EÇS I 26a
Onuncu günde Kâğızhâne'deki kadırgalar {dahi} hâzır olup (olup) berde ve bahrde keştîler asâkir-i İslâm ile hâzırbâş idi. Ol gün Sultân Mehemmed niçe bin güzîde ve zeber-dest asker ile Okmeydânı'na varup mezkûr gemilerin zîr-i felenklerine dârû döküp ve yağlı kızakları felenkler üzre vocı ırgatlar ile ilm-i cerr-i eskâl ile niçe bin nâmdâr tüvânâ yiğitler keşân ber-keşân çekerek Okmeydânı'nın ol çemenzâr sahrâsına geldükde bi-emri Hudâ bir eyyâm-ı muvâfık rîh-i tayyibe esüp cümle keştîlerin bâdbânların küşâde edüp cümle guzât-ı müslimîn sadâ-yı Allâh Allâh'a rehâ buldurup top u tüfeng şâdumânları ederek yüz elli pâre gemiler ile Okmeydânı rû-yı deryâ-misâl oldu. Küffâr İslâmbol'dan bu ziynetler ile bu keştîleri görüp;
EÇS I 26a
"Âyâ bu ne ola" deyü perişân hâl olup derûn-ı kal‘ada beyne'l-küffâr bir güft [ü] gû oldu. Andan cümle guzât-ı müslimîn yüz elli pâre gemileri Tershâne bâğçesi dibinde Şâhkulu nâm iskelede deryâya indirdikleri yerler hâlâ Okmeydânı içre nümâyândır. Ve ol asırda keştîlerin altına nisâr olunan dârûlar ile'l-ân ol câ-yı ma‘hûdda kendü bitüp kendü yiter.
EÇS I 26a
Ba‘dehu cümle guzât-ı müslimîn âlât-ı silâhları ile keştîlere süvâr olup âmâde durdular. Tâ ki Kâğızhâne'de Timurtaş Paşa'nın binâ etdüği elli pâre büyük kadırgalar dahi Eyyûb'dan tarafa zâhir olup rû[z]gâr-ı muvâfık ile bâdbânların küşâde edüp içinde olan mücâhidîn top u tüfenglerin endâht ederek gülbâng-ı Muhammedî ile Tershâne İreminin yanında olan Okmeydânı donanmasına kavuşup bir hây-hûy bir sadâ-yı Allâh Allâh zâhir olunca kal‘ayı muhâsara eden guzât-ı müslimîn dahi kuvvet-i kâhireye gelüp azîm ceng [ü] cidâl ve harb [ü] kıtâl esnâsında cümle donanma-yı hümâyûn'a asker-i İslâm dolup karşu tarafa geçdiklerin kâfir görünce akılları başlarından gidüp acz ızhâr etmeğe başladılar. Ve dahi ol günün hücûmunda kal‘anın taraf taraf rahnedâr yerlerin görüp âye[t]:
EÇS I 26a
vasf-ı hâlleri idiğin bilüp tekur-ı dil-gûra serzeniş etmeğe başlayup yigirminci günde kal‘ayı teslîm edelim demeğe âgâze etdiler.
EÇS I 26a
Hulâsa-i kelâm derûn-ı kal‘adaki müşrikîn ve kal‘anın metânetine bel bağlayan mağrûr kâfirîn ü hâsirîn ü hâyibîn dalâlet ve fi‘âl-i bî-me’âllerine nâdimîn, âye[t]: Arapça deyü tekur-ı bî-nûr üzre hücûm edüp eyitdiler:
EÇS I 26a
"Bir yanından kaht [u] galâ, bir yanından âsumânî bârân-ı belâ, bir yanından Türk-i vâveylânın gelişi ve yürüyüşü bizi helâk etdi" deyü her biri birer tedârük ile nihânîce kal‘anın rahnedâr olan yerlerinden asâkir-i İslâm tarafına amân deyü firâr etmeğe başladılar. Asker-i İslâm bunları bu hâlde görüp dahi ziyâde takviyet bulup içeriden taşra firâr eden keferelere ri‘âyet etdiler.
EÇS I 26a
Ol gün Karamanoğlu ve Germiyanoğlu ve Tekebayoğlu ve Aydınbay ve Sarhanbayoğulları yetmiş yedi bin asâkir-i pür-silâh ile imdâda gelüp cüyûş-ı müslimîn henüz tâze cân buldular.
