EÇS I 160b
"Mâ, Hasan ile Hüseyin aşkına su" derler. Ba‘zılar bu ebyâtı terennüm eder, beyt:
EÇS I 160b
İçen dil-teşneye târîh olupdurHüseyn-i Kerbelâ aşkına sahhan
EÇS I 160b
Ba‘zısı Arapça deyüp âb-ı nâb bezl edüp gazâlarda guzâtlar def‘-i atşân ederler.
EÇS I 160b
Ve ba‘zılar şâhrâhları rûşen ederken şaka maslahatıyçün temâşâcıların üzerlerine âb-ı rahmeti bârân-ı mağfiret gibi nisâr ederler. Ba‘zı sakkâlar kamışdan su patlankıcı ile halk üzre nihânîce su serpüp şakalar ederek ubûr ederler. Ardları sıra yeniçeri ocağı sakkâbaşısı ve hünkâr sakkâbaşısı at başı berâber tevâbi‘leri ile pür-silâh ubûr ederler.
EÇS I 160b
Esnâf-ı değirmenciyân: Kârhâne-i değirmen-ı esb: {Bunların Hazret zamânında pîrleri yok idi. Cümle el değirmeni peydâ etmişlerd[i]. Ba‘dehu su değirmeni peydâ olup sene (---) târîhinde Mısır'da Hâkim Bi-emrillâh at değirmeni îcâd edüp dünyâya münteşir oldu. Pîrleri Hâkim olmuş olur}. Aded 985, neferât 9800, bu tâ’ife ekmekcilere yamakdır, pür-silâh olup niçe bin değirmen beygirlerin Tuna geçidi kınalayup arabalar üzre değirmenler tasnîf edüp araba tekerlekleri döndükçe değirmen çarhları tekerleğe dokunup dönerek un öğüdür. Niçe yüz değirmen dönerek ubûr ederken ba‘zı halkın üstlerine un serperek şakalar edüp "Allâh yüz aklığı vere" deyü ubûr ederler. Andan,
EÇS I 160b
[Esnâf-ı] değirmen-i mâ: Aded dörddür, bu âsiyâb-ı mâlar İslâmbol içinde Kırkçeşme ayağı kış günlerinde çok cereyân e[t]dükde Kırkçeşme'den aşağı Necâtî sokağının sağ ve sol taraflarında hâneler içinde dörd aded musanna‘ değirmenlerdir. Vakt-i şitâda su tuğyân ile geldikde sâhib-i hâne levâzımâtıyçün deverân eder, yohsa avâm-ı nâs içün değildir, aceb temâşâgâhdır kim şâhrâh üzre su cereyân edecek arkları tâhir ü bâhirdir. İslâmbol'da bundan gayrı su değirmenleri yokdur. Ve bunları İslâmbol halkı dahi bilmezler, ammâ bu hakîrin semti olmağile deverân ederken bin kerre manzûrumuz olmuşdur.
EÇS I 160b
Esnâf-ı uncuyân: Dükkân 400, neferât 600, ekseriyyâ dükkânları Unkapanı'nın iç yüzünde vâkı‘ olup uncu kefereleri bir gûne manlifke şapka geyerler kim gûyâ hayâl-i zıl Karagöz'ü şapkasıdır. Ammâ müstakîm keferelerdir. Bunlar dahi arabalar üzre hâs beyâz un satarak ve halk üzre un serperek pür-silâh ubûr ederler.
EÇS I 160b
Esnâf-ı un elekciyân: Kârhâneleri değirmenler ve furunlardır, neferât cümle 3000, bunlar ekseriyyâ Mısır fellâhıdır. Pür-silâh olup yüzleri ve gözleri ve esvâbları cümle beyâz un olup arabalar üzre ellerinde un elekleri, dillerinde "illâ yansuru's-sultân yâ sultân" diyerek ubûr ederler. {Pîrleri Ramazân ibn Şâzilî'dir, Enes belin bağlayup kabri Vâdi'l-kurâ şehrindedir}.
