EÇS I 194a–194b
Esnâf-ı tâcirân-ı mutâf: Dükkân 50, neferât 80, pîrleri Sa‘d ibn Ubeyd-i Hüzzercî'dir. Selmân belin bağladı. Kabri Şehrezûl'dadır. Bunlar mutâf gibi tenhâ yerlerde kârhânelerde işlemezler, çârsû içre dükkânlarında mutâf âlâtı satup giderler. 194b
EÇS I 194b
Esnâf-ı tâcirân-ı debbâğân: Dükkân 50, neferât 100, pîrleri (---) (---) (---) (---) (---) bunlar tabbâğ gibi değildir. Çârsûlar içre gûnâ-gûn işlenilmiş sahtiyânları seğsâneler üzre zeyn edüp geçerler.
EÇS I 194b
Esnâf-ı paracıyân-ı tâcirân: Dükkân 10, neferât 15, pîrleri (---) (---) (---) (---) (---) bunlar Mercân çârşûsunda gön ve meşin ve sahtiyân parçacıkları fürûht eder fukarâlardır. Bunlar dahi alayda giderler.
EÇS I 194b
Bu bâlâda tabbâğlara yamak olan cümle esnâf başlarına gönden ve meşinden rengâreng külâhlar ve esbâblar geyüp geçerek ardları sıra ser-çeşme-i tabbâğân Âhî Baba cümle güzîde askeriyle müsellah sekizer kat mehterhâne ile ubûr ederler.
EÇS I 194b
Bu hirfete yamak cümle dükkân (---) ve cümle esnâf on bir ve yekûn asker (---)dir.
EÇS I 194b
el-Faslu's-selâsînEsnâf-ı mu‘azzez, sarrâcân-ı makbûlân
EÇS I 194b
Dükkân cümle 1084, neferât cümle 5000, pîrleri Ebü'n-nasr Hâtem-i Bağdâdî'dir. Selmân-ı Pâk'in otuz ikinci şed bağladuğı pîr [ü] pîşvâlardandır. Kabri Bağdâd Cevâziri'ndedir, cümle sarrâcların silsilesi ana çıkar ulu sultândır. Bu tâ’ife-i sarrâcân ordu-yı İslâmda gâyet lâzım olmağile sâ’ir ehl-i hıref üzre takaddüm olundu.
EÇS I 194b
Bunlar, arabalar üzre ve tahtırevânlar ve seyishâneler üzre telâtîn sırmalı cüzdânlar ve işlenmiş sîm rahtlar ve mutallâ mataralar ve mebrûm katîfe eğerler ve gûnâ-gûn zî-kıymet sarrâc kârlarıyla dükkânların zeyn edüp işleyerek cümle sarrâc cüvânlarıyla pür-silâh ubûr ederler.
EÇS I 194b
Esnâf-ı kaltakcıyân: Dükkân 100, neferât 300, pîrleri (---) (---) (---) bunlar dükkânların deve hâmıyla sarılmış Şâmvârî kaltaklar ile zeyn edüp geçerler.
EÇS I 194b
{Esnâf-ı tirkeşciyân: Dükkân 30, neferât 60, pîrleri kadîm-i evvelde Âl-i Cingiziyân'dan Tohtamış Bay'dır. Ba‘dehu Hazret-i Hamza taşıdı, bizzât ammi-i Resûl olmağile kemerin Resûl-i Ekrem kuşadup sadak taşıyanlara pîr oldu. Kabri Medîne-i Münevvere'nin şimâlinde Cebel-i Uhud tahtında medfûndur. Bu tirkeşciler dahi arz-ı ma‘rifet ederek ubûr ederler.
EÇS I 194b
Esnâf-ı gede[le]cciyân: Dükkân 7, nefer 12, pîrleri (---), Hamza-i bâ-safa kemer-bestesidir. Kabri şehr-i Ayntâb'dadır. Bunlar dahi gedelec yaparak geçerler.
EÇS I 194b
Esnâf-ı cabcıyân-ı Arnavud: Dükkân 10, neferât 30. Bu dahi gedelec gibi bir turfe silâhdır, ammâ yine ok ve yay tarafıdır. Edirnekapusunda Arnavudlar işler. Bunlar dahi müsellah Arnavud eşkâlleriyle ubûr ederler}.
