EÇS III 14a
Evsâf-ı mesîregâh [u] teferrücgâh-ı bâğ-ı İreme-zâtü'l-imâd-ı Merâm-ı hıyâbân
EÇS III 14a
Evvelâ bu İreme-zât-ı Merâm'ı ve bu hâdîka-i revza-i Rıdvân-ı bâğ-ı cinân-misâli niçe bin sultân-ı şu‘arâlar şehrengiz edüp ta‘rîf u tavsîf etmişlerdir, ammâ Hudâ âlimdir deryâda katre ve güneşde zerre medh edememişlerdir. Munsıf olan cihânbân seyyâhân-ı büldânlar "Cihânda mislin görmedik" derler. Hakkâ ki bu hakîr de bu Konya temâşâsına gelince yigirmi sene seyâhatimiz olup böyle bir gaytân [u] hıyâbân görmedim. Budin serhaddinde Peçoy-ı sirem-mânend bâğ-ı İrem şehrinin kal‘a ardında Barudhâne mesîregâhı ve Kırım cezîresinde Sudak bâğı ve İslâmbol'da Âl-i Osmân'ın yüz yetmiş bâğçe-i gülistânları ve Malâtiyye Aspozusu ve Tebrîz'de Şâh-ı Cihân bâğı ve bu Konya Merâmı mesîregâhının yanında o temdîh olunan mesîregâhlar bir çemenzârçe değildir.
EÇS III 14a
Netîce-i merâm Hazret-i Sultânu'l-ulemâ'nın ve Celâleddîn-i Rûmî hazretlerinin ve yetmiş yedi tabakât kümmelîn gavs-ı a‘zamların nazarı ta‘alluk etmiş bir nazargâh-ı evliyâdır. Cümle dokuz bin aded bâğ u bâğçedir. Garîbü'd-diyâr kimesne bu bâğ-ı Merâm'a girse gâ’ib olur ve gûnâ-gûn tuyûr-ı hoş-elhânın neğamât-ı sadâ-yı nevâhânlığından âdem hayât-ı cân bulur.
EÇS III 14a
Husûsan bülbül-i gûyâ-yı hezârın hezârân neğamâtı hayât-ı câvidân verir. Ahâlî-i Konya ehl [u] iyâlleriyle sekiz ay bu bâğ-ı Merâm'da sâkin olup zevk [u] sefâ edüp felekden kâm alırlar. Niçe bin bâğ evleri ve külbe-i ahzânları ve cevâmi‘ ü mesâcid ü musallâ ve hân u hammâmât ve çârsû [vü] bâzâr var kim Konya şehrine gelmeğe muhtâc değillerdir.
EÇS III 14b
Ve bu şehr-i Konya'nın cânib-i şarkında Aksarây üç merhale yerdir ve kıblesinde Kâfiryat kal‘asın geçüp Lârende kal‘ası bir gereği konakdır ve cânib-i cenûbunda Adaliyye ve Alâ‘iyye iskeleleri ikişer konakdır ve cânib-i garbında (---) (---) .
EÇS III 14b
Mahmiyye-i Konya'nın enderûn [u] bîrûnunda âsûde olan kibâr-ı evliyâü'l-ârifîn ve asfiyâü'l-vâsılîn haccallahu ale'l-âlemîn radıyallahu te‘âlâ anhüm ecma‘în ve kaddesenallahu sırrahu'l-mübîn hazretlerinin merkad-i pür envârların ayân u beyân eder
EÇS III 14b
Evvelâ müftî-i esrâr-ı ilâhî ve mücâhede-i envâr-ı nâ-mütenâhî, şem‘-i dâniş, çerâğ-ı Âferîniş, imâm-ı sâhib-i sadr, hümâm-ı âlî-kadr, şem‘-i âlem, çerâğ-ı hurrem, umde-i asfiyâ, zübde-i evliyâ, eş-Şeyh Hazret-i Sultânu'l-ulemâ: İsm-i şerîfi Hazret-i Hasan Belhî el-Hatîb ibn Mahmûd ibn Mahmûd el-Hatîb ibn Mevdûd b. Sâbit b. Müseyyeb b. Mutahhar b. Hammâd b. Abdurrahmân b. Emîrü'l-mü’minîn Hazret-i Ebâbekirü's-Sıddîk radıyallahu te‘âlâ anhüm ecma‘în hazretlerine müntehîrdir. Kendüleri Belh'den Sultân Alâ’eddîn'e gelüp dîn-i mübîni âşikâre etmeğe diyâr-ı Rûm'a sene 505 târîhinde gelüp (---) sene mu‘ammer olup sene 631 târîhinde merhûm olduğu {ahd-i Sultân Alâ’eddîn-i Selçukıyân-ı âharda idi.
