EÇS I 70a
Ba‘dehu makâm-ı segâh ta‘allukâtından makâm-ı mâye ve beste-nigâr misilli şu‘abâtlarda deverân ü seyrân ederek dübeyt:
EÇS I 70a
Şehâ çeşm-i çerâğ-ı âlem-i nûr-ı basarsın sen
EÇS I 70a
Nazîrin görmedim bir merdüm-i sâhib-nazarsın sen
EÇS I 70a
Görüp bir nâ-tüvânı kaçma lütf et ey perî peyker
EÇS I 70a
Seni görsem vücûdum mahv olur kimden kaçarsın sen
EÇS I 70a
bu dübeyti makâm-ı beste-nigârda karâr edüp yine Murâd Hân'ın güftesinden Musâhib Mûsâ Çelebi hakkında bestesi üstâdımız Dervîş Ömer bestesinden bu varsağı okudum.
EÇS I 70a
Yola düşüp giden dilberMûsa'm eğlendi gelmediYohsa yolda yol mı şaşdıMûsa'm eğlendi gelmedi
EÇS I 70a
deyü savt-ı hazîn ile okurken Murâd Hân destemâlın dest-i şerîflerine alup bükâ-künân oldukda,
EÇS I 70a
"Hay veled, ibtidâ taksîminde câna tâze cân kısmet etdi. Ân-ı vâhidde bir varsağı ile merhûm Mûsâ Çelebi'nin rûhun yâd etdi. Tîz doğru söyle ben bu türkî etdiğime peşîmân olup yasak eyledim. Bunu sana Hünkâr huzûrunda kim oku dedi ve kimden öğrendin" deyü ibrâm [ü] ilhâh etdiler. Hakîr eyitdim,
EÇS I 70a–70b
"Hünkârım ömrün mezîd olsun pederimizin Ferruhzâd ve Bihzâd nâm rahmetli köleleri var idi. Armağanî Mehemmed Efendi tahrîr etdiği tâ‘ûnda fevt oldular. Anlardan öğrenmişdim. Gayrı kimesneden istimâ‘ etmeyüp ve bir âdem 70b Hünkâr huzûrunda oku dememişdi. Allâh âlim [u] dânâdır" deyüp hâmûş-bâş oldum.
EÇS I 70b
"Hay veled ne kadar ârifdir, ölmüş âdemlere isnâd etdi kim anlardan bir dahi su’âl olmaz. Eğer hayâtda olan filân âdemden öğrendim dese belki hünkârın bir zararı isâbet eder mülâhazasıyla merhûm olmuş kimesnelerin ağzından nakl edüp avk-ı kelâm etdi. İlâhî ber-hordâr-ı ömür olasın" deyü hayr du‘â edüp,
EÇS I 70b
"De bu faslı tamâm eyle" buyurduklarında hemân yine dest-ber dâ’ire olup yine makâm-ı segâh ta‘allukâtında makâm-ı mâyeden murabba‘:
EÇS I 70b
Yârin dehân[ı] sırr-ı nihândan haber verirGüftâre gelse sihr-i beyândan haber verirHışmile baksa vermez amân Rüstem-i zamânKirpiği kaşı tîr-i kemândan haber verir
EÇS I 70b
Bu hoş âyende güfte ve besteden sonra semâ‘î:
EÇS I 70b
Alını hüsn-i mükemmel kadd-i dil-cû da güzelOl siyeh gözler ile hak bu ki ebrû da güzelHatt-ı nev-hîzimile dedi ne dersin rûhumaDedim ol rû da güzel hatt-ı semen-bû da güzel
EÇS I 70b
deyüp bir dahi taksîm edüp kânûn-ı hânendegânı edâ edüp ser-ber-zemîn edüp ayağa durdum. Ol an âferîm ve sad tahsîn edüp bir avuç altun ihsân eyledi.
