EÇS I 205a
deyü bu murabba‘ı Elbasan Arnavudu lisânı üzre yırlayup geçerler.
EÇS I 205a
Kayağancılar dahi arabalar üzre kayağan yükledüp ubûr ederler.
EÇS I 205a
Taş kesenler arabalar üzre azîm taşlar kesüp geçerler.
EÇS I 205a
Taş çekici eşekciler beş altı yüz eşekci Ermenîler "Çüş bire, andıra halası çüş" deyüp Ermenîce türkîler yırlayup geçerler.
EÇS I 205a
Badanacı Ermenîler dahi arkalarında destiler ile mermer kirecinden cüllâb olmuş beyâz badana ile ellerinde uzun sırıklar ucunda domuz fırçalarıyla "Kararmış evleri ve dîvârları ağardarak seksen ahçanı alup ağardıram, yatmiş ahça disan olmaz" deyü Ermenî lehcesiyle kelimât ederek geçerler.
EÇS I 205a
Eyyûb oyuncakcıları dahi arabalar üzre dükkânların kamış borularla ve tırıllarla ve fırlaklarla ve hurde deff ü dümbelek ve kemânce ve sıçan ve kuşlar ve'l-hâsıl bunlarda olan şeytanat ve mashariyyât ma‘sûmlar avudacak mezâmirât ve oyuncaklar bir diyâra mahsûs değildir kim bin gûne oyunayacaklar vardır, ibret içün Hind ü Yemen'e götürürler. Elbette her sene birer muhîl [u] şeytanatlı şeyler peydâ ederler, bu gûne mâhiyyetlerin arz ederek geçerler.
EÇS I 205a
Bu esnâfın alayında ak sakallı, gözü sürmeli çelebiler ve mutarraş otuz yaşında kelle-pûşlu ve ayağı na‘lınlı ba‘zısı selâmiyye avret takyalı ve avret nezgebli müşekkel âdemlerin ellerine tâyeleri ve vâlideleri ve pederleri yapışup bu alayda giderken avret takyalı herîf çelebi
EÇS I 205a
"A dadı ben bu oyuncağı isterim" yâhûd "istemem" deyüp ağlıyarak kimi ellerinde tırılları ve dümbeleklerin çalarak ubûr eder, garîb temâşâlı esnâf-ı mukallidînlerdir. Ammâ mukallidin îmânı sahîhdir deyü fetâvâlarda yazmışlar.
EÇS I 205a
Ve Atbâzârı'nda Edirne arabası ve koçu arabaları yaparak niçe musanna‘ küçük arabaları, keçilere ve eşeklere ve iri samson kelplere çekdirüp ve mutallâ ve musanna‘ yetmiş seksen çift koçu arabaları altışar ve sekiz[er] ve onar kınalı küheylân donanmış atlara koşup arabaların çekdirerek ubûr ederler, temâşâdır.
EÇS I 205a
Ve pîş-tahtacılar servi ve ceviz ve çimşîr ve unnâb ve çınâr tahtalarından pîş-tahtaların arabalar üzre zeyn edüp geçerler.
EÇS I 205a
İskemleciler mutallâ ve münakkaş ve müşebbek iskemleler ile kızaklar üzre dükkânların tezyîn edüp geçerler.
EÇS I 205a
Andan tâbûtcular bu sürûr [u] şâdumân mâbeyninde ibret içün sağîr ü kebîr servi tâbûtlar geçüp tâbûtcuların yanları sıra,
EÇS I 205a
Cenâze peykleri ve cenâze şâhidleri "Babam ey âdem idi, Hak rahmet eyleye diyene Hak rahmet eyleye" deyüp beş yüz elli kazmalı ve kürekli,
EÇS I 205a–205b
Gûr kazanlar "Nerede kazalım" deyü ubûr etdiklerinde niçe âdem bu esnâfdan ibret alır. 205b
EÇS I 205b
Gergefciler avret gergeflerinin münakkaş zî-kıymetlerin dükkânları üzre zeyn edüp geçerler.
EÇS I 205b
Avretlerin çûlhâ dezgâhların dezgâhcılar zeyn edüp geçerler.
EÇS I 205b
Huccâc tahtırevâncıları Atbâzârı'ndan musanna‘ ve müşebbek tahtırevânları yaparak ve niçesin katırlara yükledüp müzeyyen ubûr ederler.