EÇS III 14b
Ba‘dehû oğlu Celâleddîn-i Rûmî ki Hazret-i Monla Hünkâr'dır, ibn Hazret-i Sultânu'l-ulemâ'dır. Seccâde-nişîn-i halîfe-i fukarâ oldu} âstân-ı sa‘âdetinde medfûndur ve bu sultânın sandûkasıyla beraber bir tâlibân-ı tarîk-i îkân u sârbân-ı rahîk-ı irfân, ya‘kubu'l-vâsılîn, matlûbu't-tâlibîn, hurşîd-i sipihr-i imâmet, cemşîd-i şerîr-i kerâmet, menba‘-ı uyûn-ı müşâhede, mecma‘-ı fünûn-ı mücâhede, bahr-i vefâ, kân-ı şifâ, münferid-i asfiyâ, müctehid-i evliyâ eş-Şeyh Hazret-i Monla Hudâvendigâr Celâleddîn-i Rûmî, ya‘nî Hazret-i Mevlânâ Muhammed b. Sultânu'l-ulemâ Hasan-ı Belhî b. Mahmûd b. Mevdûd b. ilâ intihâ-i Hazret-i Ebâbekirü's-Sıddîk radıyallahu te‘âlâ anhüm ecma‘în.
EÇS III 14b
Bu Hazret-i Mevlânâ'nın maskat-ı re’sleri diyâr-ı Belh'de mütevellid olup âlem-i sabâvetde kâmil ve mükemmel iken pederleriyle diyâr-ı Karamân'a cümle akrabâ vü ta‘allukâtlarıyla gelmişlerdi. Vilâdet-i bâ-sa‘âdetleri Belh'de sene erba‘a ve sitte-mi’e Rebî‘u'l-evvelinin yevm-i sâdisinde müştakk olmuşdur. Zamân-ı sa‘âdetlerinde tarîk-i Nakşîbendiyye'de dört kerre yüz bin müslimîne pîşvâ olup kendüleri ulemâ-yı zâhirden iken Şems-i Tebrîzî hazretlerinden cihâz-ı fakrı kabûl edüp ilm-i bâtını dahi anlardan tekmîl edüp tarîk-i Mevlevî'yi îcâd edüp dört kere yüz bin ibâdullahı dahi irşâd edüp ba‘dehû sene 673 Sultân Rükneddîn Süleymân asrında mâh-ı Cemâzi'l-âhiresinde dâr-ı fenâdan dâr-ı bekâya rıhlet edüp pederleri ile yan yana sandukalar içre medfûnlardır. Bu hisâb üzre müddet-i ömr-i azîzleri altmış sekiz sene üç ay mu‘ammer olmuşlardır. Kuddise sırruhu.
EÇS III 14b
Andan ziyâret-i gavvâs-ı deryâ-yı dîn, bahr-i dürr-i yakîn eş-Şeyh Çelebi Hüsâmeddîn Hasan b. Muhammed b. Hasan ibn Alî Türkmân, Hazret-i Mevlânâ'nın nazar-kerdeleridir. Mesnevî-i Şerîf te’lîfine bunlar sebeb olmuşlardır. Hazret-i Mevlânâ'dan sonra cümle fukarânın izniyle bunlar sâhib-i seccâde olmuşlardır. Sene 684 târîhinde Gıyâseddîn Mes‘ûd-ı Selçukî asrında merhûm olup Hazret-i Mevlânâ cenbinde âsûdedirler.
