EÇS I 202a
"Pâdişâhım biz Habîb Neccâr köçeğiyiz. Anlar Cemşîd-i la‘în hirfeti bir alay Deccâl kavmidir. Biz pâdişâhıma sarâylar binâ ederiz ve selâtîn câmi‘ler ve merkad-i pür-envârlar ve âsâr-ı acîbe binâlar edüp kal‘alar fethinde ta‘mîr [ü] termîm edüp ordu-yı İslâmda biz mukaddem lâzım olduğumuz içün evvel alay ederiz" dedükde cevâb-ı mu‘âraza mehterbaşı eydir:
EÇS I 202a–202b
"Bizim hidmetimiz pâdişâhıma her bâr lâzımız kim bir cânibe müteveccih olsa mehâbet [u] salâbet, şân, şöhret [ü] şevket içün dosta düşmana karşu tabl, kudüm, nefîrin döğerek gider. Bâ-husûs ceng mahallinde guzât-ı müslimîni cenge terğîb edüp yüz yigirmi koldan ceng tablına ve kös-i hâkânîlere turralar urulup asker-i İslâmı cenge kılındırmağa sebeb oluruz. Bâ-husûs pâdişâhım bir şeye elem-zede oldukda def‘-i gam içün huzûrunda on iki makâm yigirmi dörd şu‘be ve yigirmi dörd usûl ve kırk sekiz terkîb ilm-i mûsikârdan fasl edüp pâdişâhım mesrûr olur. Hukemâ-yı kudemâ kavlince sâz [ü] söz ve hânende ve mahbûb rakkâs âdemin rûhuna safâ verir. 202b Bu gûne rûha gıdâ verici esnâflar hod bize mensûbdur. Sen ki mi‘mârbaşısın, senin cümle esnâfın Ermenî ve Urum kefereleri ve egserci Çingâneler ve löküncü ve suyolcu Arnavudlar ve lağımcı ve necisli Ermenîlerdir kim cümle esnâfın mezmûm u menhûs kâfirlerdir. Pâdişâhım biz bu esnâfı üzerimize tasaddur etdirmeziz. Cümle mehterhâne ocağı halkı kırılmağı irtikâb ederiz. Irz-ı pâdişâhî yok mıdır kim bir alay haşerât alayımıza tekaddüm edeler. Bâ-husûs her yerde alem-i Resûlullâh olursa ol alayda tabl-ı Âl-i Osmânî gerekdir" deyü ser-i mehterân ve serkâr-ı sâzendekâr bu gûne da‘vâ-yı merd edince çalıcı mehterler mukaddem alay etmek içün fermân-ı şehriyârî oldu.
EÇS I 202b
Esnâf-ı çalıcı mehterân: Kârhâne birdir, neferât üç yüzdür. {Pîrleri Cemşîd'dir. Hazret asrında zurna çalınmayup pîr-i hakîkîleri yokdur. Ammâ Âl-i Emeviyyûn'da iştihâr buldular.} Kârhâneleri Hünkâr sarâyının bâğçe kapularında Demirkapu kurbünde bir kârhâne-i azîmdir. Ortasında bir ser-bülend çâr-kûşe kulle-i azîmi vardır. Her gece ba‘de'l-ışâ üç fasıl ve bir cengî harbî çalup pâdişâha du‘â ederler.
EÇS I 202b
Ve her vakt-i seher sabâha üç sâ‘at kalup dîvâna cümle erbâb-ı dîvânı ve ehl-i salâtı âgâh etmek içün üç kerre fasl-ı latîfler ederler kim bîdâr olanlara hayât verir. Sayf [ü] şitâ'da kânûn-ı Osmânî budur. Gâyet mültefit ü mu‘azzez esnâfdır ve ulûfeleri ağırdır. Her ehl-i dîvân ve cümle a‘yân bir mansıb-ı âlîye nâ’il olsa bu mehterân tehniyeleriyçün hâne-i ehl-i manâsıblara varup üç nevbet fasl ederler. {Eğer sâhib-i hâne hânesinde gâ’ib ise ehl-i beytine bir fasl çalup giderler}.
EÇS I 202b
Kârhâne-i mehterân-ı Yedikulle: Neferât kırk, bunlarda ba‘de'l-ışâ ve ale's-sabâh üç fasl ederler, kânûn-ı Ebü'l-feth'dir. Ve İslâmbol'un dörd mevleviyyet yerinde Eyyûb'da ve Kâsımpaşa'da ve Galata'da ve Tophâne'de ve Beşiktaş'da ve Rûmeli Hisârı'nda ve Yeniköy'de ve Rûmeli Yenihisârı'nda ve Kavak Yenihisârı'nda ve Beğkoz'da ve Anatolu Hisârı'nda ve Üsküdar'da ve Kızkullesi'nde, bu zikr olunan on üç yerde her vakt-i ışâ ve her vakt-i seher mehterhâneler çalınup subaşılar ve kadılar ve dizdârlar dîvân durmaları kânûn-ı Ebü'l-feth'dir. Zîrâ ol asrda ol taraflar serhad idi. Hakîkatına nazar olunsa henüz dahi serhaddir. Ve dörd mevleviyyet yere mehterân-ı bîrûn cümle neferât 1000.