EÇS I 160b–161a
Esnâf-ı buğday çalkayıcıyân: Bunların dahi dükkânları etmek furunları ve değirmenlerdir. Neferât 3000 kavmdir, bunlar dahi Mısır fellâhlarıdır. Bu tâ’ife kemâl-i ma‘rifetlerin şol mertebeye ergürmüşlerdir kim buğday ve arpa ve mercimek ve bakla ve pirinc bir yerde mahlût olsa bunlar bir kalbur içre cümlesin birbirinden ayırırlar. Ba‘zı üstâd-ı kâmilleri kalbur içre buğday ve türâbı ayırup çalkaya çalkaya buğdaydan "Lâ ilâhe illallâh" yazar ve "Yâ Şâfî" ve "Yâ Kâfî" yazar, aceb müntehâ ma‘rifet-i sihr-i i‘câzdır. Pîrleri Alî Sâmir'dir, Selmân belin bağladı. Bunların seferde kârları ıstabl-ı 161a sultânîde ve gayrıda at yemleri çalkayup pâk ederler. Bunlar dahi pür-silâh olup kalburlar ile buğday ve arpa çalkayarak ubûr ederler.
EÇS I 161a
Esnâf-ı galburcıyan: Dükkân 200, neferât 300, bunlar at derilerinden kalbur yaparlar. Bunlar dahi ekmekcilere yamakdır. Arabalar üzre dükkânlarında kalbur binâ ederek ubûr ederler. Pîrleri Sa‘deddîn ibn Nâsır'dır, kemerin Selmân bend etdi, kabri Kara Âmid'de medfûndur. Elzem-i levâzımından hirfetdir.
EÇS I 161a
Esnâf-ı elekciyân: Dükkân 239, neferât 500, pîrleri eş-Şeyh Fidyân-ı Acemî'dir. Kabri Şîrâz'dadır. Bunlar at kılından ve harîrden elekler yapup kâr ederler. Bunlar dahi ordu-yı İslâm'da lâzımlı esnâfdır. Ekmekciler alayında ubûr ederler ve "Uçuz veririm" deyü feryâd ederler.
EÇS I 161a
Esnâf-ı nişasdacıyân: Kârhâne 300, neferât 700, bunların pîri ma‘lûmum değildir. Bu tâ’ife arabalar üzre nişasda satarak ve yaparak ubûr ederler.
EÇS I 161a
Esnâf-ı güllâccıyan: Pîrleri Helvâyî Ömer'dir, Selmân belin bağladı. Kabri (---) medfûndur. Bunlar seyishâneler üzre güllâc yaparak ve satarak pür-silâh ubûr ederler. Kârhâneleri 40, neferât 80.
EÇS I 161a
Esnâf-ı beksumâtcıyan: {Evsâf-ı peksumât emîni seferlerde azîm ağalıkdır}. Furun 105, neferât 1000, kârhâneleri Galata'da ve Kuruçeşme'de ve Yeniköy'dedir. Bunlar dahi pür-silâh olup arabalar üzre furunlarında hâs [u] beyâz peksumât pişirüp dükkânların berk [ü] bârlar ile zeyn edüp harar harar beksumâtları halka mebzûl ederek ubûr ederler ve vâsi‘ tahta soffalar üzre birer ikişer kantâr gelir, beksumâtları sırık hammâllarına götürdüp alay ederler.
EÇS I 161a
Bu esnâfların yine pîri Hazret-i Âdem'dir. Ba‘dehu Hazret zamânında pîrleri Ya‘kûb-ı Fahfarî'dir, Enes ibn Mâlik belin bağladı, anın yedinci miyân-bestesidir.
EÇS I 161a
Cümlenin pîri vardır illâ at değirmeninin pîri yokdur, zîrâ hayvânlara azâb-ı elîm olduğundan ekmeğinde gınâ yokdur. El değirmeni çekmek sünnet-i Resûl'dür. İle'l-ân Mekke ve Medîne'de el değirmeniyle kifâflanır niçe bin ibâdullâh vardır.
