EÇS I 158b
Esnâf-ı huddâm-ı bîmâristân [u] mûristân: Beş tımârhânede huddâm 700, bunların pîri Ashâb-ı güzînden (---), Selmân-ı Pâk belin bağladı. Kabri ma‘lûmum değildir. Bu tâ’ife niçe tahtırevânlar üzre haste-hâllere tîmâr ve ta‘âm ve devâ vererek ubûr ederler. Bunlara cümle evkâf tarafından harc-ı râh verüp mahâfe ve tahtırevânlar götürüp râh-ı gazâda hasta olanlara hidmet eder bir alay pâk ü pâkîze sulehâ-yı ümmetden kimesnelerdir. Bu hastaların mâbeyninde hekîmbaşı ve cerrâhbaşı halîfeleri pür-silâh olup alayköşkü dibinden ubûr edüp sekizer kat mehterhâne çalarak ubûr ederler. (---) (---) (---) (---)
EÇS I 158b–159a
Dükkânları yokdur ammâ dörd mevleviyyet yerde yigirmi altı bin tarla tahrîr olunup elli yedi bin çiftçi add olunmuşdur. Pîrleri zamân-ı kadîmde emr-i Hak ile Hazret-i Âdem idi ammâ Hazret-i Risâlet-penâh asrında pîrleri Hazret-i Reyyâs bin Ömerü'l-Harrât'dır. Hazret-i Alî kemerin bağladı. Kabri Havrân sahrâsı'ndadır. 159a Ağaları bostâncıbaşı tarafından terekecibaşıdır. Bu tâ’ife-i dihkânî ya‘nî ekinci, ayaklarında çarıklar ve eyinlerinde abâ ve kabâ dolamalar ve gûnâ-gûn hırka-i peşmîneler ve başlarında tâc-ı gûnâ-gûnlar üzre teller ile zeyn edüp niçe bin gûnâ-gûn sığırları ve câmûsların boynuzların altun varak ile mutallâ edüp her sevrin miyânında kemer kuşaklar ve sereng ve atlas çullar ve niçe bin kınalı sakar câmûslara boyunduruk geçirüp çifte çifte sabana ve pulluğa koşup ellerinde nodul ve öğendire ve digren ve şuzevle ve kerepe ve raga misilli âletler ile câmûsları saban sürer gibi sürüp "Ekmek benden bereket senden, ver Allâhım ver" deyü feryâd ederek boğazlarında tobra tobra atmaca ya‘nî tohum buğdayın halk üzre serperek "Benim elim değil Âdem ata elidir, Yâ Rabbî berekât-ı Halîl ver" diyerek gürûh gürûh ubûr ederler. Andan,
EÇS I 159a
Esnâf-ı bâğbân: Dörd mevleviyyet yerde cümle bâğ u bâğçe ve besâtîn aded 43950, hadîka-i ravza-i cinân, bâğ [u] bostândır kim gûyâ her biri İremezâtü'l-imâddır. Her bir bâğda birer âdemden kırk üç bin {tokuz yüz} elli âdem eder. Ammâ ba‘zı bâğda beşer onar âdem vardır. Bunların dükkân [ve] dezgâhları olmayup cümlesi terekecibaşı ma‘rifetiyle kırk bin asker-i pür-silâh ellerinde gûnâ-gûn kazmalar ve çapalar ve yabalar ve beller ve başlarında teller ve çapa taraklar ve tırmıklar ve küsküler ve aşlama destereleri ve keserler ve gûnâ-gûn bâğbânân âletleri ve niçe bin kınalı bostân dollâbları sığırların tezyîn edüp "Oha diha babam" diyüp "Allâh Allâh rahmet ver yâ Mevlâ, bereket ver yâ Mevlâ, kuvvet ver yâ Mevlâ" deyü feryâd [ü] figân edüp her bir bâğbânın ellerinde ve başlarında ucbe-likâ tâcları üzre gûnâ-gûn şükûfe ve ezhârlar ile donanup tarafeynde duran temâşâcılara şükûfe bezl ederler kim bir azîm ecnâs-ı mahlûk askerdir.
