İçeriğe geç
Tarihsel DerlemEski Türkçe · Karahanlı · Eski Anadolu · Osmanlı Türkçesi · 7.–17. yy.
Çukurova Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi logosu Çukurova Üniversitesi logosu
Eserler · Osmanlı Türkçesi

Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi

Osmanlı 17. yy. Düzyazı-Şiir kısaltma: EÇS metin aranabilir

Kaynak notu (editör girişi): Künye: EÇS <kitap> <varak>; IX. ve X. kitaplarda esas yazma Y'nin varağı (ör. EÇS X Y451a). Metin içinde ⟦218a⟧ varak başını, ⟦3 satır boş⟧ yazmada boş bırakılan satırları, ⟦Arapça⟧ neşirde Arap harfleriyle dizilmiş âyet ya da ibareyi gösterir (bunlar sözcük sayılmaz). Neşrin işaretleri korunmuştur: [ ] editör eklemesi, ( ) editörün fazlalık ya da düzeltme saydığı yer, { } derkenar (çıkma), (---) yazmada boş bırakılmış sözcük, (...) okunamayan sözcük, (?) okuma kuşkusu. Dipnotlar (âyet mealleri) ile neşirlerin giriş, içindekiler ve dizin bölümleri alınmadı. Word dosyalarındaki Mac Türkçe yazı tipi bozulmaları (› fl fi € ‹ ⁄ → ı ş Ş ğ İ Ğ) ile I., VIII. ve IX. kitaplarda küçük i'ye düşmüş büyük İ'ler düzeltildi; III. kitabın iki kopyası birleştirildi; birkaç kesin dizgi hatası (amãn → amân, sene l044 → 1044 vb.) giderildi.

Kaynak yayın

  • Evliyâ Çelebi b. Derviş Mehemmed Zıllî, Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi: Topkapı Sarayı Kütüphanesi yazmalarının transkripsiyonu – dizini, İstanbul: Yapı Kredi Yayınları.
  • I. Kitap (Bağdat 304; yeni baskı): haz. Robert Dankoff, Seyit Ali Kahraman, Yücel Dağlı.
  • II. Kitap (Bağdat 304): haz. Zekeriya Kurşun, Seyit Ali Kahraman, Yücel Dağlı, 1998.
  • III. Kitap (Bağdat 305): haz. Seyit Ali Kahraman, Yücel Dağlı, 1999.
  • IV. Kitap (Bağdat 305): haz. Yücel Dağlı, Seyit Ali Kahraman, 2000.
  • V. Kitap (Bağdat 307): haz. Yücel Dağlı, Seyit Ali Kahraman, İbrahim Sezgin, 2001.
  • VI. Kitap (Revan 1457): haz. Seyit Ali Kahraman, Yücel Dağlı, 2002.
  • VII. Kitap (Bağdat 308): haz. Yücel Dağlı, Seyit Ali Kahraman, Robert Dankoff, 2003.
  • VIII. Kitap (Bağdat 308): haz. Seyit Ali Kahraman, Yücel Dağlı, Robert Dankoff, 2003.
  • IX. Kitap (Bağdat 306 [Y], Süleymaniye Hacı Beşir Ağa 452 [Q], Pertev Paşa 462 [P]): haz. Yücel Dağlı, Seyit Ali Kahraman, Robert Dankoff, 2005.
  • X. Kitap (Bağdat 306 [Y], Süleymaniye Hacı Beşir Ağa 452 [Q], Pertev Paşa 462 [P]): haz. Seyit Ali Kahraman, Yücel Dağlı, Robert Dankoff, 2007.

Derlem metni bu yayındaki okumaya dayanır; çeviriyazı işaretleri yeniden yazılmıştır.

Yazar: Evliyâ Çelebi. Yazma: Topkapı Sarayı Kütüphanesi Bağdat 304, 305, 306, 307, 308; Revan 1457 (IX–X. kitaplarda Süleymaniye Hacı Beşir Ağa 452 ve Pertev Paşa 462 ile karşılaştırmalı).

