EÇS I 120a
Mesîregâh-ı İdrîs Köşkü: Bânîsi Bayramiyye tarîkinden Şeyh İdrîs nâm bir azîz, bir tekye inşâ edüp cemî‘i yârân-ı zarîfân-ı dervîşân anda cem‘ olup safâ ederlerdi. Ba‘dehu cülûs-ı Mustafâ Hân'da mezbûr şeyhe mülhiddir deyü isnâd edüp tekyesi ve evkâfın harâb [ü] yebâb, binâsın türâb edüp zîr [ü] zeber etdiler. Hâlâ bir kaç dıraht-ı müntehâları ve çemenzâr soffaları ve namâz seddi ve çeşme-i zülâli ve havz-ı azîmi kaldı. Hâlâ yine İdrîs Köşkü nâmıyla bir teferrücgâhdır. Ve,
EÇS I 120a
Mesîregâh-ı Kırkserviler: Hevâd[â]r cihân-nümâ bir koyah-ı hıyâbân mesîregâh yerdir. Ve,
EÇS I 120a
Teferrücgâh-ı Ağa karlığı: Bir çemenzâr fezâdır kim gûyâ zemîn-i sebiz-gûn katîfedir.
EÇS I 120a–120b
Mesîregâh-ı Bülbülderesi: Niçe bin andelîbânın nağmesinden âdeme safâ ve sürûr hâsıl olur. (---) (---) (---) (---) 120b
EÇS I 120b
Ve bu şehrin âb [u] hevâsının letâfetinden mahbûb u mahbûbesi memdûhdur. Ve a‘yân [u] eşrâfı çokdur. Ammâ halkının ekseri ulemâdır. Anlara kurbâncılar derler. Zîrâ bu şehirde kurbânhâne vardır. Ba‘zı kimesne,
EÇS I 120b
"Eyyûb Sultân'a bir kurbân ve yüz kurbân nezrim olsun" deyüp kurbânhânede birer kurbânın edâ etdikde niçe yüz mün‘im âdemler cem‘ olup kurbânhâneden hissesin aldıkdan sonra tama‘kârlık edüp koluna bir yen dahi geyüp,
EÇS I 120b
"Bize de hissemiz verin" deyü dest-dırâzlık edüp üç dörd gûne libâs yen ile hisse aldıklarında İslâmbol zürefâları yanında Eyyûb halkına kurbâncılar derler meşhûrdur. Ve,
EÇS I 120b
Memdûhât-ı şehr-i Eyyûb: Evvelâ hâs ve beyâz ekmeği ve kaymağı ve yoğurdu ve şeftâlûsü ve kayısısı ve lüffân nârı bir diyâra mahsûs değildir. Ve haremdeki dıraht-ı çınârlar üzre âşiyân eden balıkcıl kuşları her sene başlarından ikişer aded tellerin Eyyûb Sultân kubbesi üzre bıragurlar.
EÇS I 120b
Evsâf-ı ziyâretgâh-ı Hazret-i Ebâ Eyyûb-ı Ensârî aleyhi rahmetül-Bârî ve gayrı kibâr-ı evliyâullâhları ve merâkıd-ı ulemâ ve sulehâ ve meşâyih-i izâmları ve vüzerâ ve vükelâları ve gayrı a‘yân-ı kibârın merkad-i pür-envârlarının târîhleri ile firâdâ firâdâ beyân eder
EÇS I 120b
Evvelâ Ârif-i Samedânî ve (---) (---) (---) Hazret-i Ebâ Eyyûb-ı Ensârî ibn (---) (---) Sahâbe-i kirâmdan râvî-i hadîsdir ve Ensârdandır. Ve Hazret-i Risâlet-penâh Mekke'den Medîne'ye hicret etdükde nâka-i Resûlullâh'ı Cibrîl-i Emîn licâmından çeküp bu Ebâ Eyyûb hânesi önüne çökerüp Hazret-i Risâleti bu Ebâ Eyyûb hânesine müsâfir alup Ebâ Eyyûb gayrı hâneye nakl etdi. Ve hâlâ Hazret-i Risâlet'in kabr-i şerîfi bu Ebâ Eyyûb'un hânesi yeridir kim Hazret-i Ebûbekir, Resûl-i Kibriyâyı anda defn etdi. Bu Ebâ Eyyûb böyle yâr-ı gâr-ı Resûl'dür. Hazret'den (---) hadîs nakl eder.
EÇS I 120b
Âhir Âl-i Emevî'den Mu‘âviye hilâfetinde sene 52 târîhinde ba‘de'l-hicre Ebâ Eyyûb, Mesleme ile iki kerre Kostantıniyye üzre serdâr olup sulh ile Kostantîn kıraldan mâl-ı hazâyinler ile Şâm'a gelüp def‘a-i sânîde yine Ebâ Eyyûb serdârlık ile İslâmbol'u muhâsara edüp Galata'yı feth edüp İslâmbol'u feth etmek sadedinde iken küffâr sulh edüp be-kavl-i sulh Ebâ Eyyûb Ayasofya içre ibâdet edüp avdetde Eğrikapu'da küffâr bunları taşa dutup Ebâ Eyyûb taş ile mecrûhen merhûm oldu.