EÇS I 194b
Esnâf-ı tegelticiyân: Dükkân 49, neferât 105, pîrleri (---) (---) (---) (---) (---), bunlar seyishâne üzre dükkânların sırmalı katîfe tegeltiler ve çirgi ve eğrimler ile müzeyyen edüp tayy-ı menâzil ederler.
EÇS I 194b
Ehl-i ihtirâ‘-i meşkciyân-ı sarrâc: Dükkân 50, neferât 105, pîrleri (---) (---) (---) (---), dükkânların arabalar üzre gûnâ-gûn su meşkleri ve kırbaları ve musluklar ile tezyîn edüp alay ile ubûr ederler.
EÇS I 194b
Esnâf-ı debbeciyân: Dükkân 40, neferât 105, pîrleri (---) (---) (---) (---) (---), bunlar dahi dükkânların niçe gûne debbe ve boduç ve yağbâr ve deve hâmından yağdânlar ile zeyn edüp ubûr ederler.
EÇS I 194b
Esnâf-ı sıfracıyân: Dükkân 50, neferât 300, pîrleri (---) (---) (---) (---) (---), bunlar gûnâ-gûn telâtînden summât ve sıfra ve mûm sofraları ve niçe eşyâlar yapup seyishâneler üzre güzer ederler.
EÇS I 194b
Esnâf-ı yularciyân: Dükkân 40, neferât 100, pîrleri (---) (---) (---) (---) (---), bunlar başka bir fırkadır, zîrâ sarrâclar zümresinde herkes bir kâr ile güzer eder. Bunlar tavla yularlarıyla ubûr ederler.
EÇS I 194b
Esnâf-ı sepet sandıkcıyân-ı sarrâcân: Dükkân 305, neferât 105, pîrleri (---) (---) (---) (---) (---), bunlar dahi dükkânların gûnâ-gûn ayaklı sandûklar ve sepet sandûklar ile münakkaş edüp kendüleri pür-silâh ubûr ederler.
EÇS I 194b
Esnâf-ı kamçıcıyân: Dükkân 12, neferât 25, pîrleri nâ-ma‘lûmdur, gûnâ-gûn sünbüle, örme, çatal, sakkâ kamçıları ve Tatar şıdaklarıyla dükkânların zeyn edüp ubûr ederler.
EÇS I 194b
Esnâf-ı palândûzân ya‘nî semerciyân: Dükkân 500, neferât 1005, pîrleri Yûsuf Perendî'dir. Ebâ Zer-i Gıffârî hazretleri, Hazret-i Alî huzûrunda kemerin bağlayup semercilere pîr oldu. Kabri Deşt-i Kerbelâ'da imâm Hüseyin ile şehîd olup anda medfûndur.
EÇS I 194b
Bunlar gûnâ-gûn semerleri arabalar üzre tahmîl edüp ve niçe hurde semerleri eşek sıpası ve koduğu üzre ve cinceve köçeği üzre ve keçiler üzre gönlü ve meşinli palânlar ve semerler edüp arz-ı metâ‘ ederler. Ammâ ordu-yı İslâm'da semerciler ve na‘lbandlar ve âşbâzlar ve berberler ve bozacılar kadar makbûl ehl-i hıref yokdur, azîm kâr edüp cümlesi pür-silâh geçüp giderler.
EÇS I 194b–195a
Bâlâda tahrîr olunan cümle sarrâcbaşı yamakları alayı tamâm olup sarrâcbaşının netîce güzîde askerlerinden şeyh [u] meşâyıhları ve kethudâları ve nakîbleri ve pîş kademleri ve çavuşları ve dellâlları ve kârhâne bekcileri cümle iki yüzdür. 195a Zîrâ kârhâneleri kal‘a-misâl dörd kapulu ve ortası fevkânî câmi‘li ve havz u şâzrevânlı âsitâne-i azîmdir. Arab ve Acem'de böyle mecmû‘a-i zîbâ sarrâchâne-i ra‘nâ olmazdır. Sene 859 târîhinde (---) Karaman'da Sultân Mehemmed Hân Ebü'l-feth binâsı ve evkâfıdır. Bu âsitâne pâsbânlarından sonra sarrâcbaşı küheylân at üzre esbâb-ı ihtişâmiyle telâtîn sırma işleme sancağ u bayrakları ve cebe ve cevşene gark olmuş mahbûb sarrâcân huddâmlar ile ubûr ederler. Cümle esnâfı (---) ve cümle dükkânları (---) ve cümle asker (---)'dir.
