EÇS I 135b
Ve civârlarında Kapudan Halîl Paşa {bir kubbe-i âlî içre medfûndur. Âsâr-ı hayrâtından kal‘a-i Sakız'da ve İslâmbol Yeniköyünde leb-i deryâda birer câmi‘i var. Ve elli bin guruş harc edüp Kâsımpaşa'da Kulaksız mahallesi kurbünde Emîr Efendi câmi‘ine su getirüp aceb hayrât-ı azîm etmişdir}. Ve Tatar hânlarından (---) (---) Hân Kara Mustafâ Paşa re’yiyle şehîd etdiler.
EÇS I 136a
Ve Beşiktaş câmi‘i önünde leb-i deryâda bir kubbe-i münevver içinde Ziyâret-i Kapudan Gâzî Hayreddîn Paşa, Süleymân Hân kapudanlarındandır kim Cezâyir, Tûnus, Tarabulus fetihlerinde bulunmuşdur ve niçe cezîreleri Akdeniz'de feth etmişdir. Mevtine târîh:
EÇS I 136a
Taldı rahmet denizine kapudan.Sene 970.
EÇS I 136a
Süleymân Hân'ın Mi‘mâr Sinân'ı binâsıdır. Aceb kubbe-i musanna‘ etmişdir.
EÇS I 136a
Ve türbe-i Yahyâ Efendi, azîz merhûm Tarabefsûnî olup Süleymân Hân ile âlem-i sabâvetde emildeş ya‘nî süd karındaş olmağile türbe-i pür-envârın Beşiktaş kurbünde Mi‘mâr Sinân binâ etmişdir.
EÇS I 136a
İki yüz kırk tokuzuncu fasılKasaba-i Ortaköy imâretlerin beyân eder
EÇS I 136a
Kadîm-i a‘sârda cümle kefereler sâkin imiş, ba‘dehu Süleymân {Hân} asrında Defterdâr (---) Paşa leb-i deryâda bir câmi‘ binâ etmeğile sâ’ir a‘yân-ı kibârlar dahi yalılar edüp ma‘mûr olmuşdur. Sâhil-i bahrde bir derenin iki cânibinde iki bin üç yüz kat-ender-kat yalılı ve bâğlı ve bâğçeli sarâylar ve büyûtlardır.
EÇS I 136a
Leb-i deryâdaki yalılardan ibtidâ Baltacı Mahmûd Ağa yalısı ve Şekerci Yahûdî yalısı ve İshâk Yahûdî yalısı ve (---) zâde yalısı ve Mi‘mâr Mustafâsı yalısı ve Sâfiye Sultân yalısı ve Ekmekcizâde Ahmed Paşa yalısı ve Cığaloğlu Mahmûd Beğ yalısı ve Kara Hasanoğlu yalısı ve Çelebi Kethudâ yalısı ve Nakkâş Paşa yalısı, bu yalılardan mâ‘adâ derûn-ı şehirde cümle kefere ve Yahûdîler ile mâl-â-mâldır.
EÇS I 136a
Ve cümle iki yüz mikdârı dükkândır. Çoğu meyhânelerdir. Hân ve imâret ve medrese ve bezzâzistân yokdur ammâ bâğı ve bostânları çokdur.
EÇS I 136a
Hâkimi Galata mollâsı nâ’ibi ve subaşısı ve yeniçeri yasakcısı vardır. Ve bostâncıbaşı dahi hükm eder ta‘zîri serbestdir. Ancak Defterdâr Paşa câmi‘i ve Baltacı Mahmûd Ağa mescidi var, gayrı yokdur.
EÇS I 136a
Ve bir hammâmı var {binâ-yı Husrev Kethudâ, kâr-ı Mi‘mâr Sinân} gâyet hevâsı hûbdur ve dellâkları mahbûbdur.
EÇS I 136a
Sebîlhâneleri yokdur ammâ leb-i deryâda Tekeli Mustafâ Paşa'nın bir aynü'l-hayât çeşmesi târîhi budur:
EÇS I 136a
Cân-fezâ çeşme-i sevâb oldu.Sene (---).
EÇS I 136a
Bu rabtada ziyâretgâh ve gayrı amâristân yokdur.
EÇS I 136a
İki yüz ellinci fasılKasaba-i Kuruçeşme imâretlerin beyân eder
EÇS I 136a
Leb-i deryâsı a‘yân [u] eşrâf yalılarıdır. Andan içeri bir vâsi‘ dere içre bir mahalle-i müslimîn ve bir câmi‘ ve bir hammâm var. Gayrı on bir cemâ‘at Yahûdî hâneleri ve üç mahalle Urum keferesi evleri vardır. Ve Yahûdîlerin üç sınago deyrleri ve Rûmların iki kenîseleri vardır.
EÇS I 136a
Ve cümle iki yüz dükkânlardır. Bezzâzistânı ve hân-ı imâreti ve gayrı âsârları yokdur. Ancak bâğı ve bâğçesi çokdur. Bu dahi Galata niyâbeti ve yeniçeri yasakcısı ve subaşısı vardır.
EÇS I 136a
Bu rabtanın şarkîsi bahrin karşu tarafı kasaba-i Kuzkuncuk'dur. Bunda dahi ziyâretgâh ve mesîregâh ve ârâmgâh yokdur.
EÇS I 136a
İki yüz elli birinci fasılKasaba-i Arnavudköy imâretlerin bildirir
EÇS I 136a
Leb-i deryâda bin mikdârı ma‘mûr bâğ u bâğçeli ma‘mûr hânelerdir kim cümle sükkânları Rûm ve Yahûdîler'dir, câmi‘ ve mesâcid ve medâris ve mekteb ve imâret yokdur. Ancak bir küçük hammâmı vardır ve cümle (---) aded dükkânlardır. Teng mahalle vâkı‘ olmağile bâğ u bâğçesi azdır. Ammâ Rûm mahbûbları mümtâzdır.
EÇS I 136a
Ve ekmeği ve peksumâtı beyâzdır ve Yahûdîleri ehl-i zevk ve ehl-i sâzdır. Husûsan Benli Yahûdî sâz [u] tanbûr çalmada cümleden mümtâzdır.
EÇS I 136a
Ve Rû[m] keferelerinin ekseri kavm-i Lazdır. Ve cemâ‘at-i müslimîni gâyet azdır.
EÇS I 136a
Ve Akındıburnu'ndan içeri bir körfez limanlı yer olmağile vakt-i şitâda niçe yüz keştîler kışlaya yatırlar. Bunların dahi hâkimi Galata nâ’ibi ve subaşı ve yasakcı ve bostâncıbaşıdır.
EÇS I 136a
Ve bu kasabayı geçüp {Akındıburnu nâm bir kayalı yerdir, niçe gemiler ol mahalde helâk olur bir girdâb-ı azîmdir. Cümle keştîbânlar ol mahall-i muhâtaradan gemilerin ve kayıkların kettân ipleri ile çeküp gücile ubûr eder bir câ-yı helâkdır. Bu mahalli Murâd Hân'ın rûznâmecisi İbrâhîm Efendi ta‘mîr edüp bir çeşmesâr cârî etdi.
EÇS I 136a
Bu mahalli ubûr edüp Hasan Halîfe bâğı hâlâ pâdişâh bâğçesidir kim Murâd Hân-ı Râbi‘de kul gulû edüp Yeniçeri Ağası Hasan Halîfe'yi pâreleyüp bâğçesi mîrî oldu.
EÇS I 136a
Anı ubûr edüp Bebek bâğçesi pâdişâhlarındır. Selîm Hân-ı Evvel'in ancak bir kasrı vardır, ol kadar amâr değil, bâğdır. Ammâ azîm servler vardır.
EÇS I 136a
Anı ubûr edüp Deli Hüseyin Paşa bâğı, hünkârındır. Sâfî sanavber dırahtıyla müzeyyendir.
EÇS I 136a–136b
Andan Kayalar nâm mahalde kırk elli hâne. Ve Sıdkı Efendi câmi‘i fevkânîdir. Altında bir ayn-ı zülâli kayadan cereyân eder. Andan akındı kenârıyla Rûmeli Hisârı'dır. Ve's-selâm}. 136b
EÇS I 136b
İki yüz elli ikinci fasılŞehr-i azîm ve kal‘a-i kadîm Rûmeli Hisârı'nın eşkâl-i tarzın ve imâretleri ve hayrât [u] hasenâtların bi'l-cümle ayân u beyân eder
EÇS I 136b
Evvelâ zamân-ı küfrde bir püşte üzre bir deyr-i atîk var idi. İçinde bir râhib var idi. Ammâ nihânî dîn-i Muhammed ulularından idi. Üç yüz mikdârı mezheb-i nihânî dervîş-i dil-rîşe mâlik idi. Edirne şehrinde Ebü'l-feth'in tekrâr tahta cülûs etdüğin istimâ‘ edüp ale'l-fevr bir varak ile Sultân Mehemmed'e,
EÇS I 136b
"İslâmbol'u feth edecek sensin" deyü tebşîr edüp "bu mahalde bir kal‘a ve Akdeniz Boğazı'nda iki kal‘a inşâ edüp Kostantıniyye'ye iki tarafdan zahâyir makûlesi varmayup kaht [u] galâ olmak mukarrerdir, cenâbınız dahi azametle Edirne'den deryâ-misâl asker ile bu bizim cânibimize teşrîf buyurasız" deyü Rûmeli Hisârı yerinde sâkin olan ruhbân şekilli mü’min-i nihânînin mektûbu Ebü'l-feth'e varınca Mehemmed Hân'a inşirâh-ı sadr [u] zevk-i derûn müyesser olup iki yerden gayret kuşağın kuşanup Kostantîn izniyle sayd [u] şikâra gelerek Karadeniz sâhilinde Terkoz kal‘asına gelüp halîcinde ve çengelistânında sayd [u] şikâr edüp Terkoz kal‘ası kapudanından hedâyâlar alup ve kapudana Mehemmed Hân hedâyâlar verüp aslâ sulha muhâlif ü muğâyir bir iş etmeyüp Kostantîn'e niçe şikârlar gönderüp sûret-i dostlukda görünüp bu hisâr mahallinde bir şikârhâne sarây çiftliği binâ etmeğe istîzân edüp hisâr yerindeki râhib sûreti müslime buluşup, görüşüp, öpüşüp niçe hüsn-i tedbîr meşveretleri ederler. Tâ ki kıral-ı bed-fi‘âl-i dâldan elçiler gelüp,
EÇS I 136b
"Bir sığır derisi kadar çiftlik ederse makbûlümdür, ricâların kabûl ederim ve illâ bu sığır derisi cirminden ziyâdeye iznim yokdur, sulha muğâyir iş olur" deyü bu haber ile elçi gelince Mehemmed Hân elçi huzûrunda sevr postu cirminde bir kulle esâsına mübâşeret eder. Elçi kırala bu hâli i‘lâm etmede.