EÇS I 120b
Bir rivâyetde ishâlden merhûm oldu derler. Ahvâl-i pür-melâli bâlâda musarrahdır. Ammâ sene (---) târîhinde Ebü'l-feth Sultân Mehemmed Hân Gâzî, İslâmbol'u feth edüp yetmiş yedi kibâr-ı evliyâullâhlar ile yedi gün kabr-i Ebâ Eyyûb'u tecessüs etdiler. Âhir-i kâr Akşemseddîn hazretleri
EÇS I 120b
"Müjde olsun beğim, alemdâr-ı Resûl olan Ebâ Eyyûb-ı Ensârî bu mahalde medfûndur" deyü bir hıyâbân ormanistân ve çengalistân içre girüp bir seccâde üzre iki rek‘at namâz kılup ba‘de's-selâm bir secde dahi edüp gûyâ hâb-ı râhata varup kaldı. Niçeler,
EÇS I 120b
"Efendi kabr-i Eyyûb'u bulamadığı hicâbından hâba vardı" deyü niçe ta‘n-âmîz güft [u] gûlar etdiler.
EÇS I 120b
Bir sâ‘atden sonra Akşemseddîn hazretleri seccâdeden baş kaldırup mübârek gözleri tâs-ı pür-hûne dönüp beşereleri arak-âlûd olmuş, hemân Ebü'l-feth'e hitâb etdiler kim,
EÇS I 120b
"Beğim, hikmet-i Hudâ seccâdemizi tâ kabr-i Ebâ Eyyûb üzre döşemişiz, hemân şu mahalli kazsınlar" deyince fukarâ-yı Şemseddîn'den üç kişi, bir dahi Ebü'l-feth, bir dahi Akşemseddîn seccâdenin altını hafr edüp üç zirâ‘ amîk oldukda bir yeşil sommâkî çâr-kûşe taş zâhir olup ol taş üzre kûfî hat ile,
EÇS I 120b
deyü tahrîr olunmuş, ol ân ol seng-i hârâyı ref‘ edüp (---) seneden berü vücûd-ı Eyyûb za‘ferân ile boyanmış kefen içre ter ü tâze bulunup mübârek yed-i yümnâlarında bir tuç mühre bulunup yine hâli üzre mezkûr seng-i sebiz-gûnu koyup setr ederler.
EÇS I 120b
Cümle asâkir-i İslâm ayne'l-yakîn hâsıl edüp hafr olan türâbını tevhîd [ü] tezkîr ile yine doldurup cümle ibâdullâh-ı müslimîn ziyâret edüp türbe-i pür-envârının esâsına mübâşeret ederler. Hâlâ üzerindeki kubbe-i pür-envâr ve câmi‘ ve medrese ve hân ve hammâm ve imâret-i it‘âm ve çârsû-yı bâzâr cümle Ebü'l-feth Gâzî'nin binâsıdır.
EÇS I 120b–121a
Ammâ Ebü'l-feth'den 121a berü ne kadar selâtîn-i selef gelmişler ise teberrüken birer âsâr-ı binâ zamîme ederek cennet-âsâ bir makâm-ı ılliyyîn olmuşdur kim kubbe-i pür-envârı bir ravza-i Rıdvân içinde kalmışdır. Kabr-i şerîfi dehlîzinin revzenleri câmi‘in haremine nâzırdır.
EÇS I 121a
Cümle der [ü] dîvârları kâşî-i Çîn ile müzeyyen bir türbe-i pür-envârdır. Ve ravza-i kabr-i münevveri dâ’iren-mâdâr şebeke-i sîm-i hâlis ile inşâ olunmuşdur. Ser-i sa‘âdeti tarafında alem-i şerîfi ve cânib-i erba‘asında olan sîm ü zer çerâğ ve şem‘dânlar ve kanâdîller ve âdem kaddi mutallâ şem‘dânlar üzre şem‘-i kâfûrîler ve buhûrdân-ı gûnâ-gûnlar ve gülâbdân-ı mücevherler ile mâl-â-mâl bir kabr-i şerîfdir.
EÇS I 121a
Ve bunda olan hüsn-i hat kelâm-ı izzetler meğer âsitâne-i Düldül-süvâr Esedullâh Alî Kerremallâhu vechehu'nun kabr-i şerîfinde ola.
EÇS I 121a
Ve kabr-i Eyyûb'da olan tuhef ve yâdigâr musanna‘ât âvîze-i bî-kıymetler meğer Sultân Ahmed câmi‘inde ola. Ve pâ-yı şerîfi cânibinde bir sahrîc-i çâh-ı mâ vardır. Teberrüken cümle ehl-i züvvâr nûş edüp emrâz-ı hafakândan bi-emrillâh halâs olur.