EÇS I 161a
Ba‘dehu su değirmenin Frengistân'da sâ‘atciler te’lîf etmişlerdir. Ammâ sene (---) târîhinde Süleymân Hân Budin kal‘asın feth edüp içinde bir at değirmeni bulunup ana taklîd ile her diyârda îcâd etdiler.
EÇS I 161a
Bu bâlâda tahrîr olunan esnâflar ubûr etdikden sonra etmekcibaşının metâ‘larının sonu ubûr etmeğe başlar, niçe bin tabla hâs u beyâz etmek ve beyâz halka her biri birer değirmen taşı ve değirmen çarhı kadar onar sırık hammâlı götürür. Uzun çam sırıklarına dizilmiş halkalar ve çam tahta soffa tahtırevânlar üzre üstü bâdemli ve haşhâş ve anisonlu ve çörek otlu ve za‘ferânlı Ramazân pideleri ki her birin altışar sırık hammâlları götürür ve dahi uzun tahtalar üzre dikili taş-misâl üstü gûnâ-gûn bahârlarla zeyn olmuş za‘ferânlı ve çörek otlu ve sûsâmlı ve yumurtalı çörekler kim her birin onar çift sırık hammâlına tahmîl edüp ubûr ederler. Ve azîm soffalar üzre hammâm kubbesi kadar pişmiş somunlar kim beş yüzden mütecâvizdir.
EÇS I 161a
Andan arabalar üzre yüz elli mikdârı furunlar içre hâs ekmek pişirerek ubûr ederler. Ve arabalar üzre hamîr yoğururak ve pişiriciler kolların sığayup furundan etmek çıkararak "Ala vere" diyerek ve gayrı tâ’ifeleri omuzlarında furun kürekleri ve söngeleri ve gelberileri ve furundan âteş çekecekleri cümle dîbâ ve şîb ü zerbâf ile bu zikr olunan âletlerin saplarını sarup gûnâ-gûn şakalar ederek bir hây-hû ile ubûr ederler. Andan,
EÇS I 161a
Evsâf-ı mahmil-i şerîf hevdec-i Resûlullâh: Hazret'in bârhânesidir kim, surre emînlerinde durur. Siyâh Ka‘be örtüsü üzre zer-ender-zerdûz işleme çâr-kûşe ve sivri çâr-kûşe kubbe üzre sürâhî altun yaldızlı top alemli ve çâr-kûşesinde yine mutallâ toplu mahmildir, anı götüren şütürü kınalayup zer-ender-zere gark edüp şütürün serinde teller ve gümüş zencîrli licâmı ve zerdûz sağrı poşu ve gûnâ-gûn zîl [ü] bemler ile deveyi zeyn edüp mahmil-i şerîf içinde bir ma‘sûm Feth-i Şerîf tilâvet edüp hoş-elhân segâh makâmı üzre kırâ’at eder. Ve mahmil-i şerîfin cânib-i erba‘asında çâr-yâr-ı güzînin ve sâ’ir Ashâb-ı kirâmın seyf-i müczemleri ile zeyn edüp ubûr ederler.
EÇS I 161a–161b
Lâkin 161b mahmil-i şerîf cemelinin licâmı akkâm ve meş‘alcilerin elinde olmak ile ol zümrenin evsâfın ve evzâ‘ [u] etvârın bildirir.
EÇS I 161b
{Esnâf-ı şütürbân [u] sârbân-ı revân: Bunların pîri Yemen'de Veys el-Karanî'dir kim Yemen'de Karan şehrinde medfûndur. Bu kavim Hazret-i Risâlet'in hevdec-i şerîfi hidmetinde olduklarında cümle (---) bin aded pür-silâh sârbânlar develerin zer-ender-zere müstağrak edüp kös ve tabl ve makrafa ve kebirgelerin çalarak alayköşkü dibinden alay-ı azîm ile ubûr ederler}.