Sayılarla

64.002
cümle
2.448.046
sözcük
149.437
ayrı biçim
79.216
tek geçişli
%53,0 (hapax)
0,596
STTR
standart tür/sözcük
38,2
sözcük / cümle
5,65
harf / sözcük
1
eksik yer (lakün)

Metin

Neşrin işaretleri
  • [u] Editörün anlaşılırlık için eklediği harf ya da sözcük
  • (ve) Editörün fazlalık ya da düzeltme saydığı yer
  • {üzüm} Derkenar (yazmanın kenarındaki çıkma), metne yerleştirilmiş
  • (---) yazmada boş bırakılmış sözcük; (...) okunamayan sözcük; (?) okuma kuşkusu
  • 218a yazmanın varak başı (IX–X. kitaplarda Y, Q, P yazmaları); 3 satır boş yazmada boş satırlar; Arapça neşirde Arap harfleriyle dizilmiş âyet ya da ibare — sözcük sayılmaz
  • ‘ ayn, ’ hemze; â î û uzun ünlü. Aramada “Akıllı” kipte a i u ile de bulunur.

Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi, Yapı Kredi Yayınları neşri (I–X. kitaplar); işaretler neşrin işaret tablosundandır.

— bir sözcüğün üzerine gelin ya da dokunun: madde başı, anlamı ve biçimi görünür.

