İçeriğe geç
Tarihsel DerlemEski Türkçe · Karahanlı · Eski Anadolu · Osmanlı Türkçesi · 7.–17. yy.
Çukurova Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi logosu Çukurova Üniversitesi logosu
Eserler · Osmanlı Türkçesi

Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi

Osmanlı 17. yy. Düzyazı-Şiir kısaltma: EÇS metin aranabilir

Kaynak notu (editör girişi): Künye: EÇS <kitap> <varak>; IX. ve X. kitaplarda esas yazma Y'nin varağı (ör. EÇS X Y451a). Metin içinde ⟦218a⟧ varak başını, ⟦3 satır boş⟧ yazmada boş bırakılan satırları, ⟦Arapça⟧ neşirde Arap harfleriyle dizilmiş âyet ya da ibareyi gösterir (bunlar sözcük sayılmaz). Neşrin işaretleri korunmuştur: [ ] editör eklemesi, ( ) editörün fazlalık ya da düzeltme saydığı yer, { } derkenar (çıkma), (---) yazmada boş bırakılmış sözcük, (...) okunamayan sözcük, (?) okuma kuşkusu. Dipnotlar (âyet mealleri) ile neşirlerin giriş, içindekiler ve dizin bölümleri alınmadı. Word dosyalarındaki Mac Türkçe yazı tipi bozulmaları (› fl fi € ‹ ⁄ → ı ş Ş ğ İ Ğ) ile I., VIII. ve IX. kitaplarda küçük i'ye düşmüş büyük İ'ler düzeltildi; III. kitabın iki kopyası birleştirildi; birkaç kesin dizgi hatası (amãn → amân, sene l044 → 1044 vb.) giderildi.

Kaynak yayın

  • Evliyâ Çelebi b. Derviş Mehemmed Zıllî, Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi: Topkapı Sarayı Kütüphanesi yazmalarının transkripsiyonu – dizini, İstanbul: Yapı Kredi Yayınları.
  • I. Kitap (Bağdat 304; yeni baskı): haz. Robert Dankoff, Seyit Ali Kahraman, Yücel Dağlı.
  • II. Kitap (Bağdat 304): haz. Zekeriya Kurşun, Seyit Ali Kahraman, Yücel Dağlı, 1998.
  • III. Kitap (Bağdat 305): haz. Seyit Ali Kahraman, Yücel Dağlı, 1999.
  • IV. Kitap (Bağdat 305): haz. Yücel Dağlı, Seyit Ali Kahraman, 2000.
  • V. Kitap (Bağdat 307): haz. Yücel Dağlı, Seyit Ali Kahraman, İbrahim Sezgin, 2001.
  • VI. Kitap (Revan 1457): haz. Seyit Ali Kahraman, Yücel Dağlı, 2002.
  • VII. Kitap (Bağdat 308): haz. Yücel Dağlı, Seyit Ali Kahraman, Robert Dankoff, 2003.
  • VIII. Kitap (Bağdat 308): haz. Seyit Ali Kahraman, Yücel Dağlı, Robert Dankoff, 2003.
  • IX. Kitap (Bağdat 306 [Y], Süleymaniye Hacı Beşir Ağa 452 [Q], Pertev Paşa 462 [P]): haz. Yücel Dağlı, Seyit Ali Kahraman, Robert Dankoff, 2005.
  • X. Kitap (Bağdat 306 [Y], Süleymaniye Hacı Beşir Ağa 452 [Q], Pertev Paşa 462 [P]): haz. Seyit Ali Kahraman, Yücel Dağlı, Robert Dankoff, 2007.

Derlem metni bu yayındaki okumaya dayanır; çeviriyazı işaretleri yeniden yazılmıştır.

Yazar: Evliyâ Çelebi. Yazma: Topkapı Sarayı Kütüphanesi Bağdat 304, 305, 306, 307, 308; Revan 1457 (IX–X. kitaplarda Süleymaniye Hacı Beşir Ağa 452 ve Pertev Paşa 462 ile karşılaştırmalı).

