İçeriğe geç
Tarihsel DerlemEski Türkçe · Karahanlı · Eski Anadolu · Osmanlı Türkçesi · 7.–17. yy.
Çukurova Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi logosu Çukurova Üniversitesi logosu
Eserler · Osmanlı Türkçesi

Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi

Osmanlı 17. yy. Düzyazı-Şiir kısaltma: EÇS metin aranabilir

Kaynak notu (editör girişi): Künye: EÇS <kitap> <varak>; IX. ve X. kitaplarda esas yazma Y'nin varağı (ör. EÇS X Y451a). Metin içinde ⟦218a⟧ varak başını, ⟦3 satır boş⟧ yazmada boş bırakılan satırları, ⟦Arapça⟧ neşirde Arap harfleriyle dizilmiş âyet ya da ibareyi gösterir (bunlar sözcük sayılmaz). Neşrin işaretleri korunmuştur: [ ] editör eklemesi, ( ) editörün fazlalık ya da düzeltme saydığı yer, { } derkenar (çıkma), (---) yazmada boş bırakılmış sözcük, (...) okunamayan sözcük, (?) okuma kuşkusu. Dipnotlar (âyet mealleri) ile neşirlerin giriş, içindekiler ve dizin bölümleri alınmadı. Word dosyalarındaki Mac Türkçe yazı tipi bozulmaları (› fl fi € ‹ ⁄ → ı ş Ş ğ İ Ğ) ile I., VIII. ve IX. kitaplarda küçük i'ye düşmüş büyük İ'ler düzeltildi; III. kitabın iki kopyası birleştirildi; birkaç kesin dizgi hatası (amãn → amân, sene l044 → 1044 vb.) giderildi.

Kaynak yayın

  • Evliyâ Çelebi b. Derviş Mehemmed Zıllî, Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi: Topkapı Sarayı Kütüphanesi yazmalarının transkripsiyonu – dizini, İstanbul: Yapı Kredi Yayınları.
  • I. Kitap (Bağdat 304; yeni baskı): haz. Robert Dankoff, Seyit Ali Kahraman, Yücel Dağlı.
  • II. Kitap (Bağdat 304): haz. Zekeriya Kurşun, Seyit Ali Kahraman, Yücel Dağlı, 1998.
  • III. Kitap (Bağdat 305): haz. Seyit Ali Kahraman, Yücel Dağlı, 1999.
  • IV. Kitap (Bağdat 305): haz. Yücel Dağlı, Seyit Ali Kahraman, 2000.
  • V. Kitap (Bağdat 307): haz. Yücel Dağlı, Seyit Ali Kahraman, İbrahim Sezgin, 2001.
  • VI. Kitap (Revan 1457): haz. Seyit Ali Kahraman, Yücel Dağlı, 2002.
  • VII. Kitap (Bağdat 308): haz. Yücel Dağlı, Seyit Ali Kahraman, Robert Dankoff, 2003.
  • VIII. Kitap (Bağdat 308): haz. Seyit Ali Kahraman, Yücel Dağlı, Robert Dankoff, 2003.
  • IX. Kitap (Bağdat 306 [Y], Süleymaniye Hacı Beşir Ağa 452 [Q], Pertev Paşa 462 [P]): haz. Yücel Dağlı, Seyit Ali Kahraman, Robert Dankoff, 2005.
  • X. Kitap (Bağdat 306 [Y], Süleymaniye Hacı Beşir Ağa 452 [Q], Pertev Paşa 462 [P]): haz. Seyit Ali Kahraman, Yücel Dağlı, Robert Dankoff, 2007.

Derlem metni bu yayındaki okumaya dayanır; çeviriyazı işaretleri yeniden yazılmıştır.

Yazar: Evliyâ Çelebi. Yazma: Topkapı Sarayı Kütüphanesi Bağdat 304, 305, 306, 307, 308; Revan 1457 (IX–X. kitaplarda Süleymaniye Hacı Beşir Ağa 452 ve Pertev Paşa 462 ile karşılaştırmalı).

