EÇS I 208a
Sâzendegân-ı Fıranda: İngilis'de peydâ olup Kudüs'de kefere Kumâmesi deyrinde ruhbânlar çalar, boynuzdur.
EÇS I 208a
Bu bâlâdâ tahrîr olunan ağız düdüğü sâzendeleri dahi cümle birbirlerine peyrev olup makâm-ı segâhda bir düdük faslı ederler kim böyle faslı ne Cem ü Cemşîd ve İskender-i Dârâ ve Hüseyin Baykara etmemişdir, eyle geçerler.
EÇS I 208a
{Netîce-i alay-ı sâzende-i düdükciyân: Bunlar dahi on bir esnâf-ı sâzendedir ve cümle (---) askerdir. Bu cümlesi sâzların bir âheng edüp makâm-ı segâhda ve gayrıda Emîr-i Hac peşrevi ve Hasan Cân peşrevi, gül‘izâr peşrevi (---) (---) ve Tatar Hân semâ‘îsi fasılların edüp huzûr-ı şehriyârîden bir velvele ve zemzeme-i azîm ile geçerler}.
EÇS I 208a
Sâzende-i Eyyûb borusu: Neferât 300, Sinân Şâh te’lîf etmişdir, kamışdan içi dilçikli borucukdur.
EÇS I 208a
Sâzende-i dervîşân borusu: Neferât 500, Menûçehr-i Îrânî sayd [u] şikâr içün yapup çalardı, boynuzdandır.
EÇS I 208a
Sâzende-i şîşe borusu: Neferât 40, Venedik'de peydâ olmuşdur, çevgân gibi eğri şîşe borudur.
EÇS I 208a
Sâzende-i torompete borusu: Neferât 77, Alman'da Prak kal‘asında peydâ olup alaylarında çalarlar.
EÇS I 208a
Sâzende-i Efrâsiyâb borusu: Neferât 100, Acem'de Îrân-zemînde Efrâsiyâb te’lîfidir, Kırım hânları da çalarlar.
EÇS I 208a
Sâzendegân-ı pirincden mehter borusu: Neferât 40, Konya'da Arslan Şâh Selçûkî peydâ etdi, Âl-i Osmân'da çalınır.
EÇS I 208a
Sâzende-i luturyan borusu: Nefer 10, Felemenk Luturyanı'nda pirincden peydâ olup gemilerde nasârâlar çalar.
EÇS I 208a
Sâzende-i İngilis borusu: Nefer 40, bu dahi pirincden eğri bir borudur ammâ içinde ince pirincden dilleri var.
EÇS I 208a
Sâzende-i erganûn borusu: Nefer 15, Alman câmûslarının boynuzların ince edüp içine tel diller koyup çalarlar.
EÇS I 208a–208b
Sâzende-i ağız tanbûrası: Nefer 200, Leh vilâyeti Daniska'sında peydâdır, demirdendir, orta dili vardır. Urus {ve Leh uşakları çalarak oynayarak ubûr ederler}. 208b
EÇS I 208b
Bu bâlâdâ tahrîr olunan on aded sâzendegân, nefîr [u] sûrcıyân cümlesi bir perde olup, boruda peşrev olmaz ammâ her bir fırkası birbirlerine peyrev olup {makâm-ı rehâvî sûznâk} faslı ile ubûr etdiklerinde âdeme dehşet hâsıl olup vücûd-ı insâna bir lerzân hâsıl olup dem-beste ve hayrân olur gûyiyâ sûr-ı İsrâfîl işitmişlerdir. Ammâ cümle borulardan torompete ve erganûn ve luturyan ve İngilis borularının vakt-i seherde savt-ı hazînleri âdemi mest [ü] medhûş bî-hûş eder. Bu üstâd-ı kâmiller dahi bu yüzden arz-ı ma‘rifetle güzer ederler.
EÇS I 208b
Sâzende-i câm deblekciyân: Neferât 30, pîrleri Âsım Tâ’ifî'dir, Hazret'i deblek ile sahûra kaldırırdı.
EÇS I 208b
Sâzende-i çömlek deblekci: Neferât 500, Mısır'da te’lîf olmuşdur. Mahmil-i şerîf alayında dahi çalınır.
EÇS I 208b
Sâzende-i Yemen deblekciyânı: Neferât 12, biri deblek biri dâ’ire gibi küçük dinkefdir, bir yerde akkâmlar çalar.
