EÇS I 164a
Hemân Paşa cümle askeriyle balığın yanına varup cümle asker üşüp bu balığı bir takrîb ile karaya çekerler, pâre pâre edüp görseler Hacı Nâsır'ın nakli üzre Hacı Nâsır'ı yudan balığı, bu balığ-ı kebîr yutmuş, karnında Hacı Nâsır balığı olup Hacı Nâsır balık ağzından çıkup bu büyük nehengin karnına çıkar, anı bıçak ile yarup halâs olduğu isbât olunup sicille tahrîr olunur. Hâlâ sene (---) Mostarlı asrında mastûrdur. Ve Harkova'da şahâdet eder âdemlerle görüşüp Hacı Nâsır'ın takrîrine mutâbık geldi.
EÇS I 164a
Hulâsa-i kelâm deryâda böyle nehengler ve böyle gavvâslar olup niçe bin benî âdemi balık yudup halâs olmamışdır. Ammâ Hazret-i Yûnus ile bu Hacı Nâsır halâs olduğu meşhûr-ı âfâkdır. Bu Hacı Nâsır'ın pîri Hazret-i Yûnus olmuş olur.
EÇS I 164a
Ammâ bu dalgıç kavmi alayda uryân u büryân meydân-ı Arasât kavmi gibi uryânen "Yâ Gavvâs, yâ Feyyâz" diyerek ubûr ederler.
EÇS I 164a
Esnâf-ı gün-başı: Ağaları birdir ve dükkânları yokdur. Galata'da kalafathâne yerinde bulunurlar, neferât cümle 500. Bunların kârı bir kalyon ve bir şayka ve karamürsel gark olsa bunlar ol mağrûk gemilerin iki yanına iki gemi koyup gark olan gemiyi deryâ içre dalgıçlar gomana ve cânkurtaran halatlar ile dollâblar ile çekerek bir san‘at ile deryâdan tağ gibi gemiyi say yağından kıl çeker gibi çıkarırlar, san‘at-ı acîb ü garîbdir. Pîrleri Sun‘ullâh Kurtubî'dir. Hazret huzûrunda Selmân-ı Pâk belin bağladı. Kabri Endelüs'dedir. Bunlar keştîbânlar alayında pür-silâh olup ellerinde çam ağacı gönderleri ve kızaklar üzre vocı ırgatları devr etdirerek "Meded Allâh âsân eyle" diyerek ubûr ederler.
EÇS I 164a
Esnâf-ı navluncıyân-ı buğday ve şa‘îr: Dükkân 400, neferât 1005, bu kavm, gemicileri berbâd etmişlerdir. Getirdikleri buğdayların ellerinden ucuz alup der-anbâr edüp kaht [u] galâ ederek kırât ile bey‘ ederler. Şûm mezmûm mühtekir kavmdır. Ekseriyyâ Unkapanı'nda ve Mısır İskelesi'nde sâkin olur Medân Şârı Türkleridir.
EÇS I 164a
Bunların hakkında Mekke delîlleri "Yâ Karamanî yâ kara îmânî" derler, bî-rahm ribâhor âdemlerdir. Bunların kâr [u] kesbleri gemicilerle olmağın anların yamağı olup seyishâneler üzre dükkânlar edüp harar harar buğday ve arpa ölçerek ve halk üzre arpa ve buğday saçarak,
EÇS I 164a
"Bereket senden yâ Mevlâ, ganîmet senden yâ Allâh" diyerek cümle piyâdeleri gâyet mülebbes pür-silâh olup ubûr ederler. Zîrâ bunlarda ankâ navluncular vardır.
EÇS I 164a
{Esnâf-ı bâzergân-ı ankâ Karadeniz: Dekâkîn [u] mahâzinleri aded iki bin, neferât yedi bindir. Pîrleri Hazret-i Risâlet'dir kim Resûl-i Ekrem tüccâr ve mücâhidün fî-sebîlillâh idi. Hadîce-i Kübrâ mâlıyla Şâm kurbünde Busrâ şehrinde kâr [u] kesb edüp fâ’idelerin Hadîce ile pay ederlerdi. Bu tâ’ife dahi tahtırevânlar üzre dükkânlarında metâ‘ların zeyn edüp arz-ı kâlâ ederek alay-ı azîm ile fevc fevc pür-silâh ubûr ederler}.
