kaŋ(ı)m(ı)z ulug elig t(e)ŋri hanı z(e)rua t(e)ŋri ekinti yulgak özi kim k(e)nt …
ol y(a)ruk kızı ögütmiş ög arıg yel kaŋ(ı)m(ı)z ulug elig t(e)ŋri hanı z(e)rua t(e)ŋri ekinti yulgak özi kim k(e)ntü ol k(e)nig roş(a)n t(e)ŋri yme ekinti ölügüg tirgürügli ay t(e)ŋri üçünç [arı]g nom kutı kim k(e)ntü ol k(a)mag nom eligi yme sizlerke ayu bėrtim
… tegzinç k/ ke kigürür suv egrikşelür ur-suḳuşur bėşinç teŋri tüpirer ḳorḳınçıġ
yėl
turur kemi aḳ-tarılur ölür .. bu munça ḳorḳınçıġ adaḳa kirip ölgey siz bizni ir …
törtünç uluġ tegzinç k/ ke kigürür suv egrikşelür ur-suḳuşur bėşinç teŋri tüpirer ḳorḳınçıġ yėl turur kemi aḳ-tarılur ölür .. bu munça ḳorḳınçıġ adaḳa kirip ölgey siz bizni irinç ḳılġay siz .. tėp tėdi
anıŋ ertesi bir aylıḳ yol anıŋ keçesi bir aylıḳ yol aḳıttımız aŋar baḳır yulını …
12 Süleymanḳa yelni anıŋ ertesi bir aylıḳ yol anıŋ keçesi bir aylıḳ yol aḳıttımız aŋar baḳır yulını peridin ol kim ʿamel ḳılur anıŋ utrusında iḍi yarlıġı birle kim kim ḳıssa olardın biziŋ yarlıġımızdın taturġay-miz aŋar ol yelinigli tamuġ ḳınıdın
nahis künler içinde taturġumız üçün olarḳa ḫ˅arluḳ ḳınını yaḳın tiriglik içinde …
16 Iḍtımız olar üze ḳatıġ yelni nahis künler içinde taturġumız üçün olarḳa ḫ˅arluḳ ḳınını yaḳın tiriglik içinde aḫiret ʿazabı ḫ˅ar ḳılġanraḳ olar yari bėrilmezler
… leri ḳolında aydılar: bu bulıt yaġturur bizke suw kendü ol ėwe tileyür siz aŋar
yel
turur anıŋ içinde açıġlı ḳındın
24 ḳaçan kördiler erse anı bulutnı utru kelmiş özleri ḳolında aydılar: bu bulıt yaġturur bizke suw kendü ol ėwe tileyür siz aŋar yel turur anıŋ içinde açıġlı ḳındın
… halle-i müslim ve yedi mahalle-i Rûm keferesi ve altı yüz bâğdır. Leb-i deryâda
yel
değirmenleri vardır. Ve Terzi Mustafâ Ağa yalısı cümleden ma‘mûrdur.