EÇS I 161b
Esnâf-ı akkâmân: Neferât 1005, pîrleri Şâdî el-Hindî'dir ammâ maskat-ı re’si Şâm'dır. Hindistân'da çok seyâhat etmeğile Hindî tahallüs eder. Kabri Kudüs'de Kerek kal‘asında el-Muktedir Billâh cenbinde medfûndur. Enes ibn Mâlik belin bağladı. Sahâbe-i kirâmdandır. Akkâmlar kuyûtların bilmeyüp Amr-ı Ayyâr pîrimizdir, derler, ol ise Hazret-i Resûl'ün peyki idi.
EÇS I 161b
Bu esnâf-ı akkâmân kendüleri gûnâ-gûn libâs-ı fâhireler ile mülebbes edüp ve sefere me’mûr olan vüzerâların tahtırevânların zeyn edüp bin yedi yüz tahtırevân, nakş-ı nigârhâne-i Çîn-misâl bezenüp ve katırların dahi akmişe-i fâhireler ile tezyîn edüp cümle akkâmân pür-silâh olup mahmil-i şerîf yanında alayında "Allâ[h] yansuru's-sultân" deyü def [u] kudüm [ve] makrafalara darblar urup el çarparak maval ırlayarak bir hây-hû ile alayköşkü dibinden ubûr ederler kim sadâları evce peyveste olur. Andan,
EÇS I 161b
Esnâf-ı meş‘alciyân: Neferât 3000, pîrleri Abdullâh ibn Şemmâs-ı Adenî'dir. Kabri yine Yemen Adeni'nde Urus Hasan Paşa câmi‘i mihrâbı önünde medfûndur. Bu meş‘aleciyân tabankeş olmaları hasebiyle ve kantûra taşıdıkları haysiyet ile Amr-ı Ayyâr pîrimizdir derler.
EÇS I 161b
Bu tâ’ife dahi pür-silâh olup sefere me’mûr cemî‘i vüzerâ ve a‘yânın meş‘alcileri cem‘ olup ellerinde def u kudüm [ve] makrafalara turralar urup ale'l-umûm "Allâh yansuru's-sultân" deyüp feryâd etdiklerinde zemîn u âsumân dir dir ditrer. Ve meş‘aleleri içre gûnâ-gûn şükûfelerden sünbül ve erguvân ve lâle ve reyhân doldurup meş‘al sapların atlaslarla sarup mahmil-i şerîfin ardı sıra sadâ-yı Allâh Allâh ile bu kadar bin âdem ubûr etdikde el-azametullâh kimin cânı var kim vâlih [ü] hayrân olmayup ağlamaya, bu tarîk ile meş‘aleciyân kümesi dahi ubûr ederler. Andan ekmekcibaşı önü sıra,
EÇS I 161b
Esnâf-ı köçek-i Amr-ı Ayyârân, reh-revân-ı şâtırân: Pîrleri Amr Ümeyye-i Zamîrî'dir. Hazret huzûrunda Hazret-i Alî kemerin bağlayup cümle şâtırların silsilesi ana müntehîdir. Kabri Hıms şehrindedir. Bu tâ’ife-i şâtırân cümle bin altmış neferâtdır. Sultân Murâd Hân'ın kırk aded şâtırlarından mâ‘adâ cümle vüzerâ ve mîrimîrân ve sâ’ir ümerâ ve ser-bevvâbân, mîrialemlerin cümle şâtırları zer-ender-zere müstağrak olup altun tâslar üzre cığcığalar zeyn edüp ellerinde teber-i Müslimîler ile çifte çifte tâvûs-ı bâğ-ı İrem gibi hırâmânî reftâr ederler.
EÇS I 161b
Ordu-yı İslâm alayında bunlardan muhteşem alay yokdur. Gûyâ bir nûr deryâsı cereyân eder, hakkâ ki içlerinde yine nûr-ı ilâhî'den nişân verir dilberânları var kim görenin aklı perîşân olur. Zîrâ gâyet müzeyyendirler. Her biri dîbâ ve şîb ü zerbâfa ve murassa‘ kemer kuşaklarla ve başlarında gûnâ-gûn âfitâbeler üzre ablak tellerle kendülerin tezyîn edüp ve bellerinde incü saçaklı kantûralar üzre zîl [ü] bem ve debdevî ve dehdehî ve gûnâ-gûn horasânî şâtırân zîlleri ve ellerinde mücevher şeş-pençe hıştlar ve gûnâ-gûn teberler ile mü’eddebâne ubûr ederlerken, cümle temâşâcılar mebhût olurlar.
