EÇS I 138a
Ve bu derede olan sun‘-ı Hudâ-yı Bîçûn çınâr ve kavak ve servi ve bîd-i sernigûn ve sâ’ir eşcâr-ı azîmler var kim her biri evc-i semâya peyveste olmuş dıraht-ı müntehâlardır, gûnâ-gûn çemenzâr soffalar ve musallâ soffaları ve uyûn-ı câriyeler ile halk olunmuş teferrücgâh-ı Selîmî'dir. Bu mesîregâhın sebebiyle kurbünde kasaba-i Büyükdere amâr olmuşdur.
EÇS I 138a
Cümle bin mikdârı hâne-i müfîd [ü] muhtasarlardır. Bir mahalle-i müslimîn ve yedi mahalle balıkcı ve gemici ve bâğbân kefere evleridir. İskele başında Koca Defterdâr Mehemmed Paşa câmi‘i var. Ve bir hammâmı ve bir kaç esvâk-ı muhtasarı vardır. Ammâ bâğı ve bâğçesi hadden efzûndur.
EÇS I 138a
İki yüz elli yedinci fasılKasaba-i Sarıyâr imâretin beyân eder
EÇS I 138a
Tâ İskender-i Zülkarneyn asrında ma‘mûr bir şehr-i azîm idi. Zîrâ İskender bu mahalde deryâ-yı Karadeniz'i kesüp Akdeniz'e mahlût ederken bu mahalde altun ma‘deni bulup deryâyı gayrı mahalden kesüp bu ma‘den mahallinde bir şehir binâ edüp ismini şehr-i Fondura kodu, gâyet ma‘mûr şehir idi.
EÇS I 138a
Ba‘dehu Ciniviz kıralı harâb edüp ba‘dehu bu hâl üzre amâr olmuşdur. Leb-i deryâda bin mikdârı bâğ u bâğçeli ma‘mûr hânelerdir. İki mahalle-i müslim ve yedi mahalle kefere ile ma‘mûrdur. Ammâ Yahûdî bunda dahi yokdur.
EÇS I 138a
Bir câmi‘i (---) binâsıdır. Ve (---) mescidi ve bir hammâmı ve esvâk-ı muhtasarı vardır. Halkının çoğu Anatolu halkı olmağile cümle bâğbândır. Ve Rûm kefereleri cümle balıkcılar ve meyhâneciler ve gemicilerdir.
EÇS I 138a
Ve bir vâsi‘ dere içre Çelebi Solak nâm bir sâhib-i tab‘ın bir gül [ü] gülistân gül bâğı var kim Sultân Murâd-ı Râbi‘'in manzûru olup buyurdular kim,
EÇS I 138a
"Ben Hâdimü'l-Haremeyn olsam gerek böyle bir ravza-i cinâne mâlik değilim" dedükde sâhib-i gaytân,
EÇS I 138a
"Pâdişâhıma hibe olsun" demişler. Pâdişâh kabûl etmeyüp Solağa vâfir ihsânlar edüp "Bâğın amâr olsun" buyurmuşlardır, tâ bu mertebe bir iremezâtü'l-imâd'dır.
EÇS I 138a
Bundan gayrı cümle yedi bin bâğdır. Cümle dağları bâğlar zeyn edüp la‘l-gûn kiraz-ı âbdârı meşhûrdur. Hisâr kirazı nâmıyla şöhre-i şehr olan gülnâr bu Sarıyâr'ındır kim her birinden yüzer katre âb çekîdelenir, medhinde lisân kâsırdır. Her sene İslâmbol halkı bu şehirde üç ay sohbet ederler.