EÇS I 164a
Ve bunların alayından sonra cümle ankâ gemi re’îsleri küheylân atlar üzre Cezâyir kapudanları kıyafetiyle pür-silâh olup önleri sıra cümle dilberân gemi muçoları ve yeftileri(?) ve Kurnaz ve Poyraz ve Haylaz ve Yırtlaz nâm niçe bin zeber-dest mellâhân [u] keştîbân dayılar ile,
EÇS I 164a
"Eyya mola ya mola" diyerek yine kızaklar üzre gemilerin çekerek top u tüfengler atarak feryâd [ü] figânları göğe çıkarak ve gemilerin filandıralarla ve bayraklarla ve kapudan fenerleriyle cümle kapudanlar at başı berâber alay çavuşları yerine ba‘zı dayılar silisre düdükleri çalarak saf saf alay gösterüp ubûr ederler. Ardları sıra sekizer kat mehterhâneler çalınup güzer ederler.
EÇS I 164a
Bu bâlâda tahrîr olunan keştîbânlara yamak olan cümle esnâf 18, dükkânları (---) ve neferâtları cümle (---) asker-i deryâ-misâldir. Ve's-selâm ale'd-devâm.
EÇS I 164a–164b
Bu alaydan sonra fermân-ı şehriyârî ile kassâblar alayı ubûr edeceklerin Akdeniz kapudanları işidüp 164b cümlesi Murâd Hân huzûruna varup,
EÇS I 164b
"Pâdişâhım istimâ‘ etdik, bizim üzerimize kanlı kassâblar takaddüm edecekmiş. Pâdişâhım yâ bizim cümlemizi kırarsın ve illâ biz cümle kassâbları kırarız. Zamân-ı devletinde bed-nâmlık olur. Bizim akrânlarımız Karadeniz kapudanları Nûh Necî köçekleridir, deyü fermânınızla ileri gideler de biz dahi anlardanız. Ve Mekke, Medîne kapusu Mısr'ına hidmet edüp İslâmbol'u Mısır ni‘metiyle ganîmet edüp yetmiş bin huccâc-ı müslimîn götürür getiririz. Bizim hizmetimiz nedir kim kassâblar üzerimize takaddüm ederler" deyince hemân sa‘âdetlü pâdişâh kassâblar ile Akdeniz kapudanlarının mâbeynlerin ıslâh içün buyurdular kim,
EÇS I 164b
"Hakkâ kim İslâmbol'u ganîmet etdiklerinden mâ‘adâ pîrleri Nûh Nebî'dir. Ve bir alay mücâhidün fî-sebîlillâh gâzîlerdir kim rû-yı deryâda küffâr-ı hâksâr-ı dûzah-karâr ile ceng [ü] cidâl ve harb [ü] kıtâl etmede fener sâhibleri kapudanlarımdır. Bunlar alay-ı azîm ile ubûr edüp andan kassâbân ubûr etsinler" deyü hatt-ı şerîf verüp kapudanlar beyne'l-akrân tâze cân buldular.
EÇS I 164b
Yâ bu esnâfâtların mâbeynlerinde bu da‘vâ ve nizâ‘ın aslı oldur kim eğer pâdişâh askeri alay olsa ibtidâ bu beyt mısra‘ı üzre beyt:
EÇS I 164b
Budur kânûn-ı şâhinşâh-ı eslâfYürürler kulları ardınca şehler.
EÇS I 164b
Hakîkat ibtidâ askerin müfîd [ü] muhtasarı ubûr edüp giderek mankala ağalar ve mîrimîrânlar ve vüzerâlar ve şürefâlar ve ba‘dehu pâdişâhlar ubûr eder. Ammâ bu alay-ı orduda ibtidâ elzem-i levâzımından makbûl olan askerî ve ulemâ-yı monlâ-orduyî(?) ve hukemâ ve kehhâl ve habbâzîn ve mahfil-i Resûlullâh ve habbâzlara mensûb esnâf-ı keştîbân bu tertîb üzre ubûr edüp en nihâyetinde esnâf-ı muzahrafât ubûr etdiğiyçün her esnâf biri birinden mukaddem alay göstermeleriyçün gavgâ edüp pâdişâha arz edüp pâdişâh hatt-ı şerîfle mâbeynlerin ıslâh eder. Zîrâ âlât-ı silâha müstağrak kavm içre fesâd olmasın içün keştîbân-ı Bahr-i sefîd takaddüm etdi.