EÇS III 14b–15a
Andan ziyâret-i sultân-ı dünya ve dîn, sîmurg-ı kâf-ı yakîn eş-Şeyh Hazret-i Veled Efendi Bahâ'eddîn ibn Hazret-i Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî b. Hazret-i Sultânu'l-ulemâ. Hazret-i Monla Hünkâr'ın ferzend-i erşedi idi. Vilâdet-i sa‘âdetleri Konya'da sene selâse ve ışrîn ve sitte-mi‘e'de vâkı‘ olup Çelebi Hüsâmeddîn'den 15a sonra halîfe olup bunların zamânında büyük vâlideleri ya‘nî Hazret-i Mevlânâ'nın vâlide-i müşfikaları Konya şehrinin kıble cânibine bir menzil dırâz [u] ba‘îd Lârende şehrinde sâkin idi. Bu Sultân Veled Efendi'nin vâkı‘asına büyük vâlidesi girüp "Yetiş yâ veledî, hâlet-i nez‘imdir. Beni defn eyle" deyü menâmında görüp ol ân Sultân Veled bîdâr olup tayy-ı mekân ile Lârende'de bulunup pederi vâlidesinin hâlet-i nez‘inde yetişüp büyük vâlidesini binâ etdüğü Lârende Mevlevîhânesinde defn edüp yine tayy-ı mekân ile Konya'ya gelüp bu keşf [u] kerâmetini ifşâ etdiklerinde âhir sene isnâ ve aşere ve seb‘a-mi’e târîhinde merhûm olup müddet-i ömr-i azîzleri seksen dokuz sene olup peder-i azîzi Hazret-i Hünkâr yanına defn ederken Mevlânâ hazretleri mübârek dest-i şerîfleriyle Sultân Veled Efendi'ye yer gösterdikleri müsbitdir. Rahmetullahi aleyhim ecma‘în.
EÇS III 15a
Bu hakîr-i pür-taksîr bin altmış târîhinde Melek Ahmed Paşa efendimiz sadrıa‘zam iken fermân-ı pâdişâhî ile bu âsitâneyi ta‘mîr ü termîm edüp evkâfnâmelerine nazar olundukda hasîb [u] nesîbleri bu gûne tavsîf olunmuşdur:
EÇS III 15a
Evsâf-ı âsitâne-i Hazret-i Mevlânâ binâ-yı Sultân Süleymân Hân aleyhi'r-rahmeti ve'l-gufrân : Niçe mülûk [u] selâtînler bu âsitâneyi ta‘mîr ü termîm etmişdir, ammâ sene 941 târîhinde Süleymân Hân Bağdâd fethine giderken iki yüz kîse masraf koyup Bağdâd-ı behişt-âbâdı feth edüp gelince evvelâ Sultânu'l-ulemâ ve ferzendi Hazret-i Monla Hünkâr'ın sandûkalarını zer-ender-zere müstağrak etdirüp sîm şebekeler ve cânib-i erba‘asında hüsn-i hatt-ı kelâm-ı izzetler ve sîm-âvân şem‘dân ve buhûrdân ve gülâbdânlar ve çerâğdânlar ile ârâste ve niçe bin zî-kıymet kanâdîl ü musanna‘ maslûbâtlar ile pîrâste olup Hazret-i Sultânu'l-ulemâ'nın sandûkası cümleden âlî ve Monla Hünkâr'ın sandûkası andan alçak (---) alçakdır ve ser-i sa‘âdetlerinde Mevlevî külâhları üzre beyâz destâr-ı Mevlevîler ve gerdenleri olan yer mahallinde Keşmîrî ve Lâhûrî şâllar ve taylesân-ı sünnet-i