EÇS I 39b
Evsâf-ı Câmi‘-i Zeyrekbaşı: Kostantîn'in (---) binâsıdır. Hazret-i Yahyâ rûhıyçün binâ olunmuş bir câmi‘-i azîmdir kim zamân-ı nasârâda ismine Manastır-ı Sencovaniyye derlerdi. Ve hâlâ Hazret-i Yahyâ'nın cesed-i şerîfi Malta elinde olmağile Malta'ya Sencovaniyye derler. Malta küffârı Mısır İskenderiyyesi'nden hurûc edüp İşpanya keferesi destinde Kudüs-i Şerîf kalmışdı. Ol asırda Malta Urbânı İskenderiyye'den Akka kal‘asına istîlâ edüp andan Kudüs-i Şerîf kurbünde Beyt-i Sabastıyye nâm karye deyrinde Hazret-i Yahyâ'nın cesed-i şerîfi ol deyrde ter ü tâze dururdu. Ser-i sa‘âdetler[i] Şâm-ı cennet-meşâmda Câmi‘-i Emeviyye'nin tâ ortasındaki gâr içre altun sini içre durur.
EÇS I 39b
Ba‘dehu Malta küffârı Sabastıyye'den cesed-i Yahyâ'yı alup Akka'ya getirüp anda cevâhir sandûka içine koyup anı kendülerine ricâl-i gayb deyüp anın nâmıyla her diyârı gâret edüp mansûr olurlar. Anıniçün Malta kâfirine cümle milel-i nasârâ ri‘âyet edüp i‘tibâr ederler. Hâlâ haçlı sancaklarında Yahyâ Nebî'nin Sencovan nâmıyla sûretin yazup sancak taşırlar.
EÇS I 39b
Hazret-i Yahyâ, Hazret-i Îsâ'nın vâlidesi tarafından akrabâ-yı karîbi olması ciheti ile Kostantîn'in vâlidesi bu Zeyrekbaşı'ndaki câmi‘i inşâ edüp Hazret-i Yahyâ rûhuna hibe etdüğiyçün Manastır-ı Sencovaniyye derlerdi. Cânib-i erba‘asına başka kal‘a dîvârı ve bir su sarnıcı ve üç bin bıtrîke hücreler imâret edüp âbâdân etmişdi. Ba‘de'l-feth Sultân Mehemmed câmi‘ etmişdir.
EÇS I 39b
Sağîr ü kebîr cümle kırk altı kubbedir ve cümle (---) sütûn-ı zî-kıymetlerdir. Kıble kapusu'ndan tâ mihrâba varınca tûlu (---) ayakdır ve arzı (---) ayakdır. Ve bir minâre-i mevzûnu ve (---) kapusu vardır. Ammâ bu câmi‘in kubbeleri ve toloz kemerleri içre mutallâ-yı müzehheb tasâvîr-i gûnâ-gûnlar var kim görenler vâlih [ü] hayran olur. Bir püşte üzre vâkı‘ olmuş cihân-nümâ bir câmi‘-i a‘lâdır.
EÇS I 39b
Ve'l-hâsıl Ebü'l-feth'in zamân-ı saltanatlarında İslâmbol içre kendüleri ve vüzerâları ve sâ’ir merâtib sâhibleri altı bin altı yüz yetmiş deyr-i kebîrlerin mihrâbların tahvîl edüp secdegâh-ı müslimîn edüp âyîn-i Muhammedî olup hâlâ amâristân câmi‘lerdir.
EÇS I 39b
Andan bizzât kendüler içün tarz-ı Rûm bir câmi‘-i latîf inşâ etmeğe şürû‘ etdükde ibtidâ Karaman çârsûsu içinde Irgat hammâmın kırk günde binâ etdi kim cümle bennâ ve ummâller her gün gasl edüp ba‘dehu hidmet edeler deyü ibtidâ hammâmı binâ etdi. Hâlâ Irgat hammâmı nâmıyla meşhûr bir hammâm-ı latîfdir.
EÇS I 39b
Evsâf-ı câmi‘-i Ebü'l-feth Sultân Mehemmed Hân GâzîRahmetullâhi aleyh
EÇS I 39b–40a
Cemî‘i memâlik-i Âl-i Osmân'da ne kadar ilm-i hendesede kâmil mi‘mâr ve bennâ ve kûhken var ise İslâmbol'a cem‘ olup 40a niçe bin kibâr-ı evliyâullâhın du‘âsıyla esâsına mübâşeret olundu, sene 867.