EÇS I 205b
Mahâfeciler kezâlik yüz çift musanna‘ ve müzeyyen mahâfeleri çifte çifte katırlara tahmîl edüp "Hacca ve gazâya gidelim" deyü geçerler.
EÇS I 205b
Kuyumculara ve mücellidlere ağaç cendere yapıcılar dahi gûnâ-gûn çimşîr ve santa ve palasanta ve kızılcık ağacından cenderelerin seyishâneleri üzre zeyn edüp mesrûr güzer ederler.
EÇS I 205b
Yağ değirmeni ve at değirmeni ve su dollâbı çarhcıları cümle arabalar üzre çarhların yapup araba tekerlekleri deverân etdikce mezkûr çarhlara tekerleklerin perleri isâbet edüp yağ değirmeni tahîne çıkarır, at değirmenleri un öğüdür, su dollâbları küplerden su çıkarup araba ve kızaklar üzre olan havz u şâzrevânlara birer san‘at ile sular dökülüp şâzrevânlar revâne olur aceb san‘at-ı musanna‘dır. Alayköşkünden pâdişâh bu çarhları görüp "Ey tasnîfdir" deyü pesend edüp bu üç esnâfa bir kîse guruş ihsân etmişdir.
EÇS I 205b
Furun yapıcılar arabalar üzre furunlar yaparak geçerler. Zîrâ ordu-yı İslâm'da her konakda furun lâzımdır.
EÇS I 205b
Kuyu kazıcılar ellerinde kazmaları ve kürekleri ile "Şurada kuyu kazalım, yok şunda kazalım, toprağı sarıdır su çıkmaz, yok çıkar" deyüp müşâvere edüp kuyular kazar şeklinde ubûr ederler.
EÇS I 205b
Toloz mahzen yapıcılar dahi "Mağazayı şunda yapalım, yok şunda yapalım" deyü kazma ve kürekler ile geçerler.
EÇS I 205b
Su yolların dağlarda kazıyup bir yerden bir şehre su gideceğin ilm-i hendese ile dağları yetmiş seksen kulaç kazup anda âb-ı hayât su var idiğin bilüp ka‘r-ı zemînde dörd beş konak yerler kazup yüzer adımda bir kuyu ağzı menfez açup kuyu ağzına yelken bezlerinden bâdgîrler yapup andan su yollarına rûzgâr girüp ka‘r-ı zemînde üstâdlar rûzgârda işleyüp suları bir yere cem‘ edüp murâd edindikleri yere lağımlarla ve terâzûlarla suları götürürler, acâyib ma‘rifetdir. Bunlar dahi
EÇS I 205b
"Şunda su vardır, kehrîz edüp kuyu kazup, baca edüp su getirelim" deyü müşâvere ederler. Bunlar cümle Arnavud tâ’ifeleridir, hakkâ ki makdûr-ı beşer değil san‘atdır.
EÇS I 205b
Kavm-i ammâlîn ya‘nî fukarâ-yı ırgadân ellerinde kazma ve omuzlarında kürekleri ve küfe ve zenbîller ile "işleyelim çalışalım, hakkımıza barışalım, sonra işe karışalım" deyü silâhları kürek ve kazma ile ubûr eder bir alay ecnâs-ı mahlûkât fukarâlardır.
EÇS I 205b
Lağımcı Ermenîler dahi ırgatlar gibi dükkânları yokdur, ancak köşeden köşeye durup ve karârgâh-ı kadîmleri Parmakkapu'da ırgat bâzârıdır, andan lağımcılar alayda
EÇS I 205b
"Şurada bir kâriz vardır, açup ayırdlasah, çoh kâriz bâdâmı çıhardı, harnımız acdur bâdâm yisah" deyü Ermenî elfâzıyla kelimât ederek ayaklarında şapşal siyâh çizmeler ile ve hırka-i mülevvesleriyle omuzlarında Ferhâdî hazmalar ve lopatayî palalı Bartın kürekleriyle ve necâset gerdelleri içinde tohumlanmış çekirdeği içinde öter sarı hıyârlar ve turp ve şalgamları tekne ve gerdellerinden çıkarup yiyerek ubûr ederler. Gerçi mezmûm ü mülevves kavmdir, ammâ Mısır ile İslâmbol'da lâzımlı kavmdir. Bu mülevves kavmin hizmetiyle İslâmbol pâk olur. Ve's-selâm.