EÇS I 195a
el-Faslu'l-hâdî ve selâsînEsnâf-ı pây-pûşciyân ya‘nî pabuccuyân-ı dikiciyân
EÇS I 195a
Kârhâneleri cümle 3400, neferât yekûn 4000. Mercân çârşûsunda yedi bekârhâne vardır. Cümle sekiz bin pabuccu bekârı pür-silâh anda mevcûddur. Başka odabaşıları ve hâkimleri vardır. Anlar[a] hâkim hükm edememek içün ellerinde Süleymân Hân'dan hatt-ı şerîfleri vardır. Mücrimlerin bir gece kendüleri katl edüp kârhâneleri ortasında Kümsek Dede medfûndur, âlem ağyârdan bî-haber iken mücrimlerin anda defn ederler. Gerçi aşkıyâlardır ammâ bir hâkime mağlûb olmazlar.
EÇS I 195a
Hikâye-i münâsib: Hattâ bir kerre yeniçeri kavmi dîvânda çorba içmeyüp tâsları ayaklarıyla pâymâl edüp Süleymân Hân gazab-âlûd olup,
EÇS I 195a
"Edepleriyle olsunlar, yohsa vallâhi cümlesini pabuccu bekârlarına kırdırırım" deyü yemîn edince derhâl dikici bekârları bu hâli istimâ‘ edüp dörd mevleviyyet yerden kırk bin eli muştalı ve arkaları puştalı ve belleri şed peştemâlli ve pür-silâhlı tâ’ife-i zeber-dest bâhâdırân pabuccu bekârları Bâb-ı Hümâyûn önünde sadâ-yı Allâh Allâh'ı evc-i âsumâna peyveste eder.
EÇS I 195a
Bu sadâ-yı vâveylâ sa‘âdetlü pâdişâh-ı Cem-cenâbın sem‘-i hümâyûnları olunca,
EÇS I 195a
"Nedir bu sît [u] sadâ?" deyü su’âl eder.
EÇS I 195a
Derhâl bu tâ’ifenin sevegeli ve kemerbaşıları ve sergelle başıları ve odabaşıları pâdişâh huzûruna varup eydirler:
EÇS I 195a
"Pâdişâhım biz kırk elli bin pür-silâh bî-felâh-ı fellâh kullarınızız. Kelâm-ı dürer-bârınızdan sâdır olup 'Bir[e] koma sizi bekârlara kırdırırım' buyurmuşsuz, biz dahi cân [u] baş ile edâ-yı hidmet etmeğe geldik, fermân pâdişâhımındır" deyü zemîn-bûs ederler. Süleymân Hân safâsından Süleymân-ı zamân olup,
EÇS I 195a
"Kanı levendâtlarınız huzûruma gelsin" deyince azamet-i Hudâ deryâ-misâl sîne-çâk, pür-silâh bî-bâk, eli muştalı asker-i pâk sadâ-yı Allâh Allâh ile huzûr-ı pâdişâhîye gelince cemî‘i yeniçeriler mûr [u] meges gibi herkes bir köşede siğidüp ta‘vîze başlarlar. Pâdişâh eydir:
EÇS I 195a
"Dilen benden ne dilersiz" der, anlar eydir:
EÇS I 195a
"Pâdişâhım dörd ricâmız vardır, ibtidâ ricâmız oldur kim ecdâd-ı izâmın zamânlarında ocağımıza değşirmeden gelme yarar gulâmlar verüp okudup yazdırup kemâl-i ma‘rifet sâhibi edüp bizden kapuya çıkup yeniçeri ağası huzûrunda bir sille ile revâne olup yeniçeri olurdu. Ba‘dehu ‘Bunların ocağında neşv [ü] nemâ bulan oğlanlar aşkıyâ olur’ deyü ocağımıza değşirme oğlanı verilmez oldu. Anı ricâ ederiz ki yine ocağımıza değşirme oğlanı verilüp bizden yeniçeri olalar.