Muhammedî mehâbet ve salâbetli kabr-i şerîflerdir kim harem-i şerîfden gören âdeme vehm târî olup bir dehşet hâsıl olur. Bu kabr-i şerîfler semâ‘hânenin cânib-i kıblesi kûşesinde cânib-i erba‘aları şebeke ile mebnîdir. Üzerlerinde başka kubbeleri yokdur. Ve semâ‘hâne meydânı bir mücellâ sahrâ-yı musaykaldır. Başka mutrıbhâneleri ve ibâdethâne mihrâbı amûd-ı mevzûnlar ile mebnî bir âsitânedir ve bir beyâz mermer-i hâm ile döşenmiş bir vâsi‘ harem-i azîm var. Cümle (---) aded kapusu vardır ve bu harem-i muhteremin cânib-i erba‘asında müte‘addid dervîş-i dil-rîşân hücreleri vardır. Revzenleri etrâfında olan hıyâbâna nâzırdır. Haftada (---) âyîn-i Mevlânâ olup üç yüzden mütecâviz kimi molla ve kimi beğ ve paşa ve her biri birer bâğın gülü ârif-i billah terk-i dünyâ edüp âsitâne-i Mevlânâ'da çark edüp semâ‘ [u] safâ ederler. Her biri birer akl-ı Aristo musannif ü mü’ellif pâ-bürehne ve ser-bürehne fakr-ı fahr ile tefâhür eder cânlar vardır. Şeb [u] rûz aşk-ı İlâhî ile sermest [ü] serbâz dervîşânlar vardır. Ve kilâr ve furûn ve bir matbah-ı dârü'l-it‘âmı dahi cümle bu zikr olunan âsâr-ı hayrâtlar Süleymân Hân'ındır. Ve bu tekye-i ışret-gede kurbunda iki minâreli bir câmi‘ ve bir medrese ve imâret-i dârü'z-ziyâfe cümle Süleymân Hân'ındır. Bu hayrât [u] hasenâtın cümlesi kârgîr binâ-yı kıbâb-ı âlîler ile mebnî ve serâpâ nîl-gûn rasâs-ı hâs ile mestûr olmuş binâ-yı azîmlerdir. Netîce-i merâm Devlet-i Âl-i Osmân'da böyle bir âsitâne-i azîm yokdur.
EÇS III 15b
Bu âsitâne hâricinde olan gurrâfe-i dervîşânda âsûde olan kibâr-ı evliyâullahları ve gayrıları ayân u beyân eder
EÇS III 15b
Ziyâret-i eş-Şeyh Hazret-i Sadreddîn-i Konevî: Kuyumcubaşı oğlu idi. Vâlidesin Muhyiddînü'l-Arabî alup zifâf gicesi Muhyiddîn bir tavuğu cümle tenâvül etdikde ehli "Şu ma‘sûm Sadreddîn'e bir lokma vermedin" deyince hemân Muhyiddîn dücâcın kemiklerin "Kum bi-iznî" dedikde bi-emrillah tavuğun üstühânları hayât bulur. Zîrâ Muhyiddîn "Hüve Hüve" makâmında kutb-ı avn idi. Anınçün "Kum bi-iznî" dedi, "Kum bi-iznillah" demedi. Hatunu bu kerâmeti görüp oğlu Sadreddîn'i Muhyiddîn'e teslîm edüp cemî‘i ulûm-i evvelîn ü âhirîn ve ilm-i ledünni Muhyiddîn-i Arabî'den görüp mürşîd-i kâmil olmuşdur ve ügey oğlu ve perverdesi ve nazarkerdesi olmuşdur. Radıyallahu anhümâ
EÇS III 15b
Ve ziyâret-i eş-Şeyh Muhakkık-ı Tirmîzî (---) (---) kuddise sırruhu.