EÇS I 138a–138b
Evsâf-ı ma‘âdin-i zeheb: 138b Âl-i Osmân devletinde tâ Sultân [(---)] asrına dek bu ma‘den işleyüp zeheb-i hâlis altun hâsıl olurdu. Ba‘dehu Defterdâr (---) Paşa ayâr dutup harcı hâsılına kifâyet etmeyüp mu‘attal etdiler. {Ve,
EÇS I 138b
Evsâf-ı ma‘âdin-i tîn-i top kâlıbı: Bu türâbdan gayrı top kâlıbına tîn olmak ihtimâli yokdur. Asfarü'l-levn sakız misâli türâb-ı hâlisdir. Ka‘r-ı zemînden çıkarup Tophâneye götürüp tahmîr ederler}.
EÇS I 138b
İki yüz elli sekizinci fasılKal‘a-i Boğazhisârı'nın binâsın bildirir
EÇS I 138b
Yanko ibn Mâdyân asrında bu boğazın ağzında iki cânibdeki kûh-ı bâlâlar üzre birer sedd-i kahkahâ misilli kal‘alar var imiş. Mürûr-ı eyyâm ile bu Rûmeli tarafındaki cebel üzre olan Yoroz kal‘ası harâb olup kalmağıla Murâd Hân asrında bu boğazdan içeri küffâr-ı âk Kazak girüp Yeniköy ve Tarabya kasabası ve Büyükdere'yi ve Sarıyâr kasabaların nehb [ü] gâret etdüği Murâd Hân-ı Râbi‘'e mün‘akis olup tîz cümle a‘yân-ı dîvân ile meşveret edüp ve vezîri Kapudan Receb Paşa'nın ve Kuzu Alî Ağa'nın re’y [ü] tedbîrleri ile bu boğazın ağzında iki tarafa birer Kilidü'l-Bahr-i Siyâh kal‘aları inşâ olunması fermân-ı şehriyârî sâdır olup sene (---) şehrinde mübâşeret edüp bir senede iki kal‘a-i hısn-ı hasîn ve sedd-i metîn kal‘ateyn tamâmeyn oldular.
EÇS I 138b
Ba‘dehu Kazak bundan içeri girmeğe kâdir olmayup ahâlî-yi kasabâtlar hıfz [u] emânda oldular. Bu kal‘alar Karadeniz'in bir dar boğazı ağzında vâkı‘ olmuşdur. Mâbeynehümâları nısf mîldir. İki cânibin halkı birbirleri ile savt-ı Dâvûdî ile kelimât edüp istimâ‘ ederler. Ammâ bu boğazdan Karadeniz aşağı doğru Akdeniz'e eyle cereyân eder kim ubûr eden gemilere ok erişmez, berk-i hâtif gibi ubûr ederler.
EÇS I 138b
Eşkâl-i kal‘a-i Kilidü'l-Bahr-i Siyâh-ı Rûmeli: Leb-i deryâda şekl-i murabba‘ bir binâ-yı metîndir. Kıbleye nâzır bir demir kapusu var. Dâ’iren-mâdâr cirmi bin adımdır. İçinde altmış aded neferât hâneleri ve Sultân Murâd Hân'ın bir câmi‘i ve iki buğday anbârı ve cebehânesi ve yüz aded sağîr ü kebîr topları ve dizdârı ve üç yüz neferâtları vardır.
EÇS I 138b
Hâkim-i şer‘i bunun dahi Galata nâ’ibi ve dizdârı hâkimdir. Ve bostâncıbaşı dahi hükûmet eder.
EÇS I 138b
Kal‘adan hâric neferât hâneleri vardır. Ammâ hân ve hammâm ve çârsû-yı bâzâr ve gayrı imâret yokdur. Ammâ dağlarında bâğları çokdur.
EÇS I 138b
Ve bu boğaz ağzından taşra bi-emrillâh Karadeniz vâsi‘dir kim bâlâda evsâfı tahrîr olunmuşdur.
EÇS I 138b
{Der-sitâyiş-i fânûs-ı emîn: Kal‘adan taşra bir kulle-i serâmed üzre fânûs-ı azîmdir. Her şeb çerâğân olup Bahr-i Siyâh'daki gemiler ana nazar edüp boğazdan içeri girüp tasadduk ederler}.
