EÇS I 176a
Yedinci, esnâf-ı balık emîni: tahrîr olundu. Bunlar dahi garîb ü acîb turfe asker idi.
EÇS I 176a
Sekizinci, esnâf-ı emânet-i esîrhâne: Ağaları bir, neferâtları 400, ağası ve kethudâsı ve şeyhi ve çavuşları ve esîr dellâlları cümle ru’ûs-ı hümâyûn ile zabt ederler. Senevî yüz kîse iltizâmdır. Esîrhâneleri Tavukbâzârı'nda kal‘a-misâl üç yüz hücreli tahtânî ve fevkânî odalar ve bir hân-ı azîmdir. Demir kilidli kapusu dibinde emîn sâkin olup bey‘ [ü] şirâ olan gulâm [u] cevârîlerden öşr alır.
EÇS I 176a
Esîrcilerin ibtidâ pîri Benî İsrâ’îl'den Ham Nisim nâm bir bâzergân idi kim Hazret-i Yûsuf'u kuyudan kova ile çıkardı kim âye[t]: Arapça âyeti delîl-i kat‘îdir. Andan Mısır'a götürüp Azîz-i Mısır'a satdı. İbtidâ esîr satmak Ham Nisim Yahûdî'den kaldı.
EÇS I 176a
Ba‘dehu Hazret asrında hicretin sene (---) târîhinde Bedr-i Huneyn Ramazân-ı şerîfde feth olup re’îs-i müşrikîn olan Ebû Cehil-i la‘în yetmiş nefer fâcirînler ile katl olunup emvâl [ü] evlâdları nehb [ü] gâret olunup iyâl [ü] evlâdları cümle esîr olup Sahâbe-i kirâmdan Bedîl bin Vertâ esîr satdı. Bir rivâyetde Hazret-i Resûl'ün ammisi Abbâs (---) gazâsında esîr düşdükde Bedîl bin Vertâ ammi Abbâs'ı satup kendi mâlıyla kendüyi satın alup îmânile müşerref oldu, derler. Hâlâ esîrcilerin silsilesi Bedîl bin Vertâ'ya çıkar. Mücâhidün fî-sebîlillâh olmağile Hazret-i Hamza kemerine şed bağlayup yine Hazret-i Hamza ile Uhud gazâsında şehîd olup Hamza şehîdliğinde medfûndur.
EÇS I 176a
Esnâf-ı bâzergân-ı esîrciyân: Cümle neferât 2000, dükkânları esîrhâne hücreleridir. Bu tâ’ife Gürcistân ve Mikrilistân ve Dâdyân ve Abazistân ve Çerkezistân [ve] Kırım'dan gazâ mâlıyla gelmiş ve ganîmet olmuş üsârâları cümle gılmân u cevârîleri zeyn edüp piyâdece sürü sürü el ele verüp gûnâ-gûn pençe-i âfitâb mahbûb u mahbûbeleri alay alay alayköşkü dibinden ubûr etdirirken ol gün sa‘âdetlü pâdişâh yüz aded pençe-i âfitâb Gürcî ve Abaza ve Çerkez gulâmların sarây-ı hâssa alup çerâğ efrûhte edüp sâhiblerine belağan mâ-belağ ihsânlar etdi.
EÇS I 176a
Bunlardan sonra esîrhâne emîni dahi önüne niçe yüz muğ-pîçe pençe-i âfitâbe kızları zer ü zîvere müstağrak edüp herbiri birer libâs-ı fâhireler ile ubûr etdirdi. Anlardan sonra niçe bin pâk ü pâkîze süğlün gözlü ve münevver yüzlü mahbûb-ı devrân esîr gulâmları şâtırlar yerine önüne alup saf saf ubûr edüp ardı sıra kendünün hâs iç gulâmları bu emînin ardı önü oğlanlar ile çatılup ubûr ederler. Andan,
EÇS I 176a
Tokuzuncu, evsâf-ı tuz emîni: Ekmekciyân takrîbiyle tahrîr olundu. Azîm makbûl askerdir. {Emîninin kârhânesi Zindânkapusu'yla Balıkbâzârıkapusu'nun arasında Çiniciler başında evc-i semâya ser-çekmiş çâr-kûşe bir kulle-i azîmdir, emîn anda sâkindir. Nâ’ibleri ve kethudâları fermânıyla hâkimlerdir}.
EÇS I 176a
Onuncu, evsâf-ı peksumât emîni: Dahi cümle esnâfıyla ekmekcibaşı neferâtıyla alayında tahrîr olundu, makbûl emânetdir. Seferlerde bundan azîz emânet yokdur. Bir dahi nüzül emîni makbûldür. Ve,
EÇS I 176a
On birinci, esnâf-ı hamr emîni: Aşağıda tahrîr olunur. Zîrâ hamr menhî, cünüb cünûdu aşağıda terkîm olunur kim mezmûm, medhûr u makdûh kavmdir. Ve,
EÇS I 176a
On ikinci, evsâf-ı emîn-i bârûdhâne-i siyâh: Kârhâneleri İslâmbol'da beş yerdedir.