EÇS I 159a
Ve bunların pîrleri Ebû Zeyd-i Hindî ki ana Baba Reten derler. Resûlullâh'ın bâğbânıdır. Selmân-ı Fâris belin bağladı. Cümle bâğçevânların silsilesi ana çıkar. Kabri Hindistân'dadır. Elli birinci pîr-i pîşvâdır. Andan,
EÇS I 159a
Esnâf-ı aşlamacıyân-ı eşcâr-ı müsmirât: Neferât 500, bunlar bir alay sulehâ-yı ümmetden mübârek âdemlerdir kim her şecerin güzîdesinden birer nev-nihâlleri bî-semer dırahtlara aşlayup âbdâr meyve verir. Hattâ bir üzüm asmasında yigirmi elvân üzüm nihâli aşlayup yigirmi gûne engûr verir. Ve dud ağacında dahi eyle aşlamalar edüp yedi sekiz elvân dud-ı lezîz hâsıl olur. Pîrleri yine Baba Reten hazretleridir. Bunlar dahi gûnâ-gûn libâslar ile tabla tabla meyveleri başlarında götürüp halka bezl ederek ellerinde aşlama fidânları ve bıçkıları ve keserleri ve gayrı âletleri ile ubûr edüp du‘â ederler.
EÇS I 159a
Esnâf-ı sebzevâtcı: Dükkân 500, neferât 500, seyishâneler üzre dükkânların ma‘denivâz ve kerefis ve hıyâr ve patlıcan ve turp ve şargam, kabak ve keşür ile tez[y]în edüp halk üzre tâze hıyâr ve kızılağac ve tere ve pırasa ve şargam nisâr ederek ubûr ederler. Bunların pîri yine Baba Reten'dir.
EÇS I 159a
Bu bâlâda tahrîr olunan gürûh {4 esnâf} asker cümle (---) âdemdir. Bunlar ol kadar avânsı şakalar edüp feryâd ederler kim sadâları evce peyveste olur.
EÇS I 159a
Ve bu tâ’ife-i çiftçi ve bâğbânlar ni‘met hâsıl edici kavmdir. Elzem-i levâzımından olmağile askerî tâ’ifesi ve ulemâ ve hukemâ esnâflarından sonra bu çiftci tâ’ifesi takdîm olundu. Zîrâ esnâf-ı kadîmdir. Dîn direği, nân pâresi ve cân pâresi bunların kârıdır.
EÇS I 159a
Bunlar bir hây-hû ile ubûr edüp terekecibaşı beş yüz sarı ve sivri külâhlı hünkâr bostâncıları ile anlar piyâde ve tüfeng-endâz, terekecibaşı esb-süvâr, yanı sıra çiftcibaşı at başı berâber olup ardları sıra sekizer kat mehterhâne çalarak ubûr ederler.