EÇS I 40a
İtmâmına târîh sene 875. İntihâ-yı imâretine bu mısra‘ târîhidir:
EÇS I 40a
Bu câmi‘-i bülend ve ma‘bedhâne-i bî-mânend şehr-i İslâmbol'un tâ vasatında Karamaneyn mâbeyninde bir mürtefi‘ zemînde vâkı‘ olmuşdur. Zamân-ı kadîmde bu câmi‘-i latif'in zemîninde (---) (---) nâm kıralın bir deyr-i garîbi var idi kim Kayser-zemînde Ayasofya'dan sonra eyle bir musanna‘ binâ olunmamış idi. Zelzeleden münhedim olup kudûm-i yümn-i Sultân Mehemmed Gâzî ile esâs-ı binâsın ka‘r-ı zemîne varınca nâm [ü] nişânın ref‘ eyleyüp câmi‘-i Mehemmed Hân binâ olundu.
EÇS I 40a
Eşkâl-i câmi‘-i Ebü'l-feth: Bu câmi‘in yemîn [ü] yesârından (---) kademe taş nerdübân ile su‘ûd olunur. Ve zemînden tâ sutûh-ı dam [u] bâmına varınca zirâ‘-ı bennâ ile seksen yedi zirâ‘dır. Vech-i arzdan atebe-i suflâsına varınca dörd zirâ‘ kaddi mürtefi‘dir.
EÇS I 40a
Ve çâr-pâye-i âlî üzre evce münkalib olmuş bir kubbe-i âlîdir ve mihrâb tarafında dahi nîm kubbedir. Ve yemîn ü yesârında iki sommâkî amûdlar var kim ve mine'l-iberdir. Mihrâbı ve minberi ve hünkâr mahfili ve mü’ezzinân mahfili beyâz mermerden sâde güzeli kâr-ı kadîmdir. Ve kubbe-i pür-envâr içre iki tabaka kanâdîller ile zeyn edecek tabakaları vardır. Ve mihrâbın sol tarafında Cübbe Alî hazretlerinin külâh-misâl dilim dilim bir sancağı vardır.
EÇS I 40a
Ve kıble kapusundan tâ mihrâba varınca bu câmi‘in tûlu (---) ayakdır ve arzı (---) ayakdır. Ve câmi‘ içre kanâdîllerden gayrı maslûbât âvîzeler yokdur. Ammâ du‘â müstecâb olacak rûhâniyyetli câmi‘dir. Zîrâ binâ olundukda bennâ ve ummâlînden gayrı millet hidmet etmemişlerdir. {Cümle huddâmları müselmânlar idi.} Ve ile'l-ân bâb-ı sa‘âdetinden içre Yahûd [u] Nasrânî girmemişdir. Cemî‘i huddâmları gasl edüp hidmet ederlerdi. Ve gazâ mâlından binâ olduğuyçün rûhâniyyet vardır. Ve hâlâ hâl sâhibi kimesnelerden hâlî değil bir nazargâhdır.
EÇS I 40a
Ve kıble kapusundan taşra çıkarken sağ tarafda çâr-kûşe beyâz mermer üzre müzehheb ve lâciverd ile Hattât Demircikulu'nun celî hat ile tahrîr olunan hadîsdir:
EÇS I 40a
Ve çâr-kûşe haremi dahi tûlen ve arzen (---) ayakdır. Ve yemîn ü yesârında ve bir dahi kıblesi kapusunda (---) kademe taş nerdübân ile urûc olunur haremin cânib-i erba‘asında yan soffaları üzre cümle gûnâ-gûn ibret-nümûn amûd-ı nakş-ı bûkalemûnlar var kim âdem hayrân olur. Hattâ hareminin kıble kapusunun iç yüzündeki amûd-ı ebrî içre bi-emrillâh taşın mevcinde bir hırka-i peşmîneli Mevlevî külâhlı ve eli mirvahalı bir dervîş sûreti vardır, gûyâ zî-rûhdur. Temâşâgâh-ı ünâsdır kim Musavvirü'l-Hallâk eyle tahrîr etmiş.