EÇS I 26a–26b
Derhâl kadırgalar ile karşu geçen Timurtaş Paşa leb-i deryâya asker-i İslâm döküp ibtidâ Ebâ Eyyûb-ı Ensârîkapusundan Ensârî Sultân sarıldı. Ve Monlâ Pûlâd, Sultân Pûlâd 26b kapusundan sarıldı. Ulemâ-yı Sûrândan idi. Hâfız-ı Kelâmullâh bir kerâmet sâhibi kimesne idi.
EÇS I 26b
Monlâ Fenârî hazretleri Fenerkapusu'ndan sarılup küffâr ol tarafda bir gecede bir hisâr-pîçe bünyâd edüp kal‘ayı metânet üzre etdi kim hâlâ zamânımız mülûkleri ol kal‘ayı bir senede tamâm edemezler. Hâlâ ma‘mûr bir kal‘a-i ma‘mûrdur. Ve Petro nâm bir ruhbân üç yüz keşîş ile nev binâ kal‘adan firâr edüp İslâm ile bi'l-cümle müselmân olup Mehemmed Petro ol mahalden sarıldığıyçün Petrokapusu ya‘nî Taşkapusu derler. Ve bi-emrillâh ol gece yeni binâ olunan kal‘ayı Mehemmed Petro ibtidâ feth edüp kendüye sancak ihsân olundu.
EÇS I 26b
Ve Aya Dede üç yüz fukarâ-yı Nakşıbendî ile Ayakapusu'ndan sarıldı ve şehîd olup kal‘a kapusu dâhilinde mahkeme-i kadîmimiz olan Sirkeci tekyesinde defn olundu.
EÇS I 26b
Ve Cübbe Alî hazretleri Cibâlikapusu'ndan sarıldığı hâtırıyçün Cübbe Alî'den galat Cibâlikapusu derler, Mısır'da Sultân Kalavan'ın şeyhi idi. İslâmbol fethinde bulunmak içün Bursa'ya gelüp Zeyneddîn Hâfî tarîkatında sâhib-i seccâde olup at çulundan bir cübbe geydiğiyçün Cübbe Alî derler. Ba‘dehu Ebü'l-feth İslâmbol fethine müteveccih oldukda ekmekcibaşı olup cemî‘i asâkir-i İslâma ekmek yetişdirirdi. Bir ferd-i âferîde esrârına vâkıf olmayup bir furun nân ile niçe kerre yüz bin ibâdullâh gül-i pembe-misâl hâs ve beyâz ekmek yerlerdi.
EÇS I 26b
Ve bu Cübbe Alî hazretleri Okmeydânı'ndan enen gemilere süvâr olmayup hemân Tershâne bâğçesi önünde üç yüz Zeyneddîn Hâfî fukarâları ile deryâ üzre postların döşeyüp tevhîd-i erreye meşgûl olup def [ü] kudümlerin çalarak ve alem-i hâfîlerin açarak azharun mine'ş-şems deryâ üzerinden piyâde ve post-nişîn ubûr etdüğin kal‘adan küffâr-ı dûzah-karâr görünce ru‘b u bîmden akılları çâk olup Cübbe Alî hazretleri postların deryâdan alup Cibâlikapusu'ndan sarıldılar. Ba‘de'l-feth keşf-i kerâmet etdüğiyçün kendüleri şehîd olup Gül Câmi‘ sâhasında defn olunup cümle fukarâları ol âsitânede münzevî oldular.
EÇS I 26b
Ve Horosî Dede Unkapanı'ndan sarıldı. Unkapanı'na anıniçün Horoskapusu derler. Ve kapunun taşra atebesinin içeri girirken sol tarafında tâ atebe-i âlîsi üzre bir horos tasvîri vardır, anıniçün Horoslukapu dahi derler. Ve Horosî Dede ceddimiz Türk-i Türkân Hoca Ahmed Yesevî hazretlerinin fukarâlarından olup Hacı Bektaş-ı Velî ile Horasân'dan gelüp bir pîr-i fânî olup Ebü'l-feth ile İslâmbol'a gelirken asâkir-i İslâm içre şeb [u] rûz yigirmi dörd sâ‘atde yigirmi dörd kerre bâng-i horos urup;
EÇS I 26b
"Kum yâ gâfilûn" deyü guzât-ı müslimîni âgâh etdüğiyçün Horos Dede derlermiş. Merhûm dedemiz {Yavuz Er} gâyet mu‘tekidi olmağile bunların şerefiyyetine Unkapanı'nın iç yüzünde bir câmi‘ inşâ etmişdir kim hâlâ Sağrıcılar {çârsûsu} içinde Yavuz Er câmi‘i ve mahallesi derler. Ba‘dehu Horosî Dede tâ ömrü âhir olunca Horoskapusu dibinde merhûm olup merhûm dedemiz Unkapanıkapusu hâricinde şâhrâh üzre bir soffada defn edüp cenbinde bir âbdesthâne muslukları edüp hâlâ ziyâretgâh-ı ünâsdır.