EÇS I 159a
el-Faslu's-sâdisEsnâf-ı habbâzân ya‘nî ekmekciyân
EÇS I 159a–159b
Dîn direği ibtidâ pîrleri Hazret-i Âdem'dir kim âye[t]: Arapça deyü "Buğday ağacından yeme" deyü Cenâb-ı izzet, Âdem'e emr edüp insân nisyândan mürekkeb olmağile emr-i Hakk'ı sıyup rû-yı arza hübût edüp yine emr-i Hak ile buğdayı Cibrîl-i Emîn getirüp bir dikdikde buğday kaynadup Âdem Nebî 159b tenâvül edüp def‘-i cû‘ etdüği ibtidâ buğday çorbasıdır. İlâ hâze'l-ân bir kimesne hânesine bir âdem da‘vet etse "Aş-ı Baba çorbası yiyelim" der. Aş-ı muhallebî ve sükkerî pâlûde yiyelim demez. Arapça
EÇS I 159b
Ba‘dehu Cibrîl-i Emîn ta‘lîmiyle Âdem Nebî buğdayı un edüp hamîr edüp ekmek edüp dahi ıssı iken tenâvül edüp def‘-i cî‘ân etdi. Anıniçün tâze ıssı ekmek tâze cân verir. Anıniçün ekmekcilerin pîri Hazret-i Âdem'dir. Ammâ Hazret-i Risâlet-penâh iştihârında ekmekcilerin pîri Ömer bin İmrân-ı Berberî'dir, Selmân-ı Pâk, Hazret-i Alî huzûrunda beline şed bağlayup icâzet verdi. Hâlâ ekmekcilerin pîridir. Seksen yedi yaşında nakl edüp kabri Medîne-i Münevvere Bakî‘inde medfûndur kim beş kerre ziyâreti müyesser oldu. Ve ehl-i hırefler mâbeyninde Selmân-ı Pâk'in kemer-beste etdüği üçüncü pîrdir.
EÇS I 159b
Ve bu ekmekci hirfetinin çok esnâf yamağı vardır ve bî-hisâb askerdir. Ammâ bu esnâf-ı habbâzânın dükkânları cümle 999, neferât 10.000, bunlar arabalar üzre ekmekci dükkânları yapup kimi hamurkârlık eder, kimi ekmek pişirüp seyircilere hurdaca nân üleşdirirler.
EÇS I 159b
Ve tahtırevânlar ve arabalar ve kızaklar üzre hammâm kubbesi kadar üstü çörek otlu ve sûsâmlı hâs beyâz ekmekler ederler kim her biri ellişer kantâr gelir ekmeklerdir. Ve kızaklar üzre olan ekmekleri yetmiş seksener çift câmûs çeker. Niçe böyle azîm ekmek yaparlar lâkin bunlar furunda pişmek mümkün değildir. Yeri handak gibi yarup üstlerine kül örtüp dahi cânib-i erba‘asına âteş edüp te’enniyle pişirirler, görmeğe muhtâcdır.
EÇS I 159b
Ve dahi dükkânlarında niçe gûne beyâz Ramazân pideleri ve somunlar ve lavaşa yufka ekmekler edüp mezkûr büyük ekmeklerin bir kaçın Alayköşkü dibinde pâdişâh huzûrunda yağmâ etdirirler. Zîrâ İslâmbol monlâsı hânesine varınca mesâfe-i ba‘îde olmağile götürmesi müşkildir. Bir kaç büyük ekmekleri dahi İslâmbol mollâsı hânesinde yağmâ etdirirler. Zîrâ cümle alay anda nihâyet bulup târumâr olup her esnâf ağaları ve şeyhlerin yine alay ile hânesine getirüp herkes hânelerine gider. Andan,
EÇS I 159b
{Esnâf-ı ekmekciyân-ı yeniçeriyân: Kârhâne birdir, neferât cümle üç yüz, cümlesi acemî oğlanlarıdır, yeniçeri ocağına ta‘yîn verir gayrıya vermezler, meğer fukarâya vereler. Siyâh fotuladır, ammâ gâyet lezîzdir. Bu kârhâne, eski odalar ile acemî oğlanları odaları mâbeyninde bir kârhâne-i azîmdir.
EÇS I 159b
Bir çorbacı ve bir fotula kâtibi ve yedi aded meremmâtcı ve yedi aded mu‘temedleri ve bir ekmekcibaşısı ve bir kethudâsı ve bölükbaşıları vardır. Bunlar dahi arabalar üzre dükkânlarında ekmek yaparak ve un eleyerek azîm ekmekleri sırık hammâllarına tahta-pûşlar üzre götürdüp iki tarafda olan seyrâncılara ekmekler bezl ederek cümle sivri külâhlı acemî oğlanları ile pür-silâh saf saf olup ekmekcibaşı ve fodula kâtibi ve çorbacısı rikâb rikâba muhteşemâne ubûr ederler, sivri külâhlı aceb askerdir}.