EÇS I 202b
Bunlar pâdişâh kârhânelerinde ulûfeleri yokdur, ancak sûrlarda fasl edüp kâr ederler. Çoğu Lidros köyünde ve Terkoz'da ve Balat'da sâkinlerdir, cümlesi mehterbaşıya mensûbdur. Bir sûra gitseler mehterbaşıya bir hedâyâ verüp me’zûn olurlar.
EÇS I 202b
Esnâf-ı mehterân-ı kösciyân: Kârhâne birdir. Odunkapusu'nun iç yüzünde Bıçkıcılar içinde bir azîm kârhânedir kim yüz elli çift deve kösleri ve Osmân Hân'ın Hotin seferine götürdüğü fîl kösleri var kim her biri hammâm kubbesi kadardır. Leyle-i ıydeynde ve rûz-ı ıydeynde ve sûr-ı hümâyûnlarda ve on sekiz pâdişâh ve kralın elçileri cem‘ olanda bu kösleri çalup ra‘d-vâr sadâları evce peyveste olur.
EÇS I 202b
Bu kârhânede cümle (---) neferâtdır, pîrleri Hâkân-ı Çîn'dir. Anıniçün kös-i hâkâniyân derler. Ammâ Hazret-i Risâlet-penâh gazâlarında kös ü nakare çalup pîr evvelâ Baba Sevindik-i Hindî'dir Hamza-i bâ-safâ kemer-bestesidir. Kabri Musul'da Çercîs {Nebî cenbindedir} dır.
EÇS I 202b
Esnâf-ı kâr zurnacıyân: Dükkân 7, neferât 40, ibtidâ mü’ellifi Cemşîd'dir, meşâdı Ayasuluk'dadır. İslâm ile gitdiğinde ihtilâf vardır. Ammâ gün başına birer şey te’lîf etdikde tabl çalardı.
EÇS I 202b
Esnâf-ı davulcuyân: Dükkân 5, neferât 15, Âl-i Osmân'da ibtidâ davul çalan Orhân Gâzî'dir kim hâlâ Bursa'da kabri üzre maslûb kırmızı örtülü bir tabl-ı kebîrdir. Sene (---) târîhinde Eğre fâtihi asrında kudretden çalındığı müsbet [ü] zâhirdir.
EÇS I 202b–203a
Esnâf-ı dâ’ireciyân: Dükkân 10, neferât 50, ibtidâ dâ’ire Hazret-i Süleymân ile Belkîs'ın zifâfı gecesi çalınmışdır. Ba‘dehu hicretin (---) senesinde Fâtımatü'z-Zehrâ on sekizine bâliğa iken Hazret-i Alî menkûhası olup leyle-i zifâfda Baba Ömer ve Hazret'in hoş-hânı Hamza bin Yetîm dâ’ire çalup sûr etdiler. Anıniçün dâ’irezenlerin pîri Amr-ı Ayyâr'dır. Zîrâ Hazret-i Resûl buyurmuşdur: Arapça demişlerdir. Anıniçün dâ’ire-i Arabistân helâldir, hattâ tevhîdlerde bile çalarlar, ammâ celâcilsiz olup içinde halkaları ola gerekse sadefkârî olsun. Sûrlarda ve hitânlarda ve zekât verecek mahallerde çala. Arabistân'da def ü kudüm çalınmak şer‘îdir. 203a
EÇS I 203a
Kâr-ı rebâbcıyân: Dükkân 3, nefer 9, ibtidâ rebâb Abdullâh Fâryâbî'den kalup Süleymân Nebî huzûrunda çalınmışdır, sâz-ı kadîmdir kim üç târ ile cemî‘i ilm-i mûsıkî icrâ olunur. Hazret'den evvel sâz harâm değil idi. Sâz-ı kadîm erganûn-ı ibret-nümâ Dâvûd Nebî, Zebûr âyetleriyle çalardı derler. Frengistân'a mahsûs bir sâzdır.
EÇS I 203a
{Der ta‘rîf-i sâz-ı erganûn:} Bu erganûn 300 aded rûzgâr düdüğü sâzlardır. Her deyrde birer mü’ezzin mahâfilleri üzre mezkûr sâzlar zeyn olup iki aded körükleri câmûs derilerindendir, her körüğü onar ruhbân çeküp bir körük enüp bir körük kalkup rûzgârları birer san‘at ile bu zeyn olan sâzların çarhlarına dokunup çalar. Ve ağızla çalınacak sâzlara yine körüklerin rîhları isâbet edüp çaldıkda her sâzın yine deliklerine güderiden parmak gibi şeyler deliklere basup usûl ile sadâ verir. Ammâ bu cümle üç yüz sâzların muharriki körüklerin rûzgârları ve zenbereke ve çarhlardır.