EÇS I 138b
Bu boğaz ağzından Karadeniz'in tûlu şimâl tarafından nihâyeti tâ Azak kal‘asına varınca bin yedi yüz mîldir. {Ve İskender Karadeniz'i Akdeniz'e cereyân etdirüp kesdiği boğaz budur kim hâlâ kayalarda yerleri zâhir ü bâhirdir}.
EÇS I 138b
Hamd-i Hudâ bu hakîre Karadeniz'in tarafeyninde olan belîdeleri ve şehr-i mu‘azzamları tahrîr etmeğe iktidârımız vardır kim üç kerre Karadeniz'in cânib-i erba‘asın tâ Abaza vilâyetlerine varınca teferrüc etmişizdir. Sümme elhamdü lillâh.
EÇS I 138b
Ezîn-cânib Eyyûb ve Südlüce ve Hâsköy ve Kâsımpaşa ve Tophâne ve Beşiktaş'dan tâ bu mahalle gelince Rûmeli tarafıdır kim İslâmbol tarafıdır ve merkûm yigirmi iki pâre şehir ve kasabalar ki tahrîr olunup cümle İslâmbol'un birer mahallesidir. Ammâ Yedikulle'den tâ bu Karadeniz Boğazı'na gelince kâmil iki konak yerdir. Ammâ her kasabanın mâbeynlerinde arz-ı hâliye yokdur. Serâpâ birbirlerine müşâ bâğ u bâğçeleri vardır kim bu arada Rûmeli kasabâtları tamâm oldu.
EÇS I 138b
Andan kayığa süvâr olup bu Boğazhisârı'ndan karşu Anatolu hâk-i pâki olan Arz-ı Mukaddes zemînine kadem basup tahrîre cür’et etdik.
EÇS I 138b
İki yüz elli tokuzuncu fasılAnatolu Kilidü'l-bahr kal‘asın beyân eder
EÇS I 138b
Bunu dahi sene (---) târîhinde Murâd Hân-ı Râbi‘ binâ etmişdir. Leb-i deryâda bir düz vâsi‘ zemînde şekl-i murabba‘ bir binâ-yı metîn kal‘a-i üstüvârdır. Dîvârının kaddi yigirmi zirâ‘dır.
EÇS I 138b
Ve kıbleye nâzır bir demir kapusu vardır. Dâ’iren-mâdâr cirmi sekiz yüz adımdır. İçinde seksen mikdârı neferât hücreleri vardır, dizdârı ve üç yüz neferâtları vardır. Ve dahi Sultân Murâd Hân'ın bir câmi‘i ve iki buğday anbârı ve yüz aded topları vardır. Cümle karşu Rûmeli kal‘asına ve Karadeniz Boğazı'na nâzır toplardır. Herbiri onar mîl alur balyemez topları kirpi gibi zeyn olmuşdur. (---)
EÇS I 138b–139a
Ve bu kal‘anın cenûb tarafında (---) adım ba‘îd kasaba-i Kavak leb-i deryâda bir liman-ı azîmin sâhilinde sekiz yüz hâneli bâğ-ı İremli serâpâ müslim hâneleridir. Câmi‘i ve yedi mescidi ve bir hammâmı ve iki yüz mikdârı 139a dükkânları ve bekârhân[e]leri ve mekteb-i sıbyânı ve bir çeşmesârı ve âb-ı hayât suları var bir kasabacıkdır. Halkı cümle keştîbân ve bâğbân ve neccârdır. Ve cümlesi Anatolu hâkidir. Hâkimleri Üsküdar mollâsının nâ’ibi ve kal‘a dizdârı hükûmet eder ve şeb [u] rûz bostâncıbaşı kayıkları ile gezüp hükûmeti serbestdir.
