EÇS I 72a
Alâmet-i diğer: Bağdâd'a giderken Haleb kal‘asına çıkup şehr-i Haleb'i seyr [ü] temâşâ ederken bir cirid endâht etmişdir kim bir tîr-i tîrkeş menzili vardır kim kal‘anın tâ handak arzı ubûr edüp ve mâbeyninde kal‘a meydânın güzer edüp üzengiciler çârsûsu üzre düşüp hâlâ bir amûd-ı müntehâ üzre târîhiyle alâmeti vardır. Târîh:
EÇS I 72a–72b
Dediler Cevrî gibi tahsîn edüp {târîhiniBârekallâh ey müsellem dâver u sâhib-hüner.Sene (---)}. 72b
EÇS I 72b
Alâmet-i nev‘-i âhar: Yine bir gün Murâd Hân-ı Gâzî İslâmbol'da Sarây-ı Atîk'e göç edüp Sarây meydânında silâhşörlük esnâsında Sultân Bâyezîd câmi‘inin sağ tarafındaki minârenin alemi üzre bir tuyûr-ı gurâb-ı garâyîb meks edüp durur. Hemân Murâd Hân bu gurâbı görüp altındaki Nogay alaçası nâm esb-i sabâ-sür‘atine mahmîz edüp berk-i hâtif gibi at sürüp elindeki ciridi Bâyezîd Hân minâresi üzre mezkûr gurâba atup bi-emrillâh gurâba isâbet edüp lâşe-i gurâb ile cirid minârenin zîrine düşdü. Hâlâ bir tîr menzili yerdir. Eski Sarây'ın tâ vasatında Cirid Meydânı kande Bâyezîd Hân minâresi kande.
EÇS I 72b
Ve bundan mâ‘adâ ilm-i hendese üzre hisâb olunsa ol cirid minâre depesindeki gurâba isâbet etmeyüp ubûr etse ol minârenin zirve-i a‘lâsından öte tarafda zemîne cirid nüzûl edince bir o kadar menzil dahi gidüp ihtimâldir Tavukbâzârı'nda Dikilitaş'a düşerdi. Hakkâ ki dilberâne bâzû-yı tüvânâ idmânıdır kim mu‘cize mertebesidir.
EÇS I 72b
Hâlâ bu cirid vâkı‘ olduğu mahalde minâre dibinde bir âdem kaddi beyâz mermer üzre müzehheb hatt-ı Teknecizâde ile güfte-i Cevrî Çelebi târîhi vardır.
EÇS I 72b
Sıdk ile Cevrî du‘â edüp dedi târîhiniKuvvet-i bâzû-yı Sultânı kıla Mevlâ füzûn.{Sene (---).}
EÇS I 72b
Alâmet-i diğer: İslâmbol'da Beğkoz Bâğçesi'nde piyâde cirid atdığının târîhidir.
EÇS I 72b
Dedi târîhini görüp CevrîÂferîn ey dilîr-i Sâm-akrân.Sene (---).
EÇS I 72b
Evsâf-ı âhar: Pehlivân Hacı Süleymân'dan ve Sarı Solak'dan ta‘lîm edüp kemânkeşliği kemâline ergürdükde Okmeydânı'nda yıldız rûzgârı ayağından lodos üzre atdığı ok menzili ki Tekye-i tîr-endâz kurbünde bir mermer amûd üzre müzehhebli târîhi var. Alimallâh Okmeydânı'nda selef pehlivânlarının alâmetinden geçgin menzildir. Allâhu a‘lem Tozkoparan menzilinden sonra Murâd Hân menzilidir. Kara Lenduhâ ve Bâyezîd Hân ve Hattât Şeyh ve Şücâ‘ ve Demir Delisi ve Mısırlı Düveydâr menzillerinden yetmiş gez ileri yetmiş menzildir ve sâhib-i şasta yetişmişdir. Zeber-desti bir kerre Tokat Bâğçesi'nde bir hımârın cıdav yerinden bir tîğ-ı âteş-tâb nice çaldıysa hımârın döşünden şemşîr sâf u perrân çıkdı.
