tam koŋşıḳa yandaḳı ėşke yol oġlıŋa ol kim erklendi eligleriŋiz ol taŋrı sewmez …
36 bitiŋler taŋrıḳa artuḳ ḳılmaŋlar aŋa nerseni ata anaḳa eḍgülük ḳılıŋlar yaġuḳlarḳa yetimlerḳa çıġaylarḳa yaġuḳ ḳoŋşıḳa yat tam koŋşıḳa yandaḳı ėşke yol oġlıŋa ol kim erklendi eligleriŋiz ol taŋrı sewmez kim kim bolsa ḳıwanġan küwengen
… bin Hıristiyan askerdir ve sâ’ir re‘âyâ vü berâyâsı bî-hisâbdır. Ve bunda olan
yat
[u] yarağ ve cebehâne ve mühimmât [u] levâzımâtların vefreti ve içinde olan kef …
"Derûn-ı kal‘ada yedi nâhiye askeri cümle on sekiz bin Hıristiyan askerdir ve sâ’ir re‘âyâ vü berâyâsı bî-hisâbdır. Ve bunda olan yat [u] yarağ ve cebehâne ve mühimmât [u] levâzımâtların vefreti ve içinde olan kefere vü fecerelerin kesreti hadd-i ihsâdan mütecâvizdir. Bu kal‘a fethinde su‘ûbet çekersiz belkim bir gece içerden küffâr şeb-hûn ede, zîrâ bir kerre Leh kralına eyle edüp Leh askerin kal‘a altından kaçırup kal‘ayı Leh elinden halâs etmişlerdir" deyü giriftâr olan diller böyle haber verdiklerinde dillerin dilleri bedenlerinden cüdâ, ba‘zısı bî-dinleri uğuruna fedâ olunup Seykel kal‘ası altına ol şiddet-i hârda cânib-i erba‘aya karavullar ta‘yîn olunup meks olundu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 23a ·
metinde göster ·
… lunca asâkir-i İslâm'ın salt atlıları gelüp keferelerin karada kalan atların ve
yat
u yarakların ve hayme misilli durakların ve bî-hisâb mâl-ı ganâ’imlerin alup Tu …
Ve niçe bin küffâr dahi Eski Budin'de olan gemilerine varup her gemiye tahammülünden ziyâde girüp alarka olunca asâkir-i İslâm'ın salt atlıları gelüp keferelerin karada kalan atların ve yat u yarakların ve hayme misilli durakların ve bî-hisâb mâl-ı ganâ’imlerin alup Tuna içinde yokuş yukaru gitmeğe iktidârları olmayan gemiler içre sepişmiş kâfirlere nehr-i Tuna'nın karşu Peşte kal‘ası ve karşu Vaç kal‘ası taraflarından ve beri Eski Budin tarafından cümle guzât-ı müslimîn dalyan boylu uzun tüfenglerle Tuna içre olan kayıklı ve şaykalı kâfirlere eyle kurşum yağdırırlar kim küffâr kürek çekmeğe baş gösteremeyüp cümle gemileri Tuna kenârlarına geldikde cümle yigirmi altı bin küffârı dest ber-kafâ bağlayup esîr der-zincîr edüp cümle bin pâre gemileriyle Budin kal‘ası dibine yanaşup cemî‘i esîrleri Süleymân Hân'a arz edüp Süleymân Hân dahi kendü kemâl-i keremlerinden cümle üsârâları mâl u menâlleriyle getiren gâzîlere ihsân eder.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 77a ·
metinde göster ·
… âfında olan kurâları bir gün bir gecede çapup kurâlar gâret edüp dahi bu diyâra
yat
yağı ayağı değmemişken cümle küffâr evli evlerinde dururken Pranda nâm köyleri …
(---)(---) hükmünde bu dahi bir sevâd-ı mu‘azzam şehirdir kim Kallevine esîrlerimizin nakilleri üzre bu vilâyetde cümle yedi yüz pâre kal‘a vardır, dediler. Bu şehr-i Holandiye'de âdem deryâsı olmağile şehri incitmeyüp etrâfında olan kurâları bir gün bir gecede çapup kurâlar gâret edüp dahi bu diyâra yat yağı ayağı değmemişken cümle küffâr evli evlerinde dururken Pranda nâm köyleri imiş.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 127a ·
metinde göster ·
u yarağ zeyn olup durur. Ve cümle pâsbân ve bevvâbân ve nigehbân ve mustahfızân …