EÇS III 15b
el-Mevlâ Muhyiddîn Muhammed b. Muhammed eş-şehîr Martalos Efendi: Mevlevîyân kurbunda medfûndur.
EÇS III 15b
el-Mevlâ Ahmed b. evveli'l-Kazvînî dahi Mevlevîyân cenbinde âsûdedir.
EÇS III 15b
Bu şehr-i Konya şehzâde-i Âl-i Osmân pây-ı tahtı olmağıla niçe şehzâdeler nazargâhıdır ve niçeler medfûndur. Hattâ sene 966 târîhinde Süleymân Hân, Şehzâde Selîm Hân'a Konya eyâletin hükm-i hükûmet ve adl-i adâlet eylesin deyü eyâlet-i mezbûre ihsân eyledikde bu beyt-i zîbâ târîh olmuşdur,
EÇS III 15b
Livâ-yı adl-i şehzâde verüp nûrKaramân ellerini kıldı Aydın sene (---).
EÇS III 15b
Ba‘dehû Süleymân Hân oğlu Bâyezîd'e Amasiyye sancağın sadaka edüp lalasının ve Kuduz Ferhâd Beğ'in iğvâsıyla Konya'da Selîm Hân ile hüsn-i zindegânî edemeyüp Amasiyye livâsıyla Konya sancağı birbirine meşâ olmağıla iki birâder şehzâdeler birbirinin askerin kırmağa başlayıp bu ahvâl-i pür-melâl Süleymân Hân'ın mesmû‘-ı hümâyûnları olup bi'z-zarûrî Bâyezîd'i Amasiyye'den ma‘zûl edüp âsitâne-i devlete karîb Kütahiyye sancağı ihsân olundukda Şehzâde Bâyezîd "Hay beni İslâmbol'a karîb götürürler, hayr değildür" deyü sarı Rüstem Paşa'nın iğvâsıyla Bâyezîd âsî olup seksen bin Türk eşirrâsı asker cem‘ edüp Sultân Bâyezîd asâkir-i anîdiyle Konya sahrâsında bedîd olunca Şehzâde Selîm tarafından imdâda gelen Vezîr Mehemmed Paşa azîm asker ile çarhaya çıkıp Konya kal‘ası altında iki birâder askeri birbirine mukâbil sâf bağladılar. Selîm tarafında yeniçeriler saf saf durdular. Bâyezîd'in ibtidâ hücûm eden eşirrâ ceyşine yahşi kurşum urdular. İbtidâ hamlede ol iki alayın güzîdesi belki ziyâdesi şehâdet şerbetin içdiler. Bu hâl üzre tâ vakt-i gurûba dek ceng-i azîm olup leyle-i muzlim olmağıla herkes tarafeynden sancakları dibinde karâr etdiler. Ale's-seher yine tarafeynden cenk tablına tarralar urulup tâ vakt-i zuhra dek ceng-i şehzâdegân olup âhir-ı kâr nesîm-i nusret bi-emrillah Şehzâde Selîm tarafına esüp Bâyezîd'in cem‘ etdüğü eşkıyâlar dendân-ı tîğ-ı âteş-tâbdan geçüp bakıyyetü's-seyfi girîzân olmağa başladıkda hemân fakîr Bâyezîd, oğlu Şehzâde Orhân ile ve lalası Kuduz Ferhâd ile cümle üç yüz nefer kimesne ile Amasiyye'de karâr edüp Nahşivânlı Akın Seyfeddîn nâm bî-dînin re’yiyle Şehzâde Bâyezîd ve dört aded ciğer-kûşesiyle diyâr-ı Acem'de Şâh Tahmâs'a varup dahl düşüp ana i‘zâz u ikrâm edüp hoş dutdular. Beri tarafda Selîm mansûr [u] muzaffer mâl-ı ganâyimle Konya'da âsûde olup bu ceng-i azîme târîh:
EÇS III 15b
"Eyledi Sultân Selîm ile kıtâli Bâyezîd"sene 966.
