EÇS I 214b–215a
Âhir-i kelâm oldur kim Devlet-i Âl-i Osmân'da ve gayrı divelde bu şarâbhâneler mukarrerdir, lâkin bu meyhâneciyân şarâb, nukl, meze, kebâblarından ve dükkân-ı dûzahkârlarından bir şey etmeyüp cümle altı bin meyhâneciyân mahbûb muğ-pîçeleriyle cümle tebdîl-i câme ile pür-silâh olup saf saf, gûnâ-gûn şakalarla rehâvî ve nikrîz 215a makâmlarıyla savt-ı hazîn musanna‘ Urum türkîleri ve dankiyo ve tulum sâzları ve misire düdükleri ve lortani ve erganûn ve luturyanî ve İngilis boruları çalarak bozahânecilerin alayından sonra ubûr ederler.
EÇS I 215a
Ardları sıra bozacıbaşı yeşil takyalı ve kırmızı fesli ve manlifke takyalı, bağır yelekli, bâzûları sığalı, eli boza kürekli ve beli Arnavud işbata kılıçlı, şehbâz neferâtları ubûr edüp halk üzre boza darısı saçarak bir hây-hû ile ve gûnâ-gûn Arnavud şakaları ve murabba‘larıyla ubûr edüp giderler.
EÇS I 215a
Ardları sıra bozacıbaşı esbâb-ı ihtişâmiyle müsellah küheylân at üzre ve sağ yanında hamr emîni esbâb-ı muhteşemânesiyle küheyl at üzre ensesinde yüz aded pür-silâh pençe-i âfitâb kafâdâr iç gulâmlarıyla mehterhânesiz ubûr ederler, ammâ mehterhâneden ziyâde bir hây-hû ile geçer kim âdemin kulakları asam olur. Meselâ cemî‘i meyhânelerde ne kadar sâzendeler ve mutrıbân, kaşmerân, mudhikân, cüvân-mergân var ise bozacıbaşı ve hamr emîni akîblerince niçe bin def ü kudüm ve nefîr ve balaban ve tanbûrî ve santûrî ile ahşama karîb alayköşkü dibinden arz-ı mahâret ederek ubûr etdiler. (---) (---) (---) (---) Âhir, nihâyet,
EÇS I 215a
Esnâf-ı meyhâneciyân-ı Yahûdân: -Dükkân 100, neferât-ı bî-dîn 600, pîrsizleri yine Cemşîd'dir. Ammâ bu mel‘ûnlar sâ’ir Urum meyhânecilerine rağmen cümlesi tebdîl-i câme edüp ne kadar Yahûdî-pîçe mahbûb cüvânlar ve ne kadar pençe-i mehpâre isrâ’îl-pîçe rakkâslar ve gayrı meşhûr dilberler var ise cümlesini zer-ender-zere müstağrak edüp Acemâne ve levendâne esbâblar ve aşkıyâ tarzı husrevânîler ve cübbe ve mağlûteler(?) ve kontuş-ı serhaddî esbâblar geyüp başlarında serbend ve semmûr kalpak ve gûnâ-gûn destâr-ı şedd ü şâşlar sarınup sâ’ir sakallı Yahûdîleri dahi cümle âriyetî zî-kıymet mücevher esbâblar ile başka başlarına altı yüz meyhâneci Yahûdî alay edüp ellerinde billûr ve necef, moran ve mücevher fağfûrî kadehler ile halka ellerinde olan destiler ile şarâb-ı nâb yerine şeker şerbeti bezl ederek ubûr ederler.
EÇS I 215a
Ammâ bunların alayı Yahûdî olmaları sebebiyle tahkîren en gerüde kalır. Zîrâ pâdişâh alayının çerileri ileri gidüp güzîdesi ahîr alayda gider. Beyt:
EÇS I 215a
Bu gün içre budur âyîn-i şâhîYürürler kulları ardınca şehler.
EÇS I 215a
demişler, hakkâ ki yine öyledir. Ammâ bu ordu alayının güzîdesi ve elzem-i levâzımı ileride gider.
EÇS I 215a
Meselâ ibtidâ alay çavuşları asker cem‘ etmek içün ileri gider. Ba‘dehu hâkim tâhir subaşı alayı ubûr edecek yolları pâk eder.
EÇS I 215a
Ba‘dehu lağımcı ve salahorân ve asesbaşı ve subaşı ubûr eder.
EÇS I 215a
Üçüncü fasıl, elzem-i levâzımından bâb-ı şerî‘at ordu monlâsı ubûr etdi.
EÇS I 215a
Dördüncü fasılda, cümle hukemâ ve cerrâhân güzer etdiler kim ordu-yı İslâmda elzem-i levâzımındandır, cümle yamak esnâflarıyla ubûr etdiler.
EÇS I 215a
Beşinci fasılda, çiftçibaşı neferâtlarıyla ubûr etdiler kim bay [u] gedâ, cümle çiftçiye muhtâclardır.