Ve her kapu mâbeyninde cemî‘i âlât-ı silâh ve yat u yarağ zeyn olup durur. Ve cümle pâsbân ve bevvâbân ve nigehbân ve mustahfızânlar bu mahallerde lu‘b u lehve meşgûl olup nevbet beklerler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 176b ·
metinde göster ·
… ân Hudâ-yı Lemyezel düşman şerrinden bu şehri emîn ede, zîrâ bu şehre bir gayri
yat
ayak bassa vîrân olur. Hemân suhûletle Hudâ-yı Bîçûn dest-i İslâma müyesser ede …
Ve eğer bu şehrin evsâfın gördüğümüz gibi tahrîr eylesek bir kitâb-ı mücelled olur ve tahrîri de mümkin değildir. Hemân Hudâ-yı Lemyezel düşman şerrinden bu şehri emîn ede, zîrâ bu şehre bir gayri yat ayak bassa vîrân olur. Hemân suhûletle Hudâ-yı Bîçûn dest-i İslâma müyesser ede.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 64a ·
metinde göster ·
… imâ‘ına benzemez" deyü Moyinçak Şâh kendisi nakl edüp "Dilersen bu gece biriyle
yat
" dedi. "Hâşâ lâzım değildir" dedim, ammâ gûyâ bir nûr-ı mücessem ve rûh-ı musav …
Bike Taysı Şâh-ı Kalmık: Lisân-ı Moğolî'de bike avretlere derler. Bu Kalmık tâ Avretler, ya‘nî Zenân vilâyetine hükm edüp bu kavim acâ’ib ü garâ’ib kavm-i azîm imiş. Hattâ Moyinçak Şâh Kalmık yanında altı aded Zenân vilâyeti avretlerinden avretler var idi. Hakîr gördüğümde âye[t]: Arapça âyetin tilâvet etdim. Ammâ "Benî âdemden doğurmaz, ammâ cimâ‘ı bu dünyâ cimâ‘ına benzemez" deyü Moyinçak Şâh kendisi nakl edüp "Dilersen bu gece biriyle yat" dedi. "Hâşâ lâzım değildir" dedim, ammâ gûyâ bir nûr-ı mücessem ve rûh-ı musavver idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 179a ·
metinde göster ·
… elü[p] sademât-ı topdan ve darebât-ı kurşumdan mürd olan Kalmıkların atların ve
yat
u yarakların ve lâşe-i murdârlarından cümle esvâb-ı mülevveslerin alup yine neh …
Çerkez nâmdârları Kalmık küffârının böyle kırıldıkların görüp derhâl botlar ile iki bin tüfeng-endâz ve üç bin atlı Çerkez ve Noğay tarfetü'l-ayn içre karşu geçüp Kalmıkları kova kıra iki bin kadar kelle ve üç yüz aded diri Kalmık esîr alup yine nehr-i Kuban kenârına gelü[p] sademât-ı topdan ve darebât-ı kurşumdan mürd olan Kalmıkların atların ve yat u yarakların ve lâşe-i murdârlarından cümle esvâb-ı mülevveslerin alup yine nehr-i Kuban'ı botlar ve sallar ile beri tarafa sâlimîn ve gânimîn geçüp Mehemmed Paşa huzûruna iki bin kelleleri galtân edüp cümle Çerkez ve Noğay'a bir kîse guruş ihsân olundu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 191a ·
metinde göster ·
Der-vasf-ı eşkâl-i cezîre-i Sipanca: Bu ada ile Moton kal‘ası arasından yat gemiler geçmesin deyü Sultân Bâyezîd-i Velî Moton önündeki mendirek kal‘asın binâ eder. Ba‘dehu Süleymân Hân dahi mükemmel vâsi‘ binâ kal‘a-i mendirek edüp gâyet emn [ü] emân olup bir enâyî ve ecnebî düşman gemisi geçmek değil bir murğ-ı zeyrek bu mendirek önünden uçamaz ve bir çırnık deryâdan geçemez. Ve bu Sipanca adasının maşrık tarafında Hudâyî bir eyice limanı var, ismine Porto Lonko derler, ya‘nî Uzun liman deyü Freng lisânında tahrîr ederler. A‘lâ yataklı limandır, ammâ içecek suları acıcadır. Bu cezîre kıbleden yıldız tarafına iki çatal tûlânîce vâki‘ olmuş bir adacıkdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 269b ·
metinde göster ·