EÇS I 165b
Ve devlet-i Âl-i Osmân bunların Mısır pirincine muhtâc değildir. Evvelâ Filibe pirinci ve Beğbâzârı pirinci
EÇS I 165b
........(3/4 satırlık boşluk) ..........
EÇS I 165b
bu gûne şâhdâne ve dânedâr pirincler var iken bunların Mısır pirincine ne ihtiyâc.
EÇS I 165b
Ve Mısır kettânı deyü medh etdiklerine dahi Rûm halkı muhtâc değildir. Bâ-husûs Rûm'da Manastır kettânı ve Florunya ve Serfice ve Tırhala ve Dırama kettânı ve Anatolu'da niçe bin yerde kettân-ı gûnâ-gûnlardan mâ‘adâ Tarabefzûn kettânı ve bezi ve gömleği bir kamışa korlar, yigirmi dirhem gelir bir beddâvî gömleği olur, sizin kettânınıza ne ihtiyâcdır. Ve sizin kettânınız sebebiyle ekseriyyâ İslâmbol'da niçe kerre ihrâk-ı azîm olmuşdur.
EÇS I 165b
Ve mercimek dediğiniz cümle Rûm'da ve Anatolu'da mercimek olur kim ta‘bîr ü tavsîf olunmaz.
EÇS I 165b
Ve eğer Mısır şekeri derseniz hakkında Cenâb-ı izzet âye[t]: Arapça âyetiyle medh etmiş Rûm aselleri ve Atina ve Eflak [u] Boğdan aselleri olur kim her birinde yetmiş hâssa vardır. Ve eğer pâdişâhım murâd edinirse Alâiyye ve Adalya ve Silifke ve Tarsûs ve Adana ve Payas ve Antâkıyye ve Haleb ve Şâm ve Sayda ve Berût ve Şâm-ı Tarabulus'da bu zikr olunan eyâlet [u] livâlarda ol kadar kerre yüz bin kantâr şeker olur kim cihânı ganîmet eder, sizin şekerinize ne ihtiyâc.
EÇS I 165b
Ve eğer kahve derseniz bir bid‘at şeydir ve kâtı‘u'n-nevm ve mâni‘-i züriyyet-i benî âdemdir. Kahvehâneleri vesvesehânedir. Ve kahve kavururken yakdıkları cihetden Bezzâziyye ve Tatarhâniyye kitâblarında "Küllü alk [muhrak?] harâm bi'l-icmâl" demişlerdir. Hakkâ ki yanık ekmek dahi harâmdır. Bahârlı şerbet ve leben-i hâlis ve çay ve bâdyân ve sa‘leb ve pâlûde-i sahan kahvenizden nâfi‘dir.
EÇS I 165b
Ve hınnâ derseniz tâ’ife-i nisvâna ve şeyh-i şiyâbların ak sakallarına sünnet ise levadân kökün havânda döğüp su ile hamîr edüp saça ve sakala dürtülse gâyet la’l-gûn kırmızı olup rîş [u] geysûda olan kehleyi helâk edüp gird [ü] gubârdan pâk eder. Bu kerre sizin hınnânıza dahi ihtiyâc yokdur" deyüp kassâblar Mısır bâzergânlarının metâ‘larına böyle mu‘âraza edince hemân Mısır tüccârları eyitdi:
EÇS I 165b
"Bizim pirincimiz hâsdır ve beyâzdır ve pişkindir, husûsâ Menzile ve Dimyât ve Fereskûr ve Birimbâl nevâhîlerinin pirincleri tereyağıyla pişse misk [u] amber gibi râyiha verir ve Hazret-i Risâlet-penâh'ın mu‘cizesiyle halk olmuşdur. Hazret'den mukaddem gülâb ve pirinc ve mevz ve abdullâvî yok idi.
EÇS I 165b
Ve mercimeğimiz hakkında Cenâb-ı izzet Arapça buyurmuşdur. Cennet toprağında ve Nîl suyunda hâsıl olup Rûm mercimeğinden lezîz ve pişkindir.