EÇS I 70b
Andan Hünkâr, Emîrgûne Hân'a hitâb edüp eyitdi:
EÇS I 70b
"Bu Evliyâ'nın okuduğu murabba‘ı benim nedîmim Mûsâ garîbim içün etmişdim. O Mûsâ benim nedîm-i hâsım ve yâr-ı gâr-ı gam-güsârım idi. Bir kaç sene mukaddem bir gün ol nâ-resîde mazlûmı Receb Paşa lalama gönderdim. Ol dahi zorba eşkıyâlara ığmâz-ı {ayn} edüp katl etdiler ve leşin Atmeydânı'na atdılar. Bu murabba‘ı anın hakkında mersiye olmak üzre etmiş idim. Hele görsen idi ey Mîrgûne Hân böyle zarîf, nüktedân ve necîb ü reşîd tîz-fehm sâhib-i iz‘ân bir hidmetkâr-ı mahbûb-ı cihâna ilâ-hâze'l-ân mâlik olmadım. Bî-günâh eyle mazlûmu zâlimler şehîd etdiler" deyince bu cevâba karşılık Mîr dahi germiyyet-i keyf ile,
EÇS I 70b
"Ey pâdişâhım sen dahi o hürr-i şehîdin kanın hâke salanların ırkını coymadın mı" dedükde Sultân Murâd eyitdi:
EÇS I 70b
"Ey Mîr anıniçün ve bürâder-i azîzim şehîd Osmân Hân Gâzî hûniyçün bu âna dek üç kerre yüz bin ve yedi bin dahi eşkıyâ ve zorbanın kellelerin galtân eyledim" buyurunca Mîr dahi bî-tekellüfâne eyitdi:
EÇS I 70b
"Hey şâhım Perverdigâr seni ıslâh eyleye. Pes munlar belî benî âdem değillerdir. Ohum zemînden mantar kimi çıharlar" dedi. "Anıniçün senin askerinin cânları acıyup yoldaşları kanın anlar dahi Revân kal‘asında menden alup yedi günde Îrân-zemîn askerinin kökün kesdiler" deyü cevâb etdikde bu hoş-âmed kelâmdan pâdişâh haz edüp "Çakır" deyüp bir kâse nûş etdi ve ba‘de'l-asr sohbet tamâmında hakîre,
EÇS I 70b
"Bir aşr-ı Kur’ân-ı azîm tilâvet eyle" deyü hitâb etdikde üstâdımız Evliyâ Efendi'den gördüğümüz üzre leyle-i Kadir'de Ayasofya-i Kebîr'de sûre-i En‘âm âhirinde kalup bism-i İlâh ile sûre-i A‘râf'ın ibtidâsından bed’ edüp iki yüz altı aded âyet-i şerîfi savt-ı a‘lâ ile on iki makâm yigirmi dörd şu‘be ve kırk sekiz terkîb üzre itmâm edüp ba‘de'd-du‘â Sultân Osmân'ı ve pederi Sultân Ahmed'i ve Âl-i Osmâniyân'ın selâtîn-i seleflerinin rûh-ı şerîflerin yâd edüp savâb-ı Kur’ân-ı azîmi rûhlarına hibe eyleyüp Fâtihatü'l-kitâb ile hatm-i kelâm edüp dest-i şerîflerinde yek pâre mücevher balık dişinden bir arka kaşağısı var idi, hakîre ihsân etdi.
EÇS I 70b
"Ya Mîr, Acem'de böyle Kur’ân-ı azîm okunur mu?" buyurdular. Ol dahi,
EÇS I 70b
"Hey şâhım anlar cemâ‘atle namâz kılmazlar ve hükm-i Kur’ân'a amel etmezler. Îrân-zemînde Kur’ân okumak kandedir. Hamd-i Hudâ ki pâdişâhımın devletinde şeref-i İslâm ile müşerref olup şeb [u] rûz tâ‘at [u] ibâdât edüp Hüseyin Baykara zevklerin ederiz" dedikde taşra sarây meydânında Arz odası nerdübânı ki sarây meydânına nâzırdır, anda iç mü’ezzinleri dügâh-ı hüseynîde ezân okumağa başladıklarında hemân Hünkâr:
EÇS I 70b
"Var sen de Evliyâ imdâd eyle" deyince derhâl yek perende-i mu‘allak tâvûsî atarak nerdübân başında Hayye ale's-salâ hânesin aldım.