Sayılarla

64.002
cümle
2.448.046
sözcük
149.437
ayrı biçim
79.216
tek geçişli
%53,0 (hapax)
0,596
STTR
standart tür/sözcük
38,2
sözcük / cümle
5,65
harf / sözcük
1
eksik yer (lakün)

Metin

Neşrin işaretleri
  • [u] Editörün anlaşılırlık için eklediği harf ya da sözcük
  • (ve) Editörün fazlalık ya da düzeltme saydığı yer
  • {üzüm} Derkenar (yazmanın kenarındaki çıkma), metne yerleştirilmiş
  • (---) yazmada boş bırakılmış sözcük; (...) okunamayan sözcük; (?) okuma kuşkusu
  • 218a yazmanın varak başı (IX–X. kitaplarda Y, Q, P yazmaları); 3 satır boş yazmada boş satırlar; Arapça neşirde Arap harfleriyle dizilmiş âyet ya da ibare — sözcük sayılmaz
  • ‘ ayn, ’ hemze; â î û uzun ünlü. Aramada “Akıllı” kipte a i u ile de bulunur.

Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi, Yapı Kredi Yayınları neşri (I–X. kitaplar); işaretler neşrin işaret tablosundandır.

— bir sözcüğün üzerine gelin ya da dokunun: madde başı, anlamı ve biçimi görünür.