EÇS I 182a
Bunların kârhâneleri yine tüfenghânede şâhrâhın sol tarafında hisâr dîvârı dibinde başka mescidli ve ta‘lîm-i tüfenghâneli bir kârhânedir. Bunlar dahi dükkânları arabalar üzre edüp sebiz-gûn bayraklar ile donadup âteşlerde tüfeng kaynadarak ve piyâdeleri tüfeng atarak ubûr ederler.
EÇS I 182a
Esnâf-ı kundakcıyân: Dükkân 200, neferât 500, pîrleri keser dutmada Habîb Neccâr'dır. Ammâ Hazret zamânında pîrleri yokdur. Bunların ekserî kârhâneleri Odunkapusu'nun iç yüzünde ve Dîvânyolu'nda ve Kâsımpaşa'da ve Galata ve Tophâne ve Üsküdar'dadır.
EÇS I 182a
Seyishâneler üzre dükkânlarında kundak işleyerek ve sadefkârî kundaklar ile dükkânların zeyn edüp zî-kıymet tüfengler ile pâk alay gösterüp ubûr ederler güzîde üstâdlardır.
EÇS I 182a
Esnâf-ı vezneciyân: Dükkân 300, neferât 500, pîrleri yine Habîb Neccâr'dır, zîrâ keser dutarlar. Âlât-ı tüfeng olmağile Hazret asrında pîrleri yokdur.
EÇS I 182a–182b
Bunlar tahtırevânlar üzre dükkânların ohlamur ağacı veznesi ve sığır boynuzu vezneleri ile kârhânelerin tezyîn edüp pâk ü pâkîze cüvânları ile reftâr ile ubûr ederler. 182b
EÇS I 182b
Esnâf-ı keseciyân-ı silâh-ı tüfeng: Dükkân 100, neferât 505, pîrleri Ebü'n-nasr Hâtem el-Bağdâdî'dir. Selmân-ı Pâk, Hazret-i Alî huzûrunda kemerin bağladı. Bunlar dahi sarrâcdır ammâ tüfeng silâhları yapdıklarıyçün sarrâclardan fermân ile ayrılup tüfengcilere yamak oldu.
EÇS I 182b
Bunlar dahi seyishâneler üzre dükkânların sırma mebrûm katîfe ve çuka ve kîse-i gûnâ-gûnlar ile tezyîn edüp piyâdeleri yan yana alay gösterirler.
EÇS I 182b
Esnâf-ı tabancacıyân: Dükkân 105, neferât 200, bunların dahi pîri Hazret-i Dâvûd'dur, zîrâ çekiç dutar. Hazret zamânında tüfeng olmamağile pîrleri Dâvûd Nebî'dir.
EÇS I 182b
Bunlar gûnâ-gûn demir tüfeng tabancaları ederler kim bir kerre çakdıkca bârûda çarh çakmağı taşı isâbet edüp ân-ı vâhidde tüfeng âteş alup hasımdan intikâm alınur.
EÇS I 182b
Bu kârın ser-çeşmesi Odunkapusu'nun iç yüzünde Tabancacı Mehemmed Çelebi'dir. Bunlar dahi seyishâneler üzre niçe gûne musanna‘ tabancaları zeyn edüp piyâdeleri silâhlar ile geçerler.
EÇS I 182b
Esnâf-ı tüfeng açıcıyân: Dükkân 55, neferât 105, pîrleri Hazret asrında yokdur. Bu ehl-i şuğl, paslı tüfengleri seyishâneler üzre mücellâ ederek alaylarıyla tertîb üzre ubûr ederler.
EÇS I 182b
Esnâf-ı fişekçiyân-ı tüfeng: Dükkân 40, neferât 100, pîrleri Cemşîd-i bî-âr'dır, zîrâ bârûdı Cemşîd te’lîf eyledi. Bunlar gûnâ-gûn tüfenglerin kâlıblarına göre niçe bin deste kurşum fındıklar üzre bârûd-ı siyâh ile tüfenglere seyishâneler üzre fişeng bağlayarak ubûr ederler. Bunlar seferde lâzımlı esnâfdır.
EÇS I 182b
Esnâf-ı fişekçiyân-ı havâyî: Dükkân 18, neferât 50, bunların dahi pîri Cemşîd'dir. Bunlar çok tâ’ifedir ammâ ekseri cebehâne ocağında askerîdir. Zîrâ bunlar sûrlarda ve şâdumânlarda ve şehzâdeler mevlûdunda niçe bin gûne fişeng-ı âsumânîler ile arz-ı mahâret ederler kim makdûr-ı beşer değildir.
EÇS I 182b
Kârhâneleri Süleymâniyye tîmârhânesi'nin taşra hareminde hazîneleri ve âletleri vardır, gayrı dükkânları Eyyûb'da ve Galata'da ve Tophâne'de ve Beşiktaş'da vardır. Teferrüc günleri sıbyânlar ve tâze cüvânlar alup hevâyî fişeklik ile deli fişeklik ederler. Ammâ bu kâra şöhret verüp pîr olan Ebû Alî Sînâ'dır kim cümle âteşbâzlara pîr olmağa isti‘dâd hâsıl etmişdir kim garîb ü acîb san‘at îcâd etmişdir.
EÇS I 182b