EÇS I 40a
Ve bu haremin tâ vasatında bir âbdesthâne havzı vardır. Cânib-i erba‘asında sekiz amûd üzre bir mevzûn levhalı kurşum ile mestûr bir kubbe-i serâmeddir. Bu havzın cânib-i erba‘asında evc-i semâya ser-çeküp minârelere hemtâ serâmed sebiz-gûn servler var kim gûyâ her biri yeşil melekdir.
EÇS I 40a
Ve câmi‘in yemîn [ü] yesârında birer tabakalı seng ile bünyâd olunmuş minâre-i âliyeleri var kim vâcibü's-seyrdir. Her biri (---) kademe bâlâdır. Ve haremin cânib-i erba‘asında (---) kubbe-i vâlâdır.
EÇS I 40a
Ve haremin zemîni eyle mermer-i reng-â-rengler ile mefrûşdur kim gûyâ ruhâm-ı mînâdır. Ve haremin cânib-i erba‘asındaki revzenlerin taşra atebeleri üzre olan kitâbeler içre yeşil sommâkî üzre beyâz mermer-i hâm ile Yâkût-ı Musta‘sımî {tarzı} hattıyla sûre-i Fâtiha kitâbet olunmuşdur kim diyâr-ı İslâm'da bu gûne mermer üzre hatt-ı Yâkût görülmemişdir.
EÇS I 40a–40b
Ve mezkûr havz-ı latîf üzre üstâd-ı kâmil kemâl-i ma‘rifetin ayân u beyân etmeğiçün sarı pirincden bir gûne şebeke kafes örmüşdür kim bu dahi makdûr-ı beşer değildir. Ve havz-ı kebîr içre bir mermer musanna‘ kadehden gûnâ-gûn fevvârelerden âb-ı revândan şâz olup şeb [u] rûz âdem gerdeni-misâl pertâb edüp cereyân etmededir. Ve havz-ı müdevverin cânib-i erba‘asındaki uyûnlardan 40b cümle cemâ‘at-i kesîreler tecdîd-i vuzû’ edüp âb-ı hayâtından nûş edüp def‘-i atşân ederler.
EÇS I 40b
Hâsıl-ı merâm ol bünyâd-ı refî‘ü'l-imâdın tekmîline sa‘y-i belîğ edüp kubbe-i azîm-i nîlgûnun rif‘at-ı intisâbını Hayyâm-ı Mînâ nâm seb‘-i sidâd(?) gibi bülend ve hoş binâ-yı dil-pesend etdiler kim vasfında lisân kâsırdır.
EÇS I 40b
Ve bu câmi‘in mihrâb önünde ravza-i Rıdvân'dan nişân verir bir bâğ-ı İrem içre Ebü'l-feth Gâzî'nin ve ehlinin türbe-i pür-envârları vardır. Andan gayrı câmi‘in cânib-i selâsında bir sahrâ-yı azîm-misâl bir haremi vardır kim sekiz yerde kapuları vardır. Bu haremin iki cânibinde (binâ) bâğçeler vardır, andan hâric câmi‘in tarafeyninde Semâniyye medreseleri vardır. Cümle (---) hücrelerdir kim mâl-â-mâl talebelerdir. Anlardan hâric tarîk-i âm aşırı medârislerin iki câniblerinde sûhtevât tetimmeleri vardır. Cümle (---) hücreler içinde tâlib-i ilm ile memlûdur.
EÇS I 40b
Ve bir dârü'z-ziyâfe ve bir dârü'ş-şifâ ve bir mihmân-sarây-ı azîm ve bir hammâm-ı kadîm ve bir mekteb-i sıbyân-ı ebcedhân ile ârâste olmuş bir câmi‘dir kim bir mürtefi‘ yerden bu câmi‘-i latîfin cânib-i erba‘asında olan imâretlere im‘ân-ı nazar ile nazar etsen sâfî rusâs-ı hâsdan göm gök bir amâristândır kim berk urup durur. Bu âsârlardan gayrı koca Ebü'l-feth niçe bin imâret ile şehr-i İslâmbol'un enderûn [u] bîrûnunda niçe âsâr-ı azîmler edüp İslâmbol'u ma‘mûr [u] âbâdân etdi.
