EÇS I 101b
İşidüp rûh-ı kudsî dedi târîhCinândan yana azm etdi Revânî.Sene (---).
EÇS I 101b
Sücûdî: Rûmeli'nde Kalkandelen'dendir ve Pîrî Paşa huddâmlarındandır.
EÇS I 101b
Sürûrî: Şark âdemîdir ammâ mevlûdu ve belîdesi nâ-ma‘lûmdur.
EÇS I 101b
Sûzî: Bu dahi Piriznelidir. Mücâhidün fî sebîlillâh olup Mihaloğlu Alî Beğ ile hem-ınân şu‘arâ-yı bahâdırân ammâ sâhib-i dîvân değildir. Lâkin penc beyt ve müfredâtda lâ-nazîrdir.
EÇS I 101b
Sehî Beğ: Abdullâhoğlu ve Necâtî Beğ dâmâdıdır. Hayli te’lîfâtı vardır. Şi‘ir:
EÇS I 101b
Dağlar halka zırıhlar geyirüpdür tenimeCebe satmak nice olur göstereyim düşmenime.
EÇS I 101b
Sabâyî: Edirnevîdir. İlm-i arûzda bahr-i ma‘ânîdir. Ve,
EÇS I 101b
Sun‘î Beğ: İskender Paşazâde Mustafâ Beğ'dir. Tarabulus-ı Şâm vâlîsi idi. Hoş âyende eş‘ârı vardır. Andan,
EÇS I 101b
Tâli‘î: Kastamonîdir, Necâtî'ye mânend emlahü'ş-şu‘arâdır. Nazmuhu:
EÇS I 101b
Göreli tal‘at-ı garrâsını ol sîm-berinÇarhı batdı güneşin yıldızı düşdü kamerin.
EÇS I 101b
Fakîrî: Rûmelindendir, haylice matbû‘ eş‘ârı ve bedîhegûyluğu vardır, anınla şöhre-i şehr olmuşdur.
EÇS I 101b
Neşrî: Germiyanîdir ammâ Bursa'da neşv [ü] nemâ bulmuşdur. Âl-i Osmân'a bir tevârîh te’lîf edüp gâyetü'l-gâye âb-ı tâb vermişdir ve eş‘âr-ı hüsniyyât ile meşhûrdur.
EÇS I 101b
Hammâma girdi nâz ile bir sîm-ten güzelŞol şöyle diyecek yeri yok cümleten güzel.
EÇS I 101b
Nihânî: Arnavud iskenderiyyesindendir. Nazmuhu:
EÇS I 101b
Lâleler çıkdı kızıl tâciyle şâhîler gibiÇaldı sûsen tîğını Sünnî sipâhîler gibiRâfızîdir lâle tâcın bâde ver Yârap deyüYâsemenler Hakka yüz tutmuş ilâhîler gibiEy Nihânî çâr-yârî sev Muhammed aşkınaBâyezîdî meşreb ol olma tebâhîler gibi
EÇS I 102a
İki yüz yigirmi dördüncü fasılMerhûm u mağfûrun-leh Sultân Süleymân aleyhi'r-rahmetü ve'l-gufrân ibn Sultân Selîm Hân tâbe serâhümâ ve ce‘ale'l-cennete mesvâhümâ hazretlerinin ziyâretgâh-ı merkad-i pür-envârı ve mevti târîhlerin beyân eder
EÇS I 102a
Mevlûd-ı şerîfleri sene 900 târîhinde pederleri gibi Tarabefzûn'da mütevellid olmuşlardır. Selîm Hân'ın bunlardan gayrı evlâdı olmamışdır kim re’s-i mi’ede vücûda gelmişdir ya‘nî kâmil tokuz yüz evvelinde vücûda gelmişdir. Hadîs:
EÇS I 102a
hadîs-i şerîfinin mazmûnuna mazhar düşmüşlerdir. Anıniçün kırk sekiz sene pâdişâh-ı sâhib-hurûc olup ekâlîm-i seb‘ada memâlik-i mahrûseler feth edüp hisse-mend olmuşdur ve on sekiz pâdişâhı kendüye mutî‘ [ü] münkâd edüp harâc-güzâr etmişdir.
EÇS I 102a
İbtidâ gazâsı Tuna Belgradı ve ikinci gazâsı Cezîre-i Malta ya‘nî Rodos ve (---) gazâsından sonra âhir gazâsı Seğitvar olup sene 974 Saferü'l-muzafferinin yigirmi ikinci gününün gecesi tokuzuncu sâ‘atde Arapça fehvâsı mûcebince vedâ‘-ı saltanat edüp na‘ş-ı şerîfin Sokullu vezîr pinhân edüp cesedin muzahrafât-ı kalbden pâk edüp derûn-ı Süleymân'ı Seğitvar'da Türbe kal‘ası nâm bir mürtefi‘ yerde altun leğen içinde defn edüp anda türbedâr ve kal‘a ve tekye inşâ etdiler. Ba‘dehu na‘ş-ı Süleymân Hân'ı müşk-i amber-i hâm ve milh-i ücâc ile tuzlayup bir a‘lâ salamura mûmya-yı Süleymân edüp pinhân etdiler. Kimesnenin fevtinden âgâhı olmayup âhir sâhib-i vezîr-i pür-tedbîrin re’yiyle Seğitvar kal‘ası feth olup "Seğitvar'ı Süleymân Hân'ın ölüsü almışdır" deyü meşhûrdur.
