EÇS I 63a
Tekrâr gulû-yı asker olup Bayram Paşa olan ol asırda yeniçeri ocağında kethudâyeri iken zorbalar ile bir olup Sultân Ahmed'in duhteri Hânzâde Sultân'ı nikâh ile akd-i nikâha çekdi. Bir çorbacı pâresi iken bu kadar evzâ‘-ı zorbalık etdi.
EÇS I 63a
Andan yeniçeri ve sipâh yek-dil [ü] yek-cihet olup Sadrıa‘zam Kemânkeş dahi anlara teba‘iyyet edüp zulm hadden tecâvüz eyledi.
EÇS I 63a
Ammâ cemî‘i re‘âyâ ve berâyâ ve a‘yân [u] eşrâf [ve] fukarâ ve ulemâ ve sulehâ ve e’imme ve hutebâ ve meşâyih [ve] sâdât ve vüzerâ ve vükelâ ve sarây-ı hâssda olan mukarreb-i enderûn [u] bîrûn ol kadar müteyakkız oldular ve zorbalar elinden ehl [ü] iyâl hammâmlara ve çârsû-yı bâzâra çıkamaz oldular. Ve,
EÇS I 63a
"Fülân Ağa'nın hânesin basalım" deyü nihânî değil alâniyeten güft ü gû ederlerdi. Âhir bu hâl devlet-i Âl-i Osmân'a rahne vermeğe başladı, deyü cemî‘i ibâdullâh hayır-hâh-ı devlet müşâvere edüp,
EÇS I 63a
"Cülûs edelim ammâ Sultân Ahmed'den berü üç kerre cülûs in‘âmı olup beytü'l-mâl-ı müslimînde bir habbe yokdur, nice olur" dediler.
EÇS I 63a
Cümlesi "ihsân-ı cülûsdan ferâgat ederiz, hemân devletde nizâm [ü] intizâm olsun" deyü cümle a‘yân-ı ocak yemîn-billâh edüp sene 1032 mâh-ı Zilka‘de'sinin 14. günü Sultân Murâd-ı Râbi‘ ibn Ahmed Hân, pâdişâh-ı zıll-ı Yezdân olup taht-ı hilâfet-gîr cenâb-ı âlîlerine müyesser oldu.
EÇS I 63a–63b
Azamet-i Hudâ hemân ol ân Belde-i Tayyibe ya‘nî kal‘a-i Kostantıniyye içinden zulemât ref‘ olup halk-ı cihân mesrûr [u] handân olup mürde diller tâze cân 63b buldu. Ganî ve fakîrin yüzü güldü.
EÇS I 63b
Hemân ertesi gün pâdişâh-ı heft-kişver alay-ı azîm ile Ebâ Eyyûb-ı Ensârî hazretlerine varup anda salât-ı cum‘ayı edâ edüp iki yerden gayret kılıcın kuşandı kim bir kılıç Selîm Hân-ı Evvel'in idi, biri Hazret-i Resûl'ün tîğ-ı âteş-tâbı idi. Böyle şemşîr kuşanmak bir pâdişâh-ı sâhib-i câha müyesser olmamışdır.
EÇS I 63b
Yine alay-ı Muhammedî ile Edirnekapusu'ndan içeri girüp alaya muntazır olan ibâdullâha selâm vererek du‘â-yı hayr-ı ibâdullâhı alarak hâsoda içre Hazret-i Resûl'un Hırka-i şerîfine yüz sürüp Hazret-i Yûsuf'un Gavrî hazînesinden alınan destâr-ı şerîfi ser-i sa‘âdetine geyüp iki rek‘at namâz kılup,
EÇS I 63b
"İlâhî beni halk mâbeyninde hor hakîr etme, dîn-i mübîne lâyık hidmetler[e] müyesser eyle" deyü tazarru‘ [u] nâlişler eyledi. Gerçi sinn-i sâlde dahi (---) bâliğ idi, ammâ gâyet reşîd ü necîb ve müdebbir ve âkil ü dânâ idi.
EÇS I 63b
Derhâl huzûruna hâsodabaşı ve hazînedârbaşı ve hazîne kâtibi ve hazîne kethudâsını çağırup,
EÇS I 63b
"Tîz cülûs in‘âmıyçün hazîne" dediler.