EÇS I 26b
Ve Ayazmand beği Alîyâr Beğ Karakoyunlu'dan Uzun Hasan ammilerinden idi. Ayazmakapusu'ndan cümle askeriyle sarıldı ve tecdîd-i vuzû’ içün bir ayazma kazdı. Anıniçün Ayazmakapusu derler, leb-i deryâda bir âb-ı nâb uyûndur.
EÇS I 26b
Hatablı Sultân Aksarây'da Oduncuzâde demekle ma‘rûf u {müte‘ârif} mecâzibûn şekilli bir mürşid-i kâmil kimesne idi. İki bin fukarâsıyla Odunkapusu'ndan sarılup sebeb-i tesmiyesi oldur kim hâlâ Odunkapusu derler.
EÇS I 26b
Ve Şeyh Zindânî Abdürra’ûf Samedânî hazretleri sâdât-ı kirâmdan ulu sultândır. Hârûnu'r-Reşîd asrında elçilik ile gelüp mesmûmen kıralın şehîd etdüği Baba Ca‘fer Sultân, Şeyh Zindânî hazretlerinin ecdâdıdır. Zindânkapusu içre medfûn olduğun Şeyh Zindânî bilüp Ebü'l-feth ile Edirne'den gelüp üç bin sâdât-ı kirâm ile amân vermeyüp Zindânkapusu'nu kal‘ edüp kal‘a dâhilinde cedd-i izâmına varup ziyâret etdükde kendi yeşil imâmesin ceddi Baba Ca‘fer Sultân'ın ser-i sa‘âdeti mahalline koyup ba‘de'l-feth yetmiş sene türbedâr olup bir âsitâne bünyâd etdi. Ve ba‘de'l-feth Ebü'l-feth ol mahalli yine zindân etdüğiyçün ve Şeyh Zindânî feth etdüğiyçün Zindânkapusu derler.
EÇS I 26b–27a
Ba‘dehu Şeyh Zindânî hazretleri yerine yine ırk-ı tâhirden Seyyid Muhammed'i Baba Ca‘fer üzre türbedâr nasb edüp kendüler Sultân 27a Bâyezîd-i Velî ile {"Fetahetâ"} sene 889 târîhinde Kili ve Akkirman kal‘aları ki taht-ı Salsâl'dır, anların fethin Şeyh Zindânî hazretleri ve Kara Şems ile tebşîr edüp ba‘de'l-feth Bâyezîd-i Velî ile Edirne'ye geldükde Şeyh Zindânî hazretleri dârü'l-fenâdan dâr-ı bekâya irtihâl edüp Bâyezîd-i Velî rûhiyçün cümle zindânda olanları âzâd edüp zindân kullesinin karşusunda tarîk-i âm aşırı bir türbe-i pür-envâr binâ edüp bizzât Bâyezîd-i Velî {cenâze-i şeyhe} hâzır olup ol câ-yı mehbıt-ı pür-envârda defn etdiler. Âsitânesinde Tîğî Beğ güftesiyle târîhi vardır. Hâlâ azîm âsitânedir. Cümle evlâdları ile anda medfûnlardır kim ziyâretgâh-ı Abdürra’ûf Samedânî'dir. Hâlâ İslâmbol'da Baba Ca‘fer Zindânî âsitânesin bekleyenler anların zürriyetindendir kim şecerelerinde böyle tahrîr olunmuşdur.
EÇS I 27a
Abdürra’ûf Samedânî ibn Şeyh Cemâlüddîn ibn bint-i Emîr Sultân ibn Şerefüddîn ibn Tâceddîn anlar dahi kız evlâdından râzı bilâ-oğuldur. Anlar bint-i Seyyid Sikkîn kim Akşemseddîn kurbünde Türbeli Göynük'de medfûndur. Anlar İslâmbol zindânında medfûn Baba Ca‘fer oğludur. Anlar Muhammed Hanefî evlâdıdır kim bizim ceddimiz Ahmed Yesevî ibn Muhammed Hanefî'ye müntehî olduğunda şecerelerimizde böyle tahrîr olunmağile hasîb ü nesîbleri ile ma‘lûmumuzdur.
