EÇS I 41a
"Yigirmişer akçe olsun, ammâ kat-ı yed etdiğim bana helâl etsün" dedükde Mi‘mârbaşı tesellî-i hâtır bulup,
EÇS I 41a
"Dünyâda ve âhiretde helâl olsun" deyü yevmiyye yigirmişer akçenin berât hüccetin alup gitdi.
EÇS I 41a
Sultân Mehemmed dahi kat‘-ı alâka ve fasl-ı husûmet hüccetlerin alup da‘vâ ve nizâ‘dan halâs olunca hemân (---) hazretleri,
EÇS I 41a
"Pâdişâhım şer‘-i şerîfe hoş geldin, ol mahalde da‘vâcın var idi, iktizâ-yı şer‘ ol idi kim huzûr-ı şer‘de müdde‘în ile berâber olaydın. Anıniçün sana ta‘zîm etmedik. Şimdi sana ta‘zîm farz mesâbesindedir" deyü seccâde üzre teklîf etdiler.
EÇS I 41a
"Eğer efendi bu sultândır deyü bana himâye edüp mi‘mâra gadr edeydin şu topuz ile seni hurd ederdim" deyü eteği altından topuzu sapıyla gösterdi.
EÇS I 41a
"Eğer beğim sen dahi benim şer‘ile hükm etdiğime rızâ vermeyüp zerre kadar şerî‘atdan nükûl edeydin şu seccâde altındaki ejdere seni helâk etdirirdim" deyü seccâdeyi küşâde edince bi-emrillâh seccâde altından bir ejdehâ kıjğırup dehânından âteş-feşânlık ederken Monlâ hazretleri ejdere "Epsem ol" deyü hitâb edüp seccâdeyi yine setr edince hemân Sultân Mehemmed (---) hazretlerinin dest-i şerîfin bûs edüp du‘â-yı hayrları ile şeref-yâb olup sarâyına müteveccih oldular. Böyle bir pâdişâh-ı azîmü'ş-şân iken bâb-ı şerî‘ate gelüp itâ‘at etdi.
EÇS I 41a
Andan mi‘mârın baş halîfesi Abdâl Sinân mi‘mârbaşı olup bu câmi‘e niçe zamîme âsâr-ı binâlar etdi.
EÇS I 41a
Ba‘dehu Alî Kuşcu nâm ilm-i nücûmda benâm-ı hümâm gelüp bu Ebü'l-feth'in câmi‘i hareminin içinde Boyacılarkapusu cenbinde sıbyân-ı müslimîn içün dârü't-ta‘lîm-i Kur’ân binâ olunan kubbe-i âliye önünde mezkûr Alî Kuşcu âye[t]:
EÇS I 41a
nass-ı kâtı‘ı üzre çâr-kûşe bir beyâz mermer içre bir mîkât etmişdir kim rub‘-ı meskûnda nazîri yokdur. Bu câmi‘-i dil-küşâyı Ebü'l-feth bu tahrîr olunduğu üzre itmâm edüp cihân-ârâ bir pâdişâh olup zamân-ı hilâfetinde memâlik-i Âl-i Osmân ma‘mûr [u] âbâdân oldu.
EÇS I 41a
Ebü'l-feth Gâzî'nin zamân-ı saltanatlarındaki fütûhâtları beyân eder
EÇS I 41a
İbtidâ Tuna Belgradın muhâsara edüp bî-feth rücû‘ etdi. Ve cezîre-i Mora'da kal‘a-i Gördüs ve dahi kal‘a-i Misistre ve kal‘a-i Kostantıniyye ve kal‘a-i Atina ve kal‘a-i Eğriboz {875} ve Avrethisârı ve Alacahisârı ve Belgrad kurbünde Havâle kal‘ası ve Semendire kal‘ası ve Silifke kal‘ası ve Mut kal‘ası, Varsak Kara{hisârı} kal‘ası, vilâyet-i Germiyan'da Kütâhiyye kal‘ası ve Karaman'da Ermenak kal‘ası ve Kalonhisârı ve Kefe kal‘ası sene 880 ve ibn Germiyan kal‘ası ve Sudak ve Kerç ve Balıklağa ve Menkup kal‘ası. Bu Kefe'den beri mezkûr kal‘alar Kırım cezîresi etrâfındadır.
EÇS I 41a
Ve vilâyet-i Karaboğdan fethi sene 881 ve cezîre-i Ayameki ve cezîre-i Pulya'dan ba‘zı kılâ‘lar sene 880, feth-i vilâyet-i Karaman sene 882 ve kal‘a-i Samsun ve kal‘a-i Sinop ve kal‘a-i Tarabefzûn sene 865 feth oldular.