EÇS I 63b
Anlar dahi "Pâdişâhım kânûndur, sa‘âdetle hazînenize teşrîf buyurun" dediler.
EÇS I 63b
Meğer bu hakîrin pederi Dervîş Mehemmed Zıllî dahi hâzır olup ma‘an hazîne-i pâdişâhîye girüp hâr [ü] hâşâkdan ve tecemmülât [u] mühmelâtdan gayrı deyyâr bir dînâr mâl add olunur gümüş ve altun âvânından bir şey bulunmayup ancak altı kîse mâl ve bir garâr mercân ve bir sandûk Fağfûrî fincân bulunup ol dem Murâd Hân'ın gözlerinden çekîde çekîde demler cereyân edüp eşk-i hûnâbdan hazîne hüzünden pür olup derhâl hazîne içre iki rek‘at salât-ı hâcet kılup ba‘de'd-du‘â buyururlar kim,
EÇS I 63b
"İnşâ’allâh seyecî’ü bu hazîneyi gâret edenlerin mâlı ile ke'l-evvel leb-ber-leb edüp elli hazîne dahi cem‘ ederim" derler.
EÇS I 63b
Andan var kuvveti bâzûya getirüp on günden cülûs in‘âmiyçün üç bin kırk kîseyi hâzır edüp cümle ocağa haber oldukda cümle ahâlî-i ocak,
EÇS I 63b
"Biz in‘âmı almamağa yemîn etmişiz, bizden pâdişâha helâl olsun" deyü haber gönderdiler.
EÇS I 63b
Tîz ertesi kalebe dîvân fermân olunup ale'l-zor cümle ocaklara terakkîler ve in‘âm-ı cülûs ihsân olunup cümle bay [u] gedâ mesrûr [u] şâdân oldular.
EÇS I 63b
Ol gece Murâd Hân vâkı‘asında Hazret-i Ömer'i görüp,
EÇS I 63b
"Yâ Murâd lâ-tehaf" deyü Murâd Hân'ın beline bir kılıç kuşadup gılâfından kılıcı uryân edüp Murâd Hân'ın destine verir.
EÇS I 63b
Hemân Murâd Hân hâb-ı râhatdan bîdâr olup ertesi ammisi Mustafâ Hân'ı Eski Sarây'a nefy edüp,
EÇS I 63b
"Bizim hayr du‘âmıza meşgûl olsun" buyurdular.
EÇS I 63b
Ve Murâd Hân ba‘zı zamân piyâdece tebdîl-i câme olup ahvâl-i âleme ıttılâ‘ hâsıl etmeğiçün Melek Ahmed Ağa ile ve Vuçu bostâncıbaşı ile reh-revlik edüp köşe-be-köşe ba‘zı eşkıyâyı kelle-pezân paça edüp vücûdların hâke salup rûhların adem diyârına gönderüp başların gönderler üzre dikerdi.
EÇS I 63b
Bu pâdişâhın etdiği hûnhârlığı bir pâdişâh etmemişdir. Kahvehâneleri ve meyhâne ve bozahâneleri ve tütünü dahi yasak edüp niçe yüz bin âdemi ol bahâne ile her gün yüzer, ikişer yüzer âdemi katl ederdi. Ammâ aleyhi mâ-yestehak Anatolu tarafında dahi Abaza Paşa yeniçeri nâmında ve zorba sipâhî nâmında olanları ve üzerine gelen askerleri beşer onar binin bir kümeden mûr-ı za‘îf gibi hulika'l-insân-ı za‘îfi kırardı.
EÇS I 63b
Ve'l-hâsıl cümle zorbalar zûr-ı bâzûları ile veledeş ve gulâmiyyeler isteyüp defterleri mûcebince cümlesine hidmetler verilüp ol defter Murâd Hân'da kalup her bir zorba bir diyârda hidmetde iken bunları beşer onar kıra kıra yedi seneye dek zorbaların zoru kesilmeyüp câ-be-câ nihânîce var idi. Ammâ Murâd Hân bir ferd-i âferîdenin hâsılı hareminden bir dâne-i direm dermedi.