EÇS I 72b
{Fenn-i diğer}: Ve her bâr dest-i yümnâları ile iki yüz vukıyye seng-i zeytûnî sommâkî pâre amûd gürzü on iki hâne ve kırk bend üzre ol gürzü deverân etdirir idi. Evvelâ sağ eliyle gürz-i mezbûru bend-i yemîn ve bend-i yesâr ve sîlâr(?) ve vefâ ve pâyesâ ve alem ü kalem ve divâl ve kemer ve kitfeyn ve asma ve kesme ve kemer-karâr ve zabtî ve rehâ ve pâydâr ve'l-hâsıl bu bendler üzre gürzbâzlığı ve şemşîrbâzlığı ve zûrbâzlığı ve gurebâlara çâresâzlığı kemâline ergürmüş idi kim her fünûnda yegâne-i asr bir pâdişâh-ı Sâm-akrân idi. Hattâ üstâdımız serhânendegân {Dervîş Ömer} ba‘zı asma, kesme, urma ve tutma kelâmları esnâsında latîfe yüzünden Murâd Hân'a,
EÇS I 72b
"Baka kassâbbaşı" der idi. Ya‘nî kesret-i hûn-rîzlikden ve hûnhâr olup her gün âdem katl eylediğinden kassâbbaşı dedikde bizzât kendüleri tebessüm ederlerdi.
EÇS I 72b
Mu‘arref-i diğer: Ve matrakbâzlıkda ol kadar üstâd-ı kâmil çâpük ü çâlâk âmil idi kim anın mukâbelesine bir pehlivân mukâbil duramazdı. Her üstâdın elbette bir cânibin muhâlif bulup ana bir darb ururdu kim top karşu verenin matrak topundan güzer edüp başına "Matrak-tırak" deyüp ururdu. Ammâ matrakbâzlıkda yüz altmış benddir, ancak yetmiş bendin bilürdü. Ammâ icrâsına kâdir idi.
EÇS I 72b
Evvelâ fenn-i kesme ve bağla ve tanı ve haddâd ve bağal ve muhâlif ve sürme ve gazel ve kulak ve serre ve zîr ve hevâ ve bağla top ve rehâ top ve fidye ve cângûş ve top kafâ ve hevâkes bu makûle fünûnları icrâ etdikde âdem hayrân kalırdı. Hattâ üstâdı olan Başdarda Cânbâzı Taslak Kapudan bir şâtır-ı tayyâr [u] ayyâr çâpük levend [ü] elvend bir âdem idi. Cevrî Çelebi Şeyhzâdeyi on iki lisân ile Kasîde-i düvâz-deh lisânında lisân-ı Arab'da beyt:
EÇS I 72b
Jeldi Taslak verdi matrak benim aldım saşısınBiz açıtmazdır sizi Şeyhzâde kimler ajısın
EÇS I 72b–73a
deyü hicv etmişdir. Ol Taslak Kapudan 73a bu kadar üstâd-ı kâmil matrakbaz iken Murâd Hân'a mukâbil durup lu‘bedebâzlık edemez oldu.
EÇS I 73a
Ve fünûn-ı âhar: Ve ilm-i şi‘irde Nef‘î ve Cevrî mertebesinde ebyât [u] eş‘ârı olduğundan mâ‘adâ üç yüz varak bir dîvânı vardır. Ammâ hurûf-ı tâ ve ayn redîfinde nâ-tamâmdır. Vehbî Osmân Çelebi tamâm edem derken ol dahi nâ-tamâm olup tamâm-ı dünyâya intikâl eyledi.
EÇS I 73a
Ve mu‘tâd-ı Murâd Hân bir haftayı sayf [u] şitâda sekiz bahş etmişdi. İbtidâ leyle-i cum‘ada ulemâ ve sulehâ ve meşâyihân ve hâfız-ı Kur’ân edüp sabâha dek mübâhese-i ilm olurdu.
EÇS I 73a
Ve leyle-i sebtde İlahî-hânlar ve na‘thânlar ve hânende ve sâzendegân sohbeti olurdu.
EÇS I 73a
Ve ahad gecesi meddâhân ve şâ‘irân ve Tıflî ve Cevrî ve Nef‘î ve Arzî ve Nedîmî ve Nisârî ve Beyânî ve Uzletî misilli şu‘arâlar cem‘ olup cân sohbeti olurdu.
EÇS I 73a
Ve isneyn gecesi cemî‘i bâzbâzânlardan veled-i zinânın yetmiş cîlelerinden ibtidâ ser-şabbâzân Kör Hasanoğlu ve dâmâdı Muslî Çelebi ve Mukallid Çufut Hasan ve Akbaba ve Sarı Celeb ve Çakman Celeb ve Simidcizâde ve cengîlerden Pıtıkoğlu ve Parpul kolu ve Osmân kolu ve Nâzlı kolu ve Ahmed kolu ve şehir oğlanları kolları cem‘ olup tâ sabâha dek Hüseyin Baykara meclisleri olur.
EÇS I 73a
Ve selâse gecesi İslâmbol'un yetmiş tâsdan geçme ve bin çemberden geçmiş cihânı çekmiş çevirmiş atîk köhne kocalar ile sohbet-i hâs edüp her birinden bir hisse hâsıl edüp mahsûl dururdu.