EÇS I 159b
Esnâf-ı tuzcuyân: Pîrleri Hazret-i İbrâhîm Halîlullâh'dır. Kaçan kim Halîlullâh Ka‘be'yi binâ edüp ma‘cene içre bir hayli türâb kalup İbrâhîm Halîl, hizmeti mukâbelesinde Hak'dan rahmet istedi. Cenâb-ı Bârî eyitdi:
EÇS I 159b
"Yâ İbrâhîm, rahmet istersen oğlunu hocaya ver ve uryân geydir ve açları do[y]layup ziyâfet eyle sana rahmet vereyim" dedi. İbrâhîm eyitdi:
EÇS I 159b
"Yâ Rabbî nice aç doylayayım?" Hak Celle ve Alâ eyitdi:
EÇS I 159b
"Yâ İbrâhîm çamur karışdırdığın ma‘cene içre kalan toprağı bir kısım şarka ve bir kısım garba ve bir kısım şimâle ve bir kısım cenûba atup ziyâfetimdir yiyin ey mahlûk-ı Hudâ de" deyü Cenâb-ı izzet hitâb edüp İbrâhîm ile çâr kısmı çâr kûşeye atınca Rabbü'l-izzet rîha emr edüp cümle türâbı rû-yı zemîne dağıtdı ve bi-emr-i Hudâ her gubâr düşdüğü yerde tuz olup ilâ hâze'l-ân cemî‘i mahlûk-ı Hudâ, İbrâhîm Halîl tuzundan tenâvül ederler aceb hikmetdir.
EÇS I 159b
Ammâ Hazret asrında tuz satan Hazret-i Ebû Mellâh-ı Yemenî idi, Selmân kemerin bağlayup cümle tuzculara pîr oldu. Kabri yine Yemen'de San‘ân şehrinde. Bu esnâf ekmekciye yamakdır. Zîrâ ekmek tuzsuz olmaz. Bunlar dahi pür-silâh olup tahtırevânlar üzre tuz dükkânlarında tuz tartarak tuz ekmek hakkıyçün diyerek ubûr ederler ve piyâde askerleri tarafeynde olan seyircilere tuz üleşdirerek ve şâdumânlar ederek ubûr ederler.
EÇS I 159b
Esnâf-ı çörekciyân: Dükkân 200, neferât 2000, pîrleri (---) Cidde'de medfûndur, Selmân belin bağladı.
EÇS I 159b
Esnâf-ı börekciyân: Neferât 4000, dükkân 200, pîrleri (---), kabri Kûfe'dedir, Selmân perverdesidir.
EÇS I 159b
Esnâf-ı gevrekciyân: Dükkân 55, neferât 200, pîrleri Mukbil-i Zerrîn-kemerdir Selmân belin bağlayup kabri nâ-ma‘lûmdur. Sıffîn cenginde şehîd oldu, derler.
EÇS I 159b
Esnâf-ı kâh[î]ciyân: Dükkân 100, neferât 500, pîrleri Şu‘ayb-ı Havrânî'dir, Selmân belin bağladı. Kabri Habeş Zeyla‘ı'ndadır.
EÇS I 159b
Esnâf-ı gurâbiyyeciyân: Dükkân 50, neferât 100, pîrleri Helvâyî Ömer'dir. Kabri Basra'dadır.
EÇS I 159b–160a
Esnâf-ı simitciyân: Dükkân 70, neferât 300, pîrleri Reyyân-ı Hindî'dir, Selmân belin bağlayup imâm Hasan'a ve Hüseyin'e simit halka hedâyâ getirüp ol şehzâdelerin 160a hidmetinde olurdu. Kabri Mısır diyârında Kınâ şehrinde Abdürrahîm Kınâvî cenbinde medfûndur. Kuddise sırruhü'l-azîz.
