EÇS II 232a
Evvelâ kal‘a-i Bilecik ve kal‘a-i İnegöl ve Karahisâr ve İnönü ve kal‘a-i İznik ve Köprühisâr ve Ilıbâd hisârı ve kal‘a-i Kestel ve kal‘a-i Kite ve kal‘a-i Biga ve'l-hâsıl iki yüz kal‘a ve iki yüz hutbe sâhibidir.
EÇS II 232a
Devlet-i Osmâncık'daki vüzerâları beyân eder
EÇS II 232b
Sultân Alâeddîn'den sonra yigirmi bir sene beğ olup yigirmi altıncı yılda vefât etdi. Nevverallahu madca‘ahâ bi-envâri'l-gufrân. Müddet-i ömrleri altmış tokuz sene oldu. Bursa'yı Orhân Gâzî şehzâde iken feth etdiği sâ‘at Osmân Gâzî merhûm olduğuna târîh "Feth-i Bursa" [761] lafzı târîh olmuşdur. Diğer târîh
EÇS II 232b
Meğâribde meşârıkda pür zeynîdirKi târih-i "Ümmü'l-fütûhîn"dir [626] sene (---)
EÇS II 232b
İcmâl-i cülûs-ı Orhân Hân Gâzî b. Osmân Hân Gâzî
EÇS II 232b
Hicret-i Nebeviyye'nin yedi yüz beşinde cülûs etdi.
EÇS II 232b
Fütûhât-ı Orhân Gâzî: Evvelâ, feth-i kal‘a-i Akyazı ve kal‘a-i Konrapa ve Rûmelinde Yanbolu ve feth-i Gelibolu. Târîhi
EÇS II 232b
Kal‘a-i Mudurnu ve kal‘a-i Kocaili ve kal‘a-i İznikmit ve kal‘a-i Yalakâbâd ve kal‘a-i Bursa ve kal‘a-i İznik ve kal‘a-i Taraklı ve kal‘a-i Bolu ve kal‘a-i Göynük ve kal‘a-i Karesi ve kal‘a-i Balıkesrî ve kal‘a-i Bergama-yı hısn-ı hasîn ve kal‘a-i Ezremid ve kal‘a-i Çemennik ve Aşlona hisârı ve Tekirdağı hisârı ve kal‘a-i Bolayır, be-dest-i Süleymân Paşa ibn Orhân Gâzî, yine Bolayır'da yatar, rahmetullahi aleyh. Bu kal‘alar feth olup ibtidâ Hacı Bektâş-ı Velî ta‘lîmiyle yeniçeri askeri nasb olundu.
EÇS II 232b
Ziyâretgâh-ı Orhân Gâzî: Yedi yüz yetmiş bir târîhinde vefât etdi. Babası Osmân Gâzî'yle ikisi iç kal‘a câmisinde bir türbe-i pür-envârda medfûnlardır. Kırk bir sene pâdişâh olup âhir-i kâr âhiret pâdişâhı oldu. Müddet-i ömr, altmış dört sene oldu. Sahibü'l-hayrât ve muhibb-i fukarâ mücâhid-i fî-sebîlillah bir pâdişâh-ı halîm idi.
EÇS II 232b
Orhân Gâzî asrındaki sultân-ı şu‘arâları bildirir
EÇS II 232b
Devlet-i Orhân'da olan kibâr-ı evliyâullahı ve ulemâ ve sulehâları bildirir
EÇS II 232b
Evvelâ Dâvûd-ı Kayserî hazretleri : Karamânîdir. Lâkin Kayseriyye'de tahsîl-i ulûm edüp sâkin olduğıyçün "Kayserî" derler. Muhyiddîn-i Arabî hazretlerinin Füsûs'un şerh etmişdir. İlm-i tasavvufda gûyâ Teftezânî'dir. Orhân Gâzî'nin İznik'de binâ etdüğü medreseye ibtidâ bunlar müderris olup ser-çeşme-i müderrisîn bunlardır.
EÇS II 232b–233a
Ve el-Mevlâ Alâeddîn: Esved Hoca demekle ma‘rûfdur. İlm-i usûlde 233a Muğni'l-Lebîb (?) nâm kitâbı te’lîf [ü] şerh etmişdir. Hakkâ ki şerh-i metîn etmişdir. Ve Kitâb-ı Vikâye'ye dahi bir latîf şerhi vardır.