Sayılarla

64.002
cümle
2.448.046
sözcük
149.437
ayrı biçim
79.216
tek geçişli
%53,0 (hapax)
0,596
STTR
standart tür/sözcük
38,2
sözcük / cümle
5,65
harf / sözcük
1
eksik yer (lakün)

Metin

Neşrin işaretleri
  • [u] Editörün anlaşılırlık için eklediği harf ya da sözcük
  • (ve) Editörün fazlalık ya da düzeltme saydığı yer
  • {üzüm} Derkenar (yazmanın kenarındaki çıkma), metne yerleştirilmiş
  • (---) yazmada boş bırakılmış sözcük; (...) okunamayan sözcük; (?) okuma kuşkusu
  • 218a yazmanın varak başı (IX–X. kitaplarda Y, Q, P yazmaları); 3 satır boş yazmada boş satırlar; Arapça neşirde Arap harfleriyle dizilmiş âyet ya da ibare — sözcük sayılmaz
  • ‘ ayn, ’ hemze; â î û uzun ünlü. Aramada “Akıllı” kipte a i u ile de bulunur.

Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi, Yapı Kredi Yayınları neşri (I–X. kitaplar); işaretler neşrin işaret tablosundandır.

— bir sözcüğün üzerine gelin ya da dokunun: madde başı, anlamı ve biçimi görünür.

