… i kim bėrdimiz aŋa belgülerimizni soylup çıḳtı anlardın uḍu bardı anı yek boldı
yolsuzlardın
. / 176 eger tilese-miz kötürgetimiz anı anıŋ birle likin ol emitti yerke uḍtı h …
175 oḳıġıl anlarnıŋ üze ol er ḫaberini kim bėrdimiz aŋa belgülerimizni soylup çıḳtı anlardın uḍu bardı anı yek boldı yolsuzlardın.176 eger tilese-miz kötürgetimiz anı anıŋ birle likin ol emitti yerke uḍtı hevasıḳa / hevasıŋa anıŋ meŋzeki it meŋzeki teg eger kötü[r]se sen anı til çıḳarur azu ḳoḍsa sen anı til çıḳarur ol boḍunnuŋ meŋzeki anlar kim yalġan tuttılar biziŋ ayatlarımıznı sözlegil anlarnın saḳnıp sözlemek bolġay kim olar saḳınġaylar
93 eger tilese taŋrı ḳılġay erdi sizlerni bir ögür yoḳ kim
yolsuz
ḳılur anı kim tilese yolḳa köndrür kimni tilese sorulġay oḳ sizler andın kim ḳı …
93 eger tilese taŋrı ḳılġay erdi sizlerni bir ögür yoḳ kim yolsuz ḳılur anı kim tilese yolḳa köndrür kimni tilese sorulġay oḳ sizler andın kim ḳılur erdiŋizler
… erür yuḍruḳladı anı musa öldürdi anıŋ üze aydı: bu yek işindin erür ol yaġı ol
yolsuz
ḳılıġlı belgülüg
15 kirdi kendke ġaflet vaḳti üze ap osallıḳ üze anıŋ boḍnındın buldı anıŋ içinde iki er toḳşurlar bu anıŋ ögürindin erür yana bu anıŋ yaġısındın erür feryad tiledi andın ol kim anıŋ ögürindin anıŋ üze kim düşmanıdın erür yuḍruḳladı anı musa öldürdi anıŋ üze aydı: bu yek işindin erür ol yaġı ol yolsuz ḳılıġlı belgülüg
… çada ol kim yari tiledi andın tün muŋadıp ḳutġaru ḳolar anı aydı aŋar musa: sen
yolsuz
sen belgülüg
18 boldı / ḳoptı erte kend içinde ḳorḳuġlı köz tutar ançada ol kim yari tiledi andın tün muŋadıp ḳutġaru ḳolar anı aydı aŋar musa: sen yolsuz sen belgülüg
50 eger icabet ḳılmasalar saŋa bilgil bütünlükin uḍarlar hevalarıŋa kim ol yolsuzraḳ ol kişidin kim uḍtı hevasıŋa köni yolsuzın taŋrıdın bütünlükin taŋrı köndürmes zalim boḍunlarnı
… yġaylar anlar kim seza boldı olar üze aymaḳ: ey iḍimiz bular anlar tururlar kim
yolsuz
ḳıldı bizni yolsuz ḳıldımız olarnı neteg yolsuz boldumız bizar boldımız saŋa er …
63 ayġaylar anlar kim seza boldı olar üze aymaḳ: ey iḍimiz bular anlar tururlar kim yolsuz ḳıldı bizni yolsuz ḳıldımız olarnı neteg yolsuz boldumız bizar boldımız saŋa ermediler bizke tapnuġlılar
63 ayġaylar anlar kim seza boldı olar üze aymaḳ: ey iḍimiz bular anlar tururlar kim yolsuz ḳıldı bizni yolsuz ḳıldımız olarnı neteg yolsuz boldumız bizar boldımız saŋa ermediler bizke tapnuġlılar
63 ayġaylar anlar kim seza boldı olar üze aymaḳ: ey iḍimiz bular anlar tururlar kim yolsuz ḳıldı bizni yolsuz ḳıldımız olarnı neteg yolsuz boldumız bizar boldımız saŋa ermediler bizke tapnuġlılar
… dedikde Çomar eyitdi: "Dayılar bu kahbelere ne lâzım?" dedikde cümlesi eydür: "
Yolsuz
düşüp ahid bozdular, yolumuza söz atup la‘net etdiler. Bunlara ibret içün pârel …