EÇS I 73a
Ve leyle-i erba‘ada sulehâ-yı ümmetden mazanna-yı kirâmlar ile ve leyle-i hamîsde dervîşân-ı dil-rîşân ve sergüzeşt sâhibi erbâb-ı ma‘ârif ile sohbet edüp ale's-sabâh umûr-ı müslimîni görerek bu gûne zevk [u] safâ ederek cânib-i erba‘asında olan düşmanlarından intikâm alup kabza-i tasarrufunda olan memâlik-i Âl-i Osmân üzre kuş kondurmayup cemî‘i re‘âyâ ve berâyâsı emn [ü] amânda idi.
EÇS I 73a
Eğer cümle ahlâk-ı hamîdesin ve evsâf-ı cemîlesin ve hüsn-i hulk [u] ülfetin ıttılâ‘ hâsıl etdiğimiz mertebe tahrîr eylesek bir mücelled kitâb olur.
EÇS I 73a
Hamd-i Hudâ peder-i büzürgvârımız Sultân Süleymân'dan Sultân İbrâhîm Hân'a dek on pâdişâhın hidmet-i şerîfinde olup ser-zergerân idi.
EÇS I 73a
Bu hakîr dahi Murâd Hân-ı Gâzî gibi mücâhidün fî sebîlillâh pâdişâh-ı Cem-cenâb'ın sohbeti ile müşerref olup du‘â-yı hayrları ile Bağdâd seferinden mukaddem Harem-i hâsdan kırk akçe ile sipâh zümresine çıkup behre-yâb olduk, ve's-selâm.
EÇS I 73a
Merhûm u mağfûrun leh Sultân Murâd Hân-ı Râbi‘ efendimiz asrında olan vüzerâ kapudan paşaları beyân eder
EÇS I 73a
Evvelâ Vezîr Kapudan Receb Paşa: Karadeniz'de üç yüz pâre Kazak şaykasıyla ceng edüp mansûr u muzaffer Der-i devlete geldüği sene (---) târîhinde bâlâda tahrîr olunmuşdur.
EÇS I 73a
Andan {Kapudan Halîl Paşa: (---) el-asl idi. Akdeniz'de Kara Cehennem nâm bir kâfir gemisine râst gelüp üç gün cengden sonra Kalavra kıyılarında feth etmişdir kim devlet-i Âl-i Osmân'da görülmek değil belki eyle bir gemi binâ olunmamışdır. İçinde değirmeni ve hammâmı ve kıçında bâğçesi var idi}.
EÇS I 73a
Kapudan Çelebi Hasan Paşa: İslâmbol kurbünde Çatalca nâm kasabada bir yeniçerinin oğludur. Hünkâr Çâşnigîrbaşısı Mehemmed Ağa'ya hidmet edüp andan Kızlar Ağası Mustafâ Ağa'nın kethudâsı olup Sultân Ahmed ibtidâ Edirne'ye giderken Kızlar Ağası Hasan Çelebi'yi hünkâr kapucubaşısı ve andan imrâhor-ı kebîr ve kapudan paşa etdi. Fî Şevvâl sene 1035. Sâhil-i nehr-i Özi'de iki pâre kal‘alar inşâ etdi. Andan sene 1040 târîhinde ma‘zûl olup Rûmeli'ne asker sürmeğe gitdükde Yenişehir'de füc’eten merhûm oldu, sene 1041.
EÇS I 73a–73b
Andan Kapudan Vezîr Cânpûlâdzâde Mustafâ Paşa: Dâmâd-ı pâ[di]şâhî olup Murâd Hân'ın hemşîresi Fâtıma Sultân'ı tezvîc etmişdir. Sene 1040'da kapudan olup Akdeniz'de küffâr gemilerinin nâm [ü] nişânın ref‘ edüp kaht [u] galâdan cemî‘i kâfiristân el-amân diyüp tâ Mağrib-zemîninde Sebte Boğazı'na ve Malta ve Çiçilya ve Mankortonya ve Kalavra ve Tementis kıyıların harâb [ü] yebâb edüp Atina nâm şehrimiz limanında bir kal‘a-i azîm inşâ etmişdir kim gûyâ Cânpûlâd'ın pûlâd-ı Nahşivânîsidir. Henüz nâ-tâmam iken kapudanlıkdan ma‘zûl edüp Rûmeli eyâleti ihsân olunup eyâlet-i mezbûr ile 73b Revân seferine me’mûr olup bir asker-i deryâ-misâl cem‘ etmişdir kim Okmeydânı ve Kâğıdhâne ve Karadeniz Boğazı ve Çatalca'ya varınca asker cihânı dutup Beşiktaş'dan Üsküdar'a yüz pâre at gemisiyle kâmil üç ayda ubûr etdiler. Ba‘dehu Revân'a gitdiler.