EÇS I 6b
Derhâl câmi‘in kapusu küşâde olup pür-silâh asker ile câmi‘-i münevverin içi nûr-ı münevver-i cema‘ât-i kesîreyle mâl-â-mâl olup salât-ı fecrin sünnetin edâ edüp salavât-ı şerîfeye meşgûl oldular. Meğer hakîr minber dibinde sâkin olup bu münevver vech-i hasenli cemâ‘ati temâşâ etmede hayran oldum. Hemân cenbimde olan câna nazar edüp;
EÇS I 6b–7a
"Benim Sultânım cenâb-ı şerîfiniz kimdir, ism-i şerîfiniz bize ihsân buyurunuz" dedim. 7a Anlar eyitdi:
EÇS I 7a
"Aşere-i Mübeşşere'den kemânkeşlerin pîri Sa‘d-ı Vakkâs'ım" dedikde dest-i şerîfin bûs etdim.
EÇS I 7a
"Ya Sultânım, bu sağ cânibde nûra müstağrak olmuş cema‘ât-i mahbûb kimlerdir" dedim.
EÇS I 7a
"Anlar cümle ervâh-ı enbiyâdır. Ve gerü safda cümle ervâh-ı evliyâ ve asfıyâdır. Ve bunlar ervâh-ı Sahâbe-i kirâm ve Muhâcirîn, Ensâr ve Erbâb-ı Soffa ve şehîdân-ı deşt-i Kerbelâ ve asdıkâdır.
EÇS I 7a
Ve bu mihrâbın sağındaki Hazret-i Ebûbekir ve Hazret-i Ömer'dir. Ve mihrâbın solunda Hazret-i Osmân ve Hazret-i Alî'dir. Ve mihrâb önündeki külâhlıca âdem Hazret-i {Risâlet'in} dünyâ ve âhiret karındaşı Hazret-i Veys el-Karanî'dir. Ve câmi‘in solunda dîvâr dibinde siyâh-çerde âdem senin pîrin Hazret'in mü’ezzini Bilâl-i Habeşî'dir.
EÇS I 7a
Ve bu ayağ üzre cemâ‘ati saf saf bozan ve düzen kasîrü'l-kâme âdem Amr-i Ayyâr Zamîrî'dir. İşte bu alem ile gelen asker ki kızıl kanlı esbâba müstağrak olmuşlar Hazret-i Hamza-i bâ-safâ ve cemî‘i ervâh-ı şühedâdır" deyü cümle câmi‘ içindeki cemâ‘ati birer birer bu hakîre gösterüp her kankısına nazarım ta‘alluk etdi ise dest-ber-sîne edüp nazar aşinâlığı edüp tâze cân buldum.
EÇS I 7a
"Ya sultânım bu cemâ‘atin bu câmi‘de cem‘ olmalarının aslı nedir" dedim.
EÇS I 7a
"Azak câniblerinde cüyûş-ı muvahhidînden Tatar-ı sabâ-reftâr askeri muztaribü'l-hâl olmağile Hazret'in himâyesinde olan bu İslâmbol'a gelüp andan Tatar Hân'a imdâda gideriz. Şimdi Hazret-i Risâlet dahi imâm Hasan ve imâm Hüseyin ve on iki imâmlar ile ve bizden gayrı Aşere-i Mübeşşere ile gelüp sabâh namâzının sünnetin edâ edüp sana kâmet eyle deyü işâret buyururlar; sen dahi savt-ı a‘lâ ile ikâmet-i tekbîr edüp ba‘de's-selâm Âyetü'l-kürsî'yi tilâvet eyle, Bilâl Sübhanallâh desin, sen Elhamdü lillâh, Bilâl Allâhu ekber desin, sen âmîn âmîn de. Ve cümle cema‘ât ale'l-umûm tevhîd ederiz. Ba‘dehu sen Ve salli alâ cemî‘i'l-enbiyâi ve'l-mürselîn ve'l-hamdü lillâhi rabbi'l-âlemîn deyüp kalk, hemân mihrâbda Hazret-i Risâlet otururken dest-i şerîfin bûs edüp,
EÇS I 7a
Şefâ‘at yâ Resûlallâh' deyüp ricâ eyle" deyü Sa‘d-ı Vakkâs yanımda oturup cümle ta‘lîm eyledi. Anı gördüm, câmi‘ kapusundan bir nûr-ı mübîn berk urup câmi‘ içi nûr iken nûrun alâ nûr olunca cümle Sahâbe-i kirâm [ve] ervâh-ı enbiyâ ve evliyâ ayağ üzre hâzır durdular. Sa‘âdetle Hazret-i Risâlet yeşil alemi dibinde, yüzünde nikâbıyla, elinde asâsıyla, belinde kılıcıyla, sağında imâm Hasan ve solunda imâm Hüseyin ile zâhir olunca mübârek sağ pâ-yı şerîflerin câmi‘-i münevver içre bism-i İlâh ile koyup mübârek vech-i şerîfinden bürka‘ın küşâde kılup "Esselamü aleyk yâ ümmetî" buyurdular. Cümle Huzzâr-ı meclis "Ve aleykümü's-selâm yâ Resûlallâh ve yâ Seyyide'l-ümem" deyü selâm aldılar.
EÇS I 7a
