EÇS I 192b
İbtidâ çadırı Cemşîd peydâ etmişdir. Ba‘dehu Hazret asrında pîrleri Nâsır bin Abdullâh el-Mekkî el-Hayyâm'dır. Selmân-ı Pâk belin bağlayup çadırcıların silsileleri ana çıkar. Merkad-i pür-envârı (---) (---) (---) Hazret'e ihrâmdan hayme yapmışdır.
EÇS I 192b
Bu haymeciler tahtırevânlar ve arabalar üzre münakkaş ibret-nümûn haymeler kurup içinde çadırcı dilberânları işleyerek birbirlerine şaka ederek geçerler.
EÇS I 192b–193a
Bir fırkası dahi nakş-ı bûkalemûn kitâbeleri üzerlerine geyüp tengetir çadırlar ve sâyebân-ı nâmûsiyye ve Sahâbeler kurup çadır üstünde bir küçük çadır dahi 193a peydâ edüp cümle askerî silâhile müsellah olup ubûr ederler.
EÇS I 193a
Esnâf-ı tanâbcıyân: Dükkân 40, neferât 000, pîrleri (---) (---) (---) (---) (---) (---) (---) (---) (---) (---) (---) Bunlar dahi seyishâneler üzre dükkânların elvân elvân pembe iplikler ile mebrûm tanâblar ile müzeyyen edüp geçüp giderler.
EÇS I 193a
Esnâf-ı kolancıyân-ı hayme: Dükkân 55, neferât 105, pîrleri yine gazzâzlar pîri Abdullâh bin Ca‘fer-i Tayyâr'dır. Bunlar seyishâneler üzre dükkânların çadır kolanlarının envâ‘ıyla zeyn edüp geçerler.
EÇS I 193a
Bunlardan sonra yine çadırcıbaşının güzîde askeri ve şeyhleri ve nakîbleri ve çavuşları ve kethudâları ve ağaları at başı berâber teberrüken hünkâr çadır mehterbaşı da bile alaya binüp sekizer kat mehterhâne ile geçerler.
EÇS I 193a
Bu çadırcıbaşıya (---) üç aded esnâf yamakdır ve cümle (---) dükkândır ve cümle (---) askerdir.
EÇS I 193a
el-Faslu's-sâmin ve'l-ışrûnEsnâf-ı kürkcüyân
EÇS I 193a
Dükkân cümle 500, neferât cümle 1000, bunlar dahi iğne ile kâr etdiklerinden pîr-i kadîmleri İdrîs Nebî'dir. Ammâ ibtidâ kürk geymeği sayd [ü] şikâr içün Hûşeng Şâh her hayvânın postun geyüp dağlarda ol hayvân sıfatında gezüp hayvânları ol takrîb ile şikâr ederdi. Gayrılar dahi görerek post geyüp safâ etmeğe başladılar. Tâ ki Hazret-i Risâlet asrında kürkcülerin pîri Amr ibn Âmirî'dir. Selmân-ı Pâk belin bağladı. Kabr-i münevveri (---) (---) (---) (---)'dir kim on dördüncü pîrdir.
EÇS I 193a
Bu kürkcü esnâfıyla tabakların bir acâyib ma‘rekeleri olup âhir pâdişâh ve a‘yân [u] eşrâf kürk geymeğe muhtâc olduğundan bu esnâf mukaddem gidüp başka mehterhâne ile ubûr etmek fermân olunup bunlar tahtırevânlar ve seyishâneler üzre dükkânların niçe yüz bin guruşluk semmûr ve şak ve zerdevâ ve sansâr ve zincâb ve semmûr paçası ve semmûr kafâsı ve kâkûm ve ördek boğazı ve kuğu boğazı ve sakkâ kuşu boğazı ve tilki boğazı ve nâfesi ve çılkavası ve beyâz Maskov tilkisi ve zakan ve kebûtî ve kuzu bağanası ve düşüt bağana kürkleriyle dükkânların zeyn ederek ubûr ederler.
EÇS I 193a
Ba‘dehu Mahmûdpaşa çârşûsunda Urum kürkcüleri başka bir alay-ı azîm olup niçe yüz kürkleri ters geyüp başlarında ayu postlarından ucbe külâhlar ve çakşırları cümle postdan ve niçe yüzü serâpâ kaplan ve bebr ve arslan ve kurd postlu ve başlarında semmûr kalpak tâclar ve ellerinde kosdaniçse ve harbeler ile atlarının cümle bisâtları hayvânât derilerine müstağrak olup geçerler.
