53 ey anlar kim bittiler kirmeŋ yalawaç ėwiŋe meger destur bėrilse sizke
taʿam
tapa baḳıġlılarda aḍın anıŋ vaḳtiŋe ançası bar ḳaçan ündense siz kiriŋler yime …
53 ey anlar kim bittiler kirmeŋ yalawaç ėwiŋe meger destur bėrilse sizke taʿam tapa baḳıġlılarda aḍın anıŋ vaḳtiŋe ançası bar ḳaçan ündense siz kiriŋler yime ḳaçan yėse siz tarı[lı]ŋlar oḳımaḳ yoḳ sizke hiç hadis bütünlükin ol emgetür erdi yalavaçnı uwtanur erdi sizdin taŋrı ḳodmas yıġmaz çın sözdin ḳaçan tilese siz olardın tonlardın tileŋ olardın hicab arḳasında ol arıġraḳ köŋlüŋizke olar köŋülleriŋe kerekmez sizke emgetse sizler taŋrınıŋ yalawaçını kerekmez kim nikah ḳılsa siz anıŋ cüftlerini anda kiḍin hemişe yaʿni ulaşu ol erür taŋrı üskinde uluġ
… kâr ederler. Mâhîlerinde alabalığı ve sazanı ve turna balığı ve livne balığının
ta‘amı
misk [u] anber hamıyla pişmiş gibi lezzeti olur ve gâyet müferrah ve mukavvîdir …
Der-sitâyiş-i buhayre-i Sabanca: Devri yigirmi mil ihâta eder. Cânib-i erba‘asında kasaba-misâl yetmiş altı pâre kurâları vardır. Cümle halkı bu halîcin âbından nûş etmeğile reng-i rûları humret üzredir. Ve mahsûlleri gâyet çokdur, ammâ bâğları yokdur, lâkin bâğçeleri çokdur. Ve bu gölün kenarında kavun ve karpuz olur kim ikisin bir hımâr ancak götürür. Lezîz zerdesi olur kavunları vardır. Ve bu buhayre içre yetmiş seksen pâre kayıklar ve çırnıklar vardır. Köyden köye âdemler ve kerâste ve sâ’ir eşyâlar götürürler ve yetmiş seksen 277b gûne balıkların sayd edüp kâr ederler. Mâhîlerinde alabalığı ve sazanı ve turna balığı ve livne balığının ta‘amı misk [u] anber hamıyla pişmiş gibi lezzeti olur ve gâyet müferrah ve mukavvîdir. Ve bu buhayrenin umkı yigirmi kulaçdır. Ve gâyet sâf ve berrâk âb-ı revândır. Sâhilinde olan ahâlî-i kurâ nisvânları esbâb gasl etdüklerinde aslâ sabun sürmeyüp üçer kerre yıkasalar pâk ve beyâz dülbend gibi olur. Mezkûr somunu dahi bu su ile yoğurup ekmek etdüklerinden pembe-misâl ekmeği olur. Ve bu halîcin cânib-i şarkîsinde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 277a–277b ·
metinde göster ·
Cânib-i Irâk'a vâki‘ olmuşdur. Azerbaycân hâkinde ibtidâ Acem şâhlarının taht-ı kadîmi, mekân-ı Şeyh Safî'dir. Sene (---) târîhinde Süleymân asrında feth olup mîr-i mîrânlık olmuşdur. Ba‘dehû havâriciyân istîlâ edüp niçe kerre harâb u yebâb, hâneleri türâb ve halkı esîr-i kebâb olmuşdur. Ba‘dehû sene 1039 târîhinde Murâd Hân-ı Râbi‘in serdâr-ı mu‘azzamı Husrev-i şîr, dilîrâne ve sîyrâne hareket edüp ne Hemedân ve ne Dergüzîn ve Erdebîl'in koyup nehb ü gâret idelden berü gâyetü'l-gâye imâr olup hâlâ İrân-zemîn hükmünde hânlıkdır. Üç bin askere mâlikdir. Darûgası ve kelenteri ve münşîsi ve korucubaşı ve kadısı ve şeyhülislâmı ve nakîbü'l-eşrâfı vardır. Şehri cebel-i Sehlân'a bir günlük yoldur. Ve cânib-i erba‘ası birer günlük yol kûh-ı bâlâlardır. Şehri bir vâsi‘ sahrâ-yı çemenzâr [u] mahsûldârın tâ vasatına vâki‘ olup (---) cânibe bir âb-ı hayât buhayre vâki‘ olmuşdur. İbtidâ bânîsi Ermen meliklerinden Erdebîl veled-i Erdemînî, Yunaniyân'dandır. Hazret-i Ömer Basra'yı feth edüp Nihâvend'e Şeyh Sâriyetü'l-Cebel'i serdâr etdüğü sene hilâfet-i Hazret-i Ömer'de Hazret-i Ömer havfından binâ olunmuşdur. Zîrâ Hazret-i Ömer ahdinde cemî‘î müddet-i hilâfeti diyâr-ı Acem'de