EÇS I 73b
Andan Kapudan Ca‘fer Paşa oldu. Sene 1043. Bostâncıbaşılıkdan bir şedîd kapudan oldu kim cemî‘i kâfiristâna velvele verdi. Hattâ bin kırk üç ıyd-i adhâsının evvelki günü Akdeniz'de Kesendire ve Koloz kal‘aları mâbeyninde üç pâre İngilis galyonlarına râst gelüp bir gün ceng-i azîm olup İngilis kâfirleri âteş-perest olmağile iki gemiyi âteşe urup ihrâk bi'n-nâr olup, âye[t]:
EÇS I 73b
mazmûnı üzre kâfirleri gark olurken cümlesin rû-yı deryâdan filikalar ile cem‘ etdiler ve bir keştîsi ihrâk olunmadan feth etdiler. İki yüz pâre yatırdma top çekerdi. Huzûr-ı Murâd Hân'a mâl-â-mâl mâl-ı ganâyim ile şâdumân ederek getirdiler.
EÇS I 73b
{Dedim ey Evliyâ serdâra bir beytCihânda oldu târîh bu gazânız.Sene 1043}
EÇS I 73b
Andan Deli Hüseyin Paşa kapudan olup kapudanlık ile Revân seferine revâne oldu. Ve ba‘dehu Mısır ihsân olunup,
EÇS I 73b
Yerine yeniçeri ocağında neşv [ü] nemâ bulan Âkıl Kara Mustafâ Paşa kapudan oldu. Arnavud asl idi. Ammâ müdebbir ü kâmil [ve] hayr-hâh-ı devlet idi. Kapudanlık ile Bağdâd seferine gidüp,
EÇS I 73b
Yerine Piyâle Kethudâ tershâne ağası iken kâ’immakâm olup iki yüz pâre gemiyle Karadeniz'e donanma-yı hümâyûn ile deverân ederken Azak deryâsı boğazında Çoçka nâm sığlarda iken yüz pâre Kazak-ı âk şaykalarına râst gelüp bir ceng-i azîm edüp yetmiş pâre fırkatesin hatmanları ile feth edüp ol şeb-i zulmetde sığ deryâ içre gayrı Kazak şaykaları taşra Karadeniz'e çıkup firâr etdiler. Akîblerince Piyâle Kethudâ bu la‘înleri kova kova cezîre-i Taman kurbünde nehr-i Kuban Karadeniz'e munsab olduğu mahalde Adahon boğazıyle Yeleşke boğazından içeri ol sazlığ ve bataklık ve hınzîr bataklığı içre girüp pinhân oldular.
EÇS I 73b
Ale's-sabâh ki oldu Piyâle Kethudâ iki yüz pâre firkate ve kadırga ve kalyeta ile boğaz ağzın alup yatdı. Küffâr dahi cümle gemilerin ol bataklıkdan çıkarup arkaları ile karadan bir gayrı buhayreye koyunca boğaz ağzında Piyâle Kethudâ hâ’ib ü hâsir kalınca kara tarafından Özi eyâletine mutasarrıf Koca Ken‘ân Paşa ve Tatar Hân Selâmet Geray Hân küffârın bu re’y [ü] tedbîr ile firârın görünce Piyâle Kethudâ'ya haber edüp derhâl Piyâle Kethudâ,
EÇS I 73b
"Salpa demir avanta kürek" diyerek Taman cezîresin dolaşup fi'l-hâl küffârın rehâ bulacağı boğazı dahi aldılar.
EÇS I 73b
Küffâr ol buhayre içre kara cânibi Tatar ve Ken‘ân Paşa deryâ tarafı donanma ile beğler ve paşalar âhir Adahon boğazında ol sazlık içre gemilerin bir tabur-ı azîm edüp yedi gün yedi gece berren ve bahren ceng-i azîm olmuşdur kim hâlâ Adahon cengi dillerde dâstândır.
EÇS I 73b
Âhirü'l-emr devlet-i Murâd Hân'da iki yüz pâre gemiden biri halâs olmayup on bin küffâr-ı hâksârı pâ-beste ve dil-haste alay-ı azîm ile Âsitâneye getirüp haçlı bayrakların ser-nigûn edüp Sarâyburnu'ndan içeri girüp şâdumânlar ederek kâ’immakâm Mûsâ Paşa'dan hil‘at-ı fâhireler geyüp tershânede lenger-endâht oldular.