EÇS I 68a
Revân'dan on altıncı günde menzil-i şehr-i Tebrîz-i dilâvîze dâhil-i hıyâm olup derhâl Tatar-ı gâret-şi‘âr-misâl asker-i İslâm şehr-i Tebrîz içre velvele salup gâret ü tâlân ve halkın esîr [u] nâlân ve ihrâk bi'n-nâr ile cemî‘i hânedânların hâk ile yeksân edüp taş taş üzre taşı kalmadı.
EÇS I 68a
Ve cünûd-ı İslâm'dan ednâ hidmetkârlardan ester üştürbân ve gûlam-ı sâyisân ve akkâm u meş‘aleciyân ve sakkâ huddâmları dahi dahme-i Efrâsiyâblar bulup niçe medfûn mâl-ı ganâyimler ile muğtenim olup şehr-i Tebrîz'in ol âlî kasr-ı Havernak ve tâk u revâkı ve ma‘mûr-ı âfâk olan bâğ-ı İrem-misâl Şâh-bâğı nâmıyla iştihâr bulan bâğ-ı hıyâbânı bizzât Murâd Hân seyr [ü] temâşâ edüp engüşt ber-dehen edüp fermânları üzre tarfetü'l-ayn içre asker-i deryâ-misâl bu bâğa girüp cümle der [ü] dîvârın ve müte‘addid şâhâne şâhnişîn ve kâ‘aların harâb [ü] yebâb edüp sahîfe-i rûzgârdan zerre mikdârı gubârın dahi komayup tîşe-i Ferhâd ve teber-i Müslimî ile cemî‘i eşcârât-ı müsmirâtların kat‘ edüp vâdî-i Tîh-misâl bir hâmûn etdiler. Gûyâ ol zemînde hübût-ı Âdem'den berü bir âsâr-ı binâ yok idi.
EÇS I 68a
Andan Pâdişâh-ı âlem Tebrîz'den avdet edüp Âzerbâycân diyârının yemîn [ü] yesârında Hoy ve Menend ve Tesû ve Ordubâr ve Dümdümî ve Dümbülî ve Rûmiyye diyârların nehb ü gâret ederek (---) günde sâlimîn ve gânimîn kal‘a-i Kotur nâm kal‘a Kızılbaş'ın sa‘b kal‘ası olmağile hayli toplar atup itâ‘at etmedi. Zamân-ı şitâya kalmağile ana ığmâz-ı ayn ile nazar edüp ubûr olundu.
EÇS I 68a
Andan Şâh gediğin aşup Muhammedî deresi içre vilâyet-i Mahmûd'u andan beşinci günde sehel kar yağup kal‘a-i Van-ı sedd-i imân andan kal‘a-i Amık ve kal‘a-i Bârgirî ve kal‘a-i Ercîş ve kal‘a-i Adilcevâz ve kal‘a-i Ahlât ve kal‘a-i hân-ı Tahtıvan, bu mezkûr kal‘alar cümle Van deryâsı kenârındadır.
EÇS I 68a
Andan şehr-i azîm kal‘a-i Bitlîs ve kal‘a-i Kefender ve kal‘a-i Hazzo ve kal‘a-i Mîfârıkîn ve kal‘a-i Diyârbekir ve kal‘a-i Malatıyye ve kal‘a-i Sivas ve kal‘a-i Tokat ve kal‘a-i Amasiyye ve kal‘a-i Osmâncık ve şehr-i Tosya ve şehr-i Bolu ve altı günde kal‘a-i İzmit.
EÇS I 68a
Bu bâlâda tahrîr olunan kal‘aların mâbeynlerinde olan kurâ ve kasabâtların menâzillerin Tebrîz'den Üsküdar'a gelince cümle (---) menzilde dâhil olup bin kırk beş Receb'inin tokuzuncu günü taht-ı hümâyûn-ı sa‘âdet-makrûnlarına Sâm-ı Nerîmân-vâr bir alay-ı azîm ile dâhil olmuşdur kim diller ile ta‘bîr ü tahrîri mümkün değildir.
