… l Malta küffârına virmesin, kış u kıyâmetde bârân-ı rahmet bize ol gice matar-ı
zahmet
olup menzil bârgîrleri tepesi üzre düşüp başımız yarılıp mecrû[h] olarak,
Menzil-i kasaba-i Gekbeziyye: Andan ol gün ol gice Kırkgeçit'de çektiğimiz âlâm-ı şedâ’idi Hudâ-yı Müte’âl Malta küffârına virmesin, kış u kıyâmetde bârân-ı rahmet bize ol gice matar-ı zahmet olup menzil bârgîrleri tepesi üzre düşüp başımız yarılıp mecrû[h] olarak,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 177a ·
metinde göster ·
… a bırağup dağlara firâr etmişlerdi. Cümle asâkir-i Melek Ahmed Paşa bunda hayli
zahmet
çeküp atlar sabahdan aç kaldılar. Hikmet-i Hudâ bu hakîr câmi‘in minâresine çık …
Menzil-i karye-i Hasan Badrak: Bu Malatıyye hudûdunda iki yüz hâneli ve bir câmi‘li ve bir hânlı ma‘mûr karyedir. Ammâ şiddet-i şitâ olmağile askerin tekâlîfine tahammül edemeyeceklerini bilüp {ehl-i beled} evlerin mâllarıyla bırağup dağlara firâr etmişlerdi. Cümle asâkir-i Melek Ahmed Paşa bunda hayli zahmet çeküp atlar sabahdan aç kaldılar. Hikmet-i Hudâ bu hakîr câmi‘in minâresine çıkam derken bir çuval arpa ve bir garar saman bulup atlarım ıyd-ı adhâ etdi. Bu kurâ halkı dahi şâhsevenlerdir. Ammâ câmi‘i Sultân Uzun Hasan'ın olmak ile Hasan Badrık derler. Türkman mâbeyninde Sultân Hasan'a Badrık lakab komuşlardır. Zîrâ sene (---) târîhinde Tercân sahrâsında Uzun Hasan Ebü'l-feth Sultân Mehemmed Hân Gâzî ile ceng-i azîm edüp iki kerre yüz bin âdemi dendân-ı tîğ-ı Mehemmed Hân'dan geçüp yüz bini esîr-i pây-beste olup hatta oğlu Ya‘kûb Şâh da esîr oldu. Uzun Hasan Şâh-ı gümrâh yetmiş âdem ile firâr edüp cânib-i Âzerbaycân'da halâs edüp inhidâmına târîhdir:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 192b ·
metinde göster ·
, hey Hânım?" deyüp altunları kabûl edüp Paşa dahi Hân'a bir siyâh kaytas nesl-i …
Paşa, "Ne zahmet, hey Hânım?" deyüp altunları kabûl edüp Paşa dahi Hân'a bir siyâh kaytas nesl-i cilfidânü's-sâfinâtü'l-ciyâd at-ı sabâ-sür‘at ki gûyâ kaytas-ı sa‘âdetdir, zer-ender-zere müstağrak olmuş bir mücevher zeyn ve murassa‘ ve zerrîn raht ve sîm ve mutallâ zeheb rikâbıyla ve murassa‘ gaddâre ve topuzıyla mezkûr kaytas-ı esb-i peymâyı Hân altına Paşa çeküp bilâ-rikâb süvâr olmada ve Kalga ve Nûruddehr'e ve vezîr Sefer Gâzî Ağa'ya dahi birer mebrûm katîfe eğerli ve sîm ve zeheb mutallâ rahtlı atlar ve birer gümüş çullı yelkendez atlar keşîde kılınup süvâr oldular ve Kadıaskere ve şîrîn beği ve Sincivit ve Mansûrlu ve Arkanlı ve Dâyirli ve Mankıtlı ve Arslanlı ve Çobanlı ve Deveyli ve Nevrûzlı ve Oraklı ve şiydaklı ve Yaman Sadaklı ve Defterdâr İslâm Ağa ve Yalı ağası İslâm Ağa ve Sübhân Gâzî Ağa ve kapukulu a‘yânlarından atalıklara ve emildeşlere ve olanlara ve Karaçilere ve ot ağalarına ve Badrak mirzâlarına ve yurd atalarına ve sâ’ir iş erlerine ve'l-hâsıl bu zikr olunanlardan mâ‘adâ emirzâlara cümle iki yüz on bir neferâtlara on biri sırma eğerli ve sîm rahtlı ve mutallâ-yı zeheb rikâblı atlar idi. On birden mâ‘adâsı iki yüz aded gümüşî çullu atlar yelkendez esb-i tâzîler Hân askerine hedâyâ atlar verildi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 51b ·
metinde göster ·
… r eve koyup cümle harîmlerin bile guzât-ı müslimîne kışla konak verüp kendülere
zahmet
etdiler, ammâ askere cenâb-ı Hak'dan rahmet etdiler. Ammâ bu hakîr-i pür-taksîr …
Cümle ahâlî-i vilâyet on kadar evin ehl [ü] iyâllerin bir eve koyup cümle harîmlerin bile guzât-ı müslimîne kışla konak verüp kendülere zahmet etdiler, ammâ askere cenâb-ı Hak'dan rahmet etdiler. Ammâ bu hakîr-i pür-taksîr aslâ hâneye girmeyüp ve hüddâmlarım âteş başına komayup bir sütûh altında sâkin olup atlarım dahi âhûra komayup hemân sallama yemlerin asardım ve cânlarımız besleyüp sefer tedâriklerin görürdüm.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 138b ·
metinde göster ·
"Elbette benim birâderim sa‘âdetle yine sa‘âdethânemiz her ne kadar
zahmet
ise rahmet bilüp gelesin" deyü mektûbda tahrîr etdiklerinde ahâlî-i Kastel ve a …
"Elbette benim birâderim sa‘âdetle yine sa‘âdethânemiz her ne kadar zahmet ise rahmet bilüp gelesin" deyü mektûbda tahrîr etdiklerinde ahâlî-i Kastel ve ahâlî-i Zebân şehri yanında mektûbu getiren âdemler dahi kefenli keçinin mezârdan taşra çıkdığın bu sabâh gördük deyü yemîn billâh ile şehâdet edüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 339b ·
metinde göster ·
… vâhidde yağmâ ederler. Bir deve kalsa rahmet kalır. Y 382a Ancak boğazlaması
zahmet
olur.
Ve bu Tîh sahrâsında ve gayri yollarda dahi kalan develeri böyle boğazlayup ân-ı vâhidde yağmâ ederler. Bir deve kalsa rahmet kalır. Y 382a Ancak boğazlaması zahmet olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y381b–Y382a ·
metinde göster ·