ınaru yüz yigirmi yaşka tegi kün küniŋe sen karımaḳlag suḳ yek sora sora suġurd …
yitm--işte ınaru yüz yigirmi yaşka tegi kün küniŋe sen karımaḳlag suḳ yek sora sora suġurduŋ kamag aglıḳımtaḳı ed tavarımın buşıçı koltġuçı dıntarlar ilitdi--ler
Maitrisimit Nom Bitig (Hami) · Mai.Tek.012.43–48 ·
metinde göster ·
… îlerin altına nisâr olunan dârûlar ile'l-ân ol câ-yı ma‘hûdda kendü bitüp kendü
yiter
.
"Âyâ bu ne ola" deyü perişân hâl olup derûn-ı kal‘ada beyne'l-küffâr bir güft [ü] gû oldu. Andan cümle guzât-ı müslimîn yüz elli pâre gemileri Tershâne bâğçesi dibinde Şâhkulu nâm iskelede deryâya indirdikleri yerler hâlâ Okmeydânı içre nümâyândır. Ve ol asırda keştîlerin altına nisâr olunan dârûlar ile'l-ân ol câ-yı ma‘hûdda kendü bitüp kendü yiter.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 26a ·
metinde göster ·
… pîre oldu. Vâdî-i Fâtıma'da hâlâ Hadîce kettânlığı derler, kendi biter ve kendi
yiter
, terbiyesinde usret olmağile Mekke halkı Mısır bezine muhtâclardır. Bunlar dahi …
Esnâf-ı kettâncıyân: Dükkân 105, neferât 208, pîrleri ibtidâ Hûşeng Şâh'dır, pembeyi zemîne eküp sidik ile sıvarup bi-emr-i Hudâ kettân oldu, ilâ yevminâ sidik gibi râyihası var. Sonra pîrleri Hadîce-i Kübrâ Ana'dır, bizzât Hazret-i Risâlet-penâh'ın ba‘de'n-nübüvve menkûhası olup Hazret dirâgûş edüp kemerin kuşadup kettân ekenlere ve eğirüp iplik edenlere Hadîce-i Kübrâ pîre oldu. Vâdî-i Fâtıma'da hâlâ Hadîce kettânlığı derler, kendi biter ve kendi yiter, terbiyesinde usret olmağile Mekke halkı Mısır bezine muhtâclardır. Bunlar dahi dükkânlarında Nehâriyye ve ibyâr ve Feyyûm kettânların zeyn edüp ubûr ederler. Andan,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 166a ·
metinde göster ·
… esi ol kadar müsinn [ü] şeyh-ışâbb olur kim kuvvet ve kudreti gitmiş ve hey‘eti
yitmiş
ve ömr-i girân-mâyesi yüz yetmişe yetmiş mu‘ammer olup yine akl-ı Aristo efkâr- …
Sitâyiş-i hevâ-yı hûb [u] câvidân: Bu diyârda bâd-ı nesîm-i subh esüp cümle halkına hayât-ı câvidân verir. Anınçün bu diyârda aslâ ısıtma olmaz ve ricâl makûlesi ol kadar müsinn [ü] şeyh-ışâbb olur kim kuvvet ve kudreti gitmiş ve hey‘eti yitmiş ve ömr-i girân-mâyesi yüz yetmişe yetmiş mu‘ammer olup yine akl-ı Aristo efkâr-ı mâ‘ânî ve tîz-fehm olurlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 300a ·
metinde göster ·
… r ve ol kadar müsinn ü mu‘ammer olurlar kim kuvvet-i kuvâları gitmiş ve hey’eti
yitmiş
ve ömrü yüz yetmişe yetmiş ve musâhabet [u] mülâ‘abetden kalmış olurlar, ammâ u …
Evsâf-ı reng-i rûy-ı pîr [ü] cüvân : Âb [u] hevâsının letâfetinden cümle halkı tendürüst ve ten-perver ve buğday tenlü kaviyyü'l-bünye âdemleri olur ve ol kadar müsinn ü mu‘ammer olurlar kim kuvvet-i kuvâları gitmiş ve hey’eti yitmiş ve ömrü yüz yetmişe yetmiş ve musâhabet [u] mülâ‘abetden kalmış olurlar, ammâ ulemâsı ve zî-akl reşîd ü necîb akl-ı kâmil ricâlleri vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 13a ·