EÇS I 176a
Evvelâ biri Unkapanı'nda Tüfenghâne'de on havândır.
EÇS I 176a
İkinci Atmeydânı'nda yeniçerilere mahsûs bârûdhânedir.
EÇS I 176a
Üçüncüsü Ayasofya'da cebehâne içinde cebecilere mahsûsdur.
EÇS I 176a
Dördüncüsü Ma‘cûncu çârsûsu kurbünde bârûd emîni kârhânesidir kim otuz havândır, çarhlar ile atlar döndürür, azîm kârhânedir.
EÇS I 176a
Beşinci Kâğıdhâne'dedir kim kurşum örtülü binâ-yı azîm, vâcibü's-seyr bir kârhâne-i ibret-nümâdır. İslâmbol mesîregâhları evsâfında tahrîr olunmuşdur.
EÇS I 176a–176b
Ve bu beş kârhânede hâsıl olan bârûd-ı siyâhlardan mâ‘adâ Tophâne'de ve Selânik ve Belgrad ve Mısır'da hâsıl olan bârûd-ı siyâhlar, Mısır'dan hazîne olup Der-i devlete geldikde Silivrikapusu'ndan Yenikapu'ya varınca kal‘a dîvârında ne kadar üstü örtülü çâr-kûşe kubbe-i azîmler var ise anlara der-mahzen edüp leb-ber-leb niçe kerre yüz bin şedde bârûd-ı siyâhlar ile memlûdur. Her birinde beşer onar müstahfızân-ı cebeciyân vardır. Ne kâdirler kim ol mahalle karîb bir kimesne duhân içe. Zîrâ ol tarafların şâhrâhları bile cümle bârûd döğülmüşdür. Kaçan Selânik ve Mısır'dan bârûdları der-mahzen etdiklerinden sonra tarîk-ı âm üzre niçe bin at yükü ve arabalar ile deryâ kenârından kum getirüp yola dökerler. Tâ bu mertebe ihtirâz ederler. Zîrâ Mustafâ Hân cülûsunda bir kulleye ra‘d isâbet edüp kullenin der [ü] dîvârların evc-i âsumânâ perrân edüp ba‘zı pâreleri dörd sâ‘at yerde Çekmecelere düşdü. 176b Ve bir vaslası Üsküdar'a düşdüğü müsbetdir kim karîbü'l-ahd vâkı‘ olmuşdur. Anıniçün âteşden ihtirâz edüp cümle bârûdu bir yere komayup kulle kulle korlar.
EÇS I 176b
Bu bârûdcıyân esnâfları dahi arabalar üzre havânlarda gûnâ-gûn bârûdları döğerek ubûr ederler. Ardları sıra bârûdhâne emîni çorbacılarıyla ve çavuşları ve çarhcılarıyla ve neferâtlarının omuzlarında onar vukıyye havânlar elleriyle saf saf ubûr ederler. Bu esnâflar dahi Âl-i Osmân'da makbûldür.
EÇS I 176b
On üçüncü, evsâf-ı emîn-i Darbhâne-i Âl-i Osmân: -İslâmbol içre birdir kim Sultân Bâyezîd kurbünde darbhâne-i azîmdir. {Kefere asrında kîmyâ sâhibi bir papasın dârü'l-bevârı idi. Ba‘dehu mâl-ı kîmyâ ile bir deyr-i azîm inşâ etdi. Sultân Mehemmed Hân deyri ve hâneyi münhedim edüp darbhâne edüp hâlâ eser-i deyri ma‘lûmdur ve hâlâ} cânib-i erba‘ası kal‘a-misâldir. Emîni ba‘zı zamân kubbe-nişîn vezîrler olur. Zîrâ ol mahalde cülûs olup sikke tasîh olduğu mahal yevmiyye on kantâr gümüş işlenüp ve bir kantâr altun işlenüp memsûk olup altununa şerîfî derler kim hattında,
EÇS I 176b
"Sultânü'l-berreyn ve Hâkânü'l-bahreyn es-Sultân ibn ü's-sultân es-Sultân Mehemmed Hân ibn İbrâhîm Hân azze nasruhu duribe Kostantıniyye sene 1058" ve çil akçesi sikkesinde,
EÇS I 176b
"Sultân Mehemmed Hân bin İbrâhîm Hân azze nasruhu duribe Kostantıniyye sene 1058" yazar. Cülûs mahalli olmasa emîni küçük defterdârlar olup yevmiyye birer kantâr gümüş ve onar kantâr mankır kesilir.
EÇS I 176b
Bu kârhânede kethudâ ve simsâr ve kâtibler ve sikkezânbaşılar cümle ru’ûs berâtıyla huddâmlardır. Bu kârhâne içre cümle bin nefer âdemdir. Cümleye ser-çeşme nâzırdır, bir nefer âdemdir. Ve ser-çeşme sâhib-i ayârdır, bir nefer âdemdir. Neferât-ı sikkeciyân kefereler 300, ammâ gâyet müstakîmlerdir.