Ba‘de'l-feth Mehemmed Hân feth edüp kal‘asın münhedim edüp şehrini Dârü's-sa‘âde ağalarına hâs ihsân eyledi. Hâlâ cümle sekiz yüz hânedir. Bir mahalle-i müslim ve yedi mahalle-i Rûm keferesi ve altı yüz bâğdır. Leb-i deryâda yel değirmenleri vardır. Ve Terzi Mustafâ Ağa yalısı cümleden ma‘mûrdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 144b ·
metinde göster ·
… ⟧ direk kadar münakkaş ve mutallâ bal mûmları yakup arabalar üzre niçe bin gûne
yel
mûmları ve fişek mûmları ve Ebû Alî mûmları yakarlar kim ba‘zı âdem kendüyi baş …
Ammâ kârhâne-i şem‘-i asel-i sultânî birdir. Odunkapusu'nun iç yüzünde Kundakcılar içre azîm kârhânedir, ağası ve emîni ve yüz aded neferâtları var. Cümle selâtîn câmi‘lerine ve sultânlara ve Sarây-ı Atîk'e ve Sarây-ı Cedîd'e ve sarây-ı vüzerâ ve a‘yân-ı kibâra şem‘-i asel-i kâfûr-i ahsedî bu mîrî kârhânede hâsıl olur. Ammâ sâ’ir mûm yağı kârhânelerinin ehl-i hırefleri arabalar üzre dükkânların niçe bin deste münakkaş mûmlar ile zeyn edüp ve niçe münakkaş fânûslarda mûmlar yakup ve niçe sırıklar üzre yağ mûmları donadup ve alayları içinde 168a direk kadar münakkaş ve mutallâ bal mûmları yakup arabalar üzre niçe bin gûne yel mûmları ve fişek mûmları ve Ebû Alî mûmları yakarlar kim ba‘zı âdem kendüyi başsız görür ve ba‘zısı elsiz ayaksız görür ve ba‘zı mûmların şu‘lesinden niçe bin âdemler sarı ve kırmızı ve yeşil ve alaca yüzlü âdemler görünüp cümle temâşâcılara havf u haşyet hâsıl olup ba‘zı fişek mûmları yandıkca mûm içinde olan fişekler âmedâne top gibi çatlayup halka bir vehm târî olur. Zindânkapusu'ndan taşra,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 167b–168a ·
metinde göster ·
… gûne köten yayı olur. Ve acarlı zilisi ya‘nî halısı ve nefneci ya‘nî zâteri ve
yel
otu, ya‘nî eğirotu olur. Bu gûne ıstılâh [u] kelimâtlı Etrâkleri olur.
Anadolu eyâletinde Bolu sancağı hâkinde Kasaba-i Çağa. Yüz elli akçe kazâdır ve nâhiyesi kurâdır. Kethüdâyeri ve serdârı Gergen'de sâkin olur subaşısı vardır. Gâyet ma‘mûr [u] âbâdân bâğlı ve bâğçeli ma‘mûr kurâları vardır. Kasabasında câmi‘i ve hân u hammâmı ve mescidleri ve ma‘mûr evrâk-ı muhtasarı vardır. Çağa şehri yayı derler bir gûne yayı memdûh-ı âlemdir kim berde ve bahrde seyâhat eden kimesneler kullanıp aslâ başları bir tarafa yılıkmaz ve yenleri birbirine kavuşsa ıvanmaz bir gûne köten yayı olur. Ve acarlı zilisi ya‘nî halısı ve nefneci ya‘nî zâteri ve yel otu, ya‘nî eğirotu olur. Bu gûne ıstılâh [u] kelimâtlı Etrâkleri olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 94b ·
metinde göster ·
… mükellef sarâyları vardır. Maşrık tarafı serâpâ bâğlardır. Ve kal‘anın dibinde
yel
değirmânları vardır.
Ve bu şehrin cümle ma‘mûr hâneleri leb-i deryâda olmak ile cümle revzenleri cânib-i kıbleye nâzırdır. Ve kat-ender-kat şâhnişînli mükellef sarâyları vardır. Maşrık tarafı serâpâ bâğlardır. Ve kal‘anın dibinde yel değirmânları vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 106a ·
metinde göster ·
… di. Anınçün bu rabtaya kasaba-i Fânûs-ı Vize derler. Hâlâ ol kulle-i bâlâ esâsı
{yel
değirmânları kulleleri kurbunda} ma‘lûmdur.