EÇS I 165b
Ve hınnâmıza mu‘âdil hınnâ bir diyâra olmak ihtimâli yokdur sünnet-i Resûl'dür ana dahi söz olmaz.
EÇS I 165b
Ammâ hakkâ kim şeker ve kettâna Rûm'un ihtiyâcları yokdur. Frengistân şekeri dahi hâsdır. Ammâ siz ki kassâb tâ’ifesisiz sizin beytü'l-mâl-ı müslimîne ne fâ’ide ve âyideniz vardır bilelim" deyince kassâblar gaşy olup Mısır tüccârları eydir:
EÇS I 165b
"Pâdişâhım bizim beytü'l-mâl-ı müslimîne Mısır kalyonlarıyla gelen metâ‘larımızdan pâdişâhıma on bir bin kîse gümrük hâsıl olur. Adâlet ederseniz alay-ı Muhammedî bizimdir, bizden sonra kassâblarındır" deyince huzûr-ı pâdişâhîde olan Müftî Yahyâ Efendi ve Mu‘îd Ahmed Efendi:
EÇS I 165b
hadîsin tilâvet edince pâdişâh, Mısır tüccârlarının destine hatt-ı şerîf verüp,
EÇS I 165b
"Alay-ı evvel tüccârân-ı Mısır ve alay-ı sânî kassâb cömerdân-ı merd-i meydân olalar" deyü fermânlar ihsân edüp Mısır tüccârânları haz edüp sürûrlarından ayakları yer basmaz olup keştîbân-ı Akdeniz'den sonra alay etdiler.
EÇS I 165b
el-Faslu't-tâsi‘Esnâf-ı tüccârân-ı ankâ-yı Mısır ve gayrı sevdâgerân-ı sâhil-i Bahr-i Sefîd
EÇS I 165b
Evvelâ cümle Akdeniz kenârında olan tüccârlarla İslâmbol'a metâ‘ götürüp sevdâgerlik ederlerdi. Mahzenleri aded altı bin ve neferât yekûn on bir bindir. Murâd Hân asrında bâzergân-ı kebîr ankâ Balkapanı'nda, Hacı Kâsım, Hotin gazâsı yılında yedi mahzenin kıflına kurşum akıtmış idi, elli bin kîseye mâlikdir derler idi.
EÇS I 165b–166a
Andan bâzergân-ı dâhiye Hacı Envâr 166a ve el-Hacı Ferhâd ve el-Hacı Hasırcı Selîm ve Hacı Ni‘metullâh on pâre kalyona ve yedi hâna mâlikdir.
EÇS I 166a
Ve el-Hacı Îsâ ve el-Hacı Şeytân Selîm ve Navluncu Hacı Mustafâ ve Hacı Kaya ve Hacı Karakaş ve Gümrük Emîni Alî Ağa ve Hacı ivaz ve Almanoğlu ve Hacı İsmâ‘îl niçe bin bunun emsâli kırkar ellişer bin {kîseye mâlik} ankâ bâzergânlar vardır kim her birinin Hind [ü] Yemen'de ve Arab u Acem'de ve dib Frengistân'da ortakları vardır.