EÇS I 215a
Altıncı fasılda, dîn direği ekmekciyân esnâfıyla ubûr etdiler kim cemî‘i zî-rûh ana muhtâclardır. Bu gûne elzem-i levâzımından olan güzîde askerler ordu alayında mukaddem geçerler.
EÇS I 215a
Ammâ bu meyhâneciyân-ı Yahûdân mühimm [ü] müsta‘cel lâzımlı haşerât olmamağile ne kadar aded olduğu ma‘lûm-ı pâdişâhî olmağiçün 47 fasıl ve (---) aded deryâ-misâl esnâflar ubûr etdükden sonra bu meyhâneci-i Yahûdân geçmesi fermân-ı şehriyârî oldu. Ammâ vakt-i gurûba karîb alayköşkü dibinden geçmeğe kalup bî-vakt olduğıyçün üzerlerinde bî-nihâye zî-kıymet âriyetî esbâbları hıfz içün ve zehresiz cuhûdlar olmağile herkes taş atup tahta kakup vaz‘-ı yed etmemeleriyçün üzerlerine üç oda acemî çorbacılarını pür-silâh akîblerince ve ba‘zısı mâbeynlerinde acemîler silâhıyla Yahûdîlerle ubûr ederlerdi.
EÇS I 215a–215b
Ve bu Yahûdî meyhânecilerinin başka alay etmelerinin aslı oldur kim, cemî‘i zamânda bunlar kimseden yeyüp içmezler ve ihtilât etmezler, eğer ülfet ederlerse ca‘lî âşinâlık ederler. Her şeyleri ümmet-i Muhammed'e husûsan Muhammed isimli bir müslime 215b katl etme ihânetleri mukarrerdir. {Beyt:
EÇS I 215b
Hemîşe bâd adâvet miyân-ı Gebr u Yahûd,Her ân taraf ki şeved küşte sûd-ı İslâm'est}.
EÇS I 215b
Şarâb dedikleri mel‘ûnu bile kimseden alup içmezler. Gayrı meyhânecileri olmasının aslı oldur. Zîrâ azîm kâr ederler. Cümle şarâbın gûnâ-gûnu ve yigirmi otuz yıllık la‘l-gûn ve sarı yâkût ve kehribâr-misilli şarâb-ı Ankona ve şarâb-ı Paris ve şarâb-ı Gingöş-i Budin ve şarâb-ı Alman ve şarâb-ı Sarakuza ve şarâb-ı Mora Arhuza ve şarâb-ı İngilis ve şarâb-ı Sakız ve şarâb-ı Kıbrıs ve şarâb-ı Bozcaada'nın misketi ve şarâb-ı Ayazmend ve şarâb-ı İslâmbol'un ketehoryası bu gûne mey-i nâb-ı la‘l-gûn-ı gûnâ-gûnlar bu Yahûdîlerde zî-kıymet bulunur.
EÇS I 215b
Bunların şarâbına (---) derler, sâ’ir meyhâne şarâblarına (---) derler. Böyle muta‘assıb mel‘ûnlar olduğıyçün başka bir mükellef alay edüp ubûr etdiler kim, cümle ordu alayı bunlarda tamâm oldu.
EÇS I 215b
{Bozacıbaşıya yamak olan meyhâneciyân cümle elli esnâfdır ve cümle (---) aded kârhâne-i rüsvâhânedir ve cümle (---) cünûd-ı cünüb-i mel‘ûnân-ı cehennem sakkâlarıdır kim, İslâmbol'un cümle esnâfları kırk yedi fasıl olup cümlesi bu meyhânecilerde tamâm oldu}.
EÇS I 215b
Ahvâl-i netîce-i itmâm: Alay-ı ordu-yı hümâyûn ibtidâsı tûl-ı nehârın on beş buçuk sâ‘at altı derîce ve üç dakîka olduğu mahalde vakt-i şâfi‘îde alayın ibtidâsı alay çavuşlarıyla alayköşkü dibinden yürümeğe başlayup cümle yekûn esnâfât bin yüz {adeddir} ve cümle (---) {dükkan} ehl-i sanâyi‘dir.
EÇS I 215b
Ve bâlâda tahrîr olunduğu minvâl üzre dörd mollânın ve Bayram Paşa vezîrin ikdâm [ü] ihtimâm-ı tâmiyle cem‘ etdikleri cümle cümle neferât-ı esnâfât (---) (---) kerre yüz bin asker-i pür-silâh-ı deryâ-misâldir.
EÇS I 215b
Bu cümlesi vakt-i seherden deryâ gibi temevvüc edüp cereyân ederek bir günde ubûr edüp her esnâf Yenibâğçe kurbünde Husrev Paşa türbesinde İslâmbol kadısı (---) Efendi hânesi önüne elbette varmaları kânûndur kim, zîrâ cümle ehl-i hırefin narh [u] terâzûlarına nâzır [u] nuzzâr olan İslâmbol mollâsıdır ve cemi‘yyetlerine me’mûr olup anın hükm-i tassarruflarındadır.