Evvelâ bu âteşbâzân-ı fişengciyân kal‘a fetihleri donanmasında, şeb-i muzlimde deryâya niçe yüz kayıklar ile niçe kerre yüz bin elvân fişekleri evc-i semâya âteş ile atarlar kim her biri eflâk-i bî-bâke urûc edüp ba‘zıları ser-nigûn nüzûl ederken her birinden niçe bin kanâdîl-i necm-i geysûdâr hâsıl olup zemîni rûşen eder.
EÇS I 182b
Ve bir gûne hevâyî fişekleri var kim üçer kamışlı üçer kerre hevâya çıkar. Evvelki hammâl fişek üç vukıyye bârûd-ı siyâh ile memlûdur, ana âteş edince evc-i âsumâna çıkup necm-i sağîre gibi nümâyân olurken ana muttasıl bir fişek dahi âteş alup evvelki zemîne düşüp ikinci fişek iki vukıyye bârûd ile hafîf olup ol dahi hevâda âteş alup eflâke çıkar. Bu dahi tamâm olacak mahalde buna muttasıl üçüncü fişek dahi âteş alup öbürü yere düşer. Bu üçüncü fişek eyle çıkar kim tâ verâ-yı ebre girüp içinde demir teller ile demir kinedli badaluçka fişekler içinde keskin İngilis bârûdıyla memlû ol fişek âteş alınca gûyâ bulutlar pâre pâre olup bir sît [ü] sadâ evc-i âsumânda kopar kim ra‘d-ı âsumânî bu fişeng sadâsının yanında bir pişşe cenâhı sadâsıdır. İhtimâldir kim istimâ‘ eden kerrûbiyânlar "Allâhümme ıhfaznâ min âfâti'l-ins" diyeler tâ bu mertebe gürleyüp zemîn [u] âsumân bu âsumânî fişeng lerzesinden dir dir ditrer. Böyle üç tabaka biri birinden âlî evce çıkar fişekler yaparlar.
EÇS I 182b–183a
Ammâ bu hakîr âlem-i fetâlığımızda yârân-ı bâ-safâlar ile ihtilâtımız mahallinde Gümrük Emîni Alî Ağa efendimize bu fişengin biri birinden yedi kat hevâya çıkar fişek peydâ edüp çam sırığının için boş edüp ucuna büyük hammâl fişeğe on yedi okka bârûd koyup yedi fişegin tepesine bir azîm tirşe külâh edüp çam sırığının aşağı ucuna ok gibi kartal yelekleri edüp Kaya Sultân mevlûdu gecesi şâdumânında kayık ile deryâda âteş edüp biri birinden âlî her biri semâya urûc edüp yedinci fişegin şu‘lesi 183a gâ’ib olup en nihâyetdeki badaluçkadan bir sadâ istimâ‘ olundu kim işiden âdemlerin zehresi çâk olayazdı. Ve her fişek aşağı nüzûl ederken neft yağlı ve ala çehirli ve dâne-i haşhâşlardan eyle âteşler nisâr olup zemîne nüzûl etdi kim gûyâ kevâkib-i necm-i geysûdâr-ı seb‘a-i seyyâreler zemîne şehâb-ı semâ gibi döküldü. Bu hâli hakîr görüp etdüğime peşîmân olup tâ’ib ve tâhir oldum. Hadîs: Arapça mazmûnu üzre inşâ’allâh etmemiş gibi oluruz. Ammâ garîb ü acîb san‘at idi.
EÇS I 183a
Ve İslâmbol fişekbâzları bir gûne fişek dahi peydâ etmişlerdir. Bir fişek semâya urûc edüp tamâm olunca andan kırk elli aded fişekler gökyüzünde cânib-i erba‘aya târumâr olup birbirlerin kovarak kimi hevâya çıkar, kimi ener ve yine çıkar ve gâh sağına ve gâh soluna ber-hevâ gezerler. Bu dahi garîb ü acîb ma‘rifet idi.
EÇS I 183a
Ve bir gûne semâyî dahi ber-hevâ giderken andan kırk elli aded fişek-i gûnâ-gûnlar zemîne hışm-ı şehâb gibi süzülüp râst geldüği yeri yaku yıkup temâşâcıları pârekende ve perîşân edüp bir hây-hû olur.
EÇS I 183a
Ve'l-hâsıl ol sûr geceleri sabâha dek pâdişâh-ı Cem-cenâb huzûrunda niçe yüz bin fişek ve tarakı ve badaluçka ve âsumânîler ve hevâyî ve semâyî ve evcî ve perîşânî ve bahrî ve tâvûsî ve horosî ve kepşî ve surhâbî ve cunûnî ve kestâne ve şâzrevânî ve ra‘dî ve kelebekî ve semekî deryâya yedi kerre ve sekiz kerre gavvâs-vâr dalup bir gayrı yerden çıkup deryâyı kaynadup temevvüc-i deryâ etdirerek yine dalup Bahr-i Siyâh ka‘rında şinâverlik edüp âteşlerin saçdıkca gûyâ deryânın dibi dutuşup ka‘r-ı deryâda bir sûzen olsa nümâyândır, bu deryâ içre olan âteşlere niçe kerre yüz bin mâhîler üşerler, zîrâ balıklar deryâda âteşe gâyetü'l-gâye cem‘ olurlar, bu hâl üzre bu mâhî fişekler deryâ içre âteşlerin saçup yine rû-yı deryâya çıkup yine dalar. Bu dahi garîb temâşâdır.