EÇS I 121a
Ve bu âsitâne'nin der [ü] dîvârında olan levha-i müzehhebli hüsn-i hatlar meğer meşhed-i imâm Rızâ'da ola. Ve bu âsitâne'nin târîhi: (---).
EÇS I 121a
Ziyâretgâh-ı Hazret-i sultânü'l-ulemâ ve'l-fuzelâ Mevlânâ Ebussu‘ûd Efendi Rahmetullâhi aleyhi rahmeten vâsi‘a: ibtidâ tulû‘ları İslâmbol kurbünde Müderrisköyü nâm bir karyede vücûda gelmişdir. Hazret-i Risâlet-penâh'dan berü böyle bir fuzalâ gelmemişdir. Beyne'l-ulemâ Nu‘mân-ı Sânî dediler. Bir tefsîr-i mu‘teberi vardır. Üç bin ulûmdan ve bin yedi yüz tefsîrden ahz edüp bir tefsîr te’lîf etmişdir kim hâlâ beyne'l-ulemâ memdûh [u] meşhûr-ı âfâk olup hummûs-ı hadîd-i Nahçıvânî'dir kim ana mu‘âdil bir tefsîr yokdur.
EÇS I 121a
Süleymân Hân asrında şeyhülislâm idi. Ulemâ-yı zâhirden olmağile ehl-i tevhîde ta‘n ederdi. Âhir İbrâhîm Gülşenî hazretleri huzûr-ı Süleymân Hân'da Hazret-i Ebussu‘ûd'u ilm-i tasavvufda irşâd edüp "Tevhîd devr ehline helâldir" deyü fetvâlar verdi. Ve Ümm-i Sinân hazretlerinin meyyitinden irşâd olup sâhib-i sülûk olup tarîk-i Sinânî üzre merhûm oldu. Hakkâ kim hayâtında yegâne-i asr olup rümh [u] sinân idi. Kuddise sırruhu.
EÇS I 121a
Târîh-i itmâm-ı tefsîr-i Ebussu‘ûd güfte-i Mevlânâ Mehemmed Münşî:
EÇS I 121a
Tâc-ı tefsîr-i kelâm-ı mu‘ciz.Sene 972.
EÇS I 121a
Târîh, (---) Feyzullâh Efendi sene (---) mevtine târîhdir:
EÇS I 121a
Monlâ Ebussu‘ûd'a ola makâm cennet.Sene 982.
EÇS I 121a
Müftî-i zamân eyledi azm-i ukbâ.Sene 982.
EÇS I 121a
Kabr-i şerîfi Ebâ Eyyûb civârında sûk-ı lebbân içre bî-kubbe hadîd revzenler içre mermer amûdlar ile kabr-i münevveri ma‘lûmdur. Cümle ta‘llukâtları ile ol dârü'l-karârda inkırâzu'd-devrân karâr etmişlerdir. Cenbinde zâviyesi ve mekteb-i sıbyânı ve sebîli vardır kim ziyâretgâh-ı hâs [u] âmdır.
EÇS I 121a
el-Mevlâ Abdülkerîm Mehemmed Çelebi ibn Ebussu‘ûd Efendi: Cedd-i a‘lâsı cenbinde medfûndur.
EÇS I 121a
Kabr-i Bedî‘üzzamân ibn Hüseyin Baykara ibn Timur Hân-ı sâhib-hurûc: Bu Bedî‘üzzamân (---) Hân'ın Şehr-i Tebrîz'de pâ-yı semendine yüz sürüp İslâmbol'a ma‘an geldikde tâ‘ûndan merhûm olup Eyyûb hareminde medfûndur.
EÇS I 121b
Ve ziyâret-i eş-Şeyh Hazret-i Ömer Bâkî: Müftî Ahmed Efendi'nin bürâder-i kihteridir. Eyyûb câmi‘inde vâ‘iz u nâsıh iken bin yigirmide merhûm olup civâr-ı Eyyûb'da medfûndur. Dîde-i cânı ayn-ı Ömer gibi küşâde Acem diyârın seyâhat ederken ömrî tahallüs edüp halâs olmuşdur. Zîrâ bilâd-ı Acem'de ism-i Ömer istimâ‘ olunmamışdır. Haşâ sümme hâşâ ism-i Ömer'e adı yaman derler.
EÇS I 121b
el-Mevlâ Hocazâde Abdül‘azîz Efendi: Eyyûb'da pederler[i] cenbinde medfûndur. Bürâderleri Es‘ad Efendi sadr-ı Rûm olmağın târîh demişlerdir:
EÇS I 121b
Bu iki sadra geldi nakkâd iki bürâder.Sene 1015.