EÇS I 143b
Mahallinde yapıldı çeşme-i âb-ı hayât-efzâ.Sene (---).
EÇS I 143b
Aded-i evsâf-ı dekâkîn-i esvâk-ı sultânî: Cümle iki bin altmış dükkândır, lâkin bezâsteni yokdur. Ammâ yine cümle zî-kıymet mevcûddur. Zîrâ cemî‘i ehl-i hıref gûnâ-gûn mevcûddur. Tertîb üzre bir esnâfa münhasır çârşûsu yokdur, hemân cümle ehl-i sanâyi‘ mahlûtdur. Hattâ tabbâğhânesi bile iki yerdedir. Ammâ Sipâh {bâzârı bir sûkdur iki cânibi kapuludur}.
EÇS I 143b
Ve aded-i bâğ-ı engûr dörd bindir. Ve aded-i bostân-ı gülistân üç yüzdür ve aded (---) (---). Bunların her birinde niçe bin elvân şükûfe ve ezhârât hâsıl olur kim râyihasından âdemin demâğı mu‘attar olur.
EÇS I 143b
Evsâf-ı mesîregâh-ı Üsküdar: Evvelâ her cânibi mesîregâh [u] teferrücgâhdır. Ammâ cümleden pâdişâhlara mahsûs olan bâğçe-i cennet-âsâlar birer tarîk ile seyr olunsa her biri birer temâşâgâh-ı nısf-ı cihândır.
EÇS I 143b
Andan mesîregâh-ı Büyük Çamlıca, eflâke ser çekmiş bir cebel-i bâlânın tâ zirve-i a‘lâsında bir tekye-i bülend idi. Hâlâ pâdişâhımız kendilere mahsûs bâğ-ı cihân nâmıyla bir bâğçe-i âlî etdi kim bu hakîrin andaki kasr-ı bülende târîhidir:
EÇS I 143b
Dedim ey Evliyâ bu kâha târîhMübârek ola kasrın pâdişâhım.Sene (---). (---)
EÇS I 143b
Andan aşağı mesîregâh-ı Küçük Çamlıca, çemenzâr [u] mesîregâh [u] şikârgâh çınâr-ı müntehâlı bir vâdîdir.
EÇS I 143b
Ve teferrücgâh-ı Kalamış Burnu, Kadıköy bâğları ile Fener bâğçesi mâbeyninde bir körfez içre beyâz kumsal bir bahrdir. Cümle dilberân [u] âşıkân-ı sâdıkân anda deniz mâlikleri gibi âdem mâlikleri ve melekleri şinâverlik edüp âşık [u] ma‘şûk birbirlerin bilâ vâsıta kuc-kucağ olup dirâgûş ederler bir teferrücgâh yerdir.
EÇS I 143b
Ve teferrücgâh-ı Kadıköy bâğları ve Haydar Paşa bâğı ve Âl-i Bahadır bâğları ve Sücâh bâğları.
EÇS I 143b
Ve Kaya Sultân bâğçesinde mesîregâh-ı Piyâle Paşa havzı, deryâya nâzır bir püşte üzre bir kasr-ı tahtânî ve bir havz-ı azîmi var kim içinde kayığı ve mefret mâhîleri vardır.
EÇS I 143b
Ve seyrângâh-ı Doğancılar meydânı, selâtînler Üsküdar'a göç etdikleri mahalde cümle doğanbâz bunda göçerler bir azîm kârhâne (---).
EÇS I 143b
Ve mesîregâh-ı Kızkullesi, deryâ içre karadan bir ok menzili ba‘îd çâr-kûşe bir musanna‘ kulle-i bâlâdır, kaddi kâmil seksen zirâ‘dır, cirmi iki yüz adımdır. (---) tarafına nâzır bir demir kapusu vardır. İçinde yedi kat hücreleri ve âb-ı hayât suyu matar-ı rahmetden cem‘ olur sahrîcdir. Dizdârı Çelebi Cüce ve yüz neferâtı ve leb-i deryâda ejder-i heft-ser gibi kırk pâre balyemez topları ve mazgal delikleri ve mükemmel cebehânesi vardır.
EÇS I 143b
Ve teferrücgâh-ı Bahr-i Salacak, bunda dahi cümle dilberân mâh-ı Temmûz'da deryâya çimerler.