EÇS I 183a
Ve kâğızdan niçe yüz aded kal‘alar yapup birbirleriyle birer sâ‘at ceng-i azîm edüp âteş-feşânlıklar ederler. Ve yine fişekden eşkâl-i papaslar ve Freng ve Yahûdîler ve Kızılbaş sûretleri birbirleriyle ceng-i azîm ederler. Ve yine fişekden eşkâl-i at ve katır ve deve ve sığır ve fîl [ve] câmûs ve hımâr ve kelb [ve] hınzîr sûretleri peydâ edüp bunlara âteş etdikce bu sûretlerin içinde pinhân olan üstâdlar halk üzre yürüyüp âteş havfından temâşâcılara bir hây-hû kopar kim ta‘bîr olunmaz. Ve hayâtda olan hımârlara ve kelb-i akûr ve ayulara ve kurdlara ve hınzîrlere fişekleri bağlayup âteş etdiklerinde fakîr hayvânlar cânları acısından niçe bin temâşâcıların içine düşüp cümle halk birbirine girüp hâlleri ve esbâbları harâb olup azîm temâşâ olup mudhikâne acîbeler görülür.
EÇS I 183a
Ve gûnâ-gûn badaluçka ve havân ve tulumba ve nerdübân ve şems-i cihân ve kafesler ve mühr-i Süleymânlar ve çatal âsumânîler ve ra‘dîler ve evrenler ve ejdehâlar ve havân ve kumbaralar ve husrevânî küpler ve mârîler ve kelebekler ve'l-hâsıl bin yüz elli pâre âlât-ı âteşbâzlıklar san‘atı Freng-i pür-renge mahsûs iken bu Âl-i Osmân'ın fişengbâzları bâlâda zikr olunan eşkâllere âteş edüp her birinde birer san‘at-ı ibret-nümâ müşâhede olunur kim zî-akl olan gaş[y] u hayrân olup sihr-i i‘câz mertebesinde san‘atların icrâ eyleyüp arz-ı mahâret eyleyüp fişekler ile şeb-i muzlimi leyle-i Kadir edüp rûz-ı rûşen-misâl ederler ve geceleri Kadir, rûzları rûz-ı ıyd-ı adhâ olup pâdişâh huzûrunda bu gûne arz-ı mahâret ederek alayköşkü dibinden ubûr ederler. Ve's-selâm.
EÇS I 183a
Esnâf-ı bârûdcıyân: Dükkân kırk, neferâtları 100, mukeddemâ bâlâda kârhâneleri emîn [ü] ağavâtlarıyla tahrîr olunmuş idi. Ammâ bunlar bârûd tâcirleridir. Dükkânları Sultân Bâyezîd'de ve Kâsımpaşa'da ve Eyyûb ve Galata ve Tophâne'de dükkânları vardır. Ammâ gâyet hıfz edüp seyishâneler üzre dükkânların bârûd-ı siyâhlar ile zeyn edüp geçerler.
EÇS I 183a–183b
Esnâf-ı fitilciyân-ı tüfeng-endâzân: Dükkân 30, neferât 50, pîrleri Hazret-i (---), ibtidâ ipi anlar büküp sonra fitil gibi ucun yakdılar. Bunlar dahi seyishâneler üzre yedi katdan pembe fitilleri bükerek {ubûr etdiler}. 183b
EÇS I 183b
Bu alaylardan sonra kundakcıbaşı ve tüfengcibaşı cümle ihtiyârları ve şeyhleri ve nakîb ve kethudâ vü çavuşları ile küheylân atlara süvâr olup piyâdegânları cebe ve cevşene gark olup sekizer kat mehterhâne ile güzer ederler.
EÇS I 183b
{Bu tüfengcibaşıya yamak 9 esnâfdır, dükkân (---) ve cümle (---) askerdir.}
EÇS I 183b
el-Faslu'l-ışrûnEsnâf-ı haddâdân-ı âteş-feşân-ı âhengerân
EÇS I 183b
İslâmbol'un dörd mevleviyyet yerinde cümle 1000 dükkândır ve yekûn neferât cümle 3005 askerdir. Bunların pîr-i hakîkîsi bizzât Hazret-i Dâvûd aleyhi's-selâmdır kim Kudüs-i Şerîf'de Bâb-ı Dâvûd hâricinde bir mahalle içre câmi-i selâtîni ve imâreti ve medresesi ve türbedârları vardır, hâlâ azîm âsitânedir ve bizzât yanında evlâdı Hazret-i Süleymân medfûndur. Zîrâ Mescid-i Aksâ'yı binâ ederken asâsına dayanup merhûm oldukda vezîri Âsaf-ı Berhayâ pederi yanında defn etdüği cemî‘i Kabâbıta ve İsrâ’îlî tevârîhlerinde mastûr [u] mutâbıkdır.