EÇS I 164b
el-Faslu's-sâmînEsnâf-ı re’îsân-ı Bahr-i Ummân, Bahr-i Sefîd
EÇS I 164b
Pâdişâh-ı Cem-cenâbın, bu kapudanlar rağbet ü iltifâtların göricek cümle esnâfa rağmen, bâ-husûs nizâ‘ları olan kassâb tâ’ifesine ve akrânları olan Karadeniz re’îslerine tafaddulen mâl-ı Kârûn bezl edüp bir alay-ı azîm etmişlerdir kim tahrîr mümkindir.
EÇS I 164b
Evvelâ Akdeniz kapudanlarından Bursalı Balı Kapudan ve Bodur Gürcî Ca‘fer Kapudan ve Karamanlı Alî Kapudan ve Sarı Velî ve Sarı Solak ve Topal Muharrem ve Çavuşoğlu ve Kartaloğlu ve Kalafatoğlu ve Katrânoğlu ve Kara Hoca ve Firkateci ve Cennetî ve Tuğralı ve Yanaki ve Dimitraki ve Lemberaki nâm Urum kapudanları ile cümle on yedi karavana kalyonlardır kim her biri dörder beşer kat anbârlı ve ikişer kat yatırdma toplu ve beşer kat palavra kıçlı ve kıçında bâğçeli ve hammâmlı ve el değirmenli karavanalardır kim her biri beşer ayda dolar ve beşer ayda boşalır, dağ gibi kalyonlar ve gayrı barça ve pink galyonlar ve şitiye ve potaçlar Sarâyburnu'nda üçer yaylım top şâdumânları edüp cümle askerlerin karaya döküp niçe yüz kalyoncukları kızaklar üzre koyup palamarlar ile her birini biner ikişer bin âdem keşân-ber-keşân çekerek,
EÇS I 164b–165a
"Ey mola, ya mola" sadâsı evc-i âsumâne peyveste olarak ve her bir galyoncuklarda mahbûb pençe-i âfitâblar zer-ender-zere müstağrak muçolar gemilerde dayılara hidmet edüp her dayıların ellerinde câmlar ile ayş [u] işret edüp her gemide gûnâ-gûn sâz [u] söz fasılları ve cümle gemilerin direkleri ve küreklerin cevâhire gark edüp dîbâ ve şîb [u] zerbâf bâdbânlar edüp ve ibrîşim çarmıhlar ve direk başlarında ikişer üçer mahbûblar "Ala vere" diyüp silisre çalarak cemî‘i keştîbân dayılar âlât-ı silâha müstağrak olup sekiz bin pür-silâh dalyan Cezâyir tüfengli Berberîçe kırmızı fesli dayılar ve kışlakcı ve yelkenci ve dülekci ve çördekçi ve ablici ve kazlıcı ve istinkacı ve gomanacı ve komanyacı nâm niçe bin müdebbir dayılar hükm [ü] hükûmât ederek "tiramola, orsa ve poca ve duna foga" diyerek niçe bin ıstılâh-ı keştîbân ile Allâh deyüp ubûr ederek alayköşkü dibine vardıkları mahalde gûyâ beş on pâre kâfir gemisine râst gelüp birbirlerine sarmaşup Freng gemileri "ki parlar" deyüp müselmânlar "Paralamazız bütün alırız" 165a deyüp huzûr-ı padîşâhîde top u tüfeng atarak bir ceng-i azîm ederler kim gûyâ ceng-i deryâdır.