havâricî tâ’ifesiyle geçdiğinde anınçün diyâr-ı Acem'de Hazret-i Ömer'i sevmezler, ammâ Ebâbekir ve Osmân'a ol kadar dınmazlar. Ve bu Erdebîl, zamân-ı kadîmde eyle sevâd-ı mu‘azzam imiş kim bir tarafı tâ cebel-i Seylân'a varırmış. Hâlâ bu şehr ile kûh-ı Seylân'ın mâbeyni iki fersahdır. Her fersahı on ikişer bin girme adımdır. Bu hesâb üzre yigirmi dörd bin adım 306a olur. Bir kûh-ı bülend-i Seylân'dır kim tâ zirve-i a‘lâsında ilâ kıyâmı'd-deverân zemîn-i İrân {ber-devâm olalı} ol kûh-ı bülend üzre berf zâ’il olmamışdır. Hâlâ şitâ ve Temmûz'da selc rahmeti kûh-ı bülend üzre sîm-i hâlis gibi nümâyândır. Anınçün bu Erdebîl'in cemî‘î âb-ı rahmetleri kûh-ı Seylân'dan gelüp cemî‘î mezâri‘ât yerleri reyy eder bir lezîz âb-ı hayât [u] cân, zülâl-ı hayevân, ayn-ı Seylân'dır. Ve gâyet serî‘u'l-hazm olduğundan şehr-i Erdebîl'in ahâlîsi ma‘dî kerb kadar ta‘am tenâvül edüp âb [u] hevâsının letâfetinden gâyet tenperver ve tendürüst mahbûb u mahbûbeleri olur. Ve cümle ünâsı Şâfi‘iyyü'l-mezheb geçinürler ammâ dürûğ güftâr ederler. Şâh İsmâ‘îl anları mezheb-i nâ-hakk-ı Ca‘ferîyyeye da‘vet edüp teşennu‘ı teşeyyu‘a tebdîl idelden berü cümlesi nohûdî mezheblerdir. (---) Ve Erdebîl şehriyle şehr-i Tebrîz-i dilâvîz mâbeyni yigirmi beş fersahdır. Sebük-bâr atı ile iki merhale zemîndir. Ve hevâ-yı dilârâsı gûyâ Erzurûm'a müşâbihdir, şiddet-i şitâsı şedîd olur. Lâkin galle-i mahsûlât-ı hubûbâtı vefret üzre olup gendüm mahsûlâtının kesretinden hâsılı sene-i âtiyyeye kalır. Bir kilesinden seksen kile hubûbât hâsıl olur. Lâkin zemistânından bâğ u bâğçesi ve müsmirrâtı yokdur. Ammâ müşebbek bostânları ve gül-i gülistânları çokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 305b–306a ·
metinde göster ·
… zîmler dâhil olup bir katre ne ziyâde ve ne nâkıs olur. Ve bu kadar enhârlardan
ta‘amı
lezîz olmak ihtimâli yokdur, semm-i helâhilden nişân verir, gûyâ bender-i Süvey …
Hikmet-i Hudâ bu bahre (---) aded nehr-i azîmler dâhil olup bir katre ne ziyâde ve ne nâkıs olur. Ve bu kadar enhârlardan ta‘amı lezîz olmak ihtimâli yokdur, semm-i helâhilden nişân verir, gûyâ bender-i Süveys'ün Bahr-i Kulzüm'dür. Âdem tahâret etse istincâ yerlerin yakar, değme âdem tahammül edemez. Yine böyle iken sun‘-ı Hudâ bu bahrin etrâfında sâkin olan garîb u gurebâlar cümle bu bahrde esbâbların gasl etdikde asla sabun sürmeden ol kadar pâk u beyâz u nazîf esvâb yıkanır kim gûyâ pembe olur. Ve rîh-ı garbî ve cenûbî esdikde azîm fırtınası olur. Cümle elli pâre gemisi vardır. Kal‘adan kal‘aya bâzergânlar götürürler bahr-i kebîrdir. 238a Ezîn-cânib bu Van deryâsının kenârında ibtidâ gördüğümüz Taht-ı Van nâm hânın kurbünde Rahova nihâyetinde bir vâdîde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 237b–238a ·
metinde göster ·
… her dîvânda beher yevm ikişer Mısrî kîse [[(---) (---)] pâdişâhîye üç bin sahan
ta‘am
çıkup cümle ehl-i dîvân ve huddâmları ve ba‘îd yerlerden gelen ibâdullâh şakîle …
Ve haftada üç gün dîvân olmayup cum‘a, cum‘aertesi ve çehârşenbe günleri ta‘tîl olup beş gün dîvâna kadıasker gelüp dîvân-ı pâdişâhî olup her dîvânda beher yevm ikişer Mısrî kîse [[(---) (---)] pâdişâhîye üç bin sahan ta‘am çıkup cümle ehl-i dîvân ve huddâmları ve ba‘îd yerlerden gelen ibâdullâh şakîleri tenâvül etsin deyü kânûn etdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y57a ·
