EÇS I 137a
Sultân Mehemmed Hân dahi dilim dilim olmuş sığır derisin tekur kırala gönderüp,
EÇS I 137a
"İşte izniniz ile yine bu sığır derisi cirminde binâ etdik, eğer dahi ziyâde binâ etdikse izninize muhâlefet etmiş oluruz, ziyâdesin münhedim edelim" deyü halîmâne ve hekîmâne cevâblar arz eyleyüp küffâr neylesün bir iş oldu, sulhu tecdîd etmek murâd edinüp Mehemmed Hân rızâ vermeyüp Akdeniz Boğazı'nda dahi iki cânibe kal‘a-i azîmler inşâ edüp Kostantîn'in iki boğazların kesüp boğazlarından ta‘âm geçmez olup kaht [u] galâ olunca İslâmbol'u bu takrîb ile feth etmişlerdir.
EÇS I 137a
İşte Rûmeli Hisârı bu eşkâlde bir kal‘a-i hısn-ı hasîn ve sedd-i metîn yalçın kayalar üzre garb cânibi evce peyveste olmuş kayalardır. Ve dâ’iren-mâdâr aslâ handakı yokdur, zîrâ cümle yalçın mâvî kayalar üzredir. Ve cirmi etrâfı altı bin adımdır ve dîvârının kaddi kırk zirâ‘dır ve üç kullesi seksener zirâ‘-ı melikîdir. {Herbiri kehkeşân-âsâ semâya ser çeküp tâ zirve-i a‘lâları alemi yerinde gûnâ-gûn dîdebân kadehleri vardır. Ve herbiri onar tabaka hücrelerdir. Kaçan kim taraf-ı pâdişâhîden bir âdem mağzûb olsa bunda Mîm kullesine haps ederler kim kat-ender-kat müzehheb ve latîf kâ‘alar vardır.
EÇS I 137a
Evsâf-ı kutb-ı âfâk ziyâretgâh-ı Durmuş Dede: Tavsîfi gerüde sahîfe kenârındadır}.
EÇS I 137a
Ve cümle üç kapusu var; biri Dağkapusu şimâle nâzırdır, biri aşağı şehre nâzırdır, biri hisâr-pîçe kapusudur, biri demir pençereli Sel kapusudur, dâ’imâ mesdûddur. Cümle yüz beş pâre topları var ammâ leb-i deryâda Boğaz'a nâzır âdem girir şayka ve balyemez topları var.
EÇS I 137a
Bu mahalde şeb [u] rûz kal‘a dizdârı ve üç yüz neferâtı âmâde dururlar. Ve kal‘a içinde yüz seksen hânedir kim cümle kırlankıç âşiyânı gibi kayalara muttasıl bâğçesiz neferât hâneleridir. Ve bir minâreli Ebü'l-feth Sultân Mehemmed câmi‘i ve iki mesâcid ve iki buğday anbârı var, gayrı çârşû-yı bâzârdan bir imâret yokdur. (---) (---) (---) (---) (---) (---) (---) (---) (---)
EÇS I 137a
Ammâ taşra varoş şehri leb-i deryâda bir zıyk yerde daracık bâğsız ve bâğçesiz kayalar üzre kat-ender-kat bin altmış aded hâneleri ve teferrücgâh yalıları vardır. O câmi‘i ve on bir mesâcidi ve yedi mekteb-i sıbyânı ve bir hammâmı ve iki yüz dükkânı ve bir tekye-i Durmuş Dedesi var.
EÇS I 137a
Bunda yedi {hâne} mu‘âf Rûm keferesinden gayrı hâneler yokdur. Ve Yahûdî aslâ yokdur. Ve meyhâne ve bozahâne dahi aslâ yokdur, zîrâ halkı gâyet müslimlerdir.
EÇS I 137a
A‘yân [u] eşrâfı yalı sâhibleridir, anlar dahi vakt-i şitâda İslâmbol'da sâkin olurlar. Ve halkı balıkcı ve kal‘a neferâtı ve kayıkcı ve sâ’ir ehl-i hırefdir.
EÇS I 137a
Ve dağlar üzre bî-nazîr kiraz bâğları vardır kim Hisâr kirazı Rûm ve Arab ve Acem'de meşhûr-ı âfâkdır kim diyâr-ı Acem'de gülnâr-ı Rûm derler, iki kiraz-ı âbdâr bir dökme riyal guruş ile vezn olunmuşdur. Ve âbdâr hora üzümü {olur}.