EÇS I 68a
İstikbâl-i Pâdişâhîye çıkan ümmet-i Muhammed kâ’immakâm olan Bayram Paşa'dan hâtır-mânde idiler. Pâdişâhın mübârek cemâl-i bâ-kemâlin müşâhede etdiklerinde gûyâ halk-ı cihân tâze cân buldular. Zîrâ Bayram Paşa zulmünden gûyâ halk-ı âlem bî-tâb u tüvân ve mutlakâ nev‘-i beşer bir kâlıb-ı bî-cân idi. Rû-yı Pâdişâh-ı münevveri görünce cümle ibâdullâh taraf taraf kûçe ve kûçe revzenlerden ve dam u bâmlardan,
EÇS I 68a
"Aleyke avnullâh yâ Gâzî Murâd Hân murâdın alup vefk-i murâdın üzre bahtın müsâ‘id oldu, gazân mübârek-bâd, hoşgeldin" deyü vâcibü'r-ri‘âyâ ve du‘â-gûlar hayır du‘â edüp cânları yerine geldi ve yüzleri gözleri güldü. Ve bizzât kendüleri gök demire müstağrak olup demir budluklar ve hadîd uyluklar sarfı ve ser-i sa‘âdetinde sîmurg-ı ankânın üç çatal otağaların ser-bende-i Îrân-zemîn üzre Acemâne zeyn edüp serbendin kec kılup süvârîlerin büklümleyüp Nogay alaçası üzre süvâr olup ol küheyl-i sâfinâtü'l-ciyâdı dahi yedi pâre âlât-ı silâha yancığ ve bahrî hotasa ve serâpâ murassa‘ât-ı cevâhire müstağrak edüp Revân hânı Emîrgûne Yûsuf Hân ve gayrı esîr hânlar cümle askerleri ile pâdişâhın önü sıra kûs ü kerrenâylerin ve sûrnâ ve nefîr-i Efrâsiyâbîlerin çalarak ubûr ederlerdi.
EÇS I 68a–68b
Kendilerse sa‘âdetle kağan arslan şikârın almış gibi iki cânibe nigerân ederek selâm vererek ardı sıra üç bin âlât-ı harbe müstağrak gılmân-ı hâslar ubûr ederlerdi. 68b Temâşâ eden ibâdullâh ise hamd-i Hudâ edüp yüzlerin yerlere sürerlerdi. Ve şâhrâhın iki tarafına cemî‘i ehl-i hıref atlas ü dîbâ ve şîb ü zerbâf ve sereng ve hârâ vü dârây ve cânfes ve kaneviz ve katîfe ve gayrı elvân akmişe-i fâhireler ile tarîk-ı âmmın tarafeynine pâyendâzlar edüp solaklar ve peykler ve gayrı musâhib huddâmları yağmâ ederlerdi.
EÇS I 68b
Koca Solakbaşı rivâyetinden nakl ederiz: "Hemân bizim solak tâ’ifesi yedi bin guruşluk pâyendâz harîr İslâmbol içre tahsîl etmişler, gayrı askerînin tahsîli ne mertebe ola" deyü nakl ederdi.
EÇS I 68b
Ve sa‘âdetle sarây-ı hâssına varınca cümle deryâda olan keştîler ve Sarâyburnu'ndan ve Kızkullesi'nden ve Tophâne'de bir top şâdumânları oldu kim gûyâ deryâ tutuşdu.
EÇS I 68b
Ve dellâllar nidâ edüp yedi gün yedi gece İslâmbol müzeyyen olup geceleri Kadir ve rûzları rûz-ı ıyd olup şeb [u] rûz a‘yân-ı İslâmbol hayr-ı mukaddem deyü zî-kıymet hedâyâları ile pâdişâhın pâye-i serîr-i a‘lâsına yüz sürüp hedâyâların arz ederlerdi.
EÇS I 68b
Eyle kâlây metâ‘ hedâyâlar geldi kim hazîne mâl-â-mâl olduğundan mâ‘adâ Kuşhâneye dahi mâl-ı firâvân doldurdular.
