EÇS I 146b
Mesîregâh-ı Istıranca dağları: Bir ucu Alman dağlarında nihâyet bulur çengelistândır. Bunda yeniçeri ocağından bir oda yeniçeri avcıları vardır, âsitâne-i Bektaşiyân'dır. Cümle huddâmları her hidmete cân ve baş ile hizmet ederler ulu âsitânedir. Bunlar pâdişâh içün sığın ve karaca ve tablalı avlayup pasdırma ederler. Ve Karadeniz Boğazın hıfz [u] hırâset ederler.
EÇS I 146b
Ve İslâmbol'dan firâr eden kul ve karavaşları kayd [u] bend edüp sâhibi çıkarsa müjdesin alup verirler. Eğer firâr eden kulda mâl [u] erzâk var ise mâlın alup anı dahi âdem pasdırması edüp yere gömüp dil çıkarmazlar. Ve eğer mahbûb u mahbûbe ise dağlarda pinhân edüp niçe zamân her işe kullanırlar. Ammâ bu dağlara herkes gidemeyüp bir hayli hayyâl atlılar gidüp teferrüc ederler. Ve bu mahalde,
EÇS I 146b
Mesîregâh-ı mandıra-i Selîm Hân: Selîm-i Evvel Mısır'ı feth etdükde Mısır'dan fîl kadar beledî sarı ve kırmızı ve dargıl ve gûnâ-gûn alaca sığırlar getirüp bu dağda komuşdur. Hâlâ Yeni Sarây'da odun çeken araba sığırları anlardandır. Niçe bin sığır olmuşdur, bunlara huddâm acemîler odalarından bir oda, iki yüz oğlan odabaşıları ile hidmet ederler. Ve her sığır sürüsünün beşer onar samsonları vardır kim her biri birer arslana benzer köpeklerdir. Ve her sığırın birer ismi vardır. Her biri kırkar ellişer vukıyye süd verir.
EÇS I 146b
Bu âsitânede dahi müsâfirîne gâyet ri‘âyet ederler, ammâ gâfil gitmemek gerek. Zîrâ bunlar acemî aşkıyâlarıdır ve kaçkın köle sayd edüp Karadeniz sâhilinde Urus gelirse şikâr alırlar, şehbâz ü fetâ yiğitlerdir. Andan,
EÇS I 146b
Saydgâh-ı Terkoz gölü: Şâhin balaban ile gölden kaz ve ördek sayd olunur.
EÇS I 146b
Ve mesîregâh-ı karye-i Kiteli ve teferrücgâh-ı karye-i Baklalı ve mesîregâh-ı karye-i Türk eşe.
EÇS I 146b
Ve'l-hâsıl bu İslâmbol'un cânib-i garbîsinde yetmiş pâre ma‘mûr [u] âbâdân ormanlı ve avgâhlı ve bâğlı ve bâğçeli kurâlar var kim her biri birer kasaba-misâl câmi‘li ve hammâmlı ve esvâk-ı muhtasarlı belîdelerin her biri birer atlı yatağı mesîregâhlardır. Ammâ
EÇS I 146b
Mesîregâh-ı Çekmece gölleri: İslâmbol'da bî-kayd olan yârânlar kayıklar ile bu Çekmece göllerine gelüp pisi balığı şikâr edüp ter ü tâze iken tereyağıyla pişirüp tenâvül ederler. Rub‘-ı meskûnda bu balığın nazîri yokdur kim aslâ balık râyihası yokdur. Bir yassı ve müdevver ve beyâz küçük balıkdır. Ancak birer vukıyye gelir mâ’ide-i Rabbi'l-izzetdir. Ammâ az olur.