Hemân Hazret mihrâba geçüp iki rek‘at sünnet-i fecri edâ edüp hakîre bir dehşet ve vücûduma bir lerzân vâkı‘ oldu. Ammâ Hazret'in cemî‘i eşkâline nazar eyledim. Hilye-i Hâkânî'de tahrîr olunduğu üzre idi. Ve yüzünde bürka‘ı al şâl idi. Ve destâr-ı şerîfi on iki kolanlı beyâz şâş idi. Ve hırka-i şerîfleri saruya mâyil deve yününden idi. Ve gerdeninde asfarü'l-levn sof şâlı var idi. Ve pâ-yı sa‘âdetlerinde sarı çizmeleri var idi. Ve ser-i sa‘âdetleri destârı üzre bir misvâk sokulmuş idi.
EÇS I 7a
Ba‘de's-selâm sağ cânibde hakîre nazar edüp mübârek yed-i yümnâları ile zânû-yı şerifine urup hakîre hitâben kâmet eyle dediler, hemân hakîr Sa‘d-ı Vakkâs'ın ta‘lîmine göre derhâl makâm-ı segâhda Allâhümme salli alâ seyyidinâ Muhammedin ve alâ âl-i Muhammed ve sellim aleyh deyü kâmet edüp tekbîr etdim. Hazret dahi makâm-ı segâhda savt-ı hazîn ile Fâtiha-i şerîfi tilâvet edüp zamm-ı sûreyi, sûre-i Sâd-ı şerîfden,
EÇS I 7a–7b
aşr-ı şerîfin tilâvet edüp cümle cemâ‘at sâmi‘înden olup Hazret imâmet etdi. Ba‘de's-selâm hakîr Âyetü'l-kürsî, Bilâl Sübhânallâh; hakîr Elhamdü lillâh ve Bilâl Allâhu ekber deyüp Bilâl-i Habeşî ile müselsel mü’ezzinlik hidmetinde olup ba‘de'd-du‘â bir tevhîd-i Sultânî olmuşdur kim aşk-ı ilâhî ile 7b mest [ü] medhûş olup gûyâ hâbdan bîdâr idim.
EÇS I 7b
Hulâsa-i menâm Sa‘d-ı Vakkâs ta‘lîmiyle edâ-yı hidmeti tamâm edüp Hazret-i Risâlet mihrâbda savt-ı muhrik ile uzzâl makâmında bir Yâsîn-i şerîf ve üç sûre-i izâ câ’e ve sûre-i mu‘avvezeteynleri bi't-tamâm tilâvet edüp Bilâl Fâtiha deyüp Hazret mihrâbda ayağ üzre dururken hemân Sa‘d-ı Vakkâs hazretleri destimden yapışup huzûr-ı Hazret'e götürüp;
EÇS I 7b
"Âşık-ı sâdıkın ve ümmet-i müştâkın Evliyâ kulun şefâ‘atin ricâ eder" deyüp Hazret'e götürüp "Mübârek dest-i şerîflerin bûs eyle" deyince bükâ-âlûd olup mübârek dest-i şerîfine küstâhâne leb urup mehâbetinden,
EÇS I 7b
"Şefâ‘at yâ Resûlallâh" diyecek mahalde hemân
EÇS I 7b
"Seyâhat yâ Resûlallâh" demişim. Hemân Hazret tebessüm edüp
EÇS I 7b
"Şefâ‘atî ve seyâhatî ve ziyâretî ve Allâhümme yessir bi's-sıhhati ve's-selâme" deyüp Fâtiha dediler. Cümle Sahâbe-i kirâm Fâtiha tilâvet edüp cümle huzzâr-ı meclisin dest-i şerîflerin bûs ederdim. Ve her birinin hayır du‘âsın alup giderdim. Kiminin dest-i şerîfi müşk gibi, kimi amber ve kimi sünbül ve kimi gül ve kimi reyhân ve kimi zaymurân ve kimi benefsec, kimi karanfîl gibi kokardı. Ammâ bizzât râyiha-i Hazret-i Resûl za‘ferân-ı verd-i handân gibi kokardı. Ve mübârek sağ elin bûs etdüğimde gûyâ pembe-misâl kemiksiz bir dest-i şerîf idi. Ammâ sâ’ir enbiyânın dest-i şerîfleri ayva râyihası kokardı. Hazret-i Ebûbekir es-Sıddîk'ın dest-i şerîfleri kavun gibi şemm olunurdu. Hazret-i Ömer ke-râyihati'l-amber gibi idi. Hazret-i Osmân benefşe gibi râyihası var idi. Hazret-i Alî ke-râyiha-i yâsemen idi. İmâm Hasan karanfîl gibi imâm Hüseyin verd-i ebyaz gibi kokardı. Rıdvânullâhi Ta‘âlâ aleyhim ecma‘în.
EÇS I 7b
Bu hâl üzre cemî‘i huzzâr-ı meclisin dest-i şerîflerin bûs edüp yine Hazret-i Risâlet bir Fâtiha deyüp cümle Ashâb-ı güzîn savt-ı a‘lâ ile seb‘ü'l-mesânîyi tilâvet edüp hemân Hazret-i Risâlet-penâh mihrâbdan "Esselamü aleyküm eyâ ihvânûn" deyüp câmi‘den taşra revâne olunca cümle Sahâbe-i kirâm hakîre gûnâ-gûn hayır du‘â ve iltiyâm etdiler. Ve câmi‘den çıkup gitdiler. Hemân Sa‘d-ı Vakkâs hazretleri belinden sadağın çıkarup hakîrin beline kuşadup tekbîr edüp;
