırmen} mahsûlâtların kaldırmağa âciz olalar, deyü mücerreb. İ‘tikâd-ı fellâhîn-i Sa‘îd böyledir ve yine bi-emrillâh eyle olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y370b ·
metinde göster ·
… h kıbleye ve kâh cenûba Nîl'den ba‘îd ubûr ederek, zîrâ ba‘zı tur‘a ve halîcler
taşup
geçmek muhâl olup yolları yemîn ü yesâra dolaşup hayli usret çekerek, yedi sâ‘a …
Bu şehirden kalkup kâh şarka ve kâh garba ve kâh kıbleye ve kâh cenûba Nîl'den ba‘îd ubûr ederek, zîrâ ba‘zı tur‘a ve halîcler taşup geçmek muhâl olup yolları yemîn ü yesâra dolaşup hayli usret çekerek, yedi sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y372b ·
metinde göster ·
… andan bir deryâ-misâl buhayreye dökülür, ol buhayreyi leb-ber-leb edüp ba‘dehu
taşup
yine şimâle cereyân etdikde iki fırka olup bir fırkası âsî olan Sencere kavmi i …
"Ve Nîl Cebelü'l-Kamer'den çıkup bu mahalle geldüği gibidir, tâ Bahr-i Ebyaz'a mahlût olunca böyle nehr-i azîmler Nîl'e karışmaz ve gayrı sular dahi yokdur, cümle nehirler Nîl'den tur‘a tur‘a ayrılup vilâyet vilâyet cereyân edüp rey eder. Ve Cebelü'l-Kamer'den çıkınca şimâle bir gün akup andan bir deryâ-misâl buhayreye dökülür, ol buhayreyi leb-ber-leb edüp ba‘dehu taşup yine şimâle cereyân etdikde iki fırka olup bir fırkası âsî olan Sencere kavmi içre gider, bir fırkası garb cânibinde Portakal hükm etdüği Laçna diyârları içinden cereyân eder. İşte biz Laçna kavmindeniz, ol diyârda sâkiniz. Hâlâ yetmiş yıldır Portakal Frengi topile tüfengile gelüp vilâyetlerimiz Y 430b zabt edüp bizden harâc ve öşür alur" deyü melik huzûrunda nakl etdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y430a–Y430b ·
metinde göster ·
… n bir âdem murâd edinse zemîni kazınca bir âb-ı hayât su çıkup kuyunun ağzından
taşup
önü sıra kazarak suyu her ne cânibe istersen bâğ [u] bâğçelere götürürsün. Âb-ı …
Ve gûnâ-gûn suları vardır. Hemân bir âdem murâd edinse zemîni kazınca bir âb-ı hayât su çıkup kuyunun ağzından taşup önü sıra kazarak suyu her ne cânibe istersen bâğ [u] bâğçelere götürürsün. Âb-ı hayât suları çokdur. Ve ba‘zı mâları müshildir; ve ba‘zı âbları kabızdır; ve ba‘zısı sirke gibidir, çorbaya korlar, gâyet ekşidir; ve ba‘zı âbları gâyet tuzludur, yine ta‘âma idhâl ederler; ve ba‘zı suları kış günü kurur, Temmûz'da taşup kırmızı cereyân edüp içinden Nîl-i mübârek balıkları çıkar; ve ba‘zı suların yaralara ve berelere sürüp isti‘mâl ederler. Hikmet-i Hudâ bu kim bu mezkûr suların cümlesi birbirlerine yakındır ve her birisi bir gûne lezzetde ve birer gûne tabî‘atde ve birer gûne hâssıyyetdedir. Âye[t]: Arapça bi-kudretihî ve yahkümü mâ-yürîdü bi-izzetihî
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y449a ·
metinde göster ·
… tuzludur, yine ta‘âma idhâl ederler; ve ba‘zı suları kış günü kurur, Temmûz'da
taşup
kırmızı cereyân edüp içinden Nîl-i mübârek balıkları çıkar; ve ba‘zı suların ya …
Ve gûnâ-gûn suları vardır. Hemân bir âdem murâd edinse zemîni kazınca bir âb-ı hayât su çıkup kuyunun ağzından taşup önü sıra kazarak suyu her ne cânibe istersen bâğ [u] bâğçelere götürürsün. Âb-ı hayât suları çokdur. Ve ba‘zı mâları müshildir; ve ba‘zı âbları kabızdır; ve ba‘zısı sirke gibidir, çorbaya korlar, gâyet ekşidir; ve ba‘zı âbları gâyet tuzludur, yine ta‘âma idhâl ederler; ve ba‘zı suları kış günü kurur, Temmûz'da taşup kırmızı cereyân edüp içinden Nîl-i mübârek balıkları çıkar; ve ba‘zı suların yaralara ve berelere sürüp isti‘mâl ederler. Hikmet-i Hudâ bu kim bu mezkûr suların cümlesi birbirlerine yakındır ve her birisi bir gûne lezzetde ve birer gûne tabî‘atde ve birer gûne hâssıyyetdedir. Âye[t]: Arapça bi-kudretihî ve yahkümü mâ-yürîdü bi-izzetihî
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y449a ·
metinde göster ·