EÇS I 134b
Zamân-ı kadîmde bu şehir kefere destinde iken ismine kuna petro derlerdi. Ya‘nî "taş beşik" demekdir. Sebebi oldur kim bu şehir zemîni çengelistân-ı hıyâbân iken Yaşka nâmında bir ruhbân râhib bunda bir kenîse-i azîm binâ edüp Kudüs-i Şerîf'de Hazret-i Îsâ'nın rahm-ı mâderden müştak olduğu Beytüllahm nâm mahallinden Hazret-i Îsâ'nın ibtidâ sabâvetde gasl olunduğu taş tekneyi mezkûr ruhbân Kudüs'den getirüp bu Beşiktaş'daki deyrine koduğundan lisân-ı Urum'da Beşiktaş ismiyle bu şehir şöhret bulup ma‘mûr [u] âbâdân olup ba‘dehu ruhbân mürd oldukda mezkûr taş beşiği Hırkîloğlu ilya nâm kıral ol beşiği Ayasofya deyrinin sağ tarafındaki tabakaya koyup hâlâ ziyâretgâhdır.
EÇS I 134b
Hâlâ anıniçün lisân-ı müslimde bu şehre Beşiktaş derler. İlâ-maşâ’allâh ma‘mûr olmadadır. Zîrâ âb [u] hevâsı gâyet latîfdir. Leb-i deryâda vâsi‘ fezâlarda ve alçacık bayırlar üzre kat-ender-kat bâğlı ve bâğçeli ve havlıları vâsi‘ altı bin hânedânlar ve yalılar ve gayrı buyûtlardır.
EÇS I 134b
Ve cümle (---) mahalle-i müslimîn ve mahalle-i Ermenî ve bir mahalle Rûm ve bir mahalle Yahûdî vardır. Ma‘mûr [u] âbâdân hânedân yalılarından ibtidâ Kapudan Ca‘fer Paşa ve Kapudan Kâsım Paşa yalılarında ikişer yüz hücreler ve üçer hammâm ve birer câmi‘li sarây-ı azîmlerdir.
EÇS I 134b
Ve Baba Süleymân Ağa yalısı ve Minkârîzâde yalısı ve Alî Efendi yalısı ve Azmîzâde ve Defterdâr Emîn Paşa yalısı (---) (---) ve Freng Mustafâ Efendi ve Hâfız Ahmed Paşa yalısı Kaya Sultân'ındır. Ve Osmân Usta yalısı ve Milikî Kadın ve Çelebi ve Mütevvellî Mustafâ Efendi yalısı. Ve niçe yalılar dahi vardır ammâ bu yalılarda pâdişâhlar gelüp ziyâfet tenâvül etmişlerdir. Ammâ,
EÇS I 134b
Evvelâ Dolmabâğçe: Mâ-tekaddem bir küçük servili bâğ idi, sene (---) târîhinde Sultân Osmân Gâzî fermân edüp cemî‘i Âl-i Osmân donanması ve cümle tüccâr keştîlerinin sandalları ve filika ve firkateleri ve İslâmbol'un yigirmi bin pereme ve kayık ve mavunaları ale'l-umûm gemilerin taşlar ile doldurup Dolmabâğçe önündeki deryâya döküp bir liman-misâl bir boğaz iken kâmil dörd yüz arşın deryâyı doldurup ismine Dolmabâğçe dediler. Bir meydân-ı azîm olup Osmân Hân cirit oynar idi. Ba‘dehu ol fezâyı bâğçe etdiler. Selîm Hân-ı Evvel'in bir kasrı ve bir havzı vardır. Gayrı âsâr-ı binâ yokdur. Ammâ bunda dahi serâmed sun‘-ı Hudâ serv-i azîmler var kim ta‘bîr olunmaz. Başka bâğçe üstâdı ve iki yüz nefer şehbâz bostâncıları vardır.