EÇS I 183b
Ammâ bu haddâdların Hazret-i Resûl zamânında pîrleri Ebû Zeyd-i Müslim-i Haddâdî'dir. Hazret-i Alî huzûrunda Selmân-ı Pâk belin bağladı. Cümle demircilerin silsilesi ana müntehîdir. Kabri Yemen San‘ânı'ndadır. Selmân-ı Pâk'in şed bağladığı yigirmi ikinci pîr [ü] pîşvâdır.
EÇS I 183b
Bu esnâf sefer-i hümâyûnda balyemez toplara ve cemî‘i mühimmât [ü] levâzımâtlara elzem-i levâzımından olmağile ve kâr-ı Dâvûdî olmağile sâ’ir esnâfa takaddüm olunup yamaklarıyla evsâfları tahrîr olunur.
EÇS I 183b
Bunlar azîm arabalar üzre kârhânelerin tefne ve erguvân ve gayrı şükûfeler ile tezyîn edüp ve kızaklar üzre yine ba‘zı dükkânlarında sekizer onar kişi azîm çekiçler ile sindânlar üzre usûl ile demirler döğerek güzer ederler. Ve kimisi omuzlarında niçe demir çubukları ve niçesinin omuzlarında çekiçleri ile giderken yol üzre bir örs koyup hemân ol mahalde örs üzre demir pâresin döğüp bir yerde dahi böyle döğerek "Dâvûdîyiz Dâvûdî" deyüp feryâd ederek ubûr ederler.
EÇS I 183b
Esnâf-ı âhengerân-ı na‘l-kesân: Dükkân 200, neferât 500, bunlar dahi Dâvûdî ve Ebû Zeyd-i Müslimî'dir ammâ na‘l kesmeği Hazret-i Hızır ta‘lîm etmişdir.
EÇS I 183b
Bunlar dahi kızaklar üzre dükkânlarında na‘l kesüp omuzlarında yelteme ve sayalma ve pendele çekiçler ile arz-ı kâlâ ederek gûnâ-gûn şakalarla ubûr ederler. Ehl-i sefere bunlardan a‘lâ ve lâzımlı esnâf olmazdır.
EÇS I 183b
Ehl-i hıref mıhcıyân: Dükkân 100, neferât 200, bunlar dahi Dâvûdî ve Ebû Zeyd-i Müslimî'dir. Dükkânların arabalar üzre yapup na‘l mıhları kesüp pür-silâh güzer ederler.
EÇS I 183b
Ehl-i sanâyi, mismârân ya‘nî egserciyân: Dükkân 1006, neferât 3000, bunlar dahi Dâvûdî'dir. Bu tâ’ife İslâmbol'da gâyet firâvândır. Zîrâ ihrâk çok olmağile bunlar Lofça ve Zağra ve Miyâne ve Geyve ve gevele ve orta sayış ve yüleme padara egserisi ve tavan egserisi misilli egserileri arabalar üzre dükkânlarında zeyn edüp "Mervân başına mıh satarım" deyüp dükkânlarında egser keserek ubûr ederler. Bunlar ekseriyyâ Divriği Ermenîleridir ammâ Ferhâd kavm[i]dir.
EÇS I 183b
Esnâf-ı ehl-i kâr, kebkebciyân: Ebû Zeyd-i Müslimî'dir. Dükkân 106, neferât 200, bunların dükkânları cümle Sultân Mehemmed'in Çukur hammâmı cenbinde bir sıra çârsûdur, gayrı hıref yokdur. Seyishâneler üzre kebkeb keserek ubûr ederler. Kebkeb oldur kim pabuc ve çizme altına kalaylı bir gûne hurda egserdir.
EÇS I 183b
Esnâf-ı ehl-i kesb, kantârcıyân: Dükkân 80, neferât 200, pîrleri yine Dâvûd Nebî ve Ebû Zeyd-i Müslimî'dir. Ammâ bunlar gûnâ-gûn kantâr te’lîf etmişlerdir kim ibret-nümâdır. Dükkânların tahtırevânlar üzre zeyn edüp ve gûnâ-gûn kantârları zencîrlerinden birbirine bend edüp dükkânlarında âvîze misâli zeyn edüp arz-ı metâ‘ ederek giderler.
EÇS I 183b
Ehl-i şuğl, mîzâncıyân: Dükkân 100, neferât 100, ibtidâ pîrleri Hazret-i İbrâhîm pederi Âzer'dir, Nemrûd'un sanemkârı veznedârı idi. Ammâ Hazret zamânında pîrleri Ebü'l-Kâsım Vezânî idi. Enes ibn Mâlik belin bağladı. Kabri Erzurûm'da Abdurrahmân Gâzî cenbinde medfûndur.
EÇS I 183b
Bunların dükkânları Mahmûdpaşa'dadır. Alay dükkânların arabalar üzre gûnâ-gûn vezne ve sarı pirincden kefeli terâzûları zeyn edüp ubûr ederler.
EÇS I 183b–184a
Esnâf-ı ehl-i tüccâr, eğeciyân: Dükkân 55, neferât 105, pîrleri Ubeyd Tâhir'dir. Pehlivân fetâ olmağile Hamza-i bâ-safâ kemer-bestesidir. Kabri Mekke'dedir. 184a