EÇS III 24a
Menâkıb-ı Habîb-i Neccâr : Bâlâda tahrîr olunan bânî-i Antakıyye Bî‘atü'l-Kassân nâm melikin bir nûr-i dîde ciğer-kûşesi var idi. Ol dahi pederi gibi Hazret-i Mesîh'e îmân getirüp mü’min ü muvahhid olmuş idi. Hikmet-i Hüdâ ecel-i müsemmâsı gülüp "İrci‘î ilâ rabbik" emrine imtisâlen cânib-i Hakk'a revâne olup Antakıyye içre defn olunup yedi seneden sonra bu Hazret-i Habîb-i Neccâr bu Antakıyye şehrine gelüp cümle halkı dîn-i Mesîh'e da‘vet etdikde cümle ahâlî-i beled Habîb-i Neccâr'dan mu‘cize isteyüp "Bizim melîkimizin Yavhîd nâmında bir âdil oğlu var idi. Yedi senedir merhûm oldu. Anı ihyâ eyle, cümlemiz îmâna gelelim" dediler. Derhâl Habîb-i Neccâr kabr-i şehzâde üzre varup du‘â edüp "Kum bi-iznillah" deyince bi-emri Hüdâ şehzâde-i âzâde azâb-ı kabrden âzâd olup hayât buldukda yedi sene mu‘ammer olup cümle ehl-i Antakıyye İslâm ile müşerref olup şehzâde yedi sâlde ol kadar adl-i adâletler edüp deyr-i kebîrler ve hayrât-ı vefîrler edüp şehr-i Antakıyye'i imâr ederken Habîb-i Neccâr kifâf-ı nefs içün neccârlık etdüğünden Habîb-i Neccâr derler. Ol asrda dülgerlerin pîri ol idi. Ammâ Hazret-i Risâlet-penâh asrında Ebü'l-Kâsım Abdülvâhid en-Neccârî'dir. Hazret huzûrunda Selmân-ı Pâk belin bağlayup kırk ikinci pîr olup [İbn] Zübeyr hazretlerinin fermâniyle Mekke-i Mükerreme'ye bir bâb dahi binâ edüp huccâc birinden girüp birinden çıkarlardı. Ba‘dehû Yûsuf Haccâc-ı Zâlim gelüp zulm ile {Mekke'de} ceng-i azîm edüp [İbn] Zübeyr hazretleri mündehim olup "Niçün Mekke'ye bir kapu dahi ihdâs etdin?" deyü Hazret-i [İbn] Zübeyr'i sene (---) târîhinde Haccâc-ı Zâlim salb edüp kabr-i Zübeyr kurâfe-i mu‘allâdadır. Neccârların pîri Ebü'l-Kâsım'ı dahi kapu inşâ etdiğiyçün salb etmek murâd edindikde Ebü'l-Kâsım Cidde'den gemiyle Habeş'e firâr edüp andan Asvân şehrinde Dâr-ı Bâkî'de karâr etdi. Ammâ pîr-i neccâr-ı kadîm Habîb-i Neccâr idi {Hazret-i Habîb-i Neccâr bu Antakıyye'de Yavhîd nâm} şehzâdei mürde iken ihyâ edüp keşf-i mu‘cize etdüğün münkerîn görüp âhir yedi seneden sonra Habîb-i Neccâr'ı şehîd edüp ser-i sa‘âdeti kûh-ı bâlâdan galtân olarak aşağı şehirde bir gâr-ı hafrde (---) nerdübân ile inilir bir tekye-i pür-envâr içinde medfûn olup hâlâ cemî‘i ehl-i İslâm ü Nasâra kavminin ziyâretgâhıdır.
EÇS III 24a
Ziyâretgâh-ı Habîb-i Neccâr : Vücûd-ı şerîfi kal‘a içinde evc-i âsumâne beraber bir yalçın kaya üzre bir mesîregâh âsitâne-i gârda medfûndur. Timur nazar edüp ter ü tâze buldu, derler. Kendüleri şahâdetinden berü kabr-i şerîfi üzre aslâ kandili şeb [u] rûz sönmemişdir, ilâ mâşâallah. Tekye fukâraları çerâğân etmededirler. Bunların şehâdetinden sonra mürd iken ihyâ olan şehzâde dahi merhûm olup derûn-ı kal‘ada aşağı Habîb-i Neccâr kurbunda medfûndur.
EÇS III 24a
{Ziyâret-i Melik Yavhîd ve Melik Bî‘atü'l-Kassân} : Cümle millet-i Nasâra "Bizim kralımızdır" deyü ziyâret edüp nüzürât götürürler ammâ bir târîhde gördüm, bu şehzâde-i âzâdei ihyâ eden Hazret-i İsâ'dır deyü bu âyet-i şerîfi delîl-i kat‘î etmiş. Âyet {Sûre-i Yâsîn}