EÇS I 68b
Ertesi yevm-i cum‘ada bir alay-ı azîm ile Ebâ Eyyûb-ı Ensârî aleyhi rahmetü'l-Bârî hazretlerine ziyârete gidüp ve Bâğçekapusu'ndan leb-i deryâ ile belde-i Kostantıniyye'nin ta‘mîr [ü] termîmini seyr [ü] temâşâ ederek edâ-yı cum‘a ve ziyâret edüp Edirnekapusu tarafının kal‘a dîvârların dahi im‘ân-ı nazar ile nazar edüp zevk [ü] safâsından Bayram Paşa'nın defter-i cerâyiminden hakk-ı afv ile cürmün afv edüp bir semmûr lepâçe-i şâhânî ihsân edüp alay ile Ebü'l-feth Sultân Mehemmed Hân câmi‘ine gelüp iki rek‘at salât-ı hâcet kılup câmi‘ münevver olmuş gördükde mütevellîye ve yine Bayram Paşa'ya birer semmûr geydirdi.
EÇS I 68b
Ve andan mehbıt-ı pür-envâr türbe-i şerîfe girüp ziyâret edüp bin bin hamd [ü] senâ edüp andan Şehzâde câmi‘ine ve türbesine andan Sultân Bâyezîd-ı Velî câmi‘i ve türbesine, andan peder-i azîzi merhûm u mağfûr tâbe serahû Sultân Ahmed Hân câmi‘i ve türbesini ziyâret edüp bu câmi‘lerin ta‘mîr [ü] termîmin görüp hamd [ü] senâ edüp Âsitâne-i sa‘âdeti'ne gelüp karâr etdi.
EÇS I 68b
Ol mâh-ı mezbûrda Erzurûm'da muhâfız olan serdâr-ı mu‘azzam Tabanıyassı Mehemmed Paşa'dan feryâdcı gelüp Şâh Revân'ı alduğı ve şiddet-i şitâdan imdâdına yetişemediklerinin arz-ı mahzarları gelince ol ân mührü Bayram Paşa'ya ihsân edüp derhâl Bağdâd üzre gitmeğe azîmet edüp berren ve bahren mühimmâtlar görülmeğe bezl-i ihtimâmlar oldu.
EÇS I 68b
Ve der-akab etrâf-ı âleme ya‘nî hükm-i Âl-i Osmân'da şarkda ve garbda olan birden bine binden yüz bine varınca pâdişâh kulu olan evvelbahâr-ı huceste-âsârda sefer-i hümâyûnuma âmâde olsunlar deyü taraf taraf hatt-ı şerîf ve emr-i latîfler ile dergâh-ı mu‘allâ kapucubaşıları ve hâsekîler ve musâhib-i şehriyârîler eyâlet-be-eyâlet gönderildi ve asker-i deryâ-misâl sene-i âtiyeye dek cem‘iyyet etmeğe başladı.
EÇS I 68b
Sergüzeşt-i EvliyâBu hakîrin Harem-i hâssa girüp Gâzî Murâd Hân'a intisâb etdiğimizi ve huzûr-ı şerîfinde olan ba‘zı letâ’ifâta müte‘allik kelimâtlarımız beyân olunur
EÇS I 68b
Sene 1045 Ramazân-ı şerîfinin leyle-i kadrinde Ayasofya-i Kebîr'de her sene üç gece ihyâ olunup niçe bin âdem cem‘ olur. Hakîr ol asırda merhûm u mağfûrun-leh üstâdımız Evliyâ Efendi'den hıfzı tekmîl edüp sekiz sâ‘atde kerrâtile hatm-i şerîf edüp Seb‘a kırâ‘atin dahi me’hazları ve Şâtıbî kitâbıyla tekmîl edüp Aşere kırâ’atine şürû‘ etmişdik.