EÇS I 215b
Her esnâf monlâ kapusuna varup alayda arz-ı kâlâ etdikleri metâ‘ların cümle mollâya hedâyâ verüp ba‘zı eşyâların ol mahalde yağmâ etdirüp ba‘dehu gelen esnâf ubûr edüp her esnâf alaylarıyla şeyhlerini ve nakîb ve kethudâ ve du‘âcıları ve çavuşları ve ağalarını alaylarıyla şâdumânlıklar ederek hânelerine her esnâf ağaların koyup pâdişâha hayr du‘âlar edüp herkes hânelerine revâne olurlar.
EÇS I 215b
Bu alay içün İslâmbol içre üç gün üç gece kâr olmayup bir alay tertîbi gulgulesi, velvelesi oldu kim diller ile ta‘bîr ve kalemlerle tahrîr olmak mümkün değildir. Ancak bu abd-i hakîr, Evliyâ-yı pür-taksîr küstâhâne alâ kadri'l-imkân bu mertebe tahrîre kâdir olduk.
EÇS I 215b
Ve bir pâdişâh-ı Âl-i Osmân'da ve gayrı hâkân-ı şâh-ı şâhânda ve Fağfûr u Çîn, Mâhânda ve Horasân u Hindistân'da böyle bir alay-ı deryâ-misâl ne olmuşdur ve ne olacakdır, ancak Sultân Murâd Hân-ı Râbi‘in fermân-ı şerîfiyle zâde-i tab‘ı emriyle böyle bir alay-ı ordu-yı hümâyûn olmuşdur.
EÇS I 215b
İşte belde-i tayyibe-i Kostantıniyye, ya‘nî mahmiyye-i taht-ı sâlis İslâmbol böyle âdem deryâsı ve böyle sevâd-ı mu‘azzam, ma‘mûr [u] âbâdân şehr-i Makdonya-yı Gulibeti'r-Rûm'dur. Hafizekellâhu Ta‘âlâ min âfâti's-semeviyyet ve'l-araziyye ve ammerahullâhü Ta‘âlâ ilâ inkira[z]ı'd-devrân âmîn, yâ mu‘în. Bi-hakkı Seyyidi'l-mürselîn.
EÇS I 215b
Hamdü lillâh ki İslâmbol içre olan cümle esnâfı elli yedi fasıl üzre tarh olup cümle fasıl fasıl mehterhâneleriyle ubûr etdikleri fasılları tamâm olup yine sadede gelelim ve bihi nesta‘în.
EÇS I 215b
İki yüz yetmiş birinci fasılİslâmbol'da ne kadar benî âdem vardır anı beyân eder
EÇS I 215b
Evvelâ cümle askerî tâ’ifesi bâlâda mufassal tahrîr olunmuşdur. Andan cümle sâdât-ı kirâm 3036, ulemâ-yı izâm 3000, meşâyihân 2000, imâm-ı hümâm 3006, hutabâ 3005
EÇS I 216a
İki yüz yetmiş ikinci fasılSultân Murâd asrında olan efsah [u] büleğâ şu‘arâları ve nükteşinâsân, münşî, mustalih re’îs-i küttâbları ve hattâtları beyân eder
EÇS I 216a
Evvelâ sultân-ı şu‘arâ Nef‘î Çelebi, Arab [u] Acem'de nazîri yok sultân-ı şu‘arâ idi. Eğer zikr olunacak şu‘arâların elfâz-ı dürer-bârları olan ebyât [u] eş‘ârların yazsak, başka bir dîvân olur. Andan,
EÇS I 216a
Sağır Riyâzî Çelebi, kasîde-perdâz üstâd-ı kâmil idi.
EÇS I 216a
Vahdetî Efendi, penç-beytde bî-bedeldir.
EÇS I 216a
Azmîzâde Hâletî Çelebi, rubâ‘iyyâtda lâ-nazîr kabîlindendir.
EÇS I 216a
Kevkebî, ba‘zı şu‘arâ Kepkebî demişler, müstezâtda akrânı yokdur.
EÇS I 216a
Şâmî Arabî, kasîdelerine nazîre edememişlerdir, Üsküdar'a geçerken gark olup âhir şâmî oldu. Ve,
EÇS I 216a
Atâyî Çelebi, musannif ü mü’ellif, Zeyl-i Şakâyık sâhibi müverrih-i âlem çelebidir. Ve,
EÇS I 216a
Bahâyî Mehemmed Efendi, bin altmışda şeyhülislâm oldu, penç-beyt eş‘ârda lâ-nazîrdir. Ve,
EÇS I 216a
Hubbî Çelebi, ilm-i tevârîhde dahi asrın Firdevsî'sidir. Ve,