EÇS I 160a
Esnâf-ı katâyifciyân: Dükkân 50, neferât 100, pîrleri Reşîd ibn Helvâyî Ömer'dir. Kabri Kudüs'dedir, Selmân-ı Pâk belin bağladı.
EÇS I 160a
Esnâf-ı şehriyyeciyân: Kârhâne 10, neferât 100, pîrleri Alî İskenderânî, Selmân belin bağladı. Kabri nâ-ma‘lûmdur.
EÇS I 160a
Esnâf-ı lokmacıyân: Dükkân 20, neferât 50, pîrleri Hazret-i Ukkâşe'dir. Hazret-i Risâlet'in mühr-i nübbüvvetin bûs edüp Selmân belin bağladı, râvî-yi hadîsdir. Kabri Mar‘aş'dadır, ammâ (---) dahi ziyâret etdik.
EÇS I 160a
Esnâf-ı gözlemeciyân: Dükkân 60, neferât 105, pîrleri Ebü'n-nidâ'dır, Şâm-ı Şerîf cenûbunda bir merhâle yerde kal‘a-i Sa‘sa[‘a]'da medfûndur.
EÇS I 160a
Bu bâlâda tahrîr olunan 12 aded esnâf cümle (---) asker olup pür-silâh cebe ve cevşene müstağrak olup şeyh ve nakîb ve kethudâları muhteşemâne atlar üzre süvâr olup neferâtları arabalar üzre furunlar yapup gûnâ-gûn eşyâlarla dükkânların zeyn edüp çörekciler niçe yüz çörekleri tablalar ve kızaklar üzre koyup ikişer çift câmûs çeker, bâdemli ve yumurtalı çöreklerdir ve dükkânların zîb ü zîver ile zeyn edüp niçe yüz çörekleri ve halkaları sırık hammâllarına yükledüp ve halka çörek bezl ederek ubûr ederler. Börekçiler dahi gûnâ-gûn Şâm böreklerin ve tabla ve sini böreklerin başlarında ve araba üzre olan dükkânlarında halka börek bezl ederek ubûr ederler. Ve kâhîci ve gevrekci ve gurâbiyyeci esnâfları kezâlik dükkânlarında metâ‘ların bezl ederek ubûr ederler.
EÇS I 160a
Ve simitciler dahi arabalar üzre furunların ve dükkânların zeyn edüp araba tekerleği kadar simitleri sırıklara geçirüp hammâllarla götürürler ve hurda simitleri dükkânlarına zeyn edüp ehl-i teferrüce simit, halka bezl ederek ubûr ederler. Ve katâyifciler dahi seyishâneler üzre dükkânlar yapup gûnâ-gûn ve reng-â-reng katâyif rişteleriyle dükkânçelerin tezyîn edüp halka katâyif bezl ederek ubûr ederler. Ve lokmacılar dahi seyishâneler üzre dükkânlar binâ edüp gûnâ-gûn fağfûrî ve mertebânî tabaklarla zeyn edüp halka ballı lokma bezl ederek ubûr ederler. Ve gözlemeciler dahi eyledir. Ammâ bu lokmacı ve gözlemeci dükkânlarında birer Yahûdî dîdebân mukarrerdir. Zîrâ Yahûdîler şîr-i revgan yağı yerler, müselmânlar say yağı yerler, gözleme ve lokmaya say yağı komasınlar deyü birer Yahûdî dîdebân bekler, dîdebân olmasa Yahûdîler ol dükkânlardan lokma ve gözleme yemezler, aceb muta‘assıb mel‘ûnlardır. Ve şehriyyeciler dahi seyishâneler üzre dükkânların şamata varakları ve gûnâ-gûn teller ile zeyn edüp "Şehriyye nefâyis cânım" deyü şehriyye satarak ubûr ederler, azîm vezni üzre cem‘iyyet-i kübrâ asker-i bî-pâyândır. Andan,