EÇS I 165a
Dûd-ı siyâh hevâya münkalib oldukdan sonra cümle guzât-ı müslimîn kâfir gemilerine dökülüp ganîmetler alup mahbûb Freng oğlanların şikâr alup gerdânlarından bûs ederek ve sakallı keferelerin kayd [u] bend ederek cümle küffârın haçlı bayrakların baş aşağı edüp gülbâng-i Muhammedî çekerek kâfir gemilerin yedeğe alup bir tarafda Âl-i Osmân tabılları bir tarafda esîrlerin tabl [u] erganûn luturyanî boruları çalınarak yine gemileri niçe bin levendât keşân-ber-keşân sadâ-yı "ya moli" ile çeküp ardları sıra cümle kapudanlar üç bin aded idi ve bin kalyon ve altı yüz barça ve iki bin şayka ve karamürsel ve gayrı keştîler idi ve neferâtları cümle yigirmi bin idi. Bu cem‘iyyet-i keştîbân bir pâdişâh-ı Cem-cenâb asrında olmamışdır.
EÇS I 165a
Bunların dahi pîrleri Hazret-i Nûh'dur, sonra Risâlet asrında Ebü'l-mahz-ı Ummânî'dir. Ve tahrîr olunan üç bin aded kapudanlar çifte çifte rikâb rikâbe at başı berâber olup herbirinin önlerinde pençe-i âfitâb gemi muçoları piyâde şâtırlar yerine gidüp ellerinde kırkar ellişer dirhem Nova ve Gabele ve Taşlıca ve Cezâyir'in dalyan tüfengleri ve gemi harbeleri ve zemberekleri ile saf saf olup cümle kapudanlar ubûr edüp her kapudana önlerinde gemilerinin zerdûz münakkaş ibret-nümâ gûnâ-gûn sancaklar ve bayraklar ve filandıralar taşırlar. Ve her kapudanların önünde altunlu fânûsları gider. Ve cümle kapudanlar semmûr hil‘at-ı fâhireler ve akmişe-i gûnâ-gûnlar ile mülebbes olup geçerler.
EÇS I 165a
Cümle kapudanların nihâyetinde tuğ ve tabl [u] alem sâhibi Karamanlı Alî Beğ alayı geldikde benî âdemin gözü dîbâ ve şîb ü zerbâf ve cevâhirli alât-ı silâh şa‘şa‘asından gözler hîrelenir. Ve bunun alayında olan mehâbet ü salâbet ve bunda olan pâk-müsellah fetâlar ve niçe mahbûb cüvânlar zer ü zîvere müstağrak olup ubûr eder. Ba‘dehu kendüsi şâtırları ve mataracıları ve tüfengcileri ile reftâr edüp Alî Kapudan kendüsi mücevvezesiyle ve semmûr kabaniçesiyle ubûr eder.
EÇS I 165a
Zîrâ bu Karamanlı Alî Paşa cümle Akdeniz kapudanlarına serdâr olup hazîne-i pâdişâhîden kendüye bir fânûs-ı cinân ve iki tuğ ve tabl [u] alem ihsân olunup Rodos pâyesiyle her sene yedi yüz pâre kalyonlara Mısır huccâcı ve tüccârın koyup mâh-ı Receb'de kiraz meltemi mevsiminde rûz-ı cum‘ada Beşiktaş'dan kalkup turna katârı cümle gemiler dizilüp Sarâyburnu'nda her gemi kırkar ve ellişer pâre top atup şâdumânlar edüp gülbâng-i Muhammedî çekerek Hudâ âsân edüp Mısır'a gidüp altı aydan yine İslâmbol'a şeker ve kettân ve kına ve pirinc ve mercimek ve gûnâ-gûn me’kûlât [ü] meşrûbât makûlesi getirüp İslâmbol'u ganîmet ederlerdi. Ve serdâr Karamanlı Alî Beğ dahi pâdişâha niçe yüz Habeşî tavâşîler ve Mısır kîseleri hedâyâlar getirirdi. Böyle bir serdâr-ı muhteşem olmağile yine ordu alayında andan ve ekmekcibaşıdan mu‘azzam u muhteşemâne alay yok idi.
EÇS I 165a
Ve bu Kapudan Karamanlı Alî Beğ'in ardı sıra müsellah ve mahbûb hâs gılmânlarının ellerinde sırıkları ve avuçlarında zerdûz bayraklar ile çifte çifte arz-ı kâlâ edüp ubûr ederler.
EÇS I 165a
{Esnâf-ı marankozân-ı Akdeniz: Bunun pîri yine Hazret-i Nûh'dur ammâ Hazret asrında pîrleri Âmir-i Nevâtî'dir ve kabri Cidde'dedir. Bu kavmin dükkânlar[ı] Galata'da lonca yeridir, alay ile güzer ederler.