EÇS I 193a
Bir fırkası dahi yine hayvânât derilerine sarılmış yaban âdemleri yapmışlar kim Allâhümme âfinâ gören âdemlerin zehreleri çâk olur. Her bir yaban âdemleri beşer ve altışar pranka zencîrler ile bağlayup her birin beşer altışar âdem keşân-ber-keşân çekerken yaban âdemleri seyirci olan âdemlerin üstüne hücûm etdikce ol ucbe-likâlar havfından halk içre bir hây-hû kopar kim ta‘bîr olunmaz. Ve niçe yüz gûnâ-gûn dîv ve perîler sûretleri edüp ayakları hevâda başı ser-nigûn ammâ yine zemînde iki ayağıyla yürüyüp halk üzre hücûm ederler. Ve niçe eşkâl-i acîbe cinler ederler kim bu alayı görmeyen âdem gördükde aklı perîşân olur.
EÇS I 193a
Ve niçe yüz arslan ve kaplan ve bebr ve ayu postlarına âdemler girüp dörd ayak üzre giderken halka kıya kıya nigerân eyleyüp zencîrler ile ubûr ederken ba‘zı âdemler üzre hamle edüp zencîr-keşler ellerindeki hezârânlar ile urup zabt ederler.
EÇS I 193a
Bir esnâfı dahi ayu ve hınzîr ve kurd ve sığın ve karaca derilerine âdemler girüp zencîrsiz apul apul giderken gerüden bir alay alaca zağarlar ve tazılar ve samsonlar ile bu kadar avcılar ellerinde harbe ve navurta silâhlar ile domuzlar ve ayı ve kurdlar içine girüp birbirlerine hamle edüp bir av faslı ederek hünkâr önünden ubûr ederler.
EÇS I 193a–193b
Esnâf-ı semmûr kalpakcıyân: Dükkân 80, neferât 105, pîrleri nâ-ma‘lûm olup tâc-ı Âl-i Cingiziyân'dır. Bunlar dahi dükkânların semmûr kalpaklar ile zeyn edüp niçe dâne semmûrların içlerin pembe ile doldurup bir köşede ipler ile çeküp hareket etdirüp bu tarz ile geçüp giderler. 193b
EÇS I 193b
Esnâf-ı bâzergân-ı semmûr: Neferât 1000, bunlar cümle Rûmeli'nde Serfice ve Filorunya ve Liçista ve Gölikesri şehirlerinde sâkin bir alay bî-dîn ve bî-pîr Urumlardır. Her sene Maskov diyârından semmûr ve zincâb ve gayrı kürk getürür ankâ bâzergânlardır. Cümle semmûrlarını tersin geyüp seyishâne ve atların dahi serâpâ semmûr ve balık dişi ta‘bîr etdikleri sülük dişleriyle seyishâneleri ve tahtırevânların zeyn edüp ubûr ederler.
EÇS I 193b
Esnâf-ı avcıyân-ı murgân {ve gayrı hayvânât}: Neferât 200, bunlar kürkcü avcılarıdır, ellerinde hatt-ı şerîf ile mu‘âf müsellemlerdir kim çakırcıbaşı ve doğancıbaşı ve şâhincibaşı ve atmacacıbaşı ve bostâncı ve yeniçeri ocağı tazıcıbaşıları ve Istıranca'da avcı odaları yeniçerisi dahi bu kürkcülerin avcılarına müdâhale edemezler. İslâmbol'un cânib-i erba‘asında Çekmece gölleri'nde ve Terkoz göllerinde kuğu ve saka kuşu ve yeşilbaş ördek ve alaca ördek urup boğazların kürkcübaşıya kanatların okcubaşıya verirler. Bunlar dahi şikâ[r]larıyla geçerler.
EÇS I 193b
Esnâf-ı parsçıbaşı: Ağa bir, kârhânesi Arslanhâne'dedir. Neferâtları 55, bunlar dahi kürkcübaşı pars ve şak postu sâhibi olmağile pâdişâhın cümle parsların altun ve gümüş zencîrler ile keşân-ber-keşân serâser çullar ile ellerinde hezârân asâlar ile "Alamadı parsım, göremedi parsım" deyüp geçerler.
EÇS I 193b
Esnâf-ı kethudâ-yı arslancıyân: Pîrleri Hazret-i Esedullâhü'l-Gâlib Hazret-i Alî ibn Ebî Tâlib'dir kim cümle yırtıcı hayvânlar Aliyyü Velî'nin hâk-i pâyine yüzler sürerler idi. Fermân-ı şehriyârîyle arslancıbaşı aslan, kaplanlarıyla kassâbbaşının mandıra çobanları samsonları alayında gitmek fermân olunup kürkcübaşı arslan ve kaplan ve bebr postların debâğat etdüğiyçün arslancıbaşı kethudâsı kürkcübaşı alayında alay etmek fermân-ı Cem-cenâb olup elli aded arslancı yezîdi arslan ve kaplan ve pelengleri ve ayu ve kurd ve andık ve sırtlanları zencîrler ile keşân-ber-keşân çeküp her biri ej[de]hâ-misâl âdemlere hamle ederek geçerler.