metinde göster ·
… sları vardır ammâ ilâ hâze'l-ân hesâb [u] kitâbın Hûda bilür. Kendi biter kendi
yiter
tamgalı ve tamgasız câmûsları var kim her biri Dâbbetü'l-arz'a ve sevr-i hamele …
Menzil-i hân-ı Çakıt: Nehr-i Çakıt kenarında sene 1047 târîhinde Fâtih-i Bağdâd Sultân Murâd Hân vezîrlerinden Bayrâm Paşa vezîrin hayrâtıdır ammâ gâyet bî-emân yerde inşâ olunmuş bir hân-ı azîmdir. Cümle yetmiş ocaklı haremli ve ıstabl-ı anterli, türâb ile mestûr kal‘a-misâl ma‘mûr hândır, ammâ imâreti yokdur. Hemân âyende vü revendeler içün bir kârbânsarây-ı ehl-i revândır. Dibinden cereyân eden nehr-i azîm eyyâm-ı bahârda aslâ geçit vermez. Zîrâ Ramazanoğlu yaylalarından ve gayri yerlerden niçe bin uyûn-ı câriyeler mahlût olup deryâ olur. Ol mahalde sallar ile ubûr olunur. Gayri zamân at ile geçilir ammâ muhâlifdir, gâyet çoşkun akar. Bu nehr-i azîmin ibtidâ tulû‘u Sis dağlarından gelüp bu Çakıt Hânı altından geçüp cânib-i garba cereyân ederek iner, kal‘a-i Tarsûs altında Akdeniz'e munsab olur. Bu hânın cânib-i erba‘asında kurâlar yokdur ammâ yaylağ-ı câmûs-ı top-keşân Rûm ve Arab ve Acem'de Adana câmûsu meşhûr-ı âfâkdır. Bu dağlarda Âl-i Osmân pâdişâhının kırk bin aded kânûn üzre top-keşân câmûsları vardır ammâ ilâ hâze'l-ân hesâb [u] kitâbın Hûda bilür. Kendi biter kendi yiter tamgalı ve tamgasız câmûsları var kim her biri Dâbbetü'l-arz'a ve sevr-i hamele-i arza benzer kara câmûslardır. Bunların hıfz [u] hirâsetleriyçün yedi pâre beledîn ahâlîleri mu‘âf u müsellemlerdir. Hîn-i seferde niçe binin kemendlerle ve tokanlarla ve kapanlarla sayd edüp sefere götürüp balyemez toplar çekdirirler. Bu dağlarda kaplan gâyet çok olup câmûs saydına kaplan geldikde câmûsun boğaları kaplanı ortaya alıp ol ân emân vermeyüp helâk ederler. Bu dağlar içine gayri âdem dahi giremezler. Hattâ Murtezâ Paşa eyle alay-ı azîm edüp bu dağlar içre küta küt mehterhâne çalup giderken yedi dâne câmûs mehterhâne sadâsın istimâ‘ edüp "alay budur" deyüp hücûm edince derhâl askeri târumâr edüp davullar orman içinde kalup asker pür-silâh bu yedi câmûsa ol kadar hışt u mızrak urup ok ile câmûsların vücûdları kirpi gibi olup niçe kurşum daha urdular, aslâ rûhlarının haberleri olmayup yine dağlara girüp gitdiler. Bu kadar câmûsa Âl-i Osmân pâdişâhından gayri bir mülûk mâlik olmamışdır. Ba‘dehû bu Çakıt Hânı'ndan kalkup yüz bin derd ü mihen ile Çakıt nehrin ubûr edüp yine cânib-i kıbleye 7 sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 19a ·
metinde göster ·