Der-sitâyiş-i kasaba-i Fener: (---) hâkinde Silivri nevâhîsinde kâhîce Eyyûb Mevleviyyetinde olur bir rabta-i ma‘mûrdur. Fener nâmıyla müsemmâ olmasının aslı oldur kim Ebü'l-feth Gâzî asrında henüz feth olmuş diyâr-ı nevşâr olmağıla dağlarında olan küffâr bu büleydeyi nehb ü gâret edip yine 171a kûh-ı hıyâbânları cây-ı menâs edinirlerdi. Âhir Mehemmed Hân-ı Gâzî'ye bu büleyde ahâlîsi tazallum edüp bu rabta hâricinde eflâke ser çekmiş bir kulle-i bâlâ inşâ edüp içine müstahfızân kodu kim haydud küffârı bu büleydeyi nehb ü gârete geldikde bu kulleden toplar ve tüfengler atılıp kullenin tâ zîrve-i a‘lâsında fânûslar ve âteşler ile çerâğân ederlerdi. Bu çerâğistânı sâ’ir kurâlardan görenler ve leb-i deryâda Silivri kal‘ası askeri görüp atlarına süvâr olup bu Fener kasabası imdâdına yetişüp küffârdan halâs ederlerdi. Anınçün bu rabtaya kasaba-i Fânûs-ı Vize derler. Hâlâ ol kulle-i bâlâ esâsı {yel değirmânları kulleleri kurbunda} ma‘lûmdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 170b–171a ·
metinde göster ·
… bu kal‘a etrâfında aslâ handak yokdur. Zîrâ her cânibi evce ser çekmiş mücellâ
yelme
yalçın kayalardır. Ve bu kal‘anın cirmi dâ’iren-mâdâr iki bin dokuz yüz adımdır …
Ve cânib-i erba‘ası çâh-ı Bâbil olmağile bu kal‘a etrâfında aslâ handak yokdur. Zîrâ her cânibi evce ser çekmiş mücellâ yelme yalçın kayalardır. Ve bu kal‘anın cirmi dâ’iren-mâdâr iki bin dokuz yüz adımdır. Ammâ hân sarâyı tarafında harîm-i hân-ı âlîşân olmağile adımlamak mümkin olmadı. Allahu a‘lem bin adım da hân sarâyı var ise cümle devri dörd bin adım olmuş olur ve cümle dîvârının kaddi seksener zirâ‘-ı melikîdir ve on zirâ‘ arîz-ı dîvâr-ı sûr-ı üstüvârdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 223a ·
metinde göster ·
… Paşa efendimizin binâ etdiği kullede dahi serâmed toplar vardır kim bu tarafda
yel
değirmenleri vardır.
Bu kal‘anın dâ’iren-mâdâr cirmi (---)(---) adımdır ve (---) kat dîvârlı kal‘a-i sedd-i İskender'dir. Cümle (---) aded şâhâne topları var kim tâ Eşek adaların döğer ve Melek Ahmed Paşa efendimizin binâ etdiği kullede dahi serâmed toplar vardır kim bu tarafda yel değirmenleri vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 92a ·
metinde göster ·
… kenîseleriyle bâğları çokdur. Anıniçün Maydos şarâbı meşhûr ve kasaba hâricinde
yel
değirmenleri ve rakîk ve beyâz unları ve dilber muğpîçe Urûm gulâmları olur. An …
Gelibolu hâkinde leb-i deryâda hâkimi subaşıdır. Leb-i deryâda sekiz yüz musanna‘ kiremit örtülü kat-ender-kat sarây-ı âlî-misâl kefere evleri var, gözler kamaşır, zîrâ bu kasaba kâfirleri cümle İslâmbo[l] evlerin binâ eden üstâd-ı kâmil dülger kefereleri bunda sâkinlerdir kim Maydos dülgeri Rûm'da meşhûr olduklarından her birinin bedhâneleri ibret-nümâ binâlardır. Bunda aslâ hâkiminden gayrı müslim yokdur ve kenîseleriyle bâğları çokdur. Anıniçün Maydos şarâbı meşhûr ve kasaba hâricinde yel değirmenleri ve rakîk ve beyâz unları ve dilber muğpîçe Urûm gulâmları olur. Anda bir gece bir sohbet-i âlî edüp, andan yine semt-i yıldıza gidüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 94a ·
metinde göster ·
Ve bu bozahâne taraflarında on aded taş kulle-i bâlâlar üzre
yel
değirmenleri var kim acâ’ib ü garâ’ib tarz-ı âhar âsiyâb-ı rîhlardır kim bu tar …
Ve bu bozahâne taraflarında on aded taş kulle-i bâlâlar üzre yel değirmenleri var kim acâ’ib ü garâ’ib tarz-ı âhar âsiyâb-ı rîhlardır kim bu tarz yel değirmenlerinı bir diyârda görmemişim.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 118b ·
metinde göster ·
… eğirmenleri var kim acâ’ib ü garâ’ib tarz-ı âhar âsiyâb-ı rîhlardır kim bu tarz
yel
değirmenlerinı bir diyârda görmemişim.