EÇS I 27a
Kâmkâr Beğ Kütâhiyye'de Germiyanoğullarından idi. Üç bin yiğit ile Şehîdkapusu'ndan sarılup Ayasofya'ya karîb olmağile cem‘iyyet-i Nasâra vefret üzre gelüp kapuyu küşâde edüp bir ceng-i azîm olup cümle guzât-ı müslimin anda şehîd olduğıyçün ve Hârûnu'r-Reşîd asrında Ensârdan niçe Sahâbe-i kirâm câm-ı şehd-i şehâdeti ol mahalde nûş etdükleriyçün Şehîdkapusu derler. Ammâ efvâh-ı nâsda Çufudkapusu derler ammâ galatdır. Lâkin cemî‘i milel-i Yahûdî ol semtde sâkin oldukları cihetden Çufudkapusu derler ammâ sahîhi Şuhûdkapusu'dur.
EÇS I 27a
Ve hâlâ Hünkâr Sarâyı etrâfında olan kapularda aslâ muhâsara olunmamışdı. Ammâ Yedikullekapusu'na yeni imdâda gelen Karamanoğlu Yedikulle'den sarıldı.
EÇS I 27a
Ve Tekebayoğlu Silivrikapusu'na ta‘yîn olundu. Ve Aydınbayoğlu Yenikapu'dan sarıldı.
EÇS I 27a
Ve Sarhanbayoğlu Topkapu'sundan sarılup ol ân Topyolu'nda şehîd olup yerine Menteşbayoğlu ta‘yîn olundu.
EÇS I 27a
Edirnekapusuna isfendiyâr oğlu fermân olunup hakkâ ki ceng-i isfendiyâr etdi derler.
EÇS I 27a
Ve Eğrikapu'dan Hamîdbayoğlu ta‘yîn olunup İslâmbol'un iki cânibi muhâsara olunup hemân ancak Yedikulle'den tâ Sarâyburnu'na varınca Kumkapu cânibleri leb-i deryâ olmağile muhâsara olunmadı. Ammâ Yedikulle tarafından Serdâr Şâ‘ir Ahmed Paşa ihtimâm-ı tâm edüp küffârın top [u] tüfengine bakmayup kal‘anın niçe yerlerin harâb [ü] yebâb etdi.
EÇS I 27a
Silivrikapu serdâr[ı] Cem Şâh Haydar Paşa'sı göz açdırmayup küffâra top u tüfeng atdırmaz oldu.
EÇS I 27a
Adnî Paşa ki Mahmûd Paşa'dır, Yenikapu serdârı idi. Kal‘ayı münhedim edüp üç def‘a yürüyüş edüp fethi müyesser olmadı.
EÇS I 27a
Topkapusu serdârı Nişânî Paşa'dır kim Celâleddîn-i Rûmî zürriyetinden Karamanî Mehemmed Paşa derler. Uzun Hasan cenginde hayli şecâ‘ati zâhir olmuş bir vezîr-i dilîr idi. Topkapusu'ndan küffâra bir top atdırmaz oldu.
EÇS I 27a
Edirnekapusu'ndan Cem Şâh Sa‘dî Paşa'sı cengâver bir server olup Cem Şâh ile Frengistân'da çok sâkin olup niçe bin funûn-ı ceng hâsıl edüp Edirnekapusunda isfendiyâr oğlu Şecî‘ ile yek-dil yek-cihet olup hadîs-i şerîfler mazmûnunca "fâtih-i Kostantıniyye biz olaydık" deyü iki yerden iki şecî‘ nâmdârlar ikişer yerden gayret kemerlerin kuşanup yedi yerden Edirnekapusu câniblerin münhedim etdükleri alâmetleri zâhirdir.
EÇS I 27a
Ve Hersekoğlu Ahmed Paşa Eğrikapu serdârı idi. Eğrikapu'yu top-ı kûp ile döğe döğe doğruldup küffârın miyânın eğrildüp {mûmiyân etdi}.