EÇS I 136b
Derhâl Mehemmed Hân Edirne'den niçe bin ırgad bennâ ve kûhken üstâdlar getirüp ve Edirne'nin Karadeniz kenârında Burgaz iskelesi'nden bir gecede kırk elli pâre top [râhib-i] nihânînin re’yiyle pinhânîce getirüp leb-i deryâda yerli yerine koyup hâr [ü] hâşâklar ile setr ederler.
EÇS I 136b
Ba‘dehu deryâ-misâl asker ile hâlâ kal‘a yerinde binâya şürû‘ edüp binâ etdüklerini çalılar ile setr ederler. Ba‘dehu Sultân Mehemmed akl-ı Arasto râhib-i nihânînin re’y [ü] tedbîriyle Kostantîn'in elçi ile gönderdiği sığır postın gergiye gerüp ince bıçağ ile dâ’iren-mâdâr dilim dilim edüp ol cirmde yalçın kayalar üzre hisârı inşâ ederler. Yine râhib-i nihânî eydir:
EÇS I 136b
"Pâdişâhım ism-i şerîfin Mehemmed'dir. Kitâbımızda Hazret-i Muhammed'in Muhammed'i kadı sarıklı ola sekiz yüz (---) târîhinde devlet-i Kostantîn anın eline gire. İmdi bu kal‘anın resmi senin Mehemmed isminle binâ olunmak gerek. Biz bu işe kırk bir yıldır me’mûrum ve ilm-i mi‘mârîde üstâd-ı kâmilim ammâ bir ferde keşf-i râz etmemişim" deyüp ruhbân-ı nihânî etek der-miyân edüp cümle bennâları başına cem‘ edüp bu Rûmeli Hisârı'nı kûfî hat üzre Mehemmed ismi resminde binâ etmişdir kim Anatolu Hisârı bâğları dağından râyegân hatt-ı kûfî üzre ism-i Muhammed'dir.
EÇS I 136b
Tâ kûh-ı bâlâda olan yedi tabaka kulle-i azîm mîm makâmındadır. Dizdârkapusu, hisâr-pîçesi hâ yerindedir. Ve aşağı leb-i de[r]yâda yine büyük şeşhâne kulle yine mîm olsa gerekdir. Durmuş Dede tekyesi tarafındaki çâr-kûşe hisâr-pîçe dâl harfi yerine kâ’imdir. Bu minvâl üzre Rûmeli Hisârı ism-i Muhammed resmindedir. Ve ebced hisâbı üzre ism-i Muhammed toksan ikidir. Ol hisâb üzre dâ’iren-mâdâr toksan iki dirsek ve burûcdur. Ve Hân lafzı altı yüz elli birdir. Ol hisâb üzre dâ’iren-mâdâr altı yüz elli bir dendân-ı bedendir.
EÇS I 136b–137a
Bu san‘at ile bu kal‘a 137a altı ayda tamâm olunca cümle hâr [ü] hâşâke âteş urup kal‘a-i cedîd ve dürr-i beyz-âsâ nümâyân olup cümle asker derûn-ı kal‘aya girüp top u tüfeng ve cebehânesi ve sâ’ir mühimmât [ü] levâzımâtın yerlü yerinde edüp mezbûr ruhbân nihânî mi‘mâr-ı müslim tebdîl-i câme edüp Muhammed sünnetine ikrâm eyleyüp mü’min [ü] muvahhid şeklinde olup Rûmeli Hisârı dizdârlığın ricâ edüp ihsân olundu.
EÇS I 137a
Bu hâli kıral-ı dâl istimâ‘ edüp "Sulha muğâyir bir kal‘a binâ etdiler" deyü bir elçi gönderdi.