EÇS I 41a
Ve R[û]meli'nde feth-i kal‘a-i Arnavud İskenderiyyesi sene 883 ve ceng-i Uzun Hasan sene 878 ve kal‘a-i Elbasan sene 871.
EÇS I 41a
Ve'l-hâsıl zamân-ı devletinde yetmiş yedi sancak yerler feth olup {(---) aded hutbesi tilâvet olunur}. Âhir hicretin sene 886 Mâldepe kurbünde merhûm olup na‘ş-ı şerîfin Üsküdar'dan İslâmbol'a geçirüp câmi‘in mihrâbı önündeki kubbe-i cennet-mekân-ı âşiyânda defn etdiler. Müddet-i saltanat 31 sene ve müddet-i ömr-i azîzleri 51 sene.
EÇS I 41a
Andan serîr-i saltanat, Sultân Bâyezîd-i Velî'ye nasîb olup İslâmbol'u ta‘mîr ü termîm ederken hikmet-i Hudâ kazâ-yı âsumânî İslâmbol içre yedi gün altı gece bir zelzele-i azîm olup Galata kal‘asının niçe yerleri münhedim olup ta‘mîr ü termîm olunup Yağkapanı'nın atebe-i ulyâsı üzre Mi‘mâr Murâd çâr-kûşe bir mermer üzre celî hatt ile yazmışdır, ammâ hakkâ ki sikkeyi mermerde kazmışdır. Târîh
EÇS I 41a–41b
În hisâr-ı refî‘ kez sengînHasmrâ ber-teneş rasîd sal‘a.Ve zamân-ı şehî ki rü’yet-i ûEz kamer mihterest der tal‘aÇün meremmet şüd û be-vakt-i şerîf 41bŞüd müverreh imâret-i kal‘a.Sene (---).
EÇS I 41b
Bu zelzeleden münhedim olan yerler fermân-ı şehriyâr ile altmış günde ta‘mîr ü termîm olundu. "Yanko ibn Madyan zamânından berü böyle bir zelzele-i azîm olmamışdır" deyü yazmışlar.
EÇS I 41b
Andan Bâyezîd-i Velî İzmit sancağında Geyve nâm kasabada nehr-i Sakarya üzre on dörd göz bir cisr-i azîm inşâ etdirmişdir kim her bir tâkı tâk-ı kehkeşândan nişân verir bir kantara-i metîndir.
EÇS I 41b
Andan şehr-i Osmâncık'da Kızılırmak üzre on tokuz kemer bir cisr binâ etdi. Ve Sarhan diyârında nehr-i Gedüz üzre on tokuz tâk-ı nüh-tâk bir cisr inşâ etmişdir kim meşhûr-ı âfâk kavs-ı kuzahdan nişân verir bir köprüdür. Ve andan İslâmbol içre câmi‘in binâsına şurû‘ eyledi.
EÇS I 41b
Evsâf-ı câmi‘-i selâtîn-i sâmin [sâlis] Sultân Bâyezîd Hân-ı Velî
EÇS I 41b
Dâhil-i Kostantıniyye'de Sarây-ı atîk kurbünde esâsına bed’ etdüği câmi‘-i güzînin ibtidâ târîhi sene selâse ve tis‘ mi’ede [903] şürû‘ olundu ve sene ihdâ aşere [ve] tis‘ mi’ede [912] itmâm olundu. Bu câmi‘-i şerîfin evsâfı hemân Sultân-ı mûmâ-ileyhin vâlid-i emcedi fâtih-i Kostantıniyye Sultân Mehemmed Hân Gâzî'nin zikr olunan câmi‘i evsâfına yakındır. Ammâ bu câmi‘in iki minâre-i mevzûnu birer tabaka olup câmi‘e muttasıl değildir. Câmi‘e muttasıl yemîn [ü] yesârında müsâfirîn içün iki aded tevhâne binâ olunmuş, minâreler anlara muttasıldır. Ba‘dehu mezkûr tevhâneleri câmi‘e ilhâk edüp câmi‘-i şerîf iki cânibinden dahi vâsi‘ oldu.
EÇS I 41b
Kıble kapusundan tâ mihrâba varınca zergerdân ayak ile (---) ayakdır. Ve arzı yemîn ü yesârından (---) ayakdır. Arzı tûlünden dırâz olmuş olur. Zîrâ zikr olunan tevhâneleri ilhâk etmişlerdir.
EÇS I 41b
Eşkâl-i câmi‘-i Bâyezîd Hân-ı Sânî ya‘nî Bâyezîd-i Velî: Evvelâ çâr-pâye-i âlî üzre eflâke kad çekmiş bir kubbe-i müdevver-i âlîdir. Ve kıble tarafında mihrâb üzre ve kıble kapusu üzre nîm kubbeler dahi kubbe-i kebîre zamîme olmuşdur.