EÇS I 137a
Ve bu şehrin önünden cereyân eden bahre Şeytân akındısı derler, gâyet şiddet üzre akar tarfetü'l-ayn içre bir gemi Kandîlli bâğçe burnuna sürer. Bu akındı kenârında olan yalılar da Dizdâr yalısı ve Hacı Îsâ yalısı ve Kara Hasan yalısı ve Narkçı Hasan Efendi yalısı ve Koska furunlu Mehemmed Ağa yalısı ve (---) Efendi yalısı ve Topkapulu Mahmûd Ağa yalısı ve
EÇS I 137a
Ve Hezârpâre Ahmed Paşa yalısında yalılar tamâm oldu.
EÇS I 137a
Ziyâretgâh-ı Hisâr-ı Rûmeli: eş-Şeyh İsmâ‘îl Çelebi, Atmeydânı'nda Çukur Çeşme başında sene (---) târîhinde on halîfesiyle katl olundular. Bunlar tevellüd etdiklerinde pederleri ismine Kurbân İsmâ‘îl buyurmuşlar. Yetmiş seneden sonra hakîkat Atmeydânı'nda kurbân olmuşlardır. Kanları düşdüğü yere cümle ahbâbları bir zâviye binâ etdiler hâlâ Dikilitaş dibinde Parmaklı Mescid nazargâhdır. Bu Şeyh İsmâ‘îl'i sevmiyenler (---) demişler, la‘netullâhi aleyhim ecma‘în.
EÇS I 137a
{Menâkıb-ı kerâmet-i Şeyh İsmâ‘îl: Kaçan kim bu azîz hazretlerinin halîfeleriyle cesed-i mübâreklerin deryâya Âhûrkapu'dan bırakdıklarında meğer pâdişâh Hisâr'da Kandîlli bâğçede imiş. Anı görseler rû-yı deryâda azîz on halîfesiyle Kandîlli Bâğçe önünde Hünkâr huzûrunda başları ellerinde semâ‘ edüp deryâ cûş [u] hurûşa gelir.
EÇS I 137a
Hikmet bu kim bir âdem na‘şı deryâda üç gün durup sonra zâhir olur. Bunlar gark olmadan İslâmbol'dan o şiddet-i akındıyı kesüp Kandîlli bâğçesine varalar, aceb hikmetdir. (---) Hân ve gayrı cân bu hâli görüp gırîv [u] feryâd edüp,
EÇS I 137a–137b
"Pâdişâhım bunları nâ-hak katl etdiğine arzuhâle geldiler" deyince Hünkâr giryeler eyler. Kâmil bir sâ‘at semâ‘dan sonra yine akındıya karşu semâ‘ ederek kayalar dibinde Durmuş Dede tekyesi önüne varup anda defn etdiklerinde kâmil on gece üzerlerine nûr yağdığın müşâhede etmiş cânlar ile müşerref olmuşuz. Rahmetullâh.} 137b
EÇS I 137b
{Ziyâretgâh-ı kutb-ı âfâk Hazret-i Durmuş Dede: Der-şehr-i Hisâr, Rûmeli Hisârı'nın cânib-i kıblesi dîvârı dibinde bir ulu âsitânede medfûndur. Fukarâ-yı Bektaşiyândan türbedârları ve çerâğ ve tabl [u] kudümleri ârâste bir nazargâhdır. Azîz'in maskat-ı re’sleri Karadeniz'e nehr-i Turla mahlût olduğu mahalde kal‘a-i Akkirman'da mütevellid olup bulûğiyyete erdikde keştîbânlar mezkûr Dede'yi İslâmbol'a getürüp bu hisârda bırağup anda neşv [ü] nemâ bulmuşdur. Giderek keşf [ü] kerâmât sâhibi olup ba‘zı gemiye süvâr olanlar[a] "Bu sefer zarar çekersin, bu sefer assı edüp doyum gelirsin" deyü niçe gûne keşf [ü] kerâmetler izhâr edüp yigirmi sene mu‘takad-i âlem olup sene (---) târîhinde devlet-i Ahmed Hân'da dâr-ı bâkîye irtihâl edüp mezkûr tekye-i Hisâr'da defn olunup hâlâ ziyâretgâh-ı hâs [u] âmdır. Rahmetullâh}.