EÇS I 7b
"Yürü sehm [ü] kavs ile gazâ eyle ve Allâh'ın hıfz [u] emânında ol ve müjde olsun sana bu meclisde ne kadar ervâh ile görüşüp dest-i şerîflerin bûs etdinse cümlesini ziyâret etmek müyesser olup seyyâh-ı âlem ve ferîd-i âdem olursun. Ammâ geşt [ü] güzâr etdüğin memâlik-i mahrûseleri ve kılâ‘-ı büldânları ve âsâr-ı acîbe ve garîbeleri ve her diyârın memdûhât, sanâyi‘ât, me’kûlât [ü] meşrûbâtını ve arz-ı beledi ve tûl-ı nehârların tahrîr edüp bir âsâr-ı garîbe eyle. Ve benim silâhımla amel edüp dünyâ ve âhiret oğlum ol. Tarîk-i hakkı elden koma, gıll [u] gışdan berî ol, nân u nemek hakkın gözle, yâr-ı sâdık ol, yaramazlarla yâr olma, eyilerden eylik öğren" deyü va‘z [u] bendler edüp ve alnım bûs edüp Ahî Çelebi câmi‘inden taşra çıkup gitdiler. Hakîr mebhût olup hâb-ı râhatdan bîdâr olup;
EÇS I 7b
"Âyâ bu benim vâkı‘am mıdır, yohsa vâkı‘-ı hâlim midir, yohsa rü’yâ-yı sâliham mıdır" deyü gûnâ-gûn tefekkür ile inşirâh-ı sadr [ve] zevk-i derûna nâ’il oldum. Ba‘dehu ale's-sabâh pâk âbdest alup salât-ı fecri edâ edüp İslâmbol'dan Kâsımpaşa'ya ubûr edüp mu‘abbir İbrâhîm Efendi'ye rü'yâmız ta‘bîr etdirüp;
EÇS I 7b
"Cihân-ârâ ve âlem-geşt seyyâh-ı âlem olup hüsn-i hâtime ile işin itmâm bulup Hazret'in şefâ‘ati ile dâhil-i huld-i berîn olursun" deyü tebşîr edüp el-Fâtiha dedi. Andan Kâsımpaşa Mevlevîhânesi şeyhi Abdullâh Dede'ye varup dest-i şerîflerin bûs edüp vâkı‘amı anlara dahi ta‘bîr etdirdim.
EÇS I 7b–8a
"On iki imâmın destin bûs etmişsin, dünyâda hümâm olursun. Aşere-i Mübeşşere ellerin öpmüşsün, dâhil-i cinân olursun. Çâr-yâr-ı güzînin yed-i mübâreklerin bûs etmişsin, dünyâda cemî‘i pâdişâhların şeref-i sohbetleri ile müşerref olup nedîm-i hâsları olursun. Ol kim Hazret-i Risâlet'in cemâlin görüp dest-i şerîflerin takbîl edüp hayr du‘âsın almışsın, sa‘âdet-i dâreyne vâsıl olursun. Ve Sa‘d-ı Vakkâs'ın nasîhatı üzre ibtidâ bizim islâmıbolcuğazımızı 8a tahrîr etmeğe bezl-i himmet edüp var makdûrun sarf eyle, 'El-mukadder kâ’in' fehvâsınca sana dahi takdîr olan nasîbin elbette gelir" deyü yedi cild tevârîh-i kütüb-i mu‘teber-i nefîse ihsân edüp "Yürü işin râst gele, el-Fâtiha" deyüp du‘â-yı hayrları ile behre-mend olduk.
EÇS I 8a
Ba‘dehu hakîr-i fakîr anca hâne-i bî-minnetimiz olan savma‘amız küncünde gencîne-i kitâba mâlik olup ba‘zı tevârîhât tetebbu‘ ederek maskat-ı re’simiz olan hasretü'l-mülûk ve liman-ı bahr-i fülûk olan vilâyet-i Makdon'un hısn-ı hasîni ve sedd-i metîni olan İslâmbol'un tahrîrâtına şurû‘ eyledik.
EÇS I 8a
[el-Faslu'l-evvel]
EÇS I 8a
Hamd-i bî-hadd ü sipâs ve senâ-yı bî-add ü bî-kıyâs, ol perver[di]gâr-ı âlemîn üzerine olsun kim hitâb-ı kün ile bu arz [u] semevâtı ve mülevven kâ’inâtı ademden vücûda getirdi. Ve dürûd-ı bî-tu‘add ol mahbûb u matlûb-ı Hudâ Muhammedü'l-Mustâfâ üzerine olsun kim feth-i kılâ‘ habîrü'l-fâtihîn ve sâhib-i eshâbü'l-mücâhidîndir ve vâris-i mülk-i dîn-i şer‘-i mübîndir kim fâtih-i Mekke [ve] Bedr-i Huneyn ve kâli‘ü'l-bâb-ı kal‘a-i Fahleteyndir, bu feth [u] fütûhâtlardan sonra Yemen ve Mısır ve Şâm ve Kostantıniyye hakkında ümmetlerini terğîb etmek içün niçe hadîs-i şerîfler buyurmuşlardır.
EÇS I 8a