EÇS I 146b
Ve bu Çekmece göllerinde morina balığı dahi beş on yılda ya bir dâne ya iki dâne çıkar. Ammâ bu morina balığı nehr-i Tuna'ya mahsûsdur. Bunda çıkmasının aslı oldur kim kaçan Yanko ibn Madyan, Hazret-i Süleymân'dan sonra İslâmbol'u binâ etdükde karındaşı Yanvan Kıral Tuna suyun İslâmbol'a getirmeğe ta‘ahhüd edüp ahdine vefâ edüp Tuna Demirkapusundan ve Tahtalı nâm mahalden Tuna'yı kırk yılda İslâmbol kurbünde Azatlı köyü'ne dek getirüp Yanko'ya Yanvan,
EÇS I 146b
"İşte bürâder Tuna'yı avret gibi saçından sürüyüp getirdim" dedikde bi-emrillâh Tuna cûş [u] hurûşa gelüp avdet edüp Kırkkilisa şehri kurbünde Bunarhisâr ve Yenehisâr ve bu Çekmece göllerinde zâhir olur. Anıniçün ba‘zı zamân bu morina balığı küçük iken gelüp Çekmece gölünde tarâvet kesb edüp kâhîce zâhir olur. Ve,
EÇS I 146b
Mesîregâh-ı Okmeydânı: {Bu Okmeydânı'nda istiskâ du‘âsıyçün bir kârgîr soffa üzre bir mermer minber vardır, Sultân Murâd-ı Râbi‘ binâsıdır. Ve bir tîr-endâz tekyesi vardır, cümle ehl-i hıref anda teferrüc eder. Bâlâda târîhiyle evsâfı mastûrdur. Bu meydânın ve bu tekye-i kemândârânın zâbiti yeniçeri ocağından ta‘lîmhânecibaşıdır. Bir oda yeniçeriler ile hıfz [u] hırâset edüp bir âdem bu sahrâda koyun otlatsa ve fısk etse hakkından gelir. Bir hâkimi dahi atcıbaşıdır. Nişân yerinden ok serîka edeni yay kirişiyle salb etmeleriyçün Ebü'l-feth'den ve Bâyezîd Hân'dan hatt-ı şerîfleri vardır.
EÇS I 146b
Bu tekyede selef pehlivânlarının niçe bin darbları ve yayları ve pesendîde hünerleri Hazîne odasında maslûbdur.
EÇS I 146b
Ve bu arsada niçe bin sütûn-ı müntehâ nişânlar vardır. Cümleden Kara Sücâh ve Şücâ‘ ve Mısır dîvdârı ve Kara Lenduhâ ve Kara Timur menzilleri a‘lâdır. Ve yıldız rûzgârıyla Tozkoparan amûdunda beyt:
EÇS I 146b
Sâhibü'l-menzili fi'l-meydânEllezî men ismuhu Tozkoparan.
EÇS I 146b
tahrîr olmuş. Ve Hattât Şeyh ve Bakraçlı, bunlar menzileyne meğer Sultân Murâd-ı Râbi‘ ermişdir, müntehâ menzillerdir kim makdûr-ı beşer değildir kim cümle (---) gezdir.
EÇS I 146b
Ve pâdişâhlar bu meydânda çetr-i mullamma‘ların kurup cümle pehlivânların âsârların seyr [ü] temâşâ ederler kim ibret-nümâ makdûr-ı beşer olmayan temâşâ-yı garîbeler vardır.Ve selef pehlivânlarının okun atup yayın yasanların cümlesi bu tekye önünde medfûnlardır kim mısra‘:
EÇS I 146b
Yatırlar yerde pest olmuş ne tîğ u ne kemer peydâ.
EÇS I 146b
mazmûnunca netîce-i kâr, âhir-i kârları ka‘r-ı zemînde dükkânçe-i lahd içre lisân-ı hâlile Fâtiha cer ederler. Cümle pîrân-ı kemândârânlar rûhıyiçün Fâtiha}.
EÇS I 146b
Bir kaç kerre vasf olunmuşdur. Ve bu mahalde yetmiş aded teferrücgâhlar Karadeniz Boğazı'na varınca medh olunmuşdur. Ammâ Anatolu cânibinde,
EÇS I 146b
Mesîregâh-ı Akbaba Sultân: Beyâz kiraz mevsiminde ve kestâne mevsiminde Beğkoz iskelesinden niçe bin araba ihvân-ı bâ-safâ ehl [ü] iyâlleri ve zahâyirleri ile Akbaba köyüne gidüp iki üç ay kestâne faslın ederler. Kayık ile İslâmbol'dan bir günlük mesâfedir. Mezkûr Akbaba köyü yüz hâneli ve bir cevâhir mihrâblı câmi‘ ve yigirmi aded dükkânlı ve bir hammâmı, havzlı ma‘mûr kurâdır. Akbaba tekyesi, âbâdân tekyedir. Ba‘zı yârân anda meks eder. Ba‘zı cânlar haymeleri ile meks edüp sohbet eder.
EÇS I 146b
Ziyâret-i Akbaba Sultân, tarîk-i (---) dendir.