EÇS I 193b
Bundan sonra cümle kürkcülerin Urum ve müselmân dilberleri serâpâ şıpırtma mirzâyî kalpaklar geyüp hemisi pür-silâh olup avcıbaşı ve parscıbaşı ve arslancıbaşı kethudâsı ve kürkcübaşı esbâb-ı ihtişâmiyle mülebbes rikâb rikâbe licâm licâme berâber gidüp ardı sıra dilberânları ve sekizer kat mehterhâne ile şâdumânlar ederek ubûr ederler.
EÇS I 193b
Ammâ bu kürkcü esnâfı eğer sefer ve hazarda Osmânlıya gâyet lâzımlı esnâfdır. {Bunlara yamak esnâf cümle altıdır ve cümle (---) dükkândır ve cümle (---) asker-i pür-silâhdır.}
EÇS I 193b
el-Faslu't-tâsi‘ ve'l-ışrûnEvsâf-ı âhiyân ya‘nî debbâğân
EÇS I 193b
İslâmbol'un dörd mevleviyyet yerinde on iki mahalde tabbâğ kârhâneleri vardır kim her birinde Âhi Evranî evren-misâl şâhbâzlar vardır kim âdem ejdehâlarıdır. Bunların içine kanlı ve harâmî girse aslâ hâkime vermezler. Ammâ ol kanlı anların elinden halâs dahi olamaz, ana köpek necisi kirdimân etmeğe ta‘yîn edüp elbette tâ’ib ü tâhir olup bir kâr sâhibi olur. Cümle tabbâğ kârhâneleri 700'dür. Neferât cümle 3000 kâmil. Pîrleri Hazret huzûrunda Zeyd-i Hindî'dir, Selmân-ı Pâk'in kemer-bestelerinden onuncu pîr [ü] pîşvâdır. Ca‘fer-i Sâdık'ın Fütüvvetnâme-i Kebîr'inde mastûrdur. Kabri (---) (---)'dir.
EÇS I 193b
Ammâ ehl-i Rûm mâbeyninde tabbâğlara Ahiler derler, ya‘nî Kayseriyye'den zâhir olan Ahi Evran ile şöhret bulmuşlardır. Ol ise Âl-i Selçûkıyân asrında bir ulu sultân imiş firâvân menâkıbı vardır. Cümleden biri Kayseriyye'de sâkin iken pâdişâha gamz edüp Ahi Baba öşür vermez derler. Âdemler ve hâcibler ta‘yîn edüp Ahi Baba'yı dükkânında bulup kayd [u] bend ederken hemân dükkânının içinden bir evren zâhir olup hâciblerin bir kaçın pâre pâre ederken Ahi Baba zâlimler elinden halâs olup evren ile berâber Selçûkıyân önüne gelüp pâdişâhın aklı gidüp,
EÇS I 193b
"Korkma beğim bu evren benim dünyâ ve âhiret amelim ve karındaşımdır" deyü ölen hâciblerin defn etmesin ricâ edüp ricâsı cân [u] baş üzre kabûl olup hâcibleri defn eder, anıniçün Ahi Evran derler.
EÇS I 193b–194a
Ba‘dehu Kayseriyye'den hicret edüp hâlâ Anatolu'da bizim Kaya Sultân hâssı Denizli şehrinin bâğları 194a arasında bir âsitâne-i azîmde medfûndur. Anıniçün Rûm tabbâğları pîrimiz Ahi Evran'dır derler, ammâ sahîhi Hazret huzûrunda pîr olan Zeyd-i Hindî'dir.
EÇS I 194a
Ammâ bu tabbâğlar bahâdır ve zorba kavim olmağile cümle (---) aded esnâf bunlara bakarlar. Her kankı zamânda olsa elbette ser-çeşmelerine Ahi Baba derler. Merhûm Melek Ahmed Paşa efendimizin sene 1006 târîhinde vezâretden azline bunlar sebeb olmuşdur. Hakkâ ki zorba esnâf-ı bî-insafdırlar. Bunların cümlesi bir yere cem‘ olsa pâdişâhları hal‘ edüp cülûsa kâdirlerdir.
EÇS I 194a
Bunlar bu ordu alayına cem‘ olup niçe bin zeber-dest pâ-bürehne ve ser-bürehne tabbâğ teknesinde kirdimândan çıkmış eli ayağı löklerden kırmızı kırmızı ve kiminin sahtiyân mazısından kolları ve tırnakları ve parmakları siyâh siyâh olmuş sîne-çâk kârları şer‘ile pâk Kelâm-ı izzet cildleri olacak niçe bin reng-â-reng sahtiyân hırkalar ve ferrâceler ve muvahhidîler ve şepkülâhlar ve meşinden hil‘at-ı fâhire ve meşin destârlar ve sahtiyândan gürzler ve topuzlar ile "Aşa aşa" deyü feryâd ederek ubûr ederler.