EÇS I 205b
Bu bâlâda tahrîr olunan esnâf-ı gûnâ-gûnların cümlesi alayköşkü dibinden tahrîre gelmez şakalarla ubûr edüp ardları sıra mi‘mâr halîfeleri ve şeyhleri ve çavuşları ve du‘âcıları cümle küheylân atlar üzre pür-silâh geçüp ardı sıra mi‘mâr ağa esbâb-ı ihtişâmiyle cümle iç gulâmlarıyla müsellah olup sekizer kat mehterhâne döğerek ubûr ederler. Mi‘mârbaşıya yamak olan cümle 44 esnâf ve cümle (---) dükkândır ve cümle (---) asker-i bî-pâyândır.
EÇS I 205b
el-Faslu's-sâlis ve erba‘înEsnâf-ı hânendegân [u] mutrıbân [u] rakkâsân
EÇS I 205b
--İslâmbol'un dörd mevleviyyet yerinde ne kadar hânende ve sâzende ve mutrıbân, rakkâsân, pîşekâr dâ’irezân ve mukallidân-ı mudhik ve kaşmerân var ise ve ne kadar veled-i zinâ zengâr ü nebtîz rind-i cihân feleğe kemend atmış şehir oğlanları var ise anları beyân eder:
EÇS I 205b
{Pîr-i hânendegân Hamza bin Yetîmî'dir. Selmân belin bağladuğı yigirmi birinci pîrdir. Hazret huzûrunda Bilâl ile na‘t-ı şerîf tilâvet ederdi. Kabri Tâ’if'dedir denmişdi}.
EÇS I 205b–206a
Evvelâ musâhib-i şehriyârî Sultân-ı Hânendegân Tokatlı Dervîş Ömer Gülşenî yedi pâdişâh ile hem-celîs olup yüz kırk yaşında intikâl etmişdir. Süleymân Hân asrında Seyidvar gazâsında bu hakîrin pederiyle hem-hayme idiler. 206a Mısır'da İbrâhîm Gülşenî hazretlerinin şeref-i sohbetleriyle behre-yâb olup Rûm'da Selîm-i Sânî'de Tarîk-i Gülşenî'ye sâhib-i seccâde olup Murâd Hân-ı Râbi‘'de bu hakîr Harem-i hâs'da iken ilm-i mûsıkîde kavl [ü] edvâr üzre üstâd-ı kâmilimiz ve peder-i ma‘nevîmiz ve {kitâb-ı} Ma‘nevîde dahi üstâdımız idi. Kaçan bunlar mûm sofrası kadar yedi yerde câm celâcilli sadefkârî dâ’ireyi ele alup ibtidâ,
EÇS I 206a
"Yâ Hazret-i gülüm Gülşenî pîrimin pîri Ömer Rûşenî dost" deyüp dâ’ireye velvele verüp yek-zemzemede tarz-ı Horasân üzre savt-ı bülend ile dübeyt taksîm bi-emrillâh bunlara verilmişdi. Cümle makâmlarda mahâreti firâvân idi. Ammâ Sultân Murâd Hân'ın tab‘-ı şerîfleri makâm-ı segâha mâ’il olmağile segâhda ol kadar kâr ve nakş ve savt ve zikr ve zecel ve tasnîfât ve kavller ve şarkıyyât varsağıyyât besteleri okurdu kim âdem hayât-ı câvidân bulur. Makâm-ı mâyede bu besteyi devr-i revân usûlünde anlarındır. Murabba‘:
EÇS I 206a
Yârin dehânı sırr-ı nihândan haber verirGüftâre gelse sihr-i beyândan haber verirHışmiyle baksa vermez amân Rüstem-i zamânKirpiği, kaşı tîr-i kemândan haber verir.
EÇS I 206a
Bu üstâdımıza Murâd Hân-ı Gâzî peder derlerdi. Rahmetullâhi aleyhimâ.
EÇS I 206a
Andan {Hânende Kâsımpaşalı Koca Osmân Çelebi atlas-ı felekde mânend-i melek imâm bir pîr [ü] üstâd-ı kâmil idi. Ve,
EÇS I 206a
Hânende Kapucu, sağır, asam bir âdem olmağile bir kerre fasla başlasa tâ sabâh olunca fasl ederdi, dur desen işitmezdi ve Dâvûdî bülend âvâzı var idi. Ve,