EÇS I 134b
Leb-i deryâsı amîk olup lodos rûzgârı telattumu harâb etmesin içün mîşe dırahtların deryâya kakup beşik beşik edüp leb-ber-leb taş ile memlû edüp istihkâm bulmağın Beşiktaş derler. Ammâ bu binâ olmazdan bin yıl mukaddem bu şehrin ismi Beşiktaş idi. Andan,
EÇS I 134b
Beşiktaş bâğçesi: Sene (---) Bâyezîd Hân asrında (---) Paşa yalısı idi. Ba‘dehu pâdişâhlara intikâl edüp behişt-âbâd bir bâğ-ı İremezâtü'l-imâd oldu. Leb-i deryâda kat-ender-kat müte‘addid kâ‘alar ve şâhnişînler ile ârâste bir sarâydır, ammâ ol kadar vâsi‘ değildir. (---) Hân bunda tevellüd etdüğiyçün dâ’imâ bunda teferrüc ederdi. Ammâ Murâd Hân-ı Râbi‘, Nef‘î Efendi'nin hicviyyâtından Sihâm-ı Kazâ'yı okurken kazâ-yı âsumânî Murâd Hân'a yıldırım isâbet edüp elindeki Sihâm'ı deryâya atup mebhût oldu. Gayrı bu bâğçeye kadem basmayup ba‘dehu Bayram Paşa'ya Nef‘î Efendi'yi ma‘nûkan katl etdirdi. Ve,
EÇS I 134b
Bâğçe-i Cüvânkapucubaşı: Bir bâğ-ı hıyâbândır. Ve,
EÇS I 134b–135a
Bâğçe-i Kazancıoğlu: Bu yalı dahi pâdişâhlara intikâl edüp Murâd Hân Kaya Sultân'a hibe eyledi. Vâcibü's-seyr bir yalıdır. Bunda bir fevkânî şâzrevân vardır kim cemî‘i dünyâda eyle musanna‘ fevvâreler yokdur. 135a
EÇS I 135a
Bu yalılardan mâ‘adâ derûn-ı şehirde Kiremitcizâde hânesi ve Küçük Çavuş hânesi
EÇS I 135a
Acâyib hânedânlardır ve sâhibleri a‘yân-ı kibârdır.
EÇS I 135a
Ve bu şehrin ahâlîsi gâyet ehl-i zevkdir. Ve sulehâdan ehl-i hâl [ve] sâhib-i vera‘ kimesneleri vardır. Çoğu Arapça deyüp bâğbânlık ederler. Ve gûnâ-gûn ehl-i sünnet esbâbı geyerler. Ekseriyyâ halkı Anatolu tarafındadır. Ammâ nebtîz şehir oğlanları vardır.
EÇS I 135a
Ve mahbûb [u] mahbûbe-i Beşiktaş taş yüreklilerdir, kimseye merhamet yüzünden nazar etmeyüp kec-nigâh ederler, garîbü'd-diyâra dil-nüvâzlık etmezler. Ammâ halkının ni‘metleri birbirlerine mebzûldür. Anınla meşhûr bir kavmdir.
EÇS I 135a
Bu kavmin hâkimleri şerî‘at tarafından Galata mollâsının nâ’ibi ve muhtesib nâ’ibi ve muhtesibi ve subaşısı hükm eder. Ve leb-i deryâsın bostâncıbaşı ve bâğçe-i Beşiktaş ustası hükm eder. Gâyet mazbût şehirdir. Gerçi Galata gibi bu şehrin kal‘ası yokdur ammâ gâyet emn [ü] emân şehirdir. (---) (---) (---)
EÇS I 135a
Beşiktaş şehrinde olan câmi‘leri beyân eder
EÇS I 135a
Evvelâ iskele başında yüz adım ba‘îd kırda bir düz fezâ çerâgâh-ı mahsûldâr zemîn-i hevâdârda Koca Sinân Paşa câmi‘i, (---) Hân vüzerâ (---) aded kubbe-i âlîli câmi‘-i rûşendir. Cümle imâret dîvârı kırmızı ve beyâz taş ile mebnî {olmuş} ibâdetgâh-ı müslimîndir. Tûlen ve arzen (---) ayakdır.
EÇS I 135a
Kıble kapusu üzre târîhi (---), (---) üzre altı aded kubbeler ile müzeyyendir. (---) (---) ve taşra yan soffalarında (---) amûd-ı âlîler üzre altı aded kubbeler ile müzeyyendir. Ve soffa haremi etrâfı demir pençerelerdir. Ve dahi taşra haremi çınâr-ı müntehâlar ile müzeyyendir. Haremin bir köşesinde mahkeme-i şer‘-i Resûl-i mübîn vardır.