metinde göster ·
mu‘ayyeneleri verildikten sonra cümle fukarâya niçe bin kas‘a ve ulbe ve sifâl …
dır. Cemî‘i mürtezikaya niçe bin sahan ta‘am-ı mu‘ayyeneleri verildikten sonra cümle fukarâya niçe bin kas‘a ve ulbe ve sifâl ve mecur çorba-yı ades ve hınta bezl olunur. Ammâ her leyle-i cum‘ada fukarâya dahi lahm ve ruz verirler. Gerçi fukarânın ta‘amları e’imme ve hutebâ ve meşâyihîn ta‘amları gibi değildir, ammâ dâ’imdir, zîrâ matbahının kapusu üzre âye[t]:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y117a ·
metinde göster ·
… kırk kilârcısı var. A‘yândan ba‘zı kimesneler imâreti temâşâ ederken bir sofra
ta‘am-ı
mâ-hazar getirirler. Kâr-ı kadîm Kalavân sahanları ve münakkaş sini ve taşt ve …
Bu kârhânenin kırk aşbâzı ve kırk kilârcısı var. A‘yândan ba‘zı kimesneler imâreti temâşâ ederken bir sofra ta‘am-ı mâ-hazar getirirler. Kâr-ı kadîm Kalavân sahanları ve münakkaş sini ve taşt ve ibrîkler getirüp müsâfirîne ri‘âyet ederler. Azîm hayrâtdır, rahmetullâhi aleyh.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y117a ·
metinde göster ·
… Kalavân bîmârhânesinde üç yüz altı bîmâr u mecnûn kimesneler var idi. İmâretden
ta‘am
çıkacak mahalde cümle on iki etibbâ telâmîzleri ile herkesin tabî‘atine göre ta …
Ammâ bu Mısır'ın âb [u] havâsı yübûset üzre olduğundan cümle halkı Y 120a sevdâyîdir. Ve mekr-i zenânı çok olmağile ekseriyyâ halkı meshûr ve memkûrdur. Hemân ol âdemi ahâlî-i mahalle paşaya arz edüp buyurdı-yı şerîf ile bîmârhâneye koyup tîmâr ederler. Buyurdı olmasa bîmârhâneye komazlar. Zîrâ rûz-merre bir guruş masrafı vardır. Ol ecilden asrımızda Kalavân bîmârhânesinde üç yüz altı bîmâr u mecnûn kimesneler var idi. İmâretden ta‘am çıkacak mahalde cümle on iki etibbâ telâmîzleri ile herkesin tabî‘atine göre ta‘âmlar ve me‘âcin edviyeler verirler. Ve hukemâların cür’et sâhibi cellâd-meşreb huddâmları var, anlar deli bürâderlerin ba‘zısına kızılcık deyeneği hoşâbı yedirirler, aklı başına gelir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y119b–Y120a ·
metinde göster ·
… keni mahv olur. Lâhm-ı şahm ile bişince ve içine limon suyu koyunca gâyet nâfi‘
ta‘am
olur. Ve içinde mercimekden küçük kırmızı mercimekleri vardır. Ba‘zılar sarımsa …
Bamya: Yeşil yeşil şeşhâne pelid cirminde bir ta‘âmdır. Üstü keler derisi gibi dikenlicedir, ammâ tabh oldukda dikeni mahv olur. Lâhm-ı şahm ile bişince ve içine limon suyu koyunca gâyet nâfi‘ ta‘am olur. Ve içinde mercimekden küçük kırmızı mercimekleri vardır. Ba‘zılar sarımsağ ve yoğurd ile bişirüp bûrânî ederler, aceb ni‘met-i lezîz olur. Ve,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y239a ·
metinde göster ·
El-hâsıl dem-beste olduğum temâşâ idi. Andan melik sâyebânına gelüp
ta‘am
tenâvül etdik. Hakîrin ta‘accüb etdiğine anlar hande ederler. Ba‘dehu bu sahrâd …
El-hâsıl dem-beste olduğum temâşâ idi. Andan melik sâyebânına gelüp ta‘am tenâvül etdik. Hakîrin ta‘accüb etdiğine anlar hande ederler. Ba‘dehu bu sahrâdan kalkup yine Nîl cenbinde cânib-i cenûba altı gün altı gece mâhitâbda dahi giderdik. Vakt-i sabâhda sayd [u] şikâr ederdik. Bu vâdîye,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y426a ·
metinde göster ·