EÇS I 208b
Sâzende-i makrafa deblekcisi: Neferât 13, Mekke şürefâları çalar, surre emîniyle Rûm'a gelüp alayda geçdiler.
EÇS I 208b
Sâzende-i tablbâzcıyân: Nefer 100, ibtidâ Avcı İsmâ‘îl Nebî çalmışdır, kuş davulu demekdir, helâl sâzdır.
EÇS I 208b
Sâzendegân-ı çağanabâzân: Neferât 200, Acem'de Şîr-i Hudâ nâm bir pehlivân te’lîfidir, ammâ Rûm'da şöhret buldu.
EÇS I 208b
Sâzende-i filcân: Neferât 100, sûr-ı Hümâyûn Şâh'da Muğân-ı Hindî te’lîfidir, ammâ ibret-nümâ sâz olmuşdur.
EÇS I 208b
Sâzende-i kamış mizmârcıyânı: Nefer 100, Şeyh Şüşterî hayâl-i zıl içün te’lîf etdi, kamışdan dilim dilim yarılmış sâzdır.
EÇS I 208b
Sâzende-i tarak mizmârcıyânı: Nefer 100, şehir gulâmları peydâ etmişlerdir ammâ cemî‘i peşrevlerde fasl olunur sâzdır.
EÇS I 208b
Sâzende-i safîrciyân: Nefer 100, kuklabâzlar çalar, iki kemik pâresi arasında deri ile ağızda çalınup kelimât olunur.
EÇS I 208b
{Sâzende-i safîr-i bülbül: Neferât 300, pîr-i mü’ellifi Ebû Alî Sînâ'dır. Bu üç yüz âdem bülbül gibi feryâd-ı gûnâ-gûn ederek ubûr ederler kim gûyâ hıyâbân-ı Acem'de giderler}.
EÇS I 208b
Bu bâlâda tahrîr olunan on aded sâzende-i deblekciyân [ve] tablbâzân [ve] cağanabâzânlar cümle (---) aded neferât bir yere cem‘ olup sâz [u] sözleriyle bir hengâme ve fasl-ı azîm ederek ubûr ederler kim gûyâ kavm-i cemapur gelüp geçmededir. Ammâ bu ibret-nümâ sâzendegân-ı deblekciyânın Yemen debleğinden ve akkâm ve meş‘alciyânın makrafa debleklerinden ve kâse ve filcân sâzlarından Murâd Hân haz edüp huzûrunda vâfir fasl etdirüp akkâm ve meş‘alcibaşıya ihsân etdi.
EÇS I 208b
{Bu sâzendebaşıya yamak cümle yetmiş bir esnâfdır ve cümle (---) neferâtdır, lâkin bu sâzendelerin dükkânları yokdur}.
EÇS I 208b
Hamd-i Hudâ bu mahalde sâz yapan üstâdlar ve sâzende ve hânendelerin ta‘rîf ü tavsîfleri tamâm oldu.
EÇS I 208b
Eğer bu abd-i hakîr-i pür-taksîr Evliyâ-yı bî-riyâ'dan su’âl olunursa bu kadar sâzları ve mü’elliflerini neden bilirsiz denirse Arab u Acem'de ve İsfeç ve Nemse ve Leh u Çeh [ve] Donkarkız ve Danimarka ve Daniska kırallıkların geşt [ü] güzâr etdiğimizde zikr olunan cümle (---) aded sâzlar ve niçe bin o kadar ziyâde gûnâ-gûn sâzlar görmüşüzdür kim inşâ’allâhu Te‘alâ seyâhat etdiğimiz kurâ ve kasabât ve şehr-i mu‘azzamları evsâflarının kitâbetine mübâşeret etdiğimizde cümle sâzlarıyla ve sâzlarının eşkâl [u] sûretleriyle tahrîr olunur.