EÇS I 166a
Bunlar ale'l-umûm semmûr lepâçelere müstağrak olup kırkar ellişer huddâmları pür-silâh olup piyâde güzer ederler. Ve ba‘zı huddâmları tahtırevân üzre dükkânlarını la‘l [u] yâkût, cevâhir murassa‘âtlar ile zeyn edüp her dükkânçede olan pençe-i âfitâb gulâmlar dîbâ ve zîbâlara bezenüp ellerinde cevâhir gülâbdânlar ile şâhrâhların tarafeyninde olan temâşâ-yı cemâl eden uşşâkânların üzerlerine arz-ı cemâl edüp gülâb nisâr ederler ve mücevher mecmere ve buhûrdânlar içre ûd [u] amber yakarak ubûr edüp cümle şâhrâh üzre olan temâşâcıların demâğları mu‘attar olur. Andan sonra cümle bâzergânlar rikâb rikâbe vüzerâ tarzı mülebbes olup esbâb-ı mahsûsalarıyla gürûh gürûh ubûr ederler. {Pîrleri evâyil-i a‘sârda Hazret-i Hûd idi. Ammâ sonra pîrleri bizzât Hazret-i Resûl-i Kibriyâ'dır kim Hazret-i Hadîce-i Kübrâ mâlıyla Şâm kurbünde Busrâ şehrine gidüp ticâret ederdi ve fâ’idelerin Hadîce Ana ile hisse ederlerdi kim hadîs, Arapça buyurmuşdur}. Andan,
EÇS I 166a
Esnâf-ı bâzergân-ı pirincciyân: Dükkân 40, neferât 300, ammâ mahbûb çâkerleri bî-hisâbdır, pîrleri Safvân-ı Hindî'dir kim her bâr Hazret'e Hindûstân'dan Resûl'ün kendü mu‘cizeleri pirincden dâne-i ruz getirirdi ve pirinc bey‘ ederdi. Selmân-ı Pâk belin bağlayup kabri yine Hindistân'dadır ammâ ziyâret etmedim. Bu tâ’ife arabalar üzre dükkânlarında pirinc ölçerek "Yâ Ganî" ismiyle halk üzre kâhîce pirinc nisâr edüp pirinc ihsân ederek pür-silâh ubûr ederler. Andan,
EÇS I 166a
Esnâf-ı adesciyân: Dükkân 70, neferât 200, bunların pîri Hâtem-i Addâsî'dir, Selmân kemer-bestesidir. Kabri Urfa kurbünde kal‘a-i Harrân'ın handakı kenârında medfûndur. Bunlar dahi arabalar üzre dükkânlarında ba‘zı fukarâlara mercimek bezl ederek ubûr ederler, müzeyyen askerdirler. Andan,
EÇS I 166a
Esnâf-ı hınnâcıyân: Dükkân 15, neferât 55, bunların pîri imâm Attâr-ı Bilbeysî'dir. Enes ibn Mâlik telâmîzidir. Bunlar dahi tahtırevânlar üzre dükkânların gûnâ-gûn hınnâlar ile müzeyyen edüp kâğıdlar içre ba‘zı âdemlere hınnâ bezl ederek pür-silâh ubûr ederler. Andan,
EÇS I 166a
Esnâf-ı hasırcıyân-ı Mısır: Dükkân 20, neferât 45, bu tâ’ifenin ibtidâ pîrleri Hazret-i Süleymân'dır ammâ Hazret asrında pîrleri (---) (---), Selmân-ı Pâk belin bağladı. Kabri Yemen Kumfutası'ndadır. Bunlar arabalar üzre dükkânların gûnâ-gûn münakkaş Mısır hasırı ile zeyn edüp yine silâhlarıyla ubûr ederler. Andan,
EÇS I 166a
Esnâf-ı kettâncıyân: Dükkân 105, neferât 208, pîrleri ibtidâ Hûşeng Şâh'dır, pembeyi zemîne eküp sidik ile sıvarup bi-emr-i Hudâ kettân oldu, ilâ yevminâ sidik gibi râyihası var. Sonra pîrleri Hadîce-i Kübrâ Ana'dır, bizzât Hazret-i Risâlet-penâh'ın ba‘de'n-nübüvve menkûhası olup Hazret dirâgûş edüp kemerin kuşadup kettân ekenlere ve eğirüp iplik edenlere Hadîce-i Kübrâ pîre oldu. Vâdî-i Fâtıma'da hâlâ Hadîce kettânlığı derler, kendi biter ve kendi yiter, terbiyesinde usret olmağile Mekke halkı Mısır bezine muhtâclardır. Bunlar dahi dükkânlarında Nehâriyye ve ibyâr ve Feyyûm kettânların zeyn edüp ubûr ederler. Andan,
EÇS I 166a
Esnâf-ı şekerciyân: Dükkân 70, neferât 100, pîrleri Hüseyin bin Nusayr'dır, şekercilerin ve helvâcıların silsilesi ana çıkar. Kabri Basra'dadır, anıniçün Basra hulviyyâtı meşhûrdur. Selmân-ı Pâk, Hazret-i Alî huzûrunda kemerlerin bağladı. Dükkanların gûnâ-gûn mümessek şekerler ile zeyn edüp halka nebât bezl ederek ubûr ederler.