EÇS II 233a
Ve el-Mevlâ Cendereli Kara Halîl: Devlet-i Âl-i Osmân'da ibtidâ Orhân Gâzî bunları kadı‘asker-i Anadolu edüp cümle kadı‘askerâna pîşvâ oldular.
EÇS II 233a
Ve el-Mevlâ Hasan-ı Kayserî: İlm-i fıkıhda fakîh-i âfâkdır ve Arûz-ı Endülüsî'ye bir müfîd [ü] ma‘kûl şerh etmişdir. Muhyiddîn şâkirdlerindendir. Tekmîl-i fünûn içün Şam'a varup anda tahsîl-i kemâl-i kelâm etdi. (---) (---) (---) (---) (---)
EÇS II 233a
Zamân-ı Orhân Gâzî'de evsâf-ı neseb-nâme-i Sultân Hacı Bektâş-ı Velîkuddise sırruhû
EÇS II 233a–233b
Huzur-ı ıhvân-ı safâya şöyle ma‘lûm ola kim Hünkâr hazretleri âlem-i sabâvetde her giz sıbyân ile karışup lu‘b u lehve meşgûl olmadı ve zât-ı şerîfinde hâller zâhir olup niçe dürlü kerâmetler gösterüp lafz-ı dürer-bârlarından envâ‘-ı kelâm-ı hikmet istimâ‘ olunurdu. Cidden dünyâya meyl ve hevâ ve hevese ve nefse mütâbe‘at göstermedi. Hemân gice ve gündüz hâli ibâdet ü tâ‘at ve zühd ü takvâ idi. Hatta Horâsân'da babası Allah emrine varıcak Hacı Bektâş'a sultânlığı arz eylediler, kabûl etmedi. Kırk sene kâmil çille-i merdân çeküp gündüz sâ’im gice kâ’im olup ibâdet ve riyâzete ve zühd ü takvâya meşgûl idiler. Bi-hidâyetillahi Te‘âlâ şöyle yetişmişlerdi ki gice rûhları âlem-i ecsâmdan âlem-i ervâha ubûr kıldıkda kesâyirü'n-nâs nefsleri dünyâ sıfatından görünürdü ve âlem-i kurbda âşinâ olana âşinâlık gösterirdi ve bâtın-ı esrâr-ı nübüvvet ve kemâl-ı ma‘rifetillah ve ilm-i ledün ve velâyet kendülerinden zâhir olurdu. Bir mertebeye vâsıl oldulardı kim "Bâtın-ı esrâr-ı Alî bendedir", derlerdi. Âhir bir gün Horâsân erenleri Hacı Bektâş'dan nişân istediler. Bir cem‘iyyet-i kübrâda cümlesine kerâmet nişânların gösterdi. Âhir "Kânûn-ı meşâyihân üzre sana bir mürşid-i kâmil lâzımdır kim tarîk-ı Hakka gitmene pîşvâ ola" dediler. "Nola bize bir pîr ola kim ehl-i irşâd alâyimin göstere", dedi. Huzûrunda bir kimesne kerâmet alâyimin göstermeğe kâdir olamayup âhir kendüleri cümle Horâsân erenleri huzûrunda mükemmellik mertebesin remz edüp cümle kibâr-ı Horâsân âlem-i hayretde kaldılar, amma min kıbeli'l-Hak ilhâm-ı Rabbânî ile Hacı Bektâş-ı Velî, "Bu hakîr-i pür taksîrin ceddi kutbu'l-aktâb, sultânü'l-ârifin, ser-çeşme-i neved u hezâr pîrân-ı Türkistân Hoca Ahmed-i Yesevî ibn Muhammed Hânefî hazretleri rahmetullahi aleyh'den cihâz-ı fakrı anlardan kabûl edüp anların irşâdına tâbi‘ olduk ve anlardan me’zûn olup irşâd olduk" deyü işâret buyururlardı. Ve cihâz-ı fakr-ı dervîşân kim evvel kubbe elif tâc ve hırka ve seccâde ve çerâğ ve sofra ve alemdir. Cibrîl-i Emîn aleyhisselâm cennetden Hazret-i Muhammed aleyhi's-selâm'a Allah emriyle getirmişdi. Hazret dahi erkâniyle İmâm Alî'ye teslîm etmişdi. Ol dahi