EÇS I 143b
Ve seyrângâh-ı Şemsî Paşa, bunda dahi cümle âşıkân ba‘de'l-asr gelüp âyende ve revende kayıkları temâşâ edüp kesb-i hevâ ederler.
EÇS I 143b
Ve mesîregâh-ı Sarıkadı, ulu ziyâretgâhdır.
EÇS I 143b
Ve mesîregâh-ı Kayışbınarı, dırahtistân içre bir âb-ı hayât-ı zülâldır.
EÇS I 143b
Ve teferrücgâh-ı avgâh-ı Âlemdağı, acâyib av âlemi olur.
EÇS I 144a
Ve halkının kâr [u] kesbleri ve libâsları ve lisânların beyân eder: Ahâlî-i Üsküdar (---) fırkadır. Bir fırkası askerî tâ’ifesinin a‘yân [u] eşrâflarıdır kim gûnâ-gûn akmişe-i fâhire geyerler.
EÇS I 144a
Ve bir fırkası bâğbândır. Ve bir fırkası ulemâ ve sulehâdır. Ve bir fırkası fakr [u] fâka kanâ‘at etmiş Geysûdâr Mahmûd Efendi fukarâlarıdır kim hadden bîrûndur.
EÇS I 144a
Ve bir fırkası keştîbân ve kayıkcıyândır. Ve bir zümresi esnâf-ı tüccârân [u] ehl-i sanâyi‘âtdır. Bu kavmin libâsları iktidârlarına göre kapama ve çuka dolama ve ferrâce geyerler.
EÇS I 144a
Bu halkın ekseri Anatolu diyârı halkı olmağile lehce-i mahsûsaları Etrâk lisânıdır ammâ şehrinde hâsıl olan çelebileri fesâhat [u] belâğat üzre tekellüm edüp ulemâsı ve şu‘arâsı ve nebtîz şehrîleri vardır. Ve bu şehirde tarîk-i Celvetî iştihâr bulmağıla âyîn [u] ezkâr mahallinde ilm-i edvâr üzre gûnâ-gûn ilâhiyyâtlar ve zikr ü zecel ü tasnîfât okur.
EÇS I 144a
Ehl-i hevâsı çokdur. Zîrâ âb [u] hevâsı da gâyet latîfdir. Arz-ı beledi ve tûl-ı nehârı hemân İslâmbol arzıdır. Anıniçün mahbûb u mahbûbesi gâyet çokdur. Ba‘zı şu‘arâlar mahbûb-ı Üsküdar'ı şehrengîz etmişlerdir. (---) (---) (---) (---) (---) (---)
EÇS I 144a
Me’kûlât [ü] meşrûbâtının memdûhâtın beyân eder: Evvelâ hâs ve beyâz pidesi ve kirdesi ve tennûr kebâbı ve beyâz ve ter kaymağı ve hora üzümü ve karanfîlli üzüm şerbeti (---) (---) (---) meşhûr-ı âfâkdır.
EÇS I 144a
Evsâf-ı ziyâretgâh-ı kibâr-ı evliyâ-i izâm ve meşâyih-i kirâmların kabr-i münevverelerinin ziyâretgâhların beyân eder
EÇS I 144a
Evvelâ cümleden mukaddem merkad-i Hazret-i Şücâ‘ Baba, Battâl Gâzî refîklerindendir. Bâğ çapalarken yılan zehirleyüp merhûm olup yine Şücâ‘ bâğları içinde medfûndur.
EÇS I 144a
Andan Âsumânî Dede kabri, tarîk-i Yesevî'den bir mecâzib kimesne imiş dâ’imâ âsumâna bakup kelimât edüp gûnâ-gûn hâletler zâhir olur bir kimesne imiş. {Anıniçün Âsumânî derler}. Selîm Hân Acem'e teveccüh etdükde,
EÇS I 144a
"Yürü Selîm, İsmâ‘îl'i imâmlar yoluna çıldır çıldır demeden kurbân edüp her şey’in gavrına var" buyururlar. Hakîkat Selîm Hân, Şâh İsmâ‘îl'i Çıldır sahrâsında bozup askerin dendân-ı tîğdan geçirüp Sultân Gavrî üzre gidüp anın dahi gavrına erüp Mısır'ı feth eder. Âsumânî Dede'nin nutk-ı dürerbârları vücûd bulup kendüleri Karaca Ahmed Sultân tekyesi cenbinde kabr-i ma‘lûmunda medfûndur. Ve,
EÇS I 144a
Ziyâret-i kutbü'l-aktâb-ı âfâk eş-şeyh ale'l-ıtlâk Hazret-i Mahmûd Efendi: Ziyâretgâh-ı hâs [u] âmdır kim, tekyesinde medfûndur. Mevtine târîhdir, güfte-i Nev‘îzâde:
EÇS I 144a
Züyyinet Cennetü Adnin ve kusûrBi-riyâzın ve cinânin mevrûdSe’ele'l-hâtıru an-sâhibihâHâtifün kâle li-şeyhin Mahmûd.Sene 1038.