EÇS I 41b
Ve câmi‘in yemîn ü yesârında iki unnâbî-gûn sommâkî amûdları var kim misilleri meğer Mısır'da Sultân Kalavan câmi‘inde ola. Ve bu amûdlar üzre câmi‘ içre iki tabaka kanâdîl zeyn edecek devvâreler ile bezenilmiş bir câmi‘-i müzeyyendir.
EÇS I 41b
Ve bu câmi‘in yemîninde selâtîn-i kirâm-ı Âl-i Osmân salât-ı cum‘a edâ [e]decek bir makâm-ı fevkânî etmişler kim lâ-nazîrdir.
EÇS I 41b
Ba‘dehu sene (---) târîhinde Sultân İbrâhîm Hân bu mahallin cânib-i selâsına müzehheb ü mutallâ şebeke kafesler inşâ edüp gûyâ kafes-i huld-i berîn oldu. Ammâ mihrâbı ve minberi ve mü’ezzinân mahfili mermer-i hâmdan sâde güzelidir. Ve mihrâb üzre Hattât Şeyh hattıyla (---) tahrîr olunmuşdur.
EÇS I 41b
Ve beş kapusu vardır. Ve taşra hareminin cânib-i erba‘asında yan soffaları üzre cümle gûnâ-gûn (---) aded sütûnlar üzre (---) aded kubbe tâs-ı ser-nigûnlardır.
EÇS I 41b
Ve haremin tâ vasatında bir havz-ı azîmi vardır, cümle cemâ‘at-i kesîre andan tecdîd-i vuzû’ ederler.
EÇS I 41b
Ve bu havuz üzre fâtih-i Bağdâd Sultân Murâd sekiz mermer sütûn-ı beyâz üzre bir serâmed kubbe-i mevzûn inşâ etmişdir.
EÇS I 41b
Ve bu havzın etrâfında dörd aded serâmed serv-i tûbâları var kim her bir gûne serv-i sehîlerdir.
EÇS I 41b
Ve bu câmi‘-i şerîfin esâsına ibtidâ olundukda mi‘mârbaşı
EÇS I 41b
"Pâdişâhım mihrâbı nice vaz‘-ı esâs edelim" deyü su’âl etdükde Sultân Bâyezîd-i Velî mi‘mâra hitâb edüp,
EÇS I 41b
Mi‘mâr kadem ber-kadem basup Ka‘be-i şerîfi müşâhede edüp hemân Bâyezîd Hân'ın pâyine mi‘mâr yüz sürüp mihrâbı ibtidâ kılup yine mihrâbda iki rek‘at salât-ı hâceti Bâyezîd-i Velî kılup hayır ile itmâmıyçün hayr du‘â ederler.
EÇS I 41b
Ve ba‘de'l-itmâm ibtidâ cum‘ada niçe yüz bin cemâ‘at-i kesîre içinde Bâyezîd-i Velî buyururlar kim,
EÇS I 41b
"Her kim salât-ı asrın ve salât-ı işânın sünnetin ömründe terk etmemiş ise ol imâmet etsin" buyurduklarında deryâ-misâl cemâ‘at içre salât-ı asr [ve] işânın sünnetin bir tertîb üzre edâ etmiş bir âdem bulunmayup meğer kendüleri sâhib-i tertîb imişler.
EÇS I 41b
"Elhamdü lillâh sefer ü hazarda ve müddet-i medîd ömr-i azîzimizde biz cemî‘i sünnetleri terk etmedik" deyü imâmet ederler.
EÇS I 41b–42a
Ve gâyet helâl [ü] zülâl-i mâl ile binâ olunduğundan gâyet 42a rûhâniyyetli câmi‘ olup ve İslâmbol'un çârsû-yı bâzârı içre vâkı‘ olduğundan şeb [u] rûz niçe bin cemâ‘at-i kesîrden ârâm yokdur. Kerrâtile vâkı‘ olmuşdur kim bir cemâ‘at salât-ı asrı edâ edüp ba‘de's-selâm bir cemâ‘at dahi kâmete ibtidâ edüp evvelki cemâ‘ate Âyetü'l-kürsî ved[â‘] etmeğe mâni‘ olup gayrı cemâ‘at basar. Tâ bu mertebe izdihâm kesîrdir. Ve şeb [u] rûz havz-ı azîmin muslukları kapanmayup dâ’imâ cereyân etmededir. Zîrâ cemâ‘atden bir ân ârâm yokdur.