EÇS I 208b
Ammâ bu bâlâda tahrîr etdiğimiz sâzların ummâlleri ve sâzendeleri ve sâzları İslâmbol'a ve gayrı diyâra mahsûs olan sâzlardır kim anlar dahi şekl [ü] şemâyili ve kadd [ü] kâmet-i târlarıyla sûretleri tasvîrleriyle mahallinde yazılır. Zîrâ bir zamân deryâ-yı aşka gavvâs olduğumuz mahalde âlüfte ve âşüfteliğimiz hasebiyle cümle hânende ve sâzende ve mutrıbân ve kaşmerân ve meddâhânlar ile ihtilâ[t] etdiğimiz cihet ile cümle sâzlar ma‘lûmumuzdur. Zîrâ bu ednâ-yı garîb bir zamân hasırcı olup tel ehli geçinüp sâ’ir erbâb-ı ma‘ârifden gerü kalmamış idik. Beyt:
EÇS I 208b
Kendüyi görmeğe yokdur hâcetBilmeğe ârifile nâdânıCöngünü görmeğile zâhir olurHerkesin mertebe-i irfânı
EÇS I 208b
mazmûnunca bu hakîrin dahi hayli yâddaşı var idi. Ve bâlâda tahrîr olunan sâzları ve sâzendegânları ve mü’elliflerini Sultân-ı şu‘arâ Nihânî Çelebi Sâznâme-i Dilnüvâznâme nâmında risâlesine nazar olunup sâ’ile cevâb-ı şâfî andadır. Göreler kim bu dünyâda ne kadar bin sâz var imiş.
EÇS I 208b
el-Faslu'l-hâmis ve erba‘înEsnâf-ı lu‘bedebâzân [u] sâzendegân [u] mudhikân
EÇS I 208b–209a
Evvelâ şehr-i İslâmbol'da selâtîn-i Âl-i Osmân'ın bir sûr-ı hümâyûnu yâ bir feth-i fütûh-ı şâdimânîlerinde ve destûr-ı şâhî 209a günlerinde ve gayrı a‘yân [u] eşrâfın sûr-ı hitânlarında iki üç yüz âdem hânendegân ve sâzendegân ve mutrıbân ve rakkâsân [ve] pîşekârân [ve] dâ’irezân [ve] mudhik u mukallidân-ı kaşmerân ve nebtîz rind-i cihân yetmiş tâsdan geçmiş semm-i helâhil-misâl şehir oğlanları bir yere cem‘ olup mezkûr sûrlarda bir gün bir gece iki gün beş gün oynayup her gecesine sâhib-i hâneden bir kîse guruş alırlar ve sûrda mevcûd bulunan yârân-ı bâ-safâdan her oyun esnâsında dâ’ire ile pârsâ edüp sabâha dek ba‘zı sûrda bin guruş tahsîl eder oyunkâr üstâd-ı kâmiller vardır. Anlar iki üç yüz kimse olmağile anlara kol ta‘bîr ederler, temâşâgâh kavmdir. Eğer bunları dahi manzûrumuz olduğu mertebe vasf etsek sitâyişnâme-i mutrıbân nâmında bir dîvân olur. Bu esnâf-ı bâzbâzân-ı pehlivânân on iki koldur.
EÇS I 209a
Evvel, ser-çeşme-i pehlivânân Parpul kolu: 300 âdemdir ammâ ekseriyyâ bunların hânende ve sâzende ve rakkâs dilberleri Balatşâh mahallesi veled-i zinâ Çingâneleridir. Ebü'l-kelâm bir alay rind-i cihân lu‘bedebâzlardır.
EÇS I 209a
İkinci, Ahmed kolu: 300 neferdir, bunlar dahi Balat'da olurlar. Kaşmer veled-i zinâları ve pençe-i âfitâb rakkâslarından Mazlûm Şâh ve Küpeli Ayvaz Şâh ve Saçlı Ramazân Şâh ve Küçük Şâhîn Şâh ve Memiş Şâh ve karındaşı Bayram Şâh, cümle şehbâz gulâm-ı şehnâz idi. Pîşkârları Dişlen Hasan ve Boynukısa Hacı ve Çağanabâzı kol sâhibi Pehlivân Ahmed'dir kim fenninde yegâne-i asr idi. Andan,
EÇS I 209a
Üçüncü, şehir oğlanı Kapucuoğlu Osmân kolu: 400 neferdir. Bunlarda aslâ Çingâne yok bir alay rind-i cihân Köçek-i Amr-ı Ayyâr, tâ’ife-i mekkâr [u] nâ-bekâr şehir oğlanları idi. Her biri yegâne-i asr, hânende ve sâzende ve mukallidlerdir kim cihân nüdemâları bunların yanında lâl-i bî-zebân olur.
EÇS I 209a
Dördüncü, Servi kolu: Neferât 300, bunlarda Çingâne ve Rûm ve Ermenî ve Yahûdî harâmzâdeleri vardır kim her biri yetmiş ağ yırtmış rind-i cihânlardır.