EÇS I 139a
Ve limanında şitâ ve sayfda iki yüz, üç yüz pâre gemi eksik değildir. Zîrâ eyyâm-ı muvâfık olmasın gözedüp eyyâm oldukda her bir keştî bir cânibe revâne olurlar. Dağlarının kestânesi ve ahlât emrûdu meşhûrdur. Ve bu şehrin şimâlî cânibindeki Yoroz dağında,
EÇS I 139a
Evsâf-ı kal‘a-i Yoroz: Alina Kıral binâsıdır. Ammâ Yoroz nâm bir ruhbânın manastırı var idi, anıniçün Yoroz kal‘ası derler. Bir şeddâdî köhne siyâh reng kal‘a-i atîkdir. Ammâ hâlâ içinde iki yüz mikdârı müselmân hâneleri ve bir Yıldırım Hân câmi‘-i müfîdi vardır. Zîrâ Yıldırım Hân bir kerre Boğdan [u] Eflak isyân etdükde bu mahalden karşuya ubûr etdikde memerr-i İslâm olsun içün bu kal‘a-i metîni feth edüp kalmış idi.
EÇS I 139a
Ba‘dehu Ebü'l-feth ta‘mîr edüp içine asker kodu. Gerçi hâlâ dizdârı ve neferâtları yokdur, ammâ evc-i âsumâna ser-çekmiş bir kûh-ı bâlâ üzre şekl-i murabba‘ bir kal‘adır.
EÇS I 139a
Dâ’iren-mâdâr cirmi iki bin adımdır. Ve cânib-i erba‘ası kestâne ormanıdır. Halkı cümle odun-keşândır. Ve mücessem sığırları olup lezîz leben-i hâlisleri ve yoğurdları olur.
EÇS I 139a
Kal‘anın cânib-i şarkîsinde bir koruluk orman içinde ziyâret-i Şehîdler ve ziyâret-i Kırklar.
EÇS I 139a
Bu kal‘a halkı Karadeniz'de Kazak şaykaları nümâyân olsa âteş yakup etrâf kurâlara haber olur. Ol işe me‘mûrlardır. Ammâ gece ile aslâ âteş yakmazlar. Zîrâ Karadeniz'de şinâverlik eden keştîler leyle-i muzlimde boğaz ağzı zan edüp karaya düşerler. Ana binâ’en gece ile âteş yakmazlar.
EÇS I 139a
{Der-sitayiş-i fânûs}: Ancak her gece âteşi karşu Rûmeli Boğazı tarafında evc-i âsumâna ser-çekmiş bir kulle-i bâlânın zirvesinde bir fânûs-ı azîm içre yûnus balığı yağı yakup cümle Karadeniz keştîleri ana nazar edüp şeb-i siyâhda boğazdan içeri girüp selâmete dâhil olup kurbân ederler.
EÇS I 139a
Ve bu Yoroz kal‘asından aşağı Kavak kasabası beş bin adımdır.
EÇS I 139a
Andan cânib-i cenûba leb-i deryâ ile Servi Burnu'na gelince sekiz bin adımdır kim ol burun üzre Süleymân Hân'ın bir seddi vardır, servler ile müzeyyen bir çemenzâr-ı cihân-nümâ zemîndir. Andan cümle ehl-i teferrüc cebel-i Yûşa‘'da ziyâret-i Yûşa‘ Nebî'ye urûc ederler kim iki sâ‘atde ancak çıkılır bir kûh-ı bülendin zirvesinde kabr-i Yûşa‘ Nebî ve tekye ve fukarâları vardır.
EÇS I 139a
Ol cibâl-i âlînin tâ zirve-i a‘lâsında bir çâh-ı mâsı var üç kulaçda suyu çıkup gûyâ âb-ı zülâldir.
EÇS I 139a
Ba‘dehu mezkûr Servi Burnu'nda üç bin adım cânib-i kıbleye leb-i deryâ ile bâğlar kenârından gidüp,