EÇS I 203a
Bu sâzlar savt-ı hazîn ile rehâvî makâmında sadâ verdikce ruhbânlar peyrev olup Zebûr âyetleri okurlar. Ve mûğ-pîçeciklerin niçesin tavâşî ederler kim bulûğiyete erdikde nefesi bozulmaya. Anlar dahi beşer beşer körüklerin üzerlerine çıkup körüklerin üst kapaklarıyla çıkup enerken mü’essir hoş-âvâz ile erganûna muvâfık müselsel Zebûr âyetlerin rehâvî makâmında okuduklarında âdem mebhût ve gaş ve mest [u] hayrân olur.
EÇS I 203a
Alman diyârında okunan Zebûr âyetlerin tercüme etmişlerdir. Zîrâ Zebûr, lisân-ı İsrâ’îlî üzredir. Âye[t]: Arapça dir kim Zebûr Hazret-i Dâvûd'a nâzil olmuşdur. Ammâ Nemse kavmi diyâr-ı Alman'da millet-i Mesîhiyyedendirler. Zebûr'u erganûn çalmalarıyçün tercüme edüp erganûnla okurlar. Âyet-i Zebûr lisân-ı Nemse:
EÇS I 203a
Fin son derbars an daş cuder gebbet ale'r-rheyligesten unt seligsten yugunt firav Marya hilf avef den kapuçiner berko pasu
EÇS I 203a
Ammâ hikmet bu kim çok elfâzları Fârisî'dir. Bu âyeti rehâvî makâmında okuduklarında âdem hayrân olur. Bu erganûnu Hazret-i Dâvûd, Ruhâ'da ya‘nî Urfa'da peydâ etdüğiyçün Ruhâ şehri ve ruhâvî makâmı derler. Görmeğe muhtâc bir erganûndur kim; mısra‘:
EÇS I 203a
Esnâf-ı kâr, neyzen-i kadîm: Dükkân 4, nefer 13, Hazret-i Mûsâ çoban iken ibtidâ kaval çaldı derler. Bunlar kamışdan battâl düheng ve nây ve girift ve mansûrşâh ve bolâheng ve dahi battâl ve Dâvûd ve serheng ve süpürge, hâsıl-ı kelâm on iki gûne ney vardır.
EÇS I 203a
Bu sâza ulemâ-yı Rûm sehel rızâ vermişlerdir. Zîrâ meclis-i Sultânü'l-ulemâda ve huzûr-ı Hazret-i Mevlânâ'da çalınup ile'l-ân Mevlevîhânelerde çalınur. Ammâ Hazret-i Risâlet yigirmi beşe bâliğ iken Hadîce-i Kübrâ mâlıyla Hazret-i Hadîce'nin Müyesser nâmında bir gulâmıyla Busrâ şehrine, andan Şâm şehrine ticârete gidüp azîm hayr etdiler, ammâ Hazret Şâm'a girmeyüp Cebel-i Kaysûn'da hımârıyla hâlâ Kademü'n-Nebî olan kubbe yerinde kâ’im olup andan Mekke'ye rucû‘ edüp Hadîce-i Kübrâ'ya istikâmetle muhâsebe verüp ol sene Hadîce Ana kırk yaşında mahlûle iken Hazret'e mahabbet edüp Hazret'in menkûhası olup leyle-i zifâfda def ü kudüm ve rebâb ve nây sâzları çalındığı Siğer-i Cerîr'de mastûrdur. Anıniçün semâ‘hânelerde ney çalınur başka bir mü’essir sadâsı var, âdemin cânına safâ verir.
EÇS I 203a
Esnâf-ı kâr, mûsikâr: Dükkân 6, nefer 15, Hazret-i Süleymân asrında Fisagores-i Tevhîdî halîfesi Mûsâ mûsikâr ya‘nî miskâli te’lîf edüp sâz-ı kadîmdir. Bunun dahi envâ‘ından battâl ve girift miskâller olur.
EÇS I 203a
Hüner-i kâr, cengciyân: Dükkân 2, nefer 10, Süleymân Nebî zamânında def‘-i sevdâ içün Fisagores-i Hekîm te’lîfidir. Ammâ turfa hey’et sâzdır, gûyâ fîl hortumu gibi kırk târlı sâzdır, sadâsı âdeme hayât verir.
EÇS I 203a–203b
Ehl-i hevâ-yı kudüm ve kös ve tablbâz ve deblekciyân: Dükkân ve nefer bir âdemdir. Müşkil ma‘rifetdir kim nakarenin yüzlerine deve hâmı çeküp zîl ü bemin bulmakdır. Ehl-i hevâ âdem kârıdır, ancak bir âdeme mahsûsdur. 203b