EÇS I 161b
Bunlardan sonra ekmekcibaşı destâr-ı mahsûsasıyla ve tuzcubaşı kezâlik ekmekcibaşıyla yan yana ve cümle tevâbi‘leri ve iç gulâmları âlât-ı silâh ve zer-ender-zerli akmişe-i fâhire ile {ve tarafeyninde sırma keçeli ve kırmızı dolamalı ve başları telli mataracıbaşı elinde cevâhir matara ve tüfengcilerin ellerinde mücevher sadefkârî kundaklı tüfengler ile ekmekcibaşı rikâbında yürürler. Gûyâ ekmekcibaşı bir mîrimîrândır. Dîn direği kârında olmağile cümleden mükellef olup ve cümle esnâfa takaddüm olundu ve esnâf-ı azîmdir ki tahrîr olundu}, ubûr ederler.
EÇS I 161b
Ardı sıra yeniçeriyân sakkâbaşısı çobracı kuka süpürge tâcıyla ve hünkâr sakkâbaşısı tâc-ı revâcile iç gılmânları cebe ve cevşene gark olup ubûr ederler.
EÇS I 161b
Ve ardları sıra peksumâtcıbaşı ve tuz emîni ve peksumât emîni rikâb rikâba olup bunlar dahi iç gulâmları ile ubûr ederler.
EÇS I 161b
Ardları sıra ekmekciler kethudâsı ve şeyhleri ve nakîbleri ve çavuşları ve yiğitbaşıları cümle esbâb-ı ihtişâmları ile ubûr ederler. Bunların dahi iç gulâmlarının ellerinde on yedişer boğum Basra kargısı cıda mızraklar ile ubûr eder.
EÇS I 161b
Bunların ardı sıra Âl-i Osmân'ın on ikişer kat mehterhâne-i azîmi ve yigirmi çift beyâz şütürler üzre seksen aded kös-i hâkâniyânlara darblar urup ubûr etdüklerinde gulgule ve velvelesinden istimâ‘ eden benî âdemin beynisi mağzı ağzından çıkup görmeyen âdem dem-beste olur. Esnâf-ı habbâzân tâ bu mertebe muhteşemâne dârât [u] azemetle alay etmeğe ruhsat verilmişdir.
EÇS I 161b–162a
Bu bâlâdâ ekmekcibaşıya yamak tahrîr olunan cümle (---) 29 aded esnâfdır. Yekûn dükkânları (---) ve cümle 162a ehl-i sanâyi‘i (---) aded askerdir. Ve's-selâm.
EÇS I 162a
Ammâ bu tâ’ifeler cümle ordu-yı İslâm'da elzeminden askerdir.
EÇS I 162a
Bu ekmekci esnâfının alayından sonra esnâf-ı sarrâcân ubûr etmek murâd etdiler. Cümle keştîbân-ı tüccârân-ı berr ü bihâr gulû edüp mâbeynlerinde fetret vâkı‘ olmalı olunca bu ahvâl Sultân Murâd Hân'a mün‘akis olup cümle ulemâ-yı kibâr ile ve cümle meşâyihân esnâf ile meşveret edüp cümle keştîbân ekmekcilerden sonra alay etmeleri ma‘kûl görüldü. Zîrâ ekmekcilere buğdayı keştîbân getirüp ekmekciler anlara muhtâcdır ve pîrleri Hazret-i Nûh-ı kadîmdir. Elbette anlar alay etsin deyü keştîbânların yedlerine hatt-ı şerîf-i sa‘âdet-makrûn verilüp sâ’ir esnâflara dahi kânûn hatları verildi.
EÇS I 162a
el-Faslu's-sâbi‘Esnâf-ı azîm keştîbân-ı Bahr-i Siyâh ya‘nî Karadeniz