… hâlâ harâb u yebâb [u] turâb yaşar. Bâğları ve dud bâğçeleri kendi biter kendi
yiter
gider. Harâbın görmesi âdeme keder verir. Zamân-ı kadîmde şehr-i azîm olup Bağd …
Bânîsi (---)(---) nice mülûkden mülûke değüp âhir-kâr Mısır Sultânı Gavrî'nin destinden sene 922 târîhinde Selîm Hân'a ahâlîsi mutî‘ olup Süleymân Hân tahrîri üzre Rakka eyâleti 59a tahtı olup karîbü'l-ahd eyyâmlarda Urbân [u] Türkmân eşkıyâsı ve eşirrâsı destinden harâb olup taht-ı Rakka hâlâ şehr-i Urfa olmuşdur, ammâ bu kal‘a-i Rakka çölde Furât ve nehr-i Dicle mâbeynindeki cezîre vasatına karîb bir püşte üzre bir kal‘a-i azîmdir, ammâ içinde Urbân u Türkmân kışlar. Temmûzda bir âdem bulunmaz. Zamân-ı imâretinin âsâr-ı binâları hâlâ harâb u yebâb [u] turâb yaşar. Bâğları ve dud bâğçeleri kendi biter kendi yiter gider. Harâbın görmesi âdeme keder verir. Zamân-ı kadîmde şehr-i azîm olup Bağdâd bunun cânib-i şarkîsindedir. Bu Rakka dârü'l-hilâfe-i Bağdâd'ın cânib-i garbîsinde Cezîre-i Dicle'dedir. Hâk-i amber-i pâki yine Urfa paşası hükmünde olmağıla Urbân [u] Türkmân'ından otlak hakkın Urfa paşası alır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 58b–59a ·
metinde göster ·
… i kemâl mertebe müsînn ü mu‘ammer ve zâl-ı zamân olup kuvveti gitmiş ve hey’eti
yitmiş
ve ömr-i gîrânmâyesi yüz yetmişe yâhûd bitmişe yetmiş olup musâhabetten sehel k …
Der-vasf-ı reng-i rûy-ı pîr ü cüvân: Ricâl makûlesi kemâl mertebe müsînn ü mu‘ammer ve zâl-ı zamân olup kuvveti gitmiş ve hey’eti yitmiş ve ömr-i gîrânmâyesi yüz yetmişe yâhûd bitmişe yetmiş olup musâhabetten sehel kalmış olurlar. Ammâ yine kâr-ı kisbinde zinde ve devende ü revende reng-i rûlar humret üzre âdemlerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 164a ·
metinde göster ·
… tse ol yiğit atıyla görünmez. Ta bu mertebe âlî reyhânı olup kendi biter, kendi
yiter
. Ammâ âsâr-ı binâdan bir şey yokdur. Cümle ehl-i beledin zu‘m-ı sahîhleri "Bu g …
Ba‘dehû azîzin vücûd-ı şerîfi muhrik olduğu yerde âteş sönmeden etrâflarında çemenistân ü sünbülistân bitmeğe başlar. Âteş sönüp bi-emrillahi Ta‘âlâ gül-i gülistân u reyhân-ı ezhâristân olur kim ilâ hâze'l-ân Rûmiyye kal‘asının cenûbîsinde Çevgân meydânı kurbünde ziyâretgâh bir makâm-ı gülistândır kim reyhânistânı içre bir fetâ at üzre mızrağıyla ubûr etse ol yiğit atıyla görünmez. Ta bu mertebe âlî reyhânı olup kendi biter, kendi yiter. Ammâ âsâr-ı binâdan bir şey yokdur. Cümle ehl-i beledin zu‘m-ı sahîhleri "Bu gül-i gülistân, Koçağa Sultân'ın mübârek külü düşdüğü yerdir." derler. Hakkâ ki gayrı yerde eyle reyhân yokdur. Hemân beş hırmen cirminde yerde vâki‘ olmuşdur ve gayrı diyârda eyle reyhân-ı gülistân hâsıl olmak ihtimâli yokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 296a ·
metinde göster ·