yüzleriŋizni hem eligleriŋizni tirseklerke tegi hem sürüŋler başlarıŋızḳa aḍaḳl …
6 ey anlar kim bittiler ḳaçan ḳopsa siz namazḳa yuŋ yüzleriŋizni hem eligleriŋizni tirseklerke tegi hem sürüŋler başlarıŋızḳa aḍaḳlarıŋıznı iki aşuḳuŋuzḳa tegi eger bolsa sizler cünüb arınıŋlar eger bolsa sizler igligler azu sefer üze azu kelse biregü sizdin aşaḳ yerdin azu yavuḳsa siz uraġutlarḳa hergiz bulmasa suw teyemmüm ḳılıŋlar topraḳ birle arıġ sürüŋler yüzüŋüzke eligleriŋizni andın tilemez taŋrı ḳılsa siziŋ üze emgek tarlıḳ ançası bar tileyür kim arıtsa sizlerni tükel ḳılsa niʿmetini siziŋ üze bolġay siz şükr ḳılġay sizler tėp
… rdüm diyen yiğit, ikisi uryânen bellerine kılıçların çalup ve uryancık atlarına
yular
ile eğer urmadan bilâ-licâm süvâr olup ol ân bizden üçer âdem hâke düşürdüler. …
deyü bu gûne ma‘nîleri hüzn-i dil ile garîbâne savt-ı ciğer-sûz ile tegannî eyleyerek ağlayup yanında hâb-âlûd olan refîkına nidâ edüp eydür: "Ey Alî cân, kalk! Ne çok yatarsın, sabâh karîbdir. Cümle kurd, kuş ve koyun ve benî Âdem seherin kalkup rahmet kapuları açık iken du‘â edüp kimi dünyâ, kimi âhiret ister. Kalk hey gök bahtlı, biz seninle şehîdlik isteyelim. Bre kalk hey it" deyüp refîkı dahi hâbden bîdâr olup eydir: "Hayr ola Velî! 100a Şimdi bir düş görürdüm. Elimde bir yanmış mum var idi. Sen benim elimden mumu alup püf deyüp söndürüp elimden mumu alup başım ol mum ile urup başım yardın. Sandım ki başım kesdin" dedikde "Hayr ola, ben de bu gice huzûr edemeyüp kalkdım, atcağızım timâr etdim. Sen de atını eğerle, sabâh yakındır" dediler. Ammâ bunlardan gayri uyah kimesne yok idi. Yedi sekiz kişi bunların mükâlemesin cân kulağıyla cümle istimâ‘ edüp girü çarha küme'sine varup istimâ‘ etdiğimiz ma‘niyâtları ve hâmûş-bâş yatan gâfil ümmetlerin ahvâllerin bir bir takrîr edüp girüde olan askere haber gönderdik. Vakt-i seher kim oldu, ânî gördük, girüden bizim askerin ilerisi gerisine bakmayup "Kopar bre kopar, at boyna düşmüşler, yanımıza gelüp bize bakmadan. Bre Allah Allah" deyü bir ağızdan sadâ-yı Allah Allah'a rehâ buldurup hâb-ı râhatda yatan askerin içlerine at bırağup cümle çadırların başlarına yıkup kimi uryân ve kimi giryân u nâlân ederek onu onda ve bunu bunda, işte şu şunda deyü her biri birer çengelistâna perem perem olup göz açdırmayup içlerine kılıç urulmağa başlandı. İbtidâ ma‘nî okuyup atı timar eden garîb yiğit ve anın refîkı ki, hâbdan kalkup vâkı‘â gördüm diyen yiğit, ikisi uryânen bellerine kılıçların çalup ve uryancık atlarına yular ile eğer urmadan bilâ-licâm süvâr olup ol ân bizden üçer âdem hâke düşürdüler. Meğer şecî‘ yarar yiğitler imiş.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 99b–100a ·
metinde göster ·
"Evliyâm bu gülle ile artık Kandiye kal‘asın döğmem. Şimden gerü kal‘a sizindir, ammâ gelecek kâfir gemilerine bu gülleyi vurun. Var bu gülleyi Köpürlüoğlu Serdâra ver. Allâh emâneti olsun. Hemân gelecek kâfir gemilerine ursun. Ve kal‘ayı otuz ikinci ay tamâmında otuz iki dişlerim gibi feth etsin. Var imdi selâmetle. Ba‘de'l-feth gel benim meyyitim yu helâl eyle" deyüp hakîri bağrına basup alnımı öpüp mübârek diline şehâdet parmağın sürüp "Aç ağzın" deyüp parmağın dilime sürüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 299b ·
metinde göster ·
"Mâl isteyen yiğit gelsün" deyü yedi ocağa ve sâ’ir gurebâya alay çavuşları haber edüp derhâl bir beyâz sancağ-ı Muhammedî paşa sarây meydânına diküp tarfetü'l-ayn içre emîr-i haclıkdan ma‘zûl yu bu [[(---) (---) (---)]] kde beğine,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y207b ·
metinde göster ·