EÇS I 137b
İki yüz elli üçüncü fasılKasaba-i istinye imâretlerin ayân u beyân eder
EÇS I 137b
Evvelâ kefere zamânı sâfî deyristân imiş. Hâlâ Servi Burnu'nda kilisaların âsâr-ı esâsları zâhirdir. Ammâ cümleden istinye nâm bir râhibin kenîsesi ziyâretgâhları idi. Ciniviz keferesi Galata'ya istîlâ etdikde istine nâm râhib deyrini bırağup cezîre-i Girid'e varup anda bir deyr binâ edüp anda sâkin oldu. Hâlâ ana dahi istiye kal‘ası derler. Anıniçün bu istinye'ye Rûm lisânınca "istiniye" derler. Bin pâre gemi alır bir liman-ı azîmin cânib-i garbında bin hâneli Rûm keferesiyle müslim hâneleri mahlût kasabadır. Üç câmi‘i,
EÇS I 137b
ve yedi mesâcidi ve bir hammâmı ve yigirmi aded dükkânları vardır ammâ hân ve medâris ve imâret yokdur. Lâkin bâğı ve bâğçesi çokdur. Ekseriyyâ fukarâları bâğbân ve limanında sayd-ı mâhî edüp kifâflanırlar. Ammâ körfez içre olmağile hevâsı ol kadar memdûh değildir.
EÇS I 137b
A‘yândan Müftî Yahyâ Efendi yalısı ve Yeniçeri efendisi Koyunzâde yalısı ve Hâdım Alî Ağa yalısı ve Beğ yalısı bunlar meşhûr yalılardır. Ve nev binâ Kelemser Boşnak {İsmâ‘îl} Efendi yalısı cümleden mükellef sarây-ı âlî olmadadır. Ve ziyâretleri ma‘lûmum değildir, ammâ istinye limanı burnunda bir kasr-ı âlî teferrücgâh kasr-ı zîbâsı var, âyende ve revendeye mihmânhânedir.
EÇS I 137b
Ve bu limanda beher şitâda iki yüz, üç yüz pâre gemi kışlaya bağlanır sekiz rûzgârdan emîn bir limandır.
EÇS I 137b
İki yüz elli dördüncü fasılYeniköy nâm kasabanın hayrât [u] imâretlerin beyân u ayân eder
EÇS I 137b
Sultân Süleymân fermânıyla ma‘mûr olmağile Yeniköy derler. Ammâ leb-i deryâda üç bin hâne âbâdânlı ve bâğ u bâğçeli müzeyyen şehr-i cedîddir. Galata nâ’ibi hükmünde ve subaşısı ve yeniçeri serdârı ve çavuşu ve yasakcıları vardır. Zîrâ halkı cümle Trabuzanlı lecûc kavimdir ve halkı gâyet ankâ bâzergânlardır. Ve birer Mısır hazînesine mâlik kalyon ve şayka ve karamürsel sâhibi kefere re’îsleri var, anıniçün kal‘a-misâl ma‘mûr sarâylardır.
EÇS I 137b
Cümle üç mahalle-i müslim ve yedi mahalle kefere-i fecere vardır. Yahûdî'den aslâ nişân yokdur, sâkin olsa katl ederler. Zîrâ Laz tâ’ifesiyle Urum keferesi Yahûdî aslâ sevmezler.
EÇS I 137b
Ve bu şehir içre üç câmi‘ var. Leb-i deryâda Kapudan Halîl Paşa câmi‘i gâyet şîrîndir ve (---) câmi‘i (---). Bunlardan mâ‘adâ mesâcidler.
EÇS I 137b
Ve Hacı Ömer hânesi önünde yeniçeri ocağı avcıları Istıranca dağlarında sayd [ü] şikâr etdikleri sığınların ve karacaların ve tablalıların lahmını bu Yeniköy'e getirüp pâdişâh içün pasdırma yapup mezkûr Hacı Ömer hânesi önündeki çemenzâr fezâda perverde ederler. Zîrâ bu rabtanın âb [u] hevâsı latîfdir.