EÇS I 165a
Esnâf-ı pereme ve kayık marankozları: Neferât 700, pîrleri yine Şeyh Âmir-i Nevâtî'dir, alay ile güzer ederler.
EÇS I 165a
Esnâf-ı mavunacıyân: Neferât 800, kızaklar üzre mavunaların müzeyyen edüp çekerek ubûr ederler.
EÇS I 165a
Esnâf-ı kayıkcıyân: Kayıkları cümle 2000, neferât 7000, bunlar dahi kayıkların kızaklar üzre zeyn edüp ubûr [ederler].
EÇS I 165a
Esnâf-ı peremeciyân: Neferât cümle 8000, peremeleri cümle 4613, peremelerin şükûfeler ile kızaklar üzre zeyn edüp güzer ederler.
EÇS I 165a
Esnâf-ı çırnıkcıyân: Neferât 200, cümle çırnık 80.
EÇS I 165a
Eğer bu bâlâdaki esnâfların alayların birer birer tahrîr eylesek bir mücelled olur. Ancak kayıkları ve peremelerin bir hây-hû ile çeküp ubûr ederler}.
EÇS I 165a
Ardları sıra sekizer kat mehterhâne ve kös-i Âl-i Osmâniyân çalınarak ubûr ederler. {Bu bâlâda tahrîr olunan Akdeniz kapudanlarına yamak olan yedi aded esnâfların yekûn dükkânları (---) ve neferâtları cümle (---)} bir acâyib alay-ı bahâdırân-ı muhteşemândır.
EÇS I 165a
{Der-beyân-ı mübâhase-i esnâf-ı kass[â]bân ve muhâsama-i esnâf-ı tüccârân}
EÇS I 165a
Bu Akdeniz kapudanlarının alaylarından sonra fermân-ı şehriyârî üzre kassâbân alayı geçmek sadedinde iken cümle Mısır'ın ankâ bâzergânları ve pirinccileri ve kettâncıları ve Mısır hasırcıları ve kahvecileri ve şekercileri bir yere cem‘ olup kassâblar ile niçe gûne zebân-dırâzlıklar olup kıyl [ü] kâller olup bilâhire huzûr-ı pâdişâhîye varup Mısır bâzergânları eyitdi:
EÇS I 165a
"Pâdişâhım bizim kalyonlarımız pirinc ve mercimek ve kahve ve kettânlarımız getirmeğe me’mûr olup anlar bizsiz biz anlarsız olmayup ikimiz mâbeyninde bu kanlı kassâb-ı nassâblar n'işler. Bunların kan dökdüğü şehirden tâ‘ûn çıkmaya gelmişdir. Ol havfdan kanarahâneler sâ’ir diyârlarda şehirlerin hâricinde olur bir alay kanlı kirli menhûslardır. Ammâ biz dâ’imâ İslâmbol'u cemî‘i hubûbât ile ganîme ederiz" dediler. Hemân kassâbların etdüği kanlar gözlerini bürüyüp eyitdiler:
EÇS I 165a–165b
"Pâdişâhım bizim pîrimiz Kassâb Cömerd ola ve kârımız Cenâb-ı Bârî'nin rahmetine mazhar olmuş koyun ola. Cenâb-ı Bârî kullarına kuvâ-yı beden içün helâl etmiş bir ni‘met ola ve cümle ni‘metlerden mukaddem et, ekmek deyü yâd olunur bir ni‘metdir. Bir fukarâ sehel et pâresiyle beş altı güne ni‘met hâsıl eder. Böyle bir kâr-ı 165b helâl ile iktisâb edinüp cömerdlik ile meşhûr olup şehr-i İslâmbol'u ganîmet ederiz.
EÇS I 165b
Bunlar kim bir alay ankâ ve mu‘âmeleci ve ribâhor kavimlerdir kim bunların hakkında Cenâb-ı izzet buyurmuşdur. Âye[t]:
EÇS I 165b
dediler. Böyle bir tâ’ife-i mezmûm iken Mısır'dan metâ‘ları gelüp kaht [u] galâ olsun içün der-mahzen edüp zarar-ı âm olduklarından gayrı bir alay muhtekir kavmdirler.