EÇS I 144a
Diğer târîh, güfte-i Veysî. Ammâ hikmet-i Hudâ sultân-ı şu‘arâ Veysî Efendi Mahmûd Efendi'nin mu‘tekidi olmağile bu târîh dahi anların azîz merhûm olduğu sene evvelinde merhûm olduklarına târîhdir:
EÇS I 144a
Veysî ki olmuş idi lugazda bî-bedelTa‘yîn-i sâl-i fevtine târîhdir gazel.Sene 1037.
EÇS I 144a
Ve Mahmûd Efendi tekyesi cenbinde bir kubbe-i âlîde Vezîr Halîl Paşa, sâhibü'l-hayrât olmağile anda medfûndur.
EÇS I 144a
Ammâ merhûm Mahmûd Efendi hezârân-necm-i geysûdâr fâ’izü'l-envâr olan Hüdâyî mahlas Seyyid Mahmûd Efendi, Anatolu'da Sivrihisâr belîdesinde sivrilüp meydâna gelüp zümre-i ulemâda müderrisîn ve nâ’ib kazâ-yı nâgehânî semtine sâlik oldu. Bir gece âlem-i rü’yâda {nîrân-ı cahîmi seyrân edüp havfından bîdâr olup cümle mâ-melekin bezl eyleyüp Bursa'da Üftâde Efendi'den inâbet edüp tekmîl-i tarîk edüp seccâde-i hilâfete me’mûr olup Üsküdar'da bir dâr alup berhordâr oldu.
EÇS I 144a
Hulâsa-i kelâm yedi pâdişâh dest-i şerîflerin bûs etmişlerdir ve Sultân Ahmed Hân rikâbında piyâde gitmişlerdir. Ve yüz yetmiş bin mürîde irâdet vermişdir. Ol asrın kutbu idi ve vâsıl-ı gencîne-i esrâr-ı hakîkat ve ser-çeşme-i ser-çeşmân-ı meşreb-i ma‘rifet, şem‘-i mihrâb-ı mücâhede, çeşm u çerâğ-ı erbâb-ı müşâhede idi. Evsâfı hadden bîrûn ve hayrât [u] hasenâtı binden efzûndur. Ve yüz mücelled tasavvufâne te’lîfât, ebyât [u] eş‘âr [u] ilâhiyyâtları vardır. Hüdâyî tahallüs ederler.
EÇS I 144a–144b
Hamd-i Hudâ bu hakîr şeref-i sohbetleriyle müşerref olup bû-reşîdî hırkası dâmeniyle setr etmişlerdir ve evlâd-ı ma‘nevîmiz olsun demişlerdir ve bî-had va‘z [u] nasîhatlarında bulunup takbîl-i yed-i mübârekleri ile ber-murâd olduğumuza iftihâr ederiz. Ve's-selâm.} 144b
EÇS I 144b
Üsküdar'da Mevlânâ Mehemmed Emîn Bedreddînzâde: Maskat-ı re’si Şirvân-zemînde kal‘a-i Şamâhî'dir. Üsküdar'da Karaca Ahmed Sultân tekyesi civârında âsûde olup seng-i mezârında târîhi budur, güfte-i Şehâbî Efendi:
EÇS I 144b
Menzilün fî (...) Cenâb-ı AllâhSene 1036.
EÇS I 144b
Ferîd-i asr, bahr-i ma‘ârif, mahzen-i ma‘ânî bir kimesne-i Şirvânî idi.
EÇS I 144b
Ve kabr-i Konrapalı Hayreddîn Efendi, halîm ü selîm idi.