EÇS I 63b
Cümle eşkıyâ havf u haşyetlerinden sûret-i salâhda görünüp kimi sûhte ve kimi ummâl ve kimi cemmâl [u] {hammâl} ve kimi Üsküdarî Mahmûd Efendi mürîdi ve kimi celâ-yı vatan edüp kimi hâb-ı Ashâb-ı Kehf'e varup münzevî oldular.
EÇS I 63b–64a
Ol mahalde sene (---) 64a târîhinde Kemânkeş Alî Paşa'nın tahrîkiyle {1033} Şeyhülislâm Yahyâ Efendi azl olunup fetvâ-yı şerîf Es‘ad Efendi'ye ihsân ve yine sene-i mezkûrede Kemânkeş ilkâsıyla sâbıkan Vezîr Halîl Paşa ve Gürcî Mehemmed Paşa'yı mahpûs etdiler. Ba‘dehu bunların Abaza Paşa isyânından haberleri olmaduğuna Murâd Gâzî ıttılâ‘ hâsıl edüp afv olunup habsden iki vezîri dahi ıtlâk etdiler.
EÇS I 64a
Ba‘dehu Kemânkeş "Vezîr-i sâhib-cülûsum" deyü hemvâre evzâ‘lar edüp mûcib-i i‘tizâr-ı hâtır-ı âtır-ı şehriyârî olmağile Harem-i hâssın sırçasarâyında mahpûs kılınup ertesi gün katl olunup sene 1033'de Çerkes Mehemmed Paşa Âsaf-ı Berhayâ-vâr Abaza üzre serdâr-ı dilîr olup Revân cânibine revâne oldu.
EÇS I 64a
Vezîr-i mûmâ-ileyh bir mü’min ü muvahhid ve perhîzkâr ve dîndâr serdâr-ı bâ-vakâr idiği gördüğümüz vüzerâlarda misli yok idi.
EÇS I 64a
Ol sene-i mübârekde Kayseriyye altında Abaza-yı pür-gırre ile ceng-i perhâş ve bî-misâl savaş ve niçe cân u baş oynayup âhir-i kâr Abaza Paşa münhedim olup Erzurûm kal‘asına varup kendüye ve asker-i makhûruna dârü'l-karâr eyledi ve mürdeleri dârü'l-bevârda karâr eyledi.
EÇS I 64a
Ba‘dehu Bâkî Paşa ve Çerkes Mehemmed Paşa merhûm olup Mardin'de defn olunup sene 1034 Diyârbekir'de Hâfız Ahmed Paşa mühr ile sipehsâlâr-ı mu‘azzam olup Husrev Paşa'ya yeniçeri ağalığı mukarreri gitdi.
EÇS I 64a
Ve sene-i mezbûrede Şâh Abbâs nedîmlerinden Karçıgay Hân'ı askeriyle Gürcistân beği Mavro kırup yigirmi bin Kızılbaş başı ve buğu başıyla Diyârbekir'de Serdâr Hâfız Ahmed Paşa'ya getirüp cümle kelle ve kerrenây ve tabl [u] kûs ve direfş-i kâviyâniyle hâk-i pâ-yı Murâd Hân'a gönderilüp Mavro'ya Gürcistân beğliği ile hil‘at-ı fâhire ve çıgalar gitdi.
EÇS I 64a
Sene (---) de Hâfız Ahmed Paşa Diyârbekir'den Bağdâd üzre serdâr olup Bağdâd'ı tokuz ay döğdü. Kal‘a-kûp toplar ile Akkapu ve imâm-ı A‘zam kapusundan rahneler açılup yürüyüş sadedinde iken Şâh Abes Îrân-zemîn askeriyle İslâm askerinin cânib-i erba‘asında meks edüp önlerinde Bağdâd içre düşman, ardlarında dahi dîninde pişmân kavm-i dâllin mâbeyninde kalup etrâf [u] eknâfdan zehâyir ayağın kesüp asker-i İslâm içre bir kaht-ı azîm müstevlî olup guzât-ı müslimîn şeb [u] rûz âteş-i Nemrûd içinde kalup ceng etmede. Şâh dahi bir gece fursat bulup şebhûn esnâsında kal‘a içre yigirmi bin Mâzenderânî tülüngi imdâd-ı Alî koyup ale's-sabâh İslâm metrisleri basılup gerüden Şâh dahi hücûm edüp bir ceng-i Muhammedî olmuşdur kim bir târîhde olmamışdır. İslâm askeri ne çâre eylesün iki düşman mâbeyninde kalup ve her cânibi çöl [ü] çölistân-ı bî-amân içre kalup yine şeb [u] rûz hem kal‘ayı döğüp hem Şâh askeriyle ceng ederlerdi.