EÇS I 102a
Ba‘dehu Selîm-i Sânî Seğitvar altına gelüp cümle asâkir bî‘at edüp Süleymân Hân'ın (---) günde mevti haberi şâyi‘ olup na‘ş-ı Süleymân Hân'ı sarup sarmalayup İslâmbol'da câmi‘i mihrâbının önünde behişt-i ılliyyîn-misâl bâğ [u] bostân [u] gülistân içinde olan kubbe-i âlîsinde medfûndur. Ser-i sa‘âdetindeki Süleymânî destârı üzre yedi sekiz otağa mücevher ve gâziyâne turna telleri ile tezyîn olmuş bir kabr-i münevverdir. Müddet-i saltanat 48 sene ve müddet-i ömr (---) sene, mevtine târîhdir:
EÇS I 102a
Cümle hayrât [u] hasenâtları ve feth [u] fütûhâtları ve vüzerâ ve vükelâ ve ulemâları ve meşâyıhları cümle bâlâda mastûrdur. Ammâ kabr-i şerîfi kurbündeki kubbelerde ziyâret-i şehzâdegân-ı Süleymân Hân. Rahmetullâhi aleyhim ecma‘în.
EÇS I 102a
Ammâ Şehzâde Bâyezîd ibn Süleymân Hân merhûm, bürâderi Selîm Hân'a âlem-i şehzâdeliklerinde birbirine menâsıblarıyçün buğz [u] adâvet üzre olup ığvâ-yı bedhâhân ile Bâyezîd, Selîm üzre asker çeküp Konya sahrâsı'nda ceng-i azîm etdiklerine târîh:
EÇS I 102a
Eyledi Sultân Selîm ile kıtâli Bâyezîd.Sene 966.
EÇS I 102a
Tarafeynden niçe bin âdem şehîd olup âhir Şehzâde Bâyezîd münhedimen beş nefer evlâdı ve bu kadar asker ile Şâh'a firâr edüp dahl düşdükde Süleymân Hân'dan nâmeler ile elçiler gönderilüp Bâyezîd'i Der-i devlete taleb etdiklerinde Şâh dahi Isfehân'dan Şehzâde Bâyezîd'i elçiye teslîm edüp Sivas'a geldükde beş nefer evlâdlarıyla katl olunup Paşahisârıkapusu önündeki mezâristânda medfûnlardır.
EÇS I 102a–102b
Ve şehzâde (---) bî-günâhı bizzât Süleymân Hân kendü eliyle hançer-i bürrân ile şehîd edüp Eyyûb Sultân'ın şarkîsi tarafında harem kapusu dibinde şehirli fukarâları mâbeyninde fakîrânece medfûndur. Hattâ seng-i mezârında târîhleri ve mücevvezesi taşında üstâd-ı mermer-bür hançer alâmetleri nakş etmiş. Hattâ elsine-i nâsda meşhûrdur kim bir gün Süleymân Hân şikâr tarîkiyle Kâğızhâne'ye giderken şehîd Şehzâde (---) Hân'ın kabrine 102b uğrayup,
EÇS I 102b
"Hay zâlim pâdişâh olurmuşun, yohsa böyle ölürmüşün" derken hemân şehzâde kabrinden bir siyâh tuman zâhir olup Süleymân Hân'ın atı ürküp {Süleymân Hân} zemîne pâymâl-ı rimâl olup cümle musâhibler atdan ayrılup ol mezâristân içinde bir vâveylâ ve feza‘ kopup Süleymân Hân'ı piyâde bulup bir köşede âh-ı serd çeküp durur. Anı görseler Sarı Rüstem Paşa'nın çehresi ve Çârkâb Alî musâhibin çehreleri simsiyâh olmuş. Bu hâle hayrân kalup ol günden Süleymân Hân'ın sağ ayağı nıkrîs marazına mübtelâ olup Kaysûnîzâde tîmâr ederdi. Rüstem Paşa'nın yetmiş gün yüzü kara olup dîvâna varmayup yüzünün bir kat derisi yüzülüp yine asfaru'l-levn oldu. Meğer ol şehzâde-i mazlûmun katline sebeb Rüstem Paşa ve Çârkâb musâhib olup ol mahalde Süleymân Hân,
EÇS I 102b
"İlâhî Rüstem âhiretde yüzün kara olsun, bizi kana şerîk etdin" deyü "mekr-i Rüstem" derler şehzâdenin şehâdetine târîh vâkı‘ olmuşdur, sene 960.
EÇS I 102b
Ahvâl-i şehâdet-i Şehzâde Sultân Mustafâ
EÇS I 102b
Sene (---) târîhinde Süleymân Hân, Nahşivân seferi'ne azîmet edüp Karaman Ereğlisi nâm mahalle vardıkda Şehzâde Mustafâ Hân kânûn-ı kadîm üzre serâperde-i Süleymânîye girüp pederi Süleymân Hân'ın dest-i şerîfin bûs etdikde ol ân ma‘nûkan şehîd edüp na‘şın meydân-ı siyâsete bırağup taşra ağalarından yedi aded ağasının dahi kellelerin galtân edüp cümle asâkir-i İslâm bî-cân olup şehzâde-i merhûmun na‘şını Bursa'da (---) defn etdiler.
EÇS I 102b
Dürüst târîhidir. Bu dahi Rüstem Paşa'nın def‘a-i sânî vezâreti mekrile oldu derler.
EÇS I 102b
Bir şehzâde-i kerîmü'ş-şân ve bir şehzâde-i âlîşân idi kim henüz kırk seneye bâliğ ve kâmil [ü] sâhib-i ayâr şehzâde imiş. Şâh [u] Gedâ sâhibi Yahyâ Beğ, merhûma bir mersiye etmişdir kim gûyâ Hadîkatü's-sü‘adâ'dır. Âdem kırâ’at etmeğe tâkat getiremez. El-hükmü lillâh.
EÇS I 102b
Ziyâretgâh-ı Şehzâde Sultân Mehemmed ibn Süleymân Hân