EÇS I 135a
Mâ-tekaddem imâreti işlermiş, yine ba‘zı mütevellî istikâmet edüp ni‘meti mebzûl olur. Ve bir nâzik minâresi var. Ve kıblesi önünde demir pençereler içinde a‘yân-ı şehirden ba‘zı kimesneler medfûndur. Ve minâresi gâyet mevzûndur.
EÇS I 135a
Ve bu câmi‘in mihrâbı önü tâ iskeleye varınca bir vâsi‘ sahrâdır. Leb-i deryâdan bir buçuk mîl karşu tarafı şehr-i Üsküdar'dır.
EÇS I 135a
Ve Dolmabâğçe kurbünde Ahmed Dürrânî câmi‘i, (---) (---) binâsıdır. (---) (---)
EÇS I 135a
Ve nev binâ Dârü's-sa‘âde Ağası Abbâs Ağa câmi‘i çâr-kûşe bir câmi‘-i hevâdârdır. Kapusu üzre târîhi:
EÇS I 135a
(---) câmi‘i (---). Bu câmi‘lerden mâ‘adâ (---) mihrâba varınca cümle mesâcidlerdir
EÇS I 135a
Ve medrese-i Hayreddîn Paşa ve kırk aded mekteb-i sıbyân-ı ebcedhânı ve bir dârü'l-kurrâsı vardır. Ammâ dârü'l-hadîsi ve (---) yokdur.
EÇS I 135a
Ve iskele başında âyende ve revende müsâfirîn meks etmeğiçün bir kârbânsarây vardır. Zîrâ Âl-i Osmân'ın Anatolu cânibinde bir seferi vâkı‘ olsa cümle Rûmeli askeri bu Beşiktaş'dan karşu tarafa niçe bin gemilerle Üsküdar'a ubûr ederler bir bender iskeledir.
EÇS I 135a
Ve üç hammâmı var. Dere cisri başında (---) hammâmı ve Câmi‘-i Kebîr kurbünde (---) hammâmı ve Yahyâ Efendi kurbünde (---) hammâmı, bu hammâmlardan mâ‘adâ yüz toksan sarây hammâmları vardır.
EÇS I 135a
Ve cümle (---) sebîlhânedir ve cümle (---) çeşme-i âb-ı zülâllerdir. Târîh-i çeşme-i Yahyâ Efendi:
EÇS I 135a
(---) târîhi bu inşâlar olsunKanup içenlere sıhhâlar olsun.Sene 945.
EÇS I 135a
Ve cümle yetmiş mikdârı dükkânları vardır. Şehrine göre dükkânları ve çeşmeleri azdır. Ammâ her hânede ve besâtînlerinde niçe bin âb-ı zülâl çâh-ı mâlar vardır. Hattâ mâh-ı Temmûz'da Galata şehrinin suyu kıllet üzre olmağile niçe bin kayıklar ile bu Beşiktaş kuyularından Galata'ya su taşıyup Galata halkı def‘-i atşân ederler. Tâ bu mertebe âb-ı zülâl Beşiktaş suları vardır.
EÇS I 135a–135b
Me’kûlât [ü] meşrûbâtının memdûhâtından besâtinlerinde olan sürâhî dolma kabağı ve lahanası ve ekşi dudu ve yalılarında gûnâ-gûn mâhîleri {meşhûrdur}. 135b Ve,
EÇS I 135b
Mesîregâh-ı Beşiktaş: Evvelâ cemî‘i yalıları mesîregâhlardır ammâ hâs [u] âmma mahsûs olan (---) bostânı (---) bostânı (---) bostânı (---) bostânı (---) bostânı öz öz ravza-i Rıdvân misilli yüz altmış aded besâtînler ile meşhûr olmuş şehirdir kim her biri gül [ü] gülistân ve sünbül ü reyhân ile hadîka-i cinân bâğlardır. Andan,
EÇS I 135b
Mesîregâh-ı Yahyâ Efendi: Bir kûhsâr-ı vâsi‘ çemenzâr dere içre aslâ güneş te’sîr etmez çınâr-ı azîmler ve şecere-i bîd-i sernigûnlar ve sakız dırahtları ve servi ve cevz-i Rûmî şecerleri ile müzeyyen bir vâdîdir. Sâhib-i hayrâtlar her uyûn-ı câriyeler dibinde birer çemenzâr soffalar inşâ edüp sarıasma ve karatavuk ve İshâk kuşu ve ispinoz ve filorunya ve başdankara ve bülbül-i bed-nâm ve bülbül-i nîknâmın hezârân feryâd [u] nâlişleri ehl-i teferrücün cânına cânlar bağışlayup cümle yârân-ı bâ-safâ taraf taraf sohbet ederler bir teferrücgâh-ı kadîmdir.