oğlu İmâm Hüseyn'e vermişdi. Anlardan İmâm Zeyne'l-‘âbidîn'e değmişdi. Anlardan İbrâhîm-i Mükerrem hazretlerine değmişdi. İbrâhîm-i Mükerrem, Mervân-ı la‘înin hapsinde iken Horâsân'dan Ebü'l-Müslim-i {Mervî} hazretleri hafiyyeten hurûc edüp ol kubbe elîf tâcı ve hırka ve çerağ ve sofra ve alem ve seccâdeyi İbrâhîm-i Mükerrem hapsde iken erkânı ile Ebu Müslîm-i Mervî'ye tapşırdı. O da İmâm Muhammed Bâkır'a tapşırdı. O da oğlu İmâm Ca‘fer'e tapşırdı. O da İmâm Mûsâ Kâzım'a tapşırdı. O da oğlu Sultân-ı Horâsân Alî b. Mûsa Rızâ'ya tapşırdı. O da Sultânu'l-‘ârifîn ser-çeşme-i neved hezâr ceddimiz pîrân-ı Türkistân Hoca Ahmed-i Yesevî b. Muhammed Hânefî'ye tapşırdı. Hoca Ahmed-i Yesevî rahmetullahi aleyh doksan bin halîfesi var idi. Her biri beşer onar kerre ol kubbe elif tâcı ve hırka ve alem ve seccâde vaslaların istediklerinde birine vermeyüp "Bu vaslaların sahibi var, bizde emânetdir. Sâhibi zuhûr etdükde ana teslîm ederiz" deyü halîfelerine böyle buyururlardı. Ta ki Sultân Hacı Bektaş-ı Velî zuhûr edüp Hoca Ahmed-i Yesevî'den irşâd olup ol tâc ve hırka ve alem ve seccâde vaslaların "Babandan mîrâs cihâz-ı fakrındır" deyü Hacı Bektâş'a 233b tapşırdı. Zirâ bu vasla tâc u hırka vü seccâdeye lâyık olmağa nişânı Hacı Bektâş gösterdi ve her kim ki o kisvetlere ve ol cihâzlara nişân gösterdi, kutbu'l-kübera ki kutbu'l-aktâb mertebesidir ve bu mertebenin bâtını nübüvvet-i Muhammed Mustafa ve velâyet-i Aliyyi Murtazâ'dır. Hassa, bu mertebe irs yüzünden neseb-i Resûl'den gayre müyesser olmaz.
EÇS II 233b
Nesebnâme-i Hacı Bektâş-ı Velî : İsm-i şerîfleri Seyyid Muhammed eş-şehîr bi-Hacı Bektaşi'l-Horâsânî Kuddise sırruhu. Bi'n-nefs Seyyid İbrâhîm-i Mükerrem oğludur. İbrâhîm-i Mükerrem, Mervân'ın habsinde merhûm oldu. İbrâhîm-i Mükerrem Alî Musa Rızâ oğludur. O da İmâm-ı hümâm Kâzım oğludur. O da İmâm Ca‘fer-i Sâdık oğludur. O da İmâm Muhammed Bâkır oğludur. O da İmâm Zeyne'l-‘âbidîn oğludur. O da İmâmü's-sultân Hüseyn oğludur. İmâm Hüseyn'in babası Aliyyü'l-Murtazâ kerremallahu vechehûdur. İmâm Hüseyn'in anası Hazret-i Fâtımatü'z-Zehrâ'dır ki Hazret-i Muhammed aleyhi's-selâmın duhter-i pâkize-ahteridir. Ve şeyh Ahmed-i Yesevî menâkıbında böyle buyurmuşlar. Beyt
EÇS II 233b
Nesl-i Şâh-ı Murtazâ ceddeş Nebiyyi HâşimîDer tevârîh încâ-nist Hâcı Bektâş-ı Velî
EÇS II 233b–234a