EÇS I 194a
Bir fırkaları dahi tahtırevân ve arabalar üzre dükkânların hevâyî ve âsumânî ve gül şeftâlû ve kırmızı ve sarı ve neftî reng sahtiyânlar ile zeyn edüp geçerler.
EÇS I 194a
Bir fırkası dahi arabalar üzre tekneler içre keçi derilerin kirdimân edüp püşt-i pâ urarak "Yâ Hay" ismiyle ubûr ederler.
EÇS I 194a
Bir zümresi "Pâk ederiz, pâklarız, pâk ederiz" deyü geçüp giderler.
EÇS I 194a
Ve bu tâ’ifenin bir iftihârları dahi oldur kim bir yeşil sarık üzre bir eski deriden bayrakları vardır, tâ Dahhâk-i Mârî'yi katl eden Kâve-i âhenger'in önündeki sahtiyân şeddir kim "Anı bayrak edüp Dahhâk üzre gulû edüp Dahhâk'ı katl etdi, ol meşin bayrak budur" deyü iftihâr edinirler. Ammâ gâyet hıfz edüp alay-ı azîm ile güzeşt ederler.
EÇS I 194a
Esnâf-ı sağrıcıyân: Unkapanı'nda dükkânları 12, neferât 100 aded kavmdir. Kadîm-i eyyâmdan tabbâğâna yamak olagelmişlerdir. Bu ordu alayında kılıççıbaşıya yamak olup anların alayında zikri sebkat etmişdir. Bunlar dahi üstâdlardır.
EÇS I 194a
Esnâf-ı güdericiyân: Kârhâne 80, neferât 300, pîrleri (---) (---) (---) (---) (---) bunların kârhâneleri Hocapaşa semtinde cümle Yahûdîlerdir. Seyishâne üzre güderi yaparak sebkat ederler.
EÇS I 194a
Esnâf-ı tirşeciyân: Kârhâne 26, neferât 105, pîrleri (---) (---) (---) (---) (---) seyishâneler üzre dükkânların ve kendi libâsların gûnâ-gûn, rengâreng tirşeler ile zeyn edüp cümle ubûr ederler.
EÇS I 194a
Esnâf-ı keçeciyân: Kârhâne 400, neferât 1005, pîrleri Ebû Sa‘îd et-Tarî'dir, Selmân-ı Pâk'in şed bağladuğı on beşinci pîrdir. Merkad-i pür-envârı Kerbelâ'dadır. İmâm Hüseyin ile şehîd olmuşdur. Çok Yezîdî'yi katl etdüğiyçün Acem diyârında "Meşhed-i Ebû Sa‘îd et-Tarî gûriyçün" deyü yemîn ederler. Ziyâretgâh-ı Mu‘tezilî ve Şî‘î'dir. Bu keçeciler tahtırevânlar üzre keçe deperek ve yapağı hallâclıyarak gûnâ-gûn keçe külâh keçe esbâblar ile ubûr ederler.
EÇS I 194a
Esnâf-ı dülbend börkcüyân: Atbâzârı'nda dükkân 40, neferât 100, bunların dahi pîri Ebû Sa‘îd'dir. Bunlar dahi arabalar üzre gûnâ-gûn kırmızı keçeden dülbend börkleri ve keçeden yekpâre Ma‘nisa yağmurlukları yapup arz-ı metâ‘ ederek tayy ederler.
EÇS I 194a
Esnâf-ı keçeciyân-ı yeniçeri: Dükkân 10, neferât 60, pîrleri yine Ebû Sa‘îd'dir. Dükkânları Yeniodalar'da Orta Câmi‘ cenbindedir. Bunlar dahi seyishâneler üzre dükkânların yeniçeri keçeleri ve üsküfleriyle zeyn edüp yeniçeriler gibi pür-silâh giderler.
EÇS I 194a
Esnâf-ı ehl-i kâmil mutâfân: Dükkân 300, neferât 1000, pîrleri gazzâzlar pîri Hazret-i Ca‘fer-i Tayyâr'dır kim Selmân kemer-beste[sidir]. Bunlar dahi cümle dükkânların gûnâ-gûn at çulları ve tobra ve kolan ve püştüvân ve gayrı musanna‘ eşyâları sırıklar üzre tezyîn edüp sırıklarda dollâblar çevirüp yapağı gazl ederek ubûr ederler.
EÇS I 194a
Bunlar tabbâğdan yapağı almağa muhtâc olduklarından mutâflar [tabbâğlar]a yamak olunmuşdur. Seferlerd[e] makbûl fırkadır.