neŋ buzma artatma teŋri yėrinte barġu yolug aç üç tamu yolın tutġıl men barıp t …
ilki--deki ç(a)ḳr(a)v(a)rt ėlig kanlar turġurmış çhşaptlıg tor neŋ buzma artatma teŋri yėrinte barġu yolug aç üç tamu yolın tutġıl men barıp toyın dıntar bolup
Maitrisimit Nom Bitig (Hami) · Mai.Tek.047.06–10 ·
metinde göster ·
… Yedikulle'den tâ Sarâyburnu'na gelince niçe sayyâd-ı mâhîler ığrıb ve şebeke ve
tor
ve ağ ve serpme ve kafas ve düzenleri deryâya döküp gûnâ-gûn mâ’ideler ve hayvâ …
Ve bir hâne-i kefere bir milyon hazîneye bey‘ ü şirâ olunurdu. Ve sâhil-i bahreynde kırk bin dalyan-ı mâhî var idi. Ve Yedikulle'den tâ Sarâyburnu'na gelince niçe sayyâd-ı mâhîler ığrıb ve şebeke ve tor ve ağ ve serpme ve kafas ve düzenleri deryâya döküp gûnâ-gûn mâ’ideler ve hayvânât-ı bahrîler sayd edüp kifâflanırlardı.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 14b ·
metinde göster ·
… direklerinin başına çıkup oturdu ve fakîre avretin elleri ve ayakları bir yerde
tor
top bağlı, salıncak tahtı dahi demirden, anın üstünde {avret} oturup feryâd [u] …
Bir vâdîde beş on bin kefere vü fecereler cem‘ olup bir avret-i mahbûbeyi bir salıncağa bindirüp durur. Meğer elçi paşaya temâşâ etdirmek içün bu avreti âteşe atsalar gerek. Meğer bu avret zâniye imiş, hâkimleri bu avreti dutup siyâset edüp kendülerinin zabt [u] rabtların paşaya bildirmek isterler. Paşa aslâ ve kat‘â nazar etmeyüp mehterhâne faslı ederek ubûr etdikde hakîr birkaç yârân ile temâşâ etmeğe kaldık. Çünki bu meydân-ı siyâsetde dağlar gibi odun yığılup niçe yüz yerden âteşler edüp ân-ı sâ‘atde odunlar yanup âteş-i Nemrûd eflâke peyveste olunca hemân İslâmbol'da bayram salıncağı gibi serâmed gemi direklerinden mebnî salıncağın ipleri yerine cümle zencîr ipler idi. Hemân bir âdem salıncak direklerinin başına çıkup oturdu ve fakîre avretin elleri ve ayakları bir yerde tor top bağlı, salıncak tahtı dahi demirden, anın üstünde {avret} oturup feryâd [u] figânı âsumâna çıkup,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 69b ·
metinde göster ·
… ır. Anda olan pençe-i âfitâb kızlar meğer kim Kisoma şehrinde ola. Cümle kızlar
tor
uçkur ve harîr-i muhtem işleyüp gizlice metâ‘ların fürûht ederler. Gerçi uçkur …
Menzil-i Aya Yani burnu: Bu mahalde bir manastır var. Cümle ruhbâneleri mahbûbe kızlardır. Anda olan pençe-i âfitâb kızlar meğer kim Kisoma şehrinde ola. Cümle kızlar tor uçkur ve harîr-i muhtem işleyüp gizlice metâ‘ların fürûht ederler. Gerçi uçkur işlerler ammâ kendüleri uçkursuz ve donsuz gezerler. Bu deyr-i musanna‘ın niçe kerre yüz bin guruş evkâfı olup tâ Dib Frengistân'dan bu gumâmeye nezerâtlar ve zeyt yağları gelir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 323a ·
metinde göster ·
… dır. Ve cümlesi erbâb-ı ma‘ârifdir kim sâ‘at kîseleri ve akçe kîseleri ve harîr
tor
uçkurları ve kuşaklar ve dizgeler işleyüp kâr ederler. Cümlesi ankâlardır.
Ve nâ-resîde keralana kızlar var kim gûyâ nûr-ı mahzdır. Ve cümlesi erbâb-ı ma‘ârifdir kim sâ‘at kîseleri ve akçe kîseleri ve harîr tor uçkurları ve kuşaklar ve dizgeler işleyüp kâr ederler. Cümlesi ankâlardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y60a ·
metinde göster ·