Bu takdîrce sâdât-ı Horâsân'ın, Hünkâr hakkında sahîhü'n-neseb olduğuna şübheleri yokdur. Şüphe eden âsim olur, el-ıyâzen billah. Ammâ Tevârih-i Ayn-ı Âlî'de böyle tahrîr eylemiş, lâkin karîne yakındır. Ammâ künye-i ecdâdlarıyla tahrîr eylemiş. Evvelâ Seyyid Muhammed Hacı Bektâş b. Seyyid Mûsâ Nişâbûrî b. Seyyid İshak es-Sâkin-i Râye b. Seyyid İbrâhîm-i Mükerremü'l-Askerî b. Seyyid Mûsâ eş-şehîr bi-Ebî Sebha b. Seyyid İbrâhîm el-Murtazâ el-Asgar b. el-İmâm Mûsâ Kâzım rahmetullahi aleyhim ecma‘în. Fe lâcerem İbrâhîm el-Mücâb Muharrem Sultân-ı Horâsân İmâm-ı Alî b. Mûsâ Rızâ'nın li-ebin ve ümmin birâder-i kihteridir. Zirâ ki imâm-ı velâyet-me’âb İbrâhîm-i Mücâb ve Abbâs ve Kâsım ve Hamza nâm büzürgvârân-ı me‘âlî {cenâb-ı} cümle bir anadan olmağla İmâm Mûsâ'nın otuz yedi evlâdı miyânında memdûh ve mümtâz olmuşlardı. Ya‘nî ki sıfât-ı "Necmetü'n-nübüvve" diye şöhret bulmuşlardı. Pes Hacı Bektâş-ı Velî'nin peder-i azîzi Seyyid Mûsâ-yı Mükerrem, "Nişâbûrî" lakabıyla şöhret bulmuşdur. İmâm Mûsâ Rızâ vefâtından sonra Horâsân vilâyetinden göçüp şehr-i Nişâbûr'da sâkin oldular. Anda Şeyh Ahmed nâm bir azîzin Hateme nâm bir duhterin alup Hacı Bektâş-ı Velî ol kerîmeden tevellüd etdi ve beyne's-sıbyân salâh [u] diyânetle ser-efrâz olup Türk-i Türkân Hoca Ahmed-i Yesevî'nin halîfelerinden Şeyh Lokmân ki Horâsân erenlerindendir. Vâlid-i büzürgvârı Hacı Bektâş'ı Şeyh Lokmân'a tilâmîzliğe verüp Hacı Bektâş anlardan ulûm-ı zâhire ve bâtınayı tahsîl eyledi. Azîz hazretleri Horâsân'da ulu sultân idi. Hatta İmâm Ca‘fer asrında olmağıla İmâm-ı Ca‘fer mübârek kendü hırka-i şerîfin Bâyezîd-i Bistâmî eliyle mezbûr Şeyh Lokmân hazretlerine giydirdi ve "Bu hırka sâhibi geldikde emânetdir, anlara teslîm eyle" deyü emâneten gönderüp teberrüken Şeyh Lokmân giyüp yine hıfz etdiler. Anlar dahi cemî‘î Horâsân erenleri huzûrunda hırkayı Hacı Bektaş-ı Velî'ye teslîm edüp tevhîd [u] tezkîr ile hırkayı Bektâş-ı Velî giymişlerdir kim hâlâ fukarâ-yı Bektâşiyânın giydikleri on iki imâm işâretli on iki terkli tâc-ı beyâz ve cübbe yenli abâ-yı beyâz hırka idi. Ammâ irşâdı Hoca Yesevî'den görüp Rûm erenlerinden olmağla izin taleb edüp yedi yüz fukarâ ile Seyyid Muhammed-i Buhârî-i Saltık ile Hacı Bektâş'ı Rûm'da Osmâncığa gönderüp Mevlânâ-yı Rûmî ve Hacı Bektâş-ı Velî ve Şems-i Tebrîzî ve Muhyiddîn-i Arabî ve Karaca Ahmed Sultân ve gayrı yetmiş kibâr-ı evliyâullahların bin yirde haşr olup sohbet-i hâs edüp Orhân Gâzî asrında Hacı Bektaş-ı Velî iştihâr bulup yeniden çeri ya‘nî yeni-çeri peyda edüp Rûm diyârların Orhân ile ma‘an feth edüp yedi yüz fukarâlarının cümlesin feth olunan şehrlerde sâhib-i seccâde edüp Muhammed Buhârî Sarı Saltık Bây'ı Kâfiristân'a gönderüp Dobruca ve Eflâk ve Boğdan ve Leh ve Moskov'da çok gazâlar edüp "Saltık" nâmıyla iştihâr verdi. Anınçün hâlâ Rûm'da yedi yüz âsitâne-i Bektaşiyân vardır. 234a Ba‘dehû Hacı Bektâş-ı Velî sene (---) târîhinde yine Orhân hilâfetinde merhûm olup Orhân, cenâze-i Sultân'a hâzır olup Kırşehri'nde defn etdiler. Rahmetullahi aleyh.