EÇS III 15b–16a
Ba‘dehû Bâyezîd'i evlâdlarıyla şâh der-i devlete gönderüp beş şehzâdesiyle Sivas'da katl olunup paşa sâkin olduğu kal‘anın şimâl tarafındaki kapu hâricindeki mezâristân içinde medfûnlardır, rahmetullahi aleyh. 16a
EÇS III 16a
Konya şehrinden yine cânib-i kıbleye 8 sâ‘atde,
EÇS III 16a
Menzîl-i kasaba-i İsmîl: Konya nevâhîlerinden niyâbetdir ve (---) (---) hükûmetdir ve cümle (---) aded hânedân-ı imâretdir. (---) Câmi‘ ve hân ve hammâmı var ma‘mûr beldedir. Andan (---) sâ‘atde,
EÇS III 16a
Evsâf-ı menzil-i kasaba-i Karapınar-ı Konya
EÇS III 16a
Rûmeli'nde dahi Kırkkilise Karapınarı olmağıla buna Konya Karapınarı derler. Konya hâkinde (---) kazâsı hudûdunda (---) hâkimlikdir. Âb [u] hevâsı latîf, bâğ u bâğçeli (---) hâne-i ma‘mûrlu şîrîn kasabadır. Çârsû içre Süleymân Hân câmi‘i kurşumlu binâ-yı mu‘azzam câmi‘dir. Mi‘mâr Sinân binâsıdır. Ma‘mûr imâret-i dârü'z-ziyâfesi var.
EÇS III 16a
mâ‘ada mesâcidler ve üç tekye ve (---) hammâm (---) ve (---) aded hân (---) ve mekteb-i sıbyân (---) (---) ve cümle (---) esvâk-ı sultânî ile müzeyyen tâ şehr-misâl kasaba-i hoş-hısâldir.
EÇS III 16a
Evsâf-ı şehr-i kadîm Ereğli ya‘nî kal‘a-i atîk Erkili
EÇS III 16a
Devlet-i Âl-i Osmân'da seyâhat etdiğimiz yerlerde dört Ereğli vardır. Bir Rûmeli'nde İslâmbol kurbunda Silivri ile Tekirdağı mâbeyninde Tekirdağı Ereğlisi, bir liman-ı azîmli kal‘a-i köhne-âbâddır. Biri dahi Kastamonu hâkinde Karadeniz sâhilinde Akçaşâr ile şehr-i Bartın mâbeyninde Bartın Ereğlisi derler ve Sarıhan Ereğlisi, harâbe olmadadır, amma bu Karamân Ereğlisi Hazret-i Resûl-i Kibriyâ'nın Hazret-i Ömer'e verdiği ağzı yârı mu‘cizesiyle ve Hazret-i Sultânu'l-ulemâ ve Celâleddîn-i Rûmî Mevlânâ'nın nazargâhı olması sebebiyle günden güne terakkîde olup ma‘mûr [u] âbâdân olmadadır. İbtidâ bânîsi be-kavl-i Tevârîh-i Yanvan Hazret-i Sâm b. Nuh aleyhi's-selâmdır.
EÇS III 16a
Ba‘dehû kal‘asın Hazret-i Ebâbekir hilâfetinde ashâb-ı güzînin gulgulesi havfinden Kayser Harkil bir kal‘a-i bî-adîl binâ edüp ismi Harkiliyye idi. Ba‘dehû sene 484 târîhinde Sultân Alâ‘eddîn Sultânu'l-ulemâ ile bu kal‘ayı ceng-i azîm ve neberd-i elîm ile feth edüp cemî‘i mecrûhlara ve marîzlılara Peygamber Pınarı'nın başındaki çamurdan mecrûhlara Sultânu'l-ulemâ sürünce cümle ehl-i derde ol gül-i mübârek dâ-i devâ olduğundan "Er-kili" ya‘nî "Er-çamuru" demeden galat Ereğli nâmıyla müsemmâ bir şehr-i nazar-gâh-ı evliyâ şehr-i ra‘nâdır. Ba‘dehû Etrâki ısyân edüp sene (---) târîhinde Ebü'l-feth Sultân Mehemmed kal‘asın feth edüp bir dahi eşirrâ-i Etrâk mütehassın olmasın içün kal‘asın câ-be-câ münhedim etmişdir. (---) Üzre şekl-i muhammes Şeddâdî binâ bir kal‘a-i ra‘nâdır, ammâ içinde dizdârı ve neferâtları ve cebehânesi yokdur.