EÇS I 27a–27b
Bu minvâl-i meşrûh üzre kal‘a-i Kostantıniyye yigirmi gün muhâsara olup aslâ feth [u] fütûhdan bir eser zuhûr etmeyüp cümle guzât-ı müslimîn ve yetmiş evliyâullâh-ı muvahhidîn ve üç binden mütecâviz mezâhib-i erba‘ada fetvâ sâhibi ulemâ-yı âmilîn ve bu kadar meşâyihân-ı sâlikîn kal‘anın yigirmi günden berü feth olmaduğuna müte’ellim olup cümlesi bir yerden Cenâb-ı Bârî'ye derûn-ı dilden teveccüh-i tâm edüp fethin ricâ etdükleri hâlde hemân bi-emrillâhi Ta‘âlâ İslâmbol üzre bir zulemât çöküp bir ra‘d ü berk olup ol ân 27b Atmeydânı tarafında bir âteş zâhir olup evc-i âsumâna peyveste olup evc-i âsumâne şeddâdî binâları perrân ber-hevâ atup kimi berre ve kimi cânib-i bahre düşüp ol gün derûn-ı kal‘adan üç bin kâfir havf [u] haşyetlerinden kal‘adan taşra firâr edüp kimi İslâm ile müşerref olup hidmet-i pâdişâhide oldu, kimi birer diyâra firâr etdi. Ammâ yine küffâr gayret-i Mesîhiyye'yi elden komayup kal‘anın rahnedâr yerlerin termîm edüp ceng ederdi. Ammâ derûn-ı kal‘ada olan küffâr kaht [u] galâdan hâlleri mükedder idi.
EÇS I 27b
Muhâsaranın otuzuncu günü ki oldu Sultân Mehemmed ser-i sa‘âdetine örf-i izâfetin geyüp ayağına âsumânî çizmesin geyüp Düldül-vâr bir katıra süvâr olup ulemâ kıyâfetiyle İslâmbol kal‘ası etrâfların deverân u seyrân edüp asâkir-i İslâma ihsân [ü] in‘âmlar edüp ve istimâletler ile va‘de-i kerîmeler edüp cüyûş-ı müslimîni cenge terğîb edüp gezerdi. Ol tarafdan ubûr edüp niçe bin asker ile Eyyûb'den Kâğızhâne tarafına varup Beğ nehrin ve Kâğızhâne nehrin ubûr edüp Levend Çiftliği nâm mahalde kırk pâre firkate dahi yapılmış idi, anları alup yine kızaklar ile çekerek Okmeydânı'ndan aşırup deryâ-misâl imdâd-ı asker gösterüp {gemileri Şâhkulu iskelesinde} deryâya kodular ve içine niçe bin pür-silâh kırmızı fes arakiyyeli azebistân kavm-i Arabistân şehbâzlarından asker doldurup yine İslâmbol'a geçmek sadedinde iken
EÇS I 27b
{On birinci fasıl}Bi-emri hikmet-i Hayy [ü] Kadîr hikâyet-i garîb [ü] acîb-i bî-nazîr
EÇS I 27b
Sarâyburnu tarafından on pâre paturuna mükellef ü mükemmel âlât-ı silâhıyla müretteb galyonlar orsa haçlı peykerlerin küşâde kılup Sarâyburnu'nda lenger bırağup tabl [u] erganûnların çalup bir yaylım top u tüfeng şâdumânları ederler kim diller ile ta‘bîr olunmaz.
EÇS I 27b
Hemân beriden iki yüz pâre firkate ve kayıklar içre Okmeydânı'ndan gelen guzât-ı müslimîn gemilere girüp salpa demir, avanta kürek, ribaça gemir edüp bir baş on pâre kalyonlara ve on pâre balkarmata kadırgalara cümle guzât-ı müslimîn zenbûr-ı asel, kovana üşer gibi üşüp kıçdan ve başdan ankebût-vâr resenbâzlık edüp kâfir keştîlerine mâl-â-mâl olurlar. Küffâr ise emn [ü] emâna dâhil olduk, bunlar istikbâlimize geldi zan edüp aslâ dest-dırâzlık etmeyüp âsûde dururlar.