Ve bu bozahâne taraflarında on aded taş kulle-i bâlâlar üzre yel değirmenleri var kim acâ’ib ü garâ’ib tarz-ı âhar âsiyâb-ı rîhlardır kim bu tarz yel değirmenlerinı bir diyârda görmemişim.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 118b ·
metinde göster ·
… r. Elbette bu ağacın cânib-i etrâfında elbette niçe kerre yüz bin balmûmları ve
yel
mûmları yakup her gece çerâğân edüp âyîn-i bâtılları üzre ağaca tapınırlar. Ve …
Temâşâ-yı ibret-i azîm: Her sene bu dırahtın altına gelüp bey‘ [u] şirâ edüp gidilir. Elbette bu ağacın cânib-i etrâfında elbette niçe kerre yüz bin balmûmları ve yel mûmları yakup her gece çerâğân edüp âyîn-i bâtılları üzre ağaca tapınırlar. Ve dahi elbette her Çerkes gideceği mahalde bu ağacın sîne-i pür-kînesine bî-hadd ü bî-hisâb ol kadar âlet-i harbe müte‘allık demir pâreleri ve ekser ve na‘l ve mıh ve'l-hâsıl cihânda ne kadar bin gûne demir pâreleri mıhlıdır kim niçe bin yıldan berü bu ağacın cüssesi demirden polad-ı Nahcevâniyyeye dutunup hadîd-i gûnâ-gûna müstağrak olmuşdur. Ol zu‘m-ı bâtılları üzre bu ağaca demirleri kakarlar kim her kimin bu ağaca bir alâmeti olursa ağaç bu âdemi unutmayup cehennem azâbına komaya. Yâhûd şefâ‘at edüp kurtara.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 153a ·
metinde göster ·
… k paşası Heyhât sahrâsı pâdişâhıdır kim mahsûlâtları sekiz aded rûzgâr-ı zorkâr
yel
ovadır kim paşalarının işleri Allâh'a kalmışdır. Azak denizi tarafından gayri b …
Ancak paşası Heyhât sahrâsı pâdişâhıdır kim mahsûlâtları sekiz aded rûzgâr-ı zorkâr yel ovadır kim paşalarının işleri Allâh'a kalmışdır. Azak denizi tarafından gayri bir yerden imdâdı gelecek yeri yokdur. Ol dahi yedi sekiz ay donup bir gemi gidüp gelemez.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 184a ·
metinde göster ·
değirmeni var. Cümle Enez sahrâsında ve Mekri kal‘ası taraflarında ve Dimetoka …
Ve bir acâ’ib yel değirmeni var. Cümle Enez sahrâsında ve Mekri kal‘ası taraflarında ve Dimetoka taraflarından âdemler gelüp bu yel değirmeninde un öğüdürler. Garâ’ib anda kim bu kadar yüz yıldan berü bu değirmenin yerine rahne gelmeyüp taşı aslâ aşınmamışdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 207a ·
metinde göster ·
… âsında ve Mekri kal‘ası taraflarında ve Dimetoka taraflarından âdemler gelüp bu
yel
değirmeninde un öğüdürler. Garâ’ib anda kim bu kadar yüz yıldan berü bu değirme …
Ve bir acâ’ib yel değirmeni var. Cümle Enez sahrâsında ve Mekri kal‘ası taraflarında ve Dimetoka taraflarından âdemler gelüp bu yel değirmeninde un öğüdürler. Garâ’ib anda kim bu kadar yüz yıldan berü bu değirmenin yerine rahne gelmeyüp taşı aslâ aşınmamışdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 207a ·
metinde göster ·
… z bin meş‘ale ve fânûslar ve cebehânede ne kadar neft ü katrân ve zift ü yağ ve