EÇS I 40b
{Mi‘mârbaşı ile Ebü'l-feth'in mürâfa‘a-ı şer‘-i Resûl olduğun beyân eder}
EÇS I 40b
Bir gazûb pâdişâh-ı Cem-cenâb olmağile câmi‘i binâ eden mi‘mârbaşıya itâb edüp,
EÇS I 40b
"Benim câmi‘im niçün Ayasofya kadar âlî etmeyüp benim birer Rûm harâcı değer sütûnlarımı kesüp câmi‘im alçak etdin?" dedikde mi‘mâr eydir:
EÇS I 40b
"Pâdişâhım İslâmbol'da zelzele çok olup metânet üzre inkırâzu'd-devrân mü’ebbed ola deyü iki amûdu üçer zirâ‘ kesüp câmi‘-i Ayasofya'dan sehel alçak etdim" deyü özür buldu.
EÇS I 40b
"Özrü cürmünden eşeddir" deyü Ebü'l-feth amân vermeyüp mi‘mârbaşının iki ellerin bileklerinden kat‘ etdi.
EÇS I 40b
Ertesi gün mi‘mârbaşı ehl [ü] iyâliyle İslâmbol mollâsı olan (---) hazretlerinin huzûruna varup Ebü'l-feth Gâzî'den şikayet edüp,
EÇS I 40b
"Mürâfa‘a-i {şer‘} olunmasın taleb ederim" dedikde derhâl (---) hazretleri kethudâsını Ebü'l-feth'e gönderüp şer‘-i şerîfe da‘vet eder. Hemân Ebü'l-feth,
EÇS I 40b
"Emir şer‘-i Resûl-i mübînindir" deyüp lepâçesin geyüp kemerine bir bozdağan topuz alup bâb-ı şerî‘ata yüz sürerek gelüp ba‘de's-selâm aleyk alınup sadr-ı âlîde karâr etmek murâd edindikde (---) hazretleri,
EÇS I 40b
"Oturma beğim, hasmınla mürâfa‘a-yı şer‘ olup ayak berâber durun" dedikde mi‘mârbaşı da‘vâya âğâze edüp eydir:
EÇS I 40b
"Sultânım, ben bir üstâd-ı kâmil mi‘mâr [u] mühendis-i âmil idim. Bu âdem, ‘Benim câmi‘im niçün alçak edüp iki direğim kesdin’ deyü benim iki ellerim kesüp beni kâr [ü] kesbimden ve kifâf-ı nefsimden alıkoyup ehl [ü] iyâlim beslemeğe iktidârım kalmadı. Emir şer‘-i şerîfin" deyüp summun bükmün durdu.
EÇS I 40b
"Beğim ne dersin, bu âdemin ellerin siz mi kat‘ etdiniz?" deyince hemân Ebü'l-feth,
EÇS I 40b
"Vallâhi sultânım, bu âdem benim birer Mısır harâcı değer amûdlarım kat‘ edüp câmi‘im bî-şöhret olup alçak olduğıyçün ellerin kat‘ etdim. Emir şer‘-i şerîfindir" dedikde hemân (---) hazretleri,
EÇS I 40b
"Beğim şöhret âfetdir. Câmi‘ sahrâda {ve} küşâde olsa ve alçak olsa ibâdete mâni‘ değildir. Senin taşın cevâhir dahi olsa kıymeti yine bir taşdır. Ammâ bu âdem melekden mükerrem, kırk yılda hâsıl olur. Ve nâ-şer‘î kat‘-ı yed edüp tehevvür etmişsiz. Bu âdem kârdan kalup şimden gerü kârı cimâ‘ etmek olsa gerekdir. Evlâd [u] ensâbı kesret üzre olup kifâf-ı nefsleri şer‘ân senin üstüne lâzımdır. Ne dersin beğim?" dedikde hemân Sultân Mehemmed,
EÇS I 40b
"Emir şer‘in" dedükde (---) hazretleri,
EÇS I 40b
"Emr-i şer‘ budur kim mi‘mâr da‘vâ etse şer‘an sizin dahi elleriniz kat‘ olunur. Zîrâ şer‘-i şerîfden me’zûn olmadan nâ-şer‘î iş edenin emr-i şer‘ile hakkından gelinir" dedükde Ebü'l-feth,
EÇS I 40b
"Sultânım Beytü'l-mâl-ı müslimînden kifâyet mikdârı ulûfe edelim" dedikde hemân mollâ,
EÇS I 40b–41a
"Hayır, Beytü'l-mâl'e gadr etmen. Bu iş izn-i şer‘siz olmuşdur, kabâhat sizindir. Siz kendi 41a ulûfenizden bu mecrûha beher yevm onar akçe ferâgat edersiz" deyü hükm etdükde Ebü'l-feth,