EÇS I 64a
Hele hamd-i Hudâ Şâh tarafından sulha rağbet edüp asker-i İslâm'ın cân-ı azîzine minnet olup taht-ı Bağdâd'dan Diyârbekir'e selâmetle vâsıl oldukları haberi geldi. Ammâ pâdişâh-ı Cem-cenâbın hâtırına hoş gelmeyüp sene 1036 târîhinde Hâfız Ahmed Paşa'yı ma‘zûl edüp mührü def‘a-yı sânîde Halîl Paşa'ya tevcîh buyurulup ordu-yı İslâm'a gönderildi.
EÇS I 64a
Ve bu senede asker-i İslâm Tokat meştâsında iken Ahıçka kal‘asını Kızılbaş-ı evbâş {aldığı} haberi geldi. Fi'l-hâl serdâr-ı âkıbet-endîş Halîl Paşa, Dişlen Hüseyin Paşa'yı on bin güzîde asker ile ılgar [e]düp Abaza Paşa'ya dahi emr-i pâdişâhîler tahrîr olunup "Gayret senindir, sen dahi Hüseyin Paşa ile Ahıçka'nın istihlâsına revâne olasın" deyü fermânlar vardıkda "Sem‘an ve tâ‘aten" dedi. Ammâ Abaza havf edüp,
EÇS I 64a–64b
"Hay gidi Osmânlı Ahıçka bahânesiyle üzerime geliyor" diyüp Dişlen Hüseyin Paşa'yı ziyâfet tarîkiyle kal‘aya çağırup taşrada kalan askerinin cümle erzâkların gâret ü tâlân etdirüp bî-günâh ve bî-haber niçe bin ümmet-i Muhammed şerbet-i şehâdeti nûş edüp Hüseyin Paşa dahi kal‘ada bu câm-ı ecelden nûş edüp 64b mest [u] medhûş olup bakıyyetü's-seyf olanlar uryân [ü] büryân ve nâlân [ü] giryân Tokat'da Halîl Paşa'ya yetişüp feryâd [ü] tazallum etdiler.
EÇS I 64b
Bu ahvâl Âsitâne-i Sâ‘âdet'e arz olunup Abaza Paşa'nın isyân [ü] tuğyânı sarîhaten âşikâre oldu. Ammâ Kayseriyye altında Abaza münhedim oldukda cürmü afv olunup Erzurûm eyâleti kendüye ihsân olunmuş idi.
EÇS I 64b
Lâkin Dişlen Hüseyin Paşa askerin kırduğı haberi gelince hemân ol sâ‘at taraf-ı şehriyârîden cümle vüzerâ [vü] vükelâlara hatt-ı şerîfler yazılup sene (---) târîhinde mühür Tokat kal‘asında Halîl Paşa'ya gidüp Erzurûm'da Abaza Paşa'yı muhâsaraya başladılar. Ammâ kal‘a-kûp topları yok idi. Âlet-i mülâhaza kal‘ayı döğerken bir kaç kerre içeriden Abaza taşra çıkup yeniçeri metrislerin basup hûn-ı Osmân Hân aşkına yeniçerileri kırup niçe binin eşedd-i ukûbet ile katl ederdi.
EÇS I 64b
Bu hâlde iken bir gece tûfân-ı azîm olup cümle haymeler kar ve buz altında kalup niçe bin âdemin eli ve ayakları donup cümle asker gulû-yı âm edüp seferden avdet etdiklerinde Abaza askerin akîblerine düşüp rûz-merrede yeniçeri tâ’ifesin kıra kıra Hınıs ve Mama Hâtûn nâm menâzillerde niçe bin benî âdemin dest [u] pâları donup erre-i Zekeriyyâ ile bürüm eyleyüp bir kuyuya doldurdular.
EÇS I 64b
Hâlâ ol kuyuya çâh-ı dest [u] pâ derler. Mama Hâtûn türbesi kurbündedir. Niçe âdem halâs olup niçe bin eli ayağı kesildiğinden şehîd oldular.