EÇS I 166a
Esnâf-ı eşribe-i mümessek: Dükkân 55, neferât 100, pîrleri Helvâî Ömer'dir. Bunlar dahi tahtırevânlar üzre dükkânların gûnâ-gûn fağfûrî ve kâr-ı çini hokka ve kavanozlar içre reybâs ve amber-i bâris ve gül-limon ve avşıla ve hummâs ve sandal ve temir-hindî ve dud şarâbı ve (---) (---) (---) (---) (---) misilli elvân elvân mümessek ü mu‘amberîn eşribeler ile dükkânların zeyn edüp piyâdeleri halka şeker şerbetleri bezl ederek ubûr ederler. Andan,
EÇS I 166a–166b
Esnâf-ı tüccâr-ı kahveciyân: Dükkân 200, neferât 300, bunlar ankâ bâzergânlardır, pîrleri Şeyh Şâzilî'dir. Hazret'in izniyle Veys el-Karanî kemerin bağlayup pîr oldu. Yemen'de Veys el-Karanî huddâmı idi ve yine Yemen'de medfûndur. Veys el-Karanî, Hazret'i görmeyüp Hazret'in izn-i şerîfiyle Veys yetmiş kişinin belin bağlayup 166b pîr etdi. İnşâ’allâh cümlesi mahalliyle tahrîr olunur. Bu kahveciyân, cümle pür-silâh olup tahtırevânlar üzre ferde ferde kahveleri kîleler ile ölçerek "Ala bin guruş vere yüz guruş" deyü gûyâ kahve fürûht ederek ubûr ederler. Bu esnâflar ale'l-umûm ubûr edüp ardları sıra,
EÇS I 166b
Esnâf-ı Şâhbender: Nefer bir, dükkânı yokdur. Balkapanı hânı'nda olur bir nefer ağadır. {Pîri ser-çeşme-i ankâ Amr ibn el-Âs'dır. Kabri Mısır'ın cânib-i cenûbunda imâm Şâfi‘î kurbünde medfûndur}. Cemî‘i vüzerâ ve ulemâ ve sulehâ ve mollâların poli[ç]se kâğızları hidmetinde olup cümle diyârın tüccârları bunun kabza-i tasarrufundadır. Gâyet mün‘im ve mu‘temed âdemdir. Bundan sonra,
EÇS I 166b
Esnâf-ı bâzergânbaşı: Bir neferdir, pîrleri Ebülhûr-ı Yemenî'dir kim Veys el-Karanî belin bağladı. Mekke'de mâl içün mesmûmen merhûm olup kabri Mekke içre Ebtah'dadır. Andan,
EÇS I 166b
Esnâf-ı ehl-i kıble: Bir âdemdir, dükkânı Bezzâzistân-ı Atîk'dedir, pîri (---) (---), Selmân belin bağlayup, kabri nâ-ma‘lûmdur. Hadîka'da Kerbelâ'da medfûndur, demiş, Allâhu a‘lem. Bu dahi şâhbender ve bâzergânbaşı gibi azîmü'ş-şân kerr ü fer sâhibi ağadır.
EÇS I 166b
Her biri üçer yüz pür-silâh ve müsellah ve müretteb güzîde asker ile ve ba‘zı ankâ, eşbeh bâzergânlar ile at başı berâber rikâb rikâbe olup ubûr ederler. Ardları sıra akmişe-i fâhire ile mülebbes çâker mahbûb gılmânlar ile ubûr edüp dahi akîblerince sekizer kat mehterhâneler ile ubûr ederler. Bu dahi güzîde alaydır. {Bu Mısır bâzergânbaşısına yamak olan 12 esnâfdır, dükkân (---) cümle asker}.