Zikrü'l-ahâdîs elletî verade fîhâ zikr Kostantıniyye;
EÇS I 8a
H Arapça ve M Arapça ve K Arapça an Bişri'l-anevî ve fî kitâbı Câmi‘ü's-sağîr.
EÇS I 8a
Ve bu rû-yı arzda İslâmbol'dan büyük belde-i ma‘mûre olmaduğuna niçe bin delâ’ilât vardır. Ammâ Ebû Hüreyre radıyallâhu anh hazretleri rivâyetiyle bu hadîs-i şerîf-i tavîl delîldir.
EÇS I 8a
Benî İshâk'dan murâd olan Ays'dır kim Rûm tâ’ifesi Ays evlâdlarındandır kim Kostantıniyye'ye mâlik olduklarına işâretdir.
EÇS I 8a
Ve kelâm-ı kübbârdan bu ebyât dahi Belde-i tayyibe hakkındadır. Beyt:
EÇS I 8a
Nahnü'l-lezî bâye‘ûnâ MuhammedenAle'l-cihâdi mâ ye‘înâ ebeden
EÇS I 8a
Ve niçe hadîs-i şerîfleri Ashâb-ı güzînden Mu‘âviye hazretleri ve Hâlid ibn Velîd ve Ebâ Eyyûb-ı Ensârî ve Abdül‘azîz hazretleri istimâ‘ edüp;
EÇS I 8a
"Âh fâtih-i Kostantıniyye biz olaydık" deyü fâtih-i Rûm olmağa sa‘y-i belîğ edüp niçe kerre ashâb-ı güzîn Kostantıniyye'yi muhâsara etdükleri inşâ’allâhu ale't-tafsîl mümkün olduğu mertebe tahrîr olunur. Ammâ hübût-ı Âdemden sonra ibtidâ bânîsin beyân eder.
EÇS I 8a
el-Faslu's-sânîFî beyân-ı ta‘mîr-i şehr-i kadîm ve kal‘a-i azîm
EÇS I 8a
Belde-i tayyibe ve Dârü's-saltânati'l-aliyye ve taht-ı Yûnâniyân-ı Makdonya ya‘nî mahmiyye-i Kostantıniyye ve hasretü'l-mülûk dâr-ı İslâm binâ-yı Hazret-i Süleymân aleyhi's-selâm hakkında niçe bin müverrihîn evsâfın ve şehrengîzin tahrîr edüp Kur’ân-ı azîmde fethi târîhin Arapça bulmuşlar. Arapça
EÇS I 8a
Ve Arapça dan murâd Kostantıniyye'dir demişlerdir.
EÇS I 8a
Ve ba‘zı müfessirîn Arapça nassından murâd bu kal‘a-i Makdonya'dır demişler.
EÇS I 8a
Hülâsa-i kelâm gulgule-i Rûm ve tantana-i Rûm ve velvele-i Rûm ve debdebe-i Rûm ve gulibeti'r-Rûm bir dâr [u] diyâr kim vech-i arzda nazîri yokdur. Be-kavl-i Tevârîh-i Yûnâniyân-ı Yanvan ve gayrı müverrihân binâ-yı Kostantıniyye hakkında cümle müttefekun aleyh olmuşlardır kim be-kavl-i İshâk vilâdet-i Resûl'den 1600 sene mukaddem Hazret-i Süleymân ibn Dâvûd aleyhimesselâm Kâf'dan Kâf'a ve ins [ü] cin, hûş [u] tuyûra hükm etdi.
EÇS I 8a–8b
Ammâ Mağrib-zemînde Bahr-i Okyûnûs içre Ferendûz nâm bir cezîre içre Saydûn nâm bir azîmü'ş-şân pâdişâh var idi. Gâyet mağrûr ve müdemmiğ olup Hazret-i Süleymân'a ser-fürû etmeyüp serkeşlik etdi. Andan Hazret-i Süleymân yer götürmez cünd-i firâvân ile ve cemî‘i ecnâs-ı hayevân ile Saydûn Pâdişâh'ın üzerine varup cümle dâr [u] diyârın harâb [ü] yebâb ve ahâlîsin esîr [ü] 8b itâb edüp âhir Melik Saydûn'u sayd-ı dâm-ı giriftâr-ı bend-i hicrân edüp serâperde-i Süleymân önünde şemşîr-i âteş-tâb ile katl edüp bî-nâm [u] bî-nişân etdi. Ammâ bu maktûl Saydûn melikin felekde misli lâ-nazîr bir perî-peyker, melek-manzar duhter-i nâ-şüküfte-i münevvere-i ahteri ve matla‘-ı bâhteri var idi. Hazret-i Süleymân ol duhteri mâl-ı ganâyimden alup izdivâclarında indirâc etdiler. Zîrâ ol mahalde Hazret-i Süleymân mücerred-i pâk idi kim Yemen diyârında Sabâ şehri pâdişâhının kızı Belkîs Havvâ Bursa nevâhîlerinde Aydıncık nâm taht-ı azîmde merhûme olup Süleymân Nebî mücerred kalup bu Saydûn Pâdişâhın kızı Aline'yi firâşiyle müşerref edüp Rûm ellerine getürdükde ol kız ığvâ-yı şeytân ile dâ’imâ bükâ-âlûd idi. Hazret-i Süleymân bu duhter-i bed-ahterin ahvâl-i pür-melâlinden su’âl etdükde kız eyitdi: