EÇS I 170a
Ol Muhammed Ekber'dir kim yaycıların ve dutkalcıların pîridir. Bu dutkalcılar başcılardan koyun paçası aldıklarıyçün başcılara yamakdırlar. Bunlar arabalar üzre dükkânların gûnâ-gûn akmişe-i fâhireler ile tezyîn edüp dutkal kaynadarak ubûr ederler, kirişciler gibi dutkalcıların tâcirleri yokdur. Tâcirleri hirfet-i attar'dır. Andan,
EÇS I 170a
Esnâf-ı ciğerciyân-ı koyun: Dükkân (---), neferât 300, pîrleri (---) 'dir. Kabri Habeş'de cezîre-i Dehlek'de Muhammed ibn Şeyh Şâzilî cenbinde medfûndur. Bu ciğerciler dahi kassâbbaşı re’yiyle başcıbaşıya yamakdır. Zîrâ başcılar ordu-yı İslâm fukarâları ta‘âmı makbûl ta‘âmdır. Anıniçün bir kaç esnâf zam olunup başka tabl [u] alem sâhibi oldu.
EÇS I 170a
Bu ciğerciler cümle Ohri ve Görice ve Horpuşta Arnavudlarıdır. Niçe bin tâze ciğeri kırkar ellişer dânesin, yüreği, böbreği ve şirdeni ve mumbârıyla sırıklara dizüp "Ey koyun ciğeri" deyü feryâd ederler. Ba‘zı şehir oğlanları bu Arnavudlara "Ulla ba geldi mi Arab karısı" deyü ulaşırlar. (---)
EÇS I 170a
Esnâf-ı çevrenân-ı Ârnâbûdân: Dükkân (---), neferât 400, bunlar her bozahânede birer köşede tennûrları vardır. Dâ’imâ bozahâne erbâblarına ciğer ve kara talak ve böbrek ve pençeviş ve yürek ve şirden ve ciğer köftesi kebâbı pişirir kirli ve paslı nâ-pâk kavmdir. Ammâ garîb ü gurebâ ta‘âmıdır. Bunlar dahi seyishâneler üzre pençeviş ve karatavuk ya‘nî talak kebâbı pişirüp ubûr ederler. Gâyet mashara, mudhik Arnavudlardır. Bunlara şehir oğlanları "a a‘ â, a a‘ â" deyü ulaşırlar. Anlar dahi "a a‘ â Çelepi pişmiş kalkmış şişmiş sülice(?) bağırsak yer misin?" derler, turfe kavmdir.
EÇS I 170a–170b
Esnâf-ı işkembeciyân, ta‘âm-ı mahmûrân: Dükkân 300, neferât 800, pîrleri Nusayr-ı Hindî'dir kim {Selmân belin bağladı} Mekke-i Mükerreme'de (---) mahalde dükkânına bizzât Hazret-i Risâlet-penâh girüp herîse yiyüp hadîs, Arapça buyurmuşlardır. Hâlâ ol dükkânda her sene niçe bin huccâc teberrüken herîse yerler ve işkembe 170b dahi işlenir pâk dükkândır.
EÇS I 170b
Ammâ bu İslâmbol işkembecileri cümle Urum kefereleridir. Cümle tekâlif-i örfiyyeden berîlerdir kim yeniçerilerin Zağarcılar ocağı'na ve Samsonhâne ocağı'na beher yevm altışar hımâr yükü pâk olmuş işkembe ta‘[y]în verüp anlar dahi zağarlara ve samsonlara nafaka verirler. Bunların dükkânlarında vakt-i seher olunca niçe yüz fukarâ ve mahmûr-ı evgâr yârânlar cem‘ olup def‘-i humâr içün zerâfet ü kabâhat çorbası ya‘nî işkembe aşı yerler. Hakkâ ki ale's-seher def‘-i humâr içün paça ve işkembe eydir, derler.
EÇS I 170b
Bu işkembeciyân dahi cümle tebdîl-i libâs edüp arabalar üzre dükkânların fağfûrî çini tabaklar ve pâk peşkirler ve leğen ü ibrîkler ile müzeyyen edüp ellerinde işkembe kancasıyla kazganlar içinden pişmiş işkembeleri ve kırkbayırı ve şirdenleri ve döş başları ve yatak yerleri ve bodanalardan çengâller ile çıkarup bıçaklar ile doğrayup kâseler içre koyup ve üzerlerine ma‘denivâz ve biber ve darçın ve karanfîl misilli bahârlar saçup,
EÇS I 170b
"Vere bizim Mahmûr Beşe'ye, vere Asan Beşe'ye, ala iki ahça Ahmet Beşe'den" deyü lehce-i mahsûsaları ile kelimât ederek dükkânları üzre ve ba‘zıları işkembe hımârları üzre Urumca hoş-âvâz ile gûnâ-gûn murabba‘ları beşer onar Urumlar okuyarak ubûr eder.
EÇS I 170b
Bunlardan sonra meşhûr-ı âfâk olan işkembeci eşekleri dahi kerrenây-ı Acem gibi segâh makâmında işkembecilere nazîre anırarak ubûr ederler. Bunlar dahi acîb ü garîb maskara Urumlar[dır].
EÇS I 170b
Esnâf-ı sirkecibaşı: Mîrî kârhâne Unkapanı'nın iç yüzünde Azebler mahallesi'nde pâdişâha mahsûs kârhâne-i azîmdir. Niçe yüz Bartın ve İngilis fıçıları var kim her birinin içine onar, on beşer âdem sığar fıçılardır ve Mora'nın ardıç ağacı fıçıları ve Alman fıçıları var kim ta‘bîr olunmaz. Ve Enez'in ve Mağrib'in ve Atina'nın husrevânî küplerinde otuzar kırkar yıllık sirkeleri vardır. Ve âdem sığar katremîz sırça şîşeler içre gül sirkesi ve amber sirkesi ve hurmâ sirkesi ve koknâr sirkesi ve misket sirkesi ve tüffâh sirkesi ve niçe yüz elvân müsmirâtdan pâdişâh içün kırkar ellişer yıllık sirke şîşeler ile müzeyyen olmuş Ebü'l-feth'den berü sirkehâne kârhânesidir. Ketehorya bâğlarında sirkecibaşıya mahsûs bin dölüm misket üzümü bâğları var.
EÇS I 170b
Bu kârhâneden gayrı cümle dörd mevleviyyet yerde toksan yerde kârhâneler vardır. Kâsımpaşa'da, Tophâne'de ve Üsküdar sirkeleri meşhûrdur. Neferâtları cümle 150 ehl-i hırefdir. Pîrleri Hazret-i (---), Enes ibn Mâlik belin bağlamışdır. Kabri (---) medfûndur. Sirke hakkında Arapça âyeti vardır. Bir evde sirke olmasa anda berekât olmaz. Aceb hikmetdir kim sirkenin, evvel şırası harâm, ortası sirke olur helâl, âhiri şarâb olur yine harâm, hemân şarâba bir avuç tuz bırakdın, sirke olup yine helâl olur, aceb sun‘-i Hudâ'dır.
EÇS I 170b
Bunlar dahi başcıya yamakdır, zîrâ baş ve paça ve pıhtı ve işkembe sirke ve sarımsaksız olmaz. Kadîm-i eyyâmda pîrleri Cemşîd idi. Şarâbı, şeytân ta‘lîmiyle peydâ ederken sirke etmenin yolun bulmuşdu. Hâlâ Cemşîd Ayasuluk'da yatır.
EÇS I 170b
Bu esnâf arabalar üzre dükkânların gûnâ-gûn fıçılarla ve katremîz şîşelerle zeyn edüp piyâdelerinin arkalarında varullar ile sirke taşıyup "Ey sirke" deyü halk üzre sirke nisâr ederek bir hây-hû ile,
EÇS I 170b
"Ey sirke, keskin İngilis sirkesi lâzım olur, berekâtlı sirke" diyerek ubûr ederler. Ammâ aceb garâyibdir.
EÇS I 170b
Bu sirkecilerde yetmiş seksen yıllık mayalanmış sirke fıçıları vardır. İçine üzümden ve gayrıdan bir şey komak ihtimâli yokdur. Hemân fıçıdan kırk elli medre sirke alup ol sâ‘at fıçıya ol kadar ısıcak su koyup üç günden eyle sirke olur kim âdemin ciğerin doğrar. Böyle mayalı fıçılar vardır kim sirkeciler mâbeyninde ol fıçıları yüzer guruşa verirler, ilâ mâşâallâh su satarlar. Sirkeci ve şerbetciler dahi eyledir. Cenâb-ı izzetin ihsânı olan suyu katre katre satarlar.
EÇS I 170b
Esnâf-ı turşucuyân, ta‘âm-ı fâsıkân: Dükkân yetmiş, neferât 160(0), bu hirfet dahi başcıya ve sirkeciye yamakdır. Zîrâ bunlar dahi mahmûrlara lâzımlı ta‘âmdır kim "El-mü‘min hulviyyün ve'l-fâsık turşiyyün" demişlerdir. Mü’min olan hulviyyât sever kim "Hubbü'l-hulv mine'l-îmân" demişler. Ammâ yine bunlar lâzımlı esnâfdır. Ma‘îdeyi ekşi turşu küşâde edüp ta‘âma iştihâ verir.
EÇS I 170b–171a
Bunlar arabalar üzre dükkânların müzeyyen edüp gûnâ-gûn fağfûrî ve gayrı küpler içre gûnâ-gûn turşular ve dükkânlarında iri fağfûrî tabaklar içre na‘nâ ve ma‘denüs ve kerefis ve gül ve kebere ve hıyâr ve patlıcan ve lahana ve havuc ve şargam ve pırasa ve sarımsak ve gûnâ-gûn turşular ile dükkânların zeyn edüp alay-ı azîm ile ubûr ederken 171a halka turşu bezl ederler. Bunların ardları sıra,
EÇS I 171a
Esnâf-ı kuru sarımsakcıyân: Dükkân 80, neferât 102, bunların dükkânları Odunkapusu hâricinde ve Galata'da ve Tophâne'de çokdur. Bunlar dahi başcılara ve işkembecilere yamakdır, zîrâ baş ve paça ve işkembe sarımsaksız olmazdır. Bu sarımsak gerçi bed-râyihalı ni‘metdir, ammâ nâfi‘dir.
EÇS I 171a
Hukemâ kavlince çölistânda gezenlere sam yeli def‘iyçün gâyet lâzımdır. Ve Kur’ân-ı azîmde Arapça buyurmuşdur. Ammâ bir tevârîhde gördüm ibtidâ iblîs cennetden (---) diyâra kadem basdıkda [sol] ayağı basduğı türâbdan hâsıl oldu ve soğan, sağ ayağı basduğı yerde hâsıl oldu, demiş. Ammâ hakkâ ki ikisi de latîf ta‘âmdır. Anıniçün Bingöl'de ve Sincar'da Hâlitî ve Çekvânî ve Yezîdî ve Şeytânî Kürdleri vardır, dâ’imâ koyunlarında soğan ve sarımsak taşırlar. Eğer gözleri önünde soğanı yumruk ile urup pârelesen ol ân anlar ol âdemi katl ederler. Soğana ve sarımsağa tâ bu mertebe ri‘âyet edüp mahabbet ederler.
EÇS I 171a
Bu sarımsakcıların pîrleri ma‘lûmum değildir. Bu sınıf dahi seyishâneler üzre dükkânların dizi dizi sarımsaklar ile müzeyyen edüp piyâdeleri "Ey sarımsak, câna sarılsak" diyerek pür-silâh ubûr ederler.
EÇS I 171a
Esnâf-ı soğancıyân: Dükkân 70, neferât 300, bunların dahi pîri nâ-ma‘lûmdur. Bu hirfet dahi omuzlarında niçe bin dizi dizi soğanları taşıyup
EÇS I 171a
"Her ta‘âma lezzet veren tuz soğandır soğan" deyü feryâd ederek pür-silâh ubûr ederler. Ammâ Odunkapusu ve Unkapanı taşrasında niçe yüz yerde dağlar gibi soğan yığınları var kim âdem hayrân kalır. Hakkâ kim her ta‘âma girüp lezzet verir bir mukavvî ta‘âmdır.
EÇS I 171a
Bunlardan sonra başcıbaşı ve sirkecibaşı askeri bir hây-hû ile pür-silâh ubûr edüp başcıbaşı ve sirkecibaşı rikâb rikâbe gidüp ardları sıra küheylân atlar üzre iç gulâmları geçüp andan sekiz kat mehterhâne çalarak alayköşkü dibinden pâdişâha du‘â edüp giderler.
EÇS I 171a
{Bu kassâbbaşıya yamak 14 esnâf ve cümle (---) dükkândır ve cümle (---) askerdir}.
EÇS I 171a
el-Faslu's-sânî aşerEsnâf-ı elzem-i levâzımından âşcıyânrahmet-i Rahmân
EÇS I 171a
Dükkân cümle 555, neferât 2000, ibtidâ pîrleri baba çorbası pişirmede Hazret-i Âdem'dir, sâniyen Hazret-i İbrâhîm Halîlullâh'dır, sâlisen bizzât Hazret-i Risâlet-penâh'dır kim Mekke-i Mükerreme, Hicretin (---) senesinde feth olup sürûr günü Hazret mübârek destiyle herîse ve çorba pişirüp cümle guzât-ı müslimîne hidmet edüp summât-ı Muhammedî çekdi.
EÇS I 171a
Ba‘dehu âşbâzların pîri Hazret-i Resûl'ün izn-i şerîfiyle Çümçemeddîn'dir. Hazret-i Hamza-yı bâ-safâ kemerin kuşadup cümle âşbâzlara pîr oldu. Kabri Mar‘aş hâricinde Hazret-i {Ukkâşe ile bir yerde medfûnlardır. Bunlar Hazret-i Ömer hilâfetinde Esved ibn Mikdâd ile Mar‘aş kal‘ası altında Hırkîl Kıral ile ceng edüp Ukkâşe ve Çümçüm Sultân şehîd olup Esve[d] ibn Mikdâd Mar‘aş'da defn etmişdir. Ziyâretgâh-ı hâs u âmdır ve ziyâretgâh-ı âşbâzândır, teferrücleri dahi anda ederler, mesîregâh yerdir}.
EÇS I 171a
Bu esnâf sâ’ir ehl-i hıref üzre takaddüm oldu kim cümle mahlûk-ı Hudâ'ya ta‘âm lâzımdır. Zîrâ evliyâ ve enbiyâ hırka ve lokmaya muhtâc olduğundan Cenâb-ı Bârî, Kur’ân-ı azîminde niçe yerde buyurur âye[t]: Arapça âye[t]: Arapça ilâ âhirih, âye[t]: Arapça buyurmuşdur ve niçe âyetler vardır.
EÇS I 171a
Eyle olunca bu esnâf ordu-yı İslâmda elzem-i levâzımından olmağile bu âşbâzlara mensûb cümle ehl-i hırefleriyle beyân olunur. Cenâb-ı Bârî, bir şehri ve bir orduyu ekmeksiz ve susuz ve ta‘âmsız etmesin. Zîrâ atalar "Cân boğazdan girir" demişler, Türkmânîce kelâmdır.
EÇS I 171a
Bu esnâf-ı makbûl, cümlesi pâk libâslar ile ve pâk müsellah ve müretteb saf saf ubûr edüp arabalar ve tahtırevânlar üzre orta peşkinli beşer altışar tancere ta‘âmlı ocaklar binâ edüp her dükkânları zer [u] zîvere gark edüp pâk dilberân huddâmlar el kavuşup her dükkânda zî-kıymet kâseler ve fağfûrî tabaklar ve mertebânî-i Gavrîler ve mutallâ leğen ve ibrîk ve harîr peşkîrler ve koknusu ve gücügen cenâhından yelpâzeler ile huddâmlar âmâde durup âşbâzlar ellerinde kepçeler ile ta‘âm kotararak giderken ba‘zı ehl-i cû‘ ol izdihâmda dükkâna girince âşcılar çavuşu feryâd edüp eydir:
EÇS I 171a
"Yaşlı müşterî geldi, ekmeğ ile kotara, beş akçe herse pilâv yağlıca ve nevâlelice ve çevrilişce [çevrişlice] eyle" deyü usûl ü âheng ile teğannî eder. Her dükkânın birer gûne tarz [u] tavırları üzre cümle şeyhleri ve nakîbleri ve çavuşlarıyla ubûr ederler. Ammâ âşcıbaşı en gerüde kalır.
EÇS I 171a–171b
Esnâf-ı çâşnigirân-ı vüzerâ ve âşbâzân: Her âşbâz dükkânında elbette bir çâşnigîr vardır. Her müşterînin huzûruna ta‘âm getirdikde bism-i İlâh ile evvel çâşnigîr bir iki lokma tenâvül edüp "buyurunuz" deyü teklîf ederler, kânûn-ı âşbâzân-ı İslâmbol'dur, gayrı diyâra mahsûs değildir, illâ İslâmbol'a mahsûsdur. Pîrleri eş-Şeyh Muhammed Summâtî'dır, Hazret-i Resûl'ün çâşnigîrbaşısı idi. 171b Hazret huzûrunda Hazret-i Hamza belin bağladı. Kabri Kilis şehrinin kıblesi tarafında bir kubbe-i münevver içinde medfûndur, türbedârı vardır, hâlâ ziyâretgâh-ı hâs [u] âmdır.
EÇS I 171b
Bunlar dahi cümle 3000 askerdir. Küheylânlar üzre ellerinde kargı sırıkları ve piyâdeleri beli peştemalli ve omuzu tüfengli asker-i pür-silâhdır, alay ile ubûr ederler.
EÇS I 171b
{Esnâf-ı zerdeciyân: Dükkân 15, neferât otuz, pîrleri kâtib-i vahy Hazret-i Mu‘âviye'dir. İbtidâ zerdeyi bunlar Hazret-i Hamza şehîd olduğu gün mâtem ta‘âmı olmağiçün kırmızı kan misâli za‘ferân ile boyayup huzûr-ı Risâlet'e getirüp ol kadar medh olunmayup belki kadh olundu. Anıniçün diyâr-ı Acem'de Mu‘âviye'yi sevmeyüp ta‘âmın dahi yemezler. Zîrâ Mu‘âviye, pes-i perdeden Ehl-i beyte garazı vardır, derler. Ammâ garâbet bu kim Arnavudluk'da dahi Mu‘âviye'yi sevmeyüp mâvî esbâb geymeyüp zerde aşı yemezler ve yeyeni dahi sevmezler, garîb temâşâdır. Netîce hirfet-i zerdeciler dahi alay ile ubûr ederler}.
EÇS I 171b
Esnâf-ı kebâbcı ve köfteciyân: Dükkân 400 ve neferât 1500, bunların pîri ibtidâ Hazret-i İsmâ‘îl'dir kendülere bedel-i zibih olan kurbânı halâs şükrânıyçün ibtidâ anlar kebâb etdiler.
EÇS I 171b
Ba‘dehu pîrleri Abdurrahmân ibn Afv'dır kim Aşere-i Mübeşşere'dendirler. Hazret bunlara cenneti tebşîr etdiklerinden Aşere-i Mübeşşere derler, kemerin bizzâ[t] Hazret-i Alî bend etdi. Kaçan Hazret teferrüclere Ashâbıyla gitdiklerinde Abdurrahmân ibn Afv kebâb ederlerdi. Kabri (---) medfûndur.
EÇS I 171b
Bunlar dahi tahtırevânlar üzre dükkânların zeyn edüp kebâb pişirüp bey‘ ederek ubûr ederler.
EÇS I 171b
Esnâf-ı biryânciyân: Dükkân 155, neferât 200, dükkânlarında biryân bey‘ ederek silâhlarıyla ubûr ederler.
EÇS I 171b
Esnâf-ı yahniciyân: Dükkân 100, neferât 255, dükkânlarında yahni bey‘ ederek ubûr ederler. Bu iki esnâfın pîrleri (---) (---), Enes ibn Mâlik nazar-gerdesidir. Kabri (---) medfûndur.
EÇS I 171b
Esnâf-ı dolmacıyân: Dükkân 50, neferât 155, pîrleri Şehâb-ı Rûmî'dir, Selmân perverdesidir. Kabri Kayseriyye'de imri'l-kays kurbünde medfûndur. Bunlar dükkânlarında kabak dolması ve yaprak dolması ve mumbâr dolması ve soğan ve patlıcan ve lahana dolmaları fürûht ederek ubûr ederler.