EÇS I 176b
Esnâf-ı kalcıyân: Nefer 100, bunlar cümle Yahûdîlerdir.
EÇS I 176b
Esnâf-ı kehleciyân: Nefer 100, bunlar çekilmiş teli hurda hurda kesdikleriyçün kehleciler derler. Bu esnâfın kimi dolabcı ve kimi telci ve kimi haddeci ve kimi cilâcı ve kimi sayacı ve kimi sikkeci ve kimi sübûkeci ve kimi vezneci ve kimi arayıcı ve kimi yassılayıcı ve kimi sarrâf ve kimi dîdebân ve kimi perdâhtcı ve'l-hâsıl imâm ve mü’ezzinlerine varınca bevvâblarıyla yetmiş esnâf kavmdir. Ammâ birinden bir zelle sâdır olup bir kalb şey etse emîn elinde mutlak hatt-ı şerîfi vardır, ol ân amân vermeyüp ellerin kesüp darbhâne kapusu önüne bırağırlar. Ve sikke urucuları gelişde ve gidişde uryân edüp ararlar. Ve herkese vezzânlar terâzû ile tartup verir ve tartup sayup hisâbile alır. Aceb mazbût kârhâne-i azîmdir.
EÇS I 176b
Bunu görmeyen cihânda bir şey görmemişdir. Zîrâ bu sikkehâne, Âl-i Osmânın âb-ı rûyıdır. Ve devlet-i Âl-i Osmân'da ibtidâ sikke Osmân Beğ nâmına Bursa'da kesildi, sâniyen Bergama'da, sâlisen Kütâhiyye'de ve İzmir ve Ma‘nisa ve Tire ve Amasiyye ve Anid ya‘nî Kastamonu ve Tarabefsûn ve Mar‘aş, ba‘dehu Erzurûm ve Sivas ve Canha ya‘nî Gümüşhâne ve Karaman ve Tokat [ve] Van ve Nahşivân ve Revân ve Şirvân ve Şamâkı ve Gence ve Ardahan ve Âzerbâycân ya‘nî Tebrîz ve Âmid ya‘nî Diyârbekir ve Bağdâd ve Basra ve Lahsa ve Yemen ve Habeş ve Mısır ve Dımışk ya‘nî Şâm ve Haleb ve Tûnus ve Tarabulus ve Mağrib ü Cezâyir'dir.
EÇS I 176b
Anatolu câniblerinde taht olup ve gümüş ma‘âdini olup sikke kesilen şehir benderlerdir kim zikr olundu.
EÇS I 176b
Âl-i Osmân'ın Rûmeli'nde olan darbhâne olan beyân eder
EÇS I 176b
Evvelâ sene (---) târîhinde Orhân Gâzî oğlu Süleymân Paşa, Rûmeli'nde İpsala'yı cum‘a gün feth edüp ibtidâ salâ verildiğiyçün ibtidâ salâdan galat İpsala derler. Bu mahalde gümüşhâne yokdur. Ammâ ibtidâ bir câ-yı menâs olmağile teberrüken anda Orhân Gâzî nâmına bunda sikke kesilmi[ş]dir, hakîr'e görmek müyesser olmuşdur kim "Duribe İpsala" yazar sene (---).
EÇS I 176b
Ba‘dehu Süleymâ[n] Paşa Tekirdağı ve İslâmbol'u ve Terkoz'lara varınca şebhûnlar edüp mâl-ı ganâyimler ile muğtenim olup âhir Süleymân Beşe Bolayır nâm mahalde bir kaza doğan salup ardı sıra at sürerken kazâ ve kader tekerlenüp gerdeni münkesir olup merhûm oldukda Bolayır kasabasında câmi‘inde (---) ile medfûndur.
EÇS I 176b
Ve üçüncü Edirne'dir kim Gâzî Hudâvendigâr ki Sultân Murâd-ı Evvel'dir, Edirne'yi feth edüp Murâd Hân nâmına sikke kesildi.
EÇS I 176b
Dördüncü sikke Üsküb'dür. {Ve yine dördüncü ve kurbünde gümüşhâne Kıratova'dır hâlis gümüşü olur}.
EÇS I 176b
Beşinci sikke Priştine kurbünde Novaborda'dır, azîm gümüşhânedir. Ve Murâd Hân-ı Evvel bu gazâda Kosova'da leşler içinde Viloş Koblaki nâm bir mel‘ûn çıkup elindeki bıçağ ile Murâd Hân'ı şehîd edüp na‘şı Bursa'da Eski Kaplıca'da medfûndur.
EÇS I 176b
Ve yedinci Selânik kurbünde Sidirkapsi'dir, azîm gümüşhânedir {ve yine} yedinci Bosna'dır.
EÇS I 176b
Sekizinci yine Bosna'da Sirebreniçse'dir.