EÇS III 24a
tefsîrine nazar oluna, demiş. Ve's-selâm.
EÇS III 24a
Bu Antakıyye kal‘asın seyr [u] temâşâ ve ziyâret edüp bin elli sekiz Ramazânu'l-mübârek ıydı salâtın çârsû içre câmi‘-i (---) edâ edüp nefîr-i rıhletler çalınup yine cânib-i kıbleye ma‘mûr kurâlar ubûr ederek 8 sâ‘at gidüp,
EÇS III 24a–24b
Menzil-i kasaba-i Zanbakıyye : Hakkâ ki bir mahsûldâr vâdî içre bâğ u bâğçeli ve zanbak şükûfeli üç yüz hâneli ma‘mûr büleydedir. Antakıyye nâhiyesinde (---) hükûmetdir. İncir şecerleri cihânı dutmuşdur. Bu büleyde içre 24b Cânpolâdzâde Alî Paşa Murtezâ Paşa'ya bir ziyâfet-i azîm etmişdir kim bir pâdişâh bir mülûke etmemişdir. Murtezâ Paşa ve Alî Paşa'nın cümle altı bin askerleri ve bu kadar re‘âyâ vü berâyâ tenâvül edüp yine bu kadar bin suhûn-ı lengerîler ta‘âm-ı nefîs ile mâl-â-mâl kalup paşaya üç küheyl kısrak pîş-keş edüp andan Murtezâ Paşa Alî Paşa'ya bir semmûr kürk ve bir mücevher hançer hediyye eyledi. Andan yine taraf-ı kıbleye (---) sâ‘atde,
EÇS III 24b
Menzil-i cisr-i Şu‘ûr-ı bî-nûr : Bu mahal dahi Haleb hâkinde nehr-i Âsî kenarında ve bir çemenzâr yerde bir küçük hânı vardır ammâ bî-emân yerdir. Bir sâhib-i hayra Cenâb-ı Bârî imârın nasîb edüp memerr-i huccâc emn [ü] emân ola. Andan yine cânib-i kıbleye kâhîce kayalı ve kâhîce sâzlı ve bataklı yerleri ubûr ederek 6 sâ‘atde,
EÇS III 24b
Evsâf-ı kal‘a-i Mıdık
EÇS III 24b
Sene (---) târîhinde Sultân Nûreddîn Şehîd'in Mıdık nâmında bir vezîri binâ etmeğile ol ismile müsemmâ bir kal‘a-i zîbâ-yı gûyâ nev-binâ-yı sûrcağızdır. Sene 922 târîhinde Çerâkis-i nâkes elinden Selîm Hân-ı Evvel emân ile feth etmişdir. Haleb eyâletinde (---) kazâsında bir göl kenarında bir küçük kayalı alçak püşte üzre sehl-i murabba‘ seng binâ bir küçük kal‘a-i ra‘nâ[dır].
EÇS III 24b
Andan 7 sâ‘atde,
EÇS III 24b
Der-Sitâyiş-i kal‘a-i Şecer
EÇS III 24b
Sene (---) târîhinde Mısır hulefâlarının hâtûnlarından Şecerü'd-dür nâm bir Râbi‘a-i Adviyye Diyârıbekr eyâletinde Hısn-ı Keyfâ'da oğlunu ziyârete giderken bu mahalde Şecerü'd-dür Hâtûn'u hârâmîler basup ceng-i azîm ile halâs olup oğluna Hısn-ı Keyfâ'da Mısır hilâfeti müyesser olup avdetde bu mahûf u muhâtara yerde bu kal‘ayı binâ etdüğünden ol hâtûnun ismiyle müsemmâ kal‘a-i Şecer derler. Ba‘dehû Mısır'da hatûna hilâfet müyesser olup zamân-ı Fir‘avn'da Deluke nâm hâtûn şehr-i Menuf'da niçe pâdişâh olduysa eyle bir melike olup Mısır sultânlarının cümle ağavâtlarına ve iç gılmân-ı hâssalarının üç bin âdeme varınca yıllık hil‘at-i fâhire vakf etmişdir ve Ka‘be-i Şerîf'i siyâh harîr münakkaş kisve ve zer-ender-zer kuşak ve Bâb-ı Mekke perdesi serâpâ zer-dûz ve Makâm-ı İbrâhîm sütrü zer-dûz cümle üç yüz kîse masrûf ile işlenür bu kisve-i şerîfler hâlâ dâ’imdir. Bu kal‘a sâhibi Şecerü'd-dür Hâtûn'un hayrât [u] hasenâtıdır. Merhûme bizzât kendüleri Mısır içre Sitt-i Nefîse kurbunda Sirkeciler mahallesinde câmi‘-i latîfi içre bir kubbe-i âlîde medfûndur. Sebeb-i vefâtı ehli sultân Aybeği et-Türkmânî'yi câriyelerine hâmmâm içre katl etdirirken meğer Aybeğ et-Türkmânî derûn-ı hâmmâmda gâfil değil imiş. Hançer ile hâmmâm içre cevârîlerle ceng ederken mezkûr Şecerü'd-dür ayâ niçe oldu, deyü ol lahm-i şahmıyla hammâm kubbesi üzre câmdan Aybeğ et-Türkmânî'nin cengin seyr ederken hemân hammâm kubbesi çöküp Şecerü'd-dür Aybeği et-Türkmânî önüne düşünce Aybeğ "Eyi geldin" deyüp Şecerü'd-dürr'ü hançerle katl eder. Câriyeler de Aybeği yaman günde şehîd ederler. İkisinin dahi şehâdeti böyle vâki‘ olmuşdur. Ammâ bu Şecer kal‘ası anların asrında gâyet imâr idi.
EÇS III 24b
Ba‘dehû sene 922 târîhinde Gavrî elinden Selîm Şâh-ı Evvel feth etmişdir. Haleb eyâleti hâkinde (---) hâkimdir (---) ve (---) (---) (---) kıbleden şimâle kadırga gibi tûlânî bir seng binâ kal‘a-i ra‘nâdır. Esâsı bir yalçın kaya-yı âlî üzre vâki‘ olmuşdur. Cânib-i (---) nâzır ancak bir kapusu var.
EÇS III 24b–25a
Andan 9 sâ‘atde 25a .
EÇS III 25a
Evsâf-ı şehr-i kudemâ dâr-ı fukâra ya‘nî kal‘a-i HamâHamâhallahu Te‘âlâ mine'l-belvâ
EÇS III 25a
Bu Hamâ şehrine lisân-ı Yunan'da "Hamutân" derler, lisân-ı Parsî'de "Dârşenbit" derler. Lisân-ı Dürüzî'de "Şehrezûl" derler. Lisân-ı Arab'da "Hamâ" derler. Tûfândan sonra ibtidâ bânîsi Hâm b. Nûh aleyhi's-selâmdır. Gâyet imâristân olup Âsî nehri gelmezden mukaddem dörd kerre yüz bin bi’r-i azîmler ile reyy olur bir şehr-i azîm idi. Cümle kavmi Benî İsrâ’îlî olmak ile Hazret-i Yahyâ a.l.m. hûnını Buhtunnasr {kavm-i İsrâ’îl'den almak içün} bu şehr-i Hamutân'ı harâb [u] yebâb edüp ba‘dehû İskender-i Kübrâ asrında sehel imâr olmada iken İskender otuz iki sene hilâfetden sonra merhûm olup bu kal‘a-i Yunaniyân'dan kayâsıralar bir amel-i yığma püşte üzre bir kal‘a binâ etdi ve gâyet ma‘mûr olup kralı Şâm-Tarabulus'da İşpaniye Frengiyle ittifâk edüp Şâm ve Mekke ve Medîne yolların ve niçe şehirlerin harâb [u] yebâb etmeğe başladılar.
EÇS III 25a
Âhir Hicret-i Nebeviyyenin sene 25 târîhinde Hazret-i Ömer hilâfetinde Hazret-i Ubeyd ibn Cerrâh serdâr-ı mu‘azzam olup yüz elli bin asker ile bu kal‘ayı muhâsara etdiklerinde Hâlid ibn Velîd ve Hazret-i Alî birâderi Ukayl ibn Ebî Tâlib ve Esved ibn Mikdâd ve Mâlik ibn Eşter ve Sâriyetü'l-Cebel ve Yezîd b. Süfyân bu serdârların yedisi dahi bu kal‘ayı yedi ay muhâsara edüp bi-emrillâh cebr [u] kahr ile Rûm keferesi elinden feth edüp diyâr-ı İslâm Şâm-ı cennet-meşâma zamîme-i bilâ[d] eylediler. Ba‘dehû sene (---) târîhinde (---) (---) Şâm halîfesiyken küffâr-ı frenk Tarabulus-ı Şâm'a istîlâ edüp bu Şehrezûl-ı Hamâ'yı muhâsara edüp çöl tarafından Mevâl urbânı imdâdıyla küffârı Seyf-i Muhammed'den geçirüp bakıyyetü's-seyfi Dürûzî dağlarından Tarabulus'a cân atdılar.
EÇS III 25a