EÇS I 68b–69a
Merhûm [u] mağfûrun-leh pederimiz Dervîş Mehemmed Ağa'nın ibrâm [u] ilhâhıyla ol senenin leyle-i kadrinde Ayasofya-i Kebîr'in mü’ezzinân mahâfili makâm-ı Bilâl-i Habeşî'de ba‘de't-terâvîh Hafz kırâ’ati üzre hatm-i şerîfi tilâvete bed’ edüp sûre-i En‘âm'ı itmâm edince Kozbekci Mehemmed Ağa 69a ve Silihdâr Melek Ahmed Ağa mahfele çıkup bu hakîri yüz bin cemâ‘at-i kesîre içinde başıma zer-ender-zer bir tâc-ı Yûsufî geydirüp,
EÇS I 69a
"Buyurun sizi sa‘âdetlü Pâdişâh ister" deyü elimden yapışup mahfel-i Pâdişâhî'ye varup Gâzî Murâd Hân'ın cemâl-i bâ-kemâlin müşâhede edüp huzûruna varınca zemîn-bûs edüp ba‘de's-selâm ve'l-kelâm vâfir tebessüm edüp,
EÇS I 69a
"Kaç sâ‘atde hatm-i şerîf edebilirsin" dediler.
EÇS I 69a
"Pâdişâh'ım sür‘at etsem yedi sâ‘atde ederim, ammâ lahn-i hafî ve lahn-i celî olmasın içün ne ifrât ve ne tefrît olmadan sekiz sâ‘atde inşâ’allâhu Ta‘âlâ hatm-i şerîf ederim" dedükde buyurdular kim,
EÇS I 69a
"İnşâ’allâh merhûm sa‘îd [u] şehîd Mûsâ'mın yerine yed-i beyzâ gibi yed-i tûlâsını ayân edüp musâhibim olur" buyurduklarında iki avuç altun ihsân etdiler kim cümle altı yüz yigirmi üç sikke-i hasene idi.
EÇS I 69a
Hakîr bu mahalde gerçi za‘îf ü nahîf tıfl-ı mürekkeb-eşkâl idim, ammâ sinn-i sâlimiz yigirmi seneye bâliğ gâyet necîb ü reşîd idim ve âdâb-ı meclisi bilüp niçe vüzerâ ve vükelâ ve şeyhülislâmlar huzûrunda aşr-ı şerîf ve na‘t-ı şerîf tilâvet edüp musâhabet ederdim.
EÇS I 69a
Ba‘dehu Murâd Hân Ayasofya câmi‘i'nden kalkup fânûs-ı me’nûslar ve meş‘al-i fürûğânlar çerâğân olup hakîr dahi bir ata süvâr olup Bâb-ı Servi'den Sarây-ı hâssa duhûl edüp kendüler bizzât Hâsoda'ya girüp hakîr'i Hâsodabaşı'ya teslîm edüp kilar-ı hâssada kaftanlı olmak fermân eyleyüp kendiler harem-i hâssa revâne oldular.
EÇS I 69a
Ale's-sabâh bu hakîri Kilarcıbaşı Hâdım Sefîd Alî Ağa'ya teslîm edüp Kilar-ı hâssa önünde ağalara mahsûs odada bir hücre içre bir mekân ta‘yîn eyleyüp Turşucubaşı Ahmed Ağa lalamız ve Güğümbaşı Mehemmed Efendi hat üstâdımız ve ilm-i mûsıkîde Musâhib Dervîş Ömer pederimiz ve Dersiâm Kiçi Mehemmed Efendi, ilm-i nahivde Kâfiye dersinde üstâdımız ve yine Evliyâ Efendi ilm-i tecvîdde üstad-ı kadîmimiz olup mübârek-bâd dediler.
EÇS I 69a
Ve Horos imâm, hâsodada ilm-i hıfzda şerîkimiz ve Tâyezâde Handân ve Ferruhoğlu Assâf Beğ ve Ma‘ânoğlu ve Keçeci Süleymân ve Amber Mustafâ mü’ezzinlikte ayakdaşlarımız olup şeb [u] rûz hammâm-ı hâs cenbinde meşkhâne nâm mahalde sâz u söz ve gûnâ-gûn fasıllar edüp Hüseyin Baykara faslı ederdik.
EÇS I 69a
Bir gün bu hakîri zer-ender-zer akmişe-i fâhireler ile mülebbes edüp bir zerdûz arakiyye-i Yûsufiyyeye bir âriyetî zülf-i amber-efşan {zamm} edüp başıma tâc-ı devlet nişânıdır deyü du‘â ve senâ ile geydirdiler.