Hikmet-i Hudâ, Bu hakîr ale'l-gafle anların haşerâtı âteşine yanup bu kadar mâlım gidüp kayd-bend ile dörd aded hizmetkârlarım ile Çomar Bölükbaşı huzûruna giderim. Ammâ tesellî-i hâtırım var. Bizi kayd-bend ile Çomar'a götürmeğe me’mûr olan bir nefer yiğide eytdim: "Şehbâzım koç başın içün olsun ve taşıdığın silâh hakkı içün olsun ve yol erkânınızda başka çıkdığınız zamân kulağınıza fıslanan söz içün olsun sana sözden söz atdım. Beni bizim Bölükbaşı Çomar huzûruna böyle bağlı götürme, ayıbdır! Niçün böyle verilüp bağlandın? deyü bizi yola çeker" dedikde hemân ol yiğit: "Be sen Sarıca'dan silâhlı mısın?" dedi. "Beli, Melek Ahmed Paşalı Serçeşme Zıpır Bölükbaşı'dan silâhlı olup Bağdâd derneğinde başka çıkdım" deyince hemân atıyle yanıma gelüp "Nefes sözünden sana söz atdım, sakın el kaldırma" dedi. Hakîr eyitdim: "Sözüm pîr sözü olsun" deyince hemân hakîrin elin çözüp birbirlerimizle öpüşüp hakîr öbür gulâmlarımın ellerin çözüp ol mahalle karîb hemân Çomar Bölükbaşı çadırları içine dâhil olup at bırağup Çomar Beğ'in haymesi önünde atdan inüp Çomar Bölükbaşı hakîri görünce haymesinden taşra çıkup hakîri bağrına basınca hemân dâğ-ı derûnumdan iki gözlerim pür-nem olup "Amân kardaş, silâhdaş ve yoldaş [u] sırdaş! İki seyishâne mâlımı senin tevâbi‘lerin işte şu bayırda alup gitdiler. Dörd yiğit dahi beni ale'l-gafle basup kayd-bend ile bu yiğide teslîm edüp bu yiğit beni üstâdımız silâhı berekâtiyle nefes verüp âzâd edüp sana getirdi. Sarıca emânı olsun bana mâlım!" deyü feryâd edince bizi getiren yiğide eydür: "Bre Habîb! Niçesi oldu?" deyü su’âl edince kıssa-i pür-hisseyi bir bir beyân edince hemân at deyüp bilâ-rikâb süvâr olup üç yüz kadar âteş şehbâz ile hakîr bile gidüp "Evliyâ Çelebi elem çekme. Helâl mâlın ise yabana gitmez" deyü tesellî-i hâtır verüp "Hemân bize ceng edüp mâlın alındığı mahalli göster, biz anların izinden tozundan buluruz" deyüp ılgar ile giderken anı gördük; karşu tarafımızdan yokuş aşağı üç yiğit gelüp biri atdan aşağı inüp Çomar'ın dizin öpüp: "Beğim, ahşamın çadırlarda Meyremoğlu ve Sincanlı Hüseyin ve Tokatlı Alî yolumuza söz atup sabâh la‘net okuyup gitdiler. Anlara dörd yiğidimiz dahi katılup sekiz âdem olup kaçdılar. Bu beği de râst gelüp iki seyishânesin alup ve dörd kölesin alup bu yiğit anlar ile ceng ede ede sekiz âdem ile başa çıkamayup bir bâğ içinde biz üzüm yerken bu yiğit üzerimize gelüp ansızdan dizginine yapışup bağlı size gönderüp biz dahi Meyremoğlu'na doğru bu yiğidin mâlına gitdik. Biz anlara varınca bize pây vermeyüp üçümüze silâh çeküp biz anlara silâh kaldırmadık, yoldan taş koparmadık. İşte bizim Şıvka Alî'yi yaraladılar. Mâlı dağa götürüp pây etseler gerek. Mâlı dağda gömmeden yetişelim!" dedikde "Bre bre hay!." deyüp hot-hotuya kurd lengi at bırağup bir sâ‘at ılgar ile giderken anı gördük; sekiz kişi. Bizim ileri varan yiğitlerimize at bırağup sallatallâhu'l-kelbi ale'l-hınzîr mazmûnunca birbirlerine girüp bir yiğit Çomar'dan mürd olup gerüden dahi birkaç atlı yetişüp sekizin dahi ortaya alup mukaddem hakîre mızrâk atan mel‘ûnu dest-ber-kafa Çomar huzûruna getirüp "Bre seyishânelere yetişün!" deyüp niçe atlılar seğirdüp bir orman içre seyishâneleri bulup dörd aded memlûkumla Çomar önüne getirüp hamd-i Hudâ ol mahalde iki seyishâne yükü mâlımı dörd gulâmımla teslîm edüp 93b hakîrin esvâbın alan yiğitlerin sekizin de önüne getirüp eydür: "Bre kahbeler! Ahşam çadırlarda niçün Ocağ'a söz atup la‘net okuyup sabâhısı kaçup bu yiğit ile döğüşüp iki seyishâne mâlın aldınız ve ardınızca varan silâhdaşlarınıza kılıç kaldırup Çömez Hüseyin'i pârelediniz" dedikde "Eyle olur beğim yigitlikdir. Cânımızdan bîzâr olduk. Murtezâ Paşa deryâ-misâl askerle geliyor bizi bir yerde çevirir deyü havfımızdan savt atup kaçarken bu yiğide râst gelüp elleşerek atı yeğin imiş, kendi kaçup mâlın aldık, böyle olur" dedikde Çomar eyitdi: "Dayılar bu kahbelere ne lâzım?" dedikde cümlesi eydür: "Yolsuz düşüp ahid bozdular, yolumuza söz atup la‘net etdiler. Bunlara ibret içün pâreleriz" deyince amân diyesiye kalmadı, cümlesi sekiz kişiye kılıç üşürüp sekiz yiğidi pâre pâre eyleyüp ikisinin atların ve silâhlarını hakîre hîbe eyleyüp iki sâ‘atde çadırlarına gelüp bir gice anda mihmân olup safâ ederken Murtezâ Paşa'nın Direklibel üzre gitmeyüp bu semtde Kızılırmak geçidinden geçmeğe azîmeti haberin çaşıtları getirince hemân ol gice cümle haymelerin bozup bâr-ı bengâhların yükledüp Murtezâ Paşa önünden bir cânibe savaşmağa karâr verüp hakîre bir kemer gurûş ve sekiz gulâmıma ellişer gurûş ve katl olunanların birer atların verüp hakîr ile öpüşüp nân [u] yemek hakkın hellâllaşup "Murtezâ Paşa efendimizin ayağın öperim, emânet olsun, benim efendimdir" deyüp kendisi Kızılırmak tarafında Çorum'a doğru gitdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 93a–93b ·
metinde göster ·
… i a‘zamın bir sekbânı yine bir sekbânın bir gulâmın ayardup firâr etdükde dutup
yolsuz
olduğuyçün herîf-i sârık gulâmı bir ağaca muhkem sarup kurşuma dutdular ve gulâ …
Andan kalkup {2 sâ[‘atde]} menzil-i kal‘a-i Hamza Beğ ve {2 sâ[‘atde]} kal‘a-i Erçin'i geçüp {4 sâ[‘atde]} kal‘a-i Penteli, bu menzilde Vezîr-i a‘zamın bir sekbânı yine bir sekbânın bir gulâmın ayardup firâr etdükde dutup yolsuz olduğuyçün herîf-i sârık gulâmı bir ağaca muhkem sarup kurşuma dutdular ve gulâm-ı hîz-i nâ-pâki kassâb-ı pâk gibi pâk pâre pâre etdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 30a ·
metinde göster ·