EÇS I 135b
Ve tekyegâh-ı dervîşan-ı Beşiktaş: Evvelâ tekye-i Mevl[ev]îhâne-i (---) Paşa, leb-i deryâda semâ‘hânesi deryâya nâzır fevkânî bir mevlevîhânedir kim İslâmbol'da ve gayrı diyârda misli yokdur. Semâ‘hânesi bir musanna‘ tavan kubbe-i la‘l-gûndur kim şimdiki üstâdları ana nazîre kubbe inşâ edemezler, gâyet refî‘ ü pesendîde kubbe-i âlîdir. Ve fukarâ hücreleri cânib-i garbında ma‘mûrdur. Ve meydân-ı semâ‘hâne serâpâ ceviz levhasıdır.
EÇS I 135b
Ve bu meydânın cânib-i selâsı billûr ve necef ve moran câmlardır. Ve şeyhi Mübârek Hasan Dede'dir. Zamânımızda yüz on yaşında müstecâbü'd-da‘ve bir kimesne idi. Mukâbele günleri kürsîde Mesnevî-yi şerîf kırâ’at ederken ba‘zı zamân kendülere bir vecd hâsıl olup,
EÇS I 135b
"Bu gece dersimizi Hazret-i Mevlâna'dan böylece tilâvet edüp hâzır ihvân-ı safâya kırâ’at ederiz" deyü takrîr ederlerdi. Kuddise sırruhu.
EÇS I 135b
Ba‘dehu dâmâdı Neyzen Dervîş Yûsuf Celâlî şeyh olup takrîr-i Mesnevî'de bir kaç kerre mest olup kendüleri kürsîden aşağı fukarâ üstüne atup çarh-ı semâ‘ etdükde kaşı ve gözleri ve yüzü bile görünmezdi. Eyle bir semâ‘-ı safâ ederdi kim ihvân âlem-i hayretde kalırdı. Böyle bir serbâz-ı aşk-ı ilâhî ile âlûde olmuş âteş-pâre sâhib-i celâl kimesne olduğundan Şeyh Yûsuf Celâlî derlerdi. Bu kerre cemâli mahalli oldukda cümle uşşâk başına cem‘ olup nây-ı Mevlâ[nâ] çaldıkda cümle uşşâk semâ‘ ederlerdi. Ve ba‘zı {mahalde} çeng çaldıkda cümle uşşâk mest [ü] medhûş olurdu. Riyâzât [u] mücâhede sâhibi bir pâdişâh-meşreb idi. Rahmetullâh.
EÇS I 135b
Beşiktaş'da âsûde olan kibâr-ı evliyâullâhların kabr-i şerîflerin beyân eder
EÇS I 135b
Evvelâ Dolmabâğçe kurbünde eş-Şeyh Hazret-i Ahmed Dürrânî, ziyâretgâh-ı hâs [u] âmdır. Ve,
EÇS I 135b
Ziyâretgâh-ı Hazret-i Yahyâ Efendi {mevtine târîhdir: Leyle-i ıyd-i adhâ sene 978}. Deryâya havâle bir kûh-ı bülendin zirvesinde bir kubbe-i âlî içinde medfûndur kim çâr-kûşe dîvârının cânib-i erba‘asında niçe yüz bin uşşâkân-ı hattâtın gûnâ-gûn hatt-ı ebyât-ı eş‘ârları tahrîr olunmuş bir âsitânedir. Bizzât kendüleri Tarabefzûn'da mütevellid olup Süleymân Hân Gâzî ile süd karındaş olmuşlardır. Zîrâ Süleymân Hân ve pederi Selîm Hân-ı Evvel Tarabefsûn'da tevellüd etmişlerdir. Ba‘dehu Yahyâ Efendi, Süleymân Hân hilâfetinde cebren İslâmbol'a gelüp terk-i dünyâ edüp yine medfûn oldukları püşte üzre her leyle-i cum‘a Hızır Nebî ile mülâkât olup ilm-i ledünni anlardan tilâvet edüp terk-i dünyâ olmuşdu. Hâlâ ziyâretgâh-ı hâs [u] âmdır.