EÇS I 146b–147a
Mesîregâh-ı Âl-i Bahâdır, mesîregâh-ı Dereseki ve teferrücgâh-ı Âlemtağı, (---) (---) (---) (---) (---) (---) (---) (---) (---) 147a
EÇS I 147a
Netîce-i merâm bu bâlâda tahrîr olunan teferrücgâh merâmları ve bâğçe-i selâtînleri ve a‘yân [u] eşrâf ve vüz[er]â yalıların âb [u] hevâları ve tarz [u] tarh binâları ve ibret-nümâ kâ‘alarıyla cümle evsâfların manzûrumuz olduğu üzre tahrîr eylesek bir tomar-ı dırâz olur. Ammâ hamd-i Hudâ bu abd-i za‘îfin akl-ı kâsırı üzre alâ kadri'l-imkân Belde-i Tayyibe'nin ibret-nümâ âsârları ve bânîleri ve fâtihleri ve cümle meşhûr imâretleri ve sâ’ir hayrât [u] hasenâtları ve kânûn-ı Âl-i Osmâniyânı ve vüzerâ ve vükelâ ve ulemâları ve arz-ı beledi ve âb [u] hevâsı ve cümle meşhûr ziyâretleri tahrîr olunup ancak mahmiyye-i imâret-i Kostantıniyye içre şehre ziynet veren cemî‘i dekâkîn ve ehl-i hıref, sâhib-i sanâyi‘ât kalmış idi.
EÇS I 147a
İnşâ’allâhu Ta‘âlâ ma‘lûmumuz olduğu mertebe cemî‘i ehl-i hıref, kânûn-ı Süleymân Hân üzre pîr-perverleri ile ve pîrleri kankı diyârda medfûn olduğuyla ve cümle esnâf ne kadar dükkândır ve ne kadar yüz bin kavm askerdir anı beyân eder.
EÇS I 147a
İki yüz altmış sekizinci fasıl-ı azîmBu dünyâda nazîri olmayan İslâmbol içre Arapça hadîs-i şerîfi mazmûnu üzre ne kadar tüccâr ve neccâr-ı berr [u] bihâr ve ne mikdâr erbâb-ı ma‘ârif-i sâhib-i kâr ve ne kadar bî-kâr-ı ehl-i mekkâr ve ne kadar bin dekâkîn ve ne kadar yüz bin ehl-i şugl-ı gûnâ-gûn vardır anların hübût-ı {Âdem'den berü pîrlerin ve Fütüvvetnâme-i Muhammedî üzre Ashâb-ı güzînden pîş-kadem perverlerin ve ahd [ü] bî‘at-nâmelerin beyân eder}
EÇS I 147a
Evvelâ Cenâb-ı izzet, eşref-i mahlûk olan benî âdemi halk edüp civârına lâyık edüp Cennet-i me’vâsına kodu. Ba‘dehu Cenâb-ı Bârî'nin [i]râdet-i ezelîsi bu imiş kim edîm-i arzı hâtemü'l-enbiyâsı olun Resûlü's-sakaleyn ve Nebiyyü'l-haremeyn ol mefhar-i mevcûdât ve ol Muhammedü'z-zâd hazretlerin rû-yı zemîne getirüp ümmetiyle dünyâyı müzeyyen etmeğiçün civârından dâne-i gendüm bahânesiyle Hazret-i Âdem-i Safîyi zemîne getirüp ecel-i müsammâsı nihâyetine dek Âdem-i Safîye kût-i lâ-yemût içün dihkânî kârın ya‘nî ekincilik etmeği ve buğday ekmeği yemeği Cibrîl-i Emîn vâsıtasıyla Âdem Nebî'ye ekincilik ta‘lîm etdi. İbtidâ rû-yı arzda Hazret-i Âdem ekincilik etdi. Ba‘dehu Cenâb-ı Bârî sâ’ir enbiyâya dahi birer kâr fermân eyledi, anı bildir[ir].
EÇS I 147a
Evsâf-ı sanâyi‘-i meşâhîr-i enbiyâ-i izâm: Evvelâ tahrîr olunduğu üzre Hazret-i Âdem ekinci.
EÇS I 147a
Ve Hazret-i İdrîs {terzi ve} yazıcı idi.
EÇS I 147a
Ve Hazret-i İbrâhîm Haleb'de südcü idi, ba‘dehu emr-i Hak ile Ka‘be'yi yapmağa me’mûr olup bennâ oldu.
EÇS I 147a
Ve Hazret-i İsmâ‘îl, kannâs ya‘nî avcı idi.
EÇS I 147a
Ve Hazret-i İshâk a‘mâ olmazdan evvel çoban idi.
EÇS I 147a
Ve Hazret-i Yûsuf zindânda subh [u] mesâyı bilmek içün sâ‘atci ba‘dehu melik idi.