EÇS I 137b
Ve bunda bir hammâm ve bir hân ve bekâr odaları ve iki yüz esvâk-ı muhtasarı vardır, ammâ yüz mikdârı hemân leb-i deryâda peksumâtcı kârhâneleri vardır. Zîrâ Karadeniz'e ve Akdeniz'e giden cümle gemilerin kapudanları peksumâtı Galata'dan ve bu Yeniköy'den alırlar. Anıniçün peksumâtcı kârhânesi çokdur.
EÇS I 137b
Ve tağları ve bayırlarında cümle tokuz bin mestûr bâğlardır. Bâde-i nâbı harâbâtîler beyninde memdûhdur ammâ inde'l-Hak mezmûmdur.
EÇS I 137b–138a
Bunda medrese ve bezâsten ve kal‘a yokdur ammâ tüfeng-endâz askerîsi çokdur. Zîrâ bir kere sene (---) târîhinde rûz-ı ıydde Kazak-ı âk Karadeniz Boğazı'ndan üç yüz pâre şayka ile gelüp bu belîdeden bin âdem esîr ve beş Mısır hazînesi mâl-ı defâyin ve bu kadar kâlâ-yı zî-kıymet olup bî-bâk u bî-pervâ selâmetle dârü'l-bevârlarına gitdiler. Ol asırdan berü bu şehirde yeniçeri ocağından bir oda kolluk eder ve her gece bostâncıbaşı kayığıyla gelüp hıfz [u] hırâset eder. Ve ol zamândan berü kânûn-ı Murâd Hân-ı Râbi‘dir, Karadeniz Boğazı hâricinde Terkoz nâm kal‘ada ve Uskumru çayırında cümle yeniçeri oturakları ve korucuları çadırların kurup altı ay muhâfaza beklerler. 138a
EÇS I 138a
İki yüz elli beşinci fasılKasaba-i Tarabya imâretlerin beyân eder
EÇS I 138a
Mâ-tekaddem leb-i deryâda bir balık dalyanı var imiş. Andan gayrı âsâr-ı binâ yok imiş. Selîm Şâh-ı Sânî, leb-i deryâyı teferrüc ederken bu sayyâd-ı mâhî mahalline uğrayup gûnâ-gûn mâhîler sayd etdirüp ol mahalde niçe serv dırahtları vardır, ol servlerin sâyesinde tâze şikâr olunmuş mâhîleri pişirdüp ayş [u] tarab edüp zevk [u] safâ eder.
EÇS I 138a
Ba‘dehu vezîr-i a‘zamı Sokullu Mehemmed Paşa'ya fermân edüp.
EÇS I 138a
"Bu mahalde bana bir çemenzâr soffa ve bir kasaba amâr edüp ismi Tarabya olsun" buyururlar. Andan bu kasaba ol asırda binâ olup ma‘mûr olmuşdur.
EÇS I 138a
Ba‘dehu Murâd Hân asrında Yeniköy'ü Rûs keferesi urdukda bu Tarabya kavmi bahâdırlar olmağile Kazak ile ceng edüp kâfire bir dâne-i hardal vermediklerinden küffâr-ı dûzah-karâr bu şehri âteş-i dûzaha urup berbâd edüp ba‘dehu bu mertebe henüz amâr olmadadır.
EÇS I 138a
Cümle sekiz yüz kadar hânelerdir. Bir mahalle-i müslim ve bir câmi‘ var ve yedi mahalle cümle kefere evleridir. Ammâ mezkûr dalyan-ı mâhî mahalli ve ol servi çemenzârı mahalli hâlâ Gümrük Emîni Alî Ağa'nın yalısıdır, bundan azîm sarây-ı âlî yokdur.
EÇS I 138a
Hammâmı ve gayrı imâretleri yokdur. Ve kırk elli aded esvâk-ı muhtasarı vardır. Ammâ bâğ u bâğçesi çokdur.
EÇS I 138a
İki yüz elli altıncı fasılKasaba-i Büyükdere imâretin beyân eder
EÇS I 138a
Bu dahi Selîm Şâh-ı Evvel'in ve Selîm Şâh-ı Sânî'nin ayş [u] işretgâhı ve avgâhı ve teferrücgâhı olmağile bir kûhsâr dere içre hıyâban-ı azîm koyağ-ı ormanistândır kim anda bir hırmen cirminde zemîne güneş te’sîr etmez bir cilvegâhdır.