EÇS I 70b–71a
Ba‘de'l-ezân huzûr-ı pâdişâha varup namâza muntazır iken velî-ni‘am üstâdımız Hünkâr imâmı Evliyâ Mehemmed Efendi gelüp hakîri görüp hâsodaya muttasıl Hünkâr câmi‘inin taşra- 71a -sında maksûre içre Hünkâr ile mülâkî olup,
EÇS I 71a
"Pâdişâhım bu benim ciğer-kûşem Evliyâ, Kadir gecesinden berü derse gelmedi. Meğer harem-i hâssa almışsız. Lütf eyle pâdişâhım ana hakîrin nazarı var, hâlâ kırâ’at-i Seb‘ayı yedi pâre kitâb ile hıfzen tekmîl etmişdir. Ba-husûs (---) beyt manzûm Şâtıbiyye kitâbın hıfzen tamâm edüp Aşere kırâ’atine başladı. Bu içeride seferde ve hazerde hevâ-yı hevese düşer, bende neşv [ü] nemâ bulup tahsîl-i ulûm etdikden sonra yine pâdişâhımın hidmetinde olsun" deyü halâsımız içün bir hayli ricâ etdikde pâdişâhın sem‘-i şerîfine bu ricâ sadâ-yı peşşe kadar gelmeyüp,
EÇS I 71a
"Efendi ya bu bizim âsitânemiz tenbelhâne ve meyhâne ve eşkıyâhâne midir? Bunda üç bin kadar gılmân-ı hâssa şeb [u] rûz ilme meşgûllerdir ve halîfeleri ve yedi dersiâmları ve cenâbınız dahi haftada iki kerre bunda ders dersiniz. Her bâr yine ke'l-evvel sizden okusun, ancak size hidmet etmeyüp gâhîce bize dil-nüvâzlık eder bir şûh-ı şengül uşakdır, bir zamân bizim de oğlumuz olsun. Ve pederi Koca Kuyumcubaşı babamızdır, dâ’imâ benimle gelüp buluşdukda gelüp oğlun görsün" buyurduklarında Evliyâ Efendi üstâdımız bildi kim bu ricâ geçmeğe kâbil-i imkân değildir. Âhir,
EÇS I 71a
"Ey Pâdişâhım hânesinden kitâbları ve esvâbların getirsinler" dedikde hemân Hünkâr,
EÇS I 71a
"Tîz hazînedârbaşıyı çağırın ve devât ü kalem getirin" deyüp dest-i şerîfine kilk-i cevâhir-nisârın alup bir hâtt-ı şerîf yazup,
EÇS I 71a
"Sen ki hazînedârbaşısın, Evliyâ'ya bir Kâfiye ve bir Monlâ Câmî ve bir Tefsîr-i Kadı ve bir Misbâh ve bir Dîbâce ve bir Müslim ve Buhârî ve bir Mülteka'l-ebhur ve bir Kudûrî ve bir Gülistân u Bostân ve bir Nisâbü's-sıbyân ve bir Lügat-ı Ahterî" el-hâsıl yigirmi kıt‘a mülûk içün tahrîr olunmuş kitâb-ı nefîseleri hazîne kethudâsı fi'l-hâl getirüp ve kendiler tilâvet etdikleri Yâkût-ı Musta‘sımî hattıyla bir kelâm-ı izzet ve bir murassa‘ gümüş devât ve bir Hind sadefkârîsi ûd levhalı pîş-tahta ihsân edüp me’kûlât [ü] meşrûbâtımiçün kilarcıbaşıya bizzât kendüleri tenbîh buyurdular.
EÇS I 71a
Şeb [u] rûz ilme meşgûl olup yine Evliyâ Efendi'den haftada üç kerre tilâvet-i Aşere ederdim ve üç yerden Fârisî ve Arabî ve ilm-i hatta meşgûl idim.
EÇS I 71a
Bu minvâl üzre hizmet-i şehriyârîde ba‘zı evkât munkatı‘ olmazdım. Ve Hünkârımız hakîr ile ol kadar (---) hüsn-i ülfet etmiş idi kim sehel müte’ellim olsalar cümle musâhibân,
EÇS I 71a
"Bire meded Evliyâ'yı getirin" deyüp bir gûne evzâ‘ [u] etvâr ile huzûruna varup hakîri gördükde bi-emrillâh,
EÇS I 71a
"İşte def‘-i gam geldi" deyü tebessüm ederdi.
EÇS I 71a
Ve bi-emrillâh Cenâb-ı Bârî hakîre ol kadar kelâm-ı örfiyye ve talâkat-ı lisân ihsân etmişdi kim bi'l-bedâhe niçe elfâz-ı tumturâk ile kendi ihtirâ‘ımdan gûnâ-gûn latîfe-âmîz şakalar ve bikr-i fikrimden bikr mazmûnlar sâdır olurdu. Ve bir kerre etdiğim şakayı mükerrer etmek ihtimâlim yok idi, meğer kendüler tâlib olalardı. Ve Karahisârî tarzı hatta tâlib olup hâlâ Harem-i hâsda çok alâmetlerim vardır kim her fünûnda yed-i tûlâ sâhibi olup pâdişâhımızın iltifât [u] ihsânından dâ’imâ mesrûr [u] handân idim.
EÇS I 71a
Ve böyle bir dervîş-nihâd lâ’ubâlî pâdişâh-ı halûk idi. Hattâ hakîr'e bir gün,