EÇS I 160a
Esnâf-ı sakkâyân-ı yeniçeriyân-ı dergâh-ı âlî: Cümle yüz altmış iki aded yeniçeri odalarının yedi yüz sakkâları vardır. Herbiri abraş gül-endâm-misâl küheylân atlarının üzerlerine telâtîn meşkleri ve telâtîn kovaları yükledüp atlarının yeleleri ve kuyrukları ve şikemleri Hasanî Hüseynî Kerbelâ kâtili ve Tuna geçidi kınalı atların sînelerinde ve kusgun ve paldımlarında gûnâ-gûn zîl ü bem çınkıraklar ve her atların başlarında beyâz ablak sorguclar ile tezyîn edüp sakkâlar siyâh çizme ve siyâh meşin dolamalarla ve serlerinde turna cığaları ile atların gûnâ-gûn çiçekler ile zeyn edüp piyâdeleri tarafeynde olan ibâdullâhlara mataralar ve sumaklar ile mâ’-i tâhir bezl edüp "Sakkâ sebîlillâh, şehîdân-ı deşt-i Kerbelâ ervâhlarıyçün sebîl" deyü feryâd ederler. Zîrâ bu tâ’ife dahi ekmekciye yamakdır. Zîrâ ekmek susuz, ev tuzsuz olmaz. Bu sakkâların pîri Selmân-ı Kûfî'dir. Selmân-ı Pâris belin bağladı. Kabri Rey şehrindedir, yüz otuz yaşında âhirete nakl eyledi, cümle sakkâların silsilesi ana çıkar. Ammâ bu tâ’ifenin zâbitleri yeniçeri ocağında bölükbaşılardan bir çorbacı sakkâbaşıdır kim gedik sâhibidir, yoluyla gelüp kethudâyeri ve muhzır ağa olur. Andan,
EÇS I 160a–160b
Esnâf-ı sakkâyân-ı şehr: Bunlar şehir sakkâsıdır, askerî değildir. Şehr-i İslâmbol içre 9999 çeşmelerden a‘yân [u] eşrâfa su taşıyup kâr ederler. Bunların dahi pîrleri yine Selmân-ı Kûfî'dir. 160b Bunların hâkimi hünkâr sakkâbaşısıdır, kârhâneleri Ayasofya'dadır. Ve bu at sakkâları cümle 1400 sakkâdır. Bunlar dahi atların gûnâ-gûn sebiz-gûn berkler ve gûnâ-gûn şükûfeler ile zeyn edüp mâ’-i sâfî bezl ederek ubûr ederler. Andan,
EÇS I 160b
Esnâf-ı arka sakkâsı: Neferât 8000 kavmdır, bunların pîrleri Ebü'l-Kevser Şâdü'l-kürdî'dir, Selmân-ı Pâris belin bağlayup şehîdân-ı deşt-i Kerbelâ içün su bezl ederken imâm Hüseyin huzûrunda Yezîdîler Şâdü'l-kürdî'yi şehîd edüp kabri meydân-ı Kerbelâ'dadır. Bu tâ’ifenin dahi ağaları hünkâr sakkâbaşısıdır.
EÇS I 160b
Bu esnâf cümle piyâde olup arkalarında telâtin kırbalar ve libâsları serâpâ siyâh meşin dolamalar ve başlarında cığa teller ve gûnâ-gûn şükûfeler ve ellerinde tıhtâb ve câm ve billûr ve necef tâslar ve kâseler içre âb-ı nâbı mâl-â-mâl edüp içinde billûr ve akîk ve yeşim ve balgamî taşlar şa‘şa‘a verir. Bu gûne altun yaldızlı mutallâ tâslar ile cümle guzât-ı müslimîne,
EÇS I 160b
"Sakkâ, sebîl, sebîl içene rahmet, sebîl" diyerek âb-ı hayât bezl ederler. Nûş eden cânlara "Cân u gönülden sahhan ve âfiyen" derler. Ba‘zılar,