EÇS I 69a
Ve gâhîce ayakdaşlarımız sıbyânlar ile semmûr kalpak geydirirlerdi. Ammâ her bâr Silâhdâr Melek Ahmed Ağa ile {görüşürdüm. Zîrâ} vâlidemiz tarafından karâbetimiz olması cihetiyle dâ’imâ hakîri yoklayup hâtırım su’âl edüp ihsânlar ederdi. Ve Harem-i hâssa girmemize sebeb anlar ile Rûznâmeci İbrâhîm Efendi ve Hattât Hasan Paşa olmuşdur.
EÇS I 69a
Ol gün mezkûr libâs-ı fâhirelere müstağrak olduğumuzda Cüvân Dilsiz ile Tavşan Dilsiz gelüp gûnâ-gûn şaka ederek bu hakîri alup hâsodada Silihdâ[r] Melek Ağa ve Musâhib Silihdâr-ı sâbık Mustafâ Ağa hücresine iletdiler.
EÇS I 69a
Anlar hakîre hayli tesellî-i hâtır verüp Pâdişâh huzûruna vardıkda âdâb-ı meclisi ve du‘â vü senâ etmeği ve niçe kelimâtları ta‘lîm edüp hakîri Hâsoda'ya götürüp anda bir sâ‘at oturup temâşâ etdik.
EÇS I 69a
Bir kubbe-i azîm içre çâr-kûşede birer taht-ı azîm ve müte‘addid şâhnişînlerin cânib-i erba‘asında revzenler ile ârâste ve havz u şâzrevânlar ile pirâste ve ferşi ibret-nümâ nakş-ı bûkalemûn ruhâm-ı gûnâ-gûn ile mefrûş bir kâ‘a-i azîmdir kim gûyâ nigârhâne-i Çîndir.
EÇS I 69a
Andan bizzât kendüler Harem-i hâsdan âfitâb-ı âlem-tâb burc-ı sa‘âdetden tulû‘ eder gibi tulû‘ edüp cümle kırk hâsodalılara ve sâ’ir musâhiblere selâm verüp cümle du‘â-i hayr ile aleyk alup bir taht-ı âlîde Efrâsiyâb-vâr karâr etdikde, hakîr pertâb edüp pâye-i serîr-i âlîye rûmâlîde kılup zemîn-bûs edüp hemân bi-emrillâh hâtıra bu ebyât hutûr edüp bî-bâk [u] bî-pervâ bu kıt‘ayı zebâne getirdim, beyt:
EÇS I 69a
Âfâkı şehâ ma‘deletin nûr pür etsinHûrşîd gibi encümen-i dehre cerâğ olGeh nâfe gibi eyle diri deşt-i mu‘attarGeh gonca-sıfat gülşene gel ziynet-i bâğ olDâdâr-ı cihân eylemesin âlemi sensizHer kande isen Padişehim dünyede sağ ol,
EÇS I 69a–69b
deyü 69b bu gûne hayr du‘âlar etdikde sa‘âdetle buyurdular kim,
EÇS I 69b
"Pâdişâhım yetmiş iki ulûmden Fârisî mi ve Arabî mi ve Rûmî ve ibrânî ve Süryânî ve Yûnânî ve Türkî ve Şarkî ve Varsağı ve kâr u nakş ve savt ü zecel ve amel ü zikr ve tasnîfât ve kavl ve haznegîr veyâhûd ebyât-ı eş‘ârdan bahr-i tavîl ve kasâyid ve tercî‘-i bend ve terkîb-i bend ve mersiye ve ıydiyye ve mu‘aşşer ve müsemmen [ve] müsebba‘ ve müseddes ve muhammes ve penc-beyt ve gazâliyyât ve kıt‘a ve müselles [ve] {dübeyt} ve müfredât ve ma‘niyyât-ı ilâhiyyâtdan ne murâd-ı şerîfiniz olursa be-ser [u] çeşm buyurun okuyayım" dedim.