yel
mûmları ve bal mûmları ve niçe kerre yüz bin aded kanâdîller var ise kal‘a dîvâ …
Ve ol gece kal‘anın cümle der-i dîvârları üzre cemî‘i asâkir-i İslâmda ne kadar kerre yüz bin meş‘ale ve fânûslar ve cebehânede ne kadar neft ü katrân ve zift ü yağ ve yel mûmları ve bal mûmları ve niçe kerre yüz bin aded kanâdîller var ise kal‘a dîvârı üzre aslâ âteşsiz yer kalmayup eyle çerâğân oldu kim kal‘a-i Kandiye nûr-ı pür-nûr olup ahşamdan tâ sabâha dak top u tüfeng kırkar kerre yaylım yaylım atılırken meğer Sadrıa‘zam ve Defterdâr Ahmed Paşa ve Yeniçeri Ağası Abdurrahmân Paşa ve Defterdâr-ı sâbık Şâm vezîri Melek İbrâhîm Paşa ve Kethudâ İbrâhîm Paşa ve Kulkethudâsı Zülfikâr Ağa ve gayri vüzerâ ve mîr-i mîrânlar ve gayri a‘yân-ı kibârların kollarında niçe kerre yüz bin aded serrâka âsımânî tarakalı fişengler ve badaluçka nâm muşkat ve tüfengler atup tâ vakt-i sabâha dek fişeng ü kumbaralar hevâda tayerân edüp bir gûne âteş-feşânlık oldu kim âsımânda pervâz eden murğ-ı hevâyîlerin per ü bâlleri ihrâk olup bî-cenâh hâk-i pâke düşüp niçe bin hûş [u] tuyûr zemînin rimâli üzre purputur gezerlerdi tâ ol mertebe hevâda âteş-i sûzân fişenglerden rîzân olurdu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 305a ·
metinde göster ·
Ve bu ulu handakdan taşra olan on iki aded mezkûr tabya-i azîmlerin altlarında cümle üç bin iki yüz aded çatal çatal yollu lağımlardır kim yollarına niçe yârânlar ile meş‘aller ve fânûslar ve yel mûmları yakup geze geze gâ’ib olayazup bîm ü haşyetden gerüye dönüp cümle küffârın lağımât hazînelerin kat-ender-kat bağlu hâzır ve müheyyâ durur görüp engüşt ber-dehen edüp âlem-i hayretde kaldık. Mel‘ûn küffâr zîr-i zemînde köstebek sıçanı gibi şinâverlik edermiş.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 311b ·
metinde göster ·
… âh olup elçinin ahvâl bilen bir keferesin kulağız alup cebehâneden meş‘aller ve
yel
mûmları yakup giderek kırk elli kişi olup Aktabya altındaki ulu lağım yoluna gi …
Hakîr-i pür-taksîr yine bir gün birkaç nefer yârânlar ile pür-silâh olup elçinin ahvâl bilen bir keferesin kulağız alup cebehâneden meş‘aller ve yel mûmları yakup giderek kırk elli kişi olup Aktabya altındaki ulu lağım yoluna girdik.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 311b ·
metinde göster ·
… ı âsiyâb-ı bâd-ı rûzgâr: Karanlık 317b kapunun iç yüzünde on aded kulle-misâl
yel
değirmenleri vardır. Kefere zamânı bunlarda bârûd-ı siyâh işlenir imiş. Bu dahi …
Der-vasf-ı âsiyâb-ı bâd-ı rûzgâr: Karanlık 317b kapunun iç yüzünde on aded kulle-misâl yel değirmenleri vardır. Kefere zamânı bunlarda bârûd-ı siyâh işlenir imiş. Bu dahi bir garîb ü acîb temâşâ-yı ibret-nümâ çarhları vardır. Hâlâ un değirmenleri olmuşdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 317a–317b ·
metinde göster ·