EÇS I 27b
Görseler kim bunların lisânında sadâ-yı Allâh Allâh zâhir olup keştî içre olan küffârları dest-ber-kafâ kayd [u] bend etmeğe başlayup cemî‘i mâl [u] erzâkların gâret etmeğe başlarlar. Hemân küffâr lisânlarınca "ki parlari" der, ya‘nî "nişleyüp ne söylersiz" der. Guzât dahi "parlamazız bütün alırız" derler. Kâfir gördü kim bunlar Türk askeri bir tâ‘ûndur kim gemileri içre girmişler, âlat-ı silâha el kaldırmağa iktidârları yok. Ve limana girdikde şâdumân içün cemî‘i top u tüfenglerin atmış bulundular. Âhir "zanca Türk" deyüp cümle giriftâr oldular.
EÇS I 27b
Derûn-ı kal‘ada olan cümle küffâr-ı bed-girdâr bu hâli görüp imdâda gelenler dahi bu yüzden oldu deyü saç [ve] sakalların yolup Sarâyburnu'nda ve Kurşumlu Mahzen'de ve Kız Kullesi'ndeki toplara âteş edüp semender-vâr âteş-feşânlık etdiler. Ammâ karadan limanın iç yüzüne enmiş gemilere ne fâ’ide. Küffâr ise deryâ boğazlarından gelen gemiler içün mezkûr üç boğazı toplar ile ma‘mûr etmişlerdi.
EÇS I 27b
Küffârın gözleri önünde on pâre galyonu ve on pâre kadırganın sütûnları üzre haçlı bayrakların ser-nigûn edüp İslâm keştîleri küffâr barçaların "Allâh Allâh" ile yedeğe alup top u tüfeng şâdumânları ederek Galata ve İslâmbol halîci üzre ubûr etdirerek Tershâne bâğçesi önünde lenger bırağup bir kaç {kerre} top u tüfeng şâdumânları edüp küffârın zehreleri çâk, guzât-ı müslimînin cümlesi şâd [u] ferahnâk olup tâze cân buldular.
EÇS I 27b
Derhâl serdengeçdiler keştîlerden çıkup Tershâne bâğçesi'nde Ebü'l-feth'e ve Akşemseddîn'e müjde edüp hemân ol sâ‘at Akşemseddîn hazretleri buyururlar kim;
EÇS I 27b–28a
"Beğim cenâb-ı şerîfiniz Ma‘nisa'da şehzâde iken Mısır nevâhîlerinde Akka ve Sayda [ve] Berût kal‘alarına küffâr istîlâ etdüğin cenâbınız istima‘ edüp bu kadar ibâdullâh ve bu kadar sıbyân [u] 28a nisvân esîr-i giryân oldu deyü giryân olduğunuzda 'Elem çekme beğim, İslâmbol'u feth edeceğiz günde gâret olan Akka'dan gelmiş akîde ve pişmiş helvâ yersiz' deyü size tesliyet-i hâtır verüp İslâmbol'un fethin tebşîr etmişdik ve 'Ol günler gazâ ile guzât-ı müslimîne kadı ol ve her şey’e kanâ‘at edüp râzı ol' demiş idin. İşte ol pişmiş helvânın semeresi geldi, zuhûr etdi. İnşâ’allâh ellinci günde kal‘anın dahi seyecî’ü fethi bi-emrillâh mukarrerdir" deyü da‘vâ-yı merd edüp cümle guzât-ı müslimîn gemilerde olan mâl-ı ganâyimi ve üç bin kîse Tâkyânûsî filoriyi ve bin sebüke zeheb-i hâlisi ve iki bin sebüke sîm-i ebyazı ve yigirmi gemide sekiz bin esîri ve yigirmi kapudanları ve bir kıralzâde ve bir Fransa kıralının duhter-i nâ-şüküftesini ve bin aded pençe-i âfitâb mahbûbe-i cihâne ümmet-i Muhammed kızları kim, kimi şerîfe ve kimi gayr-ı şerîfe-i müslime bânû-yı cihânlar kim her biri hûrşîd-i cihân-tâb banû-yı sâhib-hicâb duhterler idi ve niçe bin kerre yüz bin âlât-ı silâhât levâzımât makûlesi eşyâları derûn-ı deftere kayd edüp Ebü'l-feth'e cümle mâl-ı ganâyimi Allâh emâneti verüp yine cenge meşgûl oldular. Ebü'l-feth dahi bu mâl-ı ganâyimi ve Fransa kıralı kızını ve gayr-ı müslime bâkireleri Akşemseddîn'e teslîm edüp kendüler kal‘anın feth [u] teshîrine cidd ü cehde sâ‘î oldular.