EÇS II 234a
Nice bin keşf [u] kerâmetleri zâhir ü bâhir olmuşdur. Merkad-i pür-envârların Tatar beğlerinin bir mu‘tekıde duhter-i pâkîze-gevheri Hânım nâm cânım bünyâd eylemişdir. Mürûr-ı eyyâm ile sehl harâba yüz dutup Süleymân Hân asrında Kayseriyye mirlivâlarından Şeytân Murâd nâmıyla mülakkab bir beğ âsitâne-i Hacı Bektâş'ı ma‘mûr [u] âbâdân edüp rasâs-ı nîl-gûn ile pûşîde kılmışdır. Kabri ve şehri müzeyyen etmişdir. Ba‘dehû cümle ahbab-ı tekye ihyâ eden hakkında "Şeytân Murâd değil Sultân Murâd imiş", demeğe başladılar kim kibâr-ı evliyâullaha mu‘tekıd imiş, Rahmetullahi aleyhim ecma‘în dediler. İnşâallah âsitâne-i Hacı Bektâş dahi mahallinde terkîm olunur.
EÇS II 234a
Ve eş-Şeyh Seyyid Ahmed Kebîr-i Rufâ‘î: Orhân meşâyihlerinden ulu sultândır. Amasiyye Lâdik'i şehri içre Ulu Câmi‘de medfûndur. Târîhi sene isnâ ve hamsîn [ve] seb‘a mi’e'dir [752].
EÇS II 234a
eş-Şeyh Hasan er-Rufâ‘î: Orhân Gâzî bunların mu‘tekıdi idi. Tokad'da Sünbüllü Baba'ya karîb bir âsitânede medfûndur. Lâdik şehrinde medfûn Şeyh Ahmed Kebîr-i Rufâ‘înin ammîzâdesidir.
EÇS II 234a
eş-Şeyh Geyikli Baba: Fukarâ-yı Bektâşiyân'dandır.
EÇS II 234a
eş-Şeyh Karaca Ahmed Sultân: Acem şâhzâdelerindendir. Terk-i dünyâ olup seyâhat ile Orhân'a gelüp Hacı Bektâş-ı Velî ile müşerref olmuşlardır. Büleyde-i Akhisar'da medfûn ulu âsitânesi vardır. Kırşehir'de dahi makâmları vardır, ziyâretgâh-ı inâsdır.
EÇS II 234a
eş-Şeyh Ahî Evrân-ı Kayserî: Selçûkıyândan berü mu‘ammer olup Orhân sohbetiyle müşerref olmuşdur. Monla Hünkâr ve Şems-i Tebrîzî ve Sadreddîn-i Konevî ve Hacı Bektâş-ı Velî ile dahi hem-celîs olmuş tabbâğlık eder ulu sultândır. Denizli şehrinde medfûndur.
EÇS II 234a
eş-Şeyh Abdâl Murâd: Sultân Orhânîdir. Ziyâretgâhları mahallinde tavsîf olunur.
EÇS II 234a
İcmâl-i cülûs-ı Gâzî Hudâvendigâr Murâd Hân-ı Evvel ibn Orhân Gâzî
EÇS II 234a
Sene târîhinde cülûs etdi, vilâdeş sene 727.
EÇS II 234a
İcmâl-i feth-i fütûhât-ı Gâzî Murâd Hân-ı Evvel
EÇS II 234a
Evvelâ feth-i Edirne sene 761 ve feth-i kal‘a-i Siroz sene 786 ve ceng-i azîm-i Varna sene 846, feth-i Batnos ve feth-i Misis ve feth-i Burgos ve feth-i Dimetoka ve feth-i Keşân-ili ve feth-i İpsala mükerrer ve feth-i Edirne Zağrası ve feth-i Gümülcine ve feth-i kal‘a-i gevher-nigîn-i Kütâhiyye ve feth-i Hamîdili ve feth-i Akşehir ve feth-i Seydîşehr ve feth-i Yalvaçhisâr ve feth-i Burkoz ve feth-i Polya ya‘nî Tanrı-yıkdığı ve feth-i İskete ve feth-i Marilye ve feth-i Havâle ve feth-i Dusin ve feth-i Zihne ve feth-i diğer Siroz ve feth-i Ferkariyye ve feth-i Köprü ve feth-i Perilpe ve feth-i Manastır ve feth-i Filoronya, bu kılâ‘lar feth olup cümle guzât-ı müslimîn mâl-ı ganâ’imle muğtenim oldular. Ve yeniçeriler altun yaldızlı üsküf giydiler idi. {Bilecik şehrinde bir câmi‘ ve Bursa Yenişehri'nde bir câmi‘ ve bir zâviye ve anda Postun-pos Baba'ya bir âsitâne inşâ etdi.}