EÇS III 16a–16b
Ebü'l-feth Gâzî tahrîri üzre Karamân eyâletinde mu‘âf u müsellem Haremeyn-i Muhteremeyn evkâfı şehr-i ma‘mûrdur. Âsitâne-i sa‘âdetde dârüssa‘âde ağası kânûn-ı pâdişâhî üzre nâzır-ı nüzzârıdır. Anların tarafından bir muhteşem ağa-yı zîşân yüz atlı ile hükûmet eder. Cemî‘i mülûk-ı İslâm'da olalı Haremeyn evkâfıdır. Hattâ dest-i küffârda iken Kral Harkil-i bed-fi‘âl bu şehrin suyu mu‘cize-i Resûl ile cereyân etdüğün görüp gerçi îmâna gelmedi ammâ Hazret-i Ömer'e ve gayri emîrü'l-mü’minînlere her sene hedâyâ gönderüp bu şehri, himâye-i Resûlullah'da olmuş idi. Zîrâ bu Harkil Kayser'in Hazret-i Ömer Medîne'de durduğu yerde parmağıyla Kayser'in gözün çıkarup kör Harkil olup niçe kim hayâtda idi, halîfelere hedâyâ gönderirdi. İlâ hâze'l-ân halîfelerin himâyesinde olup Haremeyn hâkimi zabt eder. Karamân paşasının tevâbi‘i aslâ te‘addî edemez ve bir hâkimi dahi şerî‘at tarafından üç yüz pâyesiyle şerîf kazadır ve cümle (---) aded âbâdân nâhiye kurâları vardır. Senevî yedi kîse mezkûr nevâhîlerden hâsıl olur. Kethüdâyeri ve yeniçeri serdârı ve muhtesibi ve şehir nâ’ibi ve şehir subaşısı ve su taksîminde mîr-i âbı ya‘nî su ağası vardır. 16b Eğer bu şehirde su ağası olmasa şeb [u] rûz kan kavgâ eksik olmazdı. Zîrâ bu şehir Peygamber Pınarı dağı dibine vâkı‘ olup şehrin cânib-i şarkîsi ve garbîsi ve şimâli tarafı cümle Harkil Ovası add olunup bu ferah-fezâ-yı dilküşâda cümle yiğirmi altı bin müseccel ve makyûd bâğ u bâğçe ve mezâri‘âtlar vardır. Cümle gayr-i mü‘cizeler ile re’y olmağa muhtâc olduğunda bir su hâkimi vardır. Cümle bâğ u bâğçelerden su hakkı olup Haremeyn'e surre gider ve bu şehr-i İrem cümle (---) aded (---) örtülü fevkânî ve tahtânî sarây-ı âlîler ve hânedân-ı ma‘mûrlar ve büyût-ı zîbâlar ile ârâste ve her hânede birer mâ’-i câriye ve havz u şâdırvânlar ile pîrâste olmuş şehr-i âbâdân [u] müzeyyendir. Cümle (---) aded câmi‘dir. Cümleden Koca Mehemmed Paşa câmi‘i Süleymân Hân vezîri câmi‘i olmağıla Mi‘mâr Sinân binâsıdır.
EÇS III 16b
Ve cümle (---) aded hândır. Cümleden Rüstem Paşa kârbânsarâyı Mi‘mâr Sinân binâsıdır.