EÇS I 195a
Ve ikinci ricâmız oldur kim bir pabucu bir günde gücile çıkarup ancak on akçe eder, beş akçesi masrafına, beş akçesi emek bahâ kalır. Bizim kârlarımız Bedâsten'de bin akçe hisâbiyle satıla.
EÇS I 195a
Üçüncü ricâmız, hâkim tarafından bizi kimse yollarda arzımız pâymâl [u] ber-rimâl etmeye. Biz mücrimlerimizin şer‘ile tarîkat erkânımızla haklarından gelelim.
EÇS I 195a
Dördüncü ricâmız, kânûn-ı kadîm üzre değşirme ağası alayıyla bizim alayımız da gidüp bizler dahi başka mehterhâne ile ordu-yı Hümâyûn alayı edelim" deyü cümle ricâ etdikleri ricâları Süleymân Hân yanında hayyiz-i kabûlde vâkı‘ olup ellerine hatt-ı şerîf verilüp,
EÇS I 195a
"Varın herkes yine kâr [u] kesbinizde olun, gene lâzım oldukda hâzır-bâş olun" deyü me’zûn olup cümlesi bekârhânelerine gidüp beri tarafda çorba içmeyen yeniçeriler çorba tâsların bile içüp süpüreyazdılar.
EÇS I 195a–195b
İslâmbol içre pabuccu bekârı 195b perkâr [u] cengkâr yiğitlerdir. Cümlesi pâ-bürehne ve ser-bürehne pür-silâh olup tahtırevânlar üzre dükkânların niçe gûne kütâne ve zergerdân ve miyâne ve merdâne ve zenâne ve lorta ve rûzgâr ölüsü ve sarây ve kurd ağzı ve tilleli ve kubâdî ve serhadli ve paşmaklar ile dükkânların zeyn edüp ve pabuc içinde bir pabuc ve çizme içinde bir çizme dahi ve dörd pabuc taban tabana bir yerde ve beş paşmak bir yerde ve âdem kaddi içine iki âdem sığar çizmeleri ve gayrı eşyâları dükkânlarında arz-ı kâlâ ederek pür-silâh ellerinde tuç ve câm ve tıhtâb ve çimşîr muştalar ile ubûr ederken,
EÇS I 195b
"Dikiciler, sikiciler, çekiciler, çekişciler bekârlarız" deyü feryâd ederek ubûr ederler. Gûyâ ecinne askerleridir. Allâhümme âfinâ. Herbiri birer âdem ejdehâsı, yetmiş tâsdan geçme semm-i helâhillerdir. {Pîrleri Reşâd ibn Muhammed Ekber-i Yemenî'dir. Yüz yigirmi sene mu‘ammer olup kabri cezâyir-i Ummân'dadır}.
EÇS I 195b
Evsâf-ı tâ’ife-i değşirme-i gulâmân: Yedi senede bir yeniçeri ocağından yayabaşı cemâ‘atlerinden bir çorbacı Rûmeli diyârına beş altı yüz neferâtlarıyla çıkup her kurâ ve kasabâtlarda mahbûb ve yarar ve tüvânâ Bulkar ve Arnavud ve Sırf ve Urum muğ-pîçeleri ve araya yedi sekiz bin değşirme oğlanı, kânûn-ı Orhân Gâzî ve ta‘lîm-i Hacı Bektaş-ı Velî ile bu kadar bin gulâmları cem‘ edüp Üsküb şehrinde cümlesine kırmızı abâdan omuzu yırtmaçlı muvahhidî abâ ve başına kırmızı keçeden hayâl-i zıl Karagöz'ü şep-külâhı gibi külâhlar ile İslâmbol'a gelüp cümlesin birer ocağa defter ile tevzî‘ edüp her ocakda ve hânedânlarda ilm-i kemâl [u] ma‘rifet tahsîl edüp ba‘dehu Türk üstüne yarımşar akçe ve yarım çuka yıllık ile acemî oğlanları yazup güzîdesin tophâne ve cebehâne ve bostâncı ocağına verirler, zîrâ ağır pâdişâh hidmetleridir.