Ba‘dehû Halîfe (---) bu kal‘ayı gereği gibi ol kadar metânet üzre çârkûşe seng-trâş ile bir acâyib müstahkem ve metîn ve kavî etdi kim hâlâ anın âsâr-ı binâsıdır kim binâ-yı mu‘azzamdır. Hatta bu kal‘anın cânib-i cenûbu tarafından vech-i dîvârda beyâz taşlar mâbeyninde siyâh taş ile üstâd-ı bennâ bânî-i kal‘a olan halîfenin ismin tahrîr etmişdir kim gûyâ hatt-ı Musta‘sımî'dir kim ol hat budur (---) (---) (---) (---) (---) (---).
EÇS III 25a
Ba‘dehû bu şehir Mısır halîfelerinden Sultân Gavrî hükmüne girüp Selîm Hân Mısır fethine gelirken Şâm vezîri Çerkes Senyal Bay Selîm Hân'a mutî‘ olup bu kal‘a-i Hamâ'yı bilâ-ceng ü bilâ-cidâl miftâhların teslîm edüp vâlî-i vilâyet Güzelce Kâsım Paşa olup hâkim-i şer‘ Kemâlpaşazâde dâmâdı Hicâbî Muslihiddîn-i Kocavî kadı olup Şâm eyâleti sancağı oldu. Ba‘de'l-feth-i Mısır tahrîr-i cedîd olup hâlâ Şâm-Tarabulus eyâletinde başka sancak beğinin tahtıdır. Beğin taraf-ı pâdişâhîden hâs-ı hümâyûnu 364.035 akçe ve 26 ze‘âmetdir ve 171 timardır ve çeribaşısı ve yüzbaşısı ve alaybeğisi vardır.
EÇS III 25a
Cümle paşa askeriyle ve erbâb-ı ze‘âmet cebelüleri ile cümle iki bin asker olup sefer eşerler ve mezâhib-i erba‘adan şeyhülislâmları ve nakîbü'l-eşrâfı ve a‘yân [u] kibâr [u] eşrâfı vardır. Sipâh kethüdâyeri ve yeniçeri serdârı ve Şâm yeniçerisi serdârı vardır. Kal‘a dizdârı ve kal‘a neferâtı ve muhtesibi vardır ve üç yüz pâyesiyle şerîf kazâdır ve cümle (---) aded nâhiye kurâlarıdır. Kadıya senevî altı kîse mahsûl olur. Beğine ber-vech-i adâlet otuz kîse olur.
EÇS III 25a
Eşkâl-i kal‘a-i Şenbetdâr : Bir çöl ve çölistân içre nehr-i Âsî kenarında amelî yığma bir depe üstünde seng-traş bir kal‘a-i savaşdır. Zamân-ı kadîmde gâyet imâr imiş. Hâlâ iç il olmağıla burc [u] bârûları ol kadar imâr değildir. Cümle (---) aded burûcdur ve dâ’iren-mâdâr cirmi (---) adımdır. Cânib-i erba‘asında handakı yokdur. Ve cânib-i (---) nâzır bir kapusu derûn-ı kal‘ada
EÇS III 25a
Evsâf-ı aded-i mahallât-ı Hamâ ve sarây-ı azîm ve büyût-ı gayri binâ
EÇS III 25a–25b
Cümle (---) mahalledir ve cümle (---) bin bâğ u bâğçeli havz u şadırvanlı sarây-ı âlîler ve gayri a‘yân [u] kibâr hâneleridir kim cümle hâk-i pâk ile ve kireç ve cıbız ile mestûr sarây-ı büyût-ı ma‘mûrlardır. Cümleden sarây-ı cedîd Arnavud Mehemmed Paşa sarâyıdır kim nehr-i Âsî kenarında üç yüz hâneli ve müte‘addid kâ‘alı ve iki hammâmlı ve haremi bâğ-ı cinânlı sarâydır kim meğer misli Şâm'da ola. Murtezâ Paşa'ya bir ziyâfet-i âlî etmişdir kim ta‘bir olunmaz. Ve sarây-ı Şeyh İbrâhîm Efendi ibn Abdülkâdir el-Cîlânî ve Sarây-ı (---) (---) (---) (---) (---) (---) (---) (---) (---) (---) 25b
EÇS III 25b
Sitâyiş-i cevâmi‘hâ-yı şehr-i Hamâ
EÇS III 25b