EÇS I 166b
el-Faslu'l-âşirEsnâf-ı kassâbân-ı cömerdân-ı merd-i meydân
EÇS I 166b
İslâmbol'un dörd mevleviyyet yerinde 999 dükkândır ve cümle neferâtları 1700, pîrleri Hazret-i Kassâb Cömerd'dir, Hazret-i Resûl huzûrunda Hazret-i Alî belin bağlayup kassâblara pîr eyledi. Kabri Bağdâd-ı behişt-âbâd'dadır.
EÇS I 166b
Bu tâ’ife cümle ekseriyyâ yeniçerilerdir. Cümle pür-silâh olup arabalar ve tahtırevânlar üzre niçe yüz dükkânları akmişe-i fâhire ve gûnâ-gûn şükûfeler ile zeyn edüp kırkar ellişer vukıyye gelir Karaman ve Türkmân koyunların ve Mihalıç ve Bursa'da Osmâncık koyunlarından ve Karadeniz'de Kili koyunlarından semîn ü acîb koyunları kelle paçaları ile yüzüp vücûdunda beyâz yağ üzre la‘l-gûn mutabbak güller ile ve sarı za‘ferânlar ile koyunların vücûdların münakkaş edüp ve boynuzların varak-ı sîm ve varak-ı zeheb-i hâlis ile mutallâ edüp ve niçe yüz koyunları şerha şerha edüp Kassâb Cömerd köçekleri ellerinde sâtûrları ile nîme nîme ve çeyrek çeyrek edüp sarı pirinc kefeli terâzûlarda vezn edüp,
EÇS I 166b
"Ala on vukıyye akçe, al cânım eyisin ver cânım, ala bir eyi kebâblık, ala bir a‘lâ kıymalık" diyerek bellerinde sâtûrları ve pala kılıçları ve kassâb bıçaklarıyla kendülerin zeyn edüp cümle piyâde ubûr ederler. Andan,
EÇS I 166b
Esnâf-ı salhâneciyân: Kârhâne 200, neferât 1000, bunların pîrleri Hazret-i İbrâhîm Halîlullâh'dır. Kaçan İbrâhîm Nebî'ye "İsmâ‘îl'i kurbân eyle" deyü fermân-ı Rabbü'l-izzet olup İsmâ‘îl'i kurbân ederken İsmâ‘îl'e bedel Cenâb-ı izzet, Cibrîl-i Emîn ile cennetden bir kepş gönderüp İbrâhîm Nebî kepşi kurbân edüp hâlâ koyun boğazlayıcıların pîri Hazret-i İbrâhîm'dir.
EÇS I 166b
Ba‘dehu Hazret-i Risâlet'e kurbân fermân olunup ıyd-ı adhâda kurbân etdi. Bunda rivâyet muhtelifdir. Kassâb Cömerd boğazlanmış koyun satmada pîrdir. Ammâ boğazlamada pîr, Hazret-i Halîm bin Cezzâr-ı Tâ’ifî'dir. Enes ibn Mâlik belin bağlayup kendüyi ehli olan mel‘ûne uyurken boğazlayup kabri Yemen Adeni'ndedir.
EÇS I 166b
Bunlar dahi pür-silâh olup araba üzre dükkânların tefne yapraklarıyla ve gûnâ-gûn bahâ[r]lar ile zeyn edüp ve semîn koyunlar ile zeyn edüp koyunları yüzerek ubûr edüp piyâde askerleri ellerinde ve bellerinde iri gümüşlü ve zencîrli kassâb bıçakları ve bellerinde kemend ipleri ve niçesinin eyinlerinde yüzülen koyun postları ile gürûh gürûh alay gösterirler.
EÇS I 166b
Esnâf-ı kassâbân-ı sığır: Dükkân 100, neferât 200, bu tâ’ifenin pîri Süfyân-ı Sevrî'dir. Hazret-i Alî belin bağladı, Mekke'de medfûndur. Bu esnâf dahi pür-silâh olup arabalar üzre dükkânların semiz sığır etleriyle bezeyüp alay gösterirler.