Cümle yüz beş mihrâbdır. Evvelâ yukaru çârsû içinde câmi‘-i Ubeyde ibn Cerrâh Fâtih-i Hamâ'dır ve Hazret-i Risâlet bunlara "Ehl-i cennetsüz!" deyü tebşîr etdüğü Aşere-i mübeşeredendir. Bu câmi‘ kadîm-i eyyâmda kenîse imiş. Mihrab vely olunup hîn-i fethde câmi‘ oldu. Hımıs keferesinin harâcı malıyla ta‘mîr ü termîm olup bir câmi‘-i ma‘bed-i kadîm olup hâlâ giden masrûfu çâr-kûşe bir beyâz mermer üzre celî hat ile tahrîr olunup câmi‘ dîvârında alâmetdir.
EÇS III 25b
Andan câmi‘-i Güzelce Kâsım Paşa: Selîm Hân fethinde vâlî bulunup bu câmi‘-i pür-envârı inşâ etmişdir.
EÇS III 25b
Bunlardan mâ‘ada (---) aded mesâcidlerdir.
EÇS III 25b
Der-beyân-ı medrese ve dârü'l-hadîs :
EÇS III 25b
Der-ıyân-ı dârü'l-kurrâ ve mekteb-i tıflân : Cümle yetmiş iki mekteb-i sıbyândır.
EÇS III 25b
Der-beyân-ı tekye-i dervîşân-ı ehl-i tarîk: Cümle yedi tekyedir ammâ Hazret-i Abdülkâdir el-Cîlânî tekyesi kadar ma‘mûr u müzeyyen dervîşânı çok ve imâretinde ni‘meti dâyim tekye yokdur. (---) (---) (---) (---) (---) (---) (---)
EÇS III 25b
Evsâf-ı hân-ı hâcegân-ı mücerredân : Cümle yedi aded hân-ı tüccârı vardır. Evvelâ,
EÇS III 25b
Evsâf-ı kârbânsarây-ı müsâfirân : Cümle (---) aded müsâfirhâne-i bî-minnet kârbânsarây-ı azîmler var. Evvelâ,
EÇS III 25b
Sitâyiş-i esvâk-ı sultânî bezzâzistân : Cümle (---) aded esvâk-ı sultânîdir. Gerçi Şâm ve Haleb çârsûsı gibi müzeyyen değildir ammâ yine cemî‘i zî-kıymet eşyalar mevcûddur. Kuyumcular ile Selmânî berberleri çokdur.
EÇS III 25b
Der-vasf-ı reng-i rûy-ı pîr [u] cüvân : Gâyet şiddet-i hâr şehir olmağıla halkı sehel buğday anlu ve niçeleri beyâzu'l-vech ve niçeleri ahmerü'l-levn nahîf ü sâhib-i şeyb pîrleri olur kim kuvvet-i kuvâdan bîtâb kalup niçe müstecâbü'd-da‘ve âdemleri var.
EÇS III 25b
Der-medh-i mahbûbe-i mahbûbân : Arabistân olmağıla marâlî ve gazâlî yed-i kudret ile mükehhal gözlü ve şîrîn sözlü ve münevver yüzlü, sâhib-i hayâ dilberleri olur ve mahbûbeleri câ-be-câ vardır, derler ammâ memdûh değildir ammâ mü’eddebe havâtînleri var.
EÇS III 25b
Tavsîf-i libas-ı ehl-i büldân : Avân tâ’ifesi hırka-i elvân ve harîr haftân geyerler. Vasatü'l-hâl olan "El-kâsibu habîbullah" ile ehl-i kanâ‘at cümle elvân bir ferâce ve sûf giyerler. Nisvânları ayaklarına cizme başlarına beyâz çar bürünürler.
EÇS III 25b
Ta‘rîf-i âb [u] hevâ-yı iklîm-i arz-ı büldân : İklîm-i râbi‘in vasatında vaki‘ olmağıla âb [u] hevâsı gâyet harâret üzredir. Şehirden taşra ta‘mîm sene rîh-i semûm esüp âdem helâk eder ammâ şehre te’sîr etmez. Arz-ı beledi (---) dir. Tûl-ı nehârı (---),
EÇS III 25b
Memdûhât-ı sanâyi‘âtların beyân eder : Bu şehirde dahi cümle halkı pembe ipliği eğirüp çârşefler ve havlılar ve harîr siyâh pesveler yaparlar ve askerî tâifesinden fârisü'l-hayli kesret üzre olmak ile gâyet musanna‘ at gemi yapar haddâdları vardır. Hamâ gemi meşhûrdur.
EÇS III 25b–26a
Memdûhât-ı mahsûlâtın bildirir : Şâm'ın Havrân buğdayından danedâr gendümü olur ve pâk şa‘îri ve pembesi ve fûlü ve reyhânı ve tirfil ve yonca yer ve küheylan atları, (---) (---) (---) (---) (---) (---) (---) (---) (---) 